ÖZET: Başvuruda, Beyoğlu Belediyesi’ne yönelik yapılan itirazda, şikayetçi, hissedarı olduğu tarihi hamam binası için vergi muafiyeti ve kısıtlılık hükümlerinin bir arada uygulanmasını talep etmiştir. Şikayetçi, 2015 yılı öncesi uygulamalarda farklılıklar olduğunu, kültür katkı payı gibi ikincil vergiler için tam muafiyet sağlanması gerektiğini, ancak bu muafiyetin uygulanmadığını belirtmiştir. Ayrıca, binanın bulunduğu sokağın arsa değerinin daha düşük olmasına rağmen, idarenin yüksek bir değer belirlediğini iddia etmiştir.

Kamu Denetçiliği Kurumu, başvurunun incelenmesi amacıyla Beyoğlu Belediyesi’nden bilgi talep etmiş ve yapılan incelemeler sonucunda, şikayetçinin iddialarının doğruluğu tespit edilmiştir. İdarenin yanıtında, binanın tapu kaydında kısıtlama şerhi bulunmadığı, yalnızca kültür varlığı kaydı olduğu ve ticari faaliyete devam edildiği belirtilmiştir. Ayrıca, emlak vergisinin %50 oranında hesaplandığı ve kültür katkı payının emlak vergisinin %10’u olarak tahsil edildiği ifade edilmiştir.

Sonuç olarak, başvuru, ilgili mevzuat hükümleri ve yapılan değerlendirmeler ışığında reddedilmiştir. İdarenin uygulamalarında hukuka ve hakkaniyete aykırı bir durum tespit edilmemiştir. Kamu Denetçiliği Kurumu, idarenin iyi yönetim ilkelerine uygun hareket etmesi gerektiğini vurgulamıştır.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2021/15844-S.21.25363

BAŞVURU NO : 2021/6037

KARAR TARİHİ : 05/11/2021

RET KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : BEYOĞLU BELEDİYE BAŞKANLIĞI

Şikayetçinin, hissedarı olduğu hamam vasıflı tarihi binada vergi

BAŞVURUNUN KONUSU :

muafiyet ve kısıtlılık hükümlerinin birlikte uygulanması talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 14/03/2021

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1) Kurumumuza yapılan başvuruda ( ) özetle, ada, –

parselde bulunan hamam vasıflı tarihi binanın hissedarı olduğunu, 2015 yılı öncesi hissedarlara uygulanan muafiyet ve kısıtlılık hallerinde farklı uygulamaların olduğunu, ayrıca kültür katkı payı gibi ikincil vergiler için tam muafiyet uygulanması gerekirken uygulanılmadığını ve verginin alınmaya devam edildiğini, binanın sokağın bağlı olduğu Dörtkuyu Caddesinin arsa değerinin Sarnıç Sokaktaki arsa değerinden daha az olduğunu, ancak İdare tarafından arsa değerinin yüksek alındığını iddia ve ifade ederek bahse konu alanda muafiyet ve kısıtlılığın aynı anda uygulanması ve kültür katkı payının iptal edilmesini talep edilmektedir.

II. İDARELERİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2) Kamu Denetçiliği Kurumumuzca, verilecek karara esas olmak üzere başvuru belgesinde yer alan

iddiaların doğruluğunun tespiti ve eğer mümkünse ilgili idare ile başvurucu arasında muhtemel bir dostane çözümün tesisi amacı ile 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu hükümleri uyarınca inceleme ve araştırma gerçekleştirilmiştir. 6328 sayılı Kanunun “Bilgi ve belge istenmesi” başlıklı 18’inci maddesi hükmü uyarınca 22/04/2021 tarihli ve sayılı yazımız ile Beyoğlu Belediye Başkanlığından bilgi ve belge talep edilmiştir. İlgili İdarenin cevabi yazısı akabinde 05/08/2021 tarihli ve sayılı yazımız ile ek bilgi ve belge talep edilmiştir. İlgili İdarenin 27/08/2021 tarihli ve sayılı cevabi yazısında özetle;

2.1) Şikâyetçinin iddia ettiği gibi binaya ait tapu kaydında ve İdarelerinin İmar ve Şehircilik Müdürlüğünde

kısıtlama şerhi bulunmadığı, yalnızca kültür varlığı şerhi bulunduğu, hangi durumlarda kısıtlılık uygulanacağının yönetmelikle belirlendiği, şikâyetçinin iddia ettiği gibi tasarrufun kısıtlama durumunun bu bağlamda söz konusu olmadığı, ayrıca kullanımla ilgili ticari faaliyete devam ettiği, bahsedilen tadilat, inşaat ve herhangi bir değişiklik izninin olmamasının tamamen Kültür Varlığı olmasından kaynaklandığı,

2.2) 2863 sayılı Kültür Varlıklarının Korunması Kanunu’nun 21’inci maddesinin 10/09/2014 tarihli 6552

sayılı Kanunla değiştirildiği, ticari faaliyette kullanılan kültür varlıklarının %50 oranında vergilendirilmeye karar verildiği, malikler arasında uyumsuzluk olması halinde maliklerin müracaatı halinde bir yanlışlık var ise düzeltilebileceği,

2.3) Bina vergisinin hesaplanmasında her bir bağımsız bölüme ait kapının açıldığı sokağa ait metrekare

değeri üzerinden vergi hesaplanmasının esas olduğu, sokağa ait metrekare birim değeri 1319 sayılı Emlak

Vergisi Kanunu’nun 29’uncu maddesi ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun ilgili maddeleri gereği oluşturulan takdir komisyonu tarafından belirlendiği açıklamalarına yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3) Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın; “Dilekçe, Bilgi Edinme ve Kamu Denetçisine Başvurma

Hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinde; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”,

3.1) “Vergi Ödevi” başlıklı 73’üncü maddesinde; “… Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler

kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır. Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Cumhurbaşkanına verilebilir.”,

4) İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşmeye Ek 1 No.lu Protokolün

“Mülkiyetin Korunması” başlıklı 1’inci maddesinde; “Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler devletlerin mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri, yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez.”

5) 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi”

başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,

6) 04/01/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun “İş yeri ” başlıklı 156’ncı maddesinde;

“Ticari, sınai, zirai ve mesleki faaliyette iş yeri; mağaza, yazıhane, idarehane, muayenehane, imalathane, şube, depo, otel, kahvehane, eğlence ve spor yerleri, tarla, bağ, bahçe, çiftlik, hayvancılık tesisleri, dalyan ve voli mahalleri, madenler, taş ocakları, inşaat şantiyeleri, vapur büfeleri gibi ticari, sınai zirai veya mesleki bir faaliyetin icrasına tahsis edilen veya bu faaliyetlerde kullanılan yerdir.”,

6.1) “Yetki ” başlıklı 298’inci maddesi birinci fıkrasında; “Bu bölümde yazılı emsal bedelleri ile alacak

ve borçların değerleri 72’nci maddede yazılı Takdir Komisyonu tarafından tespit edilir.”, ( b ) bendinde; “Yeniden değerleme oranı, yeniden değerleme yapılacak yılın Ekim ayında (Ekim ayı dâhil) bir önceki yılın aynı dönemine göre Devlet İstatistik Enstitüsünün Toptan Eşya Fiyatları Genel Endeksinde meydana gelen ortalama fiyat artış oranıdır. Bu oran Maliye Bakanlığınca Resmî Gazete ile ilân edilir. .”,

7) 29/07/1970 tarihli ve 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu’nun “Mevzu” başlıklı 1’inci maddesinde;

“Türkiye sınırları içinde bulunan binalar bu kanun hükümlerine göre Bina Vergisine tabidir.”,

7.1) “Mükellef” başlıklı 3’üncü maddesinin birinci fıkrasında; “Bina Vergisini, binanın maliki, varsa

intifa hakkı sahibi, her ikisi de yoksa binaya malik gibi tasarruf edenler öder.”, ikinci fıkrasında; “Bir araziye paylı mülkiyet halinde malik olanlar, hisseleri oranında mükelleftirler. Elbirliği mülkiyette malikler vergiden müteselsilen sorumlu olurlar.”,

7.2) “Mükellefiyetin başlaması ve bitmesi” başlıklı 9’uncu maddesinde; “Değişik : 17/7/1972 – 1610/5

mad.) (Değişik birinci fıkra: 3/4/2002-4751/2 mad.) Bina vergisi mükellefiyeti; a) 33’üncü maddenin (1) ilâ (7) numaralı fıkralarında yazılı vergi değerini tadil eden sebeplerin doğması halinde bu değişikliklerin vuku bulduğu, aynı maddenin (8) numaralı fıkrasında yazılı halde ise bu duruma bağlı olarak takdir işleminin yapıldığı tarihi, b) Dört yılda bir yapılan takdir işlemlerinde takdir işleminin yapıldığı tarihi, c) Muafiyetin sukut ettiği tarihi, Takip eden bütçe yılından itibaren başlar.

Yanan, yıkılan, tamamen kullanılmaz hale gelen veya vergiye tabi iken muaflık şartlarını kazanan binalardan dolayı mükellefiyet, bu olayların vuku bulduğu tarihi takip eden taksitten itibaren sona erer.

…”,

7.3) “Verginin tarh ve tahakkuku” başlıklı 11’inci maddesinde; “ (Değişik: 3/4/2002-4751/2 mad.)

Bina vergisi, ilgili belediye tarafından; a) Dört yılda bir defa olmak üzere takdir işlemlerinin yapıldığı yılı takip eden bütçe yılının Ocak ve

Şubat aylarında, …

29’uncu maddeye göre hesaplanan vergi değeri esas alınarak yıllık olarak tarh olunur. Bildirim posta ile gönderilmiş ise vergi, bildirim verme süresinin son gününü takip eden yedi gün içinde tarh olunur. Bu suretle tarh olunan vergiler, tarh edilen tarihte tahakkuk etmiş sayılır ve mükellefe bir yazı ile bildirilir.

Yapılan tarh ve tahakkuku takip eden yıllarda, 29’uncu maddeye göre tespit edilen vergi değeri üzerinden hesaplanan bina vergisi, her bütçe yılının başından itibaren o yıl için tahakkuk etmiş sayılır. …”,

7.4) “Vergi Değeri” başlıklı 29’uncu maddesi birinci fıkrasında; ‘‘(Değişik : 7/3/2002-4751/2 mad.)

Vergi değeri; a) Arsa ve araziler için, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun asgari ölçüde birim değer tespitine ilişkin hükümlerine göre takdir komisyonlarınca arsalar için her mahalle ve arsa sayılacak parsellenmemiş arazide her köy için cadde, sokak veya değer bakımından farklı bölgeler (turistik bölgelerdeki cadde, sokak veya değer bakımından farklı olanlar ilgili valilerce tespit edilecek pafta, ada veya parseller), arazide her il veya ilçe için arazinin cinsi (kıraç, taban, sulak) itibarıyla takdir olunan birim değerlere göre, b) Binalar için, Maliye ve Bayındırlık ve İskan bakanlıklarınca müştereken tespit ve ilân edilecek bina metrekare normal inşaat maliyetleri ile (a) bendinde belirtilen esaslara göre bulunacak arsa veya arsa payı değeri esas alınarak 31 inci madde uyarınca hazırlanmış bulunan yönetmelik hükümlerinden yararlanılmak suretiyle, hesaplanan bedeldir.’’,

İkinci fıkrasında; ‘‘Vergi değeri, mükellefiyetin başlangıç yılını takip eden yıldan itibaren her yıl, bir önceki yıl vergi değerinin 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümleri uyarınca aynı yıl için tespit edilen yeniden değerleme oranının yarısı nispetinde artırılması suretiyle bulunur. ’’

7.5) “Ödeme Süresi” başlıklı 30’uncu maddesi üçüncü fıkrasında; ‘‘Kanunlar veya diğer kamu düzeni

koyan mevzuatla tasarrufu kısıtlanan bina arsa ve arazinin vergisi, kısıtlamanın devam ettiği sürece 1/10 oranında tahsil olunur. 9 ve 19’uncu madde hükümleri saklıdır.’’ dördüncü fıkrasında; ‘‘Kısıtlamanın kaldırılması halinde, kaldırılma tarihini takip eden bütçe yılından itibaren emlakin vergisi, tüm vergi değeri üzerinden ödenir. ’’ beşinci fıkrasında; ‘‘Kısıtlamanın devam ettiği sürede tecil edilen verginin 9/10’u bina, arsa veya arazinin satılması, istimlaki veya hibe yoluyla ahara devir ve temliki halinde, tahsilat zamanaşımına uğramamış olanları muaccel hale gelir. ’’,

8) 21/07/1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun “Kapsam”

başlıklı 2’nci maddesinde; ‘‘Bu Kanun; korunması gerekli taşınır ve taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile ilgili hususları ve bunlarla ilgili gerçek ve tüzelkişilerin görev ve sorumluluklarını kapsar. ’’,

8.1) “Tanımlar ve Kısaltmalar” başlıklı 3’üncü maddesi birinci fıkrası ( a ) bendinde; ‘‘Bu Kanunda

geçen tanımlar ve kısaltmalar şunlardır: Tanımlar:(Değişik: 14/7/2004 – 5226/1 mad.)”Kültür varlıkları”; tarih öncesi ve tarihi devirlere ait bilim, kültür, din ve güzel sanatlarla ilgili bulunan veya tarih öncesi ya da tarihi devirlerde sosyal yaşama konu olmuş bilimsel ve kültürel açıdan özgün değer taşıyan yer üstünde, yer altında veya su altındaki bütün taşınır ve taşınmaz varlıklardır. ’’,

8.2) “İstisnalar ve Muafiyetler” başlıklı 20’nci maddesi birinci fıkrasında; ‘‘ (Değişik fıkra: 10/9/2014

– 6552/98 mad.) Tapu kütüğüne “korunması gerekli taşınmaz kültür varlığıdır” kaydı konulmuş olan taşınmaz kültür varlıkları ile arkeolojik sit alanı ve doğal sit alanı olmaları nedeniyle üzerlerinde kesin yapılanma yasağı getirilmiş taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları olan parseller her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır. Ancak, büyükşehir belediyesi sınırları içinde yer alan ve yukarıda nitelikleri belirtilen taşınmazlardan basit usulde vergilendirilenlerin dışında ticari faaliyetlerde kullanılanlar hakkında emlak vergisinin yarısı ve çevre temizlik vergisinin tamamına ilişkin bu muafiyet hükmü uygulanmaz.’’

9) 17/11/1986 tarihli ve 19284 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Tasarrufu Kısıtlanan Bina, Arsa Ve

Arazi Hakkında Yönetmeliğinin 2’nci maddesinde; ‘‘İmar planlarında, resmi yapılara, tesislere ve okul, cami, yol, meydan, otopark, yeşil saha, çocuk bahçesi, pazar yeri, hal, mezbaha ve benzeri umumi hizmetlere ayrılmış olması sebebiyle üzerinde inşaat yapılmasına izin verilmeyen arsalar ile esaslı değişiklik ve ilaveler yapılmasına izin verilmeyen binaların tasarrufu kısıtlanmış sayılır.’’ 3’üncü maddesi birinci fıkrasında; ‘‘İmar planlarında bulunup da imar programına dâhil olmaması nedeniyle üzerinde muvakkat inşaat yapılmasına izin verilen ve tapuya bu konuda şerh konulan arsaların da tasarrufu, muvakkat inşaata şümulü olmamak kaydı ile kısıtlanmış kabul edilir. ’’ ikinci fıkrasında; ‘‘Ancak, kısıtlama, imar tatbikatı yapılsın yapılmasın, tapuya verilen şerh tarihinden itibaren on yıldan fazla olamaz.

’’ üçüncü fıkrasında; ‘‘Bu halde inşa edilen muvakkat binanın vergisi bina değeri üzerinden alınmakla beraber, arsa için kısıtlı vergileme, tapuya verilen şerh tarihini izleyen yılın başından itibaren yapılır ve süre buna göre hesaplanır. ’’ 4’üncü maddesi birinci fıkrasında; ‘‘Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıkları

Yüksek Kurulu veya Bölge Kurullarınca; tarihi, sanat ve bölgesel özellikleri veya diğer özellikleri nedeniyle taşınmaz kültür veya tabiat varlığı olarak tescil ve ilan olunan, arkeolojik veya doğal sit alanı, korunma alanı, koruma amaçlı imar planı içinde olması nedeniyle üzerinde inşaat yapılmasına izin verilmeyen arsa ve arazilerin, ek ve değişikliklerine izin verilmeyen veya ek ve değişikliklerine belirli şartlarla izin verilen binaların (ticaret, san’ at-zanaat veya mesleki bir faaliyet icrası için yapılan tesis maksadı dışında bir

fonksiyon verilen veya bu amaçla kullanılanlar hariç) tasarrufu kısıtlanmış sayılır. ’’ ikinci fıkrasında; ‘‘Bu hallerde kısıtlama, adı geçen kurulların kararlarının veya koruma amaçlı imar planının kesinleştiği tarihi izleyen yılın başından başlar ve kurul kararının veya planın kaldırıldığı yılın sonuna kadar devam eder. ’’ ,

10) 22/08/2015 tarihli ve 29453 sayılı Resmi Gazetede Yayımlanan Taşınmaz Kültür Varlıklarının

Korunmasına Ait Katkı Payına Dair Yönetmeliğinin “Amaç” başlıklı 1’inci maddesinde; ‘‘Bu

Yönetmeliğin amacı; belediyelerin ve il özel idarelerinin görev alanlarında kalan taşınmaz kültür varlıklarının korunması ve değerlendirilmesi amacıyla tahakkuk eden emlak vergisinin %10’u oranında tarh, tahakkuk ve tahsil edilecek katkı payının uygulama esaslarını belirlemektir. ’’ ,

10.1) “Katkı Payının Tarh, Tahakkuku ve Tahsili” başlıklı 5’inci maddesi birinci fıkrasında; ‘‘Katkı

payı, bina, arsa ve araziler için, mükellefiyetin başlangıç yılında tespit edilen vergi değeri üzerinden; mükellefiyetin başlangıç yılını takip eden yıldan itibaren ise, her yıl, bir önceki yıla ait vergi değerinin 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümleri uyarınca aynı yıl için tespit edilen yeniden değerleme oranının yarısı nispetinde artırılması suretiyle tespit olunacak değer üzerinden, yıllık olarak tarh, tahakkuk ve tahsil edilen emlak vergisinin yüzde on (%10)’u oranında, emlak vergisiyle birlikte tarh, tahakkuk ve tahsil edilir.’’ ikinci fıkrasında; ‘‘Katkı payının tarh, tahakkuk ve tahsilinde, 29/7/1970 tarihli ve 1319 sayılı Emlak

Vergisi Kanunu, 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ile 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme

Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uygulanır. ’’ düzenlemeleri yer almaktadır.

IV. KAMU DENETÇİSİ AV. FATMA BENLİ YALÇIN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

11) Kamu Denetçisi tarafından; başvuranın iddiaları, İdarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve

tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek; söz konusu dosya hakkında hazırlanan Ret Karar Önerisi

Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme

12) Kurumumuza yapılan başvuruda şikâyetçi tarafından 1 numaralı paragrafta açıklandığı üzere hamam

vasıflı tarihi binanın hissedarı olduğu, kültür katkı payı gibi ikincil vergiler için tam muafiyet uygulanması gerekirken uygulanılmadığı ve vergi alınmaya devam edildiği, binanın sokağın bağlı olduğu Dörtkuyu

Caddesinin arsa değerinin Sarnıç Sokaktaki arsa değerinden daha az olduğu, ancak İdare tarafından arsa değerinin yüksek alındığı iddia edilerek bahse konu alanda muafiyet ve kısıtlılığın aynı anda uygulanması ve kültür katkı payının iptal edilmesini talep edilmektedir.

13) Türkiye’de yerel yönetimler anayasal yapı içerisinde oluşturulmuş ve Anayasanın 127’nci

maddesinde; “il, belediye veya köy halkının mahalli müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere kuruluş esasları kanunla belirtilen ve karar organları, gene kanunda gösterilen, seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan kamu tüzelkişileri” olarak tanımlanmıştır. 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 59’uncu maddesi birinci fıkrasında Belediyelerin gelirlerinin neler olduğu belirlenmiş ve söz konusu maddenin ikinci fıkrasında; “Büyükşehir belediyelerinde büyükşehir sınırları ve mücavir alanları içinde belediyelerince tahsil edilen emlak vergisi tutarının tamamı ilgili ilçe ve ilk kademe belediyeleri tarafından alınır. Bunlardan büyükşehir belediyesine veya özel idareye ayrıca pay kesilmez.” hükümleri kapsamında emlak vergisi işlemlerinin ilçe belediyelerince gerçekleştirileceği belirlenmiştir.

14) 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu’nun 1’inci maddesinde; Türkiye sınırları içinde bulunan binaların

bu kanun hükümlerine göre bina vergisine tabi olduğu, 3’üncü maddesinde; bina vergisini binanın maliki, varsa intifa hakkı sahibi, her ikisi de yoksa binaya malik gibi tasarruf edenlerin ödeyeceği, bir binaya paylı mülkiyet halinde malik olanların, hisseleri oranında mükellef olacağı, elbirliği mülkiyette maliklerin vergiden müteselsilen sorumlu olacağı, muaflık ve istisnaların nelerden oluşacağının söz konusu kanunun 4’üncü ve 5’inci maddeleri kapsamında belirleneceği hüküm altına alınmıştır.

15) 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun 20’nci maddesinde; Tapu kütüğüne

“korunması gerekli taşınmaz kültür varlığıdır” kaydı konulmuş olan taşınmaz kültür varlıkları ile arkeolojik sit alanı ve doğal sit alanı olmaları nedeniyle üzerlerinde kesin yapılanma yasağı getirilmiş taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları olan parseller her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olduğu, ancak, büyükşehir belediyesi sınırları içinde yer alan ve yukarıda nitelikleri belirtilen taşınmazlardan basit usulde vergilendirilenlerin dışında ticari faaliyetlerde kullanılanlar hakkında emlak vergisinin yarısı ve çevre temizlik vergisinin tamamına ilişkin bu muafiyet hükmü uygulanmayacağı hüküm altına alınmıştır.

16) Başvuru konusu somut olayda; şikâyetçinin hamam vasıflı tarihi binanın hissedarı olduğu, kültür katkı

payı gibi ikincil vergiler için tam muafiyet uygulanması gerekirken uygulanılmadığı ve vergi alınmaya devam edildiği, emlak vergisi hesabında idare tarafından arsa değerinin yüksek alındığı iddia edildiği, İdare tarafından gönderilen cevabi yazıda; binanın tapu kaydında kısıtlama şerhi bulunmadığı, yalnızca kültür varlığı şerhi bulunduğu, söz konusu alanda ticari faaliyete devam edildiği, emlak vergisi uygulamasının

%50 oranında olduğu, sokağa ilişkin metrekare birim değerinin ise takdir komisyonu tarafından belirlendiği bildirilmiştir.

17) 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 3’üncü maddesinin (A) bendinde, vergi kanunu tabirinin anılan

Kanun ile bu Kanun hükümlerine tabi olan vergi, resim ve harç kanunlarını ifade ettiğini ve vergi kanunlarının lafzı ve ruhu ile hüküm ifade edeceğini hükme bağlamıştır. 213 sayılı Kanunun anılan hükmü, lafzın açık olmadığı hallerde, vergi kanunlarının konuluşundaki maksadın, ilgili hükmün kanunun yapısındaki yerinin ve diğer maddelerle olan bağlantısının dikkate alınacağını düzenlemiştir. Bir başka deyişle herhangi bir kanun maddesinin uygulanmasında öncelik söz konusu hükmün lafzından çıkan anlama verilecektir. Bu kapsamda, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun 20’nci maddesinde tapu kütüğüne korunması gerekli taşınmaz kaydı konulan ve ticari faaliyete kullanılan taşınmazların emlak vergisinin yarısına ve çevre temizlik vergisinin tamamına ilişkin muafiyet hükmü uygulanmayacağı maddenin lafzında açıkça ortaya konulmuştur.

17.1) Şikâyetçinin kültür katkı payı gibi ikincil vergiler için tam muafiyet uygulanması iddiası hususunda

kültür katkı payının tarh, tahakkuk ve tahsilat işlemleri Taşınmaz Kültür Varlıklarının Korunmasına

Ait Katkı Payına Dair Yönetmeliğinin 5’inci maddesinde hüküm altına alınmıştır. Söz konusu maddede; katkı payının, bina, arsa ve araziler için, mükellefiyetin başlangıç yılında tespit edilen vergi değeri üzerinden; mükellefiyetin başlangıç yılını takip eden yıldan itibaren ise, her yıl, bir önceki yıla ait vergi değerinin 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümleri uyarınca aynı yıl için tespit edilen yeniden değerleme oranının yarısı nispetinde artırılması suretiyle tespit olunacak değer üzerinden, yıllık olarak tarh, tahakkuk ve tahsil edilen emlak vergisinin yüzde on (%10)’u oranında, emlak vergisiyle birlikte tarh, tahakkuk ve tahsil edileceği hükümlerine yer verilmiştir. Ayrıca Emlak Vergisi Kanunu’nun muafiyet ve istisnaların yer aldığı ikinci bölümünde de kültür katkı payının muafiyet kapsamında olduğuna dair bir ibareye rastlanılamamıştır. Kurumumuza İdare tarafından sunulan 2016-2021 yıllarını kapsayan tahsilat bilgileri tablosunda kültür katkı payının bina vergisinin %10’u olarak tahsil edildiği tespit edilmiştir.

17.2) Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 49’uncu maddesi ile Emlak Vergisi Kanunu’nun 29’uncu

maddesinde emlak vergisine ait bedel ve değerlerin tespiti, ilanı ve kesinleşmesinin usul ve şartları ile vergi değerinin nasıl hesaplanacağı belirlenmiştir. Emlak Vergisi Kanunu’nun ( b) bendinde binalar için Maliye ve Bayındırlık ve İskân bakanlıklarınca müştereken tespit ve ilân edilecek bina metrekare normal inşaat maliyetleri ile (a) bendinde belirtilen esaslara göre bulunacak arsa veya arsa payı değeri esas alınarak 31’inci madde uyarınca hazırlanmış bulunan yönetmelik hükümlerinden yararlanılmak suretiyle hesaplanacağı, 31’inci maddesinde; vergi değerlerinin takdirinde şehir ve köylerin tabii, iktisadi ve bölgesel şartlarına göre nazara alınacak piyasa bedeli, maliyet bedeli, kira veya yıllık istihsal değeri gibi normlar ile uyulacak usul ve esaslar, mükelleflerden ve üçüncü şahıslardan istenecek bilgiler

Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikte belirtileceğine hükmedilmiştir.

17.2.1) Emlak Vergisine Matrah Olacak Vergi Değerlerinin Takdirine İlişkin Tüzük ’ün 1’inci

maddesinde; bina, arsa ve arazinin, vergi değerlerinin takdirinde şehir, kasaba ve köylerin tabii, iktisadi ve bölgesel şartlarına göre nazara alınacak normlar ile uyulacak usul ve esaslar ve mükelleflerden bu konuda istenecek bilgilerle, tarım arazisinin vergi değerinin tespitinde arazinin verim gücünün hangi hallerde nazara alınacağının belirlendiği, 7’nci maddesinde; binaların vergi değerlerinin kullanılış tarzı, inşaatın nevi ve sınıfına göre takdir olunacağına ve vergi değerinin takdirinde, ayrıca, binaların işyerleri ve meskûn yerler ile park, bahçe, okul gibi tesislere uzaklık ve yakınlığı ve ulaştırma durumu, bulunduğu meydan, sahil, cadde ve sokak itibariyle mevkii, su, elektrik, havagazı ve kanalizasyon gibi belediye hizmetlerinin mevcut olup olmadığı, büyüklüğü, kat sayısı, oda, hol, banyo gibi iç bölümlerinin sayısı, iç bölümleri yönünden kullanışlılık durumu, ön ve arka cephede bulunması, mamurluk derecesi, asansör, kalorifer ve klima tesisatı bulunup bulunmadığı, müştemilatı, manzara görme durumu özellikleri de göz önünde bulundurulacağına hükmedilmiştir.

17.2.2) 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 49 uncu maddesinin (b) fıkrasında yer verilen hükme

göre 2017 yılında takdir komisyonlarınca, 2017/1 Seri No.lu Emlak Vergisi Kanunu İç Genelgesi esaslarına göre bina, arsa ve araziler için 2018 ila 2021 yıllarına ait uygulanacak emlak vergi değerinin tespitiyle ilgili asgari ölçüde arsa ve arazi metrekare birim değer takdirleri karara bağlanmıştır. Buna göre, yargı kararları, düzeltme zamanaşımı süresi içerisinde ortaya çıkan ve yargıya intikal etmeyen vergilendirme olaylarında bir vergi hatasının mevcut olması, 1319 sayılı Kanunun 33 üncü maddesinin (8) numaralı fıkrasında yer alan herhangi bir sebep yüzünden bir şehir, kasaba veya köyün tamamında devamlı olmak üzere bina ve arazinin değerlerinde % 25’i aşan artma veya eksilme olması, elde olmayan sebeplerle takdir dışı kalan bir yerin tespit edilmesi ya da yeni cadde veya sokak yahut arsa sayılacak parsellenmemiş arazinin oluşması gibi hallerde yeniden takdir işleminin yapılması mümkün bulunmaktadır. Bu noktada asgari ölçüde arsa metrekare birim değeri takdir edilen yerler için, daha sonra ilgili takdir komisyonunca ancak yukarıda yer verilen sebeplerin meydana gelmesi halinde yeniden asgari ölçüde arsa metrekare birim değer takdiri işleminin yapılması mümkün bulunmakta olup yukarıda yer verilen sebepler dışında yeniden asgari ölçüde arsa metrekare birim değer takdiri işleminin yapılması veya takdir edilen değerlerin düzeltilmesi mümkün değildir.

18) Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili

açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; şikâyetçinin tapu kaydında kısıtlama şerhi bulunmadığı, kültür varlığı şerhi bulunduğu, ticari faaliyetlerine devam ettiği anlaşılan binaya ait emlak vergisi oranının 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma

Kanunu’nun 20’nci maddesi kapsamında %50 oranında vergilendirildiği, kültür katkı payının Taşınmaz

Kültür Varlıklarının Korunmasına Ait Katkı Payına Dair Yönetmeliğinin 5’inci maddesi hükümlerine istinaden emlak vergisinin %10’u oranında tahsil edildiği, sokağa ait birim değerinin takdir komisyonları tarafından binanın bulunduğu meydan, sahil, cadde ve sokak itibariyle mevkii dikkate alınarak belirlendiği,

ayrıca İdare tarafından malikler arasında uyumsuzluk var ise maliklerin müracaatı halinde bu durumun hata varsa düzeltilebileceği bildirilen işlemin, hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu konusunda bir tespit yapılamamıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

19) İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in “İyi

Yönetim İlkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirmeler neticesinde; başvuruya ilişkin bilgi ve belgelerin Kurumumuza süresinde ve ayrıntılı gönderilmediği ve Kurumumuz tarafından ek bilgi ve belge talebinde bulunulduğu, İdarenin “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine ve “kararların gerekçeli olması” ve

“karara karşı başvuru yolları ve sürelerinin gösterilmesi” ilkelerine uygun davranmadığı anlaşılmış olup, dolayısıyla idareden bundan böyle bu ilkelere de uygun hareket etmesi, süresinde ve ayrıntılı cevap verilmesi önerilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT

20) 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun ‘Dava Açma Süresinin

Yeniden İşlemeye Başlaması’ başlıklı 21’inci maddesinde; Kamu Denetçiliği Kurumunun inceleme ve araştırmasını, başvuru tarihinden itibaren altı ay içinde sonuçlandıramaması halinde durmuş olan dava açma süresinin kaldığı yerden işlemeye başlayacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda incelemenin altı ayda bitirilememe gerekçesi ve dava açma süresinin kaldığı yerden yeniden işlemeye başlayacağı hususu başvurana 06/09/2021 tarih ve sayılı yazı ile bildirilmiştir.

VII. KARAR

İlgili mevzuat hükümleri, yukarıda yer verilen açıklamalar ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN

REDDİNE;

Kararın BAŞVURANA ve BEYOĞLU BELEDİYE BAŞKANLIĞINA tebliğine;

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi