|
ÖZET: Bu Danıştay kararında, başvuranın Eskişehir 2. İdare Mahkemesi tarafından göreve iade edilmesi sonrası, görevden el çektirildiği tarih ile göreve başlatıldığı tarih arasındaki maaş alacaklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesi ve SGK primlerinin yatırılması talebi incelenmiştir. İlgili mevzuat gereği, idarelerin mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu ve bu kararların geciktirilmeden yerine getirilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Başvuranın, görevden el çektirildiği süre zarfında mali haklarının ödenmemesi, Anayasa Mahkemesi kararları ve Danıştay içtihatları doğrultusunda mülkiyet hakkının ihlali olarak değerlendirilmiştir. Bu bağlamda, başvuranın geçmişe yönelik mali haklarının ödenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Sonuç olarak, başvuranın maaş alacaklarının ve SGK primlerinin ödenmesi yönünde tavsiyede bulunulmuştur. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2023/10691-S.23.17076
BAŞVURU NO : 2023/6192
KARAR TARİHİ : 25/08/2023
TAVSİYE KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : ADALET BAKANLIĞI
Mahkeme kararı kapsamında alamadığı maaş alacaklarının yasal faizi
BAŞVURUNUN KONUSU :
ile birlikte ödenmesi ve SGK primlerinin ödenmesi talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 02/05/2023
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1) Kurumumuza yapılan başvuruda başvuran , Eskişehir 2. İdare Mahkemesinin E.
/ , K. / sayılı kararı ile göreve iade edildiğini, söz konusu mahkeme kararının Danıştay 12. Dairesinin E. / , K. / sayılı Kararı ile kesinleştiğini, bu nedenle görevden el çektirildiği tarih ile göreve iade edildiği tarih arasında alamadığı maaş alacaklarının yasal faizi ile birlikte tarafına ödenmesi gerektiğini belirterek, söz konusu maaş alacaklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesini ve söz konusu sürelere ilişkin SGK primlerinin ödenmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2) Başvuruya konu iddialar hakkında bilgi ve belge talebi içerikli yazımıza istinaden Adalet
Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü’nün 31/05/2023 tarihli ve sayılı cevabi yazısı ve eklerinde özetle;
2.1) Emet Cumhuriyet Başsavcılığınca Tavşanlı Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonu
Başkanlığına 27.10.2014 tarihinde müzekkere yazılarak “Zabıt Katibi Eskişehir 2. İdare
Mahkemesinin 17/09/2014 tarih ve / sayılı esası gereği 27/10/2014 tarihinde Emet’teki görevine başlamıştır. İlgiliye görevinden ayrıldığı 07.02.2014 tarihinden göreve başladığı 27/10/2014 tarihine kadar maaş ödemesinin yapılıp yapılmayacağı yapılacaksa maaşının tamamı veya 3/2 oranında mı yapılacağının tarafımıza bildirilmesi” hususunun talep edildiği, Adalet Bakanlığı Personel Genel
Müdürlüğünün 12.12.2014 tarih ve – sayılı yazısı ile Adalet Bakanlığı Yüksek
Disiplin Kurulu Başkanlığının 07.02.2014 tarih ve sayılı kararı uyarınca devlet memurluğundan çıkarıldığı tarih ile görevine iade edildiği tarih arasındaki sürelere ilişkin olarak Eskişehir 2. İdare
Mahkemesinin 17.09.2014 tarih ve E. / sayılı kararında “açıkta geçen sürelere ilişkin mali hakların ödenmesine” dair bir hüküm bulunmadığından Bakanlıkça yapılacak bir işlem bulunmadığına dair görüş bildirildiği,
3) Tavşanlı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonu Başkanlığı dahilinde; 05/08/2013-
06/01/2014 tarihleri arasında 5 ay 1 gün görevinden uzaklaştırılması nedeniyle açıkta, 10/02/201427/10/2014 tarihleri arasında 8 ay 17 gün devlet memurluğundan ihracı nedeniyle ihraçta kaldığı, başvurana Emet Adliyesinde görevli olduğu 2013 yılı eylül, ekim, kasım ve aralık aylarındaki uzaklaştırma süresince ödemeyen 1/3 lik maaş farkına esas olmak üzere 1.812,62 TL’lik net ödemenin yapıldığı, başvuranın görevden el çektirildiği 10.02.2014-27.10.214 tarihlerine ilişkin herhangi bir ödeme veya SGK primlerinin yatırıldığına ilişkin herhangi bir belgeye rastlanılmadığı, Açıklamalarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
4) 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın;
4.1) “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36 ncı maddesinin birinci fıkrasında, “Herkes meşru vasıta ve
yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”
4.2) “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü
ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”
4.3) “Yargı yolu” başlıklı 125 inci maddesinin son fıkrasında, “İdare, kendi eylem ve işlemlerinden
doğan zararı ödemekle yükümlüdür.”
4.4) “Mahkemelerin bağımsızlığı” başlıklı 138 inci maddesinin son fıkrasında, “Yasama ve yürütme
organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.”
5) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin
birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”
6) 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Kararların sonuçları” başlıklı 28 inci
maddesinin birinci ve üçüncü fıkrasında, “Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez. (…) Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemeleri kararlarına göre işlem tesis edilmeyen veya eylemde bulunulmayan hallerde idare aleyhine Danıştay ve ilgili idari mahkemede maddi ve manevi tazminat davası açılabilir.”
Hükümleri yer almaktadır.
IV. KAMU DENETÇİSİ SADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ
7) Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın talebinin kabulü
yönünde hazırlanan Tavsiye Karar Önerisi Kamu Başdenetçisine sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme
8) Başvuran, bir numaralı paragrafta belirtildiği üzere Eskişehir 2. İdare Mahkemesinin 17/09/2014 tarih
ve / sayılı esası gereğince görevden el çektirildiği tarih ile göreve başlatıldığı tarih arasındaki alamadığı maaş alacaklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesini ve söz konusu sürelere ilişkin SGK primlerinin ödenmesini talep etmektedir.
9) Başvuru konusu incelendiğinde, Adalet Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu Başkanlığının 07/02/2014
tarih ve sayılı kararı ile başvuranın Devlet memurluğundan çıkarılmasına karar verildiği, söz konusu işlemin iptali için açtığı davada; Eskişehir 2. İdare Mahkemesinin 17/09/2014 tarih ve E: / sayılı kararıyla “yürütmenin durdurulması” kararının verildiği, bu karar doğrultusunda 27/10/2014 tarihinde
Emet Adliyesinde göreve başlatıldığı, ancak görevden el çektirildiği tarih ile göreve başlatıldığı tarih arasındaki maaş alacaklarının ödenmemesi ve SGK primlerinin ödenmemesi üzerine bakılan başvurunun yapıldığı anlaşılmaktadır.
10) Başvuran hakkında verilen Eskişehir 2. İdare Mahkemesinin 31/12/2014 tarihli ve E. / ,
K. / sayılı kararında; “Dava Kütahya İli, Emet Adliyesi’nde zabıt katibi olarak görev yapmakta olan davacının 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125-E/(g) maddesi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarılma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin 07.02.2010 günlü, sayılı Adalet
Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu kararının iptali istemiyle açılmıştır. (…) Bu durumda olayda davacının eylemi 657 Sayılı Kanun’un 125/D-(k) maddesinde öngörülen eylemle bire bir örtüşmekte iken ve bu eylemin kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektirdiği yasa koyucu tarafından açıkça hükme bağlanmışken; söz konusu eylemin yorum yoluyla “Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak” kapsamında değerlendirilmesinde ve davacının 657 sayılı Kanun’un 125/D-(k) maddesi yerine aynı Kanun’un 125/E(g) maddesi uyarınca cezalandırılmasında hukuka uyarlık görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle dava konusu işlemin iptaline, (…)” denilmektedir.
11) Kararın “İlgili Mevzuat” kısmında yer verilen düzenlemelere göre; yasama ve yürütme organları ile
idarenin, mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu, bu organlar ve idarenin, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği açıkça belirtilmiştir.
12) Anayasa Mahkemesinin 14/01/2010 tarihli ve E.2009/27, K.2010/9 sayılı kararında; “Anayasa’nın
36. maddesinde ifade edilen hak arama özgürlüğü, diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biri olmakla birlikte aynı zamanda toplumsal barışı güçlendiren, bireyin adaleti bulma, hakkı olanı elde etme, haksızlığı önleme uğraşının da aracıdır. Hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma hakkı, sadece yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunmada bulunma hakkını değil, yargılama sonunda hakkı olanı elde etmeyi de kapsayan bir haktır.” ifadeleri kullanılmıştır.
13) Danıştay Birinci Dairesinin 07/06/1982 tarihi ve E.1982/112, K.1982/130 sayılı kararında
“Yukarıda anılan Anayasa, Yasa hükümleri ve idare hukuku ilkesi karşısında, idare, iptal kararının amaç ve kapsamına göre yeni bir işlem ya da işlemler yapmak, iptal edilen işlemden doğan sonuçları ortadan
kaldırmak, işlemin hiç yapılmamış sayılması ilkesi gereği olarak, önceki hukuki durumun geçerliliğini sağlamak görevi ile yükümlüdür. İptal kararının bu sonuçları doğurduğu göz önüne alındığında, haklarında göreve son verme, görevinden çekilmiş sayılma ya da benzeri işlemler yapılan kamu görevlilerinin, yargısal yoldan bu işlemlerin iptalini sağlamaları halinde, idarenin bu kararlara uygun işlem tesis etmesi ve işlemin doğurduğu hukuki ve fiili bütün sonuçları ortadan kaldırmak için memurun iptal edilen işlem ile sıkı ilişkisi bulunan bütün maddi haklarını, o görev yapılmış gibi ve başkaca bir hükme gerek olmaksızın kendiliğinden ödemesi gerekli bulunmaktadır. İptal kararı üzerine memurun, görevine iadesi ile yetinip, memuriyet görevinin fiilen yapılmadığı süreye ilişkin maddi haklarını ödememek, iptal kararı ile ortadan kaldırılmış bir işlemin sonuçlarını geçerli bırakmak anlamına gelir ki, bunun yukarıda açıklanan idare hukuku ilkesiyle bağdaşmayacağı açıktır.
Bu durumda haklarında tesis edilen göreve son verme, görevden çekilmiş sayılma ya da benzeri işlemlerin yargısal kararla iptali üzerine göreve döndürülenlere, dava dilekçelerinde bir istemde bulunmuş olup olmadıklarına bakılmaksızın, işlemin tesisi tarihinden sonraki bütün maddi haklarının ödenmesi gerekli mütalaa kılınmakla dosyanın Danıştay Başkanlığına sunulmasına
07.06.1982 gününde oybirliği ile karar verildi.” denilmektedir.
14) 25/2/1983 tarihli 81 Seri Numaralı Devlet Memurları Kanunu Genel Tebliğinde de; “Ancak, bu
konu ile ilgili olarak Danıştay Birinci Dairesinin Esas No: 1982/112, Karar No: 1982/130 sayılı istişari kararında ise; haklarında tesis edilen göreve son verme, görevden çekilmiş sayılma ya da benzeri işlemlerin iptali üzerine göreve döndürülenlerin, dava dilekçelerinde aylık ve diğer özlük haklarına ilişkin bir istemde bulunup bulunmadıklarına bakılmaksızın, işlemin tesisi tarihinden sonraki bütün maddi haklarının ödenmesi gerektiği belirtilmektedir. Bu nedenle, gerek ihtilafların kısa zamanda çözümlenmesi gerekse kurumların boş yere yargı giderlerini ödememeleri bakımından uygulamanın
Danıştay Birinci Dairesinin anılan kararı doğrultusunda yapılması gerekmektedir.” denilmektedir.
15) Kurumuzca Mahkeme kararı kapsamında tespit edilen sürelerin hizmetine eklenmesi talebi ile
ilgili verilen 2022/18610 başvuru numaralı ve 09/06/2023 karar tarihli Tavsiye Kararında, “İdarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat, yargı kararları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Bu bağlamda sosyal güvenlik hakkının anayasal bir hak olması, vazgeçilemez niteliği itibariyle haktan yararlanmanın zorunlu olması ve sosyal güvenlik primleri açısından zaman aşımı veya hak düşürücü bir süre bulunmadığı hususları birlikte düşünüldüğünde üstün kamu gücü yetkileriyle donatılan kamu otoritelerinin mahkeme ilamına bağlanmış borçlarını zamanaşımı gerekçesiyle ödemeyi reddetmesi sebebiyle mahkeme ilamıyla hizmetten sayılan 18/7/2000-15/10/2003 tarihleri arasındaki sürede başvuranın sosyal güvenlik hakkından mahrum bırakılmasının anılan sürelere ilişkin olarak hakkın kullanımını engellediği değerlendirilerek başvuranın belirtilen sürelere ilişkin mali, özlük ve sosyal haklarının tesisi amacıyla idarece işlem tesis edilmek suretiyle mağduriyetin giderilmesi gerektiği aksi yönde uygulamanın hukuka ve hakkaniyete aykırı olacağı sonuç ve kanaatine varılmaktadır.” denilmektedir.
16) Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; Anayasa’nın 138 inci maddesi ile 2577 sayılı
İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28 inci maddelerinde yargı kararlarına uyma zorunluluğunun açıkça belirtildiği, Eskişehir 2. İdare Mahkemesince “(…) Açıklanan nedenlerle dava konusu işlemin iptaline (…)” kararı verildiği, söz konusu Mahkeme Kararında “açıkta geçen sürelere ilişkin mali hakların ödenmesine” dair bir hüküm bulunmadığından açıkta geçen sürelere yönelik herhangi bir ödeme yapılmadığı, buna bağlı olarak da SGK primlerinin de ödenmediği, bununla birlikte Anayasa
Mahkemesinin bireysel başvuru üzerine vermiş olduğu, 07/02/2017 tarih ve 2015/4812 sayılı kararında
belirtmiş olduğu; … açıkta iken görev iade edilen memura, mali haklarının faiziyle beraber ödenmemesinin mülkiyet hakkının ihlali olduğu yönündeki değerlendirmesi, gerekse 13 numaralı paragrafta değinilen Danıştay Birinci Dairesinin Kararında belirtilen “… dava dilekçelerinde aylık ve diğer özlük haklarına ilişkin bir istemde bulunup bulunmadıklarına bakılmaksızın, işlemin tesisi tarihinden sonraki bütün maddi hakların ödenmesi gerektiği” şeklinde ki hüküm uyarınca başvurana geçmişe yönelik mali haklarının ödenmesi gerektiği anlaşıldığından başvuranın görevden el çektirildiği tarih ile göreve başlatıldığı tarih arasındaki alamadığı maaş alacaklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesi ve söz konusu sürelere ilişkin SGK primlerinin ödenmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
17) 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu
Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde iyi yönetim ilkelerine yer verilmiş olup; idare tarafından, Kurumumuzca talep edilen bilgi ve belgeler süresi içinde gönderildiğinden “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkesine uygun hareket edildiği; ancak, başvuranın talebini reddederken bu işlem karşısında hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğinin gösterilmemiş olması sebebiyle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uyulmadığı tespit edilmiş olup, idareden bundan böyle bu ilkeye de uyması beklenmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
18) 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin ikinci
fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup, İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII.KARAR
Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE; Eskişehir 2. İdare Mahkemesinin 17/09/2014 tarih ve E: / sayılı kararı neticesinde göreve başlatılan başvuranın açıkta geçen sürelere ilişkin maaş alacaklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi ve SGK primlerinin ödenmesi yönünde TAVSİYEDE BULUNULMASINA, Kararın Başvurana ve ADALET BAKANLIĞINA tebliğine,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Adalet
Bakanlığınca bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi