ÖZET: Başvuru, Hani Belediye Başkanlığı ile yapılan kanalizasyon yapım işine ilişkin alacakların ödenmemesi üzerine yapılmıştır. Şikayetçi, 2005 yılında imzalanan sözleşme gereği, Hani Belediyesi’nin kendisine ödemesi gereken 122.945,59 TL tutarındaki 5. hakkedişin ödenmediğini belirtmektedir. İdare, bütçe yetersizliği nedeniyle bu ödemenin yapılamadığını, ancak ilgili borcun 6360 sayılı Kanun çerçevesinde Diyarbakır Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü’ne devredilmesi gerektiğini ifade etmiştir.

Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuruya ilişkin idarelerden bilgi talep etmiş ve yapılan incelemelerde, şikayetçi şirketin alacağının zamanında devredilmediği tespit edilmiştir. Hani Belediye Başkanlığı’nın, borcun ödenmemesi konusunda yasal süreçleri başlatmasına rağmen, kamu hizmetlerine ilişkin malların haczedilemeyeceği nedeniyle alacak tahsilatı gerçekleştirilememiştir. Bu durum, hukuki belirsizlik ve mülkiyet hakkının ihlali olarak değerlendirilmiştir.

Sonuç olarak, Kamu Denetçiliği Kurumu, Hani Belediye Başkanlığı ve Diyarbakır Valiliği’ne, borcun devri ve ödenmesi için gerekli işlemlerin bir an önce yapılması yönünde tavsiyede bulunmuştur. İlgili idarelerin, bu tavsiyeye uygun hareket etmesi ve sürecin hızlandırılması gerektiği vurgulanmıştır.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2021/262-S.21.433

BAŞVURU NO : 2020/88591

KARAR TARİHİ : 06/01/2021

TAVSİYE KARARI

.

BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ :

BAŞVURUYA KONU İDARE : DİYARBAKIR VALİLİĞİ

DİYARBAKIR SU VE KANALİZASYON

İDARESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

HANİ BELEDİYE BAŞKANLIĞI

Şikâyetçinin, Kanalizasyon Yapım İşi bedeline

BAŞVURUNUN KONUSU :

yönelik alacağının ödenmesi talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 13/07/2020

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza yapılan tarihli başvuruda şikayetçi özetle; “temsile yetkili olduğu ile Hani Belediye Başkanlığı arasında 26/10/2005 tarihinde usulüne uygun olarak yapılan sözleşme gereği; müvekkil şirketin, Hani Belediyesi Kanalizasyon Yapım İşini, süresi içinde sözleşme hükümleri çerçevesinde yerine getirdiğini, ancak Hani Belediye Başkanlığı’nın söz konusu kanalizasyon yapım işi için 5. hakkediş tutarı olan 122.945,59.TL.’yi ödemediğini, İdare hakkında başlattıkları icra takiplerinin de yasal korumalar nedeniyle sonuçsuz kaldığını iddia ederek müvekkil şirketin alacaklarının ivedilikle ödenmesini” talep etmektedir.

II. İDARELERİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzca, başvuruya konu iddialar hakkında Hani Belediye Başkanlığı, Diyarbakır Su ve Kanalizasyon İdaresi (DİSKİ) Genel Müdürlüğü ile Çevre ve Şehircilik

Bakanlığı Yerel Yönetimler Genel Müdürlüğü’nden bilgi-belge talep edilmiştir.

Bu kapsamda, Diyarbakır Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü’nün 15/10/2020 tarihli ve sayılı cevabi yazılarıyla Kurumumuza iletilmiştir.

2.1. DİSKİ Genel Müdürlüğü’nün anılan yazısı ve eklerinde özetle, 2.2. Hani Belediye Başkanlığı tarafından tarafından 29/03/2014 tarihli Valilik makamı olurlarıyla Hani Belediyesi, Su, Kanalizasyon, Katı Atık Depolama, Bertaraf, Ulaşım, Her çeşit

Yolcu ve Yük Terminalleri, Toptancı Halleri, Mezbaha, Mezarlık ve İtfaiye Hizmetlerindeki

Borçların Listesinin Kurumlarına sunulduğu, söz konusu listede 1 sıra numarasında; 798.015,03 TL. Kanalizasyon-Teminatlı İkraz Kredileri, 2 sıra numarasında; 1.440.519, 59 TL.

6. gurupta yapılandırılan krediler- içme suyu şeklinde olduğu ve yine Hani Belediye Başkanlığı tarafından gönderilen ve borçların listesini gösteren 31/12/2014 tarihli Muhasebe İşlem

Fişlerinde şikayetçi firma ile Hani

Belediye Başkanlığı arasında iş akdi nedeniyle Kurumlarına aktarılan herhangi bir borca rastlanmadığı, bildirilmiştir.

3. Şikayet konusu hakkında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 17/11/2020 tarihli ve sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle; 3.1. 6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması İle Bazı

Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 1 inci maddesinde; “(1) Aydın, Balıkesir, Denizli, Hatay, Malatya, Manisa, Kahramanmaraş, Mardin, Muğla, Ordu, Tekirdağ, Trabzon, Şanlıurfa ve Van illerinde, sınırları il mülki sınırları olmak üzere aynı adla büyükşehir belediyesi kurulmuş ve bu illerin il belediyeleri büyükşehir belediyesine dönüştürülmüştür.

(2) Adana, Ankara, Antalya, Bursa, Diyarbakır, Eskişehir, Erzurum, Gaziantep, İzmir, Kayseri, Konya, Mersin, Sakarya ve Samsun büyükşehir belediyelerinin sınırları il mülki sınırlarıdır.

(3) Birinci ve ikinci fıkrada sayılan illere bağlı ilçelerin mülki sınırları içerisinde yer alan köy ve belde belediyelerinin tüzel kişiliği kaldırılmış, köyler mahalle olarak, belediyeler ise belde ismiyle tek mahalle olarak bağlı bulundukları ilçenin belediyesine katılmıştır. …” hükümlerinin yer aldığı, Aynı Kanunun geçici 1 inci maddesinde; “(1) Bu Kanundaki devir, tasfiye ve paylaştırma işlemlerini yürütmek üzere vali tarafından, bir vali yardımcısının başkanlığında, valinin uygun göreceği kurum ve kuruluş temsilcilerinin ve ilgili belediye başkanlarının katılımıyla devir, tasfiye ve paylaştırma komisyonu kurulur. Bu komisyona yardımcı olmak üzere valinin görevlendirmesi ile alt komisyonlar da kurulabilir.

(3) 1 inci maddeye göre tüzel kişilikleri kaldırılan belediye ve köylerin personeli, her türlü taşınır ve taşınmaz malları, hak, alacak ve borçları, komisyon kararıyla ilgisine göre bakanlıklara, büyükşehir belediyesi, bağlı kuruluşu veya ilçe belediyesine devredilir. Devir işlemi ilk mahalli idareler genel seçimi itibarıyla uygulamaya konulur.

(4) Bu Kanun ile tüzel kişilikleri kaldırılan il özel idareleri; personelini, her türlü taşınır ve taşınmaz malları ile hak, alacak ve borçlarını bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren bir ay içinde valiliğe bildirir. Bu idarelerin taşınmazlarının satışı, tahsisi ve kiralanması, iş ve toplu iş sözleşmesinin yapılması, her türlü imar uygulaması (inşaat ruhsatı hariç), iş makineleri ve diğer taşıtların satışı ile borçlanmaları İçişleri Bakanlığının onayına bağlıdır. …

(5) Bu Kanun ile tüzel kişilikleri kaldırılan il özel idarelerinin her türlü taşınır ve taşınmaz malları, hak, alacak ve borçları, komisyon kararıyla ilgisine göre bakanlıklara, bakanlıkların bağlı veya ilgili kuruluşları ile bunların taşra teşkilatına, valiliklere, yatırım izleme ve koordinasyon başkanlığına, büyükşehir belediyesine ve bağlı kuruluşuna veya ilçe belediyesine devredilmesine karar verilir. Devir işlemi, yapılacak ilk mahalli idareler genel seçimi tarihinde uygulamaya konulur.

(7) Bu Kanunla büyükşehir belediyesine dönüşen il belediyesinin sahip olduğu her türlü taşınır, taşınmaz malları ve personeli, komisyon kararıyla ilgisine göre büyükşehir belediyesi ve ilçe belediyeleri ile bağlı kuruluşlar arasında paylaştırılır.

(8) Bu Kanunla büyükşehir ilçe belediyesi olan belediyelerce yürütülen su, kanalizasyon, katı atık depolama ve bertaraf, ulaşım, her çeşit yolcu ve yük terminalleri, toptancı halleri, mezbaha, mezarlık ve itfaiye hizmetlerine ilişkin olmak üzere personel, her türlü taşınır ve taşınmaz malları ve bu hizmetlerin yerine getirilmesine yönelik yatırım, alacak ve borçları, komisyonca ilgisine göre büyükşehir belediyesi ile ilgili bağlı kuruluş arasında paylaştırılır.

…” hükümlerinin yer aldığını,

2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri

Hakkında Kanun’un 1 inci maddesinde; “…Genel Müdürlüğün hizmeti, İstanbul Büyük Şehir

Belediyesinin görev alanı ile sınırlıdır…” hükmü, “Devir işleri” başlıklı 26 ncı maddesinde; “Bu Kanunun 1 inci maddesinin 2 nci fıkrası gereğince Cumhurbaşkanı Kararı ile su ve kanalizasyon işleri İSKİ’ye verilecek belediye ve köyler ile yakın çevresindeki belediye ve köylerin İstanbul Belediyesine bağlanmaları halinde bu belediye ve köylerin mevcut su, kanalizasyon tesisleri ve bunlarla ilgili taşınır ve taşınmaz malları, hak ve borçları ve personeli tüm özlük hakları ile birlikte bir protokolle İSKİ’ye devredilir.” hükmü, Ek 5’inci maddesinde; “Bu Kanun diğer büyükşehir belediyelerinde de uygulanır.” hükmünün bulunduğu, Diğer taraftan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi 6360 sayılı Kanundan önce büyükşehir statüsünde olan bir belediye olması ile birlikte 6360 sayılı Kanunla il mülki sınırları büyükşehir belediye sınırı haline geldiği, 6360 sayılı Kanunun ilgili hükümlerinin 1 Nisan

2014 tarihinde yürürlüğe girmesi ile birlikte Diyarbakır Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel

Müdürlüğü Diyarbakır ili sınırlarının tamamına hizmet götürmeye başladığı, Yukarıda yer alan mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi neticesinde; 6360 sayılı

Kanun ile büyükşehir belediyesine dönüşen il belediyesi ve büyükşehir ilçe belediyesine dönüşen ilçe belediyeleri ile tüzel kişiliği kaldırılan il özel idareleri, belde belediyeleri ve köyler ile daha önce büyükşehir belediye statüsünde olup bu Kanunla büyükşehir belediye sınırlarının il mülki sınırı haline gelmesi ve bu yerlerde tüzel kişiliğe sahip köy ve belde belediyelerinin tüzel kişiliğinin kaldırılması ile su ve kanalizasyon hizmetlerinin büyükşehirlerde kurulacak su ve kanalizasyon idarelerince yürütüleceği, daha önce büyükşehir statüsünde olan büyükşehirlerde bulunan su ve kanalizasyon idarelerinin de il mülki sınırlarına hizmet götüreceğinden su ve kanalizasyon hizmeti ile ilgili olarak taşınır, taşınmaz, alacak ve borçların ilgili idareye geçmesi gerektiği, söz konusu işlemler 6360 sayılı

Kanun çerçevesinde Valilik bünyesinde kurulan devir, tasfiye ve paylaştırma komisyonları tarafından yapıldığı, Konuya ilişkin Diyarbakır Valiliğinden 06/10/2020 tarihli ve 208233 sayılı yazı ile Valilikleri bünyesinde kurulan devir, tasfiye ve paylaştırma komisyonunun bahse konu alacağın

Diyarbakır Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğüne devrinin yapılıp yapılmadığı konusunda bilgi talep edildiği, Diyarbakır Valiliği (Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü)’nin 22/10/2020 tarihli ve sayılı yazısı ekinde konuya ilişkin kararın bir örneğinin

Bakanlığa gönderildiği. öte yandan, konu ile ilgili olarak diğer belediyelerde bu şekilde ortaya çıkan ve uyuşmazlık konusu teşkil eden bir anlaşmazlığa Bakanlık kayıtlarında rastlanılmadığı, ifade edilmiştir.

4. Şikayet konusu hususla ilgili Hani Belediye Başkanlığı tarafından 16/12/2020 tarihli ve sayılı cevabi yazıda; 4.1. Hani İlçesi’nin kanalizasyon şebekesi yapımı işi ile ilgili 22.09.2005 tarihinde yapılan ihalenin 2.118.580,00 YTL bedelle Alfen Taahhüt İnşaat Sanayi Ticaret Limited Şirketi uhdesin kaldığı, 11 /11/.2005 tarihinde işin yer tesliminin yapıldığı ve 26/10/2005 tarihinde de sözleşme yapıldığının tespit edildiği,

4.2. İşin finansmanının İller Bankası AŞ.’den temin edilen 2.000.000,00 TL. krediden sağlandığı, Yapılan iş ile ilgili 5. hakkediş tutarının 27/12/2007 tarihli ve 1140 sayılı yazıyla

İller Bankası Diyarbakır 11. Bölge Müdürlüğü’ ne gönderildiği ve KDV dahil 122.945,59 YTL’ nin yüklenici ödenmesinin istendiği, İller

Bankası Diyarbakır 11. Bölge Müdürlüğü’ nün 24.08.2006 tarihli ve sayılı ve 28.12.2007 tarihli ve sayılı yazılarında ” söz konusu tesis için Belediyeye tahsis edilen kredinin bittiği ve 5 no’lu hakkedişin ya Belediye imkanlarıyla ödenmesi ya da tesis için yeni kredi talebinde bulunulması gerektiğinin ” taraflarına bildirildiği, 4.3. Temin edilen kredi miktarı işin bitirilmesi için yeterli gelmediğinden ve Belediye bütçesinden de katkı sağlanamadığından, 17.08.2006 tarihli ve 2006/ sayılı yazı ile İller

Bankası I l . Bölge Müdürlüğü’ ne başvurularak işin bitirilmesi için 600.000,00 YTL kredi talep edildiği, ancak, ihtiyaç duyulan kredi temin edilemediği, 4.4. İşin bitirilmesi için ihtiyaç duyulan kredi alınamadığından ve Belediye imkanlarıyla da ödenek sağlanamadığından, İller Bankası Diyarbakır 11. Bölge Müdürlüğü’ nün 28.03.2007 tarihli ve sayılı ve yine iller Bankası Diyarbakır 11. Bölge Müdürlüğü’ nün 28.03.2007 tarihli ve sayılı sayılı yazılarında sözleşme kapsamındaki işlerin tamamlanabilmesi için yapılan kredi başvurusunun olumsuz sonuçlandığından, geriye kalan işlerin ya Belediye imkanlarıyla yapılması ya da ihale makamı olarak tesisin tasfiye kabulünün yapılmasının gerektiği ” bildirildiğinden, Belediye Meclisinin 07/11/2007 tarihli ve 2007/ sayılı kararı ile tesisin tasfiye kabulünün yapılmasının kararlaştırıldığı, Belediye Meclisinin bu kararına istinaden oluşturulan Tasfiye Kabul Komisyonunca 03/12/2007 tarihinde işin tasfiye kabulünün yapıldığı ve 06/12/2007 tarihinde Başkanlık Makamınca onaylandığı, İller Bankası

A.Ş. Genel Müdürlüğü’nden gerekli kredi temin edilemediğinden ve Belediye bütçesinin de yeterli olmamasından ötürü bu güne kadar şikayetçi şirkete ödeme yapılamadığı, 4.5. Bilindiği üzere; 06 Aralık 2012 tarih ve 28489 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 12/11/2012 tarih ve 6360 Sayılı On Üç İlde Büyükşehir Belediyesi Ve Yirmi

Altı İlçe Kurulması İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik

Yapılmasına Dair Kanun’ un Geçici 1. maddesinin 8 inci fıkrası ” Bu Kanunla büyükşehir ilçe belediyesi olan belediyelerce yürütülen su, kanalizasyon, katı atık depolama ve bertaraf, ulaşım, her çeşit yolcu ve yük terminalleri, toptancı halleri, mezbaha, mezarlık ve itfaiye hizmetlerine ilişkin olmak üzere personel, her türlü taşınır ve taşınmaz malları ve bu hizmetlerin yerine getirilmesine yönelik yatırım, alacak ve borçları, komisyonca ilgisine göre büyükşehir belediyesi ile ilgili bağlı kuruluş arasında paylaştırılır.” gereğince, söz konusu borç kanalizasyon şebekesi yapımından kaynaklı olması ve 30 Mart 2014 tarihinde yapılan

Mahalli İdareler Seçiminden önceki bir tarihe ait olması münasebetiyle şikayetçi

‘ nin kanalizasyon şebekesi yapım işi ile ilgili 5.

hakkediş miktarı olan KDV dahil 122.945,59 TL’ nin ( faiz ve diğer giderler hariç ) DİSKİ

Genel Müdürlüğü’ nce ödenmesinin gerektiği, 4.6. 6360 sayılı Yasanın Geçici 1. maddesinin 1. fıkrası uyarınca Diyarbakır Valiliği’ nce oluşturulan devir, tasfiye ve paylaştırma komisyonunun 29/03/2014 tarihli kararının ” Hani

Belediyesi Su, Kanalizasyon, Katı Atık Depolama, Bertaraf, Ulaşım, Her Çeşit Yolcu ve Yük

Terminalleri, Toptancı Halleri, Mezbaha, Mezarlık ve İtfaiye Hizmetlerindeki Borçların Listesi

” nde Belediyenin İller Bankasına olan 798.015,03 TL kanalizasyon -Teminatlı Kredi borcu ile 1.440.519,59 TL 6. grupta yapılandırılan krediler içme suyu borcunun Diyarbakır Büyükşehir

Belediyesi ( DİSKİ Genel Müdürlüğü)’ne devredildiği, Şikayetçi

’nin kanalizasyon şebekesi yapım işi ile ilgili 5. hakkediş miktarı olan

KDV dahil 122.945,59 TL alacağının, 30 Mart 2014 tarihinde yapılan mahalli idareler

Seçiminden önce Diyarbakır Valiliği’nce oluşturulan devir, tasfiye ve paylaştırma komisyonuna bildirildiğine ilişkin bir kayıt bulunamadığı, şayet kanalizasyon şebekesi yapımından kaynaklı olan söz konusu bu borç eğer zamanında bildirilmiş olsaydı, DİSKİ Genel Müdürlüğü’ ne devrinin gerçekleşeceği, Hak ve adalet gereği, kanalizasyon şebeke yapımından kaynaklı bu borcun, sehven Diyarbakır Valiliği’nce oluşturulan devir, tasfiye ve paylaştırma komisyonuna bildirilememiş olsa bile Yasa ile DİSKİ Genel Müdürlüğü’ ne devredilen işler kapsamında bulunmakta olduğu ve DİSKİ Genel Müdürlüğün’ce ödenmesi gereken bir borç olduğu, 4.7. Şikayetçi ‘nin kanalizasyon şebekesi yapım işi ile ilgili 5. hakkediş miktarı olan KDV dahil 122.945,59 TL alacağın, 6360 Sayılı

Yasanın Geçici 1. maddesinin 8’inci fıkrası gereğince, söz konusu borcun kanalizasyon şebekesi yapımından kaynaklı olması ve 30 Mart 2014 tarihinde yapılan Mahalli İdareler

Seçiminden önceki bir tarihe ait olması münasebetiyle; ödemenin Diyarbakır Büyükşehir

Belediye Başkanlığı Diyarbakır Su ve Kanalizasyon idaresi Genel Müdürlüğü tarafından yapılması için 16/12/2020 tarihli ve E- sayılı yazı ile Diyarbakır

Büyükşehir Belediyesi ile Diyarbakır Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü’ne (DİSKİ)

talepte bulunulduğu ve yine 16/12/2020 tarihli ve sayılı yazı ile Diyarbakır Valiliği’ ne başvuru yapıldığı, söz konusu kanalizasyon yapım işinden kaynaklı borcun Devir, Tasfiye ve

Paylaştırma Komisyonunca Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanlığı Diyarbakır Su ve

Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü’ne devredilmesinin talep edildiği” açıklamalarına yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

5.2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının,

5.1. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan

Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler” hükmü, 5.2. “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2 nci maddesinde; “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir.” 5.3. “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35 inci maddesinde; “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”, 6. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine Ek (1) No.lu Protokol’ün “Mülkiyetin korunması” başlıklı 1 nci maddesinde; “Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez.”, 7.14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” 8. 24/12/2003 tarih ve 25326 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanarak yürürlüğe giren 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun; 8.1. “Hesap verme sorumluluğu” başlıklı 8 inci maddesinde; “ Her türlü kamu kaynağının elde edilmesi ve kullanılmasında görevli ve yetkili olanlar, kaynakların etkili, ekonomik, verimli ve hukuka uygun olarak elde edilmesinden, kullanılmasından, muhasebeleştirilmesinden, raporlanmasından ve kötüye kullanılmaması için gerekli önlemlerin alınmasından sorumludur ve yetkili kılınmış mercilere hesap vermek zorundadır”, 8.2. “Bütçe ilkeleri” başlıklı 13 üncü maddesinde; “ …

l) Bütçe gelir ve gider tahminleri ile uygulama sonuçlarının raporlanmasında açıklık, doğruluk ve malî saydamlık esas alınır.

m) Kamu idarelerinin tüm gelir ve giderleri bütçelerinde gösterilir.

n) Kamu hizmetleri, bütçelere konulacak ödeneklerle, mevzuatla belirlenmiş yöntem, ilke ve amaçlara uygun olarak gerçekleştirilir.

o) Bütçelerde, ödenekler belirli amaçları gerçekleştirmek üzere tahsis edilir.”, 8.3. “Ödenemeyen giderler ve bütçeleştirilmiş borçlar” başlıklı 34 üncü maddesinin ikinci fıkrasında; “…

Kamu idarelerinin nakit mevcudunun tüm ödemeleri karşılayamaması halinde giderler, muhasebe kayıtlarına alınma sırasına göre ödenir. Ancak, sırasıyla kanunları gereğince diğer kamu idarelerine ödenmesi gereken vergi, resim, harç, prim, fon kesintisi, pay ve benzeri tutarlara, tarifeye bağlı ödemelere, ilama bağlı borçlara, ödenmemesi halinde gecikme cezası veya faiz gibi ek yük getirecek borçlara ve ödenmesi talep edilen emanet hesaplarındaki tutarlara öncelik verilir…” 8.4. “Kamu idarelerinin sorumluluğu” başlıklı 76 ncı maddesinin ikinci fıkrasında; “Kamu idareleri ve görevlileri; malî yönetim ve kontrol sistemleri ile bütçenin hazırlanması, uygulanması, sonuçlandırılması, muhasebeleştirilmesi, raporlanması işlemlerine ait bilgi ve belgeleri denetimle görevlendirilmiş olanlara ibraz etmek, görevin sağlıklı yapılmasını sağlayacak önlemleri almak ve her türlü yardım ve kolaylığı göstermek zorundadır.”, 9. 6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması İle Bazı

Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun, 9.1. Büyükşehir belediyesi kurulması ve sınırlarının belirlenmesi başlıklı 1’nci maddesinde; “(1) Aydın, Balıkesir, Denizli, Hatay, Malatya, Manisa, Kahramanmaraş, Mardin, Muğla, Ordu, Tekirdağ, Trabzon, Şanlıurfa ve Van illerinde, sınırları il mülki sınırları olmak üzere aynı adla büyükşehir belediyesi kurulmuş ve bu illerin il belediyeleri büyükşehir belediyesine dönüştürülmüştür. (2) Adana, Ankara, Antalya, Bursa, Diyarbakır, Eskişehir, Erzurum, Gaziantep, İzmir, Kayseri, Konya, Mersin, Sakarya ve Samsun büyükşehir belediyelerinin sınırları il mülki sınırlarıdır. (3) Birinci ve ikinci fıkrada sayılan illere bağlı ilçelerin mülki sınırları içerisinde yer alan köy ve belde belediyelerinin tüzel kişiliği kaldırılmış, köyler mahalle olarak, belediyeler ise belde ismiyle tek mahalle olarak bağlı bulundukları ilçenin belediyesine katılmıştır. …” 9.2. Anılan Kanunun geçici 1’nci maddesinde; “”(1) Bu Kanundaki devir, tasfiye ve paylaştırma işlemlerini yürütmek üzere vali tarafından, bir vali yardımcısının başkanlığında, valinin uygun göreceği kurum ve kuruluş temsilcilerinin ve ilgili belediye başkanlarının katılımıyla devir, tasfiye ve paylaştırma komisyonu kurulur. Bu komisyona yardımcı olmak üzere valinin görevlendirmesi ile alt komisyonlar da kurulabilir.

(3) 1 inci maddeye göre tüzel kişilikleri kaldırılan belediye ve köylerin personeli, her türlü taşınır ve taşınmaz malları, hak, alacak ve borçları, komisyon kararıyla ilgisine göre bakanlıklara, büyükşehir belediyesi, bağlı kuruluşu veya ilçe belediyesine devredilir. Devir işlemi ilk mahalli idareler genel seçimi itibarıyla uygulamaya konulur.

(4) Bu Kanun ile tüzel kişilikleri kaldırılan il özel idareleri; personelini, her türlü taşınır ve taşınmaz malları ile hak, alacak ve borçlarını bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren bir ay içinde valiliğe bildirir. Bu idarelerin taşınmazlarının satışı, tahsisi ve kiralanması, iş ve toplu iş sözleşmesinin yapılması, her türlü imar uygulaması (inşaat ruhsatı hariç), iş makineleri ve diğer taşıtların satışı ile borçlanmaları İçişleri Bakanlığının onayına bağlıdır. …

(5) Bu Kanun ile tüzel kişilikleri kaldırılan il özel idarelerinin her türlü taşınır ve taşınmaz malları, hak, alacak ve borçları, komisyon kararıyla ilgisine göre bakanlıklara, bakanlıkların bağlı veya ilgili kuruluşları ile bunların taşra teşkilatına, valiliklere, yatırım izleme ve koordinasyon başkanlığına, büyükşehir belediyesine ve bağlı kuruluşuna veya ilçe belediyesine devredilmesine karar verilir. Devir işlemi, yapılacak ilk mahalli idareler genel seçimi tarihinde uygulamaya konulur.

(7) Bu Kanunla büyükşehir belediyesine dönüşen il belediyesinin sahip olduğu her türlü taşınır, taşınmaz malları ve personeli, komisyon kararıyla ilgisine göre büyükşehir belediyesi ve ilçe belediyeleri ile bağlı kuruluşlar arasında paylaştırılır.

(8) Bu Kanunla büyükşehir ilçe belediyesi olan belediyelerce yürütülen su, kanalizasyon, katı atık depolama ve bertaraf, ulaşım, her çeşit yolcu ve yük terminalleri, toptancı halleri, mezbaha, mezarlık ve itfaiye hizmetlerine ilişkin olmak üzere personel, her türlü taşınır ve taşınmaz malları ve bu hizmetlerin yerine getirilmesine yönelik yatırım, alacak ve borçları, komisyonca ilgisine göre büyükşehir belediyesi ile ilgili bağlı kuruluş arasında paylaştırılır.

10. 2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve

Görevleri Hakkında Kanunun, 10.1. Kuruluş başlıklı 1’nci maddesinde; “…Genel Müdürlüğün hizmeti, İstanbul Büyük

Şehir Belediyesinin görev alanı ile sınırlıdır. Ancak, şehrin yararlandığı su kaynaklarının korunmasına ilişkin hizmetler, büyük şehir belediye sınırları dışında da olsa bu kuruluş tarafından yürütülür. Ayrıca Cumhurbaşkanı anasistem ile ilgili başka belediye ve köylerin su ve kanalizasyon işlerini de bu Genel Müdürlüğe verebilir.” 10.2. “Devir işleri” başlıklı 26 ncı maddesinde; “Bu Kanunun 1 inci maddesinin 2 nci fıkrası gereğince Cumhurbaşkanı Kararı ile su ve kanalizasyon işleri İSKİ’ye verilecek belediye ve köyler ile yakın çevresindeki belediye ve köylerin İstanbul Belediyesine bağlanmaları halinde bu belediye ve köylerin mevcut su, kanalizasyon tesisleri ve bunlarla ilgili taşınır ve taşınmaz malları, hak ve borçları ve personeli tüm özlük hakları ile birlikte bir protokolle İSKİ’ye devredilir.

10.3. Ek 5’inci maddesinde; “Bu Kanun diğer büyükşehir belediyelerinde de uygulanır.” hükümleri yer almaktadır.

IV. KAMU DENETÇİSİ FATMA BENLİ YALÇIN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE

ÖNERİSİ

11. Şikayetçinin iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesi neticesinde hazırlanan “Tavsiye Kararı Önerisi” Kamu

Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden 12. Başvuran 1. paragrafta açıklandığı üzere müvekkil şirketin Hani Belediye Başkanlığı ile yapmış olduğu 26/10/2005 tarihli Hani İlçesi Kanalizasyon Yapım İşine yönelik yapılmış olan sözleşmeden kaynaklanan ve şirkete ödenmeyen 5. hakkediş tutarı olan 122.945,59 TL. vadesi geçmiş alacaklarının ivedilikle ödenmesini talep etmektedir.

13. Hani Belediye Başkanlığı tarafından yapılan açıklamada; İdare olarak Hani İlçesi

Kanalizasyon yapım işi için şikayetçi şirketle sözleşme imzaladıkları, söz konusu şirkete olan 5. hakkediş tutarı 122.945,59.TL.’nin Kurum bütçesinin yeterli olmamasından ödenemediği, konu hakkında İller Bankası A.Ş. Genel Müdürlüğü’nden ilave kredi talep edildiği, ancak o günün şartlarında kredi temin edilemediği, Kurumlarının söz konusu borcu kabul ettikleri, 6360 sayılı Kanun gereği söz konusu borcun muhteviyatı gereği, 2014 yılı içinde DİSKİ Genel

Müdürlüğü’ne devredilmesi gereken bir borç olduğu, ancak o tarihte sehven söz konusu borcun devredilemediği, şikayet konusu borcun devrinin yapılması için 16/12/2020 tarihinde

Diyarbakır Valiliği ve DİSKİ Genel Müdürlüğü’ne keyfiyetin bildirildiği, ifade edilmiştir.

14. DİSKİ Genel Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada; Hani Belediye Başkanlığı’nın kanunla devredilen alacak ve borçluların listesinde şikayetçi şirketin bulunmadığı, bilgisi verilmiştir.

15. Kamu mali yönetim ve denetim sistemini düzenleyen 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve

Kontrol Kanunu, ihale mevzuatı doğrultusunda mali disiplinin sağlanması için harcama talimatlarının ödenek dâhilinde olmasını şart koşmakta; ancak kanun koyucu nakit yetersizliği nedeniyle ortaya çıkabilecek sorunları önlemek amacıyla ödemelerde öncelik sıralaması yoluna gidilmektedir. 5018 sayılı Kanunun 8 inci maddesinde; her türlü kamu kaynağının elde edilmesi ve kullanılmasında görevli ve yetkili olanların, kaynakların etkili, ekonomik, verimli ve hukuka uygun olarak elde edilmesinden, kullanılmasından, muhasebeleştirilmesinden, raporlanmasından sorumlu oldukları ve yetkili mercilere hesap vermek zorunda oldukları hüküm altına alınmıştır. Yine anılan Kanunun 34 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre; “Kamu idarelerinin nakit mevcudunun tüm ödemeleri karşılayamaması halinde giderler, muhasebe kayıtlarına alınma sırasına göre ödenir. Ancak, sırasıyla kanunları gereğince diğer kamu idarelerine ödenmesi gereken vergi, resim, harç, prim, fon kesintisi, pay ve benzeri tutarlara, tarifeye bağlı ödemelere, ilama bağlı borçlara, ödenmemesi halinde gecikme cezası veya faiz gibi ek yük getirecek borçlara ve ödenmesi talep edilen emanet hesaplarındaki tutarlara öncelik verilir.” denilmekle 5018 sayılı Kanunda bir kısım alacaklara nakit yetersizliği hallerinde öncelik verilmiştir. Ancak, söz konusu uygulama nakit mevcudunun yetersiz olması durumunda idarelerin öncelikle hangi ödemeleri yapacağına yöneliktir. Kanun maddesinin gerekçesinde “nakit yetersizliği, hak sahibinin başvurmaması veya başka nedenlerle ödenemeyen giderler hakkında yapılacak işlemler hüküm altına alınmıştır” şeklinde belirtilmekle mezkûr maddenin temel amacının ödenemeyen giderler olduğu vurgulanmıştır. Şikayet konusu hususta da Hani Belediye

Başkanlığı tarafından şikayetçi şirkete yaptırılan Kanalizasyon Yapım İşine ait ödenmeyen borçla ilgili muhasebe kayıtlarının yapılmadığı, bundan dolayı söz konusu borcun DİSKİ Genel

Müdürlüğü’ne intikal ettirilemediği anlaşılmıştır.

16. Somut olayda; şikayetçi şirket vekili tarafından söz konusu borcun icra yoluyla tahsil edilmesine yönelik olarak 13/10/2008 tarihinde Diyarbakır 2. İcra Dairesi Müdürlüğü’ne başvuru yapıldığı ve 2008/ Esas numarası ile dosya açıldığı, Hani Belediye

Başkanlığı’nın borcun muhteviyatına değil de takip merciinin Hani İcra dairesi olması gerektiği yönündeki başvurusunu şikayetçinin Diyarbakır 2. İcra Hukuk Mahkemesinde dava konusu ettiği ve Mahkemece 31/03/2009 tarihli ve 2009/ sayılı kararla şikayetçi şirketin haklı bulunduğu, akabinde Diyarbakır 2. İcra Dairesi Müdürlüğü’nün yazılarına Belediye

Başkanlığı’nın yeterli bütçe olmadığı, personel maaşlarının dahi zor ödendiği, İller

Bankasından kredi talep edildiği gibi gerekçelerle cevaplandırmak suretiyle borcu ödemeden imtina ettiği, ancak mal bildiriminde bulunulduğu, bu şekilde İcra Müdürlüğü, şikayetçi vekili ve Belediye Başkanlığı arasında yazışmaların 2017 yılına kadar devam ettiği, en son şikayetçi şirket vekilinin Diyarbakır 1. İcra Hukuk Mahkemesinde Diyarbakır 2. İcra Dairesi

Müdürlüğü tarafından Hani Belediye Başkanlığı’nın İller Bankasındaki payına haciz konulması talebinin reddine ilişkin 29/11/2017 tarihli işlemin iptaline yönelik dava açtığı ve anılan

Mahkemece 5393 sayılı Kanunun 15’inci maddesinde zikredilen Belediyenin kamu hizmetinde fiilen kullanılan malları ile belediye tarafından tahsil edilen vergi, resim, gelirlerinin haczedilemeyeceği ve yine 5779 sayılı İl Özel İdarelerine ve Belediyelere Genel Bütçe Vergi gelirlerinden Pay verilmesi Hakkında Kanunun 7. maddesi gerekçe gösterilerek 18/07/2018 tarihli ve 2018/ Karar numarasıyla şikayetin reddine karar verildiği, dolayısıyla şikayetçinin kesinleşen alacağını icra yoluyla da tahsil imkanı elde edemediği anlaşılmıştır.

17. Diğer taraftan Hani İlçe Belediye Başkanlığı’nın da il mülki sınırları içinde bulunduğu, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi 6360 sayılı Kanundan önce büyükşehir statüsünde olan bir belediye olması ile birlikte 6360 sayılı Kanunun uygulamaya geçmesiyle il mülki sınırlarının büyükşehir belediye sınırı haline geldiği, 6360 sayılı Kanunun ilgili hükümlerinin 1 Nisan 2014 tarihinde yürürlüğe girmesiyle de Diyarbakır Su ve

Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü’nün Diyarbakır ili sınırlarının tamamına hizmet götürmeye başladığı, 6360 sayılı Kanun ile büyükşehir belediyesine dönüşen il belediyesi ve büyükşehir ilçe belediyesine dönüşen ilçe belediyeleri ile tüzel kişiliği kaldırılan il özel idareleri, belde belediyeleri ve köyler ile daha önce büyükşehir belediye statüsünde olup bu

Kanunla büyükşehir belediye sınırlarının il mülki sınırı haline gelmesi ve bu yerlerde tüzel kişiliğe sahip köy ve belde belediyelerinin tüzel kişiliğinin kaldırılması ile su ve kanalizasyon hizmetlerinin büyükşehirlerde kurulacak su ve kanalizasyon idarelerince yürütüleceği, daha önce büyükşehir statüsünde olan büyükşehirlerde bulunan su ve kanalizasyon idarelerinin de il mülki sınırlarına hizmet götüreceğinden su ve kanalizasyon hizmeti ile ilgili olarak taşınır, taşınmaz, alacak ve borçların ilgili idareye geçmesinin gerektiği, söz konusu işlemlerin 6360 sayılı Kanun çerçevesinde Valilik bünyesinde kurulan devir, tasfiye ve paylaştırma komisyonları tarafından yapıldığı da göz önünde bulundurulduğunda; Şikayet konusu borcun kanalizasyon yapım işine yönelik olduğu ve

Diyarbakır Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü’ne devredilmesi gereken borçlardan olduğu dolayısıyla şikayet konusu borcun, DİSKİ Genel Müdürlüğü’nce ödenmesi gerektiği değerlendirilmektedir.

18. Dosyadaki bilgi ve belgeler tetkik edildiğinde; şikayet konusu uyuşmazlığın, idare ile şirket arasında akdedilen sözleşme çerçevesindeki borcun zamanında ödenmemesi hususundan kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Anayasa’nın 2 nci maddesinde yer alan hukuk devletinin temel ilkelerinden biri belirliliktir. Bu ilkeye göre kanun düzenlemelerinin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir tereddüde ve şüpheye yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olması ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu tedbirler içermesi de gereklidir. Belirlilik ilkesi, hukuki güvenlikle bağlantılı olup birey hangi somut eylem ve olguya hangi hukuki müeyyidenin veya neticenin bağlandığını, bunların idareye hangi müdahale yetkisini doğurduğunu bilmelidir. Birey ancak bu durumda kendisine düşen yükümlülükleri öngörebilir ve davranışlarını belirler. Hukuk güvenliği, normların öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven bıraktığını belirtmektedir (bkz Akkuş – Türkiye, 9 Temmuz 1997). AİHM, mevcut davada, Körfez İcra Müdürlüğü’nün başvuranın alacağı olduğunu kabul ettiğini ve Belediye hakkında 18.985.000.000 TL tutarında ödeme emri çıkardığını gözlemlemektedir. Cebri icra işlemi başlatılmasına rağmen, ilgili ulusal düzenleme dikkate alındığında, başvuran, söz konusu alacağını elde edememiştir. Bununla birlikte, sunulan bilgiler göz önüne alındığında, söz konusu ödeme halen yapılmamıştır. Bu itibarla, Ek 1 No’lu Protokol’ün 1.

maddesinin ihlal edildiği hükmüne varmak uygun olacaktır (benzer dava bkz, Kanioğlu ve diğerleri — Türkiye, başvuru numaraları: 44766/98, 44771/98 ve 44772/98, 11 Ekim 2005).” şeklinde hüküm kurulmuştur.

15) Anayasa Mahkemesi içtihatlarında; Anayasa’nın 35 nci maddesine göre kişilerin

mülkiyet haklarının ancak kanunun öngördüğü usullerle ve kamu yararı gereği sınırlandırılabileceği, Anayasa’nın 13 üncü maddesinde yer alan ölçülülük ilkesi gereği kişilerin mülkiyet haklarının sınırlandırılması hâlinde elde edilmek istenen kamu yararı ile bireyin hakları arasında adil bir denge kurulması gerektiği vurgulanmaktadır. AİHM kararlarında da benzer şekilde, mülkiyet hakkına yapılan bir müdahalenin Sözleşme’ye uygunluğu denetlenirken yapılan müdahalenin kamu yararı ya da genel yararı amaçlamasının yanı sıra toplumun genel yararı ile birey haklarının korunması arasında adil bir dengenin de gözetilmesi gerektiği vurgulanmaktadır.

16) Bu kapsamda başvuran şirketin, 2016 yılında ilgili idareye tıbbi malzeme satışı yaptığı,

piyasa teklif tutanağında “Ödeme fatura tarihinden itibaren 400 gün vadeye göre yapılacaktır.” düzenlemesi yer almasına rağmen alacağının ödenmediği, 2547 sayılı

Kanunun geçici 75 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamında başvuru yapmadığından idarenin nakit durumuna ve “öncelikle 01/01/2018 tarihinden sonraki mal ve hizmet alımları ile ilgili ödemelerin yapılacağı, üçer aylık dönemler itibarıyla nakit akışlarının uygun olması halinde 31/12/2017 öncesi dönemlere ait vadesi geçmiş borçların, muhasebe kayıtlarına alınma sırasına göre ödeneceği” düzenlemesine göre ödeme yapılacağı, ancak söz konusu düzenlemenin 31/12/2017 tarihinden önce idareye ilaç ve tıbbi cihaz satışı yapan firmaların alacaklarının idare tarafından ödenme süresinin uzamasına neden olacağı değerlendirildiğinden, İdarenin vadesi gelmiş olan borcunu ödememesinin hukuk devletinin en önemli unsurlarından olan ‘belirlilik’ ve ‘hukuki güvenlik’ ilkelerine ve mülkiyet hakkına aykırılık teşkil ettiği tespit edilmiştir. Bununla birlikte İdarenin bir kötü yönetim örneği olan

‘2015 yılı borçlarını ödemesi’, günü gelmiş ödemelerini yapmamasına bir gerekçe olarak gösterilemez.” şeklinde yapılan tespitler de göstermektedir ki, şikayete konu edilen idarenin vadesi geçmiş olan borcunu ödeme noktasında keyfiliğe varan uygulamalarının hukuk devletinin en önemli unsurlarından olan ‘belirlilik’ ve ‘hukuki güvenlik’ ilkeleriyle mülkiyet hakkına aykırılık teşkil ettiği değerlendirilmektedir.

20. Sonuç olarak yapılan incelemede; şirket tarafından borcunu ödemeyen idare aleyhine, ödemenin yapılmaması üzerine icra takibinin başlatılıp idareden borcun icra yoluyla tahsile çalışıldığı, ancak İcra Makamları tarafından belediyenin kamu hizmetinde fiilen kullanılan malları ile belediye tarafından tahsil edilen vergi, resim, gelirlerinin haczedilemeyeceği ve yine 5779 sayılı İl Özel İdarelerine ve Belediyelere Genel Bütçe Vergi gelirlerinden Pay verilmesi Hakkında Kanunun 7. maddesi gerekçe gösterilerek icra yoluyla tahsilinin mümkün olamadığı anlaşılmıştır. İdare tarafından 2005 yılında sözleşmenin imzalandığı ve borcun kabul edildiği düşünüldüğünde, aradan geçen süreye rağmen borç hakkındaki belirsizliğin halen mevcut olmasının hukuk devletinin temel ilkelerinden olan hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerine zarar verdiği, söz konusu ilkelerin sağlanabilmesi için devlet faaliyetlerinin önceden tahmin edilebilir, öngörülebilir olması gerektiği kanaatine ulaşılmıştır. Dolayısıyla 4734 sayılı

Kanun’un “ödeneği bulunmayan hiçbir iş için ihaleye çıkılamaz” hükmü de göz önüne alındığında bütçede yeterli ödenek bulunmaması durumunda yüklenmeye girişilmemesi gerekirken ihaleye çıkıldığına göre ödemenin de yapılması gerektiği değerlendirilmiştir. Günü geçmiş ve kesinleşmiş ödemenin her ne nedenle yapılmaması; hukuk devletinin en önemli unsurlarından olan ‘belirlilik’ ve ‘hukuki güvenlik’ ilkeleri ile birlikte mülkiyet hakkına da aykırılık teşkil etmektedir.

21.Yukarıdan beri anlatılan hususlar, şikâyetçinin iddiaları, idarelerin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat, Kurum kararları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; İdare tarafından şikayetçi şirkete yaptırılan Hani İlçesi Kanalizasyon yapım İşi’ne ait 5. hakkediş bedelin ödenmemesi nedeniyle cebri icra işlemlerinin başladığı ancak kamu mallarının haczedilmezliği ilkesi gereğince alacağın elde edilemediği ve söz konusu borcun 2014 yılı içinde DİSKİ Genel Müdürlüğü’ne devredilmesi gerekirken halen devrinin yapılmadığı anlaşıldığından idarenin işleminde hukuka ve hakkaniyete aykırılık bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden 22. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar

Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; Kurumumuzun bilgi ve belge talebine süresi içinde cevap verilmediği, İdarenin başvuranla ilgili işlemlerinde ‘kanunlara uygunluk’, ‘makul sürede karar verme’, ‘hesap verilebilirlik’, ‘şeffaflık’, ‘kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi’ ilkelerine uygun davranmadığı, ayrıca idarenin, şikâyetçiye verdiği cevapta hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği bu nedenle ‘karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi’ ilkesine uymadığı tespit edildiğinden, İdarenin bahse konu ilkelere uygun davranması önerilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT

23. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup

Diyarbakır Asliye Hukuk Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre, BAŞVURUNUN KABULÜNE; Başvuranın alacağının en kısa sürede ödenmesi ve mağduriyetin giderilmesi adına; söz konusu borçla ilgili devir işlemlerinin yapılması için gerekli işlemlerin yapılması hususunda; DİYARBAKIR VALİLİĞİ ile HANİ BELEDİYE BAŞKANLIĞI’NA TAVSİYEDE

BULUNULMASINA,

Söz konusu borç devir işlemleri yapıldıktan sonra, borcun ivedilikle ödenmesi noktasında; DİYARBAKIR SU ve KANALİZASYON İDARESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ’NE

TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

Kararın, BAŞVURAN VEKİLİNE, DİYARBAKIR VALİLİĞİ’NE, HANİ BELEDİYE

BAŞKANLIĞI’NA ve DİYARBAKIR SU ve KANALİZASYON İDARESİ GENEL

MÜDÜRLÜĞÜ’NE tebliğine,

6328 sayılı Kanunun 20 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, DİYARBAKIR VALİLİĞİ,

HANİ BELEDİYE BAŞKANLIĞI ve DİYARBAKIR SU ve KANALİZASYON İDARESİ

GENEL MÜDÜRLÜĞÜ’NCE bu karar üzerine tesis edilecek işlemlerin otuz gün içinde

Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi