|
ÖZET: Başvuru, başvurucuya ait kişilerin hukuka aykırı bir şekilde yakalanıp gözaltına alındığı ve işkence ile kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddialarını içermektedir. Başvuru, iki ana başlık altında incelenmiştir: “kişi hürriyeti ve güvenliği – yakalama/gözaltı işleminin hukukiliği” ve “işkence ve kötü muamele yasağı”. Hatay Valiliği’nden alınan bilgiye göre, olay, sehven tahliye edilen bir hükümlü hakkında çıkarılan yakalama emri doğrultusunda gerçekleşmiştir. Gözaltına alınan kişiler, aranan şahsın kaçmasına yardım ettikleri gerekçesiyle yakalanmıştır.
İşkence ve kötü muamele yasağı, Anayasa’nın 17. maddesi ile güvence altına alınmıştır. Bu bağlamda, gözaltı sırasında yaşanan muamelelerin, işkence ve kötü muamele kapsamında değerlendirilmesi için belirli bir seviyeye ulaşması gerektiği vurgulanmaktadır. Somut olayda, gözaltına alınan kişilerin muayene raporları, yaşanan müdahalenin yasal çerçevede gerçekleştiğini ve işkence yasağını ihlal etmediğini göstermektedir. Dolayısıyla, başvurunun reddine karar verilmiştir. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2020/85851-S.20.93309
BAŞVURU NO : 2020/59177
KARAR TARİHİ : 26/10/2020
RET KARARI
BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ : ,TCKN:
Adres:
BAŞVURUYA KONU İDARE : HATAY VALİLİĞİ
BAŞVURUNUN KONUSU : İşkence ve kötü muamele yasağının ihlal edildiğine karar verilmesi talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 29/05/2020
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
(1) İnsan Hakları Derneği tarafından, isimli kişinin Derneklerine ilettiği 18 Mayıs
2020 tarihli dilekçesine atıfla, aşağıda kayıtlı hususlar altında şikâyette bulunmaktadır. Dernek
dilekçesine konu başvurucu tarafından; (1.1) İskenderun ilçesinde ikamet eden kardeşi son infaz yasası düzenlemesi ile cezaevinden tahliye edildiği, tahliye olduktan sonra Covid-19 virüsü nedeniyle kayınvalidesi ile kalan otistik engelli kızını görmek üzere diğer kardeşi ile birlikte 5 Mayıs 2020 günü Saat 14:20 civarında, engelli kızını görmek için araba ile şehir merkezine gelerek kızıyla buluşma ayarladıkları, (1.2) Tam buluşma esnasında İskenderun Emniyeti Asayiş Polis ekiplerinin geldiği ve ifadesinin alınacağını söyledikleri, ise kızını uzun zamandır göremediğinden birkaç dakika görmesine müsaade edilmesini rica ettiği, polis memurlarının bu talep ile ilgili ısrarından dolayı kaçmaya teşebbüs ediyor muamelesi yaptığı, şehir merkezinde ve engelli kızının gözünün önünde onlarca polisin darp ettiği, ters kelepçeyle bağlı, yüz üstü yatırılmış bir vaziyette kafasına polis telsizi ile defalarca vurulduğu, kafasına silah dayandığı, diğer kardeşinin engel olmaya çalıştığı bu nedenle onun da polis tarafından darp edildiği, her iki kardeşinin ayrı ayrı polis aracına bindirildiği, polisin aracın kapılarını açarak darp etmeye devam ettiği ve bunları yaparken engelli kızı ile hasta annesine sinkaflı küfürler ettiği, (1.3) Kardeşlerinin polis merkezine götürüldükten sonra orada “sizin için güzel planlarımız var, bizde yalan çok, biz devletiz, kimse bizden hesap soramaz ” şeklinde tehditlerde bulundukları, başka bir yerden kardeşlerine ait olmayan bir bıçak getirip “iste bu bıçağı bize çektiniz ve bize mukavemette bulundunuz.” diyerek iftira atacaklarından bahisle tehditlerine devam ettikleri, (1.4) Polislerin kendilerinde hiçbir darp izi olmamasına rağmen iş göremezlik raporu aldıkları, ve ise vücudunda pek çok yerde darp izi olmasına rağmen, rapora herhangi bir darp izinin kaydedilmediği, zira gözaltı giriş-çıkış adli muayenesi esnasında doktorlara baskı uygulandığı, (1.5) Her iki kardeşinin bir gece gözaltında kaldıktan sonra, 6 Mayıs 2020 günü serbest bırakıldığı, diğer kardeşi ise tutuklandığı, tutuklanan
İskenderun M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna götürüldüğü, giriş kaydı yapılırken infaz koruma memurlarının, vücudunda görünen darp izleri ile kendisine ait adli muayene raporlarında çelişki olduğunu gördükleri, bu nedenle ceza infaz kurumuna kabul etmedikleri, polis memurlarının bunun üzerine kardeşini tekrar hastaneye götürerek nispeten daha doğru bir adli muayene raporu almak zorunda kaldıkları, bu raporların ceza infaz kurumunda bulunduğu, (1.6) Kardeşinin mezkûr olaydan çok etkilendiği ve intihar etmek istediğine dair beyanlarda bulunduğu ve çocuklarının da psikolojilerinin olumsuz yönde etkilendiği, kardeşlerine kötü muamelede bulunan polis memurlarından yalnızca ikisinin ismini bildiği, bunların Eyüp
Durmaz ve Hacı Murat Kılıç olduğu, iddia ve şikâyet edilerek, (2) İsimleri belirtilen polis memurları ile kimliği bilinmeyen diğer polis memurları hakkında ve
İskenderun İlçe Emniyet Müdürlüğü nezdinde gerekli incelemelerin yapılması ve başvurucular aleyhine işkence ve kötü muamele yasağının ihlal edildiğine karar verilmesi talep edilmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
(3) Yukarıda kayıtlı iddia ve şikâyetin doğruluğunun aydınlığa kavuşturulması amacı ile 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu hükümleri uyarınca Kurumumuzca, Adalet, İçişleri ve Sağlık bakanlıkları ile Hatay Valiliği nezdinde inceleme ve araştırma gerçekleştirilmiştir.
Bu kapsamda; (a) başvuruya konu 5 Mayıs 2020 gerçekleştirilen polis müdahalesine esas teşkil eden olayın mahiyeti, (b) ve adına düzenlenen
Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği eki “Yakalama ve Gözaltına Alma
Tutanağı, EK-A”, “Nezarethaneye Alınanların Kaydına Ait Defter, EK-B”, “Sevk/Serbest
Bırakma Tutanağı, EK-C” ve “İfade Tutanağı, EK-D” evrakın tasdikli sureti, (c) adı geçenler hakkında düzenlenen doktor giriş ve çıkış raporlarının tasdikli sureti, (ç) aynı kişilere ait gözaltı işleminin, yakınlarına haber verilişine dair tutanak, (d) adı geçenlerin yakalanış anına ilişkin kamera görüntüleri, (e) aynı kişilerin adli muayenelerini gerçekleştiren hekimlere ait Sağlık
Bakanlığı tarafından alınan ifade tutanakları, (f) aynı iddialar hakkında adli merciler ve idari makamlar nezdinde yürütülen işlemler hakkında bilgi ve (g) şikâyete konu emniyet birimleri hakkında, Mülkiye Müfettişleri tarafından gerçekleştirilen son tarihli teftiş raporu temin edilmiştir.
(4) Bu kapsamda Hatay Valiliğinden alınan 22/6/2020 tarih ve sayılı yazıda özetle; 5/5/2020 günü Saat: 11.00 sıralarında İskenderun Cumhuriyet Başsavcılığının, İlçe Emniyet
Müdürlüğüne talimatı ile infaz düzenlemesi kapsamında sehven tahliye edilen “kasten adam öldürme” suçundan hükümlü hakkında yakalama emri çıkartıldığının bildirildiği, şahsın ikamet adresinde bulunamadığı, abisi isimli şahısla birlikte plaka sayılı siyah BMW marka araçla ilçe merkezine gittiğinin belirlendiği, şahısların bulunduğu, aranan şahıs hakkında doktor raporu alınmak üzere hastane acil servisine gelindiğinde, ve isimli şahısların görevlilere engel olmak sureti ile aranan şahsın kaçmasına yardım ettikleri, kovalamacanın ardından aranan şahıs dâhil üç şahsın yakalandığı, gözaltına alındığı ve adli işlemlerin yürütüldüğü değerlendirmesinde bulunulmuştur. Diğer yandan Valiliğin yazısında, şikâyete konu aynı iddiaların, tarafından İskenderun Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde de suç duyurusunda bulunulduğu ve soruşturmanın halen / numaralı evrak üzerinden derdest olduğu; benzer şekilde, Emniyet Genel Müdürlüğü marifeti ile de meselenin disiplin yönünden değerlendirilmesi hususunda Hatay İl Emniyet Müdürlüğüne talimat verildiği bilgisi
Kurumumuza iletilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
(5) 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının, (5.1) “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2 nci maddesinde, Türkiye Cumhuriyetinin, diğer unsurları yanı sıra bir hukuk devleti olduğu vurgulanmıştır.
(5.2) “Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü” başlıklı 11 inci maddesinde, “Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır.” hükmü düzenlenmiştir.
(5.3) “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17 nci maddesinde, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu ve kimseye işkence ve eziyet yapılamayacağı hüküm altına alınmıştır.
(5.4) “Kişi hürriyeti ve güvenliği” başlıklı 19 uncu maddesi aşağıdaki gibidir:
“Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine sahiptir.
Şekil ve şartları kanunda gösterilen:
Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi; bir mahkeme kararının veya kanunda öngörülen bir yükümlülüğün gereği olarak ilgilinin yakalanması veya tutuklanması; bir küçüğün gözetim altında ıslahı veya yetkili merci önüne çıkarılması için verilen bir kararın yerine getirilmesi; toplum için tehlike teşkil eden bir akıl hastası, uyuşturucu madde veya alkol tutkunu, bir serseri veya hastalık yayabilecek bir kişinin bir müessesede tedavi, eğitim veya ıslahı için kanunda belirtilen esaslara uygun olarak alınan tedbirin yerine getirilmesi; usulüne aykırı şekilde ülkeye girmek isteyen veya giren, ya da hakkında sınır dışı etme yahut geri verme kararı verilen bir kişinin yakalanması veya tutuklanması; halleri dışında kimse hürriyetinden yoksun bırakılamaz.
Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hakim kararıyla tutuklanabilir. Hakim kararı olmadan yakalama, ancak suçüstü halinde veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde yapılabilir; bunun şartlarını kanun gösterir.
Yakalanan veya tutuklanan kişilere, yakalama veya tutuklama sebepleri ve haklarındaki iddialar herhalde yazılı ve bunun hemen mümkün olmaması halinde sözlü olarak derhal, toplu suçlarda en geç hakim huzuruna çıkarılıncaya kadar bildirilir.
Yakalanan veya tutuklanan kişi, tutulma yerine en yakın mahkemeye gönderilmesi için gerekli süre hariç en geç kırksekiz saat ve toplu olarak işlenen suçlarda en çok dört gün içinde hâkim önüne çıkarılır. Kimse, bu süreler geçtikten sonra hakim kararı olmaksızın hürriyetinden yoksun bırakılamaz. Bu süreler olağanüstü hal (…)(1) ve savaş hallerinde uzatılabilir.(1)
Kişinin yakalandığı veya tutuklandığı, yakınlarına derhal bildirilir.
Tutuklanan kişilerin, makul süre içinde yargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme hakları vardır. Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresince duruşmada hazır bulunmasını veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir güvenceye bağlanabilir.
Her ne sebeple olursa olsun, hürriyeti kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu kısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir.
Bu esaslar dışında bir işleme tâbi tutulan kişilerin uğradıkları zarar, tazminat hukukunun genel prensiplerine göre, Devletçe ödenir.” (5.5) “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36 ncı maddesi birinci fıkrasında, “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” hükmü düzenlenmiştir.
(5.6) “Milletlerarası andlaşmaları uygun bulma” başlıklı 90 ıncı maddesi beşinci fıkrası son cümlesinde, “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.” hususu hüküm altına alınmıştır.
(6) Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 10 Aralık 1948 tarih ve 217A(III) sayılı Kararıyla ilan edilen, 27 Mayıs 1949 tarih ve 7217 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ve 6 Nisan 1949 tarih ve 9119 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ekinde tamim edilen İnsan Hakları Evrensel
Beyannamesinin 3 üncü maddesinde, yaşama, özgürlük ve kişi güvenliğinin herkesin hakkı olduğu; 5 inci maddesinde hiç kimseye işkence yapılamayacağı, zalimce, insanlık dışı veya onur kırıcı davranışlarda bulunulamayacağı ve ceza verilemeyeceği; 9 uncu maddesinde ise hiç kimsenin keyfi olarak yakalanamayacağı ve tutuklanamayacağı belirtilmiştir.
(7) Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesinin 7 nci maddesinde, hiç kimsenin işkenceye veya zalimane, insanlık dışı veya onur kırıcı muamele veya cezaya maruz bırakılamayacağı; 9 uncu maddesinde herkesin kişi özgürlüğü ve kişi güvenliği hakkına sahip olduğu ve hiç kimsenin keyfi olarak gözaltına alınamayacağı veya tutulamayacağı, hukukun öngördüğü sebepler ve usuller dışında özgürlüğünden mahrum bırakılamayacağı düzenlenmiştir.
(8) Birleşmiş Milletler İşkence ve Diğer Zalimane, Gayri İnsani veya Küçültücü Muamele veya Cezaya Karşı Sözleşmenin, “İşkence yasağı hakkında eğitim verilmesi” başlıklı 10 uncu maddesinde, her bir taraf devletin işkence yasağı konusundaki eğitim ve bilginin sivil veya askeri bütün kanun adamlarının, sağlık personelinin, kamu görevlilerinin ve her hangi bir biçimde gözaltına alınan, tutulan veya hapsedilen bireylerin nezaretiyle, sorgulanmasıyla veya ıslahıyla meşgul olan diğer kimselerin eğitim programlarına dâhil edilmesini sağlayacağı; “İşkence fiillerini soruşturma” başlıklı 12 nci maddesinde, her bir taraf devletin, kendi egemenliği altındaki bir ülkede bir işkence fiilinin işlendiğine inanmak için makul sebepler bulunması halinde, yetkili makamlar tarafından derhal ve tarafsız bir soruşturma yapılmasını sağlayacağı ve “Yetkililere şikâyet hakkı” başlıklı 13 üncü maddesinde, her bir taraf devletin, kendi egemenliği altındaki bir ülkede işkence gördüğünü iddia eden bireylere şikâyet etme ve şikâyetinin yetkili makamlar tarafından derhal ve tarafsız bir biçimde incelenmesini isteme hakkı sağlayacağı, şikâyet edenin ve tanıkların, şikâyetin veya yapılan tanıklığın sonucu olarak her hangi bir kötü muamele veya tehdide karşı korunmasını sağlayacak gerekli tedbirleri alacağı düzenlenmiştir.
(9) İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşmenin (Avrupa
İnsan Hakları Sözleşmesi) “İşkence yasağı” başlıklı 3 üncü maddesinde hiç kimsenin işkenceye veya insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele veya cezaya tabi tutulamayacağı; “Özgürlük ve güvenlik hakkı” başlıklı 5 inci maddesinde, herkesin özgürlük ve güvenlik hakkına sahip olduğu ifadesine yer verilerek, bu hak ve özgürlüğü güvence altına alan temel unsurlar belirlenmiştir.
Aynı Sözleşmenin “Etkili başvuru hakkı” başlıklı 13 üncü maddesinde de “Bu Sözleşme’de tanınmış olan hak ve özgürlükleri ihlal edilen herkes, söz konusu ihlal resmi bir hizmetin ifası için davranan kişiler tarafından gerçekleştirilmiş olsa dahi, ulusal bir merci önünde etkili bir yola başvurma hakkına sahiptir.” hükmü düzenlenmiştir.
(10) İşkencenin ve Gayri İnsani ya da Küçültücü Ceza veya Muamelelerin Önlenmesine
Dair Avrupa Sözleşmesinin 1 inci maddesi ile İşkencenin ve Gayriinsani ya da Küçültücü
Ceza veya Muamelenin Önlenmesi için bir Avrupa Komitesi teşkil edilmiş, Komite ziyaretler yapmak suretiyle, hürriyetinden mahrum kılınan kişilere yapılan muameleyi, gerekli ise bu gibi kişilerin işkence ve gayriinsani ya da küçültücü ceza veya muameleden korunmalarının kuvvetlendirilmesi amacıyla inceleyeceği, 2 nci maddesinde de her bir taraf devletin, bu
Sözleşmeye uygun olarak, yetkili olduğu bir kamu makamı tarafından hürriyetinden yoksun bırakılan kişilerin bulunduğu herhangi bir yere ziyaretler yapılmasına izin vereceği hususu düzenlenmiştir.
(11) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında, Kamu Denetçiliği Kurumunun, şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevli olduğu hüküm altına alınmıştır.
(12) 2559 sayılı Polis Vazife ve Salȃhiyet Kanununun; (12.1) 1 inci maddesinde, polisin, asayişi amme, şahıs, tasarruf emniyeti ve mesken masuniyetini koruyacağı, halkın ırz, can ve malını muhafaza ve ammenin istirahatini temin edeceği hüküm altına alınmıştır.
(12.2) 2 nci maddesinde polisin, kanunlara, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerine, yönetmeliklere, hükümet emirlerine ve kamu düzenine uygun olmayan hareketlerin işlenmesinden önce bu kanun hükümleri dairesinde önünü alacağı; işlenmiş olan bir suç hakkında Ceza Muhakemeleri Kanunu ile diğer kanunlarda yazılı görevleri yapacağı düzenlenmiştir.
(12.3) “Durdurma ve kimlik sorma” başlıklı 4/A maddesinde, polisin, bir suç veya kabahatin işlenmesini önlemek amacı ile kişileri ve araçları durdurabileceği, durdurduğu kişiye durdurma sebebini bildireceği ve durdurma sebebine ilişkin sorular sorabileceği, kimliğini veya bulundurulması gerekli diğer belgelerin ibraz edilmesini isteyebileceği, kendisinin polis olduğunu belirleyen belgeyi gösterdikten sonra, kişilere kimliğini sorabileceği, kimlik belgesinin bulunmaması, açıklamada bulunmaktan kaçınması veya gerçeğe aykırı beyanda bulunması dolayısıyla ya da sair surette kimliği belirlenemeyen kişinin tutularak durumdan derhal Cumhuriyet savcısı haberdar edileceği, bu kişinin, kimliği açık bir şekilde anlaşılıncaya kadar gözaltına alınacağı ve gerekirse tutuklanacağı; gözaltına ve tutuklamaya karar verme yetkisi ve usulü bakımından 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerinin uygulanacağı, düzenlenmiştir.
(12.4) 13 üncü maddesi aşağıdaki gibidir:
“Polis, A) Suçüstü hâlinde veya gecikmesinde sakınca bulunan diğer hâllerde suç işlendiğine veya suça teşebbüs edildiğine dair haklarında kuvvetli iz, eser, emare veya delil bulunan şüphelileri, B) Haklarında yetkili mercilerce verilen yakalama veya tutuklama kararı bulunanları, C) Halkın rahatını bozacak veya rezalet çıkaracak derecede sarhoş olanları veya sarhoşluk hâlinde başkalarına saldıranları, yapılan uyarılara rağmen bu hareketlerine devam edenler ile başkalarına saldırmaya yeltenenleri ve kavga edenleri, D) Usulüne aykırı şekilde ülkeye giren ya da haklarında sınır dışı etme veya geri verme kararı alınanları, E) Polisin kanunlara uygun olarak aldığı tedbirlere karşı gelenleri, direnenleri ve görev yapmasını engelleyenleri, F) Bir kurumda tedavi, eğitim ve ıslahı için kanunlarla ve bu Kanunun uygulanmasını gösteren
Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikte belirtilen esaslara uygun olarak alınan tedbirlerin yerine getirilmesi amacıyla, toplum için tehlike teşkil eden akıl hastası, uyuşturucu madde veya alkol bağımlısı serseri veya hastalık bulaştırabilecek kişileri, (1)
G) Haklarında gözetim altında ıslahına veya yetkili merci önüne çıkarılmasına karar verilen küçükleri, H) (Ek: 27/3/2015-6638/2 md.) Başkalarının can güvenliğini tehlikeye düşürenleri, eylemin veya durumun niteliğine göre; koruma altına alır, uzaklaştırır ya da yakalar ve gerekli kanuni işlemleri yapar. Yakalanması belirli bir usule bağlanmış kişilerle ilgili kanun hükümleri saklıdır.
Yakalanan kişilerin kaçması veya saldırıda bulunmasının önlenmesi bakımından kişinin sağlığına zarar vermeyecek şekilde her türlü tedbir alınabilir.
Yakalanan kişilere, yakalama sebebi herhalde yazılı ve bunun mümkün olmaması hâlinde sözlü olarak derhal; toplu suçlarda ise en geç bu kişiler hâkim huzuruna çıkarılıncaya kadar bildirilir.
Kişinin yakalandığı, istediği kanunî yakınlarına derhal bildirilir.
Yakalananlardan, A) Uyuşturucu madde kullanmış olanlar ile sarhoş olanların, B) Zor kullanılarak yakalananların, C) Haklarında suç soruşturması yapılacak olan şüpheli ve sanıkların, Yakalanma anındaki sağlık durumları tabip raporuyla tespit edilir.
Yakalanan kişilerden suç işlediği şüphesi altında olanlar adlî mercilere sevk edilir. Haklarında ıslah veya tedavi tedbiri alınması gerekenler, ilgili kurum yetkilileri tarafından teslim alınır.
Yakalama sebebi ortadan kalkanlar derhal serbest bırakılır.” hükmü düzenlenmiştir.
(12.5.) “Zor ve silah kullanma” başlıklı 16 ncı maddesi aşağıdaki gibidir:
“Polis, görevini yaparken direnişle karşılaşması halinde, bu direnişi kırmak amacıyla ve kıracak ölçüde zor kullanmaya yetkilidir.
Zor kullanma yetkisi kapsamında, direnmenin mahiyetine ve derecesine göre ve direnenleri etkisiz hale getirecek şekilde kademeli olarak artan nispette bedenî kuvvet, maddî güç ve kanunî şartları gerçekleştiğinde silah kullanılabilir.
İkinci fıkrada yer alan; a) Bedenî kuvvet; polisin direnen kişilere karşı veya eşya üzerinde doğrudan doğruya kullandığı bedenî gücü, b) Maddî güç; polisin direnen kişilere karşı veya eşya üzerinde bedenî kuvvetin dışında kullandığı kelepçe, cop, basınçlı ve/veya boyalı su, göz yaşartıcı gazlar veya tozlar, fizikî (1)
engeller, polis köpekleri ve atları ile sair hizmet araçlarını, ifade eder.
Zor kullanmadan önce, ilgililere direnmeye devam etmeleri halinde doğrudan doğruya zor kullanılacağı ihtarı yapılır. Ancak, direnmenin mahiyeti ve derecesi göz önünde bulundurularak, ihtar yapılmadan da zor kullanılabilir.
Polis, zor kullanma yetkisi kapsamında direnmeyi etkisiz kılmak amacıyla kullanacağı araç ve gereç ile kullanacağı zorun derecesini kendisi takdir ve tayin eder. Ancak, toplu kuvvet olarak müdahale edilen durumlarda, zor kullanmanın derecesi ile kullanılacak araç ve gereçler müdahale eden kuvvetin amiri tarafından tayin ve tespit edilir.
Polis, kendisine veya başkasına yönelik bir saldırı karşısında, zor kullanmaya ilişkin koşullara bağlı kalmaksızın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun meşru savunmaya ilişkin hükümleri çerçevesinde savunmada bulunur.
Polis; a) Meşru savunma hakkının kullanılması kapsamında, b) Bedenî kuvvet ve maddî güç kullanarak etkisiz hale getiremediği direniş karşısında, bu direnişi kırmak amacıyla ve kıracak ölçüde, c) Hakkında tutuklama, gözaltına alma, zorla getirme kararı veya yakalama emri verilmiş olan kişilerin ya da suçüstü halinde şüphelinin yakalanmasını sağlamak amacıyla ve sağlayacak ölçüde, d) (Ek: 27/3/2015-6638/4 md.) Kendisine veya başkalarına, işyerlerine, konutlara, kamu binalarına, okullara, yurtlara, ibadethanelere, araçlara ve kişilerin tek tek veya toplu halde bulunduğu açık veya kapalı alanlara molotof, patlayıcı, yanıcı, yakıcı, boğucu, yaralayıcı ve benzeri silahlarla saldıran veya saldırıya teşebbüs edenlere karşı, saldırıyı etkisiz kılmak amacıyla ve etkisiz kılacak ölçüde, silah kullanmaya yetkilidir.
Polis, yedinci fıkranın (c) bendi kapsamında silah kullanmadan önce kişiye duyabileceği şekilde “dur” çağrısında bulunur. Kişinin bu çağrıya uymayarak kaçmaya devam etmesi halinde, önce uyarı amacıyla silahla ateş edilebilir. Buna rağmen kaçmakta ısrar etmesi dolayısıyla ele geçirilmesinin mümkün olmaması halinde ise kişinin yakalanmasını sağlamak amacıyla ve sağlayacak ölçüde silahla ateş edilebilir.
Polis, direnişi kırmak ya da yakalamak amacıyla zor veya silah kullanma yetkisini kullanırken, kendisine karşı silahla saldırıya teşebbüs edilmesi halinde, silahla saldırıya teşebbüs eden kişiye karşı saldırı tehlikesini etkisiz kılacak ölçüde duraksamadan silahla ateş edebilir.”
(12.6) 17 nci maddesi aşağıdaki gibidir:
“Polisin:
A) Kanun ve usul dairesinde verdiği emre itaatsizlik ve ittihaz eylediği tedbirlere riayetsizlik
edenler; B) Vazife yaparken polise mukavemette bulunan veya vazifesinden alıkoymak maksadiyle polise zorla karşı koyan ve yakalanmadıkları takdirde hareketlerinde devam etmeleri melhuz bulunan şahıslar; (Değişik: 16/6/1985 – 3233/6 md.) Karakola götürülüp haklarında tanzim olunacak evrakla
beraber adliyeye verilirler.” (13) 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu Ek madde 33’te, “Emniyet Teşkilatının her türlü göreviyle ilgili eylem ve işlemleri İçişleri Bakanlığı, mülki idare amirleri ve kendi amirleri
tarafından denetlenir ve teftiş edilir.” hükmü yer almaktadır.
(14) 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında
Kanunun “Kapsam” başlıklı 2 nci maddesinde, “765 sayılı Türk Ceza Kanununun 243 ve 245 inci maddeleri ile 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 154 üncü maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında açılacak soruşturma ve kovuşturmalarda bu Kanun hükümleri uygulanmaz.” hükmü düzenlenmiştir.
(15) 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun “Disiplin cezalarının çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller” başlıklı 125 inci maddesinde, devlet memurlarına verilecek disiplin cezaları ile her bir disiplin cezasını gerektiren fiil ve haller sıralanmıştır.
(16) 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde
Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanunun ilgili maddelerinde, disiplin cezası verilecek fiiller, karşılığı ceza türleri ile birlikte düzenlenmiştir.
(17) 24.4.1979 tarih ve 16618 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Emniyet
Teşkilatı Disiplin Tüzüğün ilgili maddelerinde, disiplin cezası verilecek fiiller, karşılığı ceza türleri ile birlikte düzenlenmiştir.
(18) 1/6/2005 tarih ve 25832 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliğin “Tanımlar” başlıklı 4 üncü maddesinde, “gözaltına alma”; kanunun verdiği yetkiye göre, yakalanan kişinin hakkındaki işlemlerin tamamlanması amacıyla, yetkili hâkim önüne çıkarılmasına veya serbest bırakılmasına kadar kanunî süre içinde sağlığına zarar vermeyecek şekilde özgürlüğünün geçici olarak kısıtlanıp alıkonulması şeklinde; “yakalama” ise kamu güvenliğine, kamu düzenine veya kişinin vücut veya hayatına yönelik var olan bir tehlikenin giderilmesi için denetim altına alınması gereken veya suç işlediği yönünde hakkında kuvvetli iz, eser, emare ve delil bulunan kişinin gözaltına veya muhafaza altına alma işlemlerinden önce özgürlüğünün geçici olarak ve fiilen kısıtlanarak denetim altına alınması şeklinde tanımlanmıştır. Aynı Yönetmeliğin “Yakalama işlemi” başlıklı 6 ncı maddesi birinci fıkrasında, yakalamanın bu Yönetmeliğin 5 inci maddesinde belirtilen yetkiler çerçevesinde, hâkim kararı veya Cumhuriyet savcısının emriyle veya doğrudan kolluk kuvveti veya suçüstü hâlinde herkes tarafından yapılabileceği; beşinci fıkrasında kolluk kuvveti tarafından yapılan yakalama hâlinde işlem, yakalanan kişi ve uygulanan tedbirler derhâl Cumhuriyet savcısına bildirileceği; dokuzuncu fıkrasında yakalanan kişi, Cumhuriyet savcısının emri ile serbest bırakılmazsa, soruşturmanın tamamlanması için gözaltına alınacağı, düzenlenmiştir.
(19) 1/6//2005 tarih ve 25832 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Adlî ve
Önleme Aramaları Yönetmeliğinin “Adlî arama ve kapsamı” başlıklı 5 inci maddesinde adli arama, bir suç işlemek veya buna iştirak veyahut yataklık etmek makul şüphesi altında bulunan kimsenin, saklananın, şüphelinin, sanığın veya hükümlünün yakalanması ve suçun iz, eser, emare veya delillerinin elde edilmesi için bir kimsenin özel hayatının ve aile hayatının gizliliğinin sınırlandırılarak konutunda, işyerinde, kendisine ait diğer yerlerde, üzerinde, özel kâğıtlarında, eşyasında, aracında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile diğer kanunlara göre yapılan araştırma işlemi şeklinde tanımlanmış ve devamı maddelerinde adli aramanın esas ve usulleri düzenlenmiştir.
(20) Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 9 Aralık 1988 tarihli ve 43/173 sayılı kararıyla kabul edilen Herhangi Bir Şekilde Tutulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunması İçin İlkeler
Bütününün, “İşkence yasağı” başlıklı 6 ncı maddesinde, her hangi bir biçimde tutulan veya hapsedilen bir kimsenin, işkenceye veya zalimane, insanlık dışı veya onur kırıcı muamele veya cezaya maruz bırakılamayacağı, düzenlenmiştir (21) 1990 yılında Havana’da toplanan Suçların Önlenmesi ve Suçluların Islahı üzerine
Sekizinci Birleşmiş Milletler Konferansı tarafından kabul edilen Kanun Adamlarının Zor ve
Silah Kullanmalarına Dair Temel İlkelerin ilgili maddelerinde, zor kullanmanın usul ve esasları belirlenmiştir.
(22) Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonunca hazırlanan, “Cezasızlıkla Mücadele için
Eylem Yoluyla İnsan Haklarının Korunması ve Desteklenmesine İlişkin Prensipler Seti”, (23) Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından 30 Mart 2011 tarihinde, 1110. Bakan
Yardımcıları toplantısında kabul edilen “Ciddi İnsan Hakları İhlalleri Bakımından
Cezasızlığın Sona Erdirilmesine İlişkin Rehber İlkeler”.
IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE
ÖNERİSİ
(24) Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek, başvurunun reddi yönünde hazırlanan “Ret Kararı Önerisi”
Kamu Başdenetçisine sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Açısından Değerlendirme (25) Şikâyet başvurusu, başvurucuya konu kişilerin, hukuka aykırı surette yakalanıp gözaltına alındıkları ve bu kişiler hakkında işkence ve kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddia ve şikâyeti ile Kurumumuza iletilmiştir. Bu nedenle başvuru, “kişi hürriyeti ve güvenliği – yakalama / gözaltı işleminin hukukiliği” ile “işkence ve kötü muamele yasağı” olmak üzere iki kısımda değerlendirilmiştir.
KİŞİ HÜRRİYETİ VE GÜVENLİĞİ – YAKALAMA / GÖZALTI İŞLEMİNİN
HUKUKİLİĞİ
(26) Hatay Valiliğinden alınan 22/6/2020 tarih ve sayılı yazıya istinaden başvuruya konu olayın, sehven tahliye edilen “kasten adam öldürme” suçundan hükümlü hakkında İskenderun Cumhuriyet Başsavcılığının, İskenderun İlçe Emniyet Müdürlüğüne talimatı ile yakalama emri çıkartılması üzerine, 5/5/2020 günü Saat: 11.00 sıralarında aranan şahsın yakalanması, şahıs hakkında doktor raporu alınmak üzere hastane acil servisine gelindiğinde, ve isimli şahısların görevlilere engel olmak sureti ile aranan şahsın kaçmasına yardım etmeleri üzerine de bu iki şahsın yakalanıp, ardından
Cumhuriyet savcısının talimatı ile gözaltına alınması ve adli işlemlerinin yürütülmesinden ibaret olduğu anlaşılmaktadır.
(27) 2559 sayılı Polis Vazife ve Salȃhiyet Kanununun 1 inci maddesinde kayıtlı polisin, asayişi amme, şahıs, tasarruf emniyeti ve mesken masuniyetini koruyacağı, halkın ırz, can ve malını muhafaza ve ammenin istirahatini temin edeceği hükmü ve aynı Kanunun 2 nci maddesinde kayıtlı polisin, kanunlara, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerine, yönetmeliklere, hükümet emirlerine ve kamu düzenine uygun olmayan hareketlerin işlenmesinden önce bu kanun hükümleri dairesinde önünü alacağı hükmü ile Adlî ve Önleme Aramaları Yönetmeliğinin
“Adlî arama ve kapsamı” başlıklı 5 inci ve devamı maddelerinde usul ve esasları kayıt altına alınan adli arama yetkisi göz önünde bulundurulduğunda; polis memurlarının adli bir kolluk faaliyeti kapsamında yetki, görev ve sorumluluklarını yerine getirdikleri anlaşılmaktadır. Daha açık ifade ile sehven tahliye edilen “kasten adam öldürme” suçundan hükümlü bir kişi ile bu kişiye yardım ve yataklık ettikleri şüphesi ile diğer kişilerin polis tarafından yakalanmaları ve bilahare savcılık kararı ile de gözaltına alınmaları söz konusu olup; bu süreçte yürütülen iş ve işlemler polisin hem yasal yetkisi hem de temel sorumluluğudur.
(28) Söz konusu yakalama işleminin temelinde; 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının
“Kişi hürriyeti ve güvenliği” başlıklı 19 uncu maddesinde çerçevesi çizilen, mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi ve bir mahkeme kararının veya kanunda öngörülen bir yükümlülüğün gereği olarak ilgilinin yakalanması şeklinde anayasal dayanak bulunmaktadır.
(29) Başvuruya konu olayda ayrıca, yakalamaya direnen kişilerin zor kullanılmak sureti ile etkisiz hale getirilmesi yanı sıra, bu kişilerin polis merkezine getirilmek ardında da gözaltına alınmak sureti ile özgürlüklerinden mahrum bırakılması durumu da söz konusudur.
(30) Yasal mevzuat açısından mesele incelendiğinde, 2559 sayılı Polis Vazife ve Salȃhiyet
Kanununun 13 üncü maddesi hükmü bağlamında polisin, haklarında yetkili mercilerce verilen yakalama veya tutuklama kararı bulunanları yakalayıp gerekli kanuni işlemleri yapması ve yakalanan kişilerin kaçması veya saldırıda bulunmasının önlenmesi bakımından kişinin sağlığına zarar vermeyecek şekilde her türlü tedbir alması yasal yetkilerindendir.
(31) Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliğine göre “yakalama”, kamu güvenliğine, kamu düzenine veya kişinin vücut veya hayatına yönelik var olan bir tehlikenin giderilmesi için denetim altına alınması gereken veya suç işlediği yönünde hakkında kuvvetli iz, eser, emare ve delil bulunan kişinin gözaltına veya muhafaza altına alma işlemlerinden önce özgürlüğünün geçici olarak ve fiilen kısıtlanarak denetim altına alınması şeklinde tanımlanmıştır. Yakalama işleminin kolluk kuvveti tarafından gerçekleşmesi durumunda, yakalanan kişi ve uygulanan tedbirler derhâl Cumhuriyet savcısına bildirilecek, kişi, Cumhuriyet savcısının emri ile serbest bırakılmazsa, soruşturmanın tamamlanması için gözaltına alınacaktır. Aynı Yönetmelik hükümlerine göre “gözaltına işlemi” ise kanunun verdiği yetkiye göre, yakalanan kişinin hakkındaki işlemlerin tamamlanması amacıyla, yetkili hâkim önüne çıkarılmasına veya serbest bırakılmasına kadar kanunî süre içinde sağlığına zarar vermeyecek şekilde özgürlüğünün geçici olarak kısıtlanıp alıkonulması şeklinde tanımlanmaktadır.
(32) Hatay Valiliğinin mezkûr yazısı ve ekinde yer alan tahkikat dosyasında kayıtlı evraka istinaden somut olayın, kolluk tarafından gerçekleştirilen bir “yakalama” işlemi olduğu ve yetkili Cumhuriyet savcısının talimatı ile başvuruya konu kişilerin gözaltın alınması ile adli sürecin işletildiği görülmektedir.
(33) Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliğinde de tanımlandığı gibi
“yakalama” işlemi, kişinin özgürlüğünün geçici olarak ve fiilen kısıtlanarak denetim altına alınması işlemidir.
(34) Bu açıdan bakıldığında, Anayasanın 19 uncu maddesi hükmü ile 2559 sayılı Kanunun 13 üncü maddesi hükmü göz önünde bulundurulduğunda, bu kişileri yakalanıp polis merkezine götürülmesi tedbiri, kişi hürriyeti ve güvenliğinin hukuka uygun olarak sınırlandırılmasıdır.
Polis, yasal yetki sınırları içerisinde hareket ederek kişi hürriyeti ve güvenliğini, hukuka uygun şekilde sınırlanmıştır.
İŞKENCE VE KÖTÜ MUAMELE YASAĞI
(35) İşkence ve kötü muamele yasağı, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17 nci maddesinde düzenlenmiş olup; madde hükmü ile herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu; tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamayacağı; kimseye işkence ve eziyet yapılamayacağı ve kimsenin insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamayacağı güvence altına alınmıştır. İnsan
Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme (AİHS) de “İşkence yasağı” başlıklı 3 üncü maddesi ile hiç kimsenin işkenceye veya insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele veya cezaya tabi tutulamayacağı şeklinde, Sözleşmeye taraf devletleri yükümlülük altına sokmuştur.
(36) Temel hak ve özgürlükler içerisinde “mutlak hak” olarak nitelendirilen, çiğnendiğinde bir insanlık suçu oluşturan, kişinin eylemi ve suçun niteliği ne olursa olsun herhangi bir mazereti olmayan ve 2709 sayılı Anayasanın 15 inci maddesi hükmü uyarınca ilan edilen savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü hâllerde dahi askıya alınmasına izin verilmeyen, yaşam hakkı ve işkence ve kötü muamele yasağı, devletlere, kendi egemenlik alanında bulunan herkesin, bu hak ve özgürlüklerini güvence altına alma yükümlülüğü getirmektedir.
(37) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM – Mahkeme) kararlarında, özgürlüğü kısıtlanan her bir kişiden devletin sorumlu olduğu, özgürlükten ve temel haklardan mahrum bırakılmanın hemen ardından, bir avukata ve aile üyelerinden birine ulaşılabilmesi ve devletin belirlediği bir doktorun muayenesinden ayrı olarak kendi seçtiği bir doktor tarafından muayene edilebilmesi imkânlarının oluşturulmasının, tutulu bulunan kimselerin maruz bırakılabilecekleri kötü muamelenin önlenmesini açısından önemli olduğu vurgulanmaktadır.
[Algür – Türkiye, Başvuru No : 2020/59177 32574/96, Tarih: 22.10.2002, Paragraf 44] (38) Mahkeme bir diğer başvuruda [Ayşe Tepe – Türkiye, Başvuru No : 2020/59177 29422/95, Tarih: 22.07.2003, Paragraf 38] benzer şekilde, devletin alıkonulan her kişiden sorumlu olduğunu vurgulayarak, özgürlükten mahrum bırakmanın hemen başlangıcından itibaren, kendi seçtiği bir doktor tarafından muayene edilmeyi isteme hakkını vurgulayarak, bir avukatla ve aile üyelerinden biriyle görüşme gibi seri bir adli müdahaleyle desteklenmiş titiz bir uygulamanın altını çizmiştir. Daha anlaşılır ifade ile Mahkeme burada, kendi seçtiği doktor tarafından muayene edilmeyi isteme hakkının ve ailesine/avukatına haber verme hakkının, işkence ve kötü muamele ile mücadelede önemine atıf yapmaktadır. Mahkemenin bu minvalde verdiği çok sayıda karardan bir diğer kararda da aynı şekilde, başvuru sahibinin gözaltına alındığında tıbbi muayene geçirmediği ve isteyeceği bir doktor ve avukata ulaşma imkânına sahip olduğu ifade edilmiştir. [Abdülsamet Yaman- Türkiye, Başvuru No : 2020/59177 32446/96, Tarih: 02.11.2004, Paragraf. 45] (39) Gözaltı sırasında kötü muameleye tâbi tutulan kişilerin tıbbi muayenesinde uyulması geren temel şartların tespit edildiği bir diğer davada [Nebahat Akkoç – Türkiye, Başvuru No : 2020/59177 22947 ve 22948/93, Tarih: 10.10.2000, Paragraf 118] Mahkeme, doktor muayenesinin, uzman hekim tarafından, hiçbir polis memurunun hazır bulunmadığı bir ortamda yapılması ve muayene raporunda hem yara bulgularının ayrıntılı olarak açıklanması, hem de bu yaraların nasıl oluştuğuna dair hastanın ifadesi ile bu ifadenin yara bulgularıyla tutarlı olup olmadığına ilişkin hekim görüşüne yer verilmesi gerekliliğini vurgulamıştır. Somut davada Mahkeme, gelişigüzel ve toplu halde muayene uygulamasının, bu güvencenin etkinliği ve güvenilirliğini azalttığını belirterek; doktor raporlarında, muayenenin üstünkörü yapılmaması, kişinin taşıdığı yaraların ayrıntılarının yanı sıra, bu yaraların neden meydana geldiğinin de açıklanması gerektiğinin altını çizmiştir.
(40) Bir başka davada Mahkeme, işkence ve kötü muamele iddialarının tespitinde en temel delillerden birisinin, meydana gelen ihlal ile olay arasında bir illiyet bağı oluşturan doktor
raporları olduğu değerlendirmesinde bulunmuştur. [Selmouni – Fransa, Başvuru No : 2020/59177 25803/94, Tarih:
28.07.1999, Paragraf. 90] (41) Görüleceği gibi özgürlüğünden mahrum bırakılmış kişilerin doktora erişim hakkı, bu kişilerin barındırıldığı mekânlardaki kötü uygulamaların önüne geçilmesi açısından, diğer tedbirlerle birlikte anahtar öneme sahip temel güvencelerden birisini oluşturmaktadır. Bu hakkın etkili bir şekilde kullanılabilmesi noktasında ise kişinin kendi istediği doktora erişiminin sağlanması, doktorların, kişilerin isteği ne olursa olsun elindeki bilgileri paylaşma zorunluluğu altında hareket etmeleri, doktorların bu konuda, özellikle fiziki muayene konusunda eğitilmesi gerektiği, doktorların raporlarında sadece yaralanma bilgilerine yer vermemesi, bu yaralanmanın kaynağına (nedenine) dair kendi düşüncesini de sunması gerektiği değerlendirilmektedir.
(42) Diğer yandan AİHM, Sözleşmenin 3 üncü maddesinde düzenlenen işkence ve kötü muamele yasağının tespiti ve bu maddenin koruma alanından yararlanılabilmesi noktasında, yerleşik içtihadı uyarınca (i) iddiaların doktor raporuyla ispat edilmesi ve (ii) yapılan kötü muamelenin belirli bir seviyeye ulaşması gerekliliğini araştırmaktadır. Bu nokta, örnek niteliğinde aşağıda verilen bir dizi kararda Mahkemece somutlaştırılmıştır: delilleri değerlendirirken genellikle makul şüphenin ötesinde bir ispat ölçütü… bu durumda ispat yükünün, tatminkâr ve ikna edici bir açıklama yapmak zorunda olan yetkili makamlara ait olduğu [Bkz. İrlanda – Birleşik Krallık davası, 18.1.1978, Paragraf 161], kötü muamele iddiaları
Mahkeme önünde tutarlı delillerle desteklenmelidir… makul şüpheye yer bırakmayacak derecede bir ispat ölçütüne göre bir delil, yeterince ciddi, açık ve tutarlı çıkarımlar toplamından veya olaylara ilişkin itiraza mahal bırakmayan fiili karinelerden çıkabilir. [Bkz.
Klaas – Almanya davası, 22.9.1993 Paragraf 30] Mahkeme, tıp uzmanları tarafından tamamen bağımsız koşullarda hazırlanan tıbbi belge ve raporların, Bay Tomasi’nin maruz kaldığı darbelerin sayısı ve yoğunluğunu ispatladığını görmenin yeterli olduğunu düşünmektedir; bunlar söz konusu muameleyi insanlık dışı ve onur kırıcı kılan yeterince ciddi iki unsurdur. [Tomasi – Fransa davası, 27.8.1992, Paragraf 110] (43) İşkence ve kötü muamele iddialarının tespitinde AİHM içtihadına paralel bir şekilde, Anayasa Mahkemesinin de aynı ilkeye uygun davrandığı görülmektedir. Nitekim Anayasa
Mahkemesi bir kararında “… bir muamelenin Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında olabilmesi için asgari bir ağırlık derecesine ulaşmış olması gerekir. Bu asgari eşik, göreceli olup her olayın somut koşulları dikkate alınarak değerlendirilmelidir. Bu kapsamda muamelenin süresi, bedensel ve ruhsal etkileri ile mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık durumu gibi faktörler önem taşır…” [ ve diğerleri başvurusu, Başvuru No : 2020/59177
Karar Tarihi : 26/10/2020 22.22018, Paragraf 80] şeklinde hüküm tesis etmiştir.
(44) Hatay Valiliğinin mezkûr yazısı ve ekinde yer alan tahkikat dosyasında kayıtlı evraka istinaden, yukarıda yer verilen mevzuat ve AİHM içtihadı ışığında somut başvuru incelendiğinde, sehven tahliye edilen hükümlü isimli şahıs, herhangi bir direnme göstermeksizin polis tarafından yakalanmış, kişinin doktor muayenesi sırasında abisi ve isimli bir diğer üçüncü şahsın hastaneye gelerek görevli polis memurlarına engel olmaları ve bilahare hükümlü kaçırmalarını takiben gelişen kovalamacada, isimleri geçen hükümlü ve diğer iki şahıs güç kullanılarak etkisiz hale getirilmiş ve yakalanmışlardır. Yakalanan üzerinde, polise karşı kullanmak üzere olduğu ifade edilen ve kesici kısmı 10 cm uzunluğunda olan bir bıçak bulunmuştur.
(45) Adı geçenler hakkında düzenlenen gözaltı giriş doktor raporlarında, vücutlarının muhtelif bölgelerinde oluşan cüz’i büyüklüklerde kızarıkların olduğu, bu ekimozların hayati tehlike arz etmediği; aynı kişilerin gözaltı çıkış doktor raporlarında ise ilk doktor raporlarında yer verilenler dışında ilave bir darp ve cebir izine rastlanmadığının belirtildiği görülmektedir. Dolayısı ile kişilerin gözaltına tutuldukları süre içinde herhangi bir darp ve cebir ile karşılaşmadıkları; ilk muayene raporlarındaki cüz’i izlerin ise kaçak bir hükümlünün ve ona yardım ve yataklık edenlerin ve bu amaçla polise direnenlerin etkisiz hale getirilmek amacı ile gerçekleştirilen yasal güç kullanımının doğal bir sonucu olduğu değerlendirilmektedir.
(46) Zira belirtildiği gibi kanun adamlarının güç kullanımından kaynaklanan eylemlerinin, işkence ve kötü muamele yasağını ihlal etmesi için bu güç kullanımının, şartların gerektirdiği zorunlu güç kullanım düzeyini aşarak belirli bir seviyeye ulaşması gerekmektedir. Bu güç kullanımı ve darbelerin yeterince ciddi eylemlerden oluşması gerekmektedir. Keza bu muamelenin, işkence ve kötü muamele kapsamında yer alabilmesi için asgari bir ağırlık derecesine ulaşmış olması gerekir. Belirtildiği gibi bu asgari eşik, göreceli olup her olayın somut koşulları dikkate alınarak değerlendirilmelidir. Bu kapsamda muamelenin süresi, bedensel ve ruhsal etkileri ile mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık durumu gibi faktörler önem taşımaktadır. Bu açıdan baktığımızda şikâyete konu kişilerin sağlıklı ve güçlü yapıda görece genç erkek bireyler olduğu, polis müdahalesinin doğası gereği yol açabileceği ruhsal etkileri haricinde polisin bu kişilere mahsus bir kastının olmadığı, çünkü polis müdahalesinin ancak bu kişilerin etkisiz hale getirilmesi amacı ile ve süresi ile kısıtlı olarak uygulandığı anlaşılmaktadır. Son olarak bahse konu kişilerin gözaltı işlemleri sadedinde, bu kişilerin haklarının hatırlatıldığı tutanak kendilerine imzalatılmış, yakınlarına haber verildiğine dair tutanak düzenlenmiştir. Söz konusu sanık veya tutulu kişilerin hakları, işkence ve kötü muamelenin oluşmasının önlenmesinde çok etkili birer araçtır.
(47) Dolayısı ile kaçak bir hükümlünün ve ona yardım ve yataklık edenlerin ve bu amaçla polise direnenlerin etkisiz hale getirilmek amacı ile 2559 sayılı Polis Vazife ve Salȃhiyet Kanununun
13 ve 16 ncı maddeleri hükmü zımnında orantılı olarak gerçekleştirilen yasal güç
kullanımından kaynaklanan morarma ve yaralanmaları, işkence ve kötü muamele yasağı kapsamında değerlendirmek mümkün değildir.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme (48) İyi yönetim ilkelerine 28.3.2013 tarih ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin
Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İçişleri ve Sağlık bakanlıkları ile Emniyet Genel Müdürlüğü ve Hatay Valiliği tarafından Kurumumuzca talep edilen bilgi, belge ve değerlendirme talep yazılarımıza, gereken hassasiyet ile süresinde cevap verilmiştir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
(49) 6328 sayılı Kanunun “Dava açma süresinin yeniden işlemeye başlaması” başlıklı 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden arta kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup, Hatay İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE, Kararın, BAŞVURANA ve HATAY VALİLİĞİNE, ayrıca bilgileri için ADALET, İÇİŞLERİ VE SAĞLIK BAKANLIKLARI ile EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi