|
ÖZET: Bu karar, başvurucunun Aile Destek Programı’ndan faydalanma talebinin, muhtaç olmama durumu nedeniyle reddedilmesine ilişkindir. Başvurucu, Nazilli Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’na yaptığı başvuruda, hanede eşiyle birlikte iki kişi yaşadıklarını, kira giderlerinin bulunmadığını ve eşinin işsiz olduğunu belirtmiştir. Ancak yapılan inceleme sonucunda, hanenin gelirinin muhtaçlık sınırının üzerinde olduğu tespit edilmiştir.
3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanunu’na göre, sosyal yardımların verilmesi için hane içindeki kişi başına düşen gelirin belirli bir seviyenin altında olması gerekmektedir. Başvurucunun durumunda, hane gelirinin muhtaçlık sınırının üstünde olması nedeniyle yardım talebi reddedilmiştir. İdarenin bu kararı, ilgili mevzuat çerçevesinde hukuka uygun bulunmuş ve daha önceki benzer başvurularla da desteklenmiştir. Bu nedenle, başvurunun reddi yönünde karar verilmiştir. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2023/10620-S.23.16972
BAŞVURU NO : 2023/3067
KARAR TARİHİ : 24/08/2023
RET KARARI ,TCKN:
Adres:
BAŞVURUYA KONU İDARE : NAZİLLİ SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA VAKFI
BAŞKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvurucunun Aile Destek Programı’ndan faydalanma talebi hakkındadır
BAŞVURU TARİHİ : 05/03/2023
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza yapılmış olunan başvuruda, başvurucu; 05/01/2023 tarihinde aile destek programından faydalanmak amacıyla Nazilli Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfına başvurduğunu, muhtaç olmama durumu nedeni ile başvurusunun reddedildiğini, hâlbuki eşinin ve kendisinin çalışmadığını, çocuklarının
Sakarya’da üniversite eğitimi gördüğünü belirtmekte ve konunun incelenmesi talebinde bulunmaktadır.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuzun konuya ilişkin bilgi ve belge talep yazısına cevaben, Nazilli Kaymakamlığı İlçe Hukuk
İşleri Şefliğinin sayılı yazısı ve eklerinde özetle, 2.1. ’un hanede eşi ile birlikte 2 kişi ikamet ettikleri, ikamet edilen konutun kendilerine ait olduğu, kira giderlerinin bulunmadığı, eşinin üzerine kayıtlı 1.3.dt
Enjoy Disel- model araç bulunduğu, ’un eşi yaklaşık 7 yıldır işsiz olduğu ve hiçbir işte çalışmadığı, ise yevmiyeli olarak çalıştığını beyan ettiği, hanedeki bireylerin genç ve çalışabilir nitelikte olduğu, herhangi bir sağlık sorunlarının bulunduğuna dair kuruma bir evrak ibraz etmedikleri, bu kapsamda yapılan hane incelemesi ve sistem incelemesi neticesinde haneye kayıtlı konut, taşıt ve yevmiye gelirleri göz önünde bulundurularak yapılan hesaplama sonucu hanenin 3294 sayılı kanunun 2. maddesi kapsamında mevcut zaman itibarıyla yardım alma şertlerını taşımadığı değerlendirilerek yardım talebinin reddedildiği,
2.2. Ayrıca, haneye bugüne kadar 2022, 2828 ve 3294 sayılı Yasalar kapsamında herhangi bir yardım yapılmadığı, başvurucunun e-Devlet üzerinden 05/07/2022 ve 11/02/2023 tarihlerinde 2 adet başvuruda bulunduğu ve reddedildiği, Anlaşılmıştır.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının; 3.1. “Devletin temel amaç ve görevleri” başlıklı 5’inci maddesinde; “Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”, 3.2. “Kanun önünde eşitlik” başlıklı 10’uncu maddesinin beşinci fıkrasında; “Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket zorundadırlar.”, 3.3. “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17’nci maddesinin birinci fıkrasında; “Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.”, 3.4. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”, 4. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun; 4.1. “Amaç” başlıklı 1’inci maddesinde; “Bu Kanunun amacı; kamu hizmetlerinin işleyişinde bağımsız ve etkin bir şikâyet mekanizması oluşturmak suretiyle, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve önerilerde bulunmak üzere Kamu Denetçiliği Kurumunu oluşturmaktır.”, 4.2. “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 5. 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanununun; 5.1. “Amaç” başlıklı 1’inci maddesinde; “Bu Kanunun amacı; korunmaya, bakıma veya yardıma ihtiyacı olan aile, çocuk, engelli, yaşlı ve diğer kişilere götürülen sosyal hizmetlere ve bu hizmetleri yürütmek üzere kurulan teşkilatın kuruluş, görev, yetki ve sorumluluklar ile faaliyet ve gelirlerine ait esas ve usulleri düzenlemektir.”,
5.2.“Kapsam” başlıklı 2’nci maddesinde; “Bu Kanun, sosyal hizmetlerle ilgili tüm kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek kişileri ve özel hukuk tüzelkişilerini, sosyal hizmet kurum ve kuruluşlarında çalışan personeli, sosyal hizmetlerden faydalananları ve faydalanacak durumda olanları kapsar.”, 5.3. “Korunmaya, bakıma, yardıma ihtiyacı olan engelli, yaşlı ve diğer kişilere ilişkin hususlar” başlıklı 26’ncı maddesinde; “Korunmaya, bakıma, yardıma ihtiyacı olan aile, engelli, yaşlı ve diğer kişilerin tespiti, incelenmesi ve bunların sosyal hizmetlerden yararlandırılmasına ilişkin esaslar bir yönetmelikle düzenlenir.”, 6. 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanununun; 6.1. “Amaç” başlıklı 1’inci maddesinde; “Bu Kanunun amacı; fakru zaruret içinde ve muhtaç durumda bulunan vatandaşlar ile gerektiğinde her ne suretle olursa olsun Türkiye’ye kabul edilmiş veya gelmiş olan kişilere yardım etmek, sosyal adaleti pekiştirici tedbirler alarak gelir dağılımının adilane bir şekilde tevzi edilmesini sağlamak, sosyal yardımlaşma ve dayanışmayı teşvik etmektir.”, 6.2. “Kapsam” başlıklı 2’nci maddesinde; “Fakrü zaruret içinde ve muhtaç durumda bulunan kanunla kurulu sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi olmayan ve bu kuruluşlardan aylık ve gelir almayan (…)(1)
vatandaşlar ile geçici olarak küçük bir yardım veya eğitim ve öğretim imkanı sağlanması halinde topluma faydalı hale getirilecek, üretken duruma geçirilebilecek kişiler bu Kanun kapsamı içindedir.
Ancak, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde sayılan genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin 5510 sayılı
Kanun gereği ödedikleri katılım payları bu Kanun kapsamındadır. Ancak yıl içinde ödenen tutarlar, takip eden yılda Hazine tarafından Fona geri ödenir.
Ayrıca, kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulu sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi olmakla veya bu kuruluşlarca aylık veya gelir bağlanmış olmakla birlikte, Fon Kurulunca belirlenecek ölçütlere göre; hane içindeki kişi başına düşen geliri, onaltı yaşından büyükler için belirlenen aylık net asgari ücretin 1/3’ünden az olan kişilerden fakir ve muhtaç durumda bulunanlar da bu Kanun kapsamındadır.
Her türlü acil durum ve afetten zarar görenler ve şehit yakınları ile gaziler ise, Fon Kurulu ile Sosyal
Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarınca belirlenecek kriter ve süreler çerçevesinde bu Kanun ile sağlanacak haklardan yararlandırılır.”, 6.3. “Vakıflar” başlıklı 7’nci maddesinde; “Bu Kanunun amacına uygun faaliyet ve çalışmalar yapmak ve ihtiyaç sahibi vatandaşlara nakdî ve aynî yardımda bulunmak üzere her il ve ilçede sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıfları kurulur.
Mülkî idare amirleri vakfın tabii başkanı olup, illerde belediye başkanı, defterdar, il millî eğitim müdürü, il sağlık müdürü, il tarım müdürü, il sosyal hizmetler ve çocuk esirgeme kurumu müdürü ve il müftüsü; ilçelerde belediye başkanı, mal müdürü, ilçe millî eğitim müdürü, Sağlık Bakanlığının ilçe üst görevlisi, varsa ilçe tarım müdürü ve ilçe müftüsü vakfın mütevelli heyetini oluşturur. Ayrıca her faaliyet dönemi için, il dahilindeki köy ve mahalle muhtarlarının valinin çağrısı üzerine yapacağı toplantıya katılanların salt çoğunluğuyla kendi aralarından seçecekleri birer muhtar üye ile ilde kurulan ve bu Kanunda belirtilen amaçlara yönelik faaliyette bulunan sivil toplum kuruluşlarının yöneticilerinin kendi aralarından seçecekleri iki temsilci ve hayırsever vatandaşlar arasından il genel meclisinin seçeceği iki kişi;
ilçe dahilindeki köy ve mahalle muhtarlarının kaymakamın çağrısı üzerine yapacağı toplantıya katılanların salt çoğunluğu ile kendi aralarından seçecekleri birer üye ile ilçede kurulu ve bu Kanunda belirtilen amaçlara yönelik faaliyette bulunan sivil toplum kuruluşlarının yöneticilerinin kendi aralarından seçecekleri bir temsilci ve hayırsever vatandaşlar arasından il genel meclisinin seçeceği iki kişi mütevelli heyetinde görev alırlar. İl veya ilçede bu Kanunda belirtilen amaçlara yönelik faaliyette bulunan sivil toplum kuruluşu olmaması halinde, hayırsever vatandaşlar arasından il genel meclisinin seçeceği üçüncü bir kişi daha mütevelli heyetinde görev yapar.
Büyükşehir belediyesi bulunan illerdeki il ve ilçe sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarında, ikinci fıkrada hayırsever vatandaşlar arasından seçileceği belirtilen iki üye; il sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıfları için doğrudan vali tarafından, ilçe sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıfları için ise kaymakamın teklifi üzerine vali tarafından belirlenir. Ayrıca, il veya ilçede bu Kanunda belirlenen amaçlara yönelik faaliyette bulunan sivil toplum kuruluşu bulunmaması hâlinde il sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıfları için doğrudan vali tarafından, ilçe sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıfları için ise kaymakamın teklifi üzerine vali tarafından üçüncü bir kişi daha belirlenir. İl veya ilçe sınırları içerisinde köy bulunmaması hâlinde, köy muhtarı yerine bir mahalle muhtarı daha mütevelli heyetinde görev yapar. İlde vali, bir vali yardımcısını başkan vekili olarak; büyükşehir belediye başkanı, genel sekreteri veya genel sekreter yardımcısını; il belediye başkanı da bir belediye başkan yardımcısını toplantılarda kendisini temsil etmek üzere görevlendirebilir…”, Hükümlerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ C. ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ
7. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya birlikte değerlendirildiğinde; şikâyete konu edilen işlemde hukuka aykırılık tespit edilemediğinden, başvurunun reddi yönünde hazırlanan “Ret Kararı Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 8. Başvurucu özetle; 05/01/2023 tarihinde aile destek programından faydalanmak amacıyla Nazilli Sosyal
Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfına başvurduğunu, muhtaç olmama durumu nedeni ile başvurusunun reddedildiğini belirterek mağduriyetinin giderilmesini talep etmektedir.
9. Bilindiği üzere; Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan hukuk devletinin temel ilkelerinden biri de
“belirlilik”tir. Anayasa Mahkemesinin 17/04/2008 tarih ve 2005/5 Esas, 2008/93 Karar sayılı ilamında da açıkça vurgulanan “belirlilik ilkesine” göre, yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gereklidir. Belirlilik ilkesi, hukuksal güvenlikle bağlantılı olup, bireyler belirli bir kesinlik içinde, hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını, bunların idareye hangi şekilde müdahale yetkisi verdiğini bilmelidir. Ancak bu durumda kişiler kendisine düşen yükümlülükleri öngörebilir ve davranışlarını ayarlayabilir. Hukuk güvenliği, normların öngörülebilir olmasını, bireylerin
tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılmaktadır.
10. Ayrıca; Anayasanın 87’nci maddesine göre “kanun koymak, değiştirmek ve kaldırmak” Türkiye Büyük
Millet Meclisinin görev ve yetkisindedir. Yasa koyucu Anayasada belirtilen istisnalar dışında istediği alanda ve istediği içerikte kanun çıkarmakta özgürdür. Anayasa’ya aykırı olmamak şartıyla her konunun kanunla düzenlenebileceği ifade edilmektedir. Bu konuda geniş bir takdir alanına sahiptir. Bununla birlikte, idarenin bütün işlemlerinin önceden öngörülerek bütün unsurlarıyla kurallara bağlanması da mümkün değildir. Bu sebeple, çok çeşitli görevler üstlenmiş olan idarenin, durumun icabına göre harekette bulunma konusunda serbest olması gerekmektedir ve görevlerinin niteliği açısından idarelere belli konularda takdir yetkisi tanımak zorunludur. Kanun koyucu, idarelerin görev ve yetkilerinin sınırlarını çizerken, belirli bir konuda karar alıp almama veya alacağı kararlar arasından seçim yapma konusunda, ayrıca yetkileri kullanıp kullanmamada ve kullanılmasının gereklerini saptamada, idareleri az ya da çok serbest bırakabilmektedir. Bu gibi durumlarda da idarenin takdir yetkisinden söz edilmektedir. (Prof. Dr. A. Şeref
Gözübüyük, “Yönetim Hukuku” Güncelleştirilmiş 14 üncü Bası, Turhan Kitabevi, Ankara, 2000, s.277)
11. Buna göre takdir yetkisi, idareye, işlemin sebebini, konusunu, zaman ve yerini belirlemek, çeşitli çözümlerden birini seçmek, işlem yapmak ya da yapmamak konusunda verilen hareket serbestisidir (Turan
Yıldırım, İdare Hukuku, 5. baskı, İstanbul: On İki Levha, 2013, s.699). Bir başka tanıma göre de takdir yetkisi, belli olguların varlığı halinde, idarenin serbestçe ya da mevcut seçeneklerden birini uygun gördüğünce tercih ederek karar alabilme imkânıdır (Yıldızhan Yayla, İdare Hukuku, 2. baskı, Beta
Yayınları, s.190).
12. Somut başvuru hakkında yapılan inceleme neticesinde; başvurucunun hanede eşi ile birlikte 2 kişi ikamet ettikleri, ikamet edilen konutun kendilerine ait olduğu, kira giderlerinin bulunmadığı, eşinin üzerine kayıtlı 1.3.dt Enjoy Disel- model araç bulunduğu, başvurucunun eşinin yaklaşık 7 yıldır işsiz olduğu ve hiçbir işte çalışmadığı, kendiisnin ise yevmiyeli olarak çalıştığını beyan ettiği, hanedeki bireylerin genç ve çalışabilir nitelikte olduğu, herhangi bir sağlık sorunlarının bulunduğuna dair kuruma bir evrak ibraz etmedikleri, bu kapsamda yapılan hane ve sistem incelemesi neticesinde haneye kayıtlı konut, taşıt ve yevmiye gelirleri göz önünde bulundurularak yapılan hesaplama sonucu hanenin 3294 sayılı kanunun 2. maddesi kapsamında mevcut zaman itibarıyla yardım alma muhtaçlık şartlarını taşımadığı değerlendirilerek yardım talebinin reddedildiği, anlaşılmıştır.
13. Bilindiği üzere, ilgili mevzuat hükümlerinde Sosyal Yardımlaşma ve Daynaışma Vakıflarının özel hukuk tüzel kişiliğine sahip ve yetkili karar organının mütevelli heyeti olduğu, yardımların düzenli aylık niteliğinde olmayıp muhtaç vatandaşların ihtiyaçlarının önem derecesi göz önünde bulundurularak yapıldığı, sosyal inceleme sonrasında muhtaçlık kararının alınması ve ayni-nakdi yardımların yapılmasına ilişkin tüm iş ve işlemlerin vakıflar tarafından yerine getirilmesi gerektiği, vakıflarının yönetim ve temsile yetkili organı olan mütevelli heyetinin atanmış ve seçilmiş üyelerden oluştuğu, mülkî idare amirlerinin vakfın doğal başkanı olduğu, vakıfların Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının idari yapılanması içerisinde yer aldığı, denetimlerinin ise Vakıflar Genel Müdürlüğü ve İçişleri Bakanlığı ile Aile ve Sosyal Hizmetler
Bakanlığı tarafından yapılacağı hususları ayrıntılı bir şekilde açıklanmıştır.
14. Ayrıca, ilgili mevzuat hükümlerinde “muhtaçlığın”; gelir, servet ve harcamalar esas alınarak nasıl belirleneceğine ilişkin ayrıntılı hükümlere yer verilmiş olup, 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve
Dayanışmayı Teşvik Kanununun 2’nci maddesinin üçüncü fıkrasında, “[…] Fon Kurulunca belirlenecek ölçütlere göre; hane içindeki kişi başına düşen geliri, onaltı yaşından büyükler için belirlenen aylık net asgari ücretin 1/3’ünden az olan kişilerden fakir ve muhtaç durumda bulunanlar […]” hükmü ile geliri muhtaçlık sınırının altında olanlara “Fon Kurulunca belirlenecek ölçütlere göre” yardım yapılacağı düzenlenmiştir.
15. Bununla birlikte, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından Aile Destek Programı adı altında ihtiyaç sahibi ailelerin desteklenmesi amacıyla Haziran 2022-Mayıs 2023 dönemi arasında, en fazla 12 aylık ödeme dönemi ile sınırlı olmak üzere, hanelerin kişi başına düşen gelir tutarına göre belirlenen 4 farklı gelir aralığı için 850-1250 TL tutarları arasında değişen aylık yardım ödenmesini içeren bir yardım programı öngörülmüştür. Aile Destek Programına başvurular, e-Devlet kapısı üzerinden yapılabileceği gibi doğrudan başvuru yapan vatandaşın yerleşim yeri adresinin bulunduğu ilgili Sosyal Yardımlaşma ve
Dayanışma Vakıflarına da yapılabilmektedir. Aile Destek Programı adıyla yapılan yardımlarda, hesaplanan hane içindeki kişi başına düşen gelirin her yıl belirlenen aylık net asgari ücretin 1/3’ünden az olması durumunda, Mütevelli Heyetinin Kararına istinaden yardım başvurusu kabul edilmekte aksi durumda ise yardım başvurusu reddedilmektedir.Gelir seviyesi tespiti, hane yaklaşımı çerçevesinde yapılmakta ve hane geliri ile hanedeki kişi sayısı üzerinden, hane içindeki kişi başına düşen gelirin tespitini içermektedir. Bu nedenle hanedeki tüm bireylerin gelir, servet ve harcama bilgileri hesaplamaya dâhil edilmektedir. Bu hesaplamada GSS Gelir Testi kapsamında kullanılan yöntem kullanılmaktadır. Bahse konu bilgiler, Bütünleşik Sosyal Yardım Bilgi Sistemi üzerinden kurumların veri tabanlarındaki bilgilerin sorgulanması yoluyla ve Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarınca yapılan hane ziyaretleri veya temin edilen hane beyanları yoluyla elde edilmektedir.
16. Yukarıda yer alan bilgi, belge ve başvurucunun yaptığı yardım başvurularının Nazilli Sosyal
Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı tarafından reddedildiği hususu birlikte değerlendirildiğinde; sosyal yardım müracaatları değerlendirilirken hanede yaşayan kişiler adına SGK kaydı, emekli maaşı, tarım arazisi, ticari iş yeri, kira geliri, arsa, mesken, araç vb. kayıtların dikkate alındığı, yapılan hene incelemesi ve Bütünleşik Sosyal Yardım Bilgi Sistemi üzerindeki bilgilere göre başvurucunun, haneye kayıtlı konut, taşıt ve yevmiye gelirlerine istinaden, 3294 sayılı Kanun kapsamında hanede kişi başına düşen aylık gelirin, muhtaçlık sınırı üstünde tespit edildiği, bu haliyle kişi başına düşen hane gelirinin hesaplanan muhtaçlık sınırının üzerinde olması ve ilgili mevzuat hükümlerinde hane geliri muhtaçlık sınırının altında olanlara
“Fon Kurulunca belirlenecek ölçütlere göre” sosyal yardım yapılacağı düzenlenmiş olduğundan, bahse konu sosyal yardım talebinin idarece kabul edilmemesine dair işlemin, ilgili mevzuatın sosyal yardım başvurusu yapan kişilerde aradığı maddi kriterlerin (somut başvuruda kişi başına düşen hane geliri kriterinin) karşılanmamasından kaynaklandığı ve bu haliyle idarenin işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmış olup, daha önce benzer taleplerle ilgili olarak Kurumumuza yapılan başvurularda verilmiş emsal kararlar da (27/01/2023 tarihli ve 2022/15297 nolu Ret Kararı, 07/06/2021 tarihli ve 2021/2120 nolu Ret Kararı, 06/07/2021 tarihli ve 2021/2258 nolu Ret Kararı, vb.) bulunmaktadır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 17. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup, idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak
Kurumumuza gönderildiği, ayrıca idarenin başvurucuyla ilgili işlemlerinde kanunlara uygunluk, makul sürede karar verme ve kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi ilkelerine uygun davrandığı görülmüştür.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
18. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliği tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup, Aydın İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE, Kararın, BAŞVURUCU ile NAZİLLİ KAYMAKAMLIĞINA (SOSYAL YARDIMLAŞMA VE
DAYANIŞMA VAKFI) tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi