ÖZET: Bu Danıştay kararında, başvuranın kamu görevinden çıkarılması ve sonrasında göreve iade edilmesi sürecinde, görevden uzak kaldığı süre boyunca alamadığı mali haklarının ödenmesi talebi ele alınmıştır. Başvuran, maaş, banka promosyonları, asgari geçim indirimleri ve diğer ek ödemelerin yasal faiziyle birlikte ödenmesini istemektedir. İdare, başvuranın taleplerini reddetmiş, ancak Danıştay, idarenin hukuka aykırı işlemleri nedeniyle başvuranın bu haklardan mahrum kaldığını ve bu durumun idarenin sorumluluğunda olduğunu belirtmiştir.

Danıştay, başvuranın görevde olsaydı alabileceği tüm mali haklarının ödenmesi gerektiğine hükmetmiştir. İdarenin hatalı işlemi nedeniyle oluşan kaybın, başvuranın üzerine yüklenemeyeceği vurgulanarak, eksik kalan promosyon ödemeleri ve diğer mali hakların idare tarafından karşılanması gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu karar, kamu görevlilerinin haklarının korunması ve idarenin hukuka uygun hareket etmesi açısından önemli bir içtihat oluşturmuştur.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2021/10163-S.21.16396

BAŞVURU NO : 2021/1330

KARAR TARİHİ : 08/07/2021

TAVSİYE KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : TARIM VE ORMAN BAKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın görevden uzaklaştırıldığı sürelere ilişkin tüm mali haklarının yasal faiziyle birlikte tarafına ödenmesi talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 20/01/2021

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza (T.C. Kimlik No: tarafından yapılan şikâyet başvurusunda, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 19. Bölge Müdürlüğü bünyesinde inşaat mühendisi olarak çalışmaktayken 25/08/2017 tarih ve 30165 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 693 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarıldığını ve Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu’nun 03/12/2020 tarih ve 2020/13380 sayılı kararı ile kamu görevine tekrar iade edildiğini, görevden ayrı kaldığı süre boyunca alamadığı tüm mali ve sosyal haklarımın iadesi için kuruma başvurduğunu, görevden ayrı kaldığı süre boyunca alamadığı maaşlar, banka promosyonları, agi ödemeleri, teknik hizmetler sınıfı personele 3 ayda bir ödenen ek özel hizmet tazminatları, yetkili sendika ile İdare arasında yapılan toplu sözleşmelere göre 4.

Ve 5. dönem giyim ve koruyucu giyim yardımları gibi ek ödemelerin yasal faizleri ile birlikte ayrı ayrı hesaplanarak ödenmesi gerektiği hususlarına kurumuna ilettiğini, kurumun cevabi yazısında tarafına sadece maaş ve banka promosyon ödemesinin yapılacağının bildirdiğini, yapılan ödemelerde gelir vergisinin ilgili dönemler için değil tamamının Ocak 2021 tarihindeki vergi dilimi hesaplanarak ödendiğini iddia ederek, kendisine yapılan ödemlerin ilgi döneme denk gelecek şekilde yeniden hesaplanmasını ayrıca kurumunun ödenmesini uygun görmediği; AGİ ödemelerinin, sendika ile yapılan toplu sözleşmeye göre 4. ve 5. dönem giyim ve koruyucu giyim yardımlarının, Harcırah Kanununa istinaden teknik hizmetler sınıfına 3 ayda bir ödenen ek özel hizmet tazminatının yasal faizleri hesaplanarak tarafına ödenmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Tarım ve Orman Bakanlığı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün 26/05/2021 tarihli ve sayılı yazısında; 2.1. “Adı geçen personele 25/08/2017 tarihinden itibaren ait olduğu dönemin maaş katsayıları dikkate alınarak geçmişe dönük maaş ödemesi yapılmış ancak faiz ödemesi yapılmamıştır. Bu ödemelere ilişkin faiz talebiyle ilgili olarak 7098 Sayılı Kanunun 2 nci maddesinde geriye dönük mali ve sosyal hakların ödenmesi yönünde açık hüküm bulunmasına rağmen faiz ödemesine ilişkin bir hüküm yoktur. Ayrıca yukarıda bahsi geçen aynı Kanunun aynı maddesinde ”Bu kişiler, kamu görevinden çıkarılmalarından dolayı herhangi bir tazminat talebinde bulunamaz” hükmü bulunmaktadır. Dolayısıyla ilgiliye bir faiz ödemesi yapılması mümkün değildir.” ,

2.2. “İlgili dava dilekçesinde; ”Banka promosyonlarının ödenmesi gerektiğini” belirtmiş olsada; T.C. İş

Bankası ile Bölge Müdürlüğümüz arasında 2019 yılı Kasım ayından itibaren 3 yıllık protokolde; personellerimize yapılan ödemelerin T.C. İş Bankası aracılığı ile yapılması karşılığında peşin olarak promosyon ödemesi kararlaştırılmıştır. İlgilinin 25/08/2017 tarihinde ihraç olması nedeniyle herhangi bir ödeme (maaş vb.) yapılamayan bu dönemler için banka tarafından bir promosyon ödemesinin yapılması söz konusu olamaz. Aynı zamanda Bölge Müdürlüğümüz tarafından işe başlama, tayin, göreve iade vb.

personel girişleri bankaya bildirilmekte olup, “Banka Sözleşmesi ve Promosyon Şartnamesi” gereği ilk maaşın adı geçen personele ödendiği ay dikkate alınarak, promosyon ödemesi geriye kalan süre için kıst yevmiye şeklinde hesap edilerek T.C. İş Bankası tarafından ödenmiştir.”,

2.3. “İlgilinin dava dilekçesinde; ”Agi ödemelerinin yapılması gerektiğini ve yapılan ödemelerde gelir vergisinin ilgili dönemler için değil tamamının Ocak/2021 dönemindeki vergi dilimi hesaplanarak ödendiğini ve kendisine yapılan ödemelerin ilgili döneme denk gelecek şekilde yeniden hesaplanması gerektiğini” belirtmiş olsa da; 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 19 uncu maddesinde bulunan “Vergi alacağı vergi kanunlarının vergiyi bağladıkları olayın vukuu hukukî durumun tekemmülü ile doğar.” hükmü dikkate alınarak, ilgiliye yapılan ödemelerde bulunan gelir vergisi hesaplaması Gelir Vergisi

Kanununun 103 ve 104 üncü maddeleri kapsamında yapılmıştır. Yukarıdaki hüküm ve açıklamalara göre; geçmiş döneme ilişkin ödenen ücretin tahakkuk ve ödemesi hangi dönemde yapılmış ise yapılan ödemenin o dönemin ücreti kabul edilerek ödemenin yapıldığı aya ait asgari geçim indiriminin de sadece o dönemdeki tahakkuk eden vergiden mahsup edilerek uygulanması, geçmiş dönemler için asgari geçim indirimi uygulanmaması gerektiği anlaşılmaktadır. Gelir Vergisinde yukarıdaki hükümden dolayı ücret hangi tarihte ödenmişse o tarihteki gelir vergisi matrahına dahil edilerek vergilendirme yapmıştır. Böylece normal zamanda alt dilimden (%15) vergiye tabi tutulacak ücret gelirleri, ödemenin toplu yapılması nedeniyle üst dilimden (%27) vergiye tabi tutulmuştur.” ,

2.4. “İlgilinin dava dilekçesinde; ”Teknik hizmetler sınıfı personele 3 ayda bir ödenen Ek Özel Hizmet

Tazminatlarının ödenmesi gerektiği’ belirtilmiş olsa da; 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun Zam ve

Tazminatlar başlıklı 152 nci maddesinin, II. Tazminatlar kısmının A.Özel Hizmet Tazminatı bölümünün (c) bendinde “Teknik Hizmetler Sınıfına dahil kadrolarda bulunan personelden açık çalışma mahallerinde fiilen çalışanlara, bulundukları kadrolar esas alınmak suretiyle, çalışılan her gün için belirlenecek oranlarda ve üçer aylık dönemler itibarıyla toplamı 60 puanı aşmayacak şekilde, dönem sonlarında ödenmek üzere ek özel hizmet tazminatı verilebilir.” hükmü bulunmaktadır. Ayrıca 17/04/2006 tarihli ve

/

2006/10344 sayılı Devlet Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin Bakanlar Kurulu Kararında ise “Teknik Hizmetler Sınıfına ait kadrolarda bulunan personelden; büro, atölye, ısı santralı, laboratuar, tesis (sosyal tesisler dahil), işletme, fabrika ve hizmet binaları dışında olmak şartıyla arazi, şantiye, inşaat, baraj, park, bahçe, maden, açık alanlarda kurulu tarım ve hayvancılık uygulama birimleri ve yol gibi açık çalışma mahallerinde fiilen çalışanlara (belirtilen mahallerde yapılan kontrollük hizmetleri dahil), çalışılan her gün için aşağıda gösterilen oranlarda ayrıca özel hizmet tazminatı ödenir. Faal durumdaki hizmet binalarının tadilat, bakım ve onarımı işleri açık çalışma mahalli kapsamında değerlendirilmez.Bu ek özel hizmet tazminatının ödenmesinde ilgililerin kadroları esas alınır. Tazminatın kimlere ödeneceği; iş programları ve çalışma mahallerinin özellikleri dikkate alınarak, üçer aylık dönemler itibarıyla ilgili birim amirlerince belirlenir. Ödemeler görevin fiilen yerine getirilmesinden sonra üçer aylık dönem sonlarında yapılır.” hükmü geçmektedir. Bu nedenle yukarıda belirtilen hükümlerden anlaşılacağı üzere

Ek Özel Hizmet Tazminatı, fiilen açık arazide çalışma karşılığı ödenen bir ücret olup, adı geçen personelin fiilen çalışmadığı sürelere ilişkin ödeme talep etmesi usulsüzdür.”,

2.5. “İlgilinin dava dilekçesinde; ”Yetkili sendika ile İdare arasında yapılan toplu sözleşmelere göre 4. ve 5. dönem Koruyucu Giyim Yardımları ve Giyim Yardımlarının ödenmesi gerektiğini ” belirtilmiş olsa da; Bölge Müdürlüğümüzde çalışan teknik personele Memurlara Yapılacak Giyecek Yardımı Yönetmeliğine göre ödeme yapılmakta olup, ilgili yönetmeliğin 5 inci maddesinde ” Herhangi bir nedenle bir dönem için verilmeyen giyim eşyası sonraki döneme ait giyecek yardımı ile birlikte de verilemez.” hükmü bulunmakta olup, yönetmeliğin eki olan II sayılı cetvelde giyim eşyalarının Açıkta çalışanlara (Arazi, Şantiye, Maden

İşletmesi ve Radyoling istasyonlarında çalışanlar) verileceği hüküm altına alınmıştır. Söz konusu

Yönetmelik gereği ilgiliye 2018, 2019,2020 yılları için giyim yardımı ödemesinin yapılması mümkün bulunmamaktadır. Ayrıca Bölge Müdürlüğümüz fiilen çalışan personellerine Toplu Sözleşme gereği

Koruyucu Giyim Malzemesi verilmektedir. Fiilen çalışılmayan bu süre için malzeme temini söz konusu değildir.”, açıklamalarına yer verilmektedir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Kanun önünde eşitlik” başlıklı 10 uncu maddesinin beşinci fıkrası; “Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar”, “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35 inci maddesinde; “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”, “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet

Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”, “125 inci maddesinin yedinci fıkrası; “İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür”,

4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve

işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir”, 5. 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 164 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında; “Üçüncü fıkra kapsamına giren personelin her türlü özlük haklarının ve tahakkuk işlemlerinin belli merkezlerden yapılabilmesi ve ödemelerin bankacılık sistemi aracılığı ile gerçekleştirilmesi için gerekli düzenlemeleri yapmaya ve gerekli tedbirleri almaya Maliye Bakanlığı yetkilidir.”, 6. 213 sayılı Vergi Usul Kanununun “Vergiyi doğuran olay” başlıklı 19 uncu maddesinde, “Vergi alacağı, vergi kanunlarının vergiyi bağladıkları olayın vukuu veya hukuki durumun tekemmülü ile doğar.Vergi alacağı mükellef bakımından vergi borcunu teşkil eder” ,

6.1. Anılan Kanunun “Tarh” başlıklı 20 nci maddesinde ise, “Verginin tarhı, vergi alacağının kanunlarında gösterilen matrah ve nispetler üzerinden vergi dairesi tarafından hesaplanarak bu alacağı miktar itibariyle tesbit eden idari muameledir” ,

7. 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun “Mevzuu” başlıklı 1 inci maddesinde, “Gerçek kişilerin gelirleri gelir vergisine tâbidir. Gelir bir gerçek kişinin bir takvim yılı içinde elde ettiği kazanç ve iratların safi tutarıdır”,

7.1. Bahse konu Kanunun “Asgari geçim indirimi” başlıklı 32 nci maddesinin ikinci fıkrasında, “…Asgarî geçim indirimi, bu fıkraya göre belirlenen tutar ile 103 üncü maddedeki gelir vergisi tarifesinin birinci gelir dilimine uygulanan oranın çarpılmasıyla bulunan tutarın, hesaplanan vergiden mahsup edilmesi suretiyle uygulanır…” ,

7.2. Aynı Kanunun “Vergi tevkifatı” başlıklı 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında ise, “Kamu idare ve müesseseleri, iktisadi kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadi işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya zırai işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil)

nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar” ,

6. 08/03/2018 tarihli ve 30354 sayılı Mükerrer Resmi Gazetede yayımlanan ve 7075 sayılı Olağanüstü

Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin

Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanunun, “Komisyonun görevleri” başlıklı 2 nci maddesinde; “Komisyon, olağanüstü hal kapsamında doğrudan kanun hükmünde kararnameler ile tesis edilen aşağıdaki işlemler hakkındaki başvuruları değerlendirip karar verir. a) Kamu görevinden, meslekten veya görev yapılan teşkilattan çıkarma ya da ilişiğin kesilmesi, …”, “Kararların uygulanması” başlıklı 10 uncu maddesinde; “Kamu görevinden, meslekten veya görev yapılan teşkilattan çıkarılan ya da ilişiği kesilenlere ilişkin başvurunun kabulü hâlinde karar, kadro veya pozisyonunun bulunduğu kuruma, yükseköğretim kurumlarında kamu görevinden çıkarılan öğretim elemanları için Yükseköğretim Kurulu

Başkanlığına bildirilir. Kamu görevine iade edilmesine karar verilenlerin eski kadro veya pozisyonuna atanması esastır. … Atama emri, ilgili kamu kurum ve kuruluşu tarafından 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı

Tebligat Kanunu hükümlerine göre ilgililere tebliğ edilir. Tebliğ tarihini takip eden on gün içerisinde göreve başlamayanların bu maddeden doğan atanma hakkı ile mali hakları düşer. Kamu kurum ve kuruluşları atama ve göreve başlatma işlemlerinin sonucunu, işlemlerin tamamlanmasını takip eden on beş

/

gün içinde Devlet Personel Başkanlığına bildirirler. İlgililerin kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin kanun hükmünde kararname hükümleri, bu fıkrada belirtilen kişiler bakımından tüm hüküm ve sonuçlarıyla birlikte ortadan kalkmış sayılır. Bu kapsamda göreve başlayanlara, kamu görevinden çıkarılma tarihlerini takip eden aybaşından göreve başladıkları tarihe kadar geçen süreye tekabül eden mali ve sosyal hakları ödenir. Bu kişiler, kamu görevinden çıkarılmalarından dolayı herhangi bir tazminat talebinde bulunamaz. …”, 7. 20/07/2007 tarihli ve 26588 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2007/21 sayılı Başbakanlık

Genelgesinin 4 üncü maddesinde; “Banka tarafından verilecek promosyon miktarının tamamı personele dağıtılacaktır”, 5 inci maddesinde; “Dağıtılacak promosyonlar, ilgili banka tarafından personel adına açılan hesaba aktarılmak suretiyle ödenecektir”, 8. 17/07/2012 tarihli ve 28356 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Muhasebat Genel Müdürlüğünün

34 Sıra No lu Genel Tebliğinin 1 inci maddesinde; “Bu Tebliğin amacı, merkezi yönetim kapsamında yer

alan kamu idarelerinde görevli kamu görevlileri ve işçilerin aylık ödemelerinin bankacılık sistemi aracılığı ile gerçekleştirilmesine ilişkin usul ve esasları belirlemektir.” düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ SADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

9. Kamu Denetçisi tarafından, İdarenin başvuranın talebine ilişkin işlemlerinin hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığı sonuç ve kanaatine varılarak başvurunun kabulü yönündeki öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 10. Başvuran, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 19. Bölge Müdürlüğü bünyesinde inşaat mühendisi olarak çalışmaktayken 25/08/2017 tarih ve 30165 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 693 sayılı

KHK ile kamu görevinden çıkarıldığını ve Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu’nun 03/12/2020 tarih ve 2020/13380 sayılı kararı ile kamu görevine tekrar iade edildiğini, görevden ayrı kaldığı süre boyunca alamadığı maaşlar, banka promosyonları, agi ödemeleri, teknik hizmetler sınıfı personele 3 ayda bir ödenen ek özel hizmet tazminatları, yetkili sendika ile İdare arasında yapılan toplu sözleşmelere göre 4.

Ve 5. dönem giyim ve koruyucu giyim yardımları gibi ek ödemelerin yasal faizleri ile birlikte ayrı ayrı hesaplanarak tarafına ödenmesini talep etmektedir.

11. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 164 üncü maddesinde; madde kapsamına giren personelin her türlü özlük haklarının ve tahakkuk işlemlerinin belli merkezlerden yapılabilmesi ve ödemelerin bankacılık sistemi aracılığı ile gerçekleştirilmesi için gerekli düzenlemeleri yapmaya ve gerekli tedbirleri almaya Maliye Bakanlığı yetkili olduğu hükme bağlanmıştır. Söz konusu düzenleme gereğince çıkarılan 17/07/2012 tarihli ve 28356 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Muhasebat Genel Müdürlüğünün Sıra

No lu Genel Tebliği ise, kamu personelinin maaşlarının bankalar vasıtasıyla ödenmesine yönelik usul ve esasları belirlemiştir.

12. Bu doğrultuda kamu personelinin maaşlarının ödenmesi için ilgili kurumlarla anlaşan bankalar, söz konusu mali haklara ilişkin protokoller akdetmekte ve bu protokoller gereğince elde ettiği gelirler üzerinden

“promosyon” adı verilen ek mali imkanları ilgili kurumlara sağlamaktadır. Bankaların sunduğu bu imkânların, kamu kurum-kuruluşları tarafından ne şekilde değerlendirileceği ve personelin bunlardan yararlanıp yararlanmayacağına ilişkin uygulamada yeknesaklığın bulunmayışı sebebiyle 20/07/2007 tarihli ve 26588 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2007/21 sayılı Başbakanlık Genelgesi hazırlanmıştır.

13. Söz konusu Genelge, bankalarla yapılacak protokollere ilişkin uyulması gereken genel çerçeveyi çizmiş olup promosyon ödemeleri bağlamındaki tereddütleri bir noktaya kadar gidermiştir. Ancak zaman içinde değişen şartlarla birlikte, Genelgenin 4 üncü ve 5 inci maddelerinin yeniden ele alınması gerekmiş ve bu kapsamda söz konusu maddelerde değişiklik öngörmek üzere sırasıyla 2008/18 sayılı ve 2010/17 sayılı Başbakanlık Genelgeleri çıkarılmıştır. 2007/21 sayılı Genelgenin 5 inci maddesindeki değişiklikle, kamu kurum ve kuruluşlarının promosyon ödemelerini ne miktarda ve ne kadar sürede yapacaklarına ilişkin sınırlayıcı hüküm ortadan kaldırılmıştır. Böylece ilgili kurumların kendi öznel şartlarını değerlendirerek bu ödemeyi yapmaları hususunda geniş bir takdir sahası oluşturulmuştur. Söz konusu Genelgenin 4 üncü maddesinde yapılan değişiklikle ise, bankadan alınacak promosyon miktarının tamamının personele dağıtılacağı esası benimsenmiş ve bu suretle promosyon bedelinin üçte birine kadarki kısmının ilgili kurum personelinin ihtiyaçları doğrultusunda kullanılabileceğine ilişkin yaklaşım terkedilmiştir. Bu hususlar, promosyon bedelinin, kamu personelinin aylık veya ücretinin tamamlayıcı parçası olduğu gerçeğinin kabulüne işaret etmektedir. Ayrıca, banka promosyon ödemeleri, memura bağlanan aylığın bir parçası olup aylığını almakta olan personel bankalarla yapılan sözleşmelere dahil edilmektedir.

14. Bu doğrultuda, kamu görevinden çıkarılan ancak OHAL İnceleme Komisyonunun Kararı ile de göreve iade edilen başvuranın kamu görevinden çıkarılmamış olsaydı mevcut personel olarak promosyon ödeme sözleşmesine dahil edilecek ve maaşının banka aracılığıyla yatırılması nedeniyle promosyon ücretinden yararlanabilecekti. Başvuranın, idarenin hukuka aykırı işlemi nedeniyle bu imkandan mahrum kaldığı dikkate alındığında idarenin hatalı işlemi nedeniyle oluşan külfetin şikayetçiye yükletilemeyeceği, başvuranın eksik kalan promosyon ödemelerinin idare tarafından karşılanması gerektiği tespit edilmiştir. Diğer bir anlatımla, İdarenin hatalı işlemi sonucunda aylığından mahrum kalan başvuran, bu mahrumiyet çerçevesinde banka promosyon ödemesini de alamamıştır. Dolayısıyla, başvurana ihraç edilip iade olduğu sürede eğer görevde olsa idi, alabileceği tüm ücret ve diğer mali ve sosyal haklarının ödenmesi gerekmektedir.

15. Başvuran, görevine devam edemediği sürelere ilişkin alamadığı maaş ve diğer ödemelerin göreve iade sonrası tarafına ödenen bütün ödemelerin geçmiş döneme ait para olması sebebiyle değer kaybını telafi amacıyla faiz farkının tarafına ödenmesini talep etmektedir.

16. Konuya ilişkin olarak Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 19/3/2014 tarihli ve E.2011/358, K.2014/906 sayılı kararı ile onadığı Gaziantep 1. İdare Mahkemesinin 28/09/2010 tarihli, E:2010/1211 ve

K:2010/844 sayılı ısrar kararında;”… faizin, konusu para olan borçlarda, alacaklının bu paradan mahrum kaldığı sürelerinde uğrayacağı kayıpların, başka bir anlatımla bu paranın kullanılamamasından dolayı yoksun kalınan kazancın karşılığı olduğu; esasen bu kaybın veya yoksun kalınan kazancın idareden istenebilmesi için idarenin doğrudan veya dolaylı bir kusurunun bulunmasının kural olarak gerekmediği; ekonomilerde bir değişim vasıtası olan paranın, çeşitli ticari, sınai, zirai vb. faaliyetlerde kullanılmakla, sahibine kazanç, kira, nema vs. adları altında kimi ekonomik yararlar sağlayan bir değer olduğu; paranın, sahibi dışındaki kişi ve kuruluşlarca kullanılmaksızın,

sahibinin bu ekonomik değerinden mahrum bırakılması sonucunu doğurmasının yanında, yüksek enflasyon etkisinde olan ekonomilerde, paranın değerini, yani alım gücünün enflasyon oranı ölçüsünde yitirmesine neden olduğu; hukuk devletlerinde, açıklanan nitelikteki bir zararın faiz ya da başka bir ad altında ödenecek tazminatla karşılanabilmesi için açık yasa hükmü aranmasının düşünülemeyeceği; aksine anlayışın, Devletin ve ona bağlı idarenin eylem ve işlemlerinden doğan her türlü zararın tazmini için de, açık yasa hükmü aranması sonucuna götüreceği ki, böyle bir anlayışın, Anayasa’nın 125. maddesinin son fıkrasında yer alan, “idare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür” amir hükmü ile bağdaşmayacağı…” gerekçesine yer verildiği görülmektedir.

17. Benzer bir konuda Danıştay 12. Dairesinin 30.11.1998 tarih ve E:1995/6978, K:1998/2918 sayılı kararı ile onanan Ankara 2. İdare Mahkemesinin 14.10.1993 tarih ve E:1992/182, K:1993/1398 sayılı kararında; “… görevine son verilmesine dair işlemin idare mahkemesince iptali, Danıştay’ca da onanması üzerine 30.09.1991 tarihinde göreve iade edilen davacının, görevine son verilmesine dair işlemin hukuka aykırılığının mahkeme kararı ile sabit olması nedeniyle bu işlemden doğan zararınızın idarece tazmin edilmesinin Anayasanın 125. maddesi ve bu yolda ki idare hukuku ilkesi gereği olduğu, davacının zararını, alamadığı aylıkları ile sınırlı tutmaya olanak bulunmadığından açıkta kaldığı sürede aylık ve özlük haklarını zamanında alamaması nedeniyle uğradığı zararın yasal faiz ödenerek tazmininin gerektiği …” gerekçesine yer verilmiştir.

18. T.C. Anayasasının 2 nci maddesinde, Türkiye Cumhuriyetinin Hukuk Devleti olduğu belirtilmektedir.

İdarenin işlem tesis ederken hukuka bağlı olması ve hukuk kaideleri içinde hareket etmesi hukuk devleti ilkesinin bir gereğidir.

19. Yukarıda yer verilen yargı içtihatlarında da belirtildiği üzere, faizin, konusu para olan borçlarda, alacaklının bu paradan mahrum kaldığı sürelerde uğrayacağı kayıpların, başka bir anlatımla bu paranın kullanılamamasından dolayı yoksun kalınan kazancın karşılığı olduğu; bu kaybın veya yoksun kalınan kazancın idareden istenebilmesi için idarenin doğrudan veya dolaylı bir kusurunun bulunmasının kural olarak gerekmediği ve söz konusu kaybın veya yoksun kalınan kazancın faiz ya da başka bir ad altında ödenecek tazminatla karşılanabilmesi için açık yasa hükmü aranmasının gerekmediği, söz konusu kaybın veya yoksun kalınan kazancın idarece tazmin edilmesi Anayasanın

125 inci maddesi ve hukuk devleti ilkesi gereği olduğu açıktır.

20. Başvuran görevinde olmadığı dönemler için tarafına ödenmesi gereken agi ödemeleri, teknik hizmetler sınıfı personele 3 ayda bir ödenen ek özel hizmet tazminatlarının ödenmesini, ayrıca kendisine yapılan ödemelerde gelir vergisinin ilgili dönemler için değil tamamının Ocak 2021 tarihindeki vergi dilimi hesaplanarak ödendiğini iddia ederek, kendisine yapılan ve yapılacak olan tüm ödemelerin ilgili olduğu aylara göre yapılmasını talep etmektedir.

21. Asgari geçim indirimi, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 32 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince, belli bir yöntemle bulunan tutarın, hesaplanan vergiden mahsup edilmesiyle uygulanmakta ve bu işlem, vergi tarhı sırasında gerçekleştirilmektedir. Komisyon kararının geçmişe dönük etkisi dikkate alındığında, başvuranın hiç görevden ayrılmadığı ve kamu görevinden kaynaklı mali haklarını aydan aya aldığı tespit edilebilecektir. Yani 213 sayılı Vergi Usul Kanunu bağlamında vergiyi doğuran olay, her bir ay için vuku bulmakta, bu durum tarhiyatı gerektirmekte ve ilgili idare tarafından asgari geçim indiriminin uygulanmasını zorunlu kılmaktadır. Dolayısıyla ilgili idarenin

/

asgari geçim indirimini toplu ödemenin yapıldığı anda değil, ihraç sürecinde başvuran bakımından gelirin doğduğu her ay için ayrı ayrı uygulaması gerekmektedir.

22. Bilindiği gibi Hukuk devletinin gereklerinden biri de idarenin hukukla bağlı olması ve hukuka aykırı işlem ve eylemlerinden dolayı kişilere verdiği zararların tazmini olup, Anayasanın 125 inci maddesinde de

İdarenin, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu açıkça hüküm altına alınmıştır. Bu çerçevede ülkemizde 15 Temmuz 2016 tarihinde Devletimize ve milletimize karşı başlatılan hain darbe girişimi nedeniyle kamu düzeni ve güvenliği açısından Anayasanın 120 inci maddesi ve 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanununu uyarınca ülke genelinde olağanüstü hal ilan edilmesine karar verilmiş, alınan tedbirler çerçevesinde Anayasa ile kurulan demokrasi düzeninin korumak amacıyla terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen; vakıf, dernek, televizyon ve sair birçok müessese kapatılmış ve birçok kamu görevlisi de ihraç edilerek başta

FETO/PDY olmak üzere terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti, iltisakı yahut bunlarla irtibatlı olduğu değerlendirilen kişiler kamu kurum ve kuruluşlarından çıkarılmışlardır.

23. Diğer yandan alınan tedbirler nedeniyle idarî işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanların mağduriyetlerini gidermek amacıyla da ilgililerin kamu görevine dönmesini öngören OHAL

KHK’larıyla düzenleme yapılarak, görevine iade edilmesine karar verilenler açısından çıkarılmaya ilişkin

Kanun Hükmünde Kararname Hükümlerinin tüm hüküm ve sonuçlarıyla birlikte ortadan kalkmış sayılacağı, bu kapsamda göreve başlayanlara kamu görevinden çıkarılma tarihlerini takip eden aybaşından göreve başladıkları tarihe kadar geçen süreye tekabül eden mali ve sosyal hakların ödeneceği hüküm altına alınmıştır.

24. Bu doğrultuda, kamu görevinden çıkarılan ancak OHAL İnceleme Komisyonunun Kararı ile de göreve iade edilen başvuranın kamu görevinden çıkarılmamış olsaydı mevcut personel olarak ; Maaş, banka promosyonları, agi ödemeleri, teknik hizmetler sınıfı personele 3 ayda bir ödenen ek özel hizmet tazminatları, yetkili sendika ile İdare arasında yapılan toplu sözleşmelere göre 4. ve 5. dönem giyim ve koruyucu giyim yardımlarını alacağı ve vergilendirme hususunun da ilgili olduğu dönem içerisinde gerçekleştirilmiş olacaktı. Başvuranın, idarenin hukuka aykırı işlemi nedeniyle bu imkandan mahrum kaldığı dikkate alındığında idarenin hatalı işlemi nedeniyle oluşan külfetin şikayetçiye yükletilemeyeceği, başvuranın eksik kalan promosyon ödemelerinin, maaşı ve diğer ek ödemeleri için faiz ödemelerinin, agi ödemlerinin ve vergilendirme döneminin başvuranın işine devam ediyor olması durumunda hangi dönem için ne kadar gelir vergisi hesaplanacak olsaydı o şekilde bir hesaplamanın yapılması, ek özel hizmet tazminatı ve koruyucu giyim yardımlarının idare tarafından karşılanması gerektiği tespit edilmiştir. Diğer bir anlatımla, İdarenin hatalı işlemi sonucunda aylığından ve diğer bütün ayni ve nakdi ödemelerinden mahrum kalan başvuran, bu mahrumiyet çerçevesinde söz konusu tutarları alamamıştır. Dolayısıyla, başvurana ihraç edilip iade olduğu sürede eğer görevde olsa idi, alabileceği tüm ücret ve diğer mali ve sosyal haklarının ödenmesi gerekmektedir.

25. Başvuranın iddiaları, idarenin açıklamaları, ilgili mevzuat hükümleri ile tüm dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde; ilgili idarenin, şikâyetçinin yukarıda

bahsi geçen bütün ödemeleri alması için duruma uygun çözüm üretmesi gerektiği sonucuna varılmış olup, şikâyetçinin maaş ve diğer ödemleri için talep ettiği faiz, banka promosyonları, agi ödemeleri, teknik hizmetler sınıfı personele 3 ayda bir ödenen ek özel hizmet tazminatları, yetkili sendika ile

İdare arasında yapılan toplu sözleşmelere göre 4. ve 5. dönem giyim ve koruyucu giyim yardımları ve vergilendirme döneminin ilgili olduğu döneme göre hesaplanması taleplerinin ilgili idare tarafından reddedilmesi işleminin hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığı tespit edilmiştir.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 26. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarenin ‘karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı tespit edildiğinden, İdarenin bahse konu ilkelere uygun davranması önerilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

27. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa)

dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Ankaraİdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE; Şikayetçinin mahrum kaldığı tüm mali haklarının, yasal faiziyle birlikte ödenmesi yönünde yeni bir işlem tesisi için hususunda TARIM ve ORMAN BAKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA;

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Tarım

ve Orman Bakanlığı tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemlerin otuz gün içinde

Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın Başvurana ve TARIM ve ORMAN BAKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi

/