|
ÖZET: Başvuran, FETÖ/PDY ile iltisakı iddiasıyla görevden uzaklaştırıldıktan sonra yapılan soruşturmalar sonucunda görevine iade edilmiştir. Ancak, Valiliğin teklifiyle öğretmen olarak atanmış ve bu atama işlemi yargı yoluna taşınmış, ancak dava reddedilmiştir. Anayasa Mahkemesi’nin 24.12.2019 tarihli kararı sonrasında, başvuranın şube müdürlüğü görevine geri dönme talebi zımnen reddedilmiştir. Başvuran, bu kararın ardından durumunun yeniden değerlendirilmesi gerektiğini, eski görevine iadesinin yapılmasını ve mahrum kaldığı mali hakların ödenmesini talep etmiştir.
Danıştay, başvuranın şube müdürü kadrosuna atanmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu tespit etmiştir. Başvuranın, görevde yükselme sınavını kazanarak şube müdürü unvanını elde etmesi, onun kazanılmış hakkı olarak değerlendirilmiştir. Bu nedenle, başvuranın eski görevine iadesinin ve mali haklarının ödenmesinin gerektiğine karar verilmiştir. İdarenin, başvuranın durumunu yeniden değerlendirmesi ve gerekli işlemleri yapması tavsiye edilmiştir. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2021/12411-S.21.19911
BAŞVURU NO : 2021/6064
KARAR TARİHİ : 26/08/2021
TAVSİYE KARARI
BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ :
BAŞVURUYA KONU İDARE : MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Yöneticilik görevine geri dönme talebi hk.
BAŞVURU TARİHİ : 15/03/2021
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran vekili tarafından Kurumumuza yapılan başvuruda, başvuranın Milli Eğitim Bakanlığı Honaz
İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü bünyesinde şube müdürü olarak görev yapmakta iken 28/09/2016 tarihli ve sayılı yazı ile FETÖ/PDY Terör örgütüne iltisakı bulunduğuna dair şüphelerle görevden uzaklaştırıldığı, görevden uzaklaştırılmasının ardından yapılan soruşturmaların neticesinde düzenlenen 16/02/2017 tarihli ve sayılı soruşturma raporunda sunulan gerekçenin Bakanlık tarafından açığa alma açısından yeterli gerekçe olarak sayılmadığından başvuranın görevine iade edilmesi ve başka bir işlem tayinine gerek olmadığı hususunda karar verildiği, 23/03/2017 tarihli ve sayılı yazı ile görevine iade edildiği ancak sonrasında başvuran hakkında 22/05/2017 tarihli ve sayılı işlem ve buna dayanak 23/05/2017 tarihli ve sayılı yazı neticesinde; Honaz İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü Şube Müdürü olarak görev yapmakta iken İl Milli Eğitim Müdürlüğüne öğretmen olarak atamasının yapıldığı, anılan atama işlemine ilişkin hukuk yollarına başvurulduğu ancak Denizli İdare Mahkemesinin sayılı kararı ile davanın reddedildiği, 24.03.2020 tarihli ve 31078 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 24.12.2019 tarihli ve . sayılı kararı ile 7075 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde
Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanunun 10 uncu maddesinde yer verilen “Ancak müdür yardımcısı veya daha üstü ile bunlara eşdeğer yöneticilik görevinde bulunmakta iken kamu görevinden çıkarılmış olanların atamalarında, söz konusu yöneticilik görevlerinden önce bulundukları kadro ve pozisyon unvanları dikkate alınır.” hükmün iptal edildiği, söz konusu Kanun hükmü kamu görevinden çıkarılıp geri dönenler hakkında uygulanmakta iken müvekkil gibi görevden uzaklaştırılıp görevine iade edilenler için de uygulanmasının hakkaniyet gereği olduğu, müvekkilin memuriyet hayatı
/
boyunca başarılı bir kariyerinin bulunduğu, ayrıca o dönemde müvekkil gibi görevine iade edildikten sonra önceki görevine ataması yapılan başkaca personelin bulunmadığı, müvekkile uygulanan atama işleminin halen bir bağlantı şüphesi olduğu izlenimi uyandırarak mesleki kariyer ve itibarını olumsuz etkilediği, bu durumun da hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmayacağı, bu kapsamda Anayasa Mahkemesinin Kararı da esas alınarak müvekkilin durumunun yeniden değerlendirilmesi gerektiği belirtilerek başvuranın eski görevine iadesinin yapılması ve mahrum kalınan mali hakların ödenmesi talep edilmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Başvuruya konu iddialar hakkında bilgi ve belge talebimize istinaden Milli Eğitim Bakanlığının
30.04.2021 tarihli ve sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle,
2.1. Başvuranın, Eğitim Öğretim Hizmetleri sınıfında öğretmen kadrosundan atandığı, Denizli İli Honaz
İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü Şube Müdürü görevine 05.05.2014 tarihinde başladığı,
2.2. Bizzat Vali imzalı Denizli Valiliği İl Millî Eğitim Müdürlüğünün 12.04.2017 tarihli ve sayılı yazısında; Honaz İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü 657 sayılı Devlet
Memurları Kanununun 137 ve 138’inci maddeleri gereğince 28.09.2016 tarihli Valilik Onayı ile görevinden uzaklaştırma tedbiri alındığı, 23.03.2017 tarihli Valilik Onayı ile de görevine iade edildiği belirtilerek, 673 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 8 inci maddesi hükmü kapsamında ilgilinin “öğretmen olarak atanması”nın teklif edildiği,
2.3. Valilerin görev alanı içindeki illerde güvenlik, asayiş ve kamu düzeni bakımından çalışmalarında sakınca görülen veya hizmetlerinden yararlanılmayan kamu görevlilerinin yerlerinin değiştirilmesini veya görev alanı dışında geçici veya sürekli görevlendirilmelerini ilgili kurum veya kuruluşlardan isteyebileceği, Valilik yazısında belirtilen hususlar ve getirilen teklif dikkate alınarak; 673 sayılı Kanun Hükmünde
Kararnamenin 8 inci maddesi gereği başvuranın yöneticilik (şube müdürlüğü) görevinden alınarak aynı il emrine öğretmen olarak atanmasının uygun görüldüğü
2.4. Başvuranın şube müdürü görevinden alınmasına ilişkin bu işleme karşı Bakanlığın aleyhinde açılan davada Denizli İdare Mahkemesince 16.11.2017 tarihli ve sayılı “davanın reddi kararı” verildiği, bu karar İzmir Bölge İdare Mahkemesi Birinci İdari Dava Dairesinin 27.03.2018 tarihli ve sayılı kararı ile kesinleştiği,
2.5. Başvuranın vekilince Anayasa Mahkemesinin 24.12.2019 tarihli ve sayılı kararı gereği başvuranın eski görevi olan şube müdürü kadrosuna iadesinin talep edildiği ancak başvuranın kamu görevinden çıkarılmadığı, Denizli Valisinin teklifi doğrultusunda halen yürürlükte olan 673 sayılı
Kanun Hükmünde Kararnamenin 8’inci maddesi hükmüne dayalı yöneticilik (şube müdürü) görevinden alınarak asıl mesleği öğretmen kadrosuna atandığı, buna göre başvuruda sözü edilen ve kanun hükmünde kararname ile kamu görevinden çıkarılmış olanların atamalarına ilişkin 7075 sayılı Kanunun 10’uncu maddesinin birinci fıkrasındaki hükmün iptaline dair Anayasa Mahkemesinin 24.12.2019 tarihli ve sayılı kararı çerçevesinde “kamu görevinden çıkarılmayan” başvuru sahibi hakkında yeni bir işlem tesis edilmesinin mümkün olmadığı,
2.6. Başvuranın görevden alındığı şube müdürü unvanına atanma yolu ve usulüne ilişkin; Millî
Eğitim Bakanlığı Personelinin Görevde Yükselme, Unvan Değişikliği ve Yer Değiştirme Suretiyle
Atanması Hakkında Yönetmeliğin 22’nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde; “Hizmet grupları arası görevde yükselme niteliğindeki geçişler ve alt gruptan üst gruplara geçişler görevde yükselme sınavına
tabidir. Ancak ilgilinin talebi üzerine, Bakanlıkta veya diğer kamu kurum ve kuruluşlarında daha önce asaleten bulunulan görevler ile bu görevlerle aynı düzey görevlere veya alt görevlere görevde yükselme sınavına tabi tutulmadan ve hizmet şartı aranmadan atama yapılabilir.” hükmünün yer aldığı, daha önce şube müdürü görevini asaleten yürüten Başvuranın, bu hüküm çerçevesinde görevde yükselme sınavına tabii tutulmadan ve hizmet şartı aranmadan, 657 sayılı Kanunun idareye vermiş olduğu takdir yetkisine dayalı olarak şube müdürü kadrosuna atanabileceği,
belirtilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasasının
3.1. “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2’nci maddesinde, “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir.”
3.2. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında, “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikayetleri inceler.”
4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında, “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”
5. 673 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde
Kararnamenin “Görevden uzaklaştırılanların iade usulü” başlıklı 8 inci maddesinde, “(1) 15/7/2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe teşebbüsü ve terör eylemi sonrasında kamu kurum ve kuruluşlarınca ilgili mevzuatına göre görevden uzaklaştırılan ve yönetici kadrolarında bulunan personelin görevlerine iadesi, halen bulundukları yöneticilik görevi dışında öğrenim durumları ve kazanılmış hak aylık derecelerine uygun kadro ve pozisyonlara atanmak suretiyle de yerine getirilebilir.”,
6. Millî Eğitim Bakanlığı Personelinin Görevde Yükselme, Unvan Değişikliği ve Yer Değiştirme
Suretiyle Atanması Hakkında Yönetmeliğin “Hizmet grupları ve kadrolar” başlıklı 5 inci maddesinde, “(1) Bu Yönetmelik kapsamında görevde yükselmeye tabi hizmet grupları ve kadrolar
şunlardır:
a) Yönetim hizmetleri grubu;
1) Şube müdürü,…”,
hükümlerine ye verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ SADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
7. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın talebinin kabulü ve tavsiyede bulunulması yönünde öneri, Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme
8. Denizli İli Honaz İlçe Milli Eğitim olarak görev yapmakta iken FETÖ/PDY Terör örgütüne iltisakı bulunduğuna dair şüphelerle görevden uzaklaştırılan başvuran hakkında yapılan soruşturmaların neticesinde başvuranın görevine iade edildiği, 673 sayılı Kanun Hükmünde Kararname gereğince Valiliğin teklifi üzerine öğretmen olarak atamasının yapıldığı, söz konusu atamaya ilişkin yargı yoluna başvurulduğu ancak davanın reddedildiği, bu defa Anayasa Mahkemesinin 24.12.2019 tarihli ve sayılı kararı üzerine yeniden şube müdürlüğü görevine atanmak üzere başvuruda bulunulduğu ancak talebin zımnen reddedildiği, Anayasa Mahkemesinin Kararı esas alınarak başvuranın durumunun yeniden değerlendirilmesi gerektiği belirtilerek başvuranın eski görevine iadesinin yapılması ve mahrum kalınan mali hakların ödenmesi talep edilmektedir.
9. Başvuran, öğretmen olarak görev yapmakta iken 2013 yılında yapılan görevde yükselme sınavını kazanarak unvanına atanmaya hak kazanmış olup Denizli İli Honaz İlçe Milli Eğitim
Müdürlüğünde şube müdürü olarak görev yapmakta iken FETÖ/PDY ile iltisakı ve irtibatı olduğu iddialarının araştırılması amacıyla 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 137 nci ve 138 inci maddeleri uyarınca görevinden uzaklaştırıldığı, hakkında disiplin soruşturması başlatıldığı, yapılan disiplin soruşturması neticesinde hazırlanan 16/02/2017 tarih ve sayılı disiplin soruşturması raporunda; “davacının 2014-2015 yıllarında oğlunu örgüte ait okula gönderdiği anlaşılsa da Milli Eğitim
Bakanlığı (FF.TÖ/PDY) bağlantılı olduğu iddia edilen personelin öğrencisini okula gönderme durumunu açığa alma gerekçesi saymadığından” başvuranın göreve iade edilmesi ve herhangi bir işlem yapılmamasının teklifi üzerine görevine iade edildiği, bu defa 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 71 inci ve 76 ncı maddeleri ile 673 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 8 inci maddesi uyarınca başvuranın öğretmen olarak atamasının yapıldığı anlaşılmaktadır.
10. 15/7/2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe teşebbüsü ve terör eylemi sonrasında görevden uzaklaştırılanların görevlerine iade edilenlere ilişkin olarak 673 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinde, görevden uzaklaştırılan ve yönetici kadrolarında bulunan personelin görevlerine iadesinin, halen bulundukları yöneticilik görevi dışında öğrenim durumları ve kazanılmış hak aylık derecelerine uygun kadro ve pozisyonlara atanmak suretiyle de yerine getirilebileceğine ilişkin ilgili idarelere takdir yetkisi verilmiş, bu kapsamda, başvuranın da yöneticilik görevinden önce bulunduğu öğretmen unvanlı kadroya ataması yapılmıştır.
11. Söz konusu atamaya ilişkin yargı yoluna başvurulmuş olmakla birlikte, Denizli İdare Mahkemesince,
673 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 8 inci maddesi uyarınca memurların görevlerinin ve görev
yerlerinin değiştirilmek suretiyle atanmaları konusunda idareye takdir yetkisi tanındığı hususu açık olup, bu yetkinin ancak kamu yararı ve hizmet gereklerinin göz ardı edilerek kullanıldığının kanıtlanması ya da idari yargı merciince saptanması halinde işlemin hukuka aykırı hale geleceği, idarenin takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gerekleri dışında kişisel husumet ya da başkaca sübjektif nedenlerle kullanıldığına ilişkin davacı tarafından somut bir bilgi ve belgenin de sunulmadığı, davacının yıpranması nedeniyle şube müdürü olarak görevine devam etmesinin ya da aynı ilçeye öğretmen olarak atanmasının kamu yararı ve hizmet gerekleri ile bağdaşmayacağı gerekçesiyle dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından dava reddedilmiş ve söz konusu karar kesinleşmiştir.
12. Diğer taraftan, kamu kurumlarında yönetici pozisyonunda görev yapmakta iken kamu görevinden çıkarılanların, kamu görevine iade edilmeleri üzerine, kamu görevinden çıkarılmadan önceki
pozisyonlarına atanmalarına ilişkin kuralın Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline ilişkin Anayasa
Mahkemesinin 24/12/2019 tarihli sayılı Kararı, 24/3/2020 tarihli ve sayılı
Resmi Gazetede yayımlanmış olup, bu Kararda, “29. Komisyon kararıyla kamu görevinden çıkarma işleminin sebep unsuru tamamen ortadan kalktığı hâlde yönetici pozisyonunda iken kamu görevinden çıkarılan ve Komisyon kararı sonrasında yeniden kamu görevine dönen kişilerin atanmasında yöneticilik görevlerinden önce bulundukları kadro ve pozisyon unvanlarının dikkate alınmasını öngören kural, bu kişilerin üyelik, mensubiyet, aidiyet, iltisak veya irtibatlarına dair şüphelerin tam olarak ortadan kalkmadığı izlenimini oluşturmaktadır. Bu durum, kişilerin meslek hayatlarında kişisel gelişimlerinin, üçüncü kişilerle olan ilişkilerinin ve itibarlarının olumsuz şekilde etkilenmesine sebebiyet verebilir.
30. Kanun’da, bu izlenimin oluşmasını engelleyecek bir güvenceye yer verilmediği gibi bu kişilerin kamu görevinden çıkarılmadan önceki pozisyonlarına atanmamasına neden olacak hukuki ve fiilî bir zorunluluk da gösterilmemiştir. Kuralda, yönetici pozisyonunda görev yapmakta iken kamu görevinden çıkarılan kişilerin, idari gerekler de gözetilmeden kategorik olarak yeniden yönetici pozisyonuna atanamayacağı belirtilmektedir. Kural, bu hâliyle idareye kamu hizmetlerinin gerekleri ve etkinliği kapsamında bir değerlendirme yapma imkânı da tanımamaktadır.” gerekçelerine yer verilmiş, başvuran vekili tarafından benzer mağduriyetin vuku bulması nedeniyle başvuranın durumunun yeniden değerlendirilmesi amacıyla başvuru yapma gereği duyulmuştur.
13. Söz konusu yargı kararından farklı olarak, her ne kadar 673 sayılı KHK ile görevden uzaklaştırılanların iadesinde idarelere yöneticilik görevine atama yapma hususunda takdir yetkisi tanınmış olmakla birlikte, göreve iade edilenlerin başlatılmasına ilişkin mezkûr maddede, yöneticiyken görevden uzaklaştırılan kişilerin yöneticilik görevine hangi şekilde geldiğine dair herhangi bir ayrıma gidilmemiştir. Yani bu kişilerin idarenin takdiriyle mi yoksa görevde yükselme ve unvan değişikliği gibi belli aşamaları geçtikten sonra mı yöneticilik kadrosuna atandıkları göz önünde bulundurulmamıştır. Nitekim mevzuatta öngörülen şartları taşımak kaydıyla İdarenin takdiriyle yönetici unvanlı bir kadroya atanan kişi yine idarenin takdiriyle bu görevden alınabilmektedir. İdarenin bu şekilde yöneticilik görevine atadığı kişileri meslek hayatları boyunca bu kadrolarda çalıştırma zorunluluğu bulunmadığı gibi bu kadrolara atanan kişiler yönünden de bu durumun devam edeceği yönünde bir beklenti söz konusu olmamaktadır. Ancak idarenin takdiri dışında görevde yükselme ve unvan değişikliği gibi belli aşamaları geçerek yönetici unvanlı bir kadroya atanan kişiler yönünden bu görevin kazanılmış hak oluşturacağı ve bu şekilde devam edeceği yönünde bir haklı beklenti söz konusu olmaktadır. İşte bu noktada başvuranın kamu görevinden çıkarılmadan önce bulunduğu şube müdürü kadrosunun başvuran açısından kazanılmış hak teşkil edip etmediğinin incelenmesi gerekmektedir.
14. Anayasa’nın 2’nci maddesinde belirtildiği üzere Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir. Hukuk devleti ilkesinin vazgeçilmez unsurlarından biri kanunların hukuk güvenliğini sağlaması, bu doğrultuda geleceğe yönelik, öngörülebilir kurallar içermesi gerekliliğidir. Hukuk güvenliği ilkesi aynı zamanda hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. Kanunlara güvenerek hayatını yönlendiren, hukuki iş ve işlemlere girişen bireyin, bu kanunların uygulanmasına devam edileceği yolunda oluşan beklentisinin mümkün olduğunca korunması hukuki güvenlik ilkesinin gereğidir (Anayasa Mahkemesinin E.2013/114 K.2014/184 sayılı ve 4.12.2014 tarihli kararı).
/
15. Hukuk güvenliği ilkesinin bir sonucu olan kazanılmış haklara saygı ilkesi hukukun genel ilkelerinden olup hukuk devleti ilkesinin temel gereklerinden bir diğeridir. Kazanılmış bir haktan söz edilebilmesi için bu hakkın, yürürlükte olan kurallara göre bütün sonuçlarıyla fiilen elde edilmiş olması gerekir. Kazanılmış hak, kişinin bulunduğu statüden doğan, kendisi yönünden kesinleşmiş ve kişisel niteliğe dönüşmüş haktır.
(Anayasa Mahkemesinin E.2017/47 K.2017/84 sayılı ve 29.3.2017 tarihli kararı). Başka bir anlatımla, kişilerin hukuki statülerini belirlemiş ve buna dayalı olarak da yeni hukuki durumların ve hakların elde edilmesine neden olmuş, yani hukuki sonuçlarını yerine getirmiş olan durumların kazanılmış hak teşkil ettiği söylenebilecektir (Danıştay Büyük Genel Kurul E.1989/1-2 K1989/2 sayılı ve 14.06.1989 tarihli kararı). Bu kapsamda, hukuka güvenin, kamu düzeninin ve istikrarın korunması kazanılmış hakların korunması ilkesine bağlılık ile mümkün olduğundan kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan uygulamalar hukuk devleti ilkesine aykırılık oluşturacaktır (Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu
E.2011/1352 K.2014/915 sayılı ve 20.03.2014 tarihli kararı).
16. Doktrinde, idari işlemden doğan bir hakkın, kazanılmış hak olarak kabul edilip korunabilmesi için üç koşulun birlikte gerçekleşmesi gerektiği belirtilmektedir. Bu koşullar; “hakkın bireysel idari işlemden doğmuş olması, bireysel idari işlemin tesis edildiği anda geçerli hukuk kurallarına aykırı olmaması ve hakkın kişi açısından kesinleşmiş olması” şeklinde sayılmıştır (Yahya Şahin, Yasa ve Düzenleyici İdari
İşlemlerin Değişmesinin Kazanılmış Haklar Yönünden İncelenmesi, Danıştay Dergisi, Y:39, S:120, Ankara-2009). Bunun yanında, bir durumun kazanılmış bir hak meydana getirip getirmediği incelenirken her somut olayın kendine has özellikleri dikkate alınarak ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir.
17. Yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde başvuruya konu olay incelendiğinde; başvuranın şube müdürlüğü kadrosuna o dönemde yürürlükte olan mevzuat kapsamında belli aşamaları geçerek görevde yükselme sınavı yoluyla atandığı, bu yönüyle başvuranın atanmasına ilişkin işlemin tesis edildiği anda geçerli hukuk kurallarına uygun olduğu, bulunduğu statüden kaynaklanan ek gösterge ve maaş gibi hakları başvuranın bütün sonuçlarıyla fiilen elde ettiği, bu yönüyle hakkın başvuran açısından kesinleştiği ve kişisel alacak niteliğine dönüştüğü, yani şube müdürü unvanı bakımından başvuranın kazanılmış hakkının söz konusu olduğu tespit edilmiş olup yapılan soruşturma sonucunda şube müdürü görevine iade edilen başvuranın soruşturma gerekçeleri ileri sürülerek öğretmen unvanına atanmasının hukukun genel ilkelerinden biri olan ve hukuk devleti ilkesinin gerekleri arasında sayılan kazanılmış haklara saygı ilkesini ihlal ettiği, dolayısıyla da hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
18. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgelerin idare tarafından süresi içerisinde, tam ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, ancak idarenin, başvurana yönelik işlemlerinde başvuranın hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği bu nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uygun davranmadığı tespit edilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE; Başvuranın şube müdürü kadrosuna atamasının yapılması ve mahrum kalınan mali hakların ödenmesi hususunda MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA
6328 sayılı Kanun’un 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞINCA
bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,
Bu kararın BAŞVURAN VEKİLİNE ve MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞINA tebliğine
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi
/