|
ÖZET: Başvuran, görevden uzaklaştırma ve ihraç sürecinin ardından yargı kararıyla görevine iade edildiğini belirterek, maaşında yapılan 1/3 oranındaki kesintinin, yasal faizle birlikte ödenmesini talep etmiştir. Ayrıca, fazla çalışma ücreti, operasyon tazminatı, sivil istihkak bedeli ve enflasyon değer farkı gibi taleplerde bulunmuştur. İlgili idare, başvuranın ihraç dönemindeki maaş ödemelerinin yapıldığını, ancak yasal faiz, fazla çalışma ücreti ve diğer taleplerin ödenemeyeceğini belirtmiştir.
İdarenin açıklamalarına göre, başvuranın 07.12.2020 – 11.07.2023 tarihleri arasındaki maaş ödemeleri yapılmış, ancak fazla çalışma ücreti ve operasyon tazminatı gibi taleplerin karşılanamayacağı ifade edilmiştir. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın 1/3 oranındaki maaş kesintisinin ve bu kesintiye ilişkin faiz taleplerinin kabul edilmesi yönünde tavsiyede bulunmuştur. Ancak, operasyon tazminatı ve diğer taleplerin reddedilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Sonuç olarak, başvuranın talepleri kısmen kabul edilirken, idarenin bu karar doğrultusunda işlem yapması için 30 gün süre verilmiştir. Kamu Denetçiliği Kurumu, idarenin mali hakların iadesi konusundaki yükümlülüklerini yerine getirmesi gerektiğini vurgulamıştır. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2024/3721-S.24.5888
BAŞVURU NO : 2023/16871
KARAR TARİHİ : 03.04.2024
KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI
,TCKN:
Adres:
EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
BAŞVURUYA KONU İDARE :
BAŞVURUNUN KONUSU : İhraç olup göreve iade edilen Polis Memurunun 1/3 oranındaki maaş kesintisinin ve iade-i memuriyet maaşının faiziyle birlikte ödenmesi ile fazla çalışma ücreti, operasyon tazminatı, sivil istihkak bedeli ve enflasyon değer farkı talepleri hk.
BAŞVURU TARİHİ : 22.10.2023
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza yapılan başvuruda başvuran özetle; görevden uzaklaştırma ve ihraç süreci sonrasında yargı kararıyla görevine iade edildiğini, görevden uzaklaştırıldığı (açıkta kaldığı) süreci kapsayan geriye dönük maaş ödemelerinin yatırılmadığını, idareye yapmış olduğu başvuru cevabının 23 Ağustos 2023 tarihinde tarafına tebliğ edildiğini, açıkta kalınan süre ve ihraç dönemi için yasal faiz ve operasyon tazminatı ödemesine imkan bulunmadığı yönünde cevap verildiğini, 28 Ağustos 2023 tarihinde tarafına tebliğ edilen başvuru cevabında yine açıkta kalınan süre ve ihraç dönemini kapsayan süre için fazla çalışma ücreti ve enflasyon değer farkı ödenmesine imkan bulunmadığının bildirildiğini belirterek 26.04.2017 – 07.12.2020 tarihleri arasında görevden uzaklaştırıldığı dönemde maaşından yapılan 1/3 oranındaki kesinti ile
07.12.2020 – 11.07.2023 tarihleri arasında ihraç edildiği dönemde maaşlarına ait yasal faiz, fazla çalışma
ücreti, operasyon tazminatı, sivil istihkak bedeli, enflasyon değer farkı ödemelerinin tarafına yapılmasını ve bu idari işlem hiç tesis edilmemiş gibi mali haklarının ödenmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. İstanbul Valiliği İl Emniyet Müdürlüğünün 10.11.2023 tarihli ve E- – sayılı yazısı ve eklerinde özetle;
2.1. Adı geçene ihraçta kaldığı dönem olan 07.12.2020-11.07.2023 tarihleri arası için iade-i memuriyet maaşları ödenmiştir. 1/3 açık maaş ödemeleri hakkında, 657 sayılı DMK’nın 141-143. maddelerine istinaden Müdürlüğümüzce ilgili birimlerle gerekli yazışmalar yapılmakta olup, 143. maddede sayılan durumlar gerçekleşmişse 1/3 açık maaş ödemesi yapılacaktır.
2.2. Emniyet Genel Müdürlüğünün 09.03.2023 tarih ve 11 No’lu Genelgesi gereği, yasal faiz ödemesine imkan bulunmamaktadır. Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğünün 11.04.2018 tarih ve – ( – sayılı “Fazla Çalışma Ücreti” hakkındaki görüş yazısında
“görevden uzaklaştırılan, tutuklanan veya gözaltına alınan personele bu sürelere ilişkin fazla çalışma ücreti ödenmesine imkan bulunmamaktadır.” denildiğinden fazla çalışma ücreti ödenmemiştir.
2.3. 375 sayılı Kanun Hükmündeki Kararnamenin 28’inci maddesinin (A) bendi doğrultusunda ödenen ek tazminata ilişkin esasları düzenleyen, Cumhurbaşkanlığı Makamının 04.10.2019 tarih ve 1637 sayılı Özel Harekât ve Operasyonlarda Görevlendirilen Personele Ödenecek Ek Tazminat Hakkındaki
Kararın 4. maddesi (ç) bendi gereği operasyon tazminatı ödemesi yapılması imkânı bulunmamaktadır.
2.4. Memurlara Yapılacak Giyecek Yardımı Yönetmeliğinin 5. maddesinin son fıkrasında ve Emniyet
Hizmetleri Sınıfı Mensupları Kıyafet Yönetmeliğinin 11. maddesinin 2. fıkrasında yer alan “Herhangi bir nedenle, bir dönem için verilmeyen giyim eşyası, sonraki döneme ait giyecek yardımı ile birlikte verilemez.” hükmü gereği geriye dönük sivil istihkak ödemesi yapılamamaktadır.
2.5. Enflasyon değer kaybının ödenmesiyle ilgili mevzuatta herhangi bir hüküm bulunmadığından Strateji
Geliştirme Şube Müdürlüğü tarafından herhangi bir ödeme yapılamamaktadır.
3. İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğünün 10.11.2023 tarihli E- – sayılı yazısında özetle;
3.1. Danıştay 1.Dairesinin E:1982/112-K:1982-130 sayılı istişari kararında; idarenin iptal kararlarının amaç ve kapsamına göre yeni bir işlem tesis etmesi gerektiği, haklarında göreve son verme, görevinden çekilmiş sayılma ya da benzeri işlemlerin iptali üzerine göreve döndürülenlerin dava dilekçelerinde aylık ve diğer özlük haklarına ilişkin bir istemde bulunup bulunmadıklarına bakılmaksızın, işlemin tesisi tarihinden sonraki bütün maddi haklarının ödenmesi gerektiği belirtilmiş, ancak söz konusu maddede bu ödemenin yasal faizi ile birlikte yapılması yönünde herhangi bir hususa değinilmemiştir.
3.2. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun “Görevden uzaklaştırılan veya görevinden uzak kalan memurların hak ve yükümlülüğü” başlıklı 141’inci maddesinde “Görevden uzaklaştırılan ve görevi ile ilgili olsun veya olmasın herhangi bir suçtan tutuklanan veya gözaltına alınan memurlara bu süre içinde aylıklarının üçte ikisi ödenir. Bu gibiler bu Kanunun öngördüğü sosyal hak ve yardımlardan faydalanmaya devam ederler. 143 üncü maddede sayılan durumların gerçekleşmesi halinde, bunların aylıklarının kesilmiş olan üçte biri kendilerine ödenir ve görevden uzakta geçirdikleri süre, derecelerindeki kademe ilerlemesinde ve bu sürenin derece yükselmesi için gerekli en az bekleme süresini aşan kısmı, üst dereceye yükselmeleri halinde, bu derecede kademe ilerlemesi yapılmak suretiyle değerlendirilir.” denilmiş, anılan
Kanunun “Memurun göreve tekrar başlatılması zorunlu olan haller” başlıklı 143’üncü maddesinde ise
“Soruşturma veya yargılama sonunda yetkili mercilerce: a) Haklarında memurluktan çıkarmadan başka bir disiplin cezası verilenler; b) Yargılamanın men’ine veya beraatine karar verilenler; c) Hükümden evvel haklarındaki kovuşturma genel af ile kaldırılanlar; ç)
Görevlerine ve memurluklarına ilişkin olsun veya olmasın memurluğa engel olmayacak bir ceza ile
/
hükümlü olup cezası ertelenenler; Bu kararların kesinleşmesi üzerine haklarındaki görevden uzaklaştırma tedbiri kaldırılır.” ifadelerine yer verilmiştir.
3.3. 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu’nun Ek 21’inci maddesi uyarınca, Emniyet Hizmetleri Sınıfı kadrolarında bulunanlara fazla çalışma ücreti ödenmekte olup, madde ile ödeme usul ve esaslarının İçişleri
Bakanlığınca belirleneceği hüküm altına alınmıştır.
3.4. Ayrıca, bu madde gereğince ödenmekte olan fazla çalışma ücretinin görevden uzaklaştırılan, yargı kararı ya da Kanun Hükmünde Kararnamelerle göreve iade edilen personele ödenemeyeceği hususunda
Hazine ve Maliye Bakanlığından alınan görüş yazıları tüm birimlerimize dağıtımlı olarak gönderilmiştir.
375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 28’inci maddesinin (A) fıkrasında yer alan; “Sıkıyönetim veya
olağanüstü hal ilan edilen bölgeler veya Milli Savunma ve İçişleri Bakanlıklarınca müştereken belirlenecek kritik yörelerde özel harekat ve operasyon timi olarak görev yapan; Emniyet Genel Müdürlüğü emniyet hizmetleri sınıfı kadrolarında bulunanlar ile sözleşmeli uçuş personeline, subay, astsubay, uzman jandarma, uzman erbaş ve sözleşmeli erbaş ve erlere ve operasyonları fiilen sevk ve idare eden karargah ve bürolardan bu fıkra uyarınca alınacak Cumhurbaşkanı onayında belirtilenlerde görevlendirilen personele 9000, erbaş ve erlere 4500 gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak aylık tutarı geçmemek üzere, fiilen görev yapıldığı sürece ve bu süre ile orantılı olarak ek tazminat, (B) fıkrasında yer alan tazminata ilave olarak ayrıca ödenir…” hükmüne yer verilmiştir.
Hususları bildirilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
4. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.” 5. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” 6. 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun ‘Görevden uzaklaştırılan veya görevinden uzak kalan memurların hak ve yükümlülüğü’ başlıklı 141 inci maddesinde “Görevden uzaklaştırılan ve görevi ile ilgili olsun veya olmasın herhangi bir suçtan tutuklanan veya gözaltına alınan memurlara bu süre içinde aylıklarının üçte ikisi ödenir. Bu gibiler bu Kanunun öngördüğü sosyal hak ve yardımlardan faydalanmaya devam ederler. 143 üncü maddede sayılan durumların gerçekleşmesi halinde, bunların aylıklarının kesilmiş olan üçte biri kendilerine ödenir ve görevden uzakta geçirdikleri süre, derecelerindeki kademe ilerlemesinde ve bu sürenin derece yükselmesi için gerekli en az bekleme süresini aşan kısmı, üst dereceye yükselmeleri halinde, bu derecede kademe ilerlemesi yapılmak suretiyle değerlendirilir.”
7. 7098 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde
Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanunun “İade hükümleri” başlıklı 2 nci maddesinin ikinci fıkrasında “İlgili kanun hükmünde kararname hükümleri, birinci fıkrada belirtilen kişiler bakımından tüm hüküm ve sonuçlarıyla birlikte ilgili kanun hükmünde kararnamenin yayımı tarihinden geçerli olmak üzere ortadan kalkmış sayılır. Söz konusu personelden bu maddenin yürürlük
tarihinden itibaren on gün içerisinde göreve başlamayanlar çekilmiş sayılır. Bu kapsamda göreve başlayanlara, kamu görevinden çıkarıldıkları tarihten göreve başladıkları tarihe kadar geçen süreye tekabül eden mali ve sosyal hakları ödenir…”
8. 7075 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun
Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanunun “Kararların uygulanması” başlıklı 10 uncu maddesinin birinci fıkrasında “…Bu kapsamda göreve başlayanlara, kamu görevinden çıkarılma tarihlerini takip eden aybaşından göreve başladıkları tarihe kadar geçen süreye tekabül eden mali ve sosyal hakları ödenir. Bu kişiler, kamu görevinden çıkarılmalarından dolayı herhangi bir tazminat talebinde bulunamaz.” hükümleri yer almıştır.
9. 27/6/1989 sayılı ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 28 inci maddesinin (A) bendinde
“A) (Değişik: 7/11/1996-4206/1 md.) Olağanüstü hal ilan edilen bölgeler veya Milli Savunma ve İçişleri
Bakanlıklarınca müştereken belirlenecek kritik yörelerde özel harekat ve operasyon timi olarak görev yapan; Emniyet Genel Müdürlüğü emniyet hizmetleri sınıfı kadrolarında bulunanlar ile sözleşmeli uçuş personeline, subay, astsubay, uzman jandarma, uzman erbaş ve sözleşmeli erbaş ve erlere ve operasyonları fiilen sevk ve idare eden karargah ve bürolardan bu fıkra uyarınca alınacak Cumhurbaşkanı onayında belirtilenlerde görevlendirilen personele 9000, erbaş ve erlere 4500 gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak aylık tutarı geçmemek üzere, fiilen görev yapıldığı sürece ve bu süre ile orantılı olarak ek tazminat, (B) fıkrasında yer alan tazminata ilave olarak ayrıca ödenir…”
“…(Ek paragraf: 11/10/2011-KHK-666/5 md.) Emniyet Genel Müdürlüğü Emniyet Hizmetleri Sınıfı kadrolarında bulunan personelden, özel harekat kursuna katılarak özel harekat sertifikası almış ve özel harekat birimlerinde fiilen görev yapanlar ile terörle yaygın ve yoğun bir şekilde mücadeleye yönelik olarak ilgisine göre İçişleri Bakanlığı veya Genelkurmay Başkanlığınca belirlenen birliklerde fiilen görev yapan subay, astsubay, uzman jandarma, uzman erbaş ve sözleşmeli erbaş ve erlere, (10.750) gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak aylık miktarı geçmemek üzere, fiilen görev yapıldığı sürece ve bu süre ile orantılı olarak bu fıkra uyarınca ödenen tazminata ilave ek tazminat ödenebilir. Yerleşim birimi, fiilen yapılan görevin riski, zorluğu ve önemi gibi kriterler birlikte veya ayrı ayrı dikkate alınmak suretiyle günlük veya aylık olarak hesaplanmak üzere, ödenecek ilave ek tazminatın miktarı, ödenme usul ve esasları ile hangi hallerde kesileceği Cumhurbaşkanı kararı ile tespit edilir. Bu tazminat kapsam dahilinde fiilen görev yapılan sürelere göre hesaplanır ve ay sonunda ödenir.”
10. 4/6/1937 tarihli ve 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanununun ek 21 inci maddesinde “657 sayılı
Devlet Memurları Kanununda belirtilen en yüksek Devlet Memuru aylığının (ek gösterge dahil); a) Emniyet
Hizmetleri Sınıfına dahil kadrolarda bulunanlardan; 1. Özel harekat ve istihbarat birimlerinde görev yapanlara; % 35, 2. Siyasi hizmet, çevik kuvvet birimleri ile köprü ve hassas bölgeleri koruma görevlerinde fiilen çalışanlarla, panzer sürücüsü ve operatörü olarak görev yapanlara % 31, 3. Diğer birimlerinde görevli olanlara % 27, b) Emniyet hizmetleri sınıfına dahil kadrolarda bulunan çarşı ve mahalle bekçilerine
% 13, (1) tutarını geçmemek üzere İçişleri Bakanlığınca belirlenecek usul ve esaslara göre fazla çalışma ücreti ödenir. (Ek ibare : 12/7/2000 – KHK -611/2 md.; Kabul: 6/4/2001 – 4638/3 Md.) Ayrıca, İçişleri
Bakanı, büyük ölçekli yolsuzluk, terör ve benzeri faaliyetlere karşı ülke çapında gerçekleştirilen operasyonlara katılanlar ile bunlara idari, teknik, lojistik ve sair destek hizmetleri sağlayan personele hizalarında gösterilen oranların en çok yarısına kadar ilave ödeme yapmaya, bu ödemeyi; görev yeri ve süresi, görevin zorluk ve risk derecesi, görevlinin kıdemi ve sorumluluğu ile benzeri unsurları dikkate alarak farklı miktar veya oranlarda belirlemeye, buna ilişkin diğer usul ve esasları tespit etmeye yetkilidir.
Bu ücretten damga vergisi hariç herhangi bir vergi ve kesinti yapılmaz.”
11. 6098 Sayılı Borçlar Kanunun, /
11.1. “Borçlunun Temerrüdü” başlıklı 117 nci maddesinin birinci fıkrasında “Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer.”
11.2. “Temerrüt faizi başlıklı 120 nci maddesinde “Uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir.
Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz. Akdî faiz oranı kararlaştırılmakla birlikte sözleşmede temerrüt faizi kararlaştırılmamışsa ve yıllık akdî faiz oranı da birinci fıkrada belirtilen faiz oranından fazla ise, temerrüt faizi oranı hakkında akdî faiz oranı geçerli olur.”
11.3. “Aşkın Zarar” başlıklı 122 nci maddesinde “Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder.”
12. 3095 Sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunun,
12.1. “Kanuni faiz” başlıklı 1 inci maddesinin birinci fıkrasında “Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret
Kanununa göre faiz ödenmesi gereken hallerde, miktarı sözleşme ile tespit edilmemişse bu ödeme yıllık yüzde oniki oranı üzerinden yapılır.”
12.2. “Temerrüt faizi” başlıklı 2 nci maddesinin birinci fıkrasında “Bir miktar paranın ödenmesinde temerrüde düşen borçlu, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça, geçmiş günler için 1 inci maddede belirlenen orana göre temerrüt faizi ödemeye mecburdur.”
13. 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun “Giyecek yardımı” başlıklı 211 inci maddesinde “Devlet memurlarından hangilerinin ne şekilde giyecek yardımından faydalanacakları Maliye Bakanlığı ile
Başbakanlık Devlet Personel Başkanlığının birlikte hazırlayacakları bir yönetmelik ile tespit olunur.”
14. Memurlara Yapılacak Giyim Yardımı Yönetmeliğinin “Giyecek Yardımından Yararlanma
Şekli” başlıklı 3 üncü bölümün 5 inci maddesinde “… Herhangi bir nedenle bir dönem için verilmeyen giyim eşyası sonraki döneme ait giyecek yardımı ile birlikte de verilemez.” hükümleri düzenlenmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ SADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
15. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde hazırlanan “Kısmen Tavsiye
Kısmen Ret Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 16. Kurumumuza yapılan başvuruda başvuran özetle; görevden uzaklaştırma ve ihraç süreci sonrasında yargı kararıyla görevine iade edildiğini belirterek 26.04.2017 – 07.12.2020 tarihleri arasında görevden uzaklaştırıldığı dönemde maaşından yapılan 1/3 oranındaki kesinti ile 07.12.2020 – 11.07.2023 tarihleri arasında ihraç edildiği dönemde maaşlarına ait yasal faiz, fazla çalışma ücreti, operasyon tazminatı, sivil
istihkak bedeli, enflasyon değer farkı ödemelerinin tarafına yapılmasını ve bu idari işlem hiç tesis edilmemiş gibi mali haklarının ödenmesini talep etmektedir.
17. Başvuru incelendiğinde idarenin sunduğu belgelerden başvuranın 6/7/2023 tarihli Bakanlık Makamı
Oluru ile atamasının yargı kararı gereği yapıldığı, 12/7/2023 tarihli dilekçesiyle mali haklarının ödenmesi yönünde idareye başvuruda bulunduğu, başvuran adına hazırlanan ödeme emri belgesi ile 7/9/2023 tarihinde 07.12.2020 – 11.07.2023 tarihlerini kapsayacak şekilde iade-i memuriyet maaşı ödemesinin yapıldığı görülmektedir.
18. Yasal faiz talebine ilişkin olarak mevzuatta konuyla ilgili Kanun Hükmünde Kararnamelerin “İade hükümleri” başlıklı hükümlerinde, daha önce çeşitli OHAL kararnameleri ile kamu görevinden çıkarılan ilgililerin kamu görevine iadeleri hususundaki usul belirtilmekte ve iade olan kamu görevlileri hakkında anılan OHAL Kararnamelerinin tüm hüküm ve sonuçlarının yayım tarihinden itibaren ortadan kalkmış sayılacağı, ilgililerin kamu görevinden çıkarıldıkları tarihten göreve başladıkları tarihe kadar geçen süreye tekabül eden mali ve sosyal haklarının ödeneceği düzenlenmiştir. Nitekim Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruya ilişkin 07/02/2019 tarih ve 2015/4812 sayılı kararında;
18.1. “23. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 19/3/2014 tarihli ve E.2011/358, K.2014/906 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir (…) faizin, konusu para olan borçlarda, alacaklının bu paradan mahrum kaldığı süre içinde uğrayacağı kayıpların, başka bir anlatımla bu paranın kullanılamamasından dolayı yoksun kalınan kazancın karşılığı olduğu; esasen bu kaybın veya yoksun kalınan kazancın idareden istenebilmesi için idarenin doğrudan veya dolaylı bir kusurunun bulunmasının kural olarak gerekmediği; ekonomilerde bir değişim vasıtası olan paranın, çeşitli ticari, sınai, zirai v.b. faaliyetlerde kullanılmakla, sahibine kazanç, kira, nema v.s. adları altında kimi ekonomik yararlar sağlayan bir değer olduğu; paranın, sahibi dışındaki kişi ve kuruluşlarca kullanılmasının, sahibinin bu ekonomik değerden mahrum bırakılması sonucunu doğurmasının yanında, yüksek enflasyon etkisinde olan ekonomilerde, paranın değerini, yanı alım gücünün enflasyon oranı ölçüsünde yitirmesine neden olduğu; hukuk devletlerinde, açıklanan nitelikteki bir zararın faiz ya da başka bir ad altında ödenecek tazminatla karşılanabilmesi için, açık yasa hükmü aranmasının düşünülemeyeceği; aksine anlayışın, Devletin ve ona bağlı idarenin eylem ve işlemlerinden doğan her türlü zararın tazmini için de, açık yasa hükmü aranması sonucuna götüreceği ki, böyle bir anlayışın, Anayasa’nın 125. maddesinin son fıkrasında yer alan, “idare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür” amir hükmü ile bağdaşmayacağı gerekçesinin de eklenmesi suretiyle, ilk kararının davacının faiz talebinin kabulüne ilişkin kısmında ısrar edilmiştir.”
18.2. “25. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) istikrarlı olarak, kamu makamlarınca yapılacak geri ödemelerin gecikmesini faiz ödemeleriyle ilişkilendirmektedir. Mahkemenin çeşitli kararlarında makul olmayan bir gecikme gibi nedenlerle tazminatın değer kaybettiği durumlarda bu tazminatın yeterliliğinin azalacağı belirtilmiştir (Angelov/Bulgaristan, B. No: 44076/98, 22/4/2004, § 39; Almeida Garrett, Mascarenhas Falcão ve diğerleri, B. No: 29813/96-30229/96, § 54). Nitekim böyle başvurularda AİHM, esas itibarıyla kamu makamlarının geçen süre nedeniyle ödenmesi gereken tutardaki değer kayıplarını telafi etmek için gecikme faizi ödeyip ödemediğini dikkate almaktadır. Kısacası AİHM, mülkiyet hakkı kapsamında faiz ödemesini, esasen devletin borçlu olduğu tutar ile alacaklı tarafından nihai olarak alınan tutar arasındaki enflasyon nedeniyle oluşan değer kayıplarını giderme yükümlülüğüyle ilişkilendirmektedir (Akkuş/Türkiye, B. No: 19263/92, 9/7/1997, § 29).”
18.3. “39. Bu durumda açığa alınmakla birlikte sonradan görevine iade edilen başvurucuya söz konusu maaş kesintisinin ödenmesi gerektiği kamu makamlarınca saptanmış bir olgudur. Bu maaş tutarlarının
/
başvurucunun statüsü gereği ödendiği ve onun mülkiyet hakkı kapsamında olduğu ise kuşkusuzdur. Sonuç olarak söz konusu idari ve yargısal sürece bir bütün olarak bakıldığında ceza soruşturması nedeniyle açığa alınan kamu görevlisi başvurucunun mülkiyet hakkı kapsamındaki maaşından yapılan kesintilerin yaklaşık
5 ile 11 yıl arasında değişen sürelerde kendisine iade edilebildiği, haklı bir gerekçesi ortaya konulamayan
bu gecikmenin de belirtilen sürelerin uzunluğu dikkate alındığında makul görülemeyeceği anlaşılmaktadır.”
18.4. “40. Diğer taraftan Danıştayın aynı konuya ilişkin bazı kararlarında da konusu para olan borçlarda, alacaklının bu paradan mahrum kaldığı süre içinde uğrayacağı kayıpların, başka bir anlatımla bu paranın kullanılamamasından dolayı yoksun kalınan kazancın karşılığı olarak faiz ödenmesi gerektiği belirtilmiştir.
Danıştay bu kararlarında, sonuç olarak açığa alınan bir kamu görevlisinden yapılan maaş kesintilerinin faiziyle birlikte iade edilmesi gerektiğini belirtmiştir (bkz. §§ 23, 24). Dolayısıyla somut olay bağlamında derece mahkemelerinin başvurucuya faiz ödenmemesine ilişkin olarak yukarıdaki içtihattan farklılaşan yorumu, sonuç olarak başvurucunun alacağının enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılarak ödenmesine yol açmaktadır.”
18.5. “41.Sonuç olarak başvurucunun maaşından kesintilerin yapıldığı tarihlerden ödemenin yapıldığı tarihe kadar geçen süredeki enflasyon oranları dikkate alındığında mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilen söz konusu alacakların enflasyon oranları karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılarak ödendiği anlaşılmaktadır. Buna karşın başvurucuya herhangi bir faiz ödemesi ise yapılmamış, faiz ödenmesi yönündeki başvurucunun talebi de idari ve yargısal makamlarca reddedilmiştir. Söz konusu değer kaybının oranı gözetildiğinde müdahaleyle başvurucuya şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklendiği, bu sebeple söz konusu müdahalenin kamunun yararı ile başvurucunun mülkiyet hakkının korunması arasında kurulması gereken adil dengeyi başvurucu aleyhine bozduğu kanaatine varılmıştır.” (…)
yönünde değerlendirmeler yapılmıştır.
19. Operasyon tazminatına ilişkin 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 28 inci maddesinin (A) bendi hükmü doğrultusunda operasyon tazminatının mutat bir ödeme olmayıp olağanüstü hal ilan edilen bölgeler veya Milli Savunma ve İçişleri Bakanlıklarınca müştereken belirlenecek kritik yörelerde özel harekat ve operasyon timi olarak görev yapan Emniyet Genel Müdürlüğü emniyet hizmetleri sınıfı kadrolarında bulunanlar için yapılan bir ödeme olarak mevzuatta düzenlendiği görülmektedir. Dolayısıyla operasyon tazminatı, 7075 sayılı Kanunun 10/A maddesinde belirtilen mali ve sosyal haklar kapsamına girmediğinden başvuranın operasyon tazminatı talebinin idarece reddi işleminin hukuka uygun olduğu değerlendirilmektedir.
20. Fazla çalışma ücretine ilişkin olarak 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanununda ödenme şartları düzenlenmiş olup, emniyet teşkilatında verilen fazla çalışma ücretinin polisin yaptığı görevin niteliği ve zorluğuna binaen mezkur ücret olarak ödeneceği, söz konusu oranların belirlenmesinde ek mesai saatine bağlı olarak bir ödeme sistemi yerine çalışılan kadro bazlı olarak bir ödeme sisteminin getirildiği, dolayısıyla emniyet teşkilatında görev yapan personele ödenen fazla çalışma ücretinin maktu bir ödeme niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Danıştay 11. Dairesinin 23/06/2009 tarih ve E:2006/6559 K: 2009/6677 sayılı Kararında 3201 sayılı Kanunun ek 21. maddesi uyarınca ödenen fazla çalışma ücretinin, mesai dışında fazla çalışma karşılığı olarak değil, görevin niteliği, yapılan işin zorluğu ve önemi doğrultusunda emniyet hizmeti sınıfı kadrolarında bulunanlardan görev yapılan birime göre, salt bu görevi yerine getirmeleri nedeniyle her ay sabit olarak yapılan bir ödeme olduğu ve 657 sayılı Kanunun 178. maddesinde düzenlenen ve günlük çalışma saatleri dışında yapılan çalışma karşılığı ödenen fazla çalışma ücretinden nitelik olarak
/
farklı olduğu değerlendirilerek fazla çalışma ücretinin, görev yapılan birim ve yürütülen hizmet esas alınarak ödenmesine, söz konusu ücretin, emniyet hizmetleri sınıfında bulunan personelce yürütülen hizmetin niteliği ve devamlılığı göz önünde bulundurularak aylık alınan dereceye göre maktu olarak ödenmesine hükmedilmiştir.
21. Başvuranın sivil elbise istihkak bedeli verilmesi talebi incelendiğinde, 657 sayılı Devlet Memurları
Kanununun 211 inci maddesinde Devlet memurlarından hangilerinin ne şekilde giyecek yardımından faydalanacakları Maliye Bakanlığı ile Devlet Personel Başkanlığının birlikte hazırlayacakları bir yönetmelik ile tespit olunacağı hükme bağlanmış bulunduğundan bu hükme dayanılarak hazırlanan ve 14/9/1991 tarih ve 91/2268 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe giren Memurlara Yapılacak Giyecek
Yardımı Yönetmeliğinde kimlere ne gibi giyecek eşyası verileceği, kadro unvanları ve hizmet sınıfları itibarıyla cinsi, miktarı, kullanma süresi ve niteliği ayrı ayrı tespit edilmiştir. Yönetmeliğin 5 inci maddesin son fıkrasında ise herhangi bir nedenle bir dönem içinde verilmeyen giyim eşyasının sonraki döneme ait giyecek yardımı ile birlikte verilemeyeceği hükmüne yer verilmiştir.
21.1. Nitekim Danıştay Beşinci Dairesinin 28/05/2010 tarih ve 2008/1723 Esas, 2010/3702 Karar sayılı kararında giyecek yardımının kural olarak her yıl belli dönemler itibariyle verilmesi suretiyle bu giyeceklerin yalnızca o yıl içinde kullanılması öngörüldüğünden ve izleyen yıl yine giyecek yardımından yararlandırma söz konusu olduğundan, herhangi bir nedenle o dönem için verilmeyen giyim eşyasının sonraki döneme ait giyecek yardımına ek olarak verilmesi olanaklı olmadığı gibi, giyim yardımının her yıl yapılması ilkesine ve kamu yararına aykırı bulunduğu, bu sakıncanın önlenmesi için dava konusu
Yönetmeliğin 5 inci maddesi ile her dönem için o mevsimle ilgili giyeceklerin verilmesi ilkesinin benimsenmesinde ve önceki dönem ve yıllarda ödenmeyen giyecek yardımının daha sonra ayrıca verilmesi konuşunda açık bir yasak getirilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı yönünde hükme varıldığı görülmektedir. Bu kapsamda başvuranın ihraç olduğu dönemde fiilen görev yapmaması nedeniyle verilemeyen kıyafet yardımının başvurana sonraki dönemlerde verilmesinin mümkün olmadığı anlaşıldığından başvuranın geçmişe yönelik olarak sivil elbise istihkak bedeli verilmesi talebinin reddedilmesi işleminde hukuka ve hakkaniyete aykırılık olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
22. Başvuranın enflasyon değer kaybı talebi bakımından yapılan incelemede, mevzuatta anapara faizi ve temerrüt faizi olmak üzere iki tür faizin düzenlendiği, anapara faizinin henüz temerrüde düşmeden ödenmesi lazım gelen faiz olup, kredili, vadeli veya taksitli satışlarda söz konusu olduğu ve temerrüde düşmeden ‘vade farkı’ adı altında alındığı, temerrüt faizinin 3095 sayılı Kanun’un 2 inci maddesinde borcunu vadesinde ödemeyerek temerrüde düşen borçlunun ödemesi gereken bedel olarak tanımlandığı, dolayısıyla belirli bir süre mahrum kalınan parasal faydanın elde edildiği dönemde oluşan değer kaybının temerrüt faizi (yasal faiz oranı) ile ödenmesinin esas olduğu, temerrüt faizi ile tazmin edilemeyen kısım için ise Borçlar Hukukunda düzenlenen aşkın zarar kavramının mevcut olduğu, bunun hesaplanabilmesi için enflasyon oranlarının dikkate alınması ya da yabancı para borçlarında kur farkı ile söz konusu zararın tazmin edilmesi mümkün olmakla birlikte düzenlemenin özel hukuk sözleşmeleri yönünden geçerli olduğu ve konunun idare hukuku kapsamında düzenlenmediği görülmektedir.
23. Yukarıdaki açıklamalar, başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat, yargı kararları, Ombudsmanın 2020/6300, 2020/97640, 2020/91948, 2021/1068, 2021/15212, 2022/9794, 2022/3050, 2022/11558, 2023/19527, 2023/6033 numaralı emsal kararları birlikte değerlendirildiğinde; görevden uzaklaştırma ve ihraç süreci sonrasında yargı kararıyla görevine iade edildiğini belirten başvuranın mali ve sosyal hakları kapsamında 26.04.2017 – 07.12.2020 tarihleri arasında tarafına ödenmeyen 1/3 oranındaki maaş kesintisinin, idarece 657 sayılı Kanunun 141 inci ve 143 üncü
maddelerine istinaden gerekli yazışmaların yapılmakta olduğu ve 143 üncü maddede sayılan durumlar gerçekleşmişse başvuranın 1/3 oranındaki maaş ödemesinin yapılacağı bildirilmiş ise de, 1/3 oranındaki maaş kesintisinin faiziyle birlikte ödenmesi talebinin kabulü, başvurana ödemesi yapılan ancak faiz uygulanmayan 07.12.2020 – 11.07.2023 tarihleri arasındaki maaşlarına ait faizin ödenmesi talebinin kabulü, başvuranın hem anılan 1/3 oranındaki maaş kesintisi hem de iade-i memuriyet maaşı kapsamındaki fazla çalışma ücretinin ödenmesi talebinin kabulü ile operasyon tazminatı, sivil istihkak bedeli, enflasyon değer farkı ödenmesi taleplerinin reddi gerektiği sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 24. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu
Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde iyi yönetim ilkelerine yer verilmiş olup; idare tarafından, başvuran hakkında verilen iptal kararının mali haklarının iadesi yönünden tam olarak uygulanmadığı, bu nedenle de “kanunlara uygunluk” ilkesine uymadığı tespit edildiğinden, idareden bundan böyle bu ilkeye uyması beklenmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT
25. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurumumuz tarafından reddedilmesi hâlinde, durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. 21 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. Buna göre; ilgili idarenin eylem ve işlemlerine karşı dava açma süresinden arta kalan İdare Mahkemesine yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan nedenlerle BAŞVURUNUN KISMEN REDDİ ve KISMEN KABULÜNE,
Başvuranın operasyon tazminatı, sivil istihkak bedeli, enflasyon değer farkı ödenmesi taleplerinin
REDDİNE,
Başvuranın 1/3 oranındaki maaş kesintisinin faizinin, 07.12.2020 – 11.07.2023 tarihleri arasındaki ödenmiş maaşlarına ait faizin, bu kesinti ve maaş ödemeleri kapsamındaki fazla çalışma ücretinin ödenmesi taleplerinin kabulü yönünde EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE TAVSİYEDE
BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca; idare
tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,
Kararın BAŞVURANA ve EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE tebliğine,
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi
/