|
ÖZET: Uyuşmazlık, haksız rekabetin tespiti ve men’i davasına ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi, davalı tarafından konumlandırılan şantiye çevreleme panolarında davacının inşaatının bulunduğu alanın görünür olması nedeniyle, davacının inşaatının davalıya ait bir iş olarak algılanma ihtimalinin bulunduğunu belirterek, davalının eyleminin haksız rekabet oluşturduğuna hükmetmiştir. Ancak, davalı vekili, panoların konumlandırılmasının yasal izin çerçevesinde yapıldığını ve haksız rekabet koşullarının oluşmadığını savunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi, İlk Derece Mahkemesi’nin kararını onayarak, davalının panolarında yer alan reklamların gereksiz olduğunu ve bu durumun haksız rekabet oluşturduğunu belirtmiştir. Mahkeme, davalının kusurlu davranışları nedeniyle dava açılmasına sebebiyet verdiğini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar vermiştir. Temyiz aşamasında ise, davalı vekilinin ileri sürdüğü nedenlerin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığına hükmedilmiştir. Sonuç olarak, Yargıtay, Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararını onayarak, haksız rekabetin varlığına dair yapılan tespitlerin hukuka uygun olduğunu ve davalının sorumluluğunu kabul etmiştir. Bu durum, inşaat sektöründeki rekabetin adil bir şekilde yürütülmesi açısından önemli bir içtihat oluşturmuştur. |
11. Hukuk Dairesi 2023/4048 E. , 2024/6052 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/2188 Esas, 2023/285 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/1318 E., 2020/159 K.
Taraflar arasındaki haksız rekabetin tespiti ile haksız rekabetin men’i davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin İzmir ili, Konak ilçesi, 8504 ada, 1 parsel-8505 ada, 1 parsel ve 1454 ada 23 parsel nolu taşınmazlar üzerinde “Mahall Bomonti İzmir” isimli gayrimenkul projesini inşa ettiğini, müvekkilinin inşa ettiği taşınmazdan yeşil alan ve yol ile ayrılan bir başka parselde ise davalı tarafından “Folkart Vega” isimli gayrimenkul projesinin inşasına başlanılacağını, ancak davalı şirket tarafından, inşa edilecek olan projeye ilişkin olarak hazırlanan, uygulanan ve üzerinde “Folkart Vega” reklamlarının yer aldığı şantiye çevreleme panolarının, davalı şirkete ait projenin inşaat ruhsatı sınırlarının dışına çıktığını, Konak Belediyesine ait yeşil alan sınırlarını ve aradaki yolu dahi aşarak, müvekkili şirkete ait şantiye sahası sınırlarına dayandırıldığını, bu durumda müvekkili şirkete ait şantiye çevreleme panolarının ön yüzünde açıkça davalı şirkete ait olan Folkart Vega Projesinin reklamlarının yer aldığını belirterek haksız rekabetin tespiti ve giderilmesine karar verilmesini talep etmiş, 21.05.2019 tarihli duruşmada; davalı tarafından inşaatın etrafındaki şantiye çevreleme panolarının, davacıya ait projenin bulunduğu yerden kaldırıldığını beyan ederek yargılama gideri ve vekalet ücreti talep etmiş, davalı vekili de 10.09.2019 tarihli duruşmada yargılama gideri ve vekalet ücretinin tespit edilmesini talep etmiştir. Davanın açılmasına sebebiyet veren tarafın tespiti bakımından yargılamaya devam edilmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili tarafında başlatılan “Folkart Vega” isimli projesi kapsamında şantiye işçilerinin yemekhane, yatakhane ve taşeronların konteynerlerini koyup gerekli hizmetleri verebilmeleri için ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla, müvekkilinin parsel sınırlarına dâhil olmayan alanların kullanımı gerektiğini, bu alanların kullanımı talebiyle Konak Belediye Başkanlığı’na yazı yazıldığını, verilen izin neticesinde söz konusu alanların kullanılmaya başlandığını ve işbu davaya konu Şantiye Çevreleme Panolarının konumlandırıldığını, açılan davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkilinin söz konusu parseli yetkili makam olan Konak Belediyesi’nden aldığı izin dâhilinde kullanmakta olup davacının inşaat ruhsatının sınırlarının dışına çıkıldığı iddiasının hukuki bir dayanağı olmadığını, müvekkili şirketin İzmir’de pek çok projeye imza atmış öncü şirketlerden olup başka herhangi bir şirketin tanınmışlığından faydalanmaya ihtiyacı olmadığını, bu yönüyle müvekkilinden ziyade davacının müvekkilinin tanınmışlığından faydalanmaya ihtiyacı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dava konusu panoların üzerinde davalının inşaat işinin tanıtımını sağlayan folkart ve folkart vega ibarelerinin kullanıldığı, söz konusu panoların arkasındaki alanda davacının gayrimenkul inşaatının olduğu, bu haliyle özellikle trafikte seyir halinde olan, yoldan geçen kişilerin, davacının inşaat işinin davalıya ait bir iş olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olduğu, bu anlamda davalının eyleminin haksız rekabet oluşturduğu, her ne kadar davalı vekili Konak Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğü’nün 35598559-310/07-10686 sayılı 17.07.2018 tarihli yazısına göre davalının “yemekhane, yatakhane ve taşeronlarının konteynırlarını koyup gerekli hizmeti verebilmesi ve vs. ihtiyaçları” için geçici olarak bir miktar alanın kullanımı husunda izin verildiğini, yine ilgili yazı doğrultusunda … ve mal güvenliğinin sağlanması için şantiye çevreleme panolarının konumlandırıldığını belirtmiş ise de … ve mal güvenliğini sağlamak amacı ile konumlandırıldığı iddia edilen panolarda davalı şirketin tanıtımını sağlayan ibarelerin kullanımının davanın konusu kalmadığından esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; alınan izin çerçevesinde panoların konumlandırıldığını, kanunen haksız rekabet koşullarının varlığı araştırılmaksızın doğrudan bilirkişi raporunun hükme esas alındığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte trafikte seyir halinde olan veya yoldan geçen kişilerin, davacının inşaat işini müvekkiline ait bir iş olarak algılama ihtimalinin bulunmasının tek başına haksız rekabetin varlığının tespiti için yeterli olamayacağını, haksız rekabet, genel geçer ifadeler ve varsayımlara dayanılarak tespit edilebilecek bir hukuki düzenleme olmayıp her olayda tüm koşullarının varlığı incelenerek somut olarak ortaya koyulması gerektiğini, yargılamanın adil yargılanma ilkesine ve hukuk güvenliğine aykırı olduğunu ayrıca yargılamada eksik inceleme yapılmış olduğunu, “gerekçeli karar” olmaktan ziyade bilirkişi raporunun tekrarından ibaret olarak yazıldığını, yoldan geçen kişilerin yalnızca panoyu değil, tüm çevreyi bir bütün olarak göreceğini ve algısının da bu bütünsel resme göre şekilleneceğini, söz konusu panolar müvekkilinin inşaatının tamamının etrafını çevrelemekte olup müvekkilinin projesinin konumunun yoldan geçen herhangi bir kişi tarafından net bir şekilde anlaşılmasını sağladığını, trafikte seyir halinde olan kişilerin de yoldan geçen kişilerin de mecburi olarak panoların bulunduğu alana baktığında yalnızca bir panoyu değil tüm alanı görebildiğini, her ne kadar bilirkişi ve yerel mahkeme tarafından panonun arkasında davacının inşaatının bulunması sebebiyle karıştırılma ihtimali bulunduğuna kanaat getirilmişse de bu tespitin gerçek dışı ve imkansız bir ihtimale dayandığı, müvekkilinin projesinin yanı sıra, inşaat alanında davacının “Türkerler” markalı ışıklı totemi, birden çok tabelası yer almakta olup esasında davacının kendi proje alanının da açıkça anlaşıldığını, hem müvekkilinin hem davacının inşaat alanının kolaylıkla algılanabilir olması karşısında bir karıştırılma ihtimalinden ve dolayısıyla haksız rekabetten bahsedilmesinin mümkün olmadığını, Yerel Mahkeme tarafından panolarda Müvekkil’in tanıtımını sağlayan ibarelerin kullanımının zorunlu olmadığı belirtilerek davanın açılmasına sebebiyet verildiğine kanaat getirilmişse de kanunen herhangi bir kimsenin marka hakkı başta olmak üzere herhangi bir sınai mülkiyet hakkını kullanabilmesi için herhangi bir zorunluluk bulunması gerekmediğini, hem bilirkişi tarafından hem Yerel Mahkeme tarafından müvekkilinin marka ve logo kullanımının “zorunlu olmadığı” kanaati ile aleyhe yönde beyanda bulunulmasının hiçbir kanuni dayanağı bulunmayıp müvekkilinin adına tescilli bulunan “Folkart Vega” markasını Sınai Mülkiyet Kanunu uyarınca dilediği şekilde kullanma hakkına sahip olduğunu buna karşın, bir markanın kullanılabilmesini bu kullanımın zorunlu olması şartına bağlayan bir mevzuat hükmü bulunmadığını, işbu durumun Yerel Mahkeme’nin hükmüne esas aldığı “panolarda şirketin tanıtımını sağlayan ibarelerin kullanımının zorunlu olmadığı” yönündeki kanaatinin isabetsizliğini ortaya koyduğunu, öte yandan, inşaat alanının çevresini panolarla çerçevelemenin bir zorunluluk olduğu, her şirketin bunu yaparken projesine ait marka ve benzeri işaretleri kullandığı, İzmir’de gerçekleştirilen tüm projelerde inşaat sahibinin kendi markası ve logosuna yer verdiği ticari teamül haline gelmiş yadsınamaz bir gerçek iken müvekkilinin marka hakkından daha üstün olan hangi sebeple panolarda markasını ve tanıtıcı işaretleri kullanmamasının beklendiği ve bu kullanım için bir zorunluluk arandığını, başkasının emeğinden haksız yararlanmadan söz edebilmek için yaralanmayı isteyen kişinin bu yararlanma çabasının sonucunda elde edeceği bir menfaat olması gerektiğini oysa müvekkili, İzmir’de pek çok projeye imza atmış öncü şirketlerden olup davacıdan yararlanmaya çalışsa bile elde edeceği bir menfaat bulunmadığını, İzmir’de inşaat sektöründe müvekkili markasının bir numara olduğunu objektif şekilde ortaya koyulmakta olup müvekkilinin davacının emeğinden haksız şekilde yararlanmak suretiyle elde edebileceği bir menfaat olmadığını gösterdiğini, sektörde bir numara olarak bilinen ve tanınan bir şirketin kendisinden daha az tanınan bir şirketin emeğinden nasıl yararlanacağı izaha muhtaç bir husus olup iltibasın zorunlu unsuru olan bu durumdan ne bilirkişi raporunda ne Yerel Mahkeme kararında bahsedilmiş olmasının yapılan incelemenin eksikliğini ortaya koyduğunu, iltibasın vücut bulabilmesi için gerekli bir diğer unsur iltibasın bir başkasının ürününe aynı veya benzer bir kullanım sonucu gerçekleştirilmesi olduğunu, ne var ki, davacı kendi projesine benzer bir proje inşa edildiğini iddia etmediği gibi Folkart Vega projesine ilişkin yapılan tanıtımlar da Mahall Bomonti ile benzerlik göstermediği için iltibasın unsurlarından olan “benzerlik”in somut olayda bulunmadığını, müvekkilinin panoları ile davacının panoları arasında bir benzerlik varsa iltibas olduğundan söz edilebilecekken, panolar arasında hiçbir benzerlik bulunmamasına hatta bu hususta bir karşılaştırma dahi yapılmamasına rağmen Müvekkiline ait panoların yalnızca konumu sebebiyle davacıya ait inşaatın Müvekkiline aitmiş izlenimi yarattığından bahisle haksız rekabetin varlığına dair tespit yapılmasının hukuka aykırılık teşkil ettiğini, herhangi bir tüketicinin Folkart Vega şantiye panolarının arkasındaki inşaatı Folkart’a aitmiş zannederek Folkart Vega satış ofisine gelmesi ve davacıya ait bir ürünü satın alma ihtimali bulunmadığını belirterek ilamının kaldırılarak yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, bilirkişi heyetine ait bilirkişi raporunun somut olayın özelliklerine uygun, hüküm kurmaya yeterli olduğu; davalı vekili, her ne kadar inşaat süresince şantiye işçilerinin yemekhane, yatakhane ve taşeronların konteynerlerini koyup gerekli hizmetleri verebilmeleri için ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla, müvekkilinin parsel sınırlarına dâhil olmayan alanların kullanımı gerektiğini ve müvekkilinin Konak Belediye Başkanlığınca verilen izne istinaden söz konusu alanların kullanılmaya başlandığını ve davaya konu Şantiye Çevreleme Panolarının konumlandırıldığını, açılan davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacının inşaat ruhsatının sınırlarının dışına çıkıldığı iddiasının hukuki bir dayanağı olmadığını belirterek dava açılmasına sebebiyet verilmediğini iddia etmiş ise de; dava konusu şantiye çerçeveleme panolarının konulduğu yerin “yol” ve “yeşil alan” olarak kamuya terk edilmiş yerde ve Belediye sorumluluk sahasında kaldığı, tarafların tapu sınırları içinde kalmayan ve her iki tarafın da mülkiyet hakkının olmadığı bir bölgede olduğu, her iki tarafın aynı sektörde (gayrimenkul inşaatı) faaliyet gösterdiği ve tarafların inşaat alanlarının bir birine çok yakın olduğu, davalının inşaat alanına dahil olmayan alana koymuş olduğu şantiye çevreleme panolarında gerekmediği halde panolarda şirketin marka ve logosunun yer almış olmasının yerinde olmadığı, davalının kusurlu davranışı ile dava açılmasına neden olduğu, nitekim dava açıldıktan sonra davalının dava konusu edilen panoları belirtilen alandan kaldırmış olmakla hüküm tarihinden önce dava konusu eyleme son verdiği, mahkemece, davalının kusurlu olduğu ve dava açılmasına kendisinin sebebiyet verdiği gerekçesiyle yargılama giderlerinden ve vekalet ücretinden sorumlu olduğu yönünde, verilen kararda usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, haksız rekabetin tespiti ile haksız rekabetin men’i istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.