|
ÖZET: Başvuru, Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi (TEİAŞ) 14. Bölge Müdürlüğü tarafından yapılan bir kesintinin iade edilmesi talebine ilişkindir. Başvuran, şirketinin temizlik hizmetlerini yürüttüğü dönemde, işten çıkartılan bir çalışana yönelik mahkeme kararı doğrultusunda ödenmesi gereken 9.104,00 TL’nin, TEİAŞ tarafından hakedişten kesildiğini ve bu kesintinin hukuksuz olduğunu iddia etmektedir. Başvuru, 11/11/2019 tarihinde yapılmış ve 07/05/2020 tarihinde ret kararı verilmiştir.
TEİAŞ, başvuranın iddialarına yanıt olarak, işten çıkartılan çalışanın durumu hakkında gerekli bilgileri sunmuş ve yapılan kesintinin yasal çerçevede gerçekleştiğini belirtmiştir. İdare, işten çıkarma işlemlerinin, sözleşme hükümlerine uygun olarak yürütülmediğini ve bu nedenle kesintinin hukuka aykırı olmadığını savunmuştur. Ayrıca, mahkeme kararının gereğinin yerine getirilmesi için kesintinin yapıldığı ifade edilmiştir. Sonuç olarak, Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın taleplerinin hukuka uygun olmadığını belirterek, başvurunun reddine karar vermiştir. İdarenin işlemlerinin yasal çerçevede olduğu ve başvuranın iddialarının geçersiz olduğu tespit edilmiştir. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2020/6994-S.20.11098
BAŞVURU NO : 2019/19562
KARAR TARİHİ : 07/05/2020
RET KARARI
BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ :
BAŞVURUYA KONU İDARE : TÜRKİYE ELEKTRİK İLETİM ANONİM
ŞİRKETİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
BAŞVURUNUN KONUSU : Hakedişten kesilen tutarın iade edilmesi talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 11/11/2019
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza yapılan tarihli başvuruda şikayetçi özetle; “Temsile yetkili olduğu SAN. TİC. LTD. ŞTİ.’nin Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi (TEİAŞ) 14.
Bölge Müdürlüğü’nün genel temizlik, danışmanlık ve teknik personel ile yemekhane hizmetlerini yürüttüklerini, şirket bünyesinde çalışan adlı çalışanı Kurum olurunu da alarak işten çıkarttıklarını, anılan çalışanın durumu mahkemeye taşıdığını ve adli makamların çalışan lehine 9104,00 TL. ödeme çıkarttığını, TEİAŞ 14. Bölge Müdürlüğü’nün hiçbir şekilde şirketin olurunu almadan 9104,00 TL’yi hakkedişten kestiğini iddia ederek, çalışanın işten çıkartılmasında bizzat olur ve onay veren idarenin söz konusu 9104,00 TL.’yi şirkete iade etmesini” talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Başvuruya konu iddialar hakkında 09/01/2020 tarihli ve E. sayılı bilgi ve belge talep yazısıyla TEİAŞ 14. Bölge Müdürlüğü’nden başvuruya ilişkin bilgi-belge talep edilmiştir. Bu kapsamda, TEİAŞ 14. Bölge Müdürlüğü’nün 28/01/2020 tarihli ve sayılı cevabi yazılarıyla Kurumumuza iletilmiştir.
3. TEİAŞ 14. Bölge Müdürlüğü’nün anılan yazısı ve eklerinde özetle, 3.1. Bölge Müdürlüğü’nün genel temizlik, misafirhane-lokal, sekretarya ve bakım onarım işlerinin 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 62’nci maddesi birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca hizmet alım yoluyla 01.01.2017- 31.12.2017 1(bir) yıllık ve 01.01.2018- 31.12.2020 tarihleri arası 3 (üç) yıllığına SAN. TİC. LTD. …ŞTİ. tarafından yürütüldüğü,
3.2. Şikayete konu olan tazminatın ödendiği temizlik personeli ’nun; 03/05/2012 tarihinde Bölge Müdürlüğü merkezinde işe başladığı, personelin talebi üzerine 27/11/2017 tarih ve E. sayılı yazıyla yine Bölge Müdürlüğü’ne bağlı Hopa İletim Şebekeleri İşletme ve Bakım Müdürlüğü emrinde görevlendirildiği ve keyfiyetin firmaya bildirildiği, 3.3. Şikayetçi şirket tarafından 15/12/2017 tarihli yazıyla söz konusu işçinin 13/12/2017 tarihinde işten çıkarıldığının ve yerine başka bir personelin işe alındığının taraflarına bildirildiği, 3.4. Bölge Müdürlüğü’nün firmaya 20/12/2017 tarih ve E sayılı yazıyla işe giriş ve çıkış işlemlerinin Genel Müdürlüğü’n bilgisi dahilinde yapılmakta olduğu, söz konusu işçinin durumuyla ilgili olarak ta Genel Müdürlükten görüş istendiği, ve gelecek görüşe kadar personel hakkında hiçbir işlem yapılmamasının istendiği,
3.5. İlgili şirketin 21/12/2017 tarih ve sayılı yazısında personelin 12-13 Aralık 2017 tarihlerinde işe gelmediğinden dolayı işten çıkardığını bildirdiği, şirketin personellerinin işe devam durumları ilgili ihaleye ait Teknik Şartnamenin 18. maddesi 2. bendinde ”işçilerin işe geliş-gidiş, gün içerisinde çalışmalarının takibi İdari ve Sosyal İşler Şefliğince yürütülecektir.” hükmü yer almasına rağmen ilgili tarihlerde tutulan tutanakların Bölge Müdürlüğü’nün bilgisi dışında tutulduğu, Bölge Müdürlüğü’nün 27/12/2017 tarih ve E. sayılı yazıyla Genel
Müdürlüğün görüşünün şirkete iletildiği, yapılan personel çıkış ve giriş işlemlerinin iptali gerektiğinin istendiği, ancak şirketin taleplerini yerine getirmediği, 3.6. Şirket tarafından işten çıkartılan ’nun Hopa Asliye Hukuk Mahkemesine
İŞ dosya nolu tespit davası açtığı ve 11/12/2017-15/12/2017 tarihleri arasında ilgili müdürlükte mesai saatleri içerisinde fiilen çalıştığının mahkemece tespit edildiği, söz konusu işçinin, işten çıkartılmasına karşı da Trabzon 2. İş Mahkemesine Esas sayılı dava açtığı ve kesinleşen mahkeme kararıyla işe iadesine ve 4 ay boşta geçen süre tazminatının ödenmesine karar verildiği, Samsun Bölge Adliye Mahkemesinin Esas sayılı kararıyla da tazminat ödenmesine ilişkin hükmün kesinleştiği,
3.7. Trabzon 2. İş Mahkemesinin Esas sayılı kararında davacı işçi hakkında işe iade kararı verildiği, Kurumlarınca 12/12/2018 tarih ve E. sayılı yazıyla firmaya
‘’mahkeme kararının tarafınızca değerlendirilerek gereğinin ifası Yargıtay İçtihatlarına usul ve esaslarına riayet edilmesi, süresinde iş başvuru talebi var ise işe başlatma işlemlerinin başlatılması aksi durumda idarenin sorumlu olmayacağının, işe başlatmama tazminatı, kıdem tazminatı, ihbar ile sair alacakları yönünden firmanının sorumlu olduğu ve ilgili sözleşmeler uyarınca tarafınızdan tahsil edilmesi gerektiğinin bilinmesi” hususunun şirkete bildirildiği, 3.8. Trabzon 2.İş Mahkemesinin E. sayılı dosyası gereği boşta geçen süre tazminatının herhangi bir şarta ve koşula bağlı olmadan davacıya ödenmesine karar verdiği, konunun mahkeme ilamıyla kesinleştiği, diğer taraftan Ordu Arabuluculuk Bürosu’nun sayılı dosyası gereği arabuluculuk görüşmeleri sonucunda ilgili mahkeme kararı uyarınca müracaat sahibi ‘nun boşta geçen süre tazminatı olarak hesaplanan 9.104,00TL.’nin Bölge Müdürlüğü’nün hesabına yatırılmasının 25/01/2019 tarih ve sayılı yazıyla şirkete bildirildiği ancak şirketin verilen süre içerisinde Bölge Müdürlüğü’ne ödeme yapmadığı, 3.9. Yüklenici şirket ile imzalanan sözleşme’nin ”Sözleşmenin ekleri” başlıklı 8. maddesi 81ile 8-2 ve alt bendleri Yüklenici borcu ve sorumluluğuna ilişkin Teminatlar başlıklı 11.
maddesi 11-4.2 ve Teknik Şartnamenin Çalıştırılacak işçiler ile ilgili Genel Hususlar başlıklı
18.16 gereği 9.104.00 TL.’nin ilgili şirketin Ocak 2019 ayı hakedişinden kesilerek başvurucu
vekili Av. ‘ın hesabına 05/02/2019 tarihinde yatırıldığı, sonuç olarak Bölge
Müdürlüğü’nün izni ve rızası olmadan SAN. TİC. LTD. ŞTİ. tarafından işten çıkartılan işçiye Trabzon 2. İş Mahkemesinin 2 Karar sayılı ilamınca boşta geçen süre tazminatı olarak ödenen 9.104,00TL.’nin ilgili şirketin hakkedişinden kesilerek başvurucuya ödenmesi işleminde Bölge Müdürlüğünce yasal olmayan herhangi bir işlemin yapılmadığı, açıklamalarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
4.2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının,
4.1. “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35 inci maddesinde; “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”, 4.2. “Devletin iktisadi ve sosyal ödevlerinin sınırları” başlıklı 65 inci maddesinde; “Devlet, sosyal ve ekonomik alanlarda Anayasa ile belirlenen görevlerini, bu görevlerin amaçlarına uygun öncelikleri gözeterek malî kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getirir”, 4.3. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan
Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler” 4.4.“Mahkemelerin Bağımsızlığı” başlıklı 138. maddesinin son fıkrasında; “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.”, 5. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine Ek (1) No.lu Protokol’ün “Mülkiyetin korunması” başlıklı 1 nci maddesinde; “Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez.”, 6. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun
Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” hükmüne, 7.22/05/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun; 7.1. “Tanımlar” başlıklı 2’nci maddesinin altıncı fıkrasında; “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir.
Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.”, 7.2. Geçersiz sebeple yapılan feshin sonuçları başlıklı 21’nci maddesinde; “İşverence geçerli sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı mahkemece veya özel hakem tarafından tespit edilerek feshin geçersizliğine karar verildiğinde, işveren, işçiyi bir ay içinde işe başlatmak zorundadır. İşçiyi başvurusu üzerine işveren bir ay içinde işe başlatmaz ise, işçiye en az dört aylık ve en çok sekiz aylık ücreti tutarında tazminat ödemekle yükümlü olur. Mahkeme veya özel hakem feshin geçersizliğine karar verdiğinde, işçinin işe başlatılmaması halinde ödenecek tazminat miktarını da belirler. Kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için işçiye en çok dört aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer hakları ödenir. Mahkeme veya özel hakem, ikinci fıkrada düzenlenen tazminat ile üçüncü fıkrada düzenlenen ücret ve diğer hakları, dava tarihindeki ücreti esas alarak parasal olarak belirler.
7.3.Kamu makamlarının ve asıl işverenlerin hakedişlerinden ücreti kesme yükümlülüğü başlıklı 36’ncı maddesinde; “…İşverenler, alt işverene iş vermeleri hâlinde, bunların işçilerinin ücretlerinin ödenip ödenmediğini işçinin başvurusu üzerine veya aylık olarak resen kontrol etmekle ve varsa ödenmeyen ücretleri hak edişlerinden keserek işçilerin banka hesabına yatırmakla yükümlüdür.” 8. 11/01/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun, 8.1. Müteselsil sorumluluk a. Dış ilişkide başlıklı 61 ‘inci maddesinde; “Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.
8.2. b. İç İlişkide başlıklı 62’nci maddesinde; “Tazminatın aynı zarardan sorumlu müteselsil borçlular arasında paylaştırılmasında, bütün durum ve koşullar, özellikle onlardan her birine yüklenebilecek kusurun ağırlığı ve yarattıkları tehlikenin yoğunluğu göz önünde tutulur.
Tazminatın kendi payına düşeninden fazlasını ödeyen kişi, bu fazla ödemesi için, diğer müteselsil sorumlulara karşı rücu hakkına sahip ve zarar görenin haklarına halef olur.” 9. 05/01/2002 tarihli ve 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunun; 9.1. Hizmet sunucularının sorumluluğu başlıklı 34’üncü maddesinde; “Hizmet sunucuları taahhütleri çerçevesinde kusurlu veya standartlara uygun olmayan malzeme seçilmesi, verilmesi veya kullanılması, tasarım hatası, uygulama yanlışlığı, denetim eksikliği, taahhüdün sözleşme ve şartname hükümlerine uygun olarak yerine getirilmemesi ve benzeri nedenlerle ortaya çıkan zarar ve ziyandan doğrudan sorumludur. Bu zarar ve ziyan genel hükümlere göre hizmet sunucusuna ikmal ve tazmin ettirilir…” hükümleri yer almaktadır.
VI. KAMU DENETÇİSİ Av. HÜSEYİN YÜRÜK’ÜN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE
ÖNERİSİ
10. Kamu Denetçisi tarafından, şikayetçinin iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; başvuru konusuna ilişkin “Ret
Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden 11. Şikayetçi vekili, 1. paragrafta da açıklandığı üzere; Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi (TEİAŞ) 14. Bölge Müdürlüğü’nün genel temizlik, danışmanlık ve teknik personel ile yemekhane hizmetlerini yürüttüklerini, şirket bünyesinde ve TEİAŞ 14. Bölge Müdürlüğü emrinde çalışan temizlik görevlisinin işten çıkartılması sonucunda oluşan zararın anılan idare tarafından hakedişlerinden hukuka aykırı olarak kesildiğini, söz konusu işçiye yönelik işlemlerde şirket olarak kusurlarının bulunmadığını, adli makamlarca belirlenen tutarın idarenin karşılaması gerektiğini iddia ederek 2019 yılı Ocak ayı hakedişlerinden kesilen 9.104,00
TL.’nin iadesini talep etmektedir.
12. TEİAŞ 14. Bölge Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada; İdare olarak 4734 sayılı Kamu
İhale Kanunu’nun ilgili hükümleri gereği, şikayetçi firmayla Bölge Müdürlüğü’nün genel temizlik, misafirhane-lokal, sekretarya ve bakım onarım işlerinin hizmet alımı yöntemiyle ihale edildiği ve 2017 yılının başından itibaren ilki 1 yıllık ve daha sonra 3 yıllık olmak üzere sözleşme imzaladıkları, şirketin personellerinin işe devam durumları ilgili ihaleye ait Teknik
Şartnamesinin 18. maddesi 2. bendinde ”İşçilerin işe geliş-gidiş, gün içerisinde çalışmalarının takibi İdari ve Sosyal İşler Şefliğince yürütülecektir.” hükmüne muhalif olacak şekilde işlem tesis ettiği, konunun yargıya intikal ettiği, adli makamlarca verilen kararın ifası için şirkete keyfiyetin bildirildiği, ancak netice alınamadığı, sonuç olarak Yüklenici şirket ile imzalanan sözleşme’nin ”Sözleşmenin ekleri” başlıklı 8. maddesi 8-1ile 8-2 ve alt bendleri Yüklenici borcu ve sorumluluğuna ilişkin Teminatlar başlıklı 11. maddesi 11-4.2 ve Teknik
Şartnamenin Çalıştırılacak işçiler ile ilgili Genel Hususlar başlıklı 18.16 gereği 9.104.00
TL.’nin ilgili şirketin Ocak 2019 ayı hakkedişinden kesilerek işçi vekilinin hesabına yatırıldığı, dolayısıyla şikayetçi şirkete yönelik gerçekleştirilen iş ve işlemlerin tamamen mevzuata uygun olduğu ” bildirilmiştir.
13. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2 nci maddesinde asıl işveren-alt işveren ilişkisi tanımlandıktan sonra devamında getirilen “… Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” hükmüyle, alt işverenin işçilerine karşı iş kanunundan, bireysel ya da toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden asıl işveren müteselsil sorumlu tutulmuştur. Yani asıl işveren-alt işveren ilişkisinde kanun koyucu konuyu işçiyi koruma yönüyle değerlendirdiği ve asıl işvereni, alt işverenin işçilerine karşı bu işyeri ile ilgili olarak kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren birlikte sorumlu tutarak işçilerin karşılaşabilecekleri olumsuzluklarda işçilerin haklarının korunmasının amaçlandığı görülmüştür. Asıl işverenin müteselsil sorumluluğunun nedeni, kendi işini kuracak kadar yeterli sermayeye sahip olmayan alt işverenin kendi işçilerine karşı ücret, ikramiye, prim, fazla çalışma, hafta tatili, yıllık izin, ihbar, kıdem tazminatı, kötü niyet tazminatı, iş güvencesi, yemek ve yol yardımı vb. sorumluluklarını yerine getirmemesi/getirememesi halinde işçilerin korunması, asıl işveren-alt işveren ilişkisinin muvazaalı işlemlere konu yapılmaması ve işçilerin kanundan doğan haklarını kullanabilmeleri ilkelerine dayanmaktadır. Dolayısıyla, alt işverenin işçisinin kendi işvereninden (alt işverenden) ücret veya diğer haklarını elde edememesi durumunda, her iki işverenin birlikte sorumluluğu kabul edilmiştir. Buna göre, alt işverenin işçisi yasadan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan ücret veya diğer bir hakkını ister kendi işvereninden, ister asıl işverenden, isterse her ikisinden birlikte talep edebileceği ortadadır. Ancak işçinin iş kanunu ve diğer kanunlardan kaynaklı haklarına yönelik ihlallerde asıl işverenin alt işverene rücu hakkının da bulunduğu, değerlendirilmiştir.
14. Somut olayda; Bir kamu iktisadi kuruluşu olan ‘Türkiye Elektrik İletim A.Ş. Trabzon 14.
Bölge Müdürlüğü’nün 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 62’nci maddesi birinci fıkrasının (e)
bendi uyarınca hizmet alım yoluyla 01.01.2017- 31.12.2017 1(bir) yıllık ve 01.01.2018-
31.12.2020 tarihleri arası 3 (üç) yıllığına SAN. TİC. LTD. …ŞTİ ile sözleşme
imzaladıkları anlaşılmıştır. Usulüne uygun şekilde imzalanan sözleşme kapsamında söz konusu idarenin asıl işveren olarak alt işveren şirkete belli yükümlülükler yüklediği, uyuşmazlığa konu edilen temizlik personelinin de aralarında bulunduğu çalışanların işe alımı, hizmeti yürütmelerinin takibi, işe devam çizelgelerinin tutulması vs. işlemlerine yönelik hükümlerin açık şekilde yer aldığı tespit edilmiştir. Söz konusu ihale teknik şartnamesinin
18 inci maddesi 2 nci bendinde ”işçilerin işe geliş-gidiş, gün içerisinde çalışmalarının takibi
İdari ve Sosyal İşler Şefliğince yürütüleceği” hüküm altına alınmışken, yargısal uyuşmazlığa yol açan personelin işten çıkartılması sürecinde şikayetçi alt işverenin, 15/12/2017 tarihli yazıyla söz konusu işçinin 13/12/2017 tarihinde işten çıkarıldığının ve yerine başka bir personelin işe alındığının idareye bildirildiği, idare tarafından 20/12/2017 tarih ve E sayılı yazıyla işe giriş ve çıkış işlemlerinin Genel Müdürlüğün bilgisi dahilinde yapılmakta olduğunun hatırlatıldığı, söz konusu işçinin durumuyla ilgili olarak da Genel Müdürlükten görüş istendiği, ve gelecek görüşe kadar personel hakkında hiçbir işlem yapılmamasının istendiği, yine 27/12/2017 tarih ve E. sayılı yazıyla Genel Müdürlüğün görüşü doğrultusunda, yapılan personel çıkış ve giriş işlemlerinin iptalinin istendiği, ancak şirketin idarenin taleplerini yerine getirmediği, dolayısıyla şikayetçi şirketin asıl işveren hüviyetine bürünerek sözleşme hükümlerine aykırı olarak personelin işine son verdiği idare tarafından gönderilen bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
15. Diğer taraftan işten çıkartılan temizlik personelinin Hopa Asliye Hukuk Mahkemesine
İŞ nolu tespit davası açtığı ve 11/12/2017-15/12/2017 tarihleri arasında ilgili müdürlükte mesai saatleri içerisinde fiilen çalıştığının mahkemece tespit edildiği, söz konusu işçinin, işten çıkartılmasına karşı da Trabzon 2. İş Mahkemesine Esas sayılı dava açtığı ve kesinleşen mahkeme kararıyla işe iadesine ve 4 ay boşta geçen süre tazminatının ödenmesine karar verildiği, Samsun Bölge Adliye Mahkemesinin Esas sayılı kararıyla da işçiye tazminat ödenmesine ilişkin hükmün kesinleştiği, Ordu Arabuluculuk
Bürosu’nun sayılı dosyası gereği arabuluculuk görüşmeleri sonucunda davacının boşta geçen süre tazminatı olarak hesaplanan 9.104,00TL.’nin Bölge Müdürlüğü’nün hesabına yatırılmasının 25/01/2019 tarih ve E sayılı yazıyla şirkete bildirildiği ancak şirketin verilen süre içerisinde Bölge Müdürlüğü’ne ödeme yapmadığı, idarenin de adli makamlarca alınan kararı yerine getirmek adına şirketin en yakın hakediş tarihi olan 2019 yılı Ocak ayı hakedişinden Mahkeme kararında belirtilen tutarı kestiği ve davacı personel vekilinin hesabına yatırdığı, dolayısıyla idarenin söz konusu mahkeme kararını yerine getirdiği anlaşılmıştır.
16. İdarenin mahkeme kararıyla kesinleşen işçi alacağını doğrudan alt işveren olan şikayetçi şirketten tahsiline yönelik işleminde; 6098 sayılı Borçlar Kanunu’na göre de değerlendirmek gerekmiştir. Anılan kanunda müteselsil sorumluluk dış ilişkide ve iç ilişkide olmak ikiye ayrılmış ve Kanunun 62 nci maddesinde iç ilişkide müteselsil sorumluluk, “Tazminatın aynı zarardan sorumlu müteselsil borçlular arasında paylaştırılmasında, bütün durum ve koşullar, özellikle onlardan her birine yüklenebilecek kusurun ağırlığı ve yarattıkları tehlikenin yoğunluğu göz önünde tutulur.” hükmünün yer aldığı anlaşılmıştır. Somut olayda işçinin haksız olarak işten atılmasında idareye yüklenebilecek bir kusur da şikayetçi şirket tarafından somut delillerle ortaya konamamıştır.
17. 4857 sayılı İş Kanunu’nun Kamu makamlarının ve asıl işverenlerin hakedişlerinden ücreti kesme yükümlülüğü başlıklı 36’ncı maddesinde zikredildiği üzere İşverenlerin, alt işverene iş vermeleri hâlinde, bunların işçilerinin ücretlerinin ödenip ödenmediğinin işçinin başvurusu üzerine veya aylık olarak resen kontrol etmekle ve varsa ödenmeyen ücretleri hakedişlerinden keserek işçilerin banka hesabına yatırmakla yükümlü olduğu, dolayısıyla bir
Kamu İktisadi Kuruluşu olan idarenin de alt işveren konumunda olan şikayetçi firmanın hakedişinden işçi alacağını kesmesinin kanunun emredici bir hükmü olduğu değerlendirilmiştir.
18. Öte yandan 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunun; Hizmet sunucularının sorumluluğu başlıklı 34’üncü maddesinde; Hizmet sunucularınca verilen taahhüdün sözleşme ve şartname hükümlerine uygun olarak yerine getirilmemesi ve benzeri nedenlerle ortaya çıkan zarar ve ziyandan hizmet sunucusunun doğrudan sorumlu olduğu, ortaya çıkan zarar ve ziyanın genel hükümlere göre hizmet sunucusuna ikmal ve tazmin ettirileceği hüküm altına alınmıştır. Dolayısıyla idarece sunulan bilgi ve belgelerde şikayetçi şirketin hizmet sunma aşamasında (personel işe alımı ve işten çıkartılması noktasında) sözleşme hükümlerine tam olarak bağlı kalmadığı ve mahkeme kararıyla da kesinleşen zararın idarece şikayetçi firmaya tazmin ettirildiği anlaşılmıştır.
19. Kurumumuzca, şikâyetçinin iddiaları, idarenin açıklamaları, ilgili mevzuat hükümleri ile tüm dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerle birlikte yapılan nihai değerlendirmede; şikayetçi şirketin asıl işveren hüviyetine bürünerek sözleşme hükümlerine aykırı olarak personelin işine son verdiği, Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi (TEİAŞ) 14. Bölge Müdürlüğü tarafından şikayetçi hakkında tesis edilen 2019 yılı Ocak ayı hakedişinden 9.104,00
TL.’lik tutarın kesilmesi işleminin adli makamlarca alınan bir kararın hukuki sonucu olduğu, dolayısıyla başvuran hakkında idarece tesis edilen iş ve işlemlerde hukuka ve hakkaniyete aykırılık tespit edilememiştir.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden 20. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar
Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; Kurumumuzun bilgi ve belge talebine idarece süresi içinde cevap verildiği, İdarenin başvuranla ilgili işlemlerinde ‘kanunlara uygunluk’, ‘makul sürede karar verme’, ‘hesap verilebilirlik’, ‘şeffaflık’, ‘kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi’ ilkelerine uygun davrandığı, ancak idarenin, şikâyetçiye verdiği 08/11/2019 tarihli ve 454885 sayılı cevapta hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği bu nedenle ‘karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi’ ilkesine uymadığı tespit edildiğinden, idarenin bahse konu ilkeye uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT
21. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup Trabzon Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre; BAŞVURUNUN REDDİNE,
Kararın başvurana ve TEİAŞ GENELMÜDÜRLÜĞÜ’NE tebliğine,
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi