|
ÖZET: Başvuran, 30 Mayıs 2018 tarihinde Sosyal Güvenlik Kurumu’na yaptığı başvuruda, eşinin vefatı sonrası dul aylığı aldığını ve babasından dolayı yetim aylığına hak kazandığını belirtmiştir. Annesinin BAĞ-KUR’lu olarak 2879 gün hizmeti bulunduğunu ifade eden başvuran, emeklilik işlemlerinde hizmet birleştirilmeden, annesinden dolayı da yetim aylığı bağlanmasını talep etmiştir. Sosyal Güvenlik Kurumu, başvuranın annesinin ölüm tarihindeki mevzuat gereği, başvuranın hak sahipliğinin 506 sayılı Kanun kapsamında değerlendirileceğini, dolayısıyla yeni bağlanacak aylık miktarının en düşük olanından yararlanılacağını açıklamıştır.
Sosyal Güvenlik Kurumu, başvuranın annesinin vefat tarihinin 16 Ekim 1993 olduğunu ve bu tarihte başvuranın evli olması nedeniyle hak sahipliğini kazanamadığını belirtmiştir. Ancak, 8 Mart 2002 tarihinde eşinin vefatıyla hak sahibi olduğu anlaşılmaktadır. Başvuranın annesinden dolayı talep ettiği üçüncü aylığın bağlanması hususunda, 1479 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağı ve başvuranın hak sahipliği dolayısıyla aylık bağlanabileceği değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, başvuranın talebinin yeniden değerlendirilmesi ve annesinden dolayı yetim aylığı bağlanması için Sosyal Güvenlik Kurumu’na tavsiyede bulunulmuştur. Kurumun, bu karar doğrultusunda 30 gün içinde işlem yapması gerekmektedir. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 20000-20000 |sayi|53878609-101.07.04-E.53878609-101.07.04-E.
BAŞVURU NO : 2018/7364 2018/ 7364
KARAR TARİHİ : 30/11/2018 |tarih|
TAVSİYE KARARI
BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ :
BAŞVURUYA KONU İDARE : Sosyal Güvenlik Kurumu
BAŞVURUNUN KONUSU : Hak sahipliği sebebiyle maaş talebi hakkındadır .
BAŞVURU TARİHİ : 30/05/2018 30.5.2018
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza 30/ 05/ 2018 tarihinde dilekçe yoluyla yapılan başvuruda, başvuran, eşinin vefatı sonrasında eşinden dolayı dul aylığı aldığını, hakkında verilen ve Yargıtay incelemesinden geçmek suretiyle kesinleşmiş hüküm ile de babasından dolayı yetim aylığı almaya hak kazandığını, annesi
’in 1479 sayılı kanun çerçevesinde BAĞ-KUR’ lu olarak sicil numarasıyla 2879 gün hizmeti olduğunu, emeklilik işlemlerinde hizmet birleştirilmesi yapılmadan, hak sahipliği sebebiyle diğer aylıklarının yanı sıra annesinden dolayı da yetim aylığı bağlanmasını talep etmektedir .
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Başvuruya konu iddialar hakkında 16/ 07/ 2018 tarihli ve sayılı bilgi-belge talebimize istinaden Sosyal Güvenlik Kurumumun 30/ 07/ 2018 tarihli ve sayılı cevabi yazısı
eklerinde özetle :
2.1. 2829 sayılı Kanuna göre ölüm sigortasında aylık bağlanacak sigortalılık hali son statü olmakla birlikte, hizmetlerin birleştirilmesi sonucunda son statüye göre aylık bağlama koşulları oluşmaması
1 / 13halinde diğer sigortalılık hallerindeki hizmetlere göre ayrı ayrı değerlendirme yapılarak, aylığa hak
kazanacağı sigortalılık hali esas alınarak aylık bağlama işleminin yapılacağı, 2.2. Bu itibarla, eşi ve babasından dolayı 506 sayılı Kanun kapsamında ölüm aylığı alan
T .C. Kimlik Numaralı ’ in, 16/ 10/ 1993 tarihinde vefat eden annesi
’ den dolayı da 1479 sayılı Kanun kapsamında ölüm aylığı bağlanmasına engel bulunmadığı ancak 5510 sayılı Kanunun 34 üncü maddesinde bulunan koşulların yerine getirilmesi koşuluyla adı geçene yeni bağlanacak dosyadaki aylık miktarı da dahil olmak üzere mukayese yapılarak en düşük miktarlı dosyanın kapsamdan çıkarılması gerektiği, 2.3. Başvuranın herhangi bir sigortalılığının bulunmadığı, 08/ 03/ 2002 tarihinde vefat eden eşi in 506 sayılı Kanun kapsamında 5542 gün hizmeti, 18/ 11/ 1992 tarihinde vefat eden babası
‘in 506 sayılı Kanun kapsamında 5552 gün hizmeti ve son çalışma statüsü 506 sayılı Kanuna tabi olan 16/ 10/ 1993 tarihinde vefat eden annesi ’in de toplam
3.148 prim ödeme gününün bulunduğu,
2.4. Başvuranın annesi olan sigortalının ölüm tarihi 2008/Ekim aybaşından önce olup ilk defa 2008/Ekim aybaşından sonraki süreler için ölüm gelir/aylığı bağlanacak olan hak sahiplerine ilişkin şartların tespitinde Kanunun 34 üncü maddesi, ölüm gelir/aylıklarının hesaplanması ve hak sahiplerine paylaştırılmasında ise ölüm tarihindeki mevzuatın esas alınacağı, 2.5. Eşi ve babasından dolayı 506 sayılı Kanun kapsamında ölüm aylığı alan 3 T .C.
Kimlik Numaralı ’in, 16/ 10/ 1993 tarihinde vefat eden annesi
’in son sigortalılık hali 506 sayılı Kanun kapsamında olmasına rağmen 1479 sayılı Kanun kapsamında geçen çalışmalarına istinaden bu kapsamda ölüm aylığının bağlanmasında engel bulunmadığı, 2.6. 5510 sayılı Kanunun 34 üncü maddesinde bulunan koşulların yerine getirilmesi koşuluyla adı geçene annesinden dolayı talep ettiği ölüm aylığı, yeni bağlanacak dosyadaki aylık miktarı da dahil olmak üzere mukayese yapılarak en düşük miktarlı dosyanın kapsamdan çıkarılması suretiyle bağlanabileceği, 2.7.Başvuranın 09/ 02/ 2018 tarihinde annesi ‘den dolayı da tarafına ölüm aylığı bağlanması talebinde bulunduğu, 17/ 04/ 2018 tarihli sayılı yazı ile tarafına üçüncü bir dosyadan aylık bağlanmasının mümkün olmadığına dair cevap verildiği, 2.8. Başvuran ile Sosyal Güvenlik Kurumu arasında şikâyet konusu yapılan idari işleme ilişkin olarak yargı organlarında görülmekte olan veya yargı organlarınca karara bağlanmış herhangi bir uyuşmazlığın bulunmadığı, 2.9. Ayrıca, 5/ 12/ 2017 tarihinde Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğin 60 ıncı, 62 nci ve 67 nci maddelerinde yapılan değişiklikler gereğince, 4/ 1-(b) bendi kapsamında veya bu kapsamda geçen hizmetlerle birlikte 4/ 1-(a) ve 4/ 1-(c) bentleri kapsamındaki sigortalıların hak sahiplerine gelir/aylık bağlanacağı durumlarda, 4/ 1-(b) bendi kapsamında geçen hizmetlere ait prim ve prime ilişkin her türlü borçların ödenmesi zorunlu olmakla birlikte, hak sahiplerine bağlanacak ölüm aylıkları prim ve prime ilişkin her türlü borçlarının ödenmesini takiben, sigortalının ölüm tarihini veya hak sahibi
2 / 13olma niteliğinin ölüm tarihinden sonra kazanılması halinde, bu niteliğin kazanıldığı tarihi takip eden
ay başından itibaren başlatılacağı, Hususları bildirilmiştir .
3. Başvuruya konu iddialar hakkında 13/ 09/ 2018 tarihli ve sayılı ek bilgi-belge talebimize istinaden Sosyal Güvenlik Kurumumun 27/ 09/ 2018 tarihli ve sayılı
cevabi yazısı eklerinde özetle :
3.1. Dosya üzerinde yeniden yapılan değerlendirmede, eşi ve mahkeme kararı ile babasından dolayı
506 sayılı Kanun kapsamında ölüm aylığı alan T .C. Kimlik Numaralı
’e, 16/ 10/ 1993 tarihinde vefat eden annesi son sigortalılık halinin 4/ 1-(a) olması ve bu statüden ölüm aylığı bağlanmasına yeterli prim gün ödeme sayısı ( 3.148 gün)
olduğundan 1479 sayılı Kanununa göre tarafına ölüm aylığı bağlanmasına imkan bulunmadığı, 3.2. Bu itibarla, 08/ 03/ 2002 tarihinde vefat eden eşi ‘den dolayı tarafına 506 sayılı
Kanun kapsamında aylık bağlanan, daha sonra 18/ 11/ 1992 tarihinde vefat eden babası
‘den dolayı mahkeme kararı ile yine 506 sayılı Kanun kapsamında tarafına aylık bağlanmasına karar verilen T .C. Kimlik Numaralı 16/ 10/ 1993 tarihinde vefat eden annesi ‘den ölüm aylığı talebinde bulunduğu dikkate alındığında, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin geçici 4 üncü ve geçici 31 inci maddesi uyarınca Kanunun 34 üncü maddesinde bulunan koşulların yerine getirilmesi koşuluyla adı geçene
Kanunun 54 üncü maddesine göre; Eş ve anne aylığından tercih ettiği aylığın bağlanması, tercih ettiği aylığın annesinin aylığı olması halinde zamanaşımı hükümleri dikkate alınarak hak sahibi olma koşulunu yerine getirdiği tarihi takip eden aybaşından tarafına aylık bağlanması ve bu tarihten günümüze kadar eşinden aldığı ölüm aylıklarının tarafına borç çıkarılması, ana ve babasından ayrı ayrı aylığa hak kazandığından, yüksek olan aylığın tamamının, az olan aylığın yarısının ödenmesi gerekeceği, 3.3. Başvuru sahibi T .C. Kimlik Numaralı ‘e 2018/Eylül ayı itibari ile ‘in hak sahibi eşi olarak 506 sayılı Kanun kapsamında 1.376,6 TL aylık 55,06 TL ek ödeme olmak üzere toplam 1.431,66 TL ve 506 sayılı Kanun kapsamında ‘in hak sahibi kızı olarak 969,53 TL aylık 48,48 TL ek ödeme olmak üzere toplam 1,018.01 TL ölüm aylığı ödendiği, 3.4. Başvurana, 16/ 10/ 1993 tarihinde vefat eden annesi ’den 5510 sayılı
Kanun’un 34 üncü maddesine ölüm aylığı bağlanması halinde kendisine ödenecek yeni aylık miktarı da eşinden aldığı aylık miktarı da Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin geçici 4 üncü maddesinin
5 inci fıkrasına göre, hak sahiplerine bağlanacak ölüm aylığı alt sınırı düzenlemesine göre
belirlenecek olup her 2 aylık miktarı da eşit miktarda olup, hak sahibine tercih ettiği aylığın ödenebileceği, 3.5. 5510 sayılı Kanunun 35 inci maddesinde, ölüm sigortasından sigortalının hak sahiplerine bağlanacak aylıkların, sigortalının ölüm tarihini veya hak sahibi olma niteliğinin ölüm tarihinden sonra kazanılması halinde, bu niteliğin kazanıldığı tarihi takip eden ay başından itibaren
3 / 13başlatılacağı, aylığın kesilmesine yol açan sebebin ortadan kalkması ile yeniden hak sahibi
niteliğinin kazanılması halinde ise 34 üncü maddede belirtilen şartlar saklı kalmak kaydıyla, müracaat tarihini takip eden ay başından itibaren yeniden aylık bağlanacağı öngörüldüğü, 3.6. Ölen sigortalıdan dolayı hak sahiplerine ölüm aylığı bağlanabilmesi için hak sahiplerinin örneği
Kurumca hazırlanan tahsis talep dilekçesi ile Kuruma başvurması şart olup, aylığa hak kazanma açısından Kanun’un 34 üncü maddesinde belirtilen şartlarda tahsis talebinin yer almadığı, 3.7.Buna göre, T .C. Kimlik Numaralı annesinden ölüm aylığını tercih etmesi halinde, zamanaşımı hükümleri dikkate alınarak hak sahibi olma koşulunu yerine getirdiği tarihi takip eden aybaşından itibaren tarafına aylık bağlanabilecek, ancak eşinden aldığı ölüm aylıkları tarafına borç çıkarılacak ve hem anne hem de basından dolayı aylığa hak kazandığından Kanunun 54 üncü madde hükmü gereğince daha düşük olan babasından aldığı aylık yarıya indirilerek ödeneceği, Hususları bildirilmiştir .
III. İLGİLİ MEVZUAT
4. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde, “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir . Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler …” 5. 14/ 6/ 2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında ;
“Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir .” 6. 5510 sayılı Kanunun “Ölüm aylığının hak sahiplerine paylaştırılması” başlıklı 34 üncü maddesinde;
“ Ölen sigortalının 33 üncü madde hükümlerine göre hesaplanacak aylığının; …. Yaşları ne olursa olsun evli olmayan, evli olmakla beraber sonradan boşanan veya dul kalan kızlarının, her birine % 25’i oranında aylık bağlanacağı,”
6.1.5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 54 üncü maddesinde;
“Hem eşinden, hem de ana ve/veya babasından ölüm aylığına hak kazananlara, tercihine göre eşinden ya da ana ve/veya babasından bağlanacak aylığı, bağlanır .” 6.2. 5510 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesinin ikinci fıkrasında;
“17/ 7/ 1964 tarihli ve 506 sayılı, 2/ 9/ 1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17/ 10/ 1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17/ 10/ 1983 tarihli ve 2926 sayılı kanunlara göre bağlanan veya hak kazanan;
4 / 13aylık, gelir ve diğer ödenekler ile 8/ 2/ 2006 tarihli ve 5454 sayılı Kanunun 1 inci maddesine göre
ödenmekte olan ek ödemenin verilmesine devam edilir . Bu gelir ve aylıkların durum değişikliği nedeniyle artırılması, azaltılması, kesilmesi veya yeniden bağlanmasında, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan ilgili kanun hükümleri uygulanır .” 6.3. 5510 sayılı Kanunun geçici 7 inci maddesinin beşinci fıkrasında;
“Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce birden fazla dosyadan gelir veya aylık alınması durumunda bu Kanunun yürürlük tarihinden sonra yeni dosyadan gelir veya aylık alınmasına hak kazanılması durumunda yeni bağlanacak dosyadaki gelir ve aylık miktarı da dahil olmak üzere mukayese yapılarak en düşük miktarlı dosya kapsamdan çıkarılır .” 7. 27/ 5/ 1983 tarih ve 18059 sayılı Resmi Gazete yayımlanan 24/ 5/ 1983 tarihli 5510 sayılı
Kanunla mülga 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin
Birleştirilmesi Hakkında Kanunun “Hizmet sürelerinin birleştirilmesi” başlıklı 4 üncü
maddesinde :
“ Kurumlara tabi çeşitli işlerde çalışmış olanların hizmet süreleri, aynı tarihlere rastlamamak kaydıyla bu Kanuna göre aylık bağlanmasına hak kazanıldığında birleştirilir . Ancak, hizmet süreleri toplamının aylık bağlanmasına yeterli olmaması halinde, bu Kanun hükümleri uygulanmaz ..” 7.1. 2829 sayılı Kanunun “Aylığı Bağlayacak Kurum ” başlıklı 8 inci maddesinde;
“Birleştirilmiş hizmet süreleri toplamı üzerinden, ilgililere; son yedi yıllık fiili hizmet süresi içinde fiili hizmet süresi fazla olan kurumca, hizmet sürelerinin eşit olması halinde ise eşit hizmet sürelerinden sonuncusunun tabi olduğu kurumca, kendi mevzuatına göre aylık bağlanır ve ödenir .
Ancak, malullük, ölüm, 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununa göre yaş haddinden re’sen emekli olma, süresi kanunla belirlenen vazifelere atanma veya seçilme ve bağlı oldukları kurumun kanunla değiştirilmesi hallerinde ilgililere hizmet sürelerinden sonuncusunun tabi olduğu kurumca, kendi mevzuatına göre aylık bağlanır .”
Düzenlemelerine yer verilmiştir .
8. 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu
Kanununun “Ölüm aylığından yararlanma koşulları” başlıklı 41 inci maddesinde :
“Ölüm tarihinde en az beş tam yıl sigorta primi ödemiş olan,… ..Sigortalının hak sahibi kimselerine yazılı talepleri halinde aylık bağlanacağı,” 8.1. 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu
Kanununun “Eş ve çocuklara, ana ve babaya tahsis yapılması” başlıklı 45 inci maddesinin c
bendinde :
“(Değişik : 24/ 8/ 2000 -KHK- 619/ 21 md; İptal : Ana . Mah.nin 26/ 10/ 2000 tarih ve E .:2000 / 61, K.:2000 / 34 sayılı Kararı ile; Değişik : 24/ 7/ 2003- 4956/ 23 md.) On sekiz yaşını, orta öğrenim yapması halinde yirmi yaşını, yüksek öğrenim yapması halinde yirmi beş yaşını doldurmayan ve ( 18 yaşını doldurmayanlar hariç) bu Kanun ile diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmayan, bu kanunlar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almayan veya yaşları ne olursa
5 / 13olsun çalışamayacak durumda malûl olan çocuklarla, yaşları ne olursa olsun evli olmayan, evli
olmakla beraber sonradan boşanan veya dul kalan ve bu Kanun ile diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmayan, bu kanunlar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almayan kız çocuklarının her birine % 25’i, bağlanacak aylıktan yukarda belirtilen esaslara göre yararlanırlar .” 8.2. 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu
Kanununun “Ölüm aylığının kesilmesi” başlıklı 46 ıncı maddesinin ikinci fıkrasında :
“Değişik : 24/ 8/ 2000 -KHK- 619/ 22 md.; İptal : Ana . Mah.nin 26/ 10/ 2000 tarih ve E .:2000 / 61, K.:2000 / 34 sayılı Kararı ile; Değişik : 24/ 7/ 2003- 4956/ 24 md.) Sigortalının kız çocuklarına bağlanan aylıklar, bu Kanun ile diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmaya başladıkları veya evlendikleri tarihi takip eden aylık ödeme tarihinden itibaren kesilir . Aylığın kesilmesine yol açan nedenlerin ortadan kalkması halinde, bu Kanunun 45 inci maddesinin ikinci fıkrasının ( c ) bendi hükmü saklı kalmak şartıyla, bu tarihi takip eden aylık ödeme tarihinden başlanarak yeniden aylık bağlanır . Ancak evliliğin son bulması ile kocasından da aylık almaya hak kazanan kız çocuklarına bu aylıklardan fazla olanı ödenir .” 9. Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 60 ıncı maddesinin üçüncü fıkrasında;
“Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinden birden fazlasına tabi olarak çalışmış olan sigortalıların hak sahiplerinin aylıkları, sigortalının en son tabi olduğu sigortalılık hâli esas alınarak bağlanacağı, son sigortalılık haline göre ölüm aylığı bağlanamaması durumunda diğer sigortalılık hâllerindeki hizmetlerine göre ayrı ayrı değerlendirme yapılarak, aylığa hak kazanacağı sigortalılık hâli esas alınarak aylık bağlanacağı,” 9.1. Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 62 nci maddesinin birinci fıkrasında;
“Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında veya bu kapsamda geçen hizmetlerle birlikte Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentleri kapsamındaki sigortalıların hak sahiplerine aylık bağlanacağı durumlarda, Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında geçen hizmetlere ait prim ve prime ilişkin her türlü borçların ödenmesinin zorunlu olduğu, hak sahiplerine bağlanacak aylığın başlangıç tarihinin, bu fıkra hükümlerine göre tespit olunacağı,” 9.2. Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin geçici 4 üncü maddesinin ikinci fıkrasında;
“Kanunun yürürlük tarihinden önce ölen sigortalıların hak sahiplerine gelir veya aylık bağlanmasında, sigortalıya ilişkin koşulların tespiti ile gelir veya aylığın hesaplanması ve paylaştırılmasında ölüm tarihindeki, hak sahiplerine ilişkin koşulların tespitinde ise hak sahibi olma niteliğinin kazanıldığı tarihteki Kanun hükümleri uygulanır .” 9.3. Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin geçici 31 inci maddesinin birinci fıkrasında;
“İştirakçiliği Kanunun yürürlük tarihinden önce başlayan, Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamındaki sigortalılar hariç olmak üzere, sigortalı veya hak sahiplerinin
Kanunun yürürlük tarihinden önce bir dosyadan gelir veya aylık almakta iken Kanunun yürürlük tarihinden sonra yeni bir dosyadan gelir veya aylığa hak kazanması halinde; eski ve yeni sigortalılık halinin aynı olması durumunda Kanunun 54 üncü maddesi, farklı olması durumunda ise Kanunun
6 / 13yürürlük tarihinden önceki kanunların mülga hükümleri uygulanır .”
Düzenlemelerine yer verilmiştir .
IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE
ÖNERİSİ
10.Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, emsal yargı kararları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; başvuru konusuna ilişkin “ Tavsiye Karar Önerisi ”
Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur .
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 11. Başvuran, 1 numaralı paragrafta yer verilen başvurusunda özetle, eşinin vefatı sonrasında eşinden dolayı dul aylığı aldığını, hakkında verilen ve Yargıtay incelemesinden geçmek suretiyle kesinleşmiş hüküm ile de babasından dolayı yetim aylığı almaya hak kazandığını, annesi ’in
1479 sayılı kanun çerçevesinde BAĞ-KUR’ lu olarak sicil numarasıyla 2879 gün
hizmeti olduğunu, farklı Sosyal Güvenlik Kurumlarında geçen hizmet süreleri açısından emeklilik işlemlerinde hizmet birleştirilmesi yapılmadan, hak sahipliği sebebiyle diğer aylıklarının yanı sıra annesinden dolayı da yetim aylığı bağlanması talebiyle Kurumumuza başvuruda bulunmuştur .
Uyuşmazlık konusu, başvuran hakkında, 2829 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin ikinci fıkrasının uygulanmasıyla vefat eden annesinin son sigortalılık statüsünün 506 sayılı Kanun kapsamında olması nedeniyle hak sahipliğinin de 506 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi işleminin incelenmesini ve bunun sonucunda göre başvurana hak sahipliği nedeniyle bağlanacak aylığın değerlendirilmesini gerektirmektedir .
12. Başvuranın annesinden olan hak sahipliğine ilişkin olarak 2829 sayılı Kanun uygulaması ve başvuranın farklı Sosyal Güvenlik Kurumlarında geçen hizmet sürelerinin birleştirilmesinin
zorunlu olmadığı yönündeki iddiaları kapsamında yapılan değerlendirmede :
12.1. 2829 sayılı Kanunun 1 inci maddesinde Kanunun amacı olarak; çeşitli sosyal güvenlik kurumlarına tabi olarak geçen hizmet sürelerinin birleştirilmesi suretiyle ilgililerin sosyal güvenliklerinin sağlanmasının usul ve esaslarının düzenlenmesi belirlenmiştir . Bu çerçevede, Kanunun 4 üncü maddesindeki kurumlara tabi çeşitli işlerde çalışmış olanların hizmet sürelerinin, aynı tarihlere rastlamamak kaydıyla bu kanuna göre aylık bağlanmasına hak kazanıldığında birleştirileceği, ancak, hizmet süreleri toplamının aylık bağlanmasına yeterli olmaması halinde, bu kanun hükümlerinin uygulanmayacağı, 8 inci maddesinin birinci fıkrasında birleştirilmiş hizmet süreleri üzerinden aylık bağlanırken son yedi yıllık fiili hizmet süresi içinde fiili hizmet süresi fazla olan kurumca, Ancak, 8 inci maddesinin ikinci fıkrasında ise (malullük, ölüm , yaş haddinden re’sen emekli olma, süresi kanunla belirlenen vazifelere atanma veya seçilme ve bağlı oldukları kurumun kanunla değiştirilmesi) tabi oldukları son kurumca , kendi mevzuatına göre aylık bağlanacağı düzenlenmiştir .
7 / 1312.2. Anılan Kanunun 4 üncü maddesinde, hizmet sürelerinin Kanuna göre aylık bağlanmasına hak
kazanıldığında birleştirileceği ve hizmet süreleri toplamının aylık bağlanmasına yeterli olmaması halinde, kanun hükümlerinin uygulanmayacağı açıkça düzenlenmiş olmakla beraber, bir kurumda geçen hizmet sürelerinin aylık bağlanmasına yeterli olması halinde diğer kurumlarda geçen hizmet sürelerinin de birleştirilmeye zorlanması yönünde açık bir hükme yer verilmemiştir . Mevcut kurum uygulamalarında birden fazla statüde hizmeti bulunan sigortalılar için hizmet birleştirmenin zorunlu olarak uygulandığı, somut başvuruya ilişkin Kurumumuza gönderilen cevabi yazıda da anılan uygulamanın gerekçesi olarak, 2829 Kanunda tek başına herhangi bir statüden aylık bağlanabilmesi halinde diğer statülerdeki hizmetler için ne yapılacağı hususunda bir esas belirlenmediği, bu nedenle diğer statülere tabi olarak geçen hizmet süreleri hakkında ne yapılacağı hususunda bir belirsizliğin ortaya çıkabileceğinin ifade edildiği görülmektedir .
12.3. Diğer taraftan, birden fazla statüde hizmeti olup tek bir statüdeki hizmetinden dolayı aylık bağlanabilecek durumdaki sigortalıların, haklarında zorunlu olarak hizmet birleştirmesi uygulanmamasına ilişkin talepleri geçmiş dönemde gerek yargı organlarına gerekse Kurumumuza intikal etmiştir . Yargı organlarınca konuya ilişkin verilmiş içtihat niteliğinde kararlar (Yargıtay
Hukuk Genel Kurulu’nun 06/ 02/ 2002 tarihli ve 2002/ 21- 132 E ., 2002/ 139 K.; 10/ 03/ 2010 tarihli ve 2010/ 10- 126 E ., 2010/ 133 K.; 15/ 1/ 2014 tarihli ve 2013/ 235 E ., 2014/ 9 K.; 12/ 02/ 2014 tarihli ve 2013/ 486 E ., 2014/ 89 K.; Danıştay On birinci Dairesinin 17/ 01/ 2017 tarihli ve 2013/ 389 E ., 2017/ 17 K.) bulunduğu gibi konu hakkında Kurumumuzca verilmiş 21/ 10/ 2013 tarihli ve 2013/ 53, 21/ 11/ 2016 tarihli ve 2016/ 2644, 16/ 03/ 2018 tarihli ve 2017/ 11867 Karar No.lu Tavsiye Kararları bulunmaktadır .
12.4. Anılan karalarda özetle; yasanın ( 2829 sayılı Kanun) amacı lafzıyla çelişiyorsa, lafza değil öze önem verilmesi gerektiği, yorumda asıl olanın adalete uygun sonuca kavuşmak olduğu, bir kanun hükmünün, yasaya konuluş amacına aykırı sonuç doğuracak şekilde yorumlanmasının hukuk ilkelerine ve yasanın hem sözü hem de özü ile uygulanmasını öngören Medeni Kanuna uygun olmayacağı, aynı külfete katlanan insanların aynı haklara sahip olmasının sağlanmasının geçerli bir çözüm yolu olduğu, sosyal güvenlik kurumlarının görevinin, kapsama aldıkları kişilere koruma garantisi sağlamak olduğu, sosyal sigortaların nimet-külfet dengesi üzerine kurulan kurumlar olduğu, külfetin yani çalışıp prim ödemenin karşılığının alınmamasının sosyal güvenlik sitemiyle bağdaşmadığı, böyle bir uygulamanın kabul edilemeyeceği, aksi bir düşüncenin sisteme olan güveni ortadan kaldıracağı, daha da önemlisi yükümlülüklerini zamanında yerine getirenlerin bir anlamda cezalandırılmış olacağı, bunun sosyal adalet duygusunu aşındıracağı, fazla prim ödeyen sigortalının az, az prim ödeyen sigortalının fazla aylık alabilmesinin üstün görülemeyeceği, 2829 sayılı
Kanunun amacının tek sosyal güvenlik kurumundaki hizmeti aylık bağlanmasına yeten değil yetmeyen sigortalı ve hak sahiplerine aylık bağlanmasının sağlanması olduğu, farklı sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi hizmetleri bulunan ilgililerin, ancak bu hizmetlerin birleştirilmesi halinde aylık bağlanmasına hak kazanmaları durumunda hizmet birleştirmesinin zorunlu olduğu ve bu uygulamaya göre tabi oldukları sosyal güvenlik kurumunun belirleneceği, tek başına bir çalışmanın aylık bağlanmasına yeterli olması halinde, kişinin, tüm sosyal güvenlik kurumlarına tabi hizmet sürelerini birleştirmeye zorlanamayacağı, kural olarak şartları oluşuyorsa, 2829 sayılı Kanuna göre hizmet birleştirmesi yapılmadan yaşlılık aylığı bağlanabileceği açıklanarak 2829 sayılı yasaya göre kişilerin hizmet birleştirmeye zorlanamayacağı belirtilmiştir .
12.5. Yine, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 10/ 03/ 2010 tarihli ve 2010/ 10- 126 E ., 2010/ 133 K.
sayılı kararında 2829 sayılı Kanunun Genel Gerekçesine ilişkin yapılan değerlendirmede; “Bu
8 / 13kanunun çeşitli sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi işlerde çalışanları, bu işlerde geçen sürelerinin
ziyan olmadan birleştirilmesi ve bir düzene bağlanması amacı ile sigortalılar lehine getirildiği, bununla birlikte sigortalının kendisine daha avantajlı bir kuruma geçerek kötü niyetli bir şekilde buradan daha iyi şartlarla emekli olma şeklindeki işlemleri ise bir kural altına alma ve kurumlar arasındaki kaymaları önleyerek, belirli kurallara bağlama amacıyla çıkarıldığı açıklanmaktadır .
Ayrıca kanunla getirilen sistemde, kişinin kendi elinde olmayan sebeplerle görevden ayrılmasını gerektiren malullük ölüm ve 5434 sayılı TC Emekli Sandığına göre yaş haddinden emekli olma hallerinin her kurumun kendi mevzuatı içerisinde bırakıldığı ve bu suretle hak kayıplarına sebebiyet verilmemesinin sağlandığı belirtilmiştir . Yine bu anılan kanunun uyuşmazlıkla ilgili madde gerekçesinde ise; Bu madde ile; hizmet sürelerinin birleştirilmesi suretiyle yapılacak aylık bağlanma işlemlerinde, son sosyal güvenlik kuruluşu mevzuatının uygulanmasından kaynaklanan kolaylık ve istismarların önlenmesi amacı ile yeni bir düzenleme yapıldığı ifade edildikten sonra, kişilerin ellerinde olmayan nedenlerle görevlerinden ayrılmalarını gerektiren malullük, ölüm, 5434 Sayılı
Kanun uyarınca yaş haddinden resen emekliye sevk edilme halleri için istisna getirildiği, maddenin son fıkrasında birleşik hizmet süresi üzerinden bu madde ile getirilen şartları haiz olmadıklarından aylık bağlanamayacaklar hakkında uygulanacak işlemin belirtildiği açıklanmıştır . O halde bu yasa ile, bir kurumdaki sigortalılık süresinin emeklilik için yeterli olmaması durumunda farklı sosyal güvenlik kurumlarına tâbi olarak geçen hizmet sürelerinin birleştirilmesinin bir sisteme bağlanması; sigortalıların hak kayıplarının yaşanmamasının yanı sıra, son olarak avantajlı şartlar sunan bir kuruma geçip, buradaki kısa süreli bir çalışma sonucunda son tâbi olduğu kurumdan emekli olma şeklinde gerçekleşen kurumlar arasındaki kaymaları önlemek amacı ile çıkarıldığı anlaşılmaktadır .” denildiği görülmektedir .
12.6. Bu çerçevede, başvuru dosyası, idarenin cevapları ve konuya ilişkin Kurumumuzun önceki kararları ile yüksek yargı kararları birlikte değerlendirildiğinde başvuranın annesinin emekli sicil dosyasının incelenmesinden;
1479 sayılı Kanun kapsamında hizmet birleştirilmesi yapılmaksızın emeklilik şartlarını taşıdığı
ancak son sigortalılık statüsünün 506 sayılı Kanuna tabi olduğu, Bu itibarla, başvurana vefat eden annesinin 1479 sayılı Kanuna tabi hizmetleri üzerinden aylık bağlanması için gerekli olan prim ödeme gün sayısı şartının gerçekleştiği; ancak annesinin ölüm tarihinde 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olması nedeniyle, 2829 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin ikinci fıkrasının uygulanması sonucunda, tabi olduğu son kurum olan 506 sayılı
Kanun hükümlerine göre değerlendirme yapıldığı ve hak sahibi başvurana 506 sayılı Kanun hükümleri üzerinden aylık bağlandığı, bu durumun ise başvurana daha önceden 506 sayılı Kanun kapsamında bağlanan aylıklar bulunduğundan ( 2 adet) aylığın hak edilememesi sonucunu doğurduğu ve bu uygulamanın başvuranın aleyhine olduğu, Kurumca gerçekleştirilen işlemin zımni bir birleştirme sonucu doğurduğu, tek bir statüden aylık bağlanabilmesi durumunda hizmetlerin birleştirilmesinin zorunlu olduğuna dair mevzuatta açık bir hüküm bulunmadığı, ayrıca konuya ilişkin Yargıtay Kararlarında da belirtildiği üzere kanunun amacı ile lafzının çeliştiği hallerde Kanunun amacının dikkate alınması gerektiği, 2829 sayılı Kanunun amacının özetle bir kurumdaki sigortalılık süresinin emeklilik için yeterli olmaması durumunda farklı sosyal güvenlik kurumlarına tâbi olarak geçen hizmet sürelerinin ziyan olmadan birleştirilmesi ve kurumlar arasındaki kaymaları önlemek olduğu göz önüne alındığında, bir statüdeki hizmetlerin tek başına aylık bağlanmasına yeterli olması halinde, kişinin, tüm sosyal güvenlik kurumlarına tabi hizmet sürelerini birleştirmeye zorlanamayacağı ve başvuranın annesinden hak sahipliği dolayısıyla
9 / 13talep ettiği maaş açısından hizmet birleştirmesi yapılmadan yaşlılık aylığının bağlanabileceği
değerlendirilmektedir .
13. Başvuranın annesinin hizmet sürelerinin birleştirilmeden emeklilik işlemlerinin gerçekleştirilebileceği olgusundan hareketle hak sahipliği nedeniyle uygulanması gereken hükümlere ilişkin yapılan değerlendirmede; 13.1. 5510 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesinin ikinci fıkrasında; 17/ 7/ 1964 tarihli ve 506 sayılı, 2/ 9/ 1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17/ 10/ 1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17/ 10/ 1983 tarihli ve 2926 sayılı kanunlara göre bağlanan veya hak kazanan ; aylık, gelir ve diğer ödenekler ile 8/ 2/ 2006 tarihli ve 5454 sayılı Kanunun 1 inci maddesine göre ödenmekte olan ek ödemenin verilmesine devam edilir . Bu gelir ve aylıkların durum değişikliği nedeniyle artırılması, azaltılması, kesilmesi veya yeniden bağlanmasında, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan ilgili kanun hükümlerinin uygulanacağı, bahsi geçen hükümde aylık bağlananlara ve aylığa hak kazananlara ilgili kanun hükümlerinin uygulanacağı, ifade edilmektedir .
13.2. Yine Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin geçici 4 üncü maddesinin ikinci fıkrasında;
Kanunun yürürlük tarihinden önce ölen sigortalıların hak sahiplerine gelir veya aylık bağlanmasında , sigortalıya ilişkin koşulların tespiti ile gelir veya aylığın hesaplanması ve paylaştırılmasında ölüm tarihindeki, hak sahiplerine ilişkin koşulların tespitinde ise hak sahibi olma niteliğinin kazanıldığı tarihteki Kanun hükümlerinin uygulanacağı düzenlenmiştir .
13.3. 5/ 12/ 2017 tarihinde Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğin 60 ıncı, 62 nci ve 67 nci maddelerinde yapılan değişiklikler gereğince; hak sahiplerine bağlanacak ölüm aylıkları prim ve prime ilişkin her türlü borçlarının ödenmesini takiben, sigortalının ölüm tarihini veya hak sahibi olma niteliğinin ölüm tarihinden sonra kazanılması halinde, bu niteliğin kazanıldığı tarihi takip eden ay başından itibaren başlatılacağı düzenlenmiştir .
13.4. Kararımızın 13.1, 13.2 ve 13.3 no.lu paragrafları ile Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından
Kurumumuza iletilen cevap yazılarından ve Kararımızın 3.6 no.lu paragrafında yer alan ifadeden de anlaşılabileceği üzere; hak sahipliği ile aylık bağlanma işlemlerinin koşullarının birbirinden farklı olduğu, hak sahibi olabilmek için kanunda öngörülen şartların taşınmasının gerekli ve yeterli olmakla birlikte tahsis talebi işleminin hak sahipliği açısından kurucu bir işlem olmayıp tali nitelikte kaldığı, anılan tahsis talebi işlemin aylık bağlama işlemi için kurucu nitelikte olduğu anlaşılmaktadır .
13.5. Yukarıda izah edilen gerekçeler sonucunda; başvurana hak sahipliği dolayısıyla uygulanacak mevzuatın hak sahipliğinin kazanıldığı tarihteki mevzuat olduğu değerlendirilmekte olup bu bağlamda; Sosyal Güvenlik Kurumundan Kurumumuza intikal ettirilen evraktan başvuranın annesi
’in 16/ 10/ 1993 tarihinde vefat ettiği ancak anılan tarihte başvuranın evli olması hasebiyle hak sahipliğini kazanamadığı, 08/ 03/ 2002 tarihinde de eşi ’in vefatı sonrasında hak sahibi olduğu anlaşılmaktadır . Yapılan değerlendirmeler ışığında başvurana hak sahipliği kapsamında uygulanacak mevzuatın hak sahibi olduğu tarih olan 2002 tarihinde uygulanan mevzuat olacağı değerlendirilmektedir .
14. Başvurana annesinden dolayı hak sahipliği sebebiyle üçüncü aylığın bağlanıp
bağlanamayacağı hususunda yapılan değerlendirmede :
10 / 1314.1. Başvurana hak sahipliği kapsamında uygulanacak mevzuatın hak sahibi olduğu tarih olan 2002
tarihinde uygulanan mevzuat olması ve bir kurumdaki sigortalılık süresinin emeklilik için yeterli olması halinde tüm sosyal güvenlik kurumlarına tabi hizmet sürelerini birleştirmeye zorlanamayacağı hususları birlikte değerlendirildiğinde, anılan mevzuatın 1479 sayılı Kanun olduğu, başvuranın annesinden dolayı hak sahipliği nedeniyle talep ettiği üçüncü aylığın bağlanıp bağlanamayacağı hususunda söz konusu mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmaktadır .
14.2. Başvurana üçüncü aylığın bağlanması açısından; 1479 sayılı Kanunun 4956 sayılı Kanunla değişik 46/ 2 maddesine göre : “… hem kocadan hem ana veya babadan aylığı hak kazanılması durumunda fazla olanın ödeneceği” hükmünün başvuranın annesine uygulanıp uygulanamayacağı hususundan düğümlendiği, bu bağlamda; sosyal güvenlik hukukunun genel yapısının dikkate alınması gerektiği, 5510 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden önce, Sosyal Sigortalar Kurumu, Bağ-Kur ve T .C. Emekli Sandığı gibi ayrı ayrı tüzel kişiliğe sahip ayrı ayrı yasalara göre sosyal güvence sağlayan kurumların var olduğu, her bir Kanunun kendi sigortalıları açısından hüküm ifade ettiği, bu sebeple açıkça atıf yapılmadıkça diğer yasa hükümleri dikkate alınmasının düşünülemeyeceği, zira 45/ 3 üncü maddedeki “1479 s. Kanun ve diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmayan, bu kanunlar kapsamında çalışmalarından dolayı gelir ve aylık almayan” kız çocuklarına aylık bağlanacağı ifadesinin de bu nitelikte olduğu, bu ifade dahi kız çocuklarının, diğer sosyal güvenlik kurumlarından kendi çalışmaları dışında (kocalarından- çocuklarından) aylık almalarını 1479 sayılı Kanuna tabi ana veya babadan ölüm aylığı bağlanmasına engel olarak kabul etmediği, özetle, 1479 sayılı Kanunun 46/ 2 nci maddesi hükmünün sadece 1479 sayılı Kanuna göre hem kocadan hem ana veya babadan ölüm aylığına hak kazanılması halinde uygulanabileceği, öte yandan, 5510 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesine göre, ölüm aylıklarının bağlanmasında vs.
yürürlükten kalkan 1479, 506, 2926, 2925 sayılı Kanun hükümleri uygulanacağından, 5510 sayılı 1
Kanunun 54 üncü maddesinin de somut uyuşmazlıkta uygulanamayacağı değerlendirilmektedir .
14.3. Ayrıca başvuranın annesi ’in 16/ 10/ 1993 tarihinde vefat ettiği ancak anılan tarihte evli olması hasebiyle hak sahipliğini kazanamadığı, 08/ 03/ 2002 tarihinde de eşi
’in vefatı sonrasında hak sahibi olduğu anlaşılmaktadır . Başvuranın hak sahipliğini kazandığı tarihte başvuranın hak sahipliği sebebiyle tabi olduğu mevzuat açısından üçüncü aylığın bağlanmasına engel teşkil edebilecek 1479 sayılı Yasanın 46/ 2 nci maddesi hükmünün 24/ 08/ 2000 tarihinde 619 sayılı KHK ile değiştirilerek : “Ancak evliliğin son bulmasıyla kocasından da aylık almaya hak kazanan kız çocuklarına bu aylıklardan fazla olanı ödenir .” cümlesinin eklendiği, anılan bu değişikliğin 08/ 08/ 2001 tarihinde yürürlüğe giren 26/ 10/ 2000 gün 61/ 34 sayılı Anayasa
Mahkemesi kararıyla iptal edildiği ve 24/ 07/ 2003 tarihinde 4956 sayılı Kanunla yapılan bu düzenlemenin metne eklendiği anlaşılmaktadır .
14.4. Bu durumda anılan KHK’nın iptali nedeniyle söz konusu değişikliğin başvurana uygulanması, hatta ve hatta eski kanun hükümlerinin aleyhe olan kısımlarının somut olayda uygulanması mümkün değildir . Başvuranın annesinden dolayı aylığına hak kazandığı tarih aralığında ( 24/ 08/ 2000 –
11 / 1324/ 07/ 2003 ), 08/ 03/ 2002 tarihinde, Kanun koyucu tarafından aranan tek şart “sosyal güvenlik
kanunları kapsamında çalışmama, bu kapsamdaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almama” olup, dosya kapsamından da başvuranın kendi çalışmasından dolayı gelirinin bulunmadığı açıktır .
14.5. Bu çerçevede, başvuru dosyası, idarenin cevapları ve konuya ilişkin yüksek yargı kararları birlikte değerlendirildiğinde , başvurana annesinden dolayı hak sahipliği sebebiyle üçüncü aylığın bağlanması hususunda; başvurana hak sahipliği dolayısıyla uygulanacak mevzuatın hak sahibi olduğu tarih olan 2002 tarihinde uygulanan mevzuat ( 1479 sayılı Kanun) olması ve anılan mevzuatta üçüncü aylığın bağlanmasına engel teşkil edecek düzenlemenin başvurana uygulanmasının mümkün olmayacağı ve başvurana üçüncü aylığın bağlanabileceği değerlendirilmektedir .
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 15. 28/ 03/ 2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği
Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi Yönetim
İlkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde Kurumun, inceleme ve araştırma yaparken idarenin, insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde; kanunlara uygunluk, ayrımcılığın önlenmesi, ölçülülük, yetkinin kötüye kullanılmaması, eşitlik, tarafsızlık, dürüstlük, nezaket, şeffaflık, hesap verilebilirlik, haklı beklentiye uygunluk, kazanılmış hakların korunması, dinlenilme hakkı, savunma hakkı, bilgi edinme hakkı, makul sürede karar verme, kararların gerekçeli olması, karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi, kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi, kişisel verilerin korunması gibi iyi yönetim ilkelerine uygun işlem ve eylem ile tutum veya davranışta bulunup bulunmadığını gözeteceği düzenlenmiştir .
15.1. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; başvuru kapsamında ilgili idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, ayrıca idarenin başvuranla ilgili işlemlerinde “kanunlara uygunluk”, “makul sürede karar verme”, “hesap verilebilirlik”, “şeffaflık”, “kararların gerekçeli olması”, “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı , ancak idarenin, başvurana verdiği cevaplarda hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği bu nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı anlaşılmış olup, idareden bundan böyle bu ilkeye de uyması beklenmektedir .
15.2. Diğer yandan Hukuk devleti ilkesi idarenin “belirlilik”, “istikrar”, “öngörülebilirlik” ve “haklı beklenti” ilkelerine uygun davranmasını içermektedir . Buna göre, idarenin vatandaşların güvenini boşa çıkaracak uygulamalardan kaçınması gerekir . Emeklilik çalışanlar bakımından tüm çalışma hayatı boyunca varılmak istenen bir gaye, sosyal devlet olmanın gereği olarak yaşlılık riskine karşı alınan bir güvence, devlet için bir ödevdir . İdarenin kendi iş ve işlemlerinde ise yasaya uygun, gerekli dikkat ve özeni göstermesi beklenmektedir . Sosyal devletin hayata geçirilmesinde en somut araçlardan biri olan Sosyal Güvenlik Kurumunun uygulamaları ile birey ile devlet arasında köprü kurarak taraflar arasındaki çekişmeyi önleyici ve giderici bir yöntem yaklaşım belirleyerek, yerleşik içtihatlara aykırı şekilde vatandaşların dava açma yoluna gitmesine sebebiyet vermeden işlem tesis etmesi beklenmektedir .
12 / 1315.3. T .C. Cumhurbaşkanlığı tarafından 12/ 10/ 2018 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanan 2018/ 13
sayılı genelgede; kamu hizmetlerinin yerine getirilmesinde Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile birlikte insan odaklı yönetim anlayışı doğrultusunda bürokrasinin azaltılması ve kurumların görev alanı dışında kalan başvurularda dahi, gerekli girişimler yapılarak vatandaşa gecikmeksizin nihai ve kesin bilgi verilmesi ve başvuruların doğru ve süratli sonuçlandırılması konusunda kamu kurum ve kuruluşlarına talimat verilmiştir . Bu kapsamda başvuruya konu idareden, Cumhurbaşkanlığı
Hükümet Sisteminin amacına ve ruhuna uygun bir şekilde hareket etmesi de beklenmektedir .
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
16. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır . Buna göre; ilgili idarenin eylem ve işlemlerine karşı (varsa)
dava açma süresinden arta kalan sürede Ankara İş Mahkemesine yargı yolu açıktır .
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle, BAŞVURUNUN KABULÜNE
Başvuranın hak sahipliği sebebiyle diğer aylıklarının yanı sıra annesinden dolayı da yetim aylığı bağlanması talebinin yeniden değerlendirilmesi hususunda makul sürede işlem tesis edilmesi yönünde, SOSYAL GÜVENLİK KURUMUNA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kanunun 20 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, bu karar üzerine tesis
edilecek işlemin veya eylemin 30 (otuz) gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna; Kararın, BAŞVURANA VE SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI’NA tebliğine;
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi .
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi