ÖZET: Bu Danıştay kararında, başvuranın Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi yönetiminin usulsüz uygulamaları ve mobbing iddiaları üzerine yaptığı başvuru incelenmiştir. Başvuran, hastane yönetiminin kendisine yönelik haksız uygulamalar ve görev yerinin sık sık değiştirilmesi nedeniyle mobbing uygulandığını iddia etmiştir. Ancak, yapılan değerlendirmelerde, başvuranın görev yerinin değiştirilmesinin ve aşı birimine görevlendirilmesinin kamu yararı gözetilerek yapıldığı, dolayısıyla bu işlemlerin hukuka ve hakkaniyete uygun olduğu sonucuna varılmıştır.

Mobbing kavramı, sistematik, sürekli ve kasıtlı bir şekilde gerçekleştirilen olumsuz tutum ve davranışlar olarak tanımlanmakta, bu tür davranışların varlığı için belirli unsurların bir arada bulunması gerektiği vurgulanmaktadır. Yargıtay kararlarına atıfta bulunularak, mobbingin varlığı için mağdurun iş yaşamından dışlanması amacıyla yapılan kasıtlı eylemlerin varlığına dikkat çekilmiştir. Sonuç olarak, başvuranın talebi reddedilmiş ve idarenin işlemlerinin hukuka uygun olduğu belirlenmiştir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2022/1838-S.22.2774

BAŞVURU NO : 2021/17163

KARAR TARİHİ : 09/02/2022

RET KARARI

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : SAĞLIK BAKANLIĞI

Başvuranın, idarenin mevzuat dışı görevlendirmeleri ve tarafına bu

BAŞVURUNUN KONUSU :

yolla uygulanan mobbing iddiası hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 08/10/2021

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1) Kurumumuza yapılan başvuruda başvuran özetle, Ankara Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesinde

2007 yılından itibaren devlet memuru olarak görev yapmakta olduğunu, ilk atama kadro ve görev yerinin

Ruh Sağlığı ve Hastalıkları kliniği olduğunu, 2021 yılı içerisinde görev yerinin defalarca görevlendirmeyle hastane yönetimi tarafından bilinçli ve kanunlara aykırı olarak değiştirildiğini, 4857 iş kanununa tabi işçi personelin memur personelleri hastane içerisindeki çalışmalarda ve işleyişte sevk ve idare konusunda görevlendirdiğini, Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yönetiminin şahsına ifade ettiği uygulamalarda bulunmasının sebebinin Boran Hukuk Bürosunun vekâleti ile hazırlamış olduğu ve bu konuda Ankara İl

Sağlık Müdürlüğüne ihbar başvurusunda bulunması olduğunu, sonrasında idarece hakkında inceleme başlatılmış olduğunu, bu süreçte hastane yönetimi tarafından sıklıkla görev yerinin değiştirildiğini, usulsüz olarak hastane aşı birimine görevlendirildiğini ifade ederek tarafına uygulanan haksız uygulamalar ve mobbing uygulamaları ile ilgili olarak soruşturma açılmasını talep ettiği, idari başvuru yolu tüketilmeden yapıldığı anlaşılan başvurunun Kurumumuzca incelenme imkânı bulunmadığından, başvurunun değerlendirilmesi ve gereği için tarihinde Sağlık Bakanlığına gönderilmesine karar verildiği, bu defa başvuran idarenin 24/09/2021 tarihli cevap yazısına ilişkin başvuruda bulunarak başvurusunun yeniden değerlendirilmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2) Kurumumuzun şikâyet konusuna ilişkin bilgi ve belge isteme yazısına istinaden, Sağlık

Bakanlığının 12/11/2021 tarih ve sayılı yazısı ve eklerinde özetle;

Başvuranın 06.08.2021 tarihinden 01.10.2021 tarihine kadar salgın hastalıktan dolayı aşı biriminde görevlendirilmekle birlikte ilgilinin 31.08.2021 tarihinde başlayıp 09.09.2021 tarihinde biten 10 gün iş görmemezlik raporu aldığı ve ardından 10.09.2021 tarihinde geçerli olmak üzere tekrar 10 gün iş görmemezlik raporu aldığı ve bu konu ile ilgili personel hakkında gerekli incelemelerin hala devam ettiği ve tutanak tutulduğu, Dünyada ve ülkemizde yaşanan Covid-19 pandemisi nedeniyle Covid-19 vaka sayıların hızla artması ve hastaların hastaneye yoğun başvurmaları neticesinde ciddi iş yükü artışının söz konusu olduğu, hastanede sağlık hizmetinin 7/24 saatleri şeklinde kesintisiz devam etmesi gerektiği, hastanede vatandaşlara Covid-19 aşısının uygulaması için aşı birimi açıldığı, aşı biriminde aşıya gelen vatandaşların Covid-19 aşı formu doldurarak kayıt altına alınması ve alınan aşı randevusunun mobil uygulama üzerinden aşı karekodunu eşleştirmesinin gerekmekte olduğu, Başhekimlik tarafından yazılan ve tüm birimlere gönderilen resmi yazıya istinaden personellerin sürekli çalıştığı birimlerden memur ve yardımcı hizmetler sınıfından tıbbi sekreter, sağlık teknikeri memur, 4/D sürekli işçi veri giriş kayıt personellerinden birim sorumlularınca isimleri bildirilen birer ikişer kişinin aşı uygulayıcısı sağlık personeline yardımcı olması maksadıyla aşı birimine görevlendirildiği, bu görevlendirmelerin sadece başvuran personele münhasır bir uygulamanın olmadığı, aksine ihtiyaca binaen hastanenin diğer birimlerinden de memur statüsünde çalışan çok sayıda personelin de görevlendirmesinin yapıldığı, adı geçen personel dışında bu uygulamadan dolayı idare aleyhinde hiçbir şikâyetin söz konusu olmadığı, bu süreçte memur ve diğer çalışan personellerin çalışma planları aylık yapıldığı, çalışma listeleri kendilerine tebliğ edilerek aylık planlamaya göre çalıştırıldığı, adı geçen personelin iddialarının sadece soyut beyanlardan ibaret olduğu, kendisine idarece hiçbir şekilde mobbing uygulanmadığı, adı geçen personel resmi görevlendirme yazısıyla idarece görevlendirildiği halde görev yerine gitmediğine dair hakkında tutanaklar tutularak idari işlem başlatıldığı, ayrıca başvuranın amirlerine karşı filli saldırıda bulunduğu, emre itaatsizlik, hakaret ve tehdit içerikli sözler sarf ettiği gerekçesiyle Başhekimliğin bilgisi dâhilinde ilgili müdür ve müdür yardımcıları tarafından 25.10.2021 tarihinde hakkında tutanak tutulduğu, Ankara İl Sağlık

Müdürlüğü disiplin birimince konunun değerlendirilerek, görevlendirilecek muhakkik marifetiyle incelemenin yapılmasının talep edildiği, başvuranın konu hakkında şikâyetleri hastane Başhekimliği yerine makam atlanarak Ankara İl Sağlık Müdürlüğüne yaptığının anlaşıldığı ve Müdürlük tarafından konu hakkında inceleme başlatıldığı, incelemenin hala devam ettiği, başvuranın eski görev yerinin değiştirilmesinin kanuna ve mevzuata aykırı olduğu, hukuksuz olduğunu iddia ettiği ancak idarenin her türlü görevlendirme işleminde kamu yararı gözeterek takdir yetkisini kullanmakta olduğu, başvuranın görevlendirmesinde de 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun hükümlerine aykırılık oluşmadan kurum içi görevlendirme yapıldığı, başvuranın 01.10.2021 tarihinde Çocuk Ergen ve Ruh Sağlığı Hastalıkları

Polikliniğinde görevlendirildiği ve görevinin devam ettiği, şikayet sahibi tarafından yargı organlarında açılmış bir dava bulunmadığı ifade edilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3) 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasasının;

3.1) “Devletin temel amaç ve görevleri” başlıklı 5 inci maddesinde; “Devletin temel amaç ve görevleri,

Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini,

sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

3.2) “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17 nci maddesinin birinci fıkrasında;

“Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.”

3.3) “Çalışma hakkı ve ödevi” başlıklı 49 uncu maddesinin ikinci fıkrasında; “Devlet, çalışanların

hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alır.”

3.4) “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin

üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Vatandaşlar (…) kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikâyetleri hakkında, yetkili makamlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir

Kendileriyle ilgili başvurmaların sonucu, gecikmeksizin dilekçe sahiplerine yazılı olarak bildirilir. Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”

4) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun ‘Kurumun görevi’ başlıklı 5 inci maddesinin

birinci fıkrasında, “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”

5) 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun;

5.1) “Amir durumda olan devlet memurlarının görev ve sorumlulukları” başlıklı 10 uncu maddesinin

ikinci fıkrasında, “Amir, maiyetindeki memurlara hakkaniyet ve eşitlik içinde davranır. Amirlik yetkisini kanun, tüzük ve yönetmeliklerde belirtilen esaslar içinde kullanır.”,

5.2) “Devlet memurlarının görev ve sorumlulukları” başlıklı 11 inci maddesinin birinci fıkrasında,

“Devlet memurları kanun, tüzük ve yönetmeliklerde belirtilen esaslara uymakla ve amirler tarafından verilen görevleri yerine getirmekle yükümlü ve görevlerinin iyi ve doğru yürütülmesinden amirlerine karşı sorumludurlar.”, hükümleri yer almaktadır.

6) 19/03/2011 tarihli ve 27879 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “İşyerlerinde Psikolojik Tacizin

(Mobbing) Önlenmesi” konulu Başbakanlık Genelgesinde; kamu kurum ve kuruluşları ile özel sektör işyerlerinde gerçekleşen psikolojik tacizin çalışanların itibarını ve onurunu zedelediği, verimliliğini azalttığı ve sağlığını kaybetmesine neden olarak çalışma hayatını olumsuz etkilediği, kasıtlı ve sistematik olarak belirli bir süre çalışanın aşağılanması, küçümsenmesi, dışlanması, kişiliğinin ve saygınlığının zedelenmesi, kötü muameleye tabi tutulması, yıldırılması ve benzeri şekillerde ortaya çıkan psikolojik tacizin önlenmesi, iş sağlığı ve güvenliğinin ve çalışma barışının geliştirilmesi için bazı tedbirlerin alınması gerektiği, işyerinde psikolojik tacizle mücadelenin öncelikle işverenin sorumluluğunda olduğu, işverenlerin çalışanların tacize maruz kalmamaları için gerekli bütün önlemleri alacakları, bütün çalışanların psikolojik taciz olarak değerlendirilebilecek her türlü eylem ve davranışlardan uzak duracakları belirtilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ SADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

7) Kamu Denetçisi tarafından, başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve

tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; başvuru konusuna ilişkin hazırlanan Ret Karar Önerisi

Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme

8) Kurumumuza yapılan başvuruda başvuran, Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastane Yönetiminin usulsüz

iş ve işlemleri hakkında Ankara İl Sağlık Müdürlüğüne ihbar başvurusunda bulunması sonrasında idarece hakkında inceleme başlatıldığını, bu süreçte hastane yönetimi tarafından sıklıkla görev yerinin değiştirildiğini, usulsüz olarak hastane aşı birimine görevlendirildiğini ifade ederek tarafına uygulanan haksız uygulamalar ve mobbing uygulamaları ile ilgili olarak soruşturma açılmasını talep etmektedir.

9) Ülkemizin taraf olduğu İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi gibi uluslararası sözleşmeler ile

Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) sözleşmelerinde de, herkesin elverişli koşullarda çalışma, edinilen iş veya meslekte tabi olunacak muamelede eşitliğin sağlanması, kamu çalışanları dahil olmak üzere istihdam edilen bütün kişilerin çalışma sırasındaki sağlığı etkileyen fiziksel ve zihinsel unsurların dikkate alınması gerektiği düzenlenmiş ve üye devletlere bu konularda gerekli tedbirleri alma yükümlülüğü getirilmiştir. Bu bağlamda, Devletin ve kamu otoritelerinin çalışanların fiziksel ve ruhsal yönden zarar görmelerine neden olmamaları gerekmektedir.

10) Mobbing “İşyerlerinde bir veya birden fazla kişi tarafından diğer kişi ya da kişilere yönelik

gerçekleştirilen, belirli bir süre sistematik biçimde devam eden, yıldırma, pasifize etme veya işten uzaklaştırmayı amaçlayan; mağdur ya da mağdurların kişilik değerlerine, mesleki durumlarına, sosyal ilişkilerine veya sağlıklarına zarar veren; kötü niyetli, kasıtlı, olumsuz tutum ve davranışlar bütünü” olarak tanımlanmış, mobbingin unsurları olarak; işyerinde gerçekleşmesi, sistemli bir şekilde yapılması, süreklilik kazanmış bir sıklıkla tekrarlanması, kasıtlı yapılması, yıldırma, pasifize etme ve işten uzaklaştırma amacında olması, mağdurun kişiliğinde, mesleki durumunda veya sağlığında zarar ortaya çıkması hususları sayılmıştır. [Bkz, İşyerlerinde Psikolojik Taciz (Mobbing) Bilgilendirme Rehberi, Psikolojik Tacizle

Mücadele Kurulu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (Mayıs 2014)]

11) Psikolojik tacize maruz kalan bireylerin; bıktırma, yıldırma, dışlanma, kurumun hizmetlerinden yoksun

bırakılma, aşağılanma, izin ve görevlendirilmelerde yararlandırılmama, zorla tayin gibi psikolojik tacize neden olabilecek tutum ve davranışlara maruz kalabilmekte oldukları, bir olguya işyerinde psikolojik taciz diye bakabilmek için davranışların ayda birkaç kez tekrarlanması, birbiri ardına birtakım evreler içinde geçmiş olması, uzun süre devam etmesi ve davranış tarzlarının kişiye kötü muamele şeklinde olması gerektiği, en azından, kasıtlılık, süreklilik ve sistemlilik niteliklerini taşıması gerektiği belirtilmiş, mobbinge neden olabilecek idari işlemler ise; geçici görevlendirme (görev yeri değişikliği), mesleğin (unvanın) gerektirdiği görevleri vermeme, atama (atamama) özlük haklarının yerine getirilmemesi, disiplin soruşturması açılması olarak sayılmıştır. [Bkz, Türkiye Büyük Millet Meclisi Kadın Erkek Fırsat Eşitliği

Komisyonu İşyerinde Psikolojik Taciz (Mobbing) ve Çözüm Önerileri Komisyon Raporu (Nisan 2011)]

12) Yargıtay 22 nci Hukuk Dairesinin 16/09/2014 tarihli ve E:2014/18743, K:2014/24185 sayılı

kararında; “Mobbingin meydana gelebilmesi için bir işçinin hedef alınarak, uzun bir süre ve belli aralıklarla sistematik biçimde tekrarlanan, mağdurun karşı koymasına rağmen yapılan aşağılayıcı, küçük düşürücü ve psikolojik olarak acı veren, işteki performansı engelleyen veyahut olumsuz bir çalışma ortamına sebep olan tehdit, şiddet, aşağılama, hakaret, ayrımcılık, ağır eleştiri, taciz ve çalışma şartlarını ağırlaştırma gibi eylem, tutum ve davranışların uygulanması gerekir. (…) Mobbingde, hedef alınan kişinin şerefine, kişiliğine, karakterine, inancına, değerlerine, yeteneklerine, tecrübelerine, birikimlerine, düşüncelerine, etnik kökenine, yaşam biçimine, kültür ve benzeri yönlerine topluca bir saldırı söz konusudur. Bu saldırı, dedikodu ve söylenti çıkarma, iftira atma, toplum önünde küçük düşürme, hafife alma, karalama, kötüleme ve yok sayma gibi kişiyi zihinsel, ruhsal, fiziksel ve bedensel olarak etkileyebilecek eylemlerle yapılmaktadır. Süreklilik göstermeyen, belli aralıklarla sık sık tekrarlanmayan, ara sıra münferit olarak meydana gelmiş birkaç haksız, kaba, nezaketsiz veya etik dışı davranış mobbing olarak nitelendirilemez.” hükmü yer almaktadır.

13) Yargıtay 22 nci Hukuk Dairesinin 22/05/2014 tarihli E:2013/11788, K:2014/14008 sayılı

kararında; “Mobbingin varlığı ve kabulü için mağdurda psikolojik rahatsızlığın meydana gelmesi zorunlu olmadığı gibi, her psikolojik rahatsızlığın nedeni de mobbing değildir. Birçok olguda işyeri stresinin çalışanların sağlığı üzerinde mobbinge benzer etkiler oluşturduğu bilinen bir husustur. Çalışanlar üzerinde olumsuz etki yaparak, onların davranışlarını, verimliliklerini ve sosyal ilişkilerini etkileyen olgu, stres olarak tanımlanır ve rahatsızlık belirtileri birçok yerde mobbinge benzerdir. Mobbing oluşturan eylemler, mağdur üzerinde psikolojik baskı oluştursa ve bunun sonucunda bir kısım sağlık sorunlarına neden olsa da, her psikolojik baskıyı ve rahatsızlığı mobbinge bağlamak doğru değildir. Bu bağlamda, bir işyerinde yaşanan belli yoğunluktaki stres, kaba, kırıcı ve küçümseyici davranışlar, çalışanları mutsuz yapsa, onların psikolojik ve ruhsal sağlığında bozulmalar meydana getirse de, diğer unsurlara bakılmadan mobbing olarak kabul edilmesi hatalıdır. Örneğin, nezaket ve saygının yokluğu olan işyeri kabalığı, doğal olarak kişiye bağlı, beğenilmeyen, çirkin görülen, rahatsız edici ve hoş karşılanmayan söz, tutum ve davranışlardan oluşmaktadır. … Mobbing kavramının etimolojik anlamına ve tarihsel gelişimine bakıldığında; aynı ortamda bulunan veya aynı organizasyona bağlı olan bir veya birden fazla kimsenin bir kişiye belli bir amaçla, sistematik bir şekilde, yılgınlık, korku, tedirginlik, endişe, bunalım, bıkkınlık, sıkıntı veya kaygı oluşturacak söz, tutum veya davranışlarla psikolojik ve duygusal baskı kurarak onu belli şekilde davranmaya ya da davranmamaya, ortak alandan uzaklaştırmaya, güçsüzleştirmeye, değersizleştirmeye, aşağılamaya, küçük düşürmeye veya pasifize etmeye yönelik çabalarına mobbing denilir. Mobbingi; stres, tükenmişlik sendromu, işyeri kabalığı, iş tatminsizliği ya da doyumsuzluğu gibi olgulardan ayıran husus, belli kişinin belli bir amaca yönelik olarak hedef alınması, yapılan haksızlığın sürekli, sistematik ve sık oluşudur.” ifadelerine yer verilmiştir.

14) Yargıtay 9 uncu Hukuk Dairesinin 12/02/2013 tarihli ve E:2010/38293, K:2013/5360 sayılı

kararında; “Hareketin mobbing sayılabilmesi için sistematik, sürekli ve kasıtlı olması gerekir. Ayrıca hareketin amacı da doğru tespit edilmelidir. Çünkü mobbingde amaç, iş ilişkisi içinde bulunduğu mağdurdan kurtulmak veya ona zarar vermek, onu yıldırmaktır. Kişiyi iş yaşamından dışlamak amacıyla kasıtlı olarak yapılır. Örneğin, yöneticinin otoriter olması tek başına mobbing uygulandığı anlamına gelmez. Kişilik haklarının ihlal edilip edilmediğini ise her somut olayın özelliğine göre değerlendirmek gerekir. Ayrıca, bu şekilde davranışlara maruz kaldığını ispat yükü iddia edene düşer. Yani işçi mobbinge

maruz kaldığını ispat etmelidir. İşçinin anlattığı mobbing teşkil eden olayların tutarlık teşkil etmesi, kuvvetli bir emarenin bulunması gerekmektedir. Kişilik hakları ve sağlığın ağır saldırıya uğraması mobbingin varlığının tartışmasız kabulünü doğurur.” denilmektedir.

15) Yargı organlarınca verilen kararlarda, mobbinge dayanan iddialarda kesin ve mutlak bir ispatın

aranmayacağı, “ilk görünüş ispatı olarak adlandırılan” vicdani kanaatin oluşmasına yetecek kadar bir ispatın yeterli olduğu, delillerin sıhhat ve kuvvetinde tereddüt edilmesi halinde çalışan lehine yorum ilkesinin uygulanması gerektiği; ayrıca kişilik haklarının ağır şekilde ihlaline gerek olmadığı, kişilik haklarına yönelik haksızlığın yeterli olduğu vurgulanmaktadır.

16) Zira Anayasa Mahkemesinin 10/03/2016 tarihli ve 2013/6235 başvuru numaralı kararında da; “Kural

olarak psikolojik tacize maruz kaldığını ileri süren başvurucu1arın bu iddialarını yeterli ve ikna edici açıklamalar ve delillerle ispat etmeleri gerekir. Bununla beraber, psikolojik tacizi kanıtlamak kolay değildir.

Bu yüzden, başvurucuların kendilerine yönelik sistematik ve süreklilik arz eden şekilde psikolojik tacize yol açan muamele yapıldığını hukuka uygun her türlü delille ispatlamaları mümkündür. Bunun ispatlanması durumunda, “bu şekildeki muamelenin var olmadığını veya haklı sebeplere dayandığını ispat yükü muameleyi gerçekleştiren kamu makamlarına geçecektir.” değerlendirmelerine yer verilmiştir.

17) Somut olay ile ilgili olarak; Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde görev yapmakta olan

başvuran Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Kliniğinde memur olarak görev yapmakta iken 02/02/2021 tarihinden itibaren Depo biriminde görevlendirildiği, ardından Covid-19 salgın hastalığı dolayısıyla hastane yönetimi tarafından 06.08.2021 tarihinden 01.10.2021 tarihine kadar aşı biriminde görevlendirdiği, başvuranın aşı biriminde görevlendirildiği süre zarfında 10’ar günlük 2 kere iş görmemezlik raporu aldığı, bu konu hakkında başvuran ile ilgili incelemelerin devam ettiği, başvuran son olarak 01.10.2021 tarihinde Çocuk

Ergen ve Ruh Sağlığı Hastalıkları Polikliniğinde görevlendirildiği ve görevinin devam ettiği tespit edilmiştir.

18) Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; dosyadaki bilgi ve belgeler, anılan mevzuat

hükümleri, yüksek yargı kararları ve tüm dosya içeriği göz önünde bulundurularak başvuruya konu olaylar bir bütün olarak incelendiğinde, başvuranın; hastane yönetimi tarafından sıklıkla görev yerinin değiştirildiği, usulsüz olarak hastane aşı birimine görevlendirildiği ve tarafına idarece mobbing uygulandığı yönündeki iddiaları ile ilgili olarak elde edilen bilgiler ışığında idarece takdir edilen görevlendirmelerin hukuka ve hakkaniyete uygun olduğu değerlendirilerek başvuranın talebinin reddi gerektiği sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

19) İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; şikâyet başvurusu kapsamında idarenin başvuranla ilgili işlemleriyle ilgili bilgi ve belgelerin, süresi içinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, bu anlamda “kararların gerekçeli olması”, “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ve “makul sürede karar verme” ilkelerine uygun hareket edildiği, ancak şikâyet konusu olayda “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkelerine aykırı davrandığı anlaşıldığından, idarenin bundan böyle bu ilkelere uygun hareket etmesi beklenmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

20) 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin birinci

fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa)

dava açma süresinden kalan süre, kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup Ankara İdare

Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE, Kararın başvurana ve SAĞLIK BAKANLIĞINA tebliğine

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi