ÖZET: Başvuran, Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nda Piyade Astsubay Kıdemli Çavuş olarak görev yaparken 27 Temmuz 2016 tarihinde 667 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarıldığını belirtmektedir. Mahkeme, başvuranın kamu görevinden çıkarılmasını gerektirecek bir irtibatının bulunmadığına karar vererek, 11 Ekim 2021’de KHK işlemini iptal etmiştir. Başvuran, göreve iade sonrasında yapılan toplu ödemeden 81.311,55 TL kesinti yapıldığını ve bu kesintinin iadesini talep etmektedir.

Kara Kuvvetleri Komutanlığı, başvuranın ihraç olduğu dönemde 4A kapsamında çalıştığını ve bu süreçte elde ettiği gelirlerin kesintiye tabi olduğunu ifade etmiştir. İlgili mevzuat gereği, kamu görevinden çıkarılanların göreve iadeleri durumunda geçmişe dönük mali haklarının ödenmesi gerektiği, ancak bu süre zarfında elde edilen gelirlerin ödenecek tutardan düşülmesi gerektiği vurgulanmıştır. Danıştay kararları da bu durumu desteklemektedir.

Sonuç olarak, başvuranın kesintinin iadesi talebi, hukuka ve hakkaniyete uygun bulunmamıştır. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvurunun reddine karar vermiştir. Başvuran, bu karara karşı Ankara İdare Mahkemesi’nde dava açma hakkına sahiptir.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2023/8023-S.23.13112

BAŞVURU NO : 2022/19417

KARAR TARİHİ : 23/06/2023

RET KARARI ,TCKN:

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : KARA KUVVETLERİ KOMUTANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Göreve iade sonrasında toplu ödemeden yapılan kesintinin iadesi talebi.

BAŞVURU TARİHİ : 28/12/2022

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran, Kara Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde Piyade Astsubay Kıdemli Çavuş rütbesi ile 5’inci

Hudut Alayı Komutanlığı Iğdır ilinde görev yapmakta iken 27.07.2016 tarihinde 667 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarıldığını, 667 numaralı KHK ile kamu görevinden çıkarılması sonrasında Ankara 27. İdare

Mahkemesi ”kamu görevinden çıkarılmasını gerektirir nitelikte iltisak veya irtibatını ortaya koymaya yetecek ölçüde ve yoğunlukta olmadığı” gerekçesiyle Ankara 27. İdare Mahkemesinin 11.10.2021 tarihli sayılı kararı ile KHK işlemi iptal edilip “Başvurunun Kabulüne” kararı verdiğini (EK-1 Ankara 27. İdare Mahkemesi Kararı), Milli Savunma Bakanlığı Kara Kuvvetleri Komutanlığı Personel

Başkanlığının 06.01.2022 tarihli sayılı yazısıyla K.K.Loj.K.lığı İkm.K.lığı 11’ inci Ana İkmal

Merkezi Komutanlığı Araştırma Merkezine “Memur” olarak atandığını, geçmişe dönük mali ve sosyal haklarının talebi üzerine hesabına para yatırıldığını, mali haklarından “Diğer Çeşitli Vergi D.” ifadesiyle 81.311,55 TL kesinti yapıldığını, kesintinin kamu görevinden çıkarıldığı zaman 4A lı olarak çalıştığı döneme dair kazancı olduğunu belirterek bu nedenle kesilen meblağın iadesini talep etmektedir.

II. İDARELERİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Başvuru konusu ile ilgili bilgi belge isteme yazımıza cevaben Kara Kuvvetleri Komutanlığı tarafından gönderilen 7.2.2023 ve 23.2.2023 tarihli yazı ve eklerinden,

/

2.1. Başvuranın 1’inci Mknz.P.Tug.K.lığında görevli iken 667 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarıldığı ve mahkeme kararı sonrası 7075 sayılı Kanun’un 10/A maddesi kapsamında 11’inci Ana İkm.Mrk.K. lığına

Memur unvanıyla ataması yapıldığı,

2.2. Başvuranın 667 sayılı KHK ile 26 Temmuz 2016 tarihinde ihraç edildiği ve mahkeme kararı sonrasında

06 Ocak 2022 tarihinde Memur unvanıyla atamasının yapılarak görevine 09 Şubat 2022 tarihinde katılış

yaptığı,

2.3. Başvuranın ihraç olduğu dönemde 4A lı olarak çalışmasından dolayı kesinti yapıldığı,

2.4. Maliye Bakanlığının Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğünün 25.7.2017 tarih ve sayılı yazısı gereği, ilgililerin görevden ayrı kaldığı dönemde 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında ücret karşılığı çalışmasından dolayı elde ettiği kazançları var ise, bu tutarların söz konusu dönem için yapılacak ödemeden düşülmesi gerektiğinin değerlendirildiği,

anlaşılmıştır.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde; “Vatandaşlar… kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikâyetleri hakkında, yetkili makamlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir…

Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.”,

3.1. “Yargı yolu” başlıklı 125 inci maddesinde; “…İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.”,

3.2. “Kamu hizmeti görevlileriyle ilgili hükümler: Genel ilkeler” başlıklı 128 nci maddesinde;

“…Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir. Ancak, malî ve sosyal haklara ilişkin toplu sözleşme hükümleri saklıdır…”,

4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun, “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinde;

“Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir”,

5. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde; “Bu Kanunun kısa ve uzun vadeli sigorta kolları uygulaması bakımından; a) Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanlar, sigortalı sayılır.”

6. 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 77 nci maddesinde; “Haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür. Bu yükümlülük, özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan veya gerçekleşmemiş ya da sona ermiş bir sebebe dayanması durumunda doğmuş olur.”

düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ ARİF DÜLGER’İN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

7. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuru talebinin reddi gerektiği hususunda hazırlanan öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme

8. 1 no.lu paragrafta açıklandığı üzere başvuran, ihraç olduğu dönemde 4A kapsamında çalıştığını göreve iade edildiğinde ise bu süreçte ödenen tutarların toplanarak kesinti yapıldığını belirterek bu kesintinin iade edilmesini talep etmektedir

9. 15 Temmuz 2016 tarihinde başlatılan hain darbe girişimi nedeniyle kamu kurum ve kuruluşlarında çeşitli kadrolarda görev yapmakta iken FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatı/iltisakı bulunduğu gerekçesiyle kamu görevinden çıkarılan ancak sonrasında yapılan incelemeler neticesinde terör örgütlerine veya Milli

Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti, aidiyeti, iltisak veya bunlarla irtibatı olmadığı tespit edilenler çeşitli kanun hükmünde kararnameler, yargı kararları ile yine doğrudan başka bir idari işlem tesis edilmesine gerek olmadan kamu görevine iade edilmişlerdir.

10. Söz konusu Kanun Hükmünde Kararnamelerin “İade hükümleri” başlıklı maddelerinde; daha önce çeşitli OHAL kararnameleri ile kamu görevinden çıkarılan ilgililerin kamu görevine iadeleri hususundaki usul belirtilerek; iade olan kamu görevlileri hakkında anılan OHAL kararnamelerinin tüm hüküm ve sonuçlarının yayım tarihinden itibaren ortadan kalkmış sayılacağı, ilgililerin kamu görevinden çıkarıldıkları tarihten göreve başladıkları tarihe kadar geçen süreye tekabül eden mali ve sosyal haklarının ödeneceği hüküm altına alınmıştır.

11. Başvuranın 667 sayılı KHK ile ihraç edilme işleminin yargı kararı ile iptali üzerine göreve döndüğü ve geçmişe dönük mali haklarının idare tarafından ödendiği anlaşılmaktadır.

12. Başvuranın kamu görevinden ihraç edildikten sonra 5510 sayılı Kanun kapsamında 4A ya tabi olarak özel sektörde çalıştığı ve bu çalışma neticesinde ise elde ettiği net ücretin idare tarafından yapılan mali ödemelerden düşüldüğü tespit edilmiştir.

13. İhraç sürecinde kişinin maddi zararının karşılanması gerektiği açıktır ancak bu süreçte çalışılan sürelerden elde edilen gelirin kesintisinin yapılabileceği de değerlendirilmektedir. Zira Danıştay 12.

Dairesi’nin 18.11.2009 tarihli ve Esas, Karar sayılı kararında “davacının açıkta kaldığı 26.05.2003 tarihi ile 10.05.2004 tarihi arasında gelir getirici bir faaliyetinin olması halinde, sebepsiz zenginleşmeye neden olmamak bakımından, bu suretle elde ettiği gelirin, hükmedilecek tazminat miktarından düşülmesi gerektiği açık olup, İdare Mahkemesince Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan bu durumun araştırılması ve alınacak cevaba göre tazminat miktarının hesaplanarak karar verilmesi gerekirken, bu yolda da bir inceleme ve araştırma yapılmadığı görülmektedir.” denilmek suretiyle bu hususun belirtildiği görülmektedir. Yine Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğünün

idareye gönderdiği 25.7.2017 tarih ve 205 sayılı yazısından da mahsuplaşma yapılması gerektiğinin belirtildiği anlaşılmaktadır.

14. Danıştay Dava Daireleri Genel Kurulunun 31.01.1969 tarihli 1967/727 Esas Numaralı ve

Karar Numaralı kararında, idare tarafından görevine son verilen, görevinden çekilmiş sayılan ya da benzeri işlem tesis edilenlerden yargı yoluna giderek işlemlerin iptali yönünde karar alanların yoksun kaldıkları aylık ve diğer haklar nedeniyle tazminata hak kazanmaları halinde tazminata konu dönemde çalışarak elde ettikleri bir gelir varsa bu gelirin kamu kurumundan ya da özel teşebbüsten elde edilip edilmediğine bakılmaksızın ödenecek tazminat tutarından düşülmesi gerektiğinin ifade edildiği ve ilgilinin bu dönemde 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının a bendi uyarınca ücret karşılığı çalışmasından dolayı elde ettiği kazancın söz konusu dönem için ödenecek tazminattan düşülmesi gerektiği yönünde görüş sunduğu görülmektedir.

15. Ayrıca başvuran ile aynı taleple açılan davada Çanakkale 2. İdare Mahkemesi’nin 23.06.2022 tarihli, Esas Numaralı ve Karar Numaralı kararında da, “… her ne kadar 7075 sayılı Kanun’un

10 uncu maddesinde, ödenecek tutardan davacının ihraçta geçirdiği dönem içerisinde elde ettiği gelirin

mahsup edileceği yönünde açık bir düzenlemeye yer verilmemişse de bu hususun esasında hukukun bir gereği olduğu, zira davacı hakkında kanun hükmünde kararname ile kamu görevinden çıkarılmasına dair işlem tesis edilmeseydi davacının bu dönemde özel sektör çalışmaları karşılığında herhangi bir gelir elde edilemeyeceği, başka bir anlatımla mevcuttaki görevi dışında kamu veya özel teşebbüslerde çalışamayacağından, özlük ve parasal hakları ödenirken statü dışında geçen sürede elde ettiği gelirin mahsup edilmemesi halinde hem statü dışında gelir elde etmesine hem de mahsup işlemi gerçekleştirilmeksizin yapılacak ödemeye bağlı olarak sebepsiz zenginleşmesine yol açılacağı anlaşıldığından davacıya statü dışında geçirdiği sürelere ilişkin yapılacak ödeme miktarının sebepsiz zenginleşmeye yol açmayacak şekilde belirlenmesi ve davacının statü dışında özel sektörde çalışarak elde ettiği kazançların ödenecek miktardan mahsup edilmesi gerektiği açık olduğundan, davacının ihraçta geçirdiği süre içerisinde elde ettiği kişisel gelirine karşılık gelen tutarın ödenen tutardan kesilmesi şeklinde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır…” ifadelerine yer verilmiştir.

16. Hukuk devletinin gereklerinden biri de idarenin hukukla bağlı olması ve hukuka aykırı işlem ve eylemlerinden dolayı kişilere verdiği zararların tazmini olup, Anayasanın 125 inci maddesinde de İdarenin, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu açıkça hüküm altına alınmıştır.

17. Alınan tedbirler nedeniyle idarî işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanların Kanun

Hükmünde Kararname hükümlerinin tüm hüküm ve sonuçlarıyla birlikte ortadan kalkmış sayılacağı, bu kapsamda göreve başlayanlara kamu görevinden çıkarılma tarihlerini takip eden aybaşından göreve başladıkları tarihe kadar geçen süreye tekabül eden mali ve sosyal hakların ödeneceği belirtilmiştir.

18. Başvuran görevde olmadığı döneme dair mali haklarını alırken özel sektörde çalıştığı dönemlere ait aldığı net ücretin kesildiği tespit edilmiştir. Yukarıda yer verilen gerek emsal yargı kararı gerekse Danıştay

Dava Daireleri Genel Kurulu Kararında da görüleceği üzere hukuk devleti ilkesi gereği sebepsiz zenginleşme hükümlerinin doğmaması için özel sektör gelirinin göreve iade sonrasında geçmişe dönük ödenen mali haklardan düşülmesi gerektiği açıktır.

19. Yukarıda yapılan açıklamalar, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı ile birlikte değerlendirildiğinde; başvuranın kesintinin iade edilmesi talebinin hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

20. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiştir. Bu ilkelere göre yapılan değerlendirmede, başvurana idarece verilen cevabi yazıda hangi sürede hangi mercilere başvurabileceği bilgisinin verilmediği görülmüş olup, ilgili İdarenin “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı tespit edilmiştir. İdarenin bundan sonra bahse konu ilkelere uygun davranması önerilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

21. 14. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre, kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup Ankara İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçeyle BAŞVURUNUN REDDİNE;

Kararın BAŞVURANA ve KARA KUVVETLERİ KOMUTANLIĞI’NA tebliğine;

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi