| 12. Daire 2023/2288 E. , 2023/3538 K. |
|
İSTEMİN KONUSU: Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen . günlü, E:., K:. sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir. YARGILAMA SÜRECİ: İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: KARŞI TARAFIN CEVABI: DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : . TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: İLGİLİ MEVZUAT: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28. maddesinin 1. fıkrasında, “Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez. (…)” hükmü yer almaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Anayasa’nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti’nin nitelikleri arasında sayılan hukuk devletinin en önemli unsurlarından birisi “hukuki güvenlik ilkesi”dir. Hukuki güvenlik ilkesi, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. Diğer bir ifadeyle hukuki güvenlik ilkesi, kişilerin hukuksal ilişkiler kurarken tabi olacakları hukuk kurallarını önceden bilmeleri anlamına gelirken, “idari istikrar ilkesi” ise, bu kurallara dayanılarak kazanılan hakların korunacağı güvencesinin kişilere verilmesini ifade etmektedir. Anayasa’nın 138. maddesi ve 2577 sayılı Yasa’nın 28. maddesi uyarınca idarenin, yargı kararının gereğini “aynen” ve “gecikmeksizin” yerine getirmesi zorunluluk olmakla birlikte; idarenin, yargı kararını biçimsel olarak uygulanması sonucunu doğuracak yeni işlem tesisinin de yukarıda anılan ilke ve kurallara aykırılık teşkil edeceği kuşkusuzdur. Dosyanın incelenmesinden; davacının, 2014 yılında Mersin Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü bünyesinde . olarak göreve başladığı, 2019 yılına kadar söz konusu . görevini yürüttüğü, anılan görevinden 16/07/2019 tarihinde alınarak 1. dereceli . olarak atanmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açtığı davada . Bölge İdare Mahkemesinin . günlü E:., K:. sayılı kararıyla söz konusu işlemin iptaline karar verilmesi üzerine 19/02/2021 tarihinde yeniden daire başkanlığına atandığı; mahkeme kararının uygulanmasından sonra 23/02/2021 tarihinde, daire başkanlığından alınarak tekrar 1. dereceli . kadrosuna atandığı ve anılan atama işleminin iptali istemiyle açılan davada .. İdare Mahkemesinin . günlü, E:., K:. sayılı kararıyla işlemin iptaline karar verildiği ve 09/02/2022 tarihinde yeniden daire başkanlığına atamasının yapılarak 21/02/2022 tarihinde göreve başladığı; Mersin Su ve Kanalizasyon İdaresi Müdürlüğü Yönetim Kurulunun . günlü, . sayılı kararı ile üçüncü defa . alınarak bu sefer 1. dereceli boş . kadrosuna atandığı anlaşılmaktadır. Olayda, davacının görev yaptığı . kadrosundan alınarak . kadrosuna atanmasına ilişkin işlemin mahkemece iptali ve göreve başlatılmasından 4 gün sonra 23/02/2021 tarihinde yeni bir işlemle 1. dereceli şube müdürlüğü kadrosuna atandığı, bu işleme karşı açtığı davada işlemin iptaline karar verilmesi üzerine 21/02/2022 tarihinde daire başkanı kadrosuna iade edildiği, iade edildikten kısa bir süre (17 gün) sonra dava konusu edilen . günlü, . sayılı işlem ile 1. dereceli boş . kadrosuna atandığı görülmektedir. İdarenin mahkeme kararlarını yerine getirmesi, Anayasa’nın 138. maddesi ve 2577 sayılı Kanun’un 28. maddesi gereği temel bir ödev olup, kararları geciktirme ya da uygulamama gibi bir tercih hakkı olmadığı gibi iptal kararlarını etkisizleştirecek idari işlemler yapma imkanı ve hakkı da olmadığından, davacının mahkeme kararı gereği görevine iadesini etkisiz kılacak şekilde tesis edilen dava konusu işlemin yargı kararını etkisizleştirmeye yönelik olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Bu durumda, kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırı olarak ve yargı kararlarını etkisizleştirmeğe yönelik olduğu anlaşılan davacının daire başkanlığı görevinden alınarak 1. dereceli boş . kadrosuna atanmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik davacının istinaf başvurusunun reddine dair . Bölge İdare Mahkemesi… İdari Dava Dairesince verilen kararda ise hukuki isabet görülmemiştir. KARAR SONUCU: (X) KARŞI OY : |
| ÖZET: Davacı, Mersin Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü’nde görevden alınarak 1. dereceli boş kadroya atanmasına ilişkin işlemin iptali için dava açmıştır. İlk Derece Mahkemesi, idarenin takdir yetkisinin kamu yararı doğrultusunda kullanıldığını belirterek davayı reddetmiştir. Bölge İdare Mahkemesi ise, istinaf başvurusunu hukuka uygun bulmuş ve reddetmiştir. Danıştay, davacının temyiz istemini kabul ederek, Bölge İdare Mahkemesi kararını bozmuş ve dosyayı yeniden değerlendirilmek üzere mahkemeye göndermiştir. |