ÖZET: Başvuru, Çekmeköy Belediyesi’ne yapılan emlak vergisi muafiyeti talebine ilişkin geriye dönük ödenen vergilerin iadesini istemektedir. Başvuran, 12 Mart 2018’de vergi muafiyetinden yararlandığını belirterek, bu tarihe kadar ödediği vergilerin iadesini talep etmiş, ancak belediyeden gelen cevapta muafiyetin 2019’dan itibaren geçerli olduğu ifade edilmiştir. Başvuran, 2018 yılına ait ödemelerin iadesini alamadığını ve bu konuda gerekli işlemlerin yapılmasını istemektedir.

Çekmeköy Belediyesi, başvuranın muafiyet talebinin 2019 yılı itibarıyla kabul edildiğini, ancak 2018 ve öncesine ait ödenen vergilerin iade talebinin yasal düzenlemeler gereği mümkün olmadığını belirtmiştir. İlgili mevzuat, emlak vergisi muafiyetinin yalnızca belirli koşulları taşıyan mükelleflere uygulanabileceğini ve geçmişe dönük iade taleplerinin zaman aşımına uğrayabileceğini vurgulamaktadır.

Kamu Denetçiliği Kurumu, yapılan inceleme sonucunda, başvuranın 2018 yılına kadar ödediği emlak vergilerinin iade edilmesi gerektiği yönünde tavsiyede bulunmuştur. Bu tavsiye, Çekmeköy Belediyesi’ne, başvuranın mağduriyetinin giderilmesi için gerekli işlemlerin yapılması yönünde bir öneri niteliği taşımaktadır.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2020/6699-S.20.10633

BAŞVURU NO : 2019/19305

KARAR TARİHİ : 29/04/2020

TAVSİYE KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : ÇEKMEKÖY BELEDİYE BAŞKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Emlak vergisi muafiyetinden yararlandırılan başvuranın geriye dönük ödediği vergilerin iadesi talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 07/11/2019

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1) Şikâyetçi, 12/03/2018 tarihinde Çekmeköy Belediyesine başvuru yaparak vergi

muafiyetinden yararlandığını, bu tarihe kadar ödemiş olduğu vergilerin iadesini idareden talep ettiğini, ancak Çekmeköy Belediye Başkanlığı Mali Hizmetler Müdürlüğü’nün 25/06/2019 tarihli cevabi yazısında; ‘2018 yılına ait 21/06/2019 tarihi itibariyle 156,62 TL emlak vergisi borcunun mevcut olduğu, ilgili borcun Belediye Başkanlığı’nın ilgili hesabına ödenebileceği, yapılan ödemelerin iadesine ilişkin talebin Gelir İdaresi Başkanlığı ile olan yazışmalar neticesinde değerlendirileceğinin,’ belirtildiğini, kendisinin vergiden muaf olması nedeniyle bu ödemeyi yapmayacağına dair dilekçe verdiğini, fakat bir yıl geçmesine rağmen geriye dönük ödediği vergi iadelerini alamadığını belirterek, konuya ilişkin geriye dönük ödediği vergilerin iadesi hususunda gereğinin yapılmasını talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2) Başvuruya konu iddialar hakkında Çekmeköy Belediye Başkanlığından bilgi ve belge

talep edilmiş olup Çekmeköy Belediye Başkanlığının 13/01/2019 tarihli ve sayılı cevabi yazısında özetle;

2.1) Çekmeköy İlçesi pafta ada, parselde, bodrum kat no.lu bağımsız için mükellefin

1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununun 8.maddesi gereği Hiç Bir Geliri Olmadığına ilişkin

tahahhüt belgesi ile 03/12/2018 tarih ve kayıt no.lu başvurusunun bulunduğu,

2.2) Yapılan inceleme neticesinde mükellefin dilekçesine 06/12/2019 tarihinde

sayılı yazımız ile cevap verildiği, dilekçe tarihini takip eden bütçe yılı itibariyle vergi muafiyetin başlayacağı, tahakkuk eden 2018 yılı vergisinin ödenmesinin gerekeceği yazıyla ilgiliye bildirilmiş olup, tebligatın 17/12/2018 tarihinde teslim alındığı,

2.3) İlgili mükellefin 20/06/2019 tarihinde verdiği kayıt no.lu yeni dilekçede maliki

bulunduğu taşınmaz için vergi muafiyeti kapsamında 2018 yılı vergisinin kendisinden talep edildiğini, ödemeyi kabul etmediğini ve bu zamana kadar ödediği emlak vergisinin de tarafına iadesini istediği,

2.4) Dilekçeye istinaden 25/06/2019 tarih kayıt no.lu yazımızda vergi muafiyetinin

2019 yılı itibariyle başladığı, ancak dilekçenin verildiği 2018 yılı ve öncesine ait geriye dönük

ödenen vergilerin iade talebine ilişkin ise 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunun 8 inci maddesi ve emlak vergisi tebliğlerinde de, Hiçbir Geliri Olmayanların muafiyet başvurusunda bulundukları yıl itibariyle 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununun 9 uncu maddesi c hükmüne göre muafiyet uygulandığı, Emlak vergisi ile ilgili ödenen vergilerin iadesine ilişkin olarak emekli, gazi, şehitlerin dul ve yetimlerin muafiyetten yararlanabilecekleri tarihlerin dikkate alınabildiği ancak hiç bir geliri olmayanlarla ilgili herhangi bir uygulanabilecek tarih tespit edilemediğinden, tahakkuk ve tahsil zaman aşımı yönünden hiçbir geliri olmayan mükelleflerin geçmiş yıllarda geliri olup olmadığı, 213 sayılı vergi usul kanununun 103 üncü maddesinde yazılı tarifenin 2. diliminde ki belirtilen tutarın uygulama yılı itibariyle (bankalarda yıllık faiz geliri vs) tespit edilemediğinden, bu itibarla 6698 sayılı Kişisel

Verilerin korunması kanunu kapsamında kişisel bilgilerin alınamadığından bu nedenle kamu zararına da sebebiyet verilmemesi açısından geriye dönük vergi ödemelerinin iadesine ilişkin işlem yapılamadığı açıklamalarına yer verilmiştir.

3. Gelir İdaresi Başkanlığının benzer bir konu hakkında ki 30/11/2015 tarihli ve E.113617 sayılı yazısında; “Bu itibarla indirimli bina vergisi oranı uygulaması için gerekli şartları taşıyan mükelleflerin başvurularında beyan ve taahhütlerin yeterli sayılması ancak söz konusu beyan ve taahhütlerin doğruluğunun mükelleflerden ek belge istenilmeden Belediyelerce ilgili kurum ve kuruluşlardan teyit edilmesi gerekmektedir. Ayrıca mükellefler 1319 sayılı Kanunun

8 inci maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen şartları taşıdıkları tarihten itibaren zamanaşımı

süresi de göz önünde bulundurulmak suretiyle geçmişe dönük olarak indirimli bina vergisi oranı uygulamasından yararlanabileceklerdir.” 4. Gelir İdaresi Başkanlığının 15/08/2018 tarihli ve E.108083 sayılı yazısında da; “1319 sayılı Kanunda emlak vergisinin geçmişe dönük uygulanmayacağına dair herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Dolayısıyla indirimli bina vergisi oranı (sıfır) uygulaması şartları geçmiş yıllar itibariyle sağlayan mükelleflerin geçmişe dönük olarak indirimli oran uygulamasından yararlanabilmesi ve düzeltme zamanaşımı süresi göz önünde bulundurulmak suretiyle geçmişe dönük düzeltme yapılarak tahsil edilen emlak vergilerinin iade edilmesi mümkün bulunmaktadır.”

III. İLGİLİ MEVZUAT

5) 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasasının “Vergi ödevi” başlıklı 73 üncü

maddesinde; “Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür. Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı maliye politikasının sosyal amacıdır.

Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır.

Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Cumhurbaşkanına verilebilir.”

5.1) “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü

maddesinde; “… Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye

Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler. … ” ,

6) 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun

Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,

7) 29/07/1970 tarihli ve 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunun 8 inci maddesinin ikinci

fıkrasında; “Cumhurbaşkanı, kendisine bakmakla mükellef kimsesi olup on sekiz yaşını doldurmamış olanlar hariç olmak üzere hiçbir geliri olmadığını belgeleyenlerin, gelirleri münhasıran kanunla kurulan sosyal güvenlik kurumlarından aldıkları aylıktan ibaret bulunanların, gazilerin, engellilerin, şehitlerin dul ve yetimlerinin Türkiye sınırları içinde brüt

200 m²’yi geçmeyen tek meskeni olması (intifa hakkına sahip olunması hali dahil) halinde, bu

meskenlerine ait vergi oranlarını sıfıra kadar indirmeye yetkilidir. Bu hüküm, yukarıda belirtilenlerin tek meskene hisse ile sahip olmaları halinde hisselerine ait kısım hakkında da uygulanır. Muayyen zamanda dinlenme amacıyla kullanılan meskenler hakkında bu hüküm uygulanmaz. Geliri olmadığını belgelemenin usul ve esaslarını belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.”

7.1) “Mükellefiyetin başlaması ve bitmesi” başlıklı 9 uncu maddesinin birinci fıkrasında;

“Bina vergisi mükellefiyeti; a) 33 üncü maddenin (1) ila (7) numaralı fıkralarında yazılı vergi değerini tadil eden sebeplerin doğması halinde bu değişikliklerin vuku bulduğu, aynı maddenin (8) numaralı fıkrasında yazılı halde ise bu duruma bağlı olarak takdir işleminin yapıldığı tarihi, b) Dört yılda bir yapılan takdir işlemlerinde takdir işleminin yapıldığı tarihi, c) Muafiyetin sukut ettiği tarihi, takip eden bütçe yılından itibaren başlar.”

8) 04/01/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun “Zamanaşımı süreleri” başlıklı

114 üncü maddesinin birinci fıkrasında; “Vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden

yılın başından başlıyarak beş yıl içinde tarh ve mükellefe tebliğ edilmiyen vergiler zamanaşımına uğrar.”

8.1) “Vergi hatası” başlıklı 116 ncı maddesinde; “Vergi hatası, vergiye müteallik hesaplarda

veya vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden haksız yere fazla veya eksik vergi istenmesi veya alınmasıdır.”

9) 31/12/2003 tarihli ve 25333 (3. mük.) sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Maliye

Bakanlığının 38 seri no.lu Emlak Vergisi Genel Tebliğinin, “II. Belediyeye Yapılacak

Bildirim” başlıklı bölümünde; “İndirimli bina vergisi oranının uygulanabilmesi için, Tebliğin (I/1) bölümünde belirtilen şartları taşıyan mükelleflerin, bu Tebliğe ekli formlardan durumlarına uygun olanını doldurup imzalayarak ilgili belediyelere eki belgelerle birlikte vermeleri gerekmektedir. …Belediyeler, hiçbir geliri olmayan mükelleflerden istenecek belgeler hariç olmak üzere bu Tebliğ ekinde yer alan formlar dışında mükelleflerden başka bir belge talep etmeyeceklerdir.”

10) 12/05/2005 tarihli ve 25813 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Maliye Bakanlığının 44

seri nolu Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliğinde; “Hiçbir geliri olmadığını taahhüt eden mükelleflerin, indirimli vergi oranından yararlanabilmeleri için, gelir vergisine tabi hizmet karşılığı elde edilen ücret, ticari, sınai, mesleki ve zirai faaliyet geliri ile menkul ve gayrimenkul sermaye iradı, faiz ve temettü veya benzeri bir gelirinin olmaması gerekmektedir. Mükelleflerin, yukarıda belirtilen türden bir gelir elde etmeleri veya ikinci bir meskene sahip olmaları halinde, bu değişikliği mükellefiyetlerinin bulunduğu belediyeye bildirmeleri zorunludur. Öte yandan, indirimli vergi oranından yararlanma şartlarını taşımadığı halde, gerçek dışı taahhütte bulunmak suretiyle indirimli vergi oranından yararlanan mükellefler ile durumunda meydana gelen değişikliği bildirmeyen mükelleflerden alınması gereken vergi, cezalı olarak ve gecikme faizi ile birlikte alınacaktır.”

11) 09/08/2005 tarihli ve 25901 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Maliye Bakanlığının 45

seri nolu Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliğinde “Ancak, gelirin sürekli olması özelliği de dikkate alınarak hiçbir geliri olmadığını belgeleyenler ile geliri münhasıran kanunla kurulan sosyal güvenlik kurumlarından aldıkları aylıktan ibaret bulunanların elde ettikleri ve yıllık tutarı toplamı bina vergisi indiriminden yararlanılan yıldan bir önceki yılda geçerli olan Gelir

Vergisi Kanununun 103 üncü maddesinde yazılı tarifenin ikinci gelir diliminde yer alan tutarı geçmeyen her türlü menkul sermaye iradı gelirleri, indirimli (sıfır) bina vergisi oranından yararlanmaya engel teşkil eden gelirler arasında değerlendirilmeyecektir.”

12) 27/07/2011 tarihli ve 28007 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Maliye Bakanlığının 57

seri nolu Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliğinde; “2. Emlak Vergisi Bildirimlerinin

Yeniden Düzenlenmesi, Mükelleflerden Bildirim Dışında Bir Belge Talep Edilmemesi ve

Devredenin Mükellefiyetinin Re’sen Sona Erdirilmesi

1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununun 23 üncü maddesinde, Kanunun 33 üncü maddesinde (8

numaralı fıkra hariç) yazılı vergi değerini tadil eden nedenlerin bulunması halinde (geçici ve daimi muafiyetten faydalanılması hali dahil), emlak vergisi bildirimi verilmesinin zorunlu olduğu, bildirimlerin emlakin bulunduğu yerdeki ilgili belediyeye verileceği; 11 ve 21 inci maddelerinde de vergi değerini tadil eden sebeplerle bildirim verilmesi gereken hallerde mükelleflerce verilen bildirim üzerine ilgili belediyece verginin tarh ve tahakkuk ettirileceği hüküm altına alınmıştır.

1319 sayılı Kanunda, emlak vergisi mükelleflerine, bu vergiyle ilgili işlemler sırasında emlak

vergisi bildirimi dışında herhangi bir belge vereceklerine dair yükümlülük getiren bir hüküm bulunmamaktadır.

Bu nedenle, emlak vergisi mükelleflerinden emlak vergisi bildirimi dışında tapu sureti, kimlik fotokopisi, vergi kimlik numarasını gösteren belge, elektrik ve su abone belgesi, yapı kullanma izin belgesi, m² cetveli veya başkaca bir belge talep edilmeyecektir.(…)

Belediyelerce, emlak vergisi işlemlerinde mükellefler tarafından bildirilen hususların teyidinin, mükelleflerden belge istenmeden ilgili kurum ve kuruluşlardan yapılması gerekmektedir. Bu bağlamda belediyelerce, mükelleflere ait kimlik bilgileri, İçişleri Bakanlığı Kimlik Paylaşım

Sistemi üzerinden, tapu kayıtları ise Tapu ve Kadastro Bilgi Sisteminden alınabilecektir.

Ayrıca, mükelleflerin şehit, gazi, dul, yetim ve emekli olduklarına ilişkin bilgilerin Sosyal

Güvenlik Kurumu Başkanlığından elektronik ortamda sağlanması mümkün olacaktır.

Belediyeler, emlak vergisi işlemlerinde başta imar birimleri olmak üzere emlak vergisine konu taşınmazlara ilişkin öncelikle kendi kayıtlarında bulunan bilgi ve belgelerden faydalanacaklar ve gerek duymaları halinde bildirimlerin kontrolü amacıyla bildirime konu taşınmazlarda yoklama ve tespit yapacaklardır.” düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ AV. HÜSEYİN YÜRÜK’ÜN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE

ÖNERİSİ

13) Yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın iddiaları, İdarelerin konu ile ilgili

açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek; düzeltme zamanaşımı süresi göz önünde bulundurulmak suretiyle şikâyetçiden 2020 yılına kadar tahsil edilen emlak vergilerinin şikayetçiye iadesi ve tahakkuk ettirilen ancak şikayetçiden tahsil edilmeyen emlak vergilerinin terkini ile ilgili olarak makul sürede yeni bir işlem tesisi ve mağduriyetin giderilmesi yönünde hazırlanan Tavsiye Karar Önerisi Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme

14) Başvuran 1 numaralı paragrafta açıklandığı üzere, 2018 yılında vermiş olduğu

dilekçeye istinaden 2019 yılından itibaren indirimli bina vergisi uygulamasından yararlandığını ancak 2018 yılına ilişkin emlak vergisi ödemesinin talep edildiğini belirterek 2018 yılı dahil olmak üzere geriye dönük ödediği emlak vergilerinin tarafına iade edilmesini talep etmektedir.

15) Çekmeköy Belediyesi tarafından gönderilen belgelerde ise; vergi muafiyetinin 2019 yılı

itibariyle başladığı, ancak dilekçenin verildiği 2018 yılı ve öncesine ait geriye dönük ödenen vergilerin iade talebine ilişkin 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunun 8 inci maddesi ve emlak vergisi tebliğlerinde, Hiçbir Geliri Olmayanların muafiyet başvurusunda bulundukları yıl itibariyle Emlak Vergisi Kanununun 9 uncu maddesine göre muafiyet uygulandığı, emlak vergisi ile ilgili ödenen vergilerin iadesine ilişkin olarak emekli, gazi, şehitlerin dul ve yetimlerin muafiyetten yararlanabilecekleri tarihlerin dikkate alınabildiği ancak hiç bir geliri olmayanlarla ilgili herhangi bir uygulanabilecek tarih tespit edilemediğinden, tahakkuk ve tahsil zaman aşımı yönünden hiçbir geliri olmayan mükelleflerin geçmiş yıllarda geliri olup olmadığı, Gelir Vergisi Kanunun 103 üncü maddesinde yazılı tarifenin 2. diliminde belirtilen tutarın uygulama yılı itibariyle (bankalarda yıllık faiz geliri vs) tespit edilemediğinden kamu zararına da sebebiyet verilmemesi açısından geriye dönük vergi ödemelerinin iadesine ilişkin işlem yapılamadığı açıklamalarına yer verilmiştir.

16) Türkiye’de emlak vergisi uygulaması 29/07/1970 tarihli 1319 sayılı Emlak Vergisi

Kanunu’na dayanmaktadır. Emlak Vergisi Kanununun 8 inci maddesinin ikinci fıkrası ile ilgili maddede sayılan kişiler ve konutlar için, Cumhurbaşkanı tarafından emlak vergisi oranını sıfıra kadar indirmesi mümkün hale gelmiştir. Diğer bir ifadeyle, bu kişiler ve taşınmazlara yönelik Cumhurbaşkanının emlak vergisinin tamamı oranında indirim yapma yetkisi bulunmaktadır.

17) Emlak Vergisi Kanununun 8 inci maddesinde indirimli vergi oranı uygulanması için; hem

mükelleflere hem de indirim uygulanacak binaya ilişkin şartlar öngörülmüştür. İndirim uygulaması yapılabilecek kişiler ve indirim uygulanacak taşınmazların taşıması gereken şartlar maddede belirtilmiştir. Bu kapsamda Kanunda yer alan söz konusu şartları taşımayan kişiler ve taşınmazlar için indirimli emlak vergisi uygulanmasından söz etmek mümkün değildir.

18) Bina vergisi oranı “sıfır” olarak uygulanacak olan kişiler yalnızca 8 inci maddede sayılan

kişilerdir. Bu kişiler:

– Kendisine bakmakla mükellef kimsesi olup 18 yaşını doldurmamış olanlar hariç olmak üzere hiçbir geliri olmadığını belgeleyenler, – Gelirleri sadece kanunla kurulan sosyal güvenlik kurumlarından aldıkları aylıklardan ibaret bulunan emekliler, – Özürlüler, – Gaziler, – Şehitlerin dul ve yetimleri, olarak sayılmıştır.

Madde metninde 5 farklı nitelikteki mükellef sayılmış ve bu mükelleflerin brüt olarak 200 m2

’yi geçmeyen ve mesken olarak kullandıkları, maliki ya da intifa hakkı sahibi bulundukları binaları için emlak (bina) vergisi oranının sıfır olarak belirlenebileceği belirtilmiştir.

19) İndirimli vergi oranından yararlanılabilmesi için öngörülen, “hiçbir gelirin bulunmaması”

şartı; hizmet karşılığı elde edilen ücret geliri, ticari, sınaî, meslekî veya tarımsal faaliyet geliri, serbest meslek kazancı ve gayrimenkul gelirinin olmamasını ifade etmektedir. Diğer bir ifadeyle, hiçbir geliri olmadığını taahhüt eden mükelleflerin, indirimli vergi oranından yararlanabilmeleri için sayılanlar kapsamında bir gelirinin olmaması ön koşul olup, sayılanlardan herhangi bir geliri olanlar bu indirimden yararlanamayacaklardır. Sayılan gelir türlerinin tek istinası menkul sermaye iradıdır.

20) Nitekim Maliye Bakanlığının 45 Seri No.lu Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliğine göre

kişilerin elde etmiş oldukları menkul sermaye iradı gelirlerinde (sahibinin nakdi sermaye veya para ile temsil edilen değerlerden müteşekkil sermaye dolayısıyla elde ettiği kar payı, faiz, kira ve benzeri iratlar), belli sınırlar dahilinde indirimli emlak vergisi uygulamasından yararlanmaları mümkün olmaktadır. Bu kapsamda gelirin sürekli olması özelliği de dikkate alınarak hiçbir geliri olmadığını belgeleyenler ile geliri münhasıran kanunla kurulan sosyal güvenlik kurumlarından aldıkları aylıktan ibaret bulunanların elde ettikleri ve yıllık tutarı toplamı bina vergisi indiriminden yararlanılan yıldan bir önceki yılda geçerli olan Gelir Vergisi

Kanunu’nun 103 üncü maddesinde yazılı tarifenin ikinci gelir diliminde yer alan tutarı geçmeyen her türlü menkul sermaye iradı gelirleri, indirimli (sıfır) bina vergisi oranından yararlanmaya engel teşkil eden gelirler arasında değerlendirilmeyecektir. (45 Seri No.lu

Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliği.)

21) Somut olayda şikâyetçinin, ilgili idareye verdiği 03/12/2018 tarihli “Hiçbir geliri

olmadığına ilişkin taahhüdü” ile 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunun 8 nci maddesi kapsamında indirimli bina vergisi oranı uygulaması talebinin idare tarafından 2019 yılı ve sonrası için kabul edildiği ve indirimli (sıfır) vergi oranından yararlandırıldığı bu bağlamda, şikâyetçinin

Kanunun aradığı muafiyet şartlarına haiz olduğu tespit edilmiştir.

22) Diğer taraftan şikâyetçinin indirimli bina vergisi oranı uygulaması talebinin idare

tarafından 2019 yılı öncesi için kabul edilmeme gerekçesinin ise Hiçbir Geliri Olmayanların muafiyet başvurusunda bulundukları yıl itibariyle 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununun

9 uncu maddesine göre muafiyet uygulandığı belirtilerek, emlak vergisi ile ilgili ödenen

vergilerin iadesine ilişkin olarak emekli, gazi, şehitlerin dul ve yetimlerin muafiyetten yararlanabilecekleri tarihlerin dikkate alınabildiği ancak hiç bir geliri olmayanlarla ilgili herhangi bir uygulanabilecek tarih tespit edilemediğinden, tahakkuk ve tahsil zaman aşımı yönünden hiçbir geliri olmayan mükelleflerin geçmiş yıllarda geliri olup olmadığı, (213 sayılı vergi usul kanununun 103 üncü maddesinde yazılı tarifenin 2.dilimindeki belirtilen tutarın uygulama yılı itibariyle (bankalarda yıllık faiz geliri vs) tespit edilemediğinden), ayrıca bu itibarla 6698 sayılı Kişisel Verilerin korunması kanunu kapsamında kişisel bilgilerin alınamadığından kamu zararına da sebebiyet verilmemesi açısından geriye dönük vergi ödemelerinin iadesine ilişkin işlem yapılamadığı anlaşılmaktadır.

23) Mevzuata göre; emekliler ile hiçbir geliri olmayanların indirimli bina vergisi oranından

yararlanabilmeleri için; emeklilerin 38 Seri Nolu Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliği ekinde yer alan “Tek Meskeni Olan (İntifa Hakkına Sahip Olanlar Dahil) Emeklilere, Dul ve Yetimlere

Ait Form”unu, hiç bir geliri olmayanların da 44 Seri Nolu Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliği ekinde yer alan “Hiçbir Geliri Olmayanların Tek Meskenlerine Ait Taahhüt Belgesi”ni doldurarak ilgili belediyeye vermeleri yeterli bulunmaktadır.

24) Yine 57 Seri No.lu Emlak Vergisi Kanunu Tebliğinde; emlâk vergisi mükelleflerine, bu

vergiyle ilgili işlemler sırasında emlâk vergisi bildirimi dışında herhangi bir belge vereceklerine dair yükümlülük getiren bir hüküm bulunmadığı, emlâk vergisi mükelleflerinden emlâk vergisi bildirimi dışında tapu sureti, kimlik fotokopisi, vergi kimlik numarasını gösteren 2 belge, elektrik ve su abone belgesi, yapı kullanma izin belgesi, m cetveli veya başkaca bir belge talep edilmeyeceği, emlak vergisi işlemlerinde mükellefler tarafından bildirilen hususların teyidinin mükelleflerden ek belge istenmeden belediyelerce ilgili kurum ve kuruluşlardan yapılması gerektiği, bu bağlamda belediyelerce, mükelleflere ait kimlik bilgilerinin İçişleri Bakanlığı Kimlik Paylaşım Sistemi üzerinden, tapu kayıtlarının Tapu ve

Kadastro Bilgi Sisteminden alınabileceği, mükelleflerin şehit, gazi, dul, yetim ve emekli olduklarına ilişkin bilgilerin ise Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı’ndan elektronik ortamda sağlanmasının mümkün olabileceği düzenlemelerine yer verilmiştir.

25) Söz konusu Tebliğlerde yer alan düzenlemeler uyarınca, hiçbir geliri olmayanların veya

sosyal güvenlik kurumlarından emekli, dul, yetim, ölüm ve malûliyet aylığı alan ve bu aylıkları dışında başka gelirleri bulunmayanların, Türkiye sınırları içinde 200 m²’yi geçmeyen tek meskeni nedeniyle indirimli bina vergisi oranından faydalanabilmesi için Tebliğ ekinde belirtilen formun (taahhüt belgesinin) ilgili Belediyeye vermesi yeterli olup, belediyelerce, ayrıca başka bir belge istenilmeden mükelleflerin meskenlerine indirimli bina vergisi oranını sıfır olarak uygulaması gerekmektedir. Öte taraftan, idarenin, mükellefler tarafından verilen bildirimlerin teyidini ilgili kurum ve kuruluşlardan yapabilme ve mükelleflerin gerçeğe aykırı beyan ve bildirimlerini tespit etmesi halinde ödenmesi gereken vergiyi cezası ve gecikme faiziyle birlikte tahsil etme yetkisi olduğu hususu da bir gerçektir.

26) Öte yandan İdarece, şikayetçinin geçmiş (2018 yılı öncesi) dönemlere ilişkin gelir

durumuna yönelik bir tespit yapılmadığı (193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 103 üncü maddesinde yazılı tarifenin 2. dilimindeki belirtilen tutarın uygulama yılı itibariyle (bankalarda yıllık faiz geliri vs) tespit edilemediği belirtilmektedir.) bu nedenle kamu zararına da sebebiyet verilmemesi açısından ilgilinin geçmişe yönelik muafiyetten yararlanılma talebi kapsamında herhangi bir işlem yapılamayacağını belirtilmiş ise de; muafiyet talebine ilişkin bildirimin ilgili belediyelere belli bir sürede verilmesi gerektiği ya da indirimli (sıfır) bina vergisi oranı uygulamasından geriye dönük yararlanılamayacağı hususlarında ilgili mevzuatta herhangi bir düzenleme mevcut değildir. Bu itibarla, meskenlerine ilişkin olarak ilgili yıllarda indirimli (sıfır) bina vergisi oranı uygulanması gereken mükellefler hakkında, düzeltme zamanaşımı süresi göz önünde bulundurulmak suretiyle geçmişe dönük düzeltme yapılması mümkün bulunmaktadır. Dolayısıyla şikayetçinin söz konusu uygulamadan geçmişe dönük olarak (düzeltme zamanaşımı süresi içinde) yararlanmasına engel bir durum bulunmamaktadır. Nitekim 3 ve 4 no.lu paragraflarda belirtilen Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından Kurumumuza verilen cevabi yazıların da bu doğrultuda olduğu anlaşılmaktadır.

27) Ayrıca 57 seri no.lu Tebliğ hükümleri gereğince, sadece mükellef tarafından verilen beyana

dayalı olarak mükellefe indirimli (sıfır oranlı) emlak vergisi uygulanmasının, gerçeğe aykırı beyanlar nedeniyle kamusal zararı doğuracağı ihtimalini akla getirse de, aynı Tebliğ ve

44 seri no.lu Tebliğ hükümleri gereğince, idarenin mükellefler tarafından verilen beyanın

teyidini ilgili kurum ve kuruluşlardan yapabilme yetkisine sahip olması ve şayet gerçeğe aykırı beyan tespit edilirse ödenmesi gereken verginin cezası ve gecikme faiziyle birlikte tahsil edileceği hususları bu ihtimali ortadan kaldırmaktadır.

28) Dolayısıyla şikayetçinin ilgili Tebliğ ekinde bulunan formu idareye vermesi, indirimli

(sıfır) bina vergisi uygulamasından yararlanması için yeterli olup, söz konusu beyan ve taahhütlerin doğruluğunun mükelleften ek belge istenilmeden İdarece ilgili kurum ve kuruluşlardan teyit edilmesi gerekmektedir. Ancak dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden; adı geçen Belediyece, şikâyetçinin geçmişe dönük olarak indirimli bina vergisi oranı (sıfır)

uygulamasından yararlanıp yararlanamayacağına ilişkin olarak, 57 Seri No.lu Tebliğde öngörülen düzenleme doğrultusunda ilgili kurum ve kuruluşlardan bir teyit alınmadığı anlaşılmıştır. Bu kapsamda; ilgili İdarece, Emlak Vergisi Kanunu ve ilgili tebliğlerde ki yükümlülüklerini yerine getirmeden, şikâyetçinin 2014-2018 dönemine ilişkin indirimli bina vergisi oranından yararlanma talebini reddederek, hukuku aykırı işlem tesis ettiği ve şikâyetçinin konuyla ilgili olarak mağduriyet yaşamasına sebebiyet verdiği sonucuna varılmıştır. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 126 ncı maddesi, yine bu Kanunun 114 üncü maddesindeki 5 yıllık tarh ve tahakkuk zamanaşımına atıfta bulunarak, bu zamanaşımı süresi dolduktan sonra vergi hatalarının düzeltilemeyeceğini kesin bir ifadeyle belirtmiştir. Bu bağlamda şikayetçinin 03/12/2018 tarihli dilekçesine istinaden 2019 yılı itibariyle indirimli bina vergisi uygulamasından yararlandırıldığı anlaşılmıştır. Başvuranın iade ve terkin talebini 20/06/2019 tarihinde yaptığı nazara alındığında, geriye dönük olarak, 2019 yılına kadar (2014-

2018) ödediği emlak vergilerinin iadesi ve tahakkuk eden ancak ödemediği vergilerin terkini

mümkün olacaktır.

29) Başvuranın iddiaları, idarelerin açıklamaları, ilgili mevzuat hükümlerinin

incelenmesi ve Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; şikayetçinin ilgili Tebliğ ekinde bulunan formu idareye vermesinin indirimli (sıfır) bina vergisi uygulamasından yararlanması için yeterli olduğu ve söz konusu beyan ve taahhütlerin doğruluğunun ek belge istenmeden ilgili Belediyece ilgili kurum ve kuruluşlardan teyit edilmesi gerektiği, buna karşın

Belediye Başkanlığının bu yükümlülüğünü yerine getirmeden ve söz konusu beyan ve taahhütlerin doğru olmadığına ilişkin aksi bir tespit yapmadan, düzeltme zamanaşımı süresi göz önünde bulundurulmak suretiyle başvuranın geçmişe dönük indirimli (sıfır)

bina vergisi oranından yararlanma talebinin reddi yönünde işlem tesis etmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu tespit edilmiştir.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

30) İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede

yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar

Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup;

Kurumumuzun bilgi ve belge talebine süresi içinde cevap verildiği, İdarenin başvuranla ilgili işlemlerinde, ‘makul sürede karar verme’ ilkesine uygun davrandığı tespit edilmiştir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

31) 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının

idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup İstanbul

Vergi Mahkemesinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosyanın kapsamına göre, BAŞVURUNUN KABULÜNE; Düzeltme zamanaşımı süresi göz önünde bulundurulmak suretiyle şikâyetçiden 2020 yılına kadar tahsil edilen emlak vergilerinin şikayetçiye iadesi ve tahakkuk ettirilen ancak şikayetçiden tahsil edilmeyen emlak vergilerinin terkini ile ilgili olarak makul sürede yeni bir işlem tesisi ve mağduriyetin giderilmesi hususunda ÇEKMEKÖY BELEDİYE

BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

Kararın BAŞVURANA ve ÇEKMEKÖY BELEDİYE BAŞKANLIĞINA tebliğine;

6328 sayılı Kanunun 20 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, bu karar üzerine tesis

edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi