|
ÖZET: Uyuşmazlık, davacının emekli maaşının bağlanma tarihinin gecikmesi ve bu gecikmenin gerekçesi olan GSS prim borcunun hukuka uygunluğuna ilişkindir. Davacı, 24.06.2015 tarihinde emekli maaşına hak kazanmasına rağmen, davalı idarenin GSS prim borcu nedeniyle maaşını 01.06.2017 tarihine kadar geciktirmesinin hukuka aykırı olduğunu öne sürmüştür. İlk Derece Mahkemesi, davacının yaşlılık aylığına 01.07.2015 tarihinden itibaren hak kazandığına ve Kurum işleminin iptaline karar vermiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi, davalı Kurumun istinaf başvurusunu değerlendirirken, 5510 sayılı Kanun’un 28/10. maddesindeki amir hükmü gereği, GSS prim borcu bulunanların yaşlılık aylığı talep edemeyeceğini belirtmiştir. Ancak, davalı Kurumun davacıya GSS prim borcu hakkında bilgi vermemesi ve tahsil edilen prim tutarının yüksek olması nedeniyle, davacının aylık bağlanma talebinin reddinin hukuka aykırı olduğuna karar vermiştir. Sonuç olarak, Yargıtay, Bölge Adliye Mahkemesi kararını onayarak, davacının 01.07.2015 tarihinden itibaren emekli maaşı almaya hak kazandığını tespit etmiş ve Kurum işleminin iptaline hükmetmiştir. Bu karar, GSS prim borcunun varlığına rağmen, Kurumun bilgi verme yükümlülüğünü yerine getirmemesi durumunda, emekli maaşının zamanında bağlanmaması sonucunu doğurmayacağını göstermektedir. |
10. Hukuk Dairesi 2024/12698 E. , 2024/14019 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2575 E., 2024/1001 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Sivas 2. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/21 E., 2022/64 K.
Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 24.06.2015 tarihi itibarıyla emekli maaşına hak kazanması gerekirken, idarenin yanlış bir yorumuyla GSS mükellefi olduğu ve prim borcu olduğu gerekçesiyle emekli maaşını 2 yıl gecikmeli olarak 01.06.2017 tarihinden başlatması işleminin hukuka aykırı olduğunun tespiti ile davalı idare ile yaşanan muarazanın giderilmesini, davacının 2 yıl gecikmeli olarak emekli maaşı bağlanması nedeni ile hesaplanan zararının davalı idareden tahsiline karar verilmesini ayrıca yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı taraf davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile
“1-Davacının davasının kabulü ile
2-Davacının yaşlılık aylığına 01.07.2015 tarihi itibariyle hak kazandığının tespitine, aksi yöndeki kurum işleminin iptaline” karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle, kararın Kanun’a aykırı olduğunu Bilirkişi Raporunun sonuç kısmında, 5510 sayılı Kanun’un 28/10. maddesinde yer alan amir hükmü gereği davacının yaşlılık aylığı talep tarihinde her ne sebeple olursa olsun, GSS prim borcunun gözükmesi nedeniyle davacıya yaşlılık aylığı bağlanmaması Kurum işleminin usul ve yasaya uygun olduğu tespit edilmiş davacının Kanun’un emredici hükümleri doğrultusunda GSS prim borcu olduğunun sabit olduğunu bu borcun iptal edildiğine dair herhangi başvurusu ya da Mahkeme kararının bulunmadığını bu nedenlerle Kurum işleminin usul ve yasaya uygun olduğunu davacının GSS prim borcunu müvekkil kurum tarafından tahsili imkanı yönündeki beyanlarını kabul etmediklerini müvekkil SGK kanunun emredici hükümleri doğrultusunda işlem tesis etmiş olduğunu kurum işleminin usul ve yasaya uygun olduğunu ayrıca İstanbul 22. İş Mahkemesince yetkisizlik kararı verilmesine rağmen Kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmemiş bu yönden de vekalet ücreti taleplerinin olduğunu ve hükmedilmesini talep ettiklerini yerel Mahkeme ilamının İstinaf incelemesi neticesinde kaldırılması davanın reddini talep etmektedir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında “Tüm dosya kapsamı ve bilirkişi raporu bütün olarak değerlendirildiğinde; 5510 sayılı Kanun’un 28/10. maddesinde yer alan “4. maddenin birinci fıkrasının (b) bendinde belirtilen sigortalılara yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için ayrıca, yazılı talepte bulunduğu tarih itibarıyla genel sağlık sigortası primi dahil kendi sigortalılığı nedeniyle prim ve prime ilişkin her türlü borcunun olmaması zorunludur.” amir hükmü uyarınca davacının yaşlılık aylığı talep tarihinde GSS prim borcunun gözükmesi nedeniyle yaşlılık aylığı bağlanmadığı, ancak Kurum tarafından davacı tarafa aylık başvurusu öncesi ve sırasında GSS prim borcu ile ilgili herhangi bir bilgi verilmemesi, davacının GSS prim borcu araştırılmaksızın ve/veya bu konuda davacı uyarılmaksızın, sadece prim ödemesi ile bir kısım belge talep edilerek, davacıdan 23.06.2015 itibariyle 25.200,00-ABD Doları karşılığı 67.500,00-TL prim tahsil edildikten yaklaşık 3,5 ay sonra GSS prim borcu bulunduğundan bahisle tahsis talebinin reddedilmesi, Kurum tarafından davacıdan tahsil edilen 25.200,00-ABD Dolarının, GSS Prim borcunun ödendiği 10.05.2017 tarihindeki kur üzerinden değerinin 90.614,16-TL’na ulaşması, buna karşılık davalı Kurum tarafından yaşlılık aylığı bağlamama sebebi olarak ileri sürülen 6.724,08-TL tutarındaki GSS prim borcunun, 10.05.2017 tarihinde yapılandırma sonucunda 559,96-TL ye düşmüş olması, her iki tarih itibariyle de GSS prim borcunun, davacı tarafça ödenen yaşlılık aylığı prim tutarı karşısında yüksek tutarlar olmayıp, Yargıtay 10.Hukuk Dairesi’nin yukarıda yer verilen kararında bahsedildiği üzere davalı Kurum tarafından her halükârda davacıdan tahsili imkanı bulunduğunun değerlendirilmesi neticesinde davacının 01.07.2015 tarihinden itibaren aylık almaya başlayabilecek iken GSS prim borcu gerekçesi ile 1 yıl 11 ay sonra 01.06.2017 tarihinden itibaren aylık bağlanması yönündeki Kurum işleminin hukuka uygun olmadığı değerlendirilmiş ve neticeten davacının yaşlılık aylığına 01.07.2015 tarihi itibariyle hak kazandığının tespitine, aksi yöndeki Kurum işleminin iptaline” ilişkin davalı vekilinin tüm istinaf sebeplerini karşılar mahiyetteki karar ve gerekçesinin dosya kapsamına, usul ve yasaya uygun olduğu, Dairemizce de bu karar ve gerekçeye itibar edildiği, bu bağlamda HMK’nın 353/1-b maddesinin (1) numaralı alt bendi uyarınca davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine” karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili, istinaf dilekçesinde öne sürdüğü gerekçelerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369. maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371. maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla davalı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.