|
ÖZET: Bu karar, kamu görevinden çıkarılan bir bireyin, göreve iade edildikten sonra görevden uzak kaldığı süreye ait mali haklarının ödenmesi talebine ilişkindir. Başvuran, enflasyon karşısında değer kaybının dikkate alınarak ödenmesini istemekte, ancak idare, yalnızca yasal faizle ödeme yapıldığını belirtmektedir. Anayasa Mahkemesi kararları, benzer durumlarda enflasyon nedeniyle oluşan değer kaybının telafi edilmesi gerektiğini vurgulamakta, ancak bu kararlar idarenin uygulamalarında yeterince dikkate alınmamıştır.
Sonuç olarak, Danıştay, başvuranın talebinin reddedilmesine karar vermiştir. İdarenin, başvuranın mali haklarını yasal faiziyle ödemesinin yeterli olduğunu savunması, mülkiyet hakkının ihlali riskini doğurmakta ve başvuranın aşırı bir külfet altına girmesine yol açmaktadır. Bu nedenle, başvuranın enflasyon karşısında değer kaybının telafi edilmesi yönündeki talebinin hukuki bir dayanağı olduğu sonucuna varılmıştır. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2023/13446-S.23.21269
BAŞVURU NO : 2023/6033
KARAR TARİHİ : 20/10/2023
RET KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI
Başvuranın görevden uzakta kaldığı döneme ait mali haklarının
BAŞVURUNUN KONUSU :
enflasyon karşısındaki değer kaybı gözetilerek ödenmesi talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 27/04/2023
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza yapılan başvuruda özetle; 672 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarıldığını, OHAL İnceleme Komisyonu kararı ile görevine iade edildiğini, görevinden uzakta kaldığı döneme ait mali haklarının %9 faiz işletilerek tarafına ödendiğini, bu konu ile ilgili Anayasa Mahkemesinin 07/02/2019, 08/09/2021 ve 19/10/2021 tarihli kararlarının mevcut olduğunu, idare mahkemelerince verilen kararlarda Anayasa Mahkemesinin vermiş olduğu bu kararlara atıfta bulunulduğunu, verilen bu kararlara bakıldığı zaman tarafına yapılacak ödemenin enflasyon karşısındaki değer kaybı oranında olması gerektiğini belirterek; memuriyete iade olduktan sonra tarafına ödenecek olan mali haklarının yargının vermiş olduğu karar doğrultusunda hesaplanarak ödenmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Bilgi – belge isteme yazımıza istinaden gönderilen Gençlik ve Spor Bakanlığının cevabi yazısı ve ekinde yer alan belgelerde; 2.1. Başvuranın Bakanlığın (mülga) Proje ve Koordinasyon Genel Müdürlüğü bünyesinde Gençlik ve Spor
Uzmanı olarak görev yapmakta iken 20/07/2016 tarihinde açığa alındıktan sonra 01/09/2016 tarihli ve 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden ihraç edildiği, Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme
Komisyonunun 08/11/2022 tarihli ve sayılı kararı gereğince göreve iade edildiği, Bakanlık
Makamının 02/12/2022 tarihli ve sayılı atama olurunu 08/12/2022 tarihinde tebellüğ ederek Eğitim, Koordinasyon ve Araştırma Genel Müdürlüğünde göreve başladığı,
2.2. 08/12/2022 tarihinde çalıştığı birime dilekçe vererek özetle; “7075 sayılı Kanunun 10. maddesinde yer alan, ‘göreve başlayanlara, kamu görevinden çıkarılma tarihlerini takip eden aybaşından göreve başladıkları tarihe kadar geçen süreye tekabül eden mali ve sosyal hakları ödenir.’ hükmü uyarınca görevden uzaklaştırıldığı ve ihraç edildiği dönemlere ait maaşları ile bunların farklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesini” talep ettiği, 2.3. Bahse konu dilekçede yer alan talep doğrultusunda, bir sureti Ek-1’de yer alan Ankara 16. İdare
Mahkemesinin / E. sayılı dosyasına kayden açılan davada verilen 31/10/2022 tarihli ve
/ K. sayılı Karar dikkate alınarak, Genel Müdürlük Onayı çerçevesinde geriye dönük ödemelerin yasal faizi ile birlikte yapıldığı, 2.4. Bilahare adı geçen tarafından görev yaptığı birime sunulan 27/02/2023 tarihli dilekçede ise özetle; “Yapılacak ödemelerin, enflasyon karşısındaki değer kaybını da kapsayacak şekilde ödenmesinin” talep edilmesi üzerine ödeme konusunda tereddüt hasıl olduğundan bahisle Bakanlığımız Personel Genel
Müdürlüğünden görüş istendiği, Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğünden intikal eden mütalaaya uygun şekilde hazırlanan cevabi görüş yazısında özetle; a) 08/03/2018 tarihli ve 30354 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7075 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri
İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul
Edilmesine Dair Kanun’un “Kararların uygulanması” başlıklı 10’uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan hüküm kapsamında göreve başlayanlara, kamu görevinden çıkarılma tarihlerini takip eden aybaşından göreve başladıkları tarihe kadar geçen süreye ilişkin mali ve sosyal hakların ödeneceğinin hüküm altına alındığı, b) ‘e 08/12/2022 tarihli dilekçesine istinaden görevden uzaklaştırıldığı ve görevden çıkarıldığı tarihlere ilişkin mali haklarının yasal faiziyle birlikte ödendiğinin görüldüğü, adı geçen tarafından bilahare 27/02/2023 tarihli dilekçeyle tarafına yapılan ödemelerin enflasyon karşısındaki değer kaybını içerecek şekilde ödenmesinin talep edildiği ancak yukarıda yer verilen 7075 sayılı Kanunun 10’uncu maddesinde ödemelerin enflasyon karşısındaki değer kaybını içerecek şekilde yapılacağına dair herhangi bir düzenlemenin bulunmadığı, bu sebeple ilgilinin talebinin zımnen reddedilerek ihtilafa bırakılmasının uygun olacağı hususunun, anılanın görev yaptığı Genel Müdürlüğe bildirildiği, c) Bu nedenle anılanın görev yaptığı Genel Müdürlük tarafından yukarıda belirtilen mütalaa da dikkate alınarak enflasyon karşısındaki değer kaybına ilişkin herhangi bir ilave ödeme yapılmadığı ve anılana konu hakkında yazı ile de bilgi verildiği, 2.5. Bilahare tarafından Kurumunuza başvuruda bulunulması ve başvuru evrakına emsal olarak gösterilmek üzere bazı Mahkeme kararlarının eklendiğinin anlaşılması üzerine, başvuru konusu talebe benzer konuda Mahkemelerde açılmış/sonuçlanmış davalar ve verilmiş yargı kararları bulunması ihtimalinden hareketle Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğünün görüşüne başvurulduğu, cevabi görüş yazısında; a) 7075 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde
Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanunun “Kararların uygulanması başlıklı 10’uncu maddesinin birinci fıkrasında, “Kamu görevinden, meslekten veya görev yapılan teşkilattan çıkarılan ya da ilişiği kesilenlere ilişkin başvurunun kabulü hâlinde karar, kadro veya pozisyonunun bulunduğu kuruma…
bildirilir. Kamu görevine iade edilmesine karar verilenlerin eski kadro veya pozisyonuna atanması esastır…
Kurumlar, bildirim veya atama teklif tarihini takip eden otuz gün içerisinde atama işlemlerini tamamlar…
İlgililerin kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin kanun hükmünde kararname hükümleri, bu fıkrada belirtilen kişiler bakımından tüm hüküm ve sonuçlarıyla birlikte ortadan kalkmış sayılır. Bu kapsamda göreve başlayanlara, kamu görevinden çıkarılma tarihlerini takip eden aybaşından göreve başladıkları tarihe kadar geçen süreye tekabül eden mali ve sosyal hakları ödenir.” hükmünün yer aldığı,
b) Mezkur hükümde göreve başlayanlara, kamu görevinden çıkarılma tarihlerini takip eden aybaşından göreve başladıkları tarihe kadar geçen süreye ilişkin mali ve sosyal haklarının ödeneceğinin hüküm altına alındığı, somut hadiseye bakıldığında da ‘e, 08/12/2022 tarihli dilekçesine istinaden görevden uzaklaştırıldığı ve görevden çıkarıldığı tarihlere ilişkin mali haklarının yasal faiziyle birlikte ödendiğinin görüldüğü, adı geçen tarafından bilahare 27/02/2023 tarihli dilekçeyle tarafına yapılan ödemelerin enflasyon karşısındaki değer kaybını içerecek şekilde ödenmesini talep ettiği, ancak yukarıda yer verilen
7075 sayılı Kanunun 10’uncu maddesinde ödemelerin, enflasyon karşısındaki değer kaybını içerecek
şekilde yapılacağına dair herhangi bir düzenleme bulunmadığı, bu sebeple adı geçenin talebinin zımnen reddedilerek ihtilafa bırakılmasının uygun olacağı, c) ‘in Kurumumuza yapmış olduğu tarihli başvuruda Anayasa Mahkemesinin 07/02/2019, 08/09/2021 ve 19/10/2021 tarihli kararları emsal gösterilmek suretiyle kendisine yapılacak ödemenin enflasyon karşısındaki değer kaybı oranında olması gerektiğinin beyan edildiği, bununla birlikte; – Anayasa Mahkemesinin 07/02/2019 tarihli ve 2015/4812 sayılı kararında, açığa alınan kamu görevlisinin kesilen maaşının göreve iade edildikten sonra ödenmesine ilişkin hususların tartışıldığı ve mezkur kararda, “Başvurucunun açıkta geçirdiği sürede alamadığı birikmiş maaş farkları idare tarafından kendisine ödenmiştir. Bu bakımdan başvurucunun mağduriyeti giderilmiş durumdadır. Bununla birlikte varlığı derece mahkemelerince de kabul edilen başvurucunun bu alacağına yasal faiz işletilmemiştir. Diğer bir deyişle idare, ilgili kanun hükmü gereği başvurucuya açıkta geçirdiği sürelerde maaşını 1/3 oranında eksik ödemiş, başvurucunun mahkûm edilmemesi sebebiyle 657 sayılı Kanun’un 141. maddesi kapsamında alacağı iade edilmiş ancak bu maaş kesintisi yönünden herhangi bir faiz ödemesi yapılmamıştır. İdare hukuku çerçevesinde hangi alacaklara faiz işletileceği, faiz oranının ne olacağı, faizin işletilme tarihinin belirlenmesi gibi hususlar Anayasa Mahkemesinin görevine girmemektedir. Bununla birlikte Anayasa
Mahkemesinin yukarıdaki içtihadında da değinildiği üzere mülkiyet hakkı kapsamında görülen bir alacağın kamu makamlarınca haklı olmayan bir gerekçeyle geç ödenmesi durumunda bu alacağın enflasyon karşısında makul olmayacak bir oranda değer kaybına uğratılması mülk sahibine şahsi olarak aşırı bir külfet yüklemektedir. Somut olayda başvurucuya 1998 ile 2005 yılları arası açıkta geçirdiği sürede alamadığı 1/3 oranındaki birikmiş maaş farkları iade edilmekle birlikte kendisine bir faiz ödemesi yapılmamıştır. Hâlbuki Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre başvurucunun açığa alındığı 1998 yılı
Temmuz ayındaki 100 TL’nin ödemenin yapıldığı 2010 yılı Ocak ayındaki karşılığı 1.286 TL olup aradan geçen 11 yıl 6 aylık sürede gerçekleşen enflasyon oranı yaklaşık %1.186 civarıdır. Bunun yanında başvurucunun emekliye ayrıldığı 2005 yılı Mayıs ayındaki 100 TL’nin ödemenin yapıldığı 2010 yılı Ocak ayındaki karşılığı da 149,17 TL olup aradan geçen 4 yıl 9 aylık sürede gerçekleşen enflasyon oranı yaklaşık
%49 civarıdır. Bu durumda açığa alınmakla birlikte sonradan görevine iade edilen başvurucuya söz konusu maaş kesintisinin ödenmesi gerektiği kamu makamlarınca saptanmış bir olgudur. Bu maaş tutarlarının başvurucunun statüsü gereği ödendiği ve onun mülkiyet hakkı kapsamında olduğu ise kuşkusuzdur. Sonuç olarak söz konusu idari ve yargısal sürece bir bütün olarak bakıldığında ceza soruşturması nedeniyle açığa alınan kamu görevlisi başvurucunun mülkiyet hakkı kapsamındaki maaşından yapılan kesintilerin yaklaşık
5 ile 11 yıl arasında değişen sürelerde kendisine iade edilebildiği, haklı bir gerekçesi ortaya konulamayan
bu gecikmenin de belirtilen sürelerin uzunluğu dikkate alındığında makul görülemeyeceği anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan Danıştay’ın aynı konuya ilişkin bazı kararlarında da konusu para olan borçlarda, alacaklının bu paradan mahrum kaldığı süre içinde uğrayacağı kayıpların, başka bir anlatımla bu paranın kullanılamamasından dolayı yoksun kalınan kazancın karşılığı olarak faiz ödenmesi gerektiği belirtilmiştir.
Danıştay bu kararlarında, sonuç olarak açığa alınan bir kamu görevlisinden yapılan maaş kesintilerinin faiziyle birlikte iade edilmesi gerektiğini belirtmiştir. Dolayısıyla somut olay bağlamında derece mahkemelerinin başvurucuya faiz ödenmemesine ilişkin olarak yukarıdaki içtihattan farklılaşan yorumu, sonuç olarak başvurucunun alacağının enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılarak ödenmesine yol açmaktadır. Sonuç olarak başvurucunun maaşından kesintilerin yapıldığı tarihlerden ödemenin yapıldığı tarihe kadar geçen süredeki enflasyon oranları dikkate alındığında mülkiyet hakkı
kapsamında değerlendirilen söz konusu alacakların enflasyon oranları karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılarak ödendiği anlaşılmaktadır. Buna karşın başvurucuya herhangi bir faiz ödemesi ise yapılmamış, faiz ödenmesi yönündeki başvurucunun talebi de idari ve yargısal makamlarca reddedilmiştir.
Söz konusu değer kaybının oranı gözetildiğinde müdahaleyle başvurucuya şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklendiği, bu sebeple söz konusu müdahalenin kamunun yararı ile başvurucunun mülkiyet hakkının korunması arasında kurulması gereken adil dengeyi başvurucu aleyhine bozduğu kanaatine varılmıştır.” denilmek suretiyle idare tarafından açığa alınan kamu görevlisinin göreve iade edildikten sonra açıkta kaldığı sürelerde maaşından yapılan kesintilere ilişkin ödemenin, enflasyon oranları karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğraması sebebiyle bu alacağa ilişkin ilgilinin faiz talebinin kabul edilmesi gerektiğinin belirtildiği, diğer bir anlatımla kararda, enflasyon oranında ödeme yapılması değil enflasyon oranlarından dolayı faiz ödenmesi gerektiğinin vurgulandığı, emsal olarak getirilen Anayasa Mahkemesinin 08/09/2021 tarihli ve 2018/2994 sayılı kararında, kamu görevlisinin açığa alındığı dönemde kesilen ancak sonradan ödenen aylıkları için faiz tahakkuk ettirilmemesi nedeniyle mülkiyet hakkını ihlal edilip edilmediği hususunun tartışıldığı ve mezkur kararda, “Paranın enflasyon karşısında yitirilen değerini telafi eden araçlardan biri de faizdir. Bu sebeple alacağın geç ödenmesi sebebiyle parada oluşan değer kaybı, borçlu aleyhine faize hükmedilmek suretiyle kısmen veya tamamen giderilebilir. Somut olayda 25/8/2000 ila 9/7/2002 döneminde başvurucudan kesilen toplam 4.948,11 TL başvurucuya 26/1/2015 tarihinde ödenmiştir. Ödemenin kesintinin yapıldığı tarihlerden en az 12 yıl sonra yapıldığı görülmektedir. Başvurucunun faiz talebi, görevden uzaklaştırma tedbirinin uygulandığı dönemde eksik ödenen tutarlar için faiz ödenmesini öngören bir hükmün bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir…Sonuç olarak başvurucunun aylıklarından kesilen 4.948,11 TL’nin faizsiz olarak başvurucuya ödenmesi başvurucuya şahsi olarak aşırı bir külfet yüklemiş olup başvurucunun mülkiyet hakkının korunması ile müdahalenin kamu yararı amacı arasında olması gereken adil dengeyi başvurucu aleyhine bozmuştur. Başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan müdahale bu sebeple ölçülü değildir.” denilmek suretiyle kararda, enflasyon oranında ödeme yapılmasının değil enflasyon oranlarından dolayı mülkiyet hakkının korunması temelinde ödemenin faiziyle birlikte yapılması gerektiğinin hüküm altına alındığı, emsal olarak getirilen Anayasa Mahkemesinin 19/10/2021 tarihli ve 2018/34011 sayılı kararında ise, “…başvurucunun maaşından kesintilerin yapıldığı tarihlerden ödemenin yapıldığı tarihe kadar geçen süredeki enflasyon oranları dikkate alındığında mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilen söz konusu alacakların enflasyon oranları karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılarak ödendiği anlaşılmaktadır. Buna karşın başvurucuya herhangi bir faiz ödemesi ise yapılmamış, başvurucunun faiz ödenmesi yönündeki talebi de idari ve yargısal makamlarca reddedilmiştir. Buna göre 657 sayılı Kanun’da faiz ödenmesini engelleyen bir hüküm bulunmadığı ve bu kesintilerin faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği yönünde bir kısım Danıştay kararı nazara alındığında faiz ödenmeyeceği şeklindeki yorumla bütün külfetin herhangi bir kusuru bulunmayan başvurucuya yüklendiği anlaşılmaktadır. Söz konusu değer kaybının oranı gözetildiğinde müdahaleyle başvurucuya şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklendiği, bu sebeple söz konusu müdahalenin kamunun yararı ile başvurucunun mülkiyet hakkının korunması arasında kurulması gereken adil dengeyi başvurucu aleyhine bozduğu kanaatine varılmıştır.” denilerek mülkiyet hakkı çerçevesinde enflasyon oranlarından dolayı ödemenin faiziyle birlikte yapılması gerektiği hükmüne varıldığı ancak enflasyon oranında ödeme yapılması yönünden herhangi bir hüküm tesis edilmediği, ç) Başvurucu tarafından şikayet formunda bahsedilen her üç Anayasa Mahkemesi kararında da başvurucuların görevde olmadıkları süre için kendilerine ödenmeyen meblağın göreve iade sonrasında ödendiği, ancak faiz ödemesi yapılmadığı, bu sebeple de mülkiyet hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle
Anayasa Mahkemesine başvurulduğunun görüldüğü, Anayasa Mahkemesi kararlarında görevden uzaklaştırılan dönemde ödenmeyen kesintilerin enflasyon oranları dikkate alındığında değer kaybı söz konusu olduğundan faiziyle birlikte ödenmesi gerektiğinin vurgulandığı ancak enflasyon oranında ödeme yapılması gerektiğine dair herhangi bir tespite yer verilmediği, nitekim ‘e Anayasa
Mahkemesi kararlarında da belirtildiği üzere ödemelerin yasal faiziyle birlikte yapıldığı, belirtilen
sebeplerle adı geçenin ayrıca enflasyon oranında ödeme yapılması yönündeki talebinin kabul edilmemesi gerektiğinin mütalaa edildiği, Açıklamalarına yer verildiği anlaşılmıştır.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. “18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan
Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…”, 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 5. 06.01.1982 tarih ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun “Kararların sonuçları” başlıklı
28 inci maddesinde; “Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve
yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez.” 6. 08/03/2018 tarihli ve 30354 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7075 sayılı Olağanüstü Hal
İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin
Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun’un “Kararların uygulanması” başlıklı 10’uncu maddesinin birinci fıkrasında, “Kamu görevinden, meslekten veya görev yapılan teşkilattan çıkarılan ya da ilişiği kesilenlere ilişkin başvurunun kabulü hâlinde karar, kadro veya pozisyonunun bulunduğu kuruma, yükseköğretim kurumlarında kamu görevinden çıkarılan öğretim elemanları için Yükseköğretim Kurulu
Başkanlığına bildirilir. Kamu görevine iade edilmesine karar verilenlerin eski kadro veya pozisyonuna atanması esastır. Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına bildirilenlerin atama teklifleri; önceki kadro unvanlarına uygun olarak on beş gün içinde yapılır. Kurumlar, bildirim veya atama teklif tarihini takip eden otuz gün içerisinde atama işlemlerini tamamlar. Bu kapsamda yer alan personele ilişkin kadro ve pozisyonlar ilgililere ilişkin atama onaylarının alındığı tarih itibarıyla diğer kanunlardaki hükümlere bakılmaksızın ve başka bir işleme gerek kalmaksızın ilgili mevzuatı uyarınca ihdas, tahsis ve vize edilmiş sayılır. Söz konusu kadro ve pozisyonlar, herhangi bir şekilde boşalmaları hâlinde başka bir işleme gerek kalmaksızın iptal edilmiş sayılır. Atama emri, ilgili kamu kurum ve kuruluşu tarafından 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre ilgililere tebliğ edilir. Tebliğ tarihini takip eden on gün içerisinde göreve başlamayanların bu maddeden doğan atanma hakkı düşer. Kamu kurum ve kuruluşları atama ve göreve başlatma işlemlerinin sonucunu, işlemlerin tamamlanmasını takip eden on beş gün içinde
Devlet Personel Başkanlığına bildirirler. İlgililerin kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin kanun hükmünde kararname hükümleri, bu fıkrada belirtilen kişiler bakımından tüm hüküm ve sonuçlarıyla birlikte ortadan kalkmış sayılır. Bu kapsamda göreve başlayanlara, kamu görevinden çıkarılma tarihlerini takip eden aybaşından göreve başladıkları tarihe kadar geçen süreye tekabül eden mali ve sosyal hakları ödenir.” 7. 3095 Sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunun Temerrüt faizi başlıklı 2 nci maddesinin birinci fıkrasında; “Bir miktar paranın ödenmesinde temerrüde düşen borçlu, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça, geçmiş günler için 1 inci maddede belirlenen orana göre temerrüt faizi ödemeye mecburdur.”, hükümleri yer almaktadır.
IV. KAMU DENETÇİSİ SADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
8. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın talebinin reddedilmesi yönünde hazırlanan öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 9. Başvuran; 672 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarıldığını, OHAL İnceleme Komisyonu kararı ile görevine iade edildiğini, görevinden uzakta kaldığı döneme ait mali haklarının %9 faiz işletilerek tarafına ödendiğini, tarafına yapılacak ödemenin enflasyon karşısındaki değer kaybı oranında olması gerektiğini belirterek; memuriyete iade olduktan sonra tarafına ödenecek olan mali haklarının bu surette hesaplanarak ödenmesini talep etmektedir.
10. Başvuruya konu olayla ilgili olarak idare; bahse konu Anayasa Mahkemesi kararlarında başvurucuların görevde olmadıkları süre için kendilerine ödenmeyen meblağın göreve iade sonrasında ödendiği, ancak faiz ödemesi yapılmadığı, bu sebeple de mülkiyet hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine başvurulduğunun görüldüğünü, Anayasa Mahkemesi kararlarında görevden uzaklaştırılan dönemde ödenmeyen kesintilerin enflasyon oranları dikkate alındığında değer kaybı söz konusu olduğundan faiziyle birlikte ödenmesi gerektiğinin vurgulandığını, ancak enflasyon oranında ödeme yapılması gerektiğine dair herhangi bir tespite yer verilmediğini, ‘e Anayasa Mahkemesi kararlarında da belirtildiği üzere ödemelerin yasal faiziyle birlikte yapıldığını, belirtilen sebeplerle adı geçenin ayrıca enflasyon oranında ödeme yapılması yönündeki talebinin kabul edilmediğini belirtmektedir.
11. Anayasa Mahkemesinin 2018/34011 Başvuru Numaralı, 19/10/2021 tarihli kararında; başvuranın tutuklu kaldığı dönem için maaşından yapılan kesintilerin yasal faiz işletilmeden ödendiğini belirterek yasal faiz bedelinin ödenmesini talep ettiği, idarenin eksik ödemelerin yapılmasında faizin ödenmesine ilişkin bir hüküm olmadığı, ayrıca Maliye Bakanlığı mütalaası uyarınca faiz ödenmesine imkân bulunmadığı gerekçeleriyle talebi reddettiği, Anayasa Mahkemesi kararında “başvurucunun maaşından kesintilerin yapıldığı tarihlerden ödemenin yapıldığı tarihe kadar geçen süredeki enflasyon oranları dikkate alındığında mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilen söz konusu alacakların enflasyon oranları karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılarak ödendiği anlaşılmaktadır. Buna karşın başvurucuya herhangi bir faiz ödemesi ise yapılmamış, başvurucunun faiz ödenmesi yönündeki talebi de idari ve yargısal makamlarca reddedilmiştir. Buna göre 657 sayılı Kanun’da faiz ödenmesini engelleyen bir hüküm bulunmadığı ve bu kesintilerin faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği yönünde bir kısım Danıştay kararı nazara alındığında faiz ödenmeyeceği şeklindeki yorumla bütün külfetin herhangi bir kusuru bulunmayan başvurucuya yüklendiği anlaşılmaktadır. Söz konusu değer kaybının oranı gözetildiğinde müdahaleyle başvurucuya şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklendiği, bu sebeple söz konusu müdahalenin kamunun yararı ile başvurucunun mülkiyet hakkının korunması arasında kurulması gereken adil dengeyi başvurucu aleyhine bozduğu kanaatine varılmıştır… Anayasa Mahkemesi, başvurucunun tutuklu kaldığı süre zarfında maaşından yapılan kesintilerin hakkında tesis edilen beraat kararının kesinleşmesinden sonra enflasyon oranları karşısında değer kaybına uğratılarak ödenmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna varmıştır. Somut başvuruda ihlalin bu sebeple idari bir işlemden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bununla birlikte somut olayda söz konusu idari işleme başvurulabilecek bir kanun yolunun mevcut olduğu, bu yol tüketildikten sonra bireysel başvuruda bulunulduğu görülmektedir. Buna göre başvurucunun faiz ödenmesi için açtığı dava derece mahkemelerince reddedilmekle ihlalin sonuçları giderilememiştir. Hâlbuki başvurucuya talebi doğrultusunda faiz ödenmesi mülkiyet hakkının ihlaline yol açan değer kaybını giderebilecek bir araç olarak görülmelidir… Bu durumda mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Buna göre yapılacak yeniden yargılama ise 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (2)
numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda derece mahkemelerince yapılması gereken iş, öncelikle ihlale yol açan mahkeme kararının ortadan kaldırılması
ve nihayet ihlal sonucuna uygun ve başvurucunun faiz talebiyle sınırlı olarak yeni bir karar verilmesinden ibarettir…” ibarelerine yer verildiği görülmektedir.
12. Bilindiği üzere faiz, borçlunun böyle bir süreden faydalanması, alacaklının tasarruf hakkının kısıtlanmış olması nedeniyle alacaklıya kanun veya sözleşme gereğince bir oran dahilinde olmak üzere ödenmesi gerekli olan para miktarıdır. Başka bir ifadeyle konusu bir miktar paranın ödenmesinden ibaret olan borçlarda, borcun doğduğu veya muaccel olduğu tarihten ödemenin yapıldığı tarihe kadar, kısa veya uzun bir süre geçmiş ise faiz, borçlunun böyle bir süreden faydalanması dolayısıyla alacaklıya, kanun veya sözleşme gereğince ve bir oran dahilinde olmak üzere ödenmesi gerekli olan para miktarıdır. Faiz borcu hukuki mahiyeti itibariyle fer’i bir borç olup, borcun doğumu ve varlığı, asıl borcun doğumuna ve varlığına bağlıdır. Faiz, alacağın bir bölümü olmayıp, onun fer’i niteliğinde fakat ayrı bir alacaktır.
13. Alacağın geç ödenmesi durumunda arada geçen sürede enflasyon nedeniyle paranın değerinde oluşan hissedilir aşınma ile mülkiyetin gerçek değeri azaldığı gibi bu bedelin tasarruf veya yatırım aracı olarak getirisinden yararlanma imkânı da bulunmamaktadır. Bu şekilde kişiler mülkiyet haklarından mahrum edilerek haksızlığa uğratılmaktadır (AYM, E.2008/58, K.2011/37, 10.2.2011). Anayasa Mahkemesi kanun koyucunun bir hak olarak öngördüğü veya kamu borcu hâline gelmiş ödemelerin geç yapılması nedeniyle mağdur olunduğu iddiasıyla yapılan başvurularda, alacakta veya hakka konu bedelde meydana gelen değer aşınmalarının başvurucular üzerinde orantısız bir yük oluşturması hâlinde mülkiyet hakkının ihlaline karar vermiştir (Mehmet Akdoğan ve diğerleri; Akel Gıda San. ve Tic. A.Ş., B. No: 2013/28, 25/2/2015).
14. Benzer şekilde Anayasa Mahkemesi kararlarında paranın enflasyon karşısında yitirilen değerini telafi eden araçlardan birinin de faiz olduğu bu sebeple alacağın geç ödenmesi sebebiyle parada oluşan değer kaybının, borçlu aleyhine faize hükmedilmek suretiyle kısmen veya tamamen giderilebileceğini kabul etmektedir (AYM, E.2018/2994, 08.09.2021). Bu kararlarda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin benzer konularda yapılmış değerlendirmelerine de yer vermektedir. Bu kapsamda AİHM’nin istikrarlı olarak, kamu makamlarınca yapılacak geri ödemelerin gecikmesini faiz ödemeleriyle ilişkilendirdiği, mahkemenin çeşitli kararlarında makul olmayan bir gecikme gibi nedenlerle tazminatın değer kaybettiği durumlarda bu tazminatın yeterliliğinin azalacağı belirtildiği (Angelov/Bulgaristan, B. No: 44076/98, 22/4/2004, § 39; Almeida Garrett, Mascarenhas Falcão ve diğerleri, B. No: 29813/96-30229/96, § 54), böyle başvurularda
AİHM’nin, esas itibarıyla kamu makamlarının geçen süre nedeniyle ödenmesi gereken tutardaki değer kayıplarını telafi etmek için gecikme faizi ödeyip ödemediğini dikkate aldığı, mülkiyet hakkı kapsamında faiz ödemesini, esasen devletin borçlu olduğu tutar ile alacaklı tarafından nihai olarak alınan tutar arasındaki enflasyon nedeniyle oluşan değer kayıplarını giderme yükümlülüğüyle ilişkilendirdiği hususlarına yer verilmektedir (Akkuş/Türkiye, B. No: 19263/92, 9/7/1997, § 29).
15. Yargı kararları ve Kurumumuz kararları uyarınca, faizin enflasyon neticesinde karşı karşıyla olunan değer kaybını gidermenin aracı olarak görüldüğü anlaşılmaktadır. Bu kapsamda somut olayda Gençlik ve
Spor Bakanlığı Proje ve Koordinasyon Genel Müdürlüğü bünyesinde Gençlik ve Spor Uzmanı olarak görev yapmakta iken 20/07/2016 tarihinde görevden uzaklaştırılan, 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname doğrultusunda 01/09/2016 tarihinde kamu görevinden çıkartılan ‘in, Olağanüstü Hal
İşlemleri İnceleme Komisyonunun 08/11/2022 tarihli ve sayılı kararı gereğince memuriyete iade edilerek 08/12/2022 tarihinde Gençlik ve Spor Uzmanı olarak yeniden göreve başlaması akabinde kamu görevinden çıkarıldığı dönemlere tekabül eden mali ve özlük haklarının, adı geçenle benzer durumda olan ‘ın mali ve özlük haklarının yasal faiziyle ödenmesi talebiyle Ankara 16. İdare
Mahkemesinde Bakanlık aleyhine açtığı davada verilen karar emsal alınarak, yasal faizi ile birlikte ödendiği görülmektedir.
16. Kurumumuzca yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; idare tarafından başvuran
‘e, görevden uzaklaştırıldığı ve görevden çıkarıldığı tarihlere ilişkin mali haklarının yasal faiziyle
birlikte ödendiği anlaşıldığından idarece tesis edilen işlemlerde hukuka ve hakkaniyete aykırılık tespit edilememiştir.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 17. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, ayrıca idarenin; başvuranla ilgili işlemlerinde
“kanunlara uygunluk”, “hesap verilebilirlik”, “şeffaflık”, “kararların gerekçeli olması” ilkelerine uygun davrandığı, ancak işleme karşı başvuru yollarını belirtmemesi nedeniyle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı anlaşılmış olup, idareden bundan böyle bu ilkeye de uyması beklenmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
18. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE, Kararın BAŞVURANA ve GENÇLİK ve SPOR BAKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi