|
ÖZET: Başvuran, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) ile imzaladığı deneme süreli iş sözleşmesinin, işe giriş sırasında hakkında verilmiş “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” kararını bildirmediği gerekçesiyle feshedilmesini talep etmiştir. Başvuran, 2014 yılında eşiyle yaşadığı sorunlar nedeniyle ceza davasına maruz kalmış ve bu dava sonucunda verilen ceza hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı almıştır. İşe girişte, bu durumu bildirmediği için iş sözleşmesi feshedilmiştir.
TÜBİTAK, başvuranın işe girişte doldurduğu formlarda gerçeğe aykırı beyanlarda bulunduğunu belirterek sözleşmeyi feshetmiştir. Kurum, başvuranın iş sözleşmesinin feshedilmesinin hukuka uygun olduğunu savunmuştur. Ancak Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın ceza yargılamasına dair bilgilerin sözleşme imzalandıktan sonra öğrenilmesi nedeniyle, fesih işleminin hukuka aykırı olduğuna karar vermiştir. Sonuç olarak, başvurunun kabulü ile TÜBİTAK’a, başvuranın iş sözleşmesinin feshi kararını geri alması ve yeni bir işlem tesis etmesi yönünde tavsiyede bulunulmuştur. Bu kararın ardından, TÜBİTAK’ın 30 gün içinde gerekli işlemleri bildirmesi gerekmektedir. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 10250-10250 |sayi|95802452-101.07.04-E.95802452-101.07.04-E.
BAŞVURU NO : 2017/2087 2017/ 2087
KARAR TARİHİ : 25/08/2017 |tarih|
TAVSİYE KARARI
BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ :
BAŞVURUYA KONU İDARE : Türkiye Bilimsel ve Teknolojik
Araştırma Kurumu (TÜBİTAK)
BAŞVURUNUN KONUSU : Hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararını iş başvurusu sırasında bildirmeyen başvuranın deneme süreli iş ilişkisinin sona erdirilmesi üzerine işe iade edilmesi talebi hakkındadır .
BAŞVURU TARİHİ : 15/03/2017 15.3.2017
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1) Başvuran; Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu’nda 29/ 04/ 2016 tarihinde işe
başladığını, 2014 yılında eşi ile yaşadığı problem nedeniyle açılan ceza davası sonucunda verilen adli para cezası hakkında “hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı” verildiğini, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının davayı yok hükmünde kabul etmesi ve adli sicil/arşiv kaydında görünmemesi nedeniyle işe başlarken “Ceza, hüküm aldınız mı?” sorusuna “Hayır” cevabı verdiğini, bu durumu işe girerken bildirmediği gerekçesiyle iş sözleşmesinin feshedildiğini, idareye yapmış olduğu başvurusuna konunun Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnameleri kapsamında değerlendirildiği yönünde cevap verildiğini belirterek işe iade edilmesini talep etmektedir .
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2) Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu Başkanlığının konuya ilişkin 28/ 04/ 2017
1 / 7tarih ve E. 16/ 06/ 2017 tarih ve E. sayılı yazılarında ve eklerinde özetle;
2.1) Başvuran ile 29/ 04/ 2016 tarihinde dört ay süreli deneme süreli iş sözleşmesi imzalandığı,
başvuran memur (koruma) olarak görev yaparken hakkında yaptırılan Arşiv Araştırması ve Güvenlik
Soruşturması sonucunda Ankara Valiliğinin 30/ 06/ 2016 tarihli ve sayılı yazı ekinden; başvuran hakkında Ankara 32 nci Asliye Ceza Mahkemesinin 11/ 12/ 2014 tarihli ve E . , K.
sayılı kararı ile yaralama suçundan yargılama yapıldığı ve 100 gün adli para cezası ile cezalandırılarak hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı, 5 yıl süre ile denetim süresine tabi tutulduğunun anlaşıldığı,
2.2) Başvuranın, işe giriş sırasında doldurduğu TÜBİTAK İş Başvuru Formunun 11 inci bölümünde
belirtilen “Basit trafik suçları hariç; gözaltına alındınız, tutuklandınız, hüküm giydiniz mi?” sorusuna
“Hayır”, işe başladıktan sonra doldurulan Arşiv Araştırması ve Güvenlik Soruşturması Formunda belirtilen “Hakkınızda verilmiş bulunan mahkumiyet hükmü veya halen devam eden ceza davası bulunup bulunmadığı” sorusuna ise “Yok” şeklinde beyanda bulunduğu, Formun imza kısmında
“TÜBİTAK İş Başvuru Formunu gerçeğe uygun olarak doldurduğumu, gerçeğe aykırı beyan edilen bilgilerin tespiti halinde iş akdimin feshedilmesi dahil TÜBİTAK tarafından tarafıma uygulanacak yaptırımları kabul ederim” ibaresinden sonra imzasının bulunduğu,
2.3) Bu nedenlerle başvuranın deneme süreli iş sözleşmesinin 19/ 08/ 2016 tarihinde 4857 sayılı İş
Kanununun 15 inci ve 25/II-a maddeleri gereğince bildirimsiz olarak feshedildiği ve başvuranın iş sözleşmesinin feshinin FETÖ/PDY kapsamında iltisak veya irtibatı nedeni ile gerçekleşmediği, başvuran hakkında adli/idari soruşturma açılmadığı açıklamalarına yer ver ilmiştir .
III. İLGİLİ MEVZUAT
3) Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma
hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında;
“Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir . Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler .”,
4) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci
maddesinin birinci fıkrasında ;
“Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir .”,
5) 4857 sayılı İş Kanunu’nun;
5.1) “Deneme süreli iş sözleşmesi” başlıklı 15 inci maddesinde;
“Taraflarca iş sözleşmesine bir deneme kaydı konulduğunda, bunun süresi en çok iki ay olabilir .
Ancak deneme süresi toplu iş sözleşmeleriyle dört aya kadar uzatılabilir .
Deneme süresi içinde taraflar iş sözleşmesini bildirim süresine gerek olmaksızın ve tazminatsız
2 / 7feshedebilir . İşçinin çalıştığı günler için ücret ve diğer hakları saklıdır .”,
5.2) “İşverenin haklı nedenle derhal fesih hakkı” başlıklı 25 inci maddesinin birinci fıkrasının
“Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri” başlıklı II numaralı bendinin a alt bendinde;
“İş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı noktalarından biri için gerekli vasıflar veya şartlar kendisinde bulunmadığı halde bunların kendisinde bulunduğunu ileri sürerek, yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler veya sözler söyleyerek işçinin işvereni yanıltması .”,
6) Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu İnsan Kaynakları Yönetmeliği’nin
“Sözleşmeler” başlıklı 13 üncü maddesinde;
“Kurumda işe başlayacak personel ile dört aylık deneme süresi sonunda belirsiz süreli iş sözleşmesi yapılır .”,
7) 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun “Hükmün Açıklanması ve Hükmün
Açıklanmasının Geri Bırakılması ” başlıklı 231 inci maddesinin beşinci fıkrasında , “Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl ( 2) veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir . Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır . Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder”, onuncu fıkrasında, “Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir .”, on üçüncü fıkrasında, “Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir . Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi halinde, bu maddede belirtilen amaç için kullanılabilir .”, düzenlemelerine yer verilmiştir .
IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE
ÖNERİSİ
8) Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı
birlikte değerlendirildiğinde; başvuran hakkında yapılan ceza yargılamasına ilişkin bilgilerin iş sözleşmesi yapılmasından sonra öğrenilmesi nedeniyle, başvuranın iş sözleşmesinin deneme süresi içerisinde feshedilmesine yönelik idarenin başvuruya konu işleminde hukuka ve hakkaniyete aykırılık bulunmadığı tespit edildiğinden başvurunun reddi yönünde hazırlanan “Ret Kararı Önerisi”
Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur .
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme
9) Başvuran ile TÜBİTAK arasında dört aylık deneme süreli iş sözleşmesi imzalandığı, başvuranın
işe girerken doldurduğu formda yer alan “Basit trafik suçları hariç; gözaltına alındınız, tutuklandınız, hüküm giydiniz mi?” sorusuna ve işe başladıktan sonra doldurduğu formda yer alan “Hakkınızda verilmiş bulunan mahkûmiyet hükmü veya halen devam eden ceza davası bulunup bulunmadığı”
3 / 7sorusuna hayır şeklinde cevap verdiği, Ankara Valiliği tarafından Arşiv Araştırması ve Güvenlik
Soruşturması sonucunda çalışmaya başlamadan önce yapılan ceza yargılaması sonucunda başvuran hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiğinin tespit edilmesi üzerine, idare tarafından gerçeğe aykırı beyanda bulunarak işvereni yanılttığı ileri sürülerek başvuranın sözleşmesinin feshedildiği, bunun üzerine başvuranın işe iade talebi ile kurumumuza başvurduğu anlaşılmaktadır .
10) Başvuran, işveren idarede deneme süreli iş sözleşmesi ile işçi statüsünde koruma görevlisi olarak
işe başlamıştır . Bilindiği üzere iş sözleşmeleri başta işçinin iş görme ve işverenin ücret ödeme borçları olmak üzere karşılıklı borç doğuran sözleşmelerdir . İş sözleşmesiyle taraflar arasında doğan hukuki ilişki, karşılıklı bu borçların ifa edilmesini gerektiren sürekli bir niteliğe sahiptir . Nitekim
Yargıtay 9 uncu Hukuk Dairesinin 16/ 11/ 2009 tarihli ve E . 2008/ 10493, K. 2009/ 31940 sayılı kararında da iş sözleşmesinin; kişisel ilişki kurma, karşılıklı borç doğurma ve sürekli borç ilişkisi yaratma özelliklerini içinde barındırdığı ve iş sözleşmesiyle tarafların bir güven ilişkisine girdiği değerlendirmelerine yer verilmiştir . Dolayısıyla iş sözleşmesi ile kurulan hukuki ilişki, taraflar arasında kişisel ilişki kurulmasına ve bu ilişkinin asli ögelerinden olan güven unsurunun taraflar arasında sağlanmasına dayanmaktadır . İş sözleşmesinin temelinde yer alan bu güven unsurunun ise sözleşmenin kurulması aşaması da dâhil olmak üzere taraflarca, sözleşmenin devam ettiği sürece korunması gerekmektedir .
11) Başvuruya konu olayda, başvuranın işe giriş sırasında doldurulan formda “Basit trafik
suçları hariç; gözaltına alındınız, tutuklandınız, hüküm giydiniz mi?” sorusuna “Hayır”; işe başladıktan sonra doldurulan Arşiv Araştırması ve Güvenlik Soruşturması Formunda belirtilen “Hakkınızda verilmiş bulunan mahkûmiyet hükmü veya halen devam eden ceza davası bulunup bulunmadığı” sorusuna ise “Yok” şeklinde beyanda bulunması üzerine, başvuranın 2014 yılında hakkında verilmiş HAGB kararını idareye bildirmemesi gerçeğe aykırı bilgiler verilerek idarenin yanıltılması olarak kabul edildiğinden öncelikle hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararının niteliğinin ve kişi üzerinde doğuracağı sonucun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir .
12) HAGB, mahkûmiyetin getireceği olumsuz hukuki sonuçlardan kişinin etkilenmemesi adına
(memuriyete atanma vb.) 5 yıl süre ile denetimli serbestliğe tabi tutularak hükmün açıklanmasının ertelenmesi ve kişiye bir imkân daha tanınmasıdır . HAGB kararları Ceza Muhakemesi
Kanununun (CMK) 231 inci maddesine göre, kurulan hükmün kişiler üzerinde hukuki sonuç doğurmamasını ifade etmekte ve bu kayıtlar ayrı bir sistemde tutulmaktadır . 5271 sayılı Ceza
Muhakemeleri Kanununun 231. maddesinde düzenlenmiş olan HAGB müessesesi, sanık hakkında hükmolunan cezanın belli bir denetim süresi içerisinde sonuç doğurmamasına, denetim süresi boyunca kasıtlı bir suç işlenmez ve yükümlülüklere uygun davranılırsa ceza kararının ortadan kaldırılmasına ve davanın düşmesine yol açan bir cezanın bireyselleştirilmesi kurumudur .
(Bkz . Kurumumuzca verilen 06/ 04/ 2017 tarihli ve 2016/ 4321 Başvuru No.lu Tavsiye kararı ve 23/ 05/ 2017 tarihli ve 2016/ 5202 Başvuru No.lu Tavsiye kararı)
13) Anayasa Mahkemesi’nin bireysel başvuru üzerine verdiği 4/ 11/ 2015 tarihli ve 2013/ 2091
Başvuru No.lu kararında ( 40- 42. Paragraf), 5271 sayılı Kanuna göre hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmamasını ifade ettiği, aynı
Kanunun 223. maddesinin birinci fıkrasında ifade edilen hüküm niteliğindeki kararlar arasında
4 / 7hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı sayılmadığı, hükmün açıklanmasının geri
bırakılması kararının yargılamayı hükümle sonuçlandıran bir karar niteliğinde olmayıp ceza yargılamasını sona erdiren düşme nedenlerinden birisi olduğu, denetim süresi içinde kasıtlı yeni bir suç işlenmediği takdirde açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak davanın düşmesine, denetim süresi içinde kasıtlı yeni bir suç işlenmesi hâlinde hükmün açıklanmasına karar verileceği, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen durumlarda sanığın suçlu olduğu konusunda ulaşılmış bir vicdani kanaat bulunduğu ve bu kanaat “kasten yeni bir suç” işlenmemesi şartına bağlı olarak hüküm ifade etmediği, bu çerçevede ceza davası dışında fakat ceza davasına konu olan eylemler nedeniyle devam eden idari uyuşmazlıklarda, açıklanması geri bırakılan mahkûmiyet kararına dayanılmasının masumiyet karinesi ile çelişebileceği, buna karşılık idari uyuşmazlığın çözümüne esas teşkil etmesi bakımından sadece kişinin yargılanmış olmasından ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karardan söz edilmesinin masumiyet karinesinin ihlal edildiğinden söz edebilmek bakımından yeterli olmadığı, bunun için kararın gerekçesinin bütün hâlinde dikkate alınması ve nihai kararın münhasıran hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen fiillere dayanıp dayanmadığının incelenmesi gerektiği ifade belirtilmektedir .
14) Danıştay 12.Dairesinin 22/ 10/ 2015 tarihli ve E. 2015/ 3186, K . 2015/ 5513 sayılı kararında,
“Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının kurulan hükmün sanık hakkında hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade ettiği Ceza Muhakemesi Kanununun 231 inci maddesinde açıkça belirtilmiş olup, buna göre sanığın suçluluğu sabit olmakla birlikte Kanunda öngörülen denetimli serbestlik tedbirlerine uygun davranılması ve öngörülen diğer koşulların varlığı halinde suç hiç işlenmemiş gibi kabul edileceği”nin açık olduğu, …, “hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı karşısında, sözleşmeli zabıt katipliği sınavında başarılı olan davacının, 2802 sayılı Kanun’un
Ek 1 inci maddesi ile Memur Sınav, Atama ve Nakil Yönetmeliği’nin 6/ 19 uncu maddesi uyarınca davalı idarece yapılan arşiv araştırmasının olumsuz olduğundan bahsedilemeyeceğinden, dava konusu arşiv araştırmasının olumsuz olduğundan bahisle atamasının onaylanmamasına ilişkin işlem ile bu işleme yaptığı itirazın reddine ilişkin işlemde hukuka uyarlık, aksi yönde verilen Mahkeme kararında da hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle yerel mahkeme kararının bozulduğu anlaşılmaktadır .
15) Ayrıca, 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’nun 4 üncü maddesinde adli sicile kaydedilecek bilgilere
yer verildiği, 5271 sayılı Kanunun 231 inci maddesinin 13. fıkrasındaki “Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, bunlara mahsus bir sisteme kaydedileceği, bu kayıtların, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi halinde, bu maddede belirtilen amaç için kullanılabileceği”, yine 5352 sayılı
Adli Sicil Kanununun 6 ncı maddesindeki; “Kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak mahkeme, hâkim, askerî hâkim, Cumhuriyet Başsavcılığı veya askerî savcılık tarafından istenmesi halinde verilmek üzere kaydedileceği” hükümleri karşısında, Adli Sicil
Kaydında özel bir yere kaydedilmesi gereken ve kanunun belirlemiş olduğu amaçlar dışında kullanılamayacağı belirtilen “hükmün açıklanmasının geri bırakılması”na ilişkin kararın, başvuranın ile idare arasındaki deneme süreli iş ilişkisinin sona erdirilmesine dayanak olarak gösterilemeyeceği açıktır . Sırf bu bilginin verilmemesinin gerçeğe aykırı beyanda bulunularak işverenin yanıltılması olarak nitelendirilemeyeceği, dolayısıyla deneme süreli iş ilişkisine son verilmesinin gerekçesi
5 / 7olarak öne sürülemeyeceği değerlendirilmektedir .
16) Somut olayda deneme süresi içerisinde yapılan fesih işleminin temelinde hükmün
açıklanmasının geri bırakılması kararının sonradan öğrenilmesinin bulunduğu; yukarıda yer verilen
Anayasa Mahkemesi kararında da belirtildiği üzere idari işleminin temelinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının olduğu ve işlemin münhasıran bu hususa dayanılarak tesis edildiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır .
17) Yukarıda yer verilen açıklamalar ve yargı kararları bir bütün halinde değerlendirildiğinde,
hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eden “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” müessesesinin 2006 yılında getirildiği göz önüne alındığında, ilgili formlarda sorulan soruların hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararını kapsamadığı, TÜBİTAK’ın formlarda yer alan soruları hazırlarken soruları bu yönde bir bilgiyi almaya yönelik olarak hazırlamadığı, böyle bir bilgiye sahip olmak isteniyorsa bu bilgiye yönelik soruların formda açıkça yer alması gerektiği değerlendirilmektedir . Başvuranın gözaltına alınmadığı, tutuklanmadığı, hüküm giymediği, hakkında verilmiş bulunan mahkûmiyet hükmü bulunmadığı, halen devam eden ceza davası bulunmadığı anlaşıldığından ve sorulan sorular hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilip verilmediğini öğrenmeye yönelik olmadığından başvuran hakkında tesis edilen işlemin hukuka aykırı olduğu sonucuna ulaşılmıştır .
18) Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde ; başvuran hakkında yapılan ceza
yargılaması sonucunda verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına ilişkin bilgilerin iş sözleşmesi yapılmasından sonra öğrenilmesi üzerine yanıltıcı beyanda bulunduğu gerekçesiyle başvuranın iş sözleşmesinin deneme süresi içerisinde feshedilmesine yönelik idarenin başvuruya konu işleminin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır .
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
19) İyi yönetim ilkelerine 28/ 03/ 2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan
Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında
Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup, idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği ayrıca idarenin başvuranla ilgili işlemlerinde, makul sürede karar verme, hesap verilebilirlik, şeffaflık ve kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi ilkelerine uygun davrandığı, ancak kanunlara uygunluk ve kararların gerekçeli olması ilkelerine ve idari işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceği bildirilmediğinden “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uygun davranmadığı anlaşılmış olup idarenin bundan böyle bu ilkelere de uyması beklenmektedir .
V. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
20) 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye
tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Ankara İş
Mahkemelerinde yargı yolu açıktır .
VI . KARAR
6 / 7Yukarıda açıklanan gerekçelere ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN KABULÜ İLE;
Başvuranın sırf hakkında verilmiş olan “Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararı”nı bildirmediği gerekçesiyle deneme süreli iş ilişkisinin sona erdirilmesi kararının geri alınması ve makul sürede yeni bir işlem tesis edilmesi hususunda TÜRKİYE BİLİMSEL VE TEKNOLOJİK
ARAŞTIRMA KURUMUNA TAVSİYEDE BULUNULMASINA;
6328 sayılı Kanunun 20 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik
Araştırma Kurumunca bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın BAŞVURANA ve TÜRKİYE BİLİMSEL VE TEKNOLOJİK ARAŞTIRMA
KURUMUNA TEBLİĞİNE;
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi .
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi