|
ÖZET: Başvuran, annesinin Harran Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde geç teşhis edilen meme kanseri nedeniyle yaşadığı süreçteki ihmal iddialarını Kamu Denetçiliği Kurumu’na iletmiştir. Başvurusunda, annesinin 19 Eylül 2022’deki muayenesinde yapılan mamografi sonucunda yüksek riskli bulgulara rağmen biyopsi yapılmadığını, bunun sonucunda hastalığın ilerlediğini belirtmiştir. Başvuran, hastaneye yapılan başvurular sırasında yaşanan gecikmelerin ve doktorlar arasındaki iletişimsizliklerin tedavi sürecini olumsuz etkilediğini ifade etmiştir.
Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuruyu değerlendirerek Harran Üniversitesi Rektörlüğü’nden bilgi talep etmiş ve yapılan incelemeler sonucunda, doktorların herhangi bir ihmal veya dikkat eksikliği göstermediği sonucuna varmıştır. İlgili belgeler incelendiğinde, hastanın tedavisinde yaşanan gecikmelerin, hastanın hastaneye başvuru süreleriyle ilişkili olduğu tespit edilmiştir. Bu nedenle, başvurunun reddine karar verilmiştir. Sonuç olarak, başvuranın iddiaları, idarenin açıklamaları ve bilirkişi raporları dikkate alındığında, Harran Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde herhangi bir tıbbi kötü uygulama veya ihmal bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Ancak, idarenin süreç yönetiminde bazı eksiklikler tespit edilmiştir. Başvuran, kararın tebliğinden itibaren yargı yoluna başvurma hakkına sahiptir. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2024/12985-S.24.19605
BAŞVURU NO : 2024/6938
KARAR TARİHİ : 27.11.2024
RET KARARI ,TCKN:
Adres:
BAŞVURUYA KONU İDARE : HARRAN ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın; annesine kanser teşhisi konulmasında geç kalındığı iddiası hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 31.05.2024
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuran, Kurumumuza yaptığı başvurusunda özetle; (TCKN:
oğlu olduğunu, annesinin Harran Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde 19/09/2022 tarihinde sol memede ağrı şikayeti ile Göğüs Hastalıkları doktoru başvurduğunu, göğüs akciğer filmi çekilmesinin ardından doktorun “benlik bir durum değil sizi genel cerraha yönlendiriyorum oraya gidip muayene olun” dediğini, o gün direk sevkini yapıp kendilerinin genel cerrahi polikliniğinde sıra almasına yardımcı olduğunu, Genel Cerrahi Polikliniğinde, genel tahlil ve bilateral mamografi istendiğini, orada “Sol meme alt orta kadranda 78×47 mm’lik bir alanda küme yapmış amorf ve yer yer pleomorfik mikrokalsifikasyonlar izlenmektedir (BİRADS 4). US korelasyon ve gereğinde meme MR inceleme ile değerlendirme önerilir.” sonucu çıktığını, meme kanseri şüphesi için biyopsi istendiğini, biyopsi birimine gidip biyopsi için gün aldıklarını, o gün geldiğinde gidip biyopsi için ücret ödediklerini, fakat biyopsi birimindekiler yaklaşık 40-60 dk. içerde annesiyle ilgilenip biyopsi yapmıyorum gerek yok dediğini, gidip ücreti iade aldıklarını, doktora durumu izah ettiklerini, mamografi sonucuna bakıp nasıl almadılar dediğini, sonra da tamam deyip eve gönderdiğini, “tekrar gelelim mi” dediklerinde doktor da ağrı olsa gel dediğini, bu işlemlerin yapılması 19/09/2022 ile 08/11/2022 tarihleri arasında gerçekleştiğini, doktorun adının ise olduğunu, 14/11/2022 tarihinde tekrar doktora muayene olduklarını, üniversite hastanesi olduğundan dolayı farklı doktorlarla karşılaştıklarını, bu tarihte ise adlı doktorun ilgilendiğini, sonuçlara baktığını ve aynı işlemler ile devam ettiklerini, tabi bu aralar ilaçlar ile eve gönderildiklerini, 21/08/2023 tarihinde tekrar ağrı şikayeti ile bu sefer Prof.Dr.
muayene olduklarını, üniversite hastanesi olduğundan saat 9’da giriş yaptıklarını, fakat doktorla öğleden sonra görüşebildiklerini, neyse sonuçta muayene olduklarını, 23/08/2023 Meme Us (Bilateral), 05/09/2023
Meme Us (Bilateral), 13/09/2023, MRG, Meme – sağ, kontrastlı, MRG, Meme – sol, kontrastlı, 22/11/2023
Meme Us işlemleri yapıldığını, tabi bu tarihlerde sürekli hastaneye gidip geldiklerini, gün verilip sonucu beklediklerini, bu aralarda 2 kez daha biyopsi istendiğini, yine para yatırdıklarını, gün verildiğini fakat yine gerek yok denilip tekrar ücretin iade edildiğini, bu süreçte göğüsteki ağrı ve şikayetleri iltihap deyip geçiştirildiğini, 29/11/2023 tarihinde Özel Nev Hospital Hastanesine gittiklerini, Meme Us (Bilateral)
yapıldığını, doktorun neden biyopsi almıyorlar dediğini, meme kanseri göründüğünü, kitle büyük dediğini, tekrar Harran Üniversite Hastanesine gittiklerini, biyopsi istediklerini, yapmak istememelerine rağmen kendi zorlamalarıyla biyopsi yapıldığını, bu sefer de kendilerinden para alınmadığını, Genel Cerrah
Prof.Dr. “ameliyat yapacağım” dediğini, gün verilecekken bir de onkolojiyle görüşün denildiğini, onkolojide isimli doktor “ne ameliyatı siz kansersiniz 3. Evre ve 4. Evrenin başındasınız” dediğini, koltuk altı meme ucu ve kalbin üstü bir kemiğin altında var dediğini, (Tıbbi terim bilmediğinden yazamadığını, pet filmi ve raporu mevcut olduğunu), göğüs ve koltuk altı ameliyat olur fakat bu kalbin üstü kemiğin altında ameliyat olmaz inşallah tedavi ile geçer dediğini, şimdi inşallah tedavi ile iyileşiriz dediklerini, 18/12/2023 tarihinde ise onkolojinin klips yani tümörün belirlenmesi gerekiyor dediğini, yine biyopsideki birimler gerek yok dediğini, doktorun istemesine rağmen bu sefer doktor istiyor niye yapmıyorsunuz dediğini, geçmişteki olaylardan bahsettiğini, doktorların birbirlerine suçu attığını, bu arada sonuçları, Şanlıurfa Özel Nev Hospital Hastanesi genel cerrahi ve onkoloji birimi, Gaziantep Özel
Sani Konukoğlu Hastanesi genel cerrah ve onkoloji birimi ve Şanlıurfa’da özel bir genel cerrah ve onkoloji doktoruna gösterdiğinde, hepsi de neden bu kadar geç kalındığını, 19/09/2022 tarihli Bilateral Mamografi sonucuna bakılarak 2022 yılında kanser tedavisi için pet vb. tahlillerinin yapılması gerektiğini, geç kalındığını, 1. Evre kanseri 3. Sonu 4. Başına getirilmeden işlem yapılabileceğini dile getirdiklerini, şimdi ise annesinin tedavisini Özel Şanlıurfa Nev Hospital Hastanesinde başlattıklarını, Harran Üniversitesi Tıp
Fakültesinde annesine yönelik yapılan tedavide ihmal söz konusu olduğunu, yüklediği dosyalarda detaylı konuyu anlattığını, annesinin kanserin 3.evresi ve 4.evre başında teşhis için biyopsi yapmayıp bir birlerini suçladıklarını, verilen mamografi sonucuna göre tedavi ve teşhisin aksatıldığını, hastalığın yayılmasına sebep olunduğunu, 3 kez para yatırıp biyopsi yapılmadığını iddia ve ifade etmektedir.
1.1. Başvuran ayrıca, annesine uygulanan 8 kür kemoterapi sonrası 25/05/2024 tarihinde Şanlıurfa
Metrolife Hastanesinde ameliyat olduğunu, geç kalındığı için kanserin yayıldığını, meme cildinde kalınlaşma olduğu için memenin hepsi, koltuk altına sıçradığından dolayı da koltuk altı lef nodülünün alınacağı söylendiğini, ameliyatın başarılı bir şekilde gerçekleştiğini, bu arada kanserin göğüs kemiği altına ve göğüs kısmında farklı alana sıçraması ile oralara ameliyatla müdahale edilemediğini, önceki başvurusunda belirttiği gibi çok sayıda genel cerrahi doktoruyla görüştüğünü, hepsi de geç kalındığını dile getirdiğini, bu zorlu süreçte annesinin psikolojik olarak yıprandığını belirterek; konunun araştırılmasını talep etmektedir.
II. İDARENİN ŞİKÂYETE İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Şikayet başvurusunun çözümü amacıyla; 11/06/2024 tarih ve S. sayılı, 14/08/2024 tarih ve
S. sayılı, 17/10/2024 tarih ve S. sayılı, 04/11/2024 tarih ve S. sayılı yazılarımız ile Harran Üniversitesi Rektörlüğünden bilgi ve belge talep edilmiş olup, anılan İdare tarafından
Kurumumuza iletilen; 27/06/2024 tarih ve E sayılı, 14/10/2024 tarih ve Esayılı, 21/10/2024 tarih ve E sayılı, 06/11/2024 tarih ve sayılı cevabi yazılar Kurumumuz kayıtlarına girmiştir.
3. Anılan İdarenin 14/10/2024 tarih ve E- sayılı cevabi yazısında; başvuruya istinaden gerekli incelemelerin yapıldığı, yapılan inceleme neticesinde “Şikayet edilen tüm doktorlardan alınan ifadeler sonucunda, isnat edilen suçlamaları ve iddiaları kanıtlayacak bir delil olmadığı, hastanın yakınları tarafından, dokuz ay gibi bu hastalığın ilerlemesine neden olan uzun bir ara verildikten sonra
/
tekrar hastanemize başvurmaları ile hastalığın tanısının konulmasına ve ilerlemesine neden olunduğu, tedaviye katılan hekimlerin herhangi bir ihmal, dikkat ve özen eksikliğinin söz konusu olmadığı sonucuna varılmıştır.” denildiğinden Rektörlüklerince konu hakkında soruşturma açılmasına kararı verilmediği şeklinde belirtildiği görülmüştür. Ayrıca, başvuranın annesi ait hastane kayıtlarına ilişkin belgeler bir dosya halinde Kurumumuza iletilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
4. 1982 Anayasasının; 4.1. “A. Sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması” başlıklı 56’ncı maddesi: “Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.” 4.2. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesi: “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”, 5. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun; 5.1. “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrası: “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,
5.2. “Bilirkişi görevlendirilmesi ve tanık dinlenmesi” başlıklı 19’uncu maddesinin birinci fıkrası:
“İnceleme ve araştırma konusu ile ilgili olarak Başdenetçi veya denetçiler bilirkişi görevlendirebilir.”, 6. 5013 Sayılı Biyoloji ve Tıbbın Uygulanması Bakımından İnsan Hakları ve İnsan Haysiyetinin
Korunması Sözleşmesi: İnsan Hakları ve Biyotıp Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun
Bulunduğuna Dair Kanunun 4’üncü maddesi: “Mesleki standartlar: Araştırma dahil, sağlık alanında herhangi bir müdahalenin, ilgili mesleki yükümlülükler ve standartlara uygun olarak yapılması gerekir.”,
7. 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunun 69’uncu maddesi:
“Tabipler, diş tabipleri, dişçiler ve ebeler bu kanunda tasrih edilmiyen ve sair kavanin ve nizamat ile kendilerine tevdi edilmiş olan bilcümle vezaifin ifasiyle mükelleftirler.”, 8. Tıbbi Deontoloji Nizamnamesinin; 8.1. 2’nci maddesi: “Tabip ve diş tabibinin başta gelen vazifesi, insan sağlığına, hayatına ve şahsiyetine ihtimam ve hürmet göstermektir. Tabip ve diş tabibi; hastanın cinsiyeti, ırkı, milliyeti, dini ve mezhebi, ahlâki düşünceleri, karakter ve şahsiyeti, içtimai seviyesi, mevkii ve siyasi kanaatı ne olursa olsun, muayene ve tedavi hususunda âzami dikkat ve ihtimamı göstermekle mükelleftir.”, 8.2. 6’ncı maddesi: “Tabip ve diş tabibi, sanat ve mesleğini icra ederken, hiç bir tesir ve nüfuza kapılmaksızın, vicdanî ve meslekî kanaatına göre hareket eder. Tabip ve diş tabibi, tatbik edeceği tedaviyi tâyinde serbesttir. ”, 8.3. 13’üncü maddesi: “Tabip ve diş tabibi, ilmî icaplara uygun olarak teşhis koyar ve gereken tedaviyi tatbik eder. Bu faaliyetlerinin mutlak surette şifa ile neticelenmemesinden dolayı, deontoloji bakımından muaheze edilemez. ”,
9. 01/08/1998 tarih ve 23420 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Hasta Hakları Yönetmeliğinin; 9.1. “Adalet ve Hakkaniyete Uygun Olarak Faydalanma” başlıklı 6’ncı maddesi: “ Hasta, adalet ve hakkaniyet ilkeleri çerçevesinde sağlıklı yaşamanın teşvik edilmesine yönelik faaliyetler ve koruyucu sağlık hizmetleri de dahil olmak üzere, sağlık hizmetlerinden ihtiyaçlarına uygun olarak faydalanma hakkına sahiptir. Bu hak, sağlık hizmeti veren bütün kurum ve kuruluşlar ile sağlık hizmetinde görev alan personelin adalet ve hakkaniyet ilkelerine uygun hizmet verme yükümlülüklerini de içerir.”, 9.2. “Tıbbi Gereklere Uygun Teşhis, Tedavi ve Bakım” başlıklı 11’inci maddesi: “Hasta, modern tıbbi bilgi ve teknolojinin gereklerine uygun olarak teşhisinin konulmasını, tedavisinin yapılmasını ve bakımını istemek hakkına sahiptir. Tababetin ilkelerine ve tababet ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı veya aldatıcı mahiyette teşhis ve tedavi yapılamaz.”, 9.3. “Tıbbi Özen Gösterilmesi” başlıklı 14’üncü maddesi: “Personel, hastanın durumunun gerektirdiği tıbbi özeni gösterir. Hastanın hayatını kurtarmak veya sağlığını korumak mümkün olmadığı takdirde dahi, ıstırabını azaltmaya veya dindirmeye çalışmak zorunludur.”, 10. 6023 sayılı Türk Tabipler Birliği Kanununa dayanılarak çıkarılan ve Türk Tabipler Birliği
Büyük Kongresinde kabul edilen Hekimlik Meslek Etiği Kurallarının 8’inci maddesi: “Hekim, mesleğini uygularken vicdani ve mesleki bilimsel kanaatine göre hareket eder.”, hükümlerini ihtiva etmektedir.
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ
11. Yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek başvurunun reddi yönünde hazırlanan Ret Karar Önerisi Kamu Başdenetçisine sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme
12. Bir numaralı paragrafta yer verildiği üzere başvuran; annesi (TCKN:
Harran Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde yapılan muayene sonucunda bilateral mamografi istendiğini, sonucunun “Sol meme alt orta kadranda 78×47 mm’lik bir alanda küme yapmış amorf ve yer yer pleomorfik mikrokalsifikasyonlar izlenmektedir (BİRADS 4). US korelasyon ve gereğinde meme MR inceleme ile değerlendirme önerilir.” şeklinde çıktığını, meme kanserinden şüphelenildiği için annesinden biyopsi istendiğini, biyopsi için para yatırdıklarını, ancak biyopsiye gerek olmadığı söylenerek işlem yapılmadığını, 14/11/2022 tarihinde aynı hastanede farklı bir doktora muayene olduklarını, sonuçlara bakılıp aynı işlemler ile devam edildiğini, 21/08/2023 tarihinde tekrar ağrı şikayeti ile hastaneye başvurduklarını, meme US, MRG çekildiğini, bu aralarda 2 kez daha biyopsi istendiğini, ancak biyopsi işlemi yine yapılmadığını, daha sonra yapılan biyopsi sonucunda annesine kanser teşhisi konulduğunu, 3.
evre sonu 4. evrenin başında olduğu denildiğini, zamanında biyopsi yapılmadığı için teşhiste geç kalındığını, verilen mamografi sonucuna göre tedavi ve teşhisin aksatıldığını, hastalığın yayılmasına sebep olunduğunu, 3 kez para yatırıp biyopsi yapılmadığını iddia ve ifade ederek; konunun araştırılmasını talep etmektedir.
13. İdarenin Kurumumuza ilettiği belgeler incelendiğinde; Kurumumuzun 30/04/2024 tarih ve S.
sayılı Gönderme Kararı sonrasında, Harran Üniversitesi Rektörlüğü tarafından üç kişilik bir soruşturma komisyonu oluşturulduğu, komisyon tarafından başvuranın annesinin teşhis ve tedavisinde geç kalındığı iddiasını araştırmak amacıyla şikayet konusu edilen a hekimlerin tek tek ifadelerine başvurulduğu, sonucunda ise; “Şikayet edilen tüm doktorlardan alınan ifadeler sonucunda, isnat edilen suçlamaları ve iddiaları kanıtlayacak bir delil olmadığı, hastanın yakınları tarafından, dokuz ay gibi bu hastalığın ilerlemesine neden olan uzun bir ara verildikten sonra tekrar hastaneye başvurmaları ile hastalığın tanısının konulmasına ve ilerlemesine neden olunduğu, tedaviye katılan hekimlerin herhangi bir ihmal, dikkat ve özen eksikliğinin söz konusu olmadığı sonucuna varılmıştır.” şeklinde kanaate varıldığı tespit edilmiştir.
14. Diğer yandan, Kurumumuza iletilen başvuranın annesi ait Harran Üniversitesi Tıp
Fakültesi Hastanesindeki hasta kayıtları ve belgeler incelendiğinde; – Başvuranın annesi 19.09.2022 tarihinde sol memede ağrı şikayeti ile ilk olarak hastanenin Göğüs Hastalıkları Polikliniğine başvurduğu, burada Dr. tarafından muayenesi yapıldığı, istenen röntgenin (Pa Akciğer) sonucuna göre Genel Cerrahi Polikliniğinden konsültasyon istendiği, – Konsültasyon talebi üzerine, Genel Cerrahi Polikliniğinde Dr. tarafından hastanın muayenesi yapıldığı, hastadan mamografi istendiği, hastanın 19/09/2022 tarihinde çekilen bilateral mamografi sonucunun 04/11/2022 tarihinde çıktığı, mamografi sonuç raporunda; “Hastanın eski tetkikleri bulunmadığından, karşılaştırmalı değerlendirme yapılamamıştır. Her iki meme b) seyrek fibroglandüler doku paterndir. Sol meme alt orta kadranda 78×47 mm’lik bir alanda küme yapmış amorf ve yer yer pleomorfik mikrokalsifikasyonlar izlenmektedir (BİRADS 4). US korelasyon ve gereğinde meme MR inceleme ile değerlendirme önerilir.Cilt, cilt altı yağ dokuları normaldir. Areola-papiller ilişki normaldir.
Sol aksiller bölgeler olağandır. Sağ aksiller bölgede kısa aksı 1 cm’yi geçmeyen birkaç adet lenf nodu izlendi” şeklinde yazdığı, – Daha sonra, 08/11/2022 tarihinde Genel Cerrahi Polikliniğine başvurduğu, burada Dr.
tarafından muayenesi yapıldığı, mamografi sonucuna göre hastadan meme ultrasonu istendiği, 14/11/2022 tarihinde meme ultrasonunun çekildiği, ultrason sonucunda; “ Her iki meme yaşa uygun oranda parankinm ve yağ dokusu içermektedir. Her iki memede dağınık yerleşimli büyüğü sağ meme saat hizasında areolya 3 cm mesafe 12×19 mm boyutlarında lobule konturlu hiperekoik lezyon izlendi (Lipom ?). Sol meme duktal yapılar ektazik görünümdedir. Mamografide tariflenen amorf kalsifikasyonlar US baskısında izlenmedi.
MR inceleme önerilir. Cilt ve cilt altı dokular normal kalınlıktadır. Her iki aksiller bölgede patolojik özellikte lenf nodu izlenmemiştir.” şeklinde yazdığı, ayrıca radyoloji biriminden konsültasyon istediği, Konsültasyon İstem Formuna istek nedeni olarak; “ Sol meme alt orta kadranda 78×47 mm’lik bir alanda küme yapmış amorf ve yer yer pleomorfik mikrokalsifikasyonlar izlenmektedir (BİRADS 4). Olup Trucut
Bx açışımdan TDRO” şeklinde yazdığı, – Bahse konu Konsültasyon İstem Formuna, Radyoloji Bölümü hekimi Dr. tarafından 14/11/2022 tarihinde değerlendirme yapıldığı, forma ek görüş notu olarak; “Her iki memede dağınık yerleşimli yağlı planlar içerisinde lokalize ekojen nodüler lezyonlar incelendi. Lipom lehine değerlendirilmiş olup gereklilik halinde kontrastlı meme MR ile değerlendirme önerilir. İşlem gerekmemektedir.” şeklinde yazıldığı, – Hasta Poliklinik Bilgi Formuna göre 14/11/2022 tarihinde Cerrahi Onkoloji Polikliniğinde Dr.
tarafından normal poliklinik muayenesi yapıldığı, /
– Hastanın, hastaneye bir sonraki başvurusunun 21/08/2023 tarihinde (hastaneye son başvurusundan yaklaşık 9 ay sonra) Genel Cerrahi Polikliniğinde Dr. yapıldığı, tanı olarak sisteme
“N63- Memede tanımlanmamış kitle” şeklinde yazıldığı, ayrıca hastadan kan tahlili ve meme ultrasonu istendiği, – Hastanın 23/08/2023 tarihli ultrason sonucunda; “ Sağ meme yaşa uygun oranda parankim ve yağ dokusu içermektedir. Sol memede tüm kadranlarda cilt-cilt altı dokularda kalınlık ekojenite artışı ve yer yer lineer efüzyonlar dikkat çekmiştir. Bu düzeyde RDUS incelemede vaskülerite artışı izlendi(selülit?).Bulguların klinik lab ve uygun tedavi sonrası kontrol inceleme önerilir. Her iki memede dağınık yerleşimli büyüğü sağ meme saat 1 hizasında areolya 3 cm mesafe 12×19 mm boyutlarında lobule konturlu hiperekoik lezyon izlendi (Lipom?). Sol meme perieralar alanda belirgin olmak üzeere duktal yapılarda ektazi ve meme parankimnde hipertrofik görünüm izlendi (enfektif proçes?). Mamografide tarifienen amorf kalsifikasyonlar US bakısında izlenmedi. Mr inceleme önerilir. Her iki aksiller bölgede sağda büyüğü 22×11 mm solda büyüğü 23×12 mm boyutlarında ekojen yağlı hilusu seçilen lenf nodu izlendi.Sol aksilla kuyruk kesiminde 30×25 mm boyutlarnda kalın korteksli hiler bölgeden kanlanan belirgin hipoekoik lezyon izlendi (LAP?).” şeklinde yazdığı, – 04/09/2023 tarihinde tekrar Dr. muayene için gelindiği, hastadan kan tahlili, meme ultrasonu ve kontrastlı MR istendiği, – Hastanın 05/09/2023 tarihli ultrason sonucunda; “ Sağ meme yaşa uygun oranda parankim ve yağ dokusu içermektedir. Sol memede tüm kadranlarda cilt-cilt altı dokularda kalınlık ekojenite artışı ve yer yer lineer efüzyonlar ve en geniş yerinde 41×19 mm ye ulaşan hipoekoik yamasal alan dikkat çekmiştir. Bu düzeyde
RDUS incelemede vaskülerite artışı izlendi (granülamatöz mastît?).Bulguların klinik Iab ve uygun tedavi sonrası kontrol inceleme önerilir. Her iki memede dağınık yerleşimli büyüğü sağ meme saat 1 hizasında areolaya 3 cm mesafe 17×12 mm boyutlarında Iobule konturlu hiperekoik lezyon izlendi (Lipom?).Sol meme periarelar alanda belirgin olmak üzere duktal yapılarda ektazi ve meme parankimnde hipertrofik görünüm izlendi (enfektif proçes?). Her iki aksiller bölgede sağda büyüğü 22×11 mm solda büyüğü 23×12 mm boyutlarında ekojen yağlı hilusu seçilen lenf nodu izlendi, Sol aksilla kuyruk kesiminde 29×23 mm boyutlarında kalın korteksli hiler bölgeden kanlanan belirgin hipoekoik lezyon izlendi (LAP?). Her iki aksiller bölgede büyüğü sağda 24×9 mm boyutunda kısa aks uzunluğu 1 cm’yi geçmeyen birkaç adet reaktif lenf nodu izlendi. Bulguların klinikle korelasyonu ve gereklilik halinde ileri tetkik önerilir.” şeklinde yazdığı, – Yine hastanın 13/09/2023 tarihli MR sonucunda; “ Sağ meme parankimî, fibroglandüler görünümdedir.
Sol meme cildi kalınlığı artmış olup, ödemli görünümde izlendi. Sol memede alt kadranda yaklaşık 50×66 mm boyutunda içerisinde milimetrik boyutlu alanlar içeren, dinamik serilerde tip II kinetik eğriye sahip kitleden ayrımı zor yapılan alan izlendi (Granomatoz mastit zeminde malignite?). Doku tanısı önerilir. Her iki aksillada kısa aksı 1 cm’den küçük birkaç adet lenf nodu izlendi. Sol aksillada büyüğü 35×32 mm boyutunda kistik nekrotik alanlar içeren kalın korteksli LAP izlendi.” şeklinde yazdığı, – 22/09/2023 tarihinde Dr. muayene için gelindiği, hastaya tanı olarak sisteme
“R10.4-Karın ağrısı diğer ve tanımlanmış” girildiği, – 17/10/2023 tarihinde, hastanın Dr. müracaatı sonrasında yine sisteme tanı olarak
“R10.4-Karın ağrısı diğer ve tanımlanmış” girildiği, hastadan kan tahlili istendiği, ayrıca hem Radyoloji
Bölümünden hem de Endokrin Polikliniğinden konsültasyon talep edildiği,
– Konsültasyon İstem Formuna, Radyoloji Bölümü hekimi Dr. tarafından 24/10/2023 tarihinde değerlendirme yapıldığı, forma ek görüş notu olarak; “ Sol memede cilt cilt altı dokularda yer yer parankimde enflamasyon lehine ekojenite değişiklikleri izlendi. Öncelikle mastit lehine değerlendirilmiş olup 1 ay sonra kontrol US ile körele değerlendirilmesi önerildi” şeklinde yazıldığı, – 30/10/2023 tarihinde, Endokrin Polikliniğinde Dr. tarafından yapılan muayenede tanı olarak “E74.8-Karbonhidrat metabolizması tanımlanmamış diğer bozuklukları” girildiği, – 21/11/2023 tarihinde, Dr. muayene için müracaat edildiği, hastadan kan tahlili ve meme ultrasonu istenildiği, – 22/11/2023 tarihli ultrason sonucunda;“Sağ meme yaşa uygun oranda parankim ve yağ dokusu içermektedir. Sol memede tüm kadranlarda cilt-cilt altı dokularda kalınlık ekojenite artışı ve yer yer lineer efüzyonlar ve en geniş yerinde 48x33mm ye ulaşan ve cilde uzanım gösteren hipoekoik heterojen yamasal alan dikkat çekmiştir. Bu düzeyde RDUS incelemede vaskülerite artışı iziendi(granülamatöz mastit?).
Bulguların klinik tab ve uygun tedavi sonrası kontrol inceleme önerilir. Her iki memede dağınık yerleşimli büyüğü sağ meme saat 1 hizasında 17×11 mm boyutlarında lobule konturlu hiperekoik lezyon izIendi (Lipom?). Sol meme periarelar alanda belirgin olmak üzere duktal yapılarda ektazi ve meme parankimnde hipertrofık görünüm izlendi (enfektif proçes?). Her iki aksıller bölgede sağda büyüğü 22×11 mm boyutlarında ekojen yağlı hilusu seçilebilen birkaç adet lenf nodu izlendi.Sol aksilla kuyruk kesiminde 33×25 mm boyutlarında kalın korteksli hiler bölgeden kanlanan belirgin hipoekoik lezyon izlendi (LAP?).
Bulguların klinikle korelasyonu ve gereklilik halinde ileri tetkik önerilir.” şeklinde yazdığı, – 29/11/2023 tarihinde Dr. tarafından Radyoloji Bölümünden konsültasyon istenildiğini, Konsültasyon İstem Formuna, radyoloji birimi hekimi Dr. tarafından 24/10/2023 tarihinde değerlendirme yapıldığı, forma ek görüş notu olarak; “ Sol aksiller kuyruk kesiminde kısa aksı 1 cm’i geçen kalın korteksli ekojen hilusu seçilen lenf nofundan tru-cut bx yapıldı.” şeklinde yazıldığı, – 12/12/2023 tarihli patoloji raporunda; “Sol aksiller kuyruk kesiminde kısa aksı 1 cm i geçen kalın korteksli ekojen hilusu seçilen lenf nofundan tru-cut bx yapıldı. (2,1 cm uzunluğunda 1 adet tru-cut biyopsi materyalidir. Tamamı 1 kasette takibe alınmıştır. İncelenen kesitlerde lenf noduna ait lenfoid hücreler kapsül yapısı izlenmemiş olup doku örneğinde pleomorfik nükleuslu lebzınofilik sitoplazmalı solid tabakalanmalar gösteren tümör hücreleri ve nekroz izlenmiştir. Tümör hücreleri GATA-3,CK7 ve ecadherin ile pozitif boyanma izlenmiş olup ER, PR ile boyanma gözlenmemiştir.CERBB2 skor 3 olarak değerlendirilmiştir. Ki 67 proliferasyon indeksi %25’tir.Olguda histomorfolojik ve immünohistokimyasal bulgular ile iNVAZİV MEME KARSİNOMU düşünülmüştür. Tanı: MALİGN EPİTELYAL TÜMÖR” şeklinde yazdığı, – 14/12/2023 tarihinde Dr. muayene için başvuru yapıldığı, aynı tarihte Onkoloji
Polikliniğinde Dr. tarafından hastanın muayene edildiği, hastaya tanı olarak “Z00.8-Genel muayeneler, diğer/ C50.09-Meme maling neoplazmı” girildiği, ayrıca Hasta Poliklinik Bilgi Formuna; “sol meme alt iç kadranda düzensiz sınırlı opasite artışı mevcut, sol aksillada lap mevcut, sol aksilla biyopis sonucu invazif meme karsinomu, er- pr- cerbb2 +++ ki-67 %25 olup hastanın memede kızarıklık ve ağrısı emvcut inflamatuvar meme kanseri hastaya pet ct ve meme ve aksilla işaretleme yapılacak sonrasında
TCHP başlanacak” değerlendirmesi yazıldığı,
– 18/12/2023 tarihinde, Onkoloji Polikliniğinde Dr. tarafından hastanın muayene edildiği, yine aynı tarihte kemoterapi açısından EKO yapılması yönünde Kardiyoloji Polikliniğine hastanın yönlendirildiği, – 28/12/2023 tarihinde, Onkoloji Polikliniğinde Dr. tarafından, yine aynı tarihte Genel
Cerrahi Polikliniğinde Dr. tarafından hastanın muayene edildiği, klipsleme işlemi yapılması için radyoloji biriminden konsültasyon istenildiği, Konsültasyon İstem Formuna, radyoloji birimi hekimi Dr. tarafından 28/12/2023 tarihinde değerlendirme yapıldığı, forma ek görüş notu olarak; “Sol aksiller bölgedeki maling lapta ve solmem alt dış kadrandaki 32×32 mm boyutundaki düzensiz konturlu yer kaplayan lezyona metalik klips işaretleme yapıldığı” şeklinde yazıldığı, – 28/12/2023 tarihinde onaylanan Onkolojik Pet (F-18 FDG) sonucunda; “Sol meme parankimi alt iç kadran düzeyinde primer malignite ile uyumlu olarak değerlendirilen yoğun hipermetabolik nodüler lezyon izlenmektedir. Sol aksiller ve sol internal mammarinan alanlarda yaygın multipl sayıda öncelikle metastaz lehine değerlendirilen hafif-yoğun hipermetabolik lenf nodları izlenmiştir. Sol infraklavikular alanda
Öncelikle metastazı düşündüren hafif hipermetabolik birkaç adet santimetrik/milimetrik boyutlu leuf nodu izlenmektedir. Sol meme cilt düzeyinde izlenen kalınlaşma alanında ılımlı düzeyde artmış hiperraetabolizma izlenmiştir(irıflamatuar proçesler?; klinik ile birlikte değerlendirme ve takibi önerilir).
Sağ sürrenal gland lateral krus düzeyinde öncelikte adenom lehine değerlendirilen düşük dansiteli nodüler lezyonda patolojik FDG tutulumu saptanmamıştır. Görüntüleme alanına giren diğer vücut yapılarında
FDG affiniteli malignite bulgusu saptanmamıştır.” şeklinde yazdığı, – 28/12/2023 tarihli Anjiyografi Sonuç Raporunda; “Sol aksillar bölgedeki malgn lapta ve sol meme alt dış kadrandaki 32×22 mm boyutundaki düzensiz konturlu yer kaplayan lezyona metalik klips işaretleme yapıldı” şeklinde yazdığı, – 18/07/2024 tarihinde hastanın Onkoloji Polikliniğinde Dr. tarafından muayenesinin yapıldığı, Hasta Poliklinik Bilgi Formuna; “ Hasta dış merkezde 4 ac 4 dosetaksel herceptin pertuzumab almış sonrasında opere olmuş, radikal amstektomi, tümör 5 cm, er – pr- cerb2 +++ 16/13 lap Ivi + pni ypT3N3 olarak değerlendirilmiş, E-16358815-506.0V1519713 numaralı endikasyon dışı ile 6 aylık TDM –
1 için onam alınmış. Hastanın adjuvan RT atmamalandı hastaya adjuvan TDM1 başlandı, 3 KÜR
SONARS1 PET CT çelikelecek. ENDO-KOLON İSTENDİ YÜZEYSEL US İSTENDİ, SOL KOLTUK
ALTINDA NODÜL, LEZYON? NEDENIYLE” şeklinde yazıldığı, aynı tarihte Gastroenteroloji
Polikliniğinden konsültasyon istendiği, – 29/07/2024 tarihinde çekilen yüzeysel USG sonuç raporunda “ Tariflenen alana yönelik yapılan yüzeye!
US incelemede; sol aksiyal bölge inferior kesiminde postoperatif değişikliklere sekonder cilt cilt altı dokuda ekojenite ve kalınlık artışı ile yer yer lineer efüzyonlar izlendi. Sol aksiyal bölge superior kesiminde 18×13 mm boyutlarında ariekoik posteriorunda akustik güçlenmesi olan düzgün sınırlı koleksiyonel alan izlendi.
Sol aksiyal bölgede kısa aksı 1 emden küçük bazılarının ekoien yağlı hilusu seçilemeyen oval şekilli lenf nodları izlendi.” şeklinde yazdığı, tespitleri yapılmıştır.
15. 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunda “tıbbi kötü uygulama”, Hekimlik Mesleği Etik Kurallarında ise “hekimliğin kötü uygulaması” olarak ifadesini bulan malpraktis;
1992 yılında yapılan 44. Dünya Tabipler Birliğinin Genel Kurulunda kabul edilen, Tıpta Yanlış Uygulama
(Malpraktis) Konulu Marbella Bildirgesi’nin 2’nci maddesinin (a) fıkrasında; hekimin tedavi sırasında standart uygulamayı yapmaması, beceri eksikliği veya hastaya tedavi vermemesi ile oluşan “zarardır”
şeklinde tanımlanmıştır. Geniş anlamda ele alındığında; ihmal, dikkatsizlik, bilgisizlik, beceri eksikliği ve hasta bakımında yetersizlik neticesinde malpraktis ortaya çıkmakta ve hekimin sorumluluğuna gidilebilmektedir.
16. Dolayısıyla, somut olayımızda hekimin/hekimlerin sorumluluğu olup olmadığının bir diğer ifadeyle teşhis, tanı, tedavi ve takiplerde malraktis bulunup bulunmadığının tespiti için bilirkişi görüşüne ihtiyaç duyulmuş olup, bu çerçevede Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Başhekimliğinden 24/10/2024 tarih ve sayılı yazımız ile Genel Cerrahi, Radyoloji ve Onkoloji branşlarında olmak üzere toplam 3 uzman hekimin bilirkişi olarak tayin edilmesi talep edilmiştir. Bu kapsamda, adı geçen Hastane tarafından bilirkişi olarak görevlendirilen Genel Cerrahi Uzmanı Prof.Dr. Tıbbi Onkoloji Uzmanı Doç.Dr.
ve Radyoloji Uzmanı tarafından düzenlenmiş Bilirkişi Raporu Kurumumuza iletilmiştir.
17. Söz konusu bilirkişiler tarafından hazırlanan 18/11/2024 tarihli Bilirkişi Raporunda; “TC no’lu 19.09.2022 tarihli mamografi tetkikinde sol meme alt iç kadran ve alt santral kesimde yer yer gruplaşma gösteren bölgesel pleomorfık mikrokalsifikasyonlar mevcuttur. Sol aksillada kesitler dahilinde patolojik lenf nodu izlenmemektedir. Sol meme cildi normal kalınlıktadır. Bulgular ACR
BI-RADS (American Collage of Radiology Breast Imaging and Data System) Atlas 2013 5. sürümümüne göre BI- RADS 4C (yüksek şüphede malign, >%50 – <%95 ) kategoride değerlendirilmiştir. Tanımlanan mikrokalsifîkasyon alanlarının biyopsi ile histopotolojik olarak tanı alması gerekmektedir. Ancak mamografik mikrokalsifîkasyonlara eşlik eden yumuşak doku komponenti bulunmuyor ise ultrasonografık olarak görüntülenmesi mümkün olmayabilir. Bu sebeple mamografik olarak tespit edilmiş yüksek olasılıkla malign mikrokalsifikasyonların tanısında stereotaktik biyopsi (mamografi eşliğinde tel ile işaretleme sonrası eksizyon ) ya da mamografi eşliğinde vakum biyopsi yöntemleri seçenekler dahilinde kullanılmalıdır. Meme Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRG) yüksek olasılıklı malign mikrokalsifikasyonların tanısında yüksek duyarlılık ve özgüllüğe sahip görüntüleme yöntemidir.
Mikrokalsifîkasyonlara eşlik eden patolojik yumuşak doku kontrastlanması malignite olasılığını destekleyici bulgu olarak kabul edilmektedir.
TC noTu isimli hastanın 19.09.2022 tarihli BI-RADS 4 (yüksek şüpheli malign bulgular) mamografi raporuna istinaden yapılan 14.11.2022 tarihli ultrason raporunda mikrokalsifîkasyonlara karşılık gelen yumuşak doku komponenti olmaması sebebiyle malignite ekartasyonu için radyoloji doktoru tarafından meme MRG önerisi yapıldığı görülmektedir. 08.11.2022 tarihli girişimsel radyoloji notunda ultrason eşliğinde biyopsiye uygunluk olmaması sebebi ile biyopsi işleminin yapılamadığı ancak hastaya meme MRG ile değerlendirme önerildiği görülmektedir. Hastanın bu döneme ait meme MRG tetkiki bulunmamaktadır.
TC no’lu isimli hastanın 21.08.2023 tarihli hastane başvurusu sonrası yapılan meme US ve meme MRG tetkikleri bulunmaktadır. Hastanın 23.08.2023 tarihli meme US raporunda sol memede diffuz cilt kalınlaşması, parankimal ödem bulguları, parankimde hipertrofîk değişiklikler ve sol aksiller bölgede patolojik görünümde lenf nodları rapor edilmiş olup bulgular enfektif proçes lehine değendirilmiş, klinik ve laboratuar ile korelasyonu ve tedavi sonrası kontrolü önerilmiştir. Yapılan US tetkikinde hastanın 19.09.2022 tarihli mamografı tetkiki göz önünde bulundurulmamıştır. Meme görüntülemede mamografi ve ultrason tetkikleri birbirilerini tamamlayıcı tetkikler olması sebebiyle birlikte değerlendirme yapılması uygun olacaktır. Hastanın 19.09.2022 tarihli MG raporu ve US raporu birlikte değerlendirildiğinde bulgular öncelikle enflamatuar meme kanseri açısından şüphe uyandırmakta olup mutlaka histopatolojik değelendirme yapılması gerekmektedir. 23.08.2023 tarihli meme US raporunda belirtilen enfektif bulguların varlığı tru-cut biyopsi işlemi için kontrendikasyon oluşturmamaktadır.
Hastanın 13.09.2023 tarihli meme MRG raporunda granülomatöz mastit zemininde malignite ön tanısı mevcut olup doku tanısı önerilmiştir. Ancak girişimsel radyoloji tarafından enfeksiyon belirtilerinin olması sebebiyle biyopsi işlemi ertelenmiştir. Enflamasyon-enfeksiyon bulguları meme biyopsi işlemi için kontreendikasyon oluşturmamakta olup olası granülomatöz enfeksiyonların tanısı histopatolojik olarak konulmaktadır.
Hastanın 13.09.2023 tarihli meme MRG tetkikinde; Sol meme cildi diffüz kalın görünümde izlenmiştir. Sol meme alt kadranda tüm meme parankimini tama yakın tutan kitelesel olmayan patolojik kontrastlanma mevcuttur. Sol aksiila seviye 1, 2, 3 te, infraklaviküler bölgede ve internal mammarian zincirde patolojik lenf nodları gözlenmektedir. Bulgular cilt tutulumu ile giden ileri evre meme kanseri ile uyumludur.
Sonuç olarak yukarıda ayrıntısına yer verilen 04.11.2022 tarihli görüntüleme (US, Mamografi) sonuçları dikkate alındığında, başvuranın annesi hastaneye ilk başvurusunda muayene edilen doktor tarafından mamografideki mevcut bulgular üzerine biyopsi talebi doğrudur. Ancak mamografik mikrokalsifıkasyonlara eşlik eden yumuşak doku komponenti bulunmuyor ise ultrasonografik olarak görüntülenmesi ve bu alandan biyopsi yapılması mümkün olmayabilir. Bu nedenle hastanın daha ileri tetkiklerle değerlendirilerek biyopsi yapılacak alanın spesifıye edilmesi gerekebilir. Nitekim bu hastada
08.11.2022 tarihli girişimsel radyoloji notunda girişimsel radyoloji doktoru tarafından hasta US ile
değerlendirilmiş ancak geniş bir alana yayılan mikrokalsifîkasyonların US karşılığı olmadığı için hastadan meme MRG tetkiki istendiği görülmüştür. Hastanın 13.09.2023 tarihine kadar herhangi bir meme MRG tetkiki tarafıma gönderilen belgelerde görülmemiştir.
Bu dönemde yapılacak olan biyopsi işlemi kanser teşhisi açısından yüksek olasılıkla pozitif sonuç verecektir. Ancak her tetkikin yalancı negatiflik ihtimali olabilir.
Hasta veya hastalığa ait gecikmeler tarafımıza iletilen dosya notlarından tam olarak anlaşılamadığı için yorum yapılamamıştır. Hastanın takip ve tedavisinde ihmal, hata ve/veya kusur bulunduğu düşünülmemektedir.”, şeklinde kanaat bildirildiği tespit edilmiştir.
18. Bu kapsamda, başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat, Bilirkişi
Raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; başvuranın annesi
Harran Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesindeki teşhis, tanı, tedavi ve takiplerinde herhangi bir gecikme, ihmal, hata ve/veya kusur bulunduğuna ilişkin gerek bilirkişi raporunda gerekse de İdare tarafından yapılan soruşturma sonucunda herhangi bir tespit yapılmadığı, dolayısıyla somut olayda malprakstis (tıbbi kötü uygulama/hekimliğin kötü uygulaması) olduğuna dair bir kanaatin oluşmadığı sonucuna varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 19. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; ilgili İdareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içerisinde ve gerekçeli şekilde
Kurumumuza gönderilmediğinden “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi”, “kararların gerekçeli olması”, “makul sürede karar verme” ve “hesap verilebilirlik” ilkelerine aykırı hareket edildiği; yine
İdarenin başvuranla ilgili işlemlerinde “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uygun davranmadığı anlaşılmış olup, İdareden bundan böyle bahse konu ilkelere uygun hareket etmesi beklenmektedir.
/
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
20. 6328 sayılı Kanunun 21’inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup Şanlıurfa İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE, Kararın BAŞVURANA ve HARRAN ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜNE tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi