|
ÖZET: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, bir davacının haksız gözaltı ve tutukluluk nedeniyle tazminat talebini incelemiştir. İlk Derece Mahkemesi, davacının maddi tazminat talebini reddederken, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar vermiştir. Ancak, Bölge Adliye Mahkemesi, davacının her iki tazminat talebini de reddetmiştir. Yargıtay, davacının beraat kararının kesinleşmesinin ardından tazminat davasının açılma süresinin başladığını ve bu sürenin dolması nedeniyle düşme kararı verilmesinin davacının eylemlerinden kaynaklanmadığını belirlemiştir.
Yargıtay, 466 sayılı Kanun’un hükümlerine dayanarak, davacının haksız yere tutuklu kalmasının tazminat talebini haklı kıldığını tespit etmiştir. Bu bağlamda, davacının tazminat isteminin kabul edilmesi gerektiğine hükmederek, Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararını bozmuştur. Sonuç olarak, Yargıtay, davacının haklarının ihlal edildiği ve tazminat talebinin yerinde olduğu yönünde bir karar vermiştir. |
12. Ceza Dairesi 2022/3015 E. , 2024/3562 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/2185 E., 2021/748 K.
DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz isteminin esastan reddi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; davacı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK’nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK’nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince davacı vekilinin haksız gözaltı ve tutukluluk nedeniyle 10.000 TL maddi ve 500.000 TL manevi tazminatın gözaltı tarihinden işleyecek yasal faizi ile ödenmesine ilişkin davanın kısmen kabulü ile maddi tazminat talebinin reddine , manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 8.000 TL manevi tazminatın gözaltı tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvuruları üzerine yapılan inceleme neticesinde; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca davacı vekilinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacı vekilinin temyiz sebepleri; kararın hukuka aykırı olduğuna, davanın kabulü gerektiğine ilişkindir.
III. DAVANIN KONUSU
İlk Derece Mahkemesince, tazminat talebinin dayanağı olan Balıkesir 1. Ağır ceza mahkemesinin 2008/308 esas 2019/4 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacı …’nun 19/01/2004 tarihinde gözaltına alındığı, 23/01/2004 tarihinde ihaleye fesat karıştırma ve rüşvet suçundan tutuklandığı ve bahse konu suçlardan 16/06/2004 tarihinde tahliye edildiği, Balıkesir Ağır Ceza Mahkemesinin 14/07/2006 tarih ve 2004/133 Esas, 2006/427 Karar sayılı kararıyla davacının tutuklanmış olduğu rüşvet ve ihaleye fesat karıştırmak suçlarından beraatine karar verildiği, Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 28/01/2016 tarih ve 2013/10327 Esas, 2016/1066 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, davacı hakkında Balıkesir Ağır Ceza Mahkemesinin 14/07/2006 tarih ve 2004/133 Esas, 2006/427 Karar sayılı kararıyla rüşvet suçundan kurulan beraat hükmünün temyiz edilmeksizin kesinleştiği, 5230 sayılı Kanun’un 6/2 maddesine göre Ceza Muhakemesi Kanununun 141. ila 144.madde hükümlerinin 01/06/2005 tarihinden itibaren yapılan işlemler hakkında uygulanacağı, bu tarihten önceki işlemler hakkında ise 07/05/1964 tarihli ve 466 sayılı Kanun Dışı Yakalanan Veya Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi Hakkındaki Kanun hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı, işbu davaya konu işlemin davacının tutuklandığı 23/01/2004 tarihi olup, bu tarih itibariyle de 466 sayılı kanun hükümleri esas alınması gerektiği, 466 sayılı Kanun’un 2/1. maddesinde dava açma süresinin kesinleşmiş beraat kararının bizzat sanığa (davacıya) tebliği ile başlayacağının öngörüldüğü, kesinleşmiş beraat kararının davacıya tebliğine ilişkin tebligat evrakına dosya içerisinde rastlanılmadığı, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23/03/2011 tarih ve 2009/256 Esas, 2010/57 Karar sayılı kararı da nazara alınarak davacının tutuklanmış olduğu rüşvet suçu bakımından davanın süresinde açıldığı, İhaleye fesat karıştırma suçu yönünde değerlendirme yapıldığında ise; davacı hakkında Balıkesir Ağır Ceza Mahkemesinin 14/07/2006 tarih ve 2004/133 Esas, 2006/427 Karar sayılı kararıyla ihaleye fesat karıştırma suçundan kurulan beraat hükmün Yargıtay 8. Dairesinin 18/06/2008 gün, 2007/194 Esas, 2008/7757 sayılı kararı ile bozularak Balıkesir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2008/308 Esas sırasına kaydedildiği, Balıkesir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 12/01/2009 tarih ve 2008/308 Esas, 2009/4 Karar ile davacı hakkında ihaleye fesat karıştırma suçundan yeniden beraat kararı verildiği, söz konusu beraat kararının temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 28/01/2016 tarih ve 2013/10327 Esas, 2016/1066 Karar sayılı kararıyla verilen karar bozularak davacı hakkında ihaleye fesat karıştırma suçundan düşme kararı (kesinleşme tarihi: 28/01/2016) verildiği, Balıkesir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 25/05/2017 tarih ve 2008/308 Esas sayılı yazısından anlaşılacağı üzere, bahse konu kararın davacı vekiline 18/03/2016 tarihinde tebliğ edildiği, bu anlamda, davacının tutuklanmış olduğu ihaleye fesat karıştırma suçu bakımından davanın süresinde açıldığı, CMK’nın 144/1.c maddesinde genel yada özel af, şikayetten vazgeçme, uzlaşma gibi nedenlerle hakkında kovuşturmaya yer olmadığına veya davanın düşmesine karar verilen veya kamu davası geçici olarak durdurulan, kamu davası ertelenen veya düşürülen kişilerin tazminat isteyemeyeceğinin düzenlendiği, ancak, tazminat istenemeyecek hallerin belirlenmesine ilişkin nedenlerin niteliği dikkate alındığında bu hallerin suçun işlenmesi sonrası değişen taraf iradelerine yada devletin tasarruflarına dayalı olarak sanığa ceza verilmemesini öngören kurumlar olduğu, kişilerin iradesi dışında gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi halinde tazminat istenemeyeceğine ilişkin yasada bir düzenlemenin bulunmadığı, tüm dosya kapsamı dikkate aldındığında, dava zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle düşme kararı verilmesinin davacının (ceza dosyasındaki sanığın) eylemlerinden kaynaklanmadığı anlaşıldığından haksız yere tutuklu kalan davacı tarafın dava açma hakkı olduğu belirlenerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince kısmen kabul edilen davada, Bölge Adliye Mahkemesince davacının, 23/01/2004 tarihinde ihaleye fesat karıştırma ve rüşvet suçlarından dolayı tutuklandığı, 16/06/2004 tarihinde tahliye edildiği, Balıkesir 1. Ağır ceza mahkemesinin 2008/308 esas 2019/4 karar sayılı ilamı ile yüklenen tüm suçlardan sanığın beraatine karar verildiği, İhaleye Fesat Karıştırmak suçu yönünden vaki temyiz üzerine Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 28/01/2016 tarih ve 2013/10327 esas 2016/1066 karar sayılı ilamı ile zaman aşımı nedeniyle düşme kararı verildiği, beraat kararlarının 20/01/2009 tarihinde, düşme kararının ise 28/01/2016 tarihinde kesinleştiği, bu kapsamda; 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 6. maddesine göre davacının tazminat isteminin 466 sayılı Kanuna tabi olduğu, dava konusu somut olayda olduğu gibi; zaman aşımı nedeniyle düşme kararı verilmiş olduğu dikkate alındığında, tutuklama işleminin gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan 466 sayılı Kanun Dışı Yakalanan veya Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi Hakkında Kanun’un 1. maddesinde tazminat davası açılması için aranan şartların gerçekleşmemesi/davanın belirtilen maddede tahdidi şekilde sayılan tazminat istenebilecek haller içinde bulunmaması gerekçesiyle davanın tümden reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE VE KARAR
Davacının (sanığın) Balıkesir Sulh Ceza Mahkemesinin 23/01/2004 tarih, 2004/14 sorgu sayılı kararı ve düzenlenen tutuklama müzekkeresine göre, ihaleye fesat karıştırmak ve rüşvet suçlarından tutuklandığı ve atılı suçlar nedeniyle tazminat talebinin dayanağı olan ceza dava dosyasında yapılan yargılama sonucu, her iki suç yönünden beraat hükmü verildiği, İhaleye Fesat Karıştırmak suçu yönünden vaki temyiz üzerine Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 28/01/2016 tarih ve 2013/10327 esas 2016/1066 karar sayılı ilamı ile müzayedeye hile ve fesat karıştırma suçundan 765 sayılı TCK’nın 102/4 ve 104/2 maddelerine göre zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/8. maddesi gereğince kamu davasının düşmesine karar verilmiş olması karşısında, tutuklu kalınan ve yapılan yargılama sonucu beraatle sonuçlanan rüşvet suçu yönünden, 466 sayılı Kanun Dışı Yakalanan veya Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi Hakkında Kanun hükümlerine göre, davacı yönünden tazminat şartlarının gerçekleştiği, bu nedenle uğranıldığı iddia edilen manevi zararla ilgili olarak hak ve nasafet ilkelerine uygun makul bir tazminata karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi,
Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304/2 maddesi uyarınca Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
02.07.2024 tarihinde karar verildi.