ÖZET: Başvuran, Millî Savunma Bakanlığı’na bağlı Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nda yüzbaşı olarak görev yaparken, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü bir soruşturma nedeniyle görevden uzaklaştırılmıştır. Bu süreç, Ağustos 2019’dan Nisan 2021’e kadar yaklaşık 18 ay sürmüş ve sonunda beraat kararıyla sonuçlanmıştır. Başvuran, görevden uzaklaştırıldığı süre boyunca ödenmeyen maaşının yasal faiziyle birlikte iadesini talep etmiştir. Ancak, idare yalnızca kesinti yapılan tutarı geri ödemiş ve yasal faiz konusunda herhangi bir işlem yapmamıştır.

İdarenin açıklamalarına göre, başvuranın özlük hakları 926 sayılı Personel Kanunu çerçevesinde ödenmiş, ancak mahkeme kararı yasal faiz ödenmesine hükmetmediği için yalnızca geriye dönük maaş ödemesi yapılmıştır. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın talebini değerlendirerek, idarenin hukuka aykırı bir işlemde bulunduğu sonucuna varmıştır. Anayasa’nın 125. maddesi gereğince, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları tazmin etme yükümlülüğü olduğu belirtilmiştir.

Sonuç olarak, Kamu Denetçisi, başvuranın görevden uzak kaldığı süreye ilişkin ödenen mali haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi yönünde Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na tavsiyede bulunmuştur. İdarenin bu tavsiyeye uyması ve gerekli işlemleri 30 gün içinde gerçekleştirmesi beklenmektedir.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2024/12046-S.24.18274

BAŞVURU NO : 2024/11134

KARAR TARİHİ : 05.11.2024

TAVSİYE KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞI

KARA KUVVETLERİ KOMUTANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Görevden uzaklaştırılan süreye ilişkin ödenen maaşın yasal faizinin verilmesi talebi hakkındadır

BAŞVURU TARİHİ : 08.09.2024

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1) Başvuran başvuru dilekçesinde özetle; Millî Savunma Bakanlığına bağlı Kara Kuvvetleri Komutanlığı

Çanakkale 18. Mekanize Piyade Tugayında yüzbaşı rütbesinde görev yaparken İstanbul Cumhuriyet

Başsavcılığı’nın soruşturması nedeniyle hakkında görevinden uzaklaştırılma tedbiri uygulandığını, bu tedbirin Ağustos 2019 tarihinden Nisan 2021 tarihine kadar yaklaşık 18 ay süresince devam ettiğini, nihai olarak Çanakkale 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin beraat kararı verdiğini ve bu kararın kesinleştiğini, 22/04/2024 tarihinde tarafına kesilen maaş ücretlerinin iadesinin yapıldığını, ancak yasal faizi hesaplanmadan sadece kesinti yapılan tutarın iade edildiğini, yasal faizin hesaplanarak ödenmesini talep ettiği, idarece herhangi bir ödeme yapılmadığı gibi olumlu veyahut olumsuz bir cevapta verilmediği bilgisi edinilmiştir. Başvuran, görevden uzaklaştırıldığı döneme tekabül eden maaş alacağının yasal faizini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2) Kurumumuzun 13/09/2024 tarih ve sayılı bilgi ve belge talebi konulu yazısına istinaden Millî

Savunma Bakanlığına bağlı Kara Kuvvetleri Komutanlığı 18’inci Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı tarafından Kurumumuza gönderilen 14/10/2024 tarih ve sayılı cevabi yazı eklerinde özetle;

2.1) Personelin özlük haklarının 926 sayılı Personel Kanunu hükümleri çerçevesinde ödendiği, personelin

mahkeme kararında herhangi bir yasal faizin ödenmesine hükmedilmediğinden personelin sadece geriye dönük özlük haklarının yasal faizsiz personele tahakkuk ettirildiği, personelin görevden uzaklaştırıldığı ve tekrardan göreve iade edildiği evrakların Ek’te gönderildiği,

2.2) Personelin görevden uzaklaştırıldığı tarihler arasında geriye dönük maaş iadesinin personele

ödemesinin yapıldığı, personelin hesabına yatırılarak ödeme dekontunun Ek’te sunulduğu ve personelin geriye dönük ödemenin yasal faizini talep ettiği fakat mahkeme kararına istinaden yasal faiz ibaresinin bulunmadığı, personelin açıkta kaldığı süre boyunca maaşının 3/2’lik bölümünün hesabına maaş ödemesi olarak yatırılmaya devam ettiği ve 3/1’lik tutarının kesildiği, maaşından kesilen kısmının hesaplanarak faizsiz olarak personele ödemesinin gerçekleştiği, bahse konu personele özlük haklarının mahkeme kararına uygun olarak tahakkuk ettirildiği, Belirtilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3) 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın;

3.1) “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde;

“Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…”,

3.2) “Yargı yolu” başlıklı 125’inci maddesinde; “…İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı

ödemekle yükümlüdür.”

4) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin

birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,

5) 926 sayılı Türk Silahlı Personel Kanunu’nun,

5.1) “Kapsam” başlıklı 1’inci maddesinde; “Bu Kanun, Türk Silâhlı Kuvvetlerine mensup subaylar ve

astsubaylara uygulanır…”

5.2) “Amaç” başlıklı 2’nci maddesinde; “Bu kanun subayların ve astsubayların yetiştirilmelerini,

sınıflandırılmalarını, görev ve yükümlülüklerini, terfi ve taltifleri ile her türlü özlük haklarını düzenler.”,

6) 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu’nun,

6.1) “Amaç” başlıklı 1’nci maddesinde; “(1) Bu Kanunun amacı; Türk Silahlı Kuvvetlerinde etkin bir

disiplin sisteminin tesisi, muhafazası ve idamesine ilişkin usul ve esasları belirlemektir.”,

6.2) “Kapsam” başlıklı 2’nci maddesinde; “Mülki idare amirlerinin Jandarma Genel Komutanlığı ve

Sahil Güvenlik Komutanlığı personeli ile ilgili mülki görevlerinden doğan yetkileri saklı kalmak kaydıyla bu Kanun; askeri hâkimler hariç subaylar, astsubaylar, uzman jandarmalar, uzman erbaşlar, sözleşmeli erbaş ve erler, erbaş ve erler ile askeri öğrencileri kapsar.”,

6.3) “Geçici olarak görevden uzaklaştırma ve görev yerini değiştirme tedbiri” başlıklı 29’uncu

maddesinde; “(1) Disiplinsizlik veya suç teşkil edebilecek bir fiili nedeniyle hakkında yapılan inceleme ve araştırmanın emniyetli ve sıhhatli olarak devam etmesi amacıyla, görevi başında kalmasında sakınca görülecek subay, astsubay, uzman jandarma, uzman erbaş veya sözleşmeli erbaş ve erler idari izinli sayılarak görevinden geçici olarak uzaklaştırılabilir.

(2) Geçici olarak görevden uzaklaştırma kararı; sıralı disiplin amirlerinden birisinin veya disiplin soruşturmacılarının teklifi üzerine ya da doğrudan disiplin amiri konumundaki asgari tugay ve eşiti ile daha üst seviyedeki birlik, karargâh veya kurum amirleri tarafından, on beş iş gününe kadar verilebilir.

İhtiyaç duyulması hâlinde bu süre bir katına kadar artırılabilir.

(3) Görevden uzaklaştırma tedbiri; süresi sonunda başka bir işleme gerek kalmadan ortadan kalkacağı gibi, gerek görülmesi veya görevden uzaklaştırmaya neden olan fiilin herhangi bir suç veya disiplinsizlik teşkil etmediğinin anlaşılması hâlinde kararı veren disiplin amiri tarafından sürenin tamamlanmasından önce de kaldırılabilir. Görevden ayrı kalınan süre hizmetten sayılır. Bu süre içinde ilgili personelin asker kişi sıfatı devam eder, ancak emir veremez.

(4) Yapılan soruşturma sonunda, görevine devam etmesinde kendisi veya birliği açısından sakıncalar bulunduğuna karar verilen subay, astsubay, uzman jandarma, uzman erbaş veya sözleşmeli erbaş ve erin başka bir göreve atanması, kısa süreliğine görevden uzaklaştırmaya yetkili makamlar tarafından ilgili personeli atamaya yetkili makama teklif edilebilir. Atamaya yetkili makam tarafından, resen veya yapılan teklifin uygun görülmesi üzerine, ilgili personel zamana bağlı olmaksızın bulunduğu garnizonda veya başka garnizonda durumuna uygun başka bir kadroya ya da komutanlık emrine atanır.”

Şeklindedir.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

7) Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; Başvuranın iddiaları, İdarenin

konu ile açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya birlikte değerlendirilerek başvurunun kabulü yönünde hazırlanan Tavsiye Karar Önerisi Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme

8) Bir numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verildiği üzere başvuran özetle; görevden ayrı kaldığı süre

zarfındaki maaş alacaklarının ödemesine ait yasal faizin ödenmesini talep etmektedir.

9) Hukuk devletinin gereklerinden biri de idarenin hukukla bağlı olması ve hukuka aykırı işlem ve

eylemlerinden dolayı kişilere verdiği zararların tazmini olup, Anayasanın 125 inci maddesinde de İdarenin, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu açıkça hüküm altına alınmıştır

10) Danıştay 12. Dairesinin 30/11/1998 tarih ve E:1995/6978, K:1998/2918 sayılı kararı ile onanan Ankara

2. İdare Mahkemesinin 14/10/1993 tarih ve E:1992/182, K:1993/1398 sayılı kararında; “… görevine son verilmesine dair işlemin idare mahkemesince iptali, Danıştay’ca da onanması üzerine 30/09/1991 tarihinde göreve iade edilen davacının, görevine son verilmesine dair işlemin hukuka aykırılığının mahkeme kararı ile sabit olması nedeniyle bu işlemden doğan zararınızın idarece tazmin edilmesinin Anayasanın 125 inci maddesi ve bu yolda ki idare hukuku ilkesi gereği olduğu, davacının zararını, alamadığı aylıkları ile sınırlı

tutmaya olanak bulunmadığından açıkta kaldığı sürede aylık ve özlük haklarını zamanında alamaması nedeniyle uğradığı zararın yasal faiz ödenerek tazmininin gerektiği …” hükmüne varılmıştır.

11) Benzer şekilde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 19/03/2014 tarihli ve E.2011/358, K.2014/906

sayılı kararı ile onadığı Gaziantep 1. İdare Mahkemesinin 28/09/2010 tarihli, E:2010/1211 ve K:2010/844 sayılı ısrar kararında; “… ekonomilerde bir değişim vasıtası olan paranın, çeşitli ticari, sınai, zirai vb.

faaliyetlerde kullanılmakla, sahibine kazanç, kira, nema vs. adları altında kimi ekonomik yararlar sağlayan bir değer olduğu; paranın, sahibi dışındaki kişi ve kuruluşlarca kullanılmaksızın, sahibinin bu ekonomik değerinden mahrum bırakılması sonucunu doğurmasının yanında, yüksek enflasyon etkisinde olan ekonomilerde, paranın değerini, yani alım gücünün enflasyon oranı ölçüsünde yitirmesine neden olduğu; hukuk devletlerinde, açıklanan nitelikteki bir zararın faiz ya da başka bir ad altında ödenecek tazminatla karşılanabilmesi için açık yasa hükmü aranmasının düşünülemeyeceği; aksine anlayışın, Devletin ve ona bağlı idarenin eylem ve işlemlerinden doğan her türlü zararın tazmini için de, açık yasa hükmü aranması sonucuna götüreceği ki, böyle bir anlayışın, Anayasa’nın 125 inci maddesinin son fıkrasında yer alan, “idare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür” amir hükmü ile bağdaşmayacağı…” gerekçesine yer verildiği görülmektedir.

12) Nitekim Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru üzerine vermiş olduğu 07/02/2017 tarih ve

2015/4812 sayılı kararında belirtmiş olduğu “… açıkta iken göreve iade edilen memura, mali haklarının faiziyle beraber ödenmemesinin mülkiyet hakkının ihlali olduğu” yönündeki değerlendirmesi ve yine

Anayasa Mahkemesinin 19/10/2021 tarih ve 2018/34011 sayılı kararında;“Sonuç olarak başvurucunun maaşından kesintilerin yapıldığı tarihlerden ödemenin yapıldığı tarihe kadar geçen süredeki enflasyon oranları dikkate alındığında mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilen söz konusu alacakların enflasyon oranları karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılarak ödendiği anlaşılmaktadır. Buna karşın başvurucuya herhangi bir faiz ödemesi ise yapılmamış, başvurucunun faiz ödenmesi yönündeki talebi de idari ve yargısal makamlarca reddedilmiştir. Buna göre 657 sayılı Kanun’da faiz ödenmesini engelleyen bir hüküm bulunmadığı ve bu kesintilerin faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği yönünde bir kısım Danıştay kararı nazara alındığında faiz ödenmeyeceği şeklindeki yorumla bütün külfetin herhangi bir kusuru bulunmayan başvurucuya yüklendiği anlaşılmaktadır. Söz konusu değer kaybının oranı gözetildiğinde müdahaleyle başvurucuya şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklendiği, bu sebeple söz konusu müdahalenin kamunun yararı ile başvurucunun mülkiyet hakkının korunması arasında kurulması gereken adil dengeyi başvurucu aleyhine bozduğu kanaatine varılmıştır” şeklinde ifade edilerek yukarıda değinilen

Danıştay Birinci Dairesinin Kararında belirtilen “… dava dilekçelerinde aylık ve diğer özlük haklarına ilişkin bir istemde bulunup bulunmadıklarına bakılmaksızın, işlemin tesisi tarihinden sonraki bütün maddi hakların ödenmesi gerektiği” şeklindeki hüküm uyarınca başvurana geçmişe yönelik mali haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği kanaatine ulaşılmıştır.

13) Anayasa Mahkemesi kararında bahsedildiği üzere, AİHM, mülkiyet hakkı kapsamında faiz ödenmesini,

esasen devletin borçlu olduğu tutar ile alacaklı tarafından nihai olarak alınan tutar arasındaki enflasyon nedeniyle oluşan değer kayıplarını giderme yükümlülüğü ile ilişkilendirmektedir. (Akkuş/Türkiye, Başvuru

No: 19263/92, 09/07/1997, s.29). Baş/Türkiye (Başvuru No : 2024/1113449548/99, 24/06/2008, s. 58-64) kararında ise, AİHM, başvuranın mağdur sıfatının ortadan kalkabilmesi için mağdurun hakkı kullanamadığı süre göz önüne alınarak telafi yoluna gidilmesi gerektiği, yaklaşık iki yüz aya yayılan dönemdeki dul aylıklarına ilişkin oluşan zararın dikkate alınmadığı, söz konusu dönem için başvurucunun banka hesabına yatırılan

paranın ise aynı dönemdeki enflasyon oranları karşısında uğradığı maddi kaybın sonuçlarını gidermeye yetmediği belirtilerek, mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

14) Somut olayımızda, başvuranın görev yapamadığı süreçte alamadığı birikmiş maaşların idare tarafından

ödenerek bu açıdan başvuranın mağduriyeti giderilmiş olsa da, yukarıda yer verilen mahkeme kararları ve açıklamalar çerçevesinde, işlemin doğurduğu hukuki ve fiili bütün sonuçları ortadan kaldırmak için memurun iptal edilen işlem ile sıkı ilişkisi bulunan bütün maddi haklarının yasal faiziyle birlikte başkaca bir hükme gerek olmaksızın görev yapılmış gibi ödemesi gerektiği; bu minvalde, alacaklının bu paradan mahrum kaldığı süre içinde uğrayacağı kayıpların, başka bir anlatımla bu paranın kullanılamamasından dolayı yoksun kalınan kazancın karşılığı olarak faiz ödenmesinin hukuk devleti ilkesinin doğal bir sonucu olduğu; buna göre, başvuranın alacağına geç kavuştuğu dikkate alındığında, alacağın enflasyon karşısında değer kaybına uğramış olması nedeniyle şahsi olarak külfetle karşılaşan başvurana hak kaybının giderilmesini teminen faiz ödenmesi gerektiği; aksi bir uygulamanın Ülkemizin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerde yer alan mülkiyet hakkının ihlali anlamına geleceği, idarenin kendi eyleminden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu yönündeki Anayasal hükme aykırı olacağı değerlendirilmektedir.

15) Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde, başvuranın iddiaları, idarenin konuyla ilgili

açıklamaları, ilgili mevzuat, emsal yargı kararları ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; idarenin tesis etmiş olduğu idari işlem nedeniyle kamu görevinden uzaklaştırılan, ancak daha sonra Ceza

Mahkemesi kararı üzerine görevine iade edilen başvurana, görevden uzak kaldığı sürece ilişkin ödenen mali ve sosyal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği, dolayısıyla başvuranın faiz ödenmesi talebinin reddedilmesine yönelik idarenin işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı anlaşıldığından, yasal olarak maaş ödenmesi gereken tarihler esas alınmak suretiyle hak ediş tarihlerinden itibaren işletilecek yasal faiz tutarının da hesaplanarak idarece başvurana ödenmesi yönünde idareye tavsiyede bulunulması gerektiği sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

16) İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; başvuru kapsamında ilgili idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, ayrıca idarenin başvuranla ilgili işlemlerinde “kanunlara uygunluk”, “makul sürede karar verme”, “hesap verilebilirlik”, “şeffaflık”, “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, ancak idarenin, başvurana verdiği cevaplarda hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği bu nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı anlaşılmış olup, idareden bundan böyle bu ilkeye de uyması beklenmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

17) 6328 sayılı Kanunun 21’inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ

tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa)

dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup ilgili Çanakkale İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE, Başvuranın görevden uzaklaştırma işlemi nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklara ilişkin faizin ödenmesi yönünde KARA KUVVETLERİ KOMUTANLIĞINA TAVSİYEDE bulunulmasına, Kararın BAŞVURANA, MİLLÎ SAVUNMA BAKANLIĞINA ve KARA KUVVETLERİ

KOMUTANLIĞINA tebliğine,

6328 sayılı Kanunun 20 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca İdare tarafından bu karar üzerine tesis

edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi