ÖZET: Bu karar, Ankara Barosu İnsan Hakları Merkezi tarafından görevlendirilen avukatların, gözaltındaki şüphelilerle görüşme esnasında kolluk görevlileri tarafından maruz kaldıkları hukuka aykırı uygulamalara ilişkin şikayetlerini incelemektedir. Avukatlar, gözaltında bulunan şüphelilerle görüşmek üzere Ankara Emniyet Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’ne gittiklerinde, iki saat bekletilmiş ve görüşme sırasında kolluk görevlileri tarafından müdahalelere maruz kalmışlardır. İlgili idare, avukatların iddialarının gerçek dışı olduğunu öne sürmüş, görüşme odasının Covid-19 tedbirleri nedeniyle dezenfekte edilmesi gerektiğini ve avukatların sırayla görüştürüldüğünü belirtmiştir.

Kamu Denetçiliği Kurumu, avukatların şüphelilerle görüşme hakkının engellenemeyeceğini ve bu süreçte kolluk görevlilerinin daha dikkatli davranması gerektiğini vurgulamıştır. Kararda, avukatların görevlendirme belgelerini kolluk görevlilerine sunmamalarının, durumu karmaşıklaştırdığı ve avukatların görüşme sürecinde daha dikkatli olmaları gerektiği ifade edilmiştir. Sonuç olarak, kolluk görevlilerine, şüphelinin en kısa sürede müdafi ile görüşmesine imkan sağlayacak tedbirleri almaları tavsiye edilmiştir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2021/11505-S.21.18515

BAŞVURU NO : 2021/3782

KARAR TARİHİ : 09/08/2021

TAVSİYE KARARI

İÇİŞLERİ BAKANLIĞI

BAŞVURUYA KONU İDARE :

BAŞVURUNUN KONUSU : Ankara Barosu mensubu olan müdafilerin, gözaltında bulunan şüpheliler ile görüşmeleri esnasında kolluk görevlileri tarafından hukuka aykırı uygulamalara maruz bırakıldıkları şikayetine ilişkindir.

BAŞVURU TARİHİ : 16/02/2021

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Ankara Barosu Başkanlığı’nı temsilen başvuruda bulunan Baro İnsan

Hakları Merkezi’ne yapılan başvuru üzerine görevlendiren İnsan Hakları Merkezi üyesi Av.

ve Av. şüpheliler ile görüşmek üzere Ankara Emniyet Terörle Mücadele Şube

Müdürlüğü’ne intikal ettiklerini, Müdürlüğe giriş esnasında 2 saat süre ile bekletildiklerini, şüpheli-müdafi görüşmesi esnasında fiziki özellikleri tarif edilen görevli polis memurları tarafından sık aralıklarla odaya girilerek, görüşmenin kesildiğini ve görüşmenin sonlandırılması yolunda telkinde bulunulduğunu, Av.

görüşme esnasında oda dışına çağırılarak vekaletnamesi bulunup bulunmadığı ve görüşme nedeninin sorulduğu, odaya geçmesinden birkaç dakika sonra görüşmenin görevli polis memurlarınca kesilerek sonlandırıldığını ve şüphelinin odadan çıkarıldığını, anılan avukatların odada tutulduklarını ve akabinde içerisinde kamera mevcut olmayan başka bir odaya alınarak, kapının üzerlerine kapatılması suretiyle rızaları dışında burada tutulmaya başlandıklarını, şüpheliler ile görüşmelerine dayalı tutanakların incelendiğini, kimliklerinin alındığını, yapılan bu işlemin nedeni sorulduğunda, kendileri hakkında yapılacak işlem hususunda görevli Cumhuriyet Savcısından talimat beklendiğinin söylendiğini, bir süre bu şekilde odada tutulduktan sonra tutanak ve kimlikleri iade edilerek polis memurları nezaretinde nizamiyeye götürüldüklerini beyan ederek anılan avukatların mesleklerini ifa ederken kolluk tarafından maruz bırakıldıkları hukuka aykırı uygulamalar nedeniyle gerekli incelemelerin başlatılması hususunda

Kurumumuza başvuruda bulunmaktadır.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzun 11/03/2021 tarih ve sayılı yazısı ile şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Ankara İl Emniyet Müdürlüğü’nden bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur. Müdürlük tarafından gönderilen bilâ tarih ve sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle; 2.1. FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün güncel izdivaç yapılanmasına yönelik 26/02/2021 tarihinde

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığından alınan talimat doğrultusunda sayılı soruşturma dosyası kapsamında 16 şüpheli şahsın yakalanmasına ve tespit edilen ikametlerinde suç ve suç unsurlarının ele geçirilmesi amacıyla gerçekleştirilen çalışma neticesinde 14 şüpheli şahsın Emniyet Müdürlüğü Terörle

Mücadele Şube Müdürlüğünce yakalanarak gözaltına alındığı, 2.2. FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün güncel Işık/Hijyen evlerine yönelik daha evvel Ankara

Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen sayılı soruşturma dosyasında da terör örgütünün kullandığı yöntem olan özellikle yurt dışında bulunan örgüt mensupları ya da örgüt ile bağlantılı kişiler aracılığıyla sosyal paylaşım sitelerinden örgüt üst yönetiminden alınan talimatlar doğrultusunda bilinçli ve planlı bir şekilde kamu görevlileri hakkında asılsız iddialarda bulunarak Kamu Kurum ve

Kuruluşlarını itibarsızlaştırmaya, kamu görevlilerini hedef haline getirmeye çalıştıkları ve kamuoyunda olumsuz yönde gündem oluşturabilmek için hakaret ettiklerinin bilinmekte olduğu, 26/01/2021 tarihinde sayılı soruşturma dosyası kapsamında şüpheli şahısların gözaltına alınması sonrasında

FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün belirtilen amaçlar için gözaltına alınan şüpheliler ile ilgili olarak sosyal paylaşım sitelerinde özellikle “şüphelilere işkence ve su-i müdahale yapıldığı, gözaltıların hukuki olmadığı” ya da “gözaltına alınanların baskı altında ifade verdikleri” yönünde asılsız iddialarda bulundukları ve bu yönde paylaşımlar yaptıklarının görüldüğü, 2.3. FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü ile iltisaklı bir şekilde sosyal paylaşım siteleri üzerinden hakaret eden bu kişilerin asılsız iddiaları ile ilgili olarak ise gözaltına alınan şüphelilerin Müdürlükte gözaltında bulundukları süreçte günlük olarak doktor raporlarının alındığı, insani ihtiyaçlarının kanunlar çerçevesinde karşılandığı ( yeme-içme, ibadet, banyo v.b.), şüphelilerin avukatları ile görüştürüldüğü ve müdafileri olmadan ifadelerinin alınmadığı, bu doğrultuda tanzim edilen tüm tutanakların soruşturma dosyası içerisinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmekte olduğu, 2.4. Ankara Barosu sicil sayılı Av. ve sicil sayılı Av.

isimli kişilerin Müdürlüğe 30/01/2021 günü saat: 15.35’de gelerek sayılı soruşturma dosyası kapsamında gözaltına alınan şüpheliler , . ile görüşmek istediklerini beyan etmeleri sonrasında, Müdürlükte 2021/17552 sayılı soruşturma ve yürütülen diğer soruşturmalar kapsamında çok sayıda gözaltı bulunması ve bu gözaltında bulunan şüphelilerinde avukatlarının görüşme amaçlı gelmesi, gelen avukatların şüphelilerle görüştürülmesi nedeniyle sıranın kendilerine gelmesi ile görüşmeleri

Müdürlük Nezarethane Büro Amirliğinde bulunan Avukat Görüşme odasında, 30/01/2021 günü 17.35-

19.35 saatleri arasında sırası ile görüştürüldüklerini,

/

2.5. İsmi geçen avukatların şüpheliler ile görüşmeleri devam ederken Müdürlüğe mail yoluyla 30/01/2021 tarih ve 18.19 saatinde ulaştırılan bildirim ekinde bulunan Ankara Baro Başkanlığı tarafından Ankara

Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğüne hitaben yazılan 30/01/2021 tarih sayılı evrakta “ Baro İnsan Hakları Merkezine yapılan başvuru doğrultusunda . ile görüşme yapmak ve anlatımlarını tutanak altına almak üzere Baro İnsan Hakları Merkezi üyeleri sicil sayılı Av. ve sicil sayılı Av. görevlendirildiği” bildirildiğini, aynı bildirimde bu mailin Ankara Barosu tarafından @egm.gov.tr adresine ise 30/01/2021 saat 3.38 PM saatinde atıldığı, avukatların ise 30/01/2021 15.35 saatinde görüşme amacıyla

Müdürlükte olduklarının görülmüş olduğu, şüpheliler ile görüşme amacıyla geldikleri yönünde beyanları bulunan anılan avukatların görevlendirme belgeleri bulunmasına rağmen bunu sözlü ya da yazılı olarak hiçbir şekilde görevlilere sunmamaları/belirtmemeleri nedeniyle görevlileri yanıltmayı amaçladıklarının değerlendirilmekte olduğu, 2.6. 30/01/2021 günü saat 15.35’de bahse konu bu suç duyurusu evrakı ile şüpheliler ile görüşmek için geldiklerini belirten ancak görevlendirme yazıları bulunmasına rağmen Ankara Barosunda görevlendirme ile geldikleri yönünde yazılı ve sözlü bir beyanda bulunmayan Ankara Barosu sicil sayılı Av. ve sicil sayılı Av. isimli kişilerin, şüpheliler ile yaptıkları görüşme sonrasında tanzim ettikleri tutanakların adı geçen avukatların

Müdürlükten ayrılmalarından kısa bir süre sonra FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü üyesi ya da bu örgüt ile bağlantılı kişiler tarafından sosyal paylaşım sitelerinde paylaşıldığı, bu paylaşılan tutanakta görevliler hakkında asılsız iddialarda bulunulduğu ve görevlilerin fiziki özelliklerinin ( cinsiyet, yaş, boy, kilo v.b)

açık bir şekilde belirtildiği, sosyal paylaşım siteleri üzerinden yapılan paylaşımlar sonrası görülmüş olup, bu paylaşımlara ait yapılan açık kaynak araştırmalarının görevlilerce tanzim edildiği, bu paylaşımlara konu tutanakta soruşturmada görevli personelin fiziki özellikleri belirtilerek hedef gösterilmeye çalışıldığının değerlendirildiği, görevlilerin hedef gösterilmesi ile ilgili olarak ise 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunu

Madde-6 “İsim ve kimlik belirterek veya belirtmeyerek kime yönelik olduğunun anlaşılmasını sağlayacak surette kişilere karşı terör örgütleri tarafından suç işleneceğini veya terörle mücadelede görev almış kamu görevlilerinin hüviyetlerini açıklayanlar veya yayınlayanlar veya bu yolla kişileri hedef gösterenler bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” Şeklinde ibarenin bulunduğu, bu tutanağı yayan ve paylaşımda bulunan kişilerin eylemlerinin bu madde kapsamında değerlendirilmesi yönündeki taleplerini içerir Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde Müdürlükçe suç duyurusunda bulunulmuş olduğu ve evrakın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının sayılı soruşturma dosyasına kaydedilmiş olduğu, 2.7. Ankara Barosu sicil sayılı Av. ve sicil sayılı Av.

isimli kişileri adı geçen şüphelilerle yaptıkları görüşme sonrasında Müdürlükten ayrılmalarından kısa bir süre sonra sosyal paylaşım sitelerinde örgüt üyesi ya da örgüt ile bağlantılı kişiler tarafından, görevlilere yönelik asılsız iddiaların bulunduğu paylaşımların yapılmaya başlandığının görüldüğü, avukatların şüpheliler ile yaptığı görüşmenin tutanaklarının paylaşıldığı, özellikle bu tutanakta fiziki özellikleri belirtilen görevli ile soruşturmada görevli diğer görevlilerin hedef gösterilmeye başlandığı, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının ya da örgüt ile bağlantılı kişilerin sosyal paylaşım siteleri üzerinden

Kamu Kurum ve Kuruluşlarını itibarsızlaştırmaya, halkı kışkırtmaya, kamuoyunda olumsuz yönde gündem oluşturabilmek amacıyla bilinçli ve sistematik bir şekilde eylem başlatıldığının bildirildiğini, /

2.8. Bu doğrultuda Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünce şüpheliler ile görüşme yapan adı geçen avukatların görüşmesinin kesilmesi ya da müdahale edilmesinin söz konusu olmadığı, görüşme amaçlı geldiğini beyan eden avukatların şüpheliler ile avukat görüşme odasında görüşmelerinin sağlanmakta olduğu, tamamen kanunlar çerçevesinde adli makamlardan aldığı talimat doğrultusunda iş ve işlemlerini yürüten görevlilerin görüşme için gelen avukatı zorla alıkoymasının kesinlikle söz konusu olmadığı, avukatların bu iddialarının asılsız olduğu, 2.9. Emniyet Genel Müdürlüğü Nezarethane Talimatnamesine göre; Kişilerin uzaktan izlenmesi” başlıklı 19. Maddesinin2. Fıkrasında “Bu şekilde yapılan izlemeler, kayıt altına alınır ve bu kayıtlar 30 gün süreyle saklanır.” Hükmünün bulunduğu, iddialara konu olay üzerinden 30 günden fazla geçmesi nedeniyle kamera görüntü kaydı bulunmadığı, 2.10. Müdürlükte 30/01/2021 tarihinde gözaltında bulunan toplam 89 şüpheli şahsın da görüşme amaçlı gelen avukatlarının bulunması, gelen avukatların sırası ile görüştürülmesi ve ülkemizde devam eden Covid-

19 salgını nedeniyle yapılan görüşmeler sonrası avukat görüşme odasının havalandırılması ve dezenfekte

edilebilmesi için bir süre beklenildiği de göz önünde bulundurularak adı geçen avukatların sıraları gelmesi üzerine görüşmelerinin sağlanmış olduğu, avukatların Müdürlükte yukarıda da belirtildiği üzere 15.35 saatinde geldikleri, görüşme sıralarının kendilerine gelmeleri üzerine 30/01/2021 günü saat 17.35-19.35 arasında şüpheliler ile avukat görüşme odasında tek tek görüştürüldüklerini ve sonrasında Müdürlükten ayrıldıklarını, 2.11. Görevlendirme belgeleri olmasına rağmen bunu görevlilere hiçbir şekilde bildirmeyen/belirtmeyen ismi geçen avukatların amaç ve niyetlerinin iyi olmadığı ve görevlileri yanıltmayı amaçladıklarının açık bir şekilde görülmekte olduğu, avukatların görevlileri yanıltmaya yönelik bu eylemleri ile başlayan süreç sonrası şüpheliler ile yaptıkları görüşme neticesi tanzim ettikleri tutanakların örgüt üyesi ya da örgüt ile bağlantılı kişiler tarafından sosyal medya ortamlarından paylaşılmaya başlanması ile Terörle Mücadele görevli personelini, kamu kurum ve kuruluşları açık bir şekilde hedef haline getirilmesine yönelik sistematik ve bilinçli bir şekilde yapılan bu eylemin ülkemiz de kanunlar çerçevesinde silahlı terör örgütleri ile yürütülen mücadelenin sekteye uğratılmasının amaçlandığının görülmekte olduğu, 2.12. Bu doğrultuda ismi geçen avukatların iddialarının tamamen gerçek dışı ve asılsız olduğu, olayın avukatların yukarıda belirtilen eylemleri açısından değerlendirilmesinin daha uygun olacağının değerlendirilmekte olduğu, ayrıca Baro Başkanlığınca yapılan görevlendirmelerin CMK’nın da özel ve istisna hükme tabi olmadığı, kolluk tarafından yapılan iş ve işlemlerde esas olanın CMK olması nedeniyle görevlilerce şüphelinin gelen müdafii ile görüşmeyi talep/kabul edip etmediğinin esas alınmakta olduğu, soruşturma esnasında karşılaşılan her türlü yeni durum ve talebin soruşturma savcıları ile koordine kurularak değerlendirilmekte ve lüzumu halinde tutanak altına alınmakta olduğu, ifadelerine yer verildiği görülmüştür.

3. Kurumumuzun 11/03/2021 tarih ve sayılı yazısı ile şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nda bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur. Başsavcılık tarafından gönderilen 22/03/2021 tarih ve sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle; /

3.1. Ankara Barosu Başkanlığı’nca 15/02/2021 tarihinde söz konusu olayla ilgili olarak şikayet dilekçesi verildiği, konu hakkında Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma dosyası ile soruşturma açıldığı, halen soruşturmanın derdest olduğu, ifadelerine yer verildiği görülmüştür.

4. Kurumumuzun 17/03/2021 tarih ve sayılı yazısı ile şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı’ndan bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur. Başkanlık tarafından gönderilen 08/04/2021 tarih ve sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle; 4.1. 1136 Sayılı Avukatlık Kanununun 1. Maddesi uyarınca “Avukatlık, kamu hizmeti ve serbest meslektir.

Avukat, yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı serbestçe temsil eder.” , 2. Maddesine göre “Yargı organları, emniyet makamları, diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüsleri, özel ve kamuya ait bankalar, noterler, sigorta şirketleri ve vakıflar avukatlara görevlerinin yerine getirilmesinde yardımcı olmak zorundadır. Kanunlarındaki özel hükümler saklı kalmak kaydıyla, bu kurumlar avukatın gerek duyduğu bilgi ve belgeleri incelemesine sunmakla yükümlüdür. Bu belgelerden örnek alınması vekaletname ibrazına bağlıdır. Derdest davalarda müzekkereler duruşma günü beklenmeksizin mahkemeden alınabilir.”, 36. Maddesine göre “Avukatların, kendilerine tevdi edilen veya gerek avukatlık görevi, gerekse ,Türkiye

Barolar Birliği ve barolar organlarındaki görevleri dolayısiyle öğrendikleri hususları açığa vurmaları yasaktır. “,

57 . maddesine göre “Görev Sırasında veya yaptığı görevden dolayı avukata karşı işlenen suçlar hakkında,

bu suçların hakimlere karşı işlenmesine ilişkin hükümler uygulanır.” 4.2. 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 6/1-d maddesi “Ceza kanunlarının uygulanmasında;… Yargı görevi yapan deyiminden; yüksek mahkemeler, adli ve idari mahkemeler üye ve hakimleri ile Cumhuriyet Savcısı ve avukatlar…anlaşılır.” 265. maddesi “(1) Kamu görevlisine karşı görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir veya veya tehdit kullanan kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Suçun yargı görevi yapan kişilere karşı işlenmesi halinde, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.” 4.3. 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 46. Maddesinin 1. Fıkrasının (a) bendidnde “Avukatlar veya stajyerleri veya yardımcılarının, bu sıfatları dolayısıyla veya yüklendikleri yargı görevi sebebiyle öğrendikleri bilgileri” Meslekleri ve sürekli uğraşıları sebebiyle tanıklıktan çekinebilecekleri ile çekinme konu ve koşulları arasında sayılmış olduğu, Kanunun 135. Maddesinin 3. Fıkrasında ise, şüpheli veya sanığın tanıklıktan çekinebilecek kişilerle arasındaki iletişimin kayda alınamayacağı, Kayda alma gerçekleştikten sonra bu durumun anlaşılması hâlinde, alınan kayıtların derhâl yok edileceği düzenlendiği, 149. maddesine göre “(1) Şüpheli veya sanık, soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında bir veya birden fazla müdafiin yardımından yararlanabilir; kanunî temsilcisi varsa, o da şüpheliye veya sanığa müdafi seçebilir.” (2) Soruşturma evresinde, ifade almada en çok üç avukat hazır bulunabilir. Örgüt faaliyeti

çerçevesinde işlenen suçlar bakımından yürütülen kovuşturmalarda, duruşmada en çok üç avukat hazır bulunabilir. (3) Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında avukatın, şüpheli veya sanıkla görüşme, ifade alma veya sorgu süresince yanında olma ve hukukî yardımda bulunma hakkı engellenemez, kısıtlanamaz 154. maddesine göre ise “1) Şüpheli veya sanık, vekâletname aranmaksızın müdafii ile her zaman ve konuşulanları başkalarının duyamayacağı bir ortamda görüşebilir. Bu kişilerin müdafii ile yazışmaları denetime tâbi tutulamaz. (2) Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümlerinde tanımlanan suçlar ve Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ile örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen uyuşturucu ve uyarıcı madde imâl ve ticareti suçları bakımından gözaltındaki şüphelinin müdafi ile görüşme hakkı Cumhuriyet savcısının istemi üzerine, hâkim kararıyla yirmidört saat süreyle kısıtlanabilir; bu zaman zarfında ifade alınamaz.

4.4. 27 Ağustos-7 Eylül 1990 tarihleri arasında Havana’da toplanan Suçların Önlenmesine ve Suçların

Islahı Üzerine Birleşmiş Milletler Konferansı tarafından kabul edilen Avukatların Rolüne Dair Temel

Prensipler ( Havana Kuralları) 8. Maddesi uyarınca “Gözaltına alınan veya hapsedilen herkesin, bir avukat tarafından vakit geçirilmeden ziyaret edilmesi, kesintisiz biçimde iletişim kurabilmesi ve sansüre uğramadan tam bir gizlilik içinde görüşebilmesi için yeterli imkanlar, zaman ve kolaylık sağlanır. Kanun adamları, görüşmeleri gözle izleyebilir fakat dinleyemez.” 16/b maddesine göre ise Hükümetler avukatların “Yurt içinde ve yurt dışında serbestçe seyahat etme ve müvekkilleriyle görüşebilmelerini” sağlar.

4.5. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/1 maddesinin (b) fıkrasında; “Bir suç ile itham edilen herkesin… savunmasını hazırlamak için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olduğu, (c) fıkrasında ise

“Kendisini bizzat savunmak veya seçeceği bir müdafinin yardımından yararlanmak; eğer avukat tutmak için gerekli maddî olanaklardan yoksun ise ve adaletin yerine gelmesi için gerekli görüldüğünde, resen atanacak bir avukatın yardımından ücretsiz olarak yararlanabileceği” düzenlendiği, 4.6. Yukarıda anılan hususlar birlikte değerlendirildiğinde, emniyet mensuplarının, yargının kurucu unsurlarından biri olan avukatlara görevlerini ifa edereken yardımcı olmaları gerektiği ve kamu hizmeti yürüten ve yargı görevi yapan avukatları engellememeleri gerektiği, avukatın müvekkili ile görüşmesini talep etmesi üzerine ise, avukatın en kısa süre içerisinde ve uygun ortamda müvekkili ile görüşmesinin sağlanması gerektiğinin düşünüldüğü, ifadelerine yer verildiği görülmüştür.

III. İLGİLİ MEVZUAT

5. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının; 5.1. “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2’nci maddesi; “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir”

5.2. “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36’ncı maddesinin birinci fıkrasında: “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

5.3. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinde:

“…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…”, 6. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “adil yargılanma hakkı” başlıklı 6’ncı Maddesi; “1. Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir. Karar alenî olarak verilir.” hükmüne amirdir.

7. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesi; “(1)

Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” düzenlemesini içerir.

8. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun; 8.1. “Avukatlığın mahiyeti” başlıklı 1’inci maddesinde; “…Avukat, yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı serbestçe temsil eder.” 8.2. “Avukatlığın amacı” başlıklı 2’nci maddesinde; “… Yargı organları, emniyet makamları, diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüsleri, özel ve kamuya ait bankalar, noterler, sigorta şirketleri ve vakıflar avukatlara görevlerinin yerine getirilmesinde yardımcı olmak zorundadır…” 8.3. “Avukata karşı işlenen suçlar” başlıklı 57’nci maddesi;“Görev Sırasında veya yaptığı görevden dolayı avukata karşı işlenen suçlar hakkında, bu suçların hakimlere karşı işlenmesine ilişkin hükümler uygulanır.” 8.4. “Savunma hakkı” başlıklı 137’nci maddesi;“Avukatlar hakkında yapılacak kovuşturmalarda, isnat olunan hususun avukata açıkça ve yazılı olarak bildirilmesi, yazılı savunmasının istenmesi ve bu savunma için en az on günlük bir süre tanınması zorunludur.” 9. 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun; 9.1. “Tanımlar” başlıklı 6’ncı maddesi; “Ceza kanunlarının uygulanmasında;… Yargı görevi yapan deyiminden; yüksek mahkemeler, adli ve idari mahkemeler üye ve hakimleri ile Cumhuriyet Savcısı ve avukatlar…anlaşılır.”

/

9.2. “Görevi yaptırmamak için direnme” başlıklı 265’inci maddesi; “(1) Kamu görevlisine karşı görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir veya tehdit kullanan kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Suçun yargı görevi yapan kişilere karşı işlenmesi halinde, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.” 10. 5271 Ceza Muhakemesi Kanunu’nun; 10.1. “Şüphelinin veya sanığın müdafi seçimi” başlıklı 149’uncu maddesi;“(1) Şüpheli veya sanık, soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında bir veya birden fazla müdafiin yardımından yararlanabilir; kanunî temsilcisi varsa, o da şüpheliye veya sanığa müdafi seçebilir.” (2) Soruşturma evresinde, ifade almada en çok üç avukat hazır bulunabilir. Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar bakımından yürütülen kovuşturmalarda, duruşmada en çok üç avukat hazır bulunabilir.

(3) Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında avukatın, şüpheli veya sanıkla görüşme, ifade alma veya sorgu süresince yanında olma ve hukukî yardımda bulunma hakkı engellenemez, kısıtlanamaz.”

10.2. “Müdafi ile görüşme” başlıklı 154’üncü maddesinde:

“1) Şüpheli veya sanık, vekâletname aranmaksızın müdafii ile her zaman ve konuşulanları başkalarının duyamayacağı bir ortamda görüşebilir. Bu kişilerin müdafii ile yazışmaları denetime tâbi tutulamaz.

(2) Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci

Bölümlerinde tanımlanan suçlar ve Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ile örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen uyuşturucu ve uyarıcı madde imâl ve ticareti suçları bakımından gözaltındaki şüphelinin müdafi ile görüşme hakkı Cumhuriyet savcısının istemi üzerine, hâkim kararıyla yirmidört saat süreyle kısıtlanabilir; bu zaman zarfında ifade alınamaz.

10.3. “Adlî kolluk ve görevi” başlıklı 164’üncü maddesinde: “(1) Adlî kolluk; 4.6.1937 tarihli ve 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanununun 8, 9 ve 12 nci maddeleri, 10.3.1983 tarihli ve 2803 sayılı Jandarma

Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanununun 7 nci maddesi, 2.7.1993 tarihli ve 485 sayılı Gümrük

Müsteşarlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 8 inci maddesi ve

9.7.1982 tarihli ve 2692 sayılı Sahil Güvenlik Komutanlığı Kanununun 4 üncü maddesinde belirtilen

soruşturma işlemlerini yapan güvenlik görevlilerini ifade eder.

(2) Soruşturma işlemleri, Cumhuriyet savcısının emir ve talimatları doğrultusunda öncelikle adlî kolluğa yaptırılır. Adlî kolluk görevlileri, Cumhuriyet savcısının adlî görevlere ilişkin emirlerini yerine getirir.

(3) Adlî kolluk, adlî görevlerin haricindeki hizmetlerde, üstlerinin emrindedir.” 11. 27 Ağustos-7 Eylül 1990 tarihleri arasında Havana’da toplanan Suçların Önlenmesine ve Suçların

Islahı Üzerine Birleşmiş Milletler Konferansı tarafından kabul edilmiş olan Avukatların Rolüne Dair

Temel Prensiplerinin (Havana Kuralları); /

11.1. 8’inci maddesinde: “Gözaltına alınan veya hapsedilen herkesin, bir avukat tarafından vakit geçirilmeden ziyaret edilmesi, kesintisiz biçimde iletişim kurabilmesi ve sansüre uğramadan tam bir gizlilik içinde görüşebilmesi için yeterli imkanlar, zaman ve kolaylık sağlanır. Kanun adamları, görüşmeleri gözle izleyebilir fakat dinleyemez.” 11.2. 16’ncı maddesinde: “ Hükümetler avukatların; a. Hiçbir baskı, engelleme, taciz veya yolsuz bir müdahaleyle gerek karşılaşmadan her türlü mesleki faaliyeti yerine getirmelerini; b. Yurt içinde ve yurt dışında serbestçe seyahat etme ve müvekkilleriyle görüşebilmelerini; … sağlar.” 12. Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliğinin; 12.1. “Müdafi tayini” başlıklı 20’nci maddesi; “Şüpheli veya sanık, soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında bir veya birden fazla müdafiîn yardımından yararlanabilir; kanunî temsilcisi varsa, o da şüpheliye veya sanığa müdafi seçebilir.

Soruşturma evresinde, ifade almada en çok üç müdafi hazır bulunabilir.

Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında müdafiîn, şüpheli veya sanıkla görüşme, ifade alma veya sorgu süresince yanında olma ve hukukî yardımda bulunma hakkı engellenemez, kısıtlanamaz.

Şüpheli veya sanık, müdafi seçebilecek durumda olmadığını beyan ederse, talebi hâlinde baro tarafından bir müdafi görevlendirilir.

Şüpheli veya sanık onsekiz yaşını doldurmamış ya da sağır veya dilsiz veya kendisini savunamayacak derecede malûl olur ve bir müdafiî de bulunmazsa talebi aranmaksızın bir müdafi görevlendirilir.

Üst sınırı en az beş yıl hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada şüpheli veya sanığın talebi aranmaksızın bir müdafi görevlendirilir.” 12.2. “Müdafi ile görüşme” başlıklı 21’inci maddesi; “Şüpheli veya sanık vekâletname aranmaksızın müdafi ile her zaman ve konuşulanları başkalarının duyamayacağı bir ortamda görüşebilir. Bu kişilerin müdafiî ile yazışmaları denetime tâbi tutulamaz.

Müdafiî ile görüşmesinden önce ve görüşmesi sırasında, talebi hâlinde yakalanan kişiye kalem ve kâğıt verilir.

Soruşturmayı geciktirmemek kaydıyla ve yakalanan kişi isterse, vekâletname aranmaksızın en çok üç müdafi ifadede hazır bulunabilir.

Her kolluk biriminde görüşme için uygun şartları haiz görüşme odası ayrılır.” 12.3. “İfade almanın esasları” başlıklı 23’üncü maddesi; “Şüphelinin ifadesinin alınmasında aşağıdaki hususlara uyulur: c) Müdafi seçme hakkının bulunduğu ve onun hukukî yardımından yararlanabileceği, müdafiîn ifade sırasında hazır bulunabileceği kendisine bildirilir. Müdafi seçecek durumda olmadığı ve bir müdafi yardımından faydalanmak istediği takdirde, kendisine baro tarafından bir müdafi görevlendirilir.”

12.4. “Nezarethane ve İfade Alma Odası” başlıklı 25’inci maddesi; “Nezarethaneler en az 7 metrekare genişliğinde, 2,5 metre yüksekliğinde ve duvarlar arasında en az 2 metre mesafe olacak şekilde düzenlenir.

Yeterli doğal ışıklandırma ve havalandırma imkânları sağlanır.

Ancak, şüpheli sayısının çokluğu sebebiyle nezarethane imkânlarının yetersiz olması durumunda, nezarethaneler için öngörülen fizikî şartlara sahip başka yerler de kullanılabilir.

Nezarethanelerde gözaltına alınan kişilerin yatmaları ve oturmaları için yeteri kadar sabit ve dayanıklı oturma yerleri bulundurulur.

Mevsim ve gözaltı yerlerinin maddî şartları da dikkate alınarak, geceyi gözaltında geçirecek şahıslar için yeterli miktarda battaniye ve yatak temin edilir.

Tuvalet, banyo ve temizlik ihtiyaçlarının giderilmesi için gerekli tedbirler alınır.

Nezarethane girişine, onaylanmış nezarethane talimatı asılır.

İç ve dış emniyeti sağlanmış, özel surette hazırlanmış, teknik donanımlı, bağımsız yerlerin ifade alma odası olarak kullanılmasına özen gösterilir.

Mevcut nezarethane ve ifade alma odalarının standartlara uygun hâle getirilmesi bütçe imkânları çerçevesinde sağlanır.” 12.5. “Nezarethane ve ifade alma odalarının denetimi” başlıklı 26’ncı maddesi; “Nezarethane ve ifade alma odalarının standartlara uygunluğunu sağlamak amacı ile kolluk kuvvetlerinin yetkili birimleri tarafından denetleme yapılır.

Cumhuriyet başsavcıları veya görevlendirecekleri Cumhuriyet savcıları, adlî görevlerinin gereği olarak, gözaltına alınan kişilerin bulundurulacakları nezarethaneleri, varsa ifade alma odalarını, bu kişilerin durumlarını, gözaltına alınma neden ve sürelerini, gözaltına alınma ile ilgili tüm kayıt ve işlemleri denetler; sonucunu Nezarethaneye Alınanların Kaydına Ait Deftere kaydederler.

Yetkili ve görevli mercilerin mevzuatta öngörülen denetim yetkileri saklıdır.”

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

13. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Açısından Değerlendirme 14. (1) numaralı paragrafta yer verildiği üzere Ankara Barosu tarafından yapılan başvuru; Baro İnsan

Hakları Merkezi tarafından görevlendirme üzerine, gözaltına alınan şüphelilerin ifadelerinde hazır

bulunmak amacıyla Ankara İl Emniyet Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’ne intikal etmiş olan yukarıda anılan avukatlara, kolluk görevlileri tarafından hukuk kurallarına uygun olmayan tutum ve davranışta bulunulduğu şikayetine ilişkindir.

15. Başvuran Baro Başkanlığı dilekçesi ve şikayete konu olay hakkında ilgili avukatlar tarafından tevsik edilen olay gününe ait imzalı tutanak içeriğinde, Ankara Barosu İnsan Hakları Merkezi tarafından yapılan görevlendirme üzerine Av. ve Av. 30/01/2021 günü gözaltına alınan şüpheliler ile görüşmek üzere Ankara İl Emniyet Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’ne intikal ettikleri, burada kolluk görevlilerince iki saat süreyle bekletildikleri, şüpheliler ile görüşmeleri esnasında görevlilerce odaya girip, çıkma suretiyle görüşmenin kesildiği ve sonlandırılması yönünde telkinde bulunulduğu, görüşme sürmekte iken Av. oda dışına çağırılarak vekaletnamesi bulunup bulunmadığının sorulduğu, akabinde görüşmenin sonlandırıldığı ve avukatların başka bir odaya alınarak rızaları dışında burada tutuldukları, görüşme esnasında düzenledikleri tutanakların incelendiği, bir süre bu şekilde odada tutulduktan sonra tutanak ve kimlikleri iade edilerek polis memurları nezaretinde nizamiyeye götürülmeleri ile eylemlerin son bulduğu ifade edilmiş, Ankara Barosu Başkanlığı’nca söz konusu olayla ilgili olarak şikayet dilekçesi verildiği, konu hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma dosyası ile soruşturma açıldığı bilgisi edinilmiştir.

16. İlgili idare tarafından bahse konu iddiaların gerçek dışı olduğu, soruşturma dosyası ile başka soruşturmalar kapsamında 89 adet şüphelinin avukatları ile görüşmek üzere bekledikleri, görüşme odasının

Covid-19 salgını kapsamında alınan tedbirler nedeniyle her görüşme sonrası havalandırılarak dezenfekte edildiği, bu hususlar dahilinde sıraları geldiğinde görüşmenin sağlandığı, bunun yanı sıra anılan avukatların

Ankara Barosunda görevlendirme ile geldikleri yönünde yazılı ve sözlü bir beyanda bulunmadıkları, yapılan görüşme sonrasında tanzim ettikleri tutanakların ise avukatların Müdürlükten ayrılmalarından kısa bir süre sonra FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü üyesi ya da bu örgüt ile bağlantılı kişiler tarafından sosyal paylaşım sitelerinde paylaşıldığı, bu paylaşılan tutanakta görevliler hakkında asılsız iddialarda bulunulduğu ve görevlilerin fiziki özelliklerinin açık bir şekilde belirtildiği, İl Emniyet Müdürlüğünce söz konusu olayla ilgili olarak şikayet dilekçesi verildiği, konu hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma dosyası ile soruşturma açıldığı belirtilmiştir.

17. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunuyla Kurumumuz, idarenin her türlü eylem, işlem, tutum ve davranışlarını, insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönünden incelemekle görevli ve yetkili kılınmıştır. Adı geçen Kanunun 5’inci maddesinin ikinci fıkrasında Kurumun görev alanı dışında kalan hususlar tahdidi olarak sayılmış olup yargı yetkisinin kullanılmasına ilişkin konular da bu kapsamda Kurumun görev alanı dışında bulunmaktadır. Başvuran tarafından şikayete konu edilen ve ceza hukuku yönünden yargı mercilerinin yetkisinde bulunan iddialar Kurumumuzun görev alanı dahilinde olmamakla ve taraflarca iddialar dahilinde karşılıklı olarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikayet dilekçesi verilerek konu hakkında Savcılık tarafından soruşturma açıldığı görülmekle birlikte, kamu görevlisi olan kolluk görevlilerinin tutum ve davranışlarına yönelik başvuru konusu iddialar Kurumumuzun görev alanında olup başvuru bu yönüyle incelenmiştir.

18. Anayasanın 36’ncı maddesi ile; Herkesin meşru vasıta ve yollardan yararlanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu ifade

/

edilmiştir. Savunma Hakkı, Anayasa’da ve Türkiye’nin de taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi gibi uluslararası sözleşmelerde koruma altına alınmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi uyarınca suçlamaları öğrenme ve savunma hakkı ile avukat temin edebilme hakkı sanığın yakalama anından başlayarak adil bir ceza yargılamasında mutlak sahip olduğu haklar arasında sayılmıştır.

19. Ceza Muhakemesi Kanunu 2’nci maddesine göre müdafi, şüpheli veya sanığın ceza muhakemesinde savunmasını yapan avukattır. Kanunun 149’uncu maddesi ile şüpheli veya sanığın soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında müdafi yardımından yararlanma hakkına sahip olduğu, avukatın, soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında sahip olduğu şüpheli veya sanıkla görüşme, ifade alma veya sorgu süresince yanında olma ve hukuki yardımda bulunma hakkının engellenemeyeceği ve kısıtlanamayacağı belirlenmiştir. Kanunun 150’nci maddesi ile şüpheli veya sanıktan kendisine bir müdafi seçmesinin isteneceği, şüpheli veya sanık, müdafi seçebilecek durumda olmadığını beyan ederse, istemi halinde bir müdafi görevlendirileceği ve bazı suçlar bakımından istemi aranmaksızın bir müdafi görevlendirileceği, 154’üncü maddesi ile de şüpheli ve sanığın müdafi ile her zaman ve konuşulanları başkalarının duyamayacağı bir ortamda görüşebileceği, bunun için müdafiden vekaletname istenemeyeceği ve bu kişilerin müdafi ile yazışmalarının denetime tabi tutulamayacağı düzenlenmiştir. Suçların

Önlenmesine ve Suçların Islahı Üzerine Birleşmiş Milletler Konferansı tarafından kabul edilmiş olan

Avukatların Rolüne Dair Temel Prensiplerde de vurgulanmış olup gözaltına alınan veya hapsedilen herkesin, bir avukat tarafından vakit geçirilmeden ziyaret edilmesi, kesintisiz biçimde iletişim kurabilmesi ve sansüre uğramadan tam bir gizlilik içinde görüşebilmesi için yeterli imkânlar, zaman ve kolaylığın sağlanacağı belirtilmiştir. Kanunun yakalama, gözaltına alma ve ifade alma ile ilgili hükümlerinin nasıl uygulanacağını düzenleyen “Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği”nde de şüphelinin müdafin hukuki yardımından yararlanabileceği, vekaletname olmaksızın müdafi ile görüşebileceği ve her kolluk biriminde görüşme için uygun şartları haiz görüşme odası ayrılacağı detaylı olarak düzenlenmiştir.

20. Avukatlık Kanunu’nun 2’nci maddesinde, yargı organlarının, emniyet makamlarının, diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüslerinin, özel ve kamuya ait bankalar, noterler, sigorta şirketleri ve vakıfların avukatlara görevlerinin yerine getirilmesinde yardımcı olmak zorunda oldukları açık bir şekilde düzenleme altına alınmıştır. Kolluk personelinin görevini yürütürken uyması gereken ilkeleri belirlemek amacıyla hazırlanmış olan Kolluk Etik İlkeleri “Kolluk ve Yargı İlişkileri” başlığı altında; kolluk personelinin, müdafin üstlendiği role saygı duyacağı; gözaltına alınanların “müdafin hukuki yardımından yararlanma hakkını” etkili biçimde kullanmasını sağlayacağı yinelenmiştir.

21. Kurumumuza ulaşan benzer nitelikte, “kolluk görevlileri tarafından şüpheli müdafine hukuk kurallarına uygun olmayan tutum ve davranışta bulunulduğu” konulu, 2017/16076 ve 2020/3516 numaralı başvurular hakkında 13/06/2018 tarih, 14/08/2020 tarih, “Tavsiye Kararları ” kararları verilmiştir.

22. Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Baro görevlendirmesi ile anılan avukatların 30/01/2021 günü gözaltına alınan şüpheliler ile görüşmek üzere Ankara İl Emniyet Terörle

Mücadele Şube Müdürlüğü’ne intikal ettikleri, avukatların şüpheliler ile Müdürlüğe gelmelerinden iki saat sonrasında görüştürüldükleri hususu dosya kapsamıyla sabit olup, taraflarca da bu husus çekişmesizdir.

Yukarıda yer verilen mer’i mevzuat ve uluslararası sözleşmeler ile müdafin, Kanunda aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde, ifade ve sorguya çekme de dahil bütün muhakeme işlemlerinde hazır bulunabileceği, bu hakkın engellenemeyeceği ve kısıtlanamayacağı, ayrıca bunun için müdafiden vekaletname istenmeyeceği düzenlenmiştir. Adli kolluğun soruşturma işlemlerini gerçekleştirirken, avukatların her bir işlemde yer almasının, ispat ve resmiyet bakımından kolluk birimlerine de kolaylık sağlayacağı aşikardır.

22.1. Şikayete konu olayda, ilgili idare tarafından müdafi-şüpheli görüşme odasını kullanmak üzere bekleyen çok sayıda şüphelinin bulunduğu, avukatların sıra ile görüşme odasına alındıkları, ayrıca Covid-

19 salgını nedeniyle virüsün yayılmaması için alınan önlemler kapsamında odanın her görüşme sonrasında

dezenfekte edilip, havalandırıldığı, bu nedenle avukatların Şube Müdürlüğü’ne intikal eder etmez şüphelilerce görüştürülemediği, kendilerine sıra gelmesi ile müdafiler hazır bulundukları esnada şüphelilerin ifadelerinin alındığı ifade edilmekle, bu yönüyle yargı kararları göz önünde bulundurulduğunda adil yargılanma hakkının ihlali boyutunda bir durumun yaşanmadığı ancak müdafilerin şüpheliler ile görüşmelerinin, bu amaçla Müdürlüğe intikal etmelerinden yaklaşık iki saat geçtikten sonra gerçekleştiği görülmekle, kolluk görevlilerinin mer’i mevzuat dahilinde hareket ederek, şüphelinin en kısa sürede müdafi ile görüşmesine imkan sağlayacak tedbirleri alması gerektiği değerlendirilmiştir.

22.2. Kolluk görevlileri tarafından müdafi ile şüpheli görüşmesine müdahalede bulunulduğu, avukata vekaletname sorulduğu ve avukatlarca düzenlenen tutanakların incelendiği, tutanak ve kimliklerin bir süre tutulduğu iddiaları hususunda ise dosya kapsamında şüpheden uzak, somut ve inandırıcı herhangi bir delil bulunmadığı, bu bakımdan iddiaların kabulü anlamına gelmemekle birlikte kolluk görevlileri tarafından yargılamanın ve hak arama özgürlüğünün sağlanmasında temel unsurlardan olan ve bu hususların gerçekleşmesinde emeği geçen avukatlık mesleğinin mensuplarına karşı nezaket kurallarına uygun hareket edilmesi, görevlerini yerine getirirken gerekli imkan ve kolaylığın sağlanması, şüpheli ya da sanığın avukatı ile özel yani başkaları tarafından duyulmayacak ve kayıt altına alınmayacak şekilde görüşmesine imkan sağlanması, görüşmeye müdahalede bulunulmaması, görüşmenin süresinin sınırlandırılmaması, şüpheli, sanık veya avukatın hiçbir surette baskı ve takip altına alınmaması hususlarına dikkat ve özen gösterilmesi gerektiği, aksi durumun savunma hakkının zedelenmesine neden olacağı değerlendirilmiştir.

22.3. Bununla birlikte kolluk görevlilerinin de görevini ifa ederken, başlıca görevlerinden birinin düzenin sağlanması olduğu, bu hususta adli kolluğun, müdafi olarak gelen kişinin ‘ilgili’ olduğunu tespit etmesi gerektiği şüpheden uzaktır. İlgili idare tarafından, anılan avukatların Baro tarafından görevlendirme üzerine geldiklerini belirtmedikleri, avukatların şüpheliler ile görüşmeleri devam ederken Müdürlüğe Baro tarafından e-posta yoluyla bilgilendirme yapılması ile kolluk görevlilerinin durumdan haberdar oldukları ifade edilmiştir. Ceza Muhakemesi Hukukunda, müdafin şüpheli ile görüştürülmesinde, hukuki yardımından faydalanılan avukatın şüpheli/sanık tarafından veya Baro tarafından görevlendirilmesi önem arz etmemektedir. Dolayısıyla avukatların Baro görevlendirmesi üzerine kolluk birimine geldiklerini özellikle belirtip belirtmemeleri de kolluk görevlilerinin görev ve yetkileri ile tutum ve davranışları bakımından farklı bir uygulamaya mahal vermemeli, müdafi olarak gelen kişinin avukat kimliği ‘ilgili’ olduğunu tespit bakımından yeterli görülmelidir. Yine iddiaların kabulü anlamına gelmemekle, Avukatlık

Kanunu, TBB Meslek Kuralları ve TBB tarafından soruşturma evresinde görev yapan müdafi için hazırlanmış olan “CMK El Kitabı”nda tavsiye edildiği üzere müdafi tarafından da görevini yerine

/

getirirken, kolluk birimine girişte, kolluk görevlileri ile polemik yaşanmamasına dikkat edilmesi, avukat kimliğinin hazır edilerek, girişlerde kim olduğunun ve hangi nedenle kolluk biriminde olduğunun açıklanması, kendini tanıtarak mümkünse kimliğini sunmaya, dikkat ve özen gösterilmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup, idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak

Kurumumuza gönderildiği, bu yönüyle “kanunlara uygunluk”, “makul sürede karar verme”, “hesap verilebilirlik”, “şeffaflık”, “kararların gerekçeli olması” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı anlaşılmıştır.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

23. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 17’nci maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu Denetçiliği Kurumuna dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup, anılan Kanunun 21’inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu

Tavsiye Kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup, Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜ İLE; Kolluk görevlilerinin, soruşturma aşamasında mer’i mevzuat dahilinde hareket ederek, şüphelinin en kısa sürede müdafi ile görüşmesine imkan sağlayacak tedbirleri alması hususunda İÇİŞLERİ

BAKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA;

6328 sayılı Kanunun 20 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, İçişleri Bakanlığı tarafından bu karar

üzerine tesis edilecek işlemin, otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın BAŞVURANA VE İÇİŞLERİ BAKANLIĞI’NA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi