ÖZET: Başvuran, Ankara Abdurrahman Yurtaslan Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde çalışırken, hastayı görmeden imzaladığı ilaç kullanım raporunun sahte olduğu gerekçesiyle Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından kendisine tahakkuk ettirilen borca itiraz etmiştir. Yapılan incelemelerde, raporun hasta görülmeden düzenlendiği ve bu durumun 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Sağlık Uygulama Tebliği’nde belirtilen kimlik tespitine ilişkin hükümleri ihlal ettiği tespit edilmiştir.

Müfettiş tarafından yapılan soruşturma sonucunda, başvuranın ifadesine yalnızca sahte raporla ilgili belgelerin gösterildiği, diğer evrakların paylaşılmadığı belirtilmiştir. Bu durum, 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’nun gerekliliklerine uygun görülmüştür. Sonuç olarak, başvuranın itirazı reddedilmiş ve SGK’nın zarara uğradığı tespit edilen reçete bedelinin tahsil edilmesine karar verilmiştir. Bu karar, hukuki süreçlerin eksiksiz yürütüldüğünü ve başvuranın sorumluluğunun bulunduğunu ortaya koymaktadır.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2021/14518-S.21.23261

BAŞVURU NO : 2021/7586

KARAR TARİHİ : 08/10/2021

RET KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın, soruşturma neticesinde tahakkuk ettirilen borca itirazı

BAŞVURU TARİHİ : 11/04/2021

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. ’ın başvurusu ve eklerinden özetle:

1.1. Ankara Abdurrahman Yurtaslan Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesinde çalışmakta iken 13/03/2017 tarihinde isimli hak sahibine çıkarılan üç hekim imzalı raporun SGK tarafından yapılan soruşturma neticesinde sahte olduğunda bahisle rapora istinaden alınan reçete bedellerinin tamamından mes’ul tutularak bedellerin tamamının tahsiline ilişkin tarafına borç bildirimi yapıldığını, 1.2. Anakara Abdurrahman Yurtaslan Onkoloji Eğitimi ve Araştırma Hastanesinde ilgili dönemde çıkarılan

3 hekim imzalı ilaç muafiyet raporları (3 endokrin uzmanı tarafından imzalanması gerekirken)

hastanede endokrin uzmanının 1 adet olması nedeniyle diğer 2 imzanın dahiliye uzmanlarınca usulen tamamlanması yolu ile yazıldığını, 1.3. Raporun verilmesini uygun gören endokrin uzmanının (dahiliye uzmanlığı üzerine yapılan bir üst uzmanlıktır) hastane içinde matbu bir form olan rapor çıkarma formuna gerekli bilgileri yazdıktan sonra hasta/hasta yakınına ilgili evrakı teslim ederek 2 tane daha dahiliye doktoruna imzalatması ifadesi ile polikliniklerine yönlendirilmekte olduğunu, diğer iki imzası tamamlanan bu matbu iç yazışma evrakı ile hasta/hasta yakınının sağlık kurulunda görevli sekreterlere bu evrakı teslim ederek elektronik ortama aktarılmasını sağlamak üzere sekreterler tarafından girişi yapılarak iç hat telefonları ile elektronik olarak imzalanması için kendilerine bildirildiğini ve e-imza uygulaması ile onaylandığını, 1.4. Mezkur raporda ve hastane iç yazışma evrakında adının geçmemesine rağmen ilgili dönemde İç

Hastalıkları kliniğinin bir mensubu ve idari çalışma düzenini aylık olarak yapan hekimi olduğu için karşılaşılan herhangi bir problemin tarafına çözüm bulunması amacıyla iletildiğini, 1.5. İşbu raporda ismi yazılı olan diğer meslektaşına ulaşılamaması nedeniyle kendisi aranarak

imzalamasının istendiğini, hasta mağduriyeti yaşanmaması ve tedavisinin gecikmemesi adına bu onayı hasta/hasta yakınını görmeden vermiş bulunduğunu, 1.6. Keza hastanede başka endokrin uzmanı olmaması sebebiyle raporunun imzalanması için tarafına yönlendirilen hastayı ve/veya tetkik sonuçlarını görmüş olsa dahi uzmanlık konusu olmadığından dolayı raporun verilmesinin uygun olup olmadığı konusunda bir kanaatte bulunmasının tıbben mümkün olmadığını, 1.7. Bu tür raporlarda yan dal uzmanının uygun gördüğü endikasyonu, ana dal uzmanı olarak sorgulamanın hem tıbben hem de teamül olarak uygun olmadığını, 1.8. Ayrıca raporda gerekli olan 3 imza için hastanın 3 ayrı polikliniğe giriş yaptırmasının, her giriş için ayrıca SGK tarafından hastadan muayene ücreti kesilmesinin, her giriş için muayene sırası beklenmesinin hastanın birkaç gününe mal olduğunu ve tedavisinin gecikmesi anlamını taşıdığını, 1.9. Ayrıca ilgili raporda onay yapan başhekim sorumlu tutulmadığını, raporların bu şekilde (raporun 3 endokrin uzmanı tarafından imzalanması gerekirken hastanede endokrin uzmanının 1 adet olması nedeniyle diğer 2 imzanın dahiliye uzmanlarınca usulen tamamlanmasından) imzalanmasından yönlendiren başhekim ve yardımcılarının sorumlu tutulmadığını, reçeteleri yazan hekimlerin sorumlu tutulmadığını, hastayı görmeden girişi yapan sekreterin ve/veya VHKİ personelinin sorumlu tutulmadığını, ancak raporda iyi niyetle onayı bulunan şahsının bu sahtekarlığı alçaklığı yapan birey/bireyler gibi ve onlar kadar sorumlu tutulduğunu, 1.10. Endokrin uzmanı olmamasına rağmen bir hekim olması sebebiyle hastalıktan ve rapordan anlaması gerektiği varsayımında bulunan müfettişlerin, aynı varsayımı raporu onaylayan Başhekim ve rapora dayalı olarak reçete yazan hekimler için bu durumu neden göz ardı ettiğini, 1.11. İdari soruşturma aşamasında soruşturma dosyasının ve soruşturma tamamlandıktan sonra oluşturulacak olan raporunun bir örneğini istediğini, ancak tarafına hiçbir bilginin verilmediğini, soruşturma aşamasında kendisiyle hiçbir bilgi ve belge paylaşılmadan genel geçer bir şekilde beyanının alındığını, neticesinde ise tarafına sorumluluk ve yükümlülük addedildiğini, 1.12. SGK tarafından gönderilen yazıda, reçete bedellerinin sorumluluk oranında müştereken ve müteselsilen tahsil edileceğinin bildirildiğini, ancak bu yazıda sorumluluk oranlarından bahsedilmediğini ve sorumluluk oranlarının hangi kriterlere göre belirlendiğinden de bahsedilmediğini, 1.13. Tarafına tahakkuk ettirilen borçların kaynağı olan raporların hangi nedenle sahte olarak addedildiği, hastaların durumu, endokrin uzmanının beyanı ve süreç içerisindeki konumu, durumu, irtibatları ve sair tüm dosya mündericatı ile ilgili tarafına bilgi verilmeden, kurum müfettişinin bu konulardaki uzmanlığı ve yetkinliğinin olup olmadığı dahi bilinmeden, -kabul manasına gelmemek kaydıyla- sorumluluğunun hangi kriterlere göre belirlendiğini ve sorumluluk oranlarının ne olduğunu dahi bildirilmeden, bir an için dolaylı olarak da sorumluluğu olduğu kabul edilse dahi aynı şekilde dolaylı ve/veya doğrudan sorumluluğu olan başhekim, başhekim yardımcıları, reçete yazan hekimler, hastayı görmeden giriş yapan sekreterler hakkında herhangi bir işlem yapılmaksızın ve beyanlarına başvurulmaksızın işlemlerin ürütülmesi ve en nihayetinde savunma hakkı kısıtlanarak eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile tarafına borç tahakkuk ettirilmesinin hakkaniyete, usul ve esasa, hukuk devleti olmanın gereklerine açıkça aykırı olduğunu iddia ederek, SGK Ankara Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü

Kavaklıdere Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezinin 31/03/2021 tarih ve – sayılı ret yazısına konu tarafına tahakkuk ettirilen borçların iptalini/kaldırılmasını talep edilmiştir.

II. İDARENİN ŞİKÂYETE İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzun 20/05/2021 tarih ve sayılı yazısıyla Sosyal Güvenlik Kurumu

Başkanlığından bilgi ve belge talep edilmiş olup, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Genel Sağlık

Sigortası Genel Müdürlüğünün 16/07/2021 tarih – – sayılı yazısıyla; Dr.

’a yapılan borç tebligatının, Başmüfettiş tarafından yürütülen soruşturma neticesinde düzenlenen 30/01/2020 tarih ve / / sayılı Soruşturma Raporuna ve rapora ilişkin 19/02/2020 tarih ve sayılı SGK Rehberlik ve Teftiş Başkanlığının Olur’una dayandığının anlaşıldığı, raporun “İdari Yönden” bölümünde teklif edilen işlemlerin yürütülmesi için 16/06/2021 tarih ve sayılı yazı ile Ankara Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğüne intikal ettirildiği, 30/06/2021 tarihinde taraflarına ulaşan Ankara Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Kavaklıdere Sağlık ve

Sosyal Güvenlik Merkezinin 21/06/2021 tarih ve sayılı yazısı ve eklerinin SGK’nın ilgili birimlerine gönderildiği ve birimlerden gelen değerlendirme neticesinin Kurumumuza bildirileceği ifade edilmiştir. Daha sonra Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Genel Sağlık Sigortası Genel

Müdürlüğünün 25/08/2021 tarih ve – – sayılı yazısı ve ekleri tarafımıza ulaşmış olup; 2.1. İzmir Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünce yapılan reçete incelemeleri esnasında Tacrolin isimli ilacın miktarının dikkat çekici bulunması sebebiyle SGK Hizmet Sunumu Genel Müdürlüğünden İl

Müdürlüklerine bağlı eczanelere ait Tacrolin isimli ilacın reçetelenmesiyle ilgili olarak verilerin istenildiği ve istenilen verilerin incelenmesinde; bazı reçetelerdeki ilaç miktarlarının oldukça fazla ve kullanım sürelerinin alışılmış sürelerden oldukça uzun olduğunun, yüksek miktarda Tacrolin Pomad kullanan reçete sahiplerinin ilaç firması, eczane, sağlık çalışanı ve yakını olduğunun, ilaç kullanım raporu ve reçetelerin genellikle bir grup halinde düzenlendiğinin, yüksek miktarda fatura edilen ilaçların özellikle belirli aile hekimleri tarafından düzenlendiğinin ve yine yüksek miktarda reçete edilmiş ilaçlara ait raporların dermatoloji uzmanı tarafından değil de aile hekimleri tarafından düzenlendiğinin tespit edilmiş olması sonucunda, Türkiye genelindeki benzer reçete bilgilerinin Hizmet

Sunumu Genel Müdürlüğünden istenilmesi ve Tacrolin isimli ilacın ülke genelinde birçok ilde yüksek dozlarda reçete edildiğinin tespit edilmesi üzerine konunun müfettiş marifetiyle incelemesi/soruşturulması neticesinde Başmüfettiş tarafından 31/01/2020 tarih ve sayılı Soruşturma raporunun düzenlendiği, 2.2. Söz konusu raporda; inceleme kapsamında Hizmet Sunumu Genel Müdürlüğünden temin edilen bilgiler neticesinde söz konusu ilacın Türkiye genelinde yüksek miktarlarda reçete edildiğinin, bunun yanında belirli eczane çalışanlarının tanıdığı bir hasta grubu adına yıllara yaygın şekilde psoriazis ve vitiligo olmak üzere akciğer kandidiyazı, akromegali (dev hastalığı) ve organ nakli tanılı ilaç kullanım raporlarını birçok sağlık hizmet sunucusunda gerçeğe aykırı olarak düzenlettirdiğinin ve bu ilaç kullanım raporlarına istinaden düzenlenen reçetelerin başta eczane çalışanlarının çalışmış oldukları eczaneler olmak üzere çeşitli eczanelerden karşılanarak SGK’ya fatura edildiğinin belirtildiği, 2.3. Konu ile ilgili başlatılan araştırmalar kapsamında; 2.3.1. adına Sağlık Bilimleri Üniversitesi Ankara Dr. Abdurrahman Yurtaslan Onkoloji

Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr.

tarafından düzenlenmiş Dr. ve Dr. tarafından onaylanmış

13.03.2017 tarihli sayılı “Akromegali ve Hipofizer Devlik” tanılı ilaç kullanım

raporunun gerçeğe aykırı düzenlenmiş olduğu, bu ilaç kullanım raporuna istinaden 4 (dört) adet gerçeğe aykırı düzenlenen reçeteden 1 (bir) adet reçetenin Güvenlik Eczanesi tarafından, 3 (üç)

adet reçetenin Eczanesi tarafından SGK’ya fatura edildiği, 2.3.2. Söz konusu reçetelerle ilgili hak sahibi ’ın Müfettişliğe verdiği ifadesinde; akromegali-dev hastalığı ve akciğer kandidiyazı isimli hastalıkları ilk kez duyduğunu, böyle bir rahatsızlığının bulunmadığını, bu raporların sahte olarak düzenlenmiş olabileceğini, raporları düzenleyen doktorların isimlerini ve reçetelerde yazılı ilaçların isimlerini ilk kez duyduğunu, oğlunun eczanede çalıştığını ancak evleri ayrı olduğu için hangi eczanelerde çalıştığını bilmediğini

ifade ettiği, 2.3.3. Raporların düzenlendiği tarihte yürürlükte olan Sağlık Uygulama Tebliğinin 3.1.2. Kimlik Tespiti başlıklı 1. maddesinde “Sağlık kurum ve kuruluşları, Kurum sağlık yardımlarından yararlandırılan kişilerin müracaatı aşamasında (acil hallerde ise acil halin sona ermesinden sonra) nüfus cüzdanı, sürücü belgesi, evlenme cüzdanı, pasaport veya verilmiş ise Kurum sağlık kartı belgelerinden biri ile kimlik tespiti yapacaktır. Kimlik tespiti yükümlülüğünü yapmayan ve bu nedenle bir başka kişiye sağlık hizmeti sunulması nedeniyle Kurumun zarara uğramasına sebebiyet veren sağlık hizmeti sunucularından uğranılan zarar geri alınır.” hükmü, 5510 sayılı

Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Sağlık Hizmetlerinden Yararlanma başlıklı 67. maddesinde “…Ayrıca genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin sağlık hizmetlerinden ve diğer haklardan yararlanabilmeleri için sağlık hizmet sunucularına başvurduklarında acil haller hariç olmak üzere (acil hallerde ise acil halin sona ermesinden sonra); nüfus cüzdanı, sürücü belgesi, evlenme cüzdanı, pasaport veya Kurum tarafından verilen resimli sağlık kartı belgelerinden birinin gösterilmesi zorunludur.” hükmü ve aynı kanunun

Katılım Payı Başlığı Kimlik Tespiti ve Acil Haller alt başlığı 71. maddesinde “Sağlık hizmeti sunucuları, genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilere sığlık hizmeti sunumu aşamasında (acil hallerde ise acil halin sona ermesinden sonra), 67 nci maddenin üçüncü fıkrasında sayılan belgeleri ve bu belgelerin başvuran kişiye ait olup olmadığını kontrol etmek zorundadır. (Mülga son cümle: 17/4/2008-5754/67 md.)” hükmünün yer aldığı, 2.3.4. Bu itibarla Müfettişlikçe yapılan incelemelerde; adına Sağlık Bilimleri

Üniversitesi Ankara Dr. Abdurrahman Yurtaslan Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesinde düzenlenen raporun Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr.

tarafından düzenlenmiş Dr. ve Dr. tarafından onaylanmış 13/03/2017 tarihli sayılı “Akromegali ve Hipofizer Devlik” tanılı ilaç kullanım raporunun hastanın bilgisi dışında düzenlendiği ve gerçeğe aykırı olduğu, raporun kayıt edilmesiyle ilgili raporun doğruluğuna ve geçerliliğine yönelik sorumluluğun raporu düzenleyen hekimlerde ve raporun düzenlendiği sağlık kuruluşunda olduğu, hastane ve raporu düzenleyen ilgili hekimler tarafından kimlik kontrolü yükümlülüğünün yerine getirilmediği ve bu şekilde Kurum zararı oluşmasına sebebiyet verildiği tespitlerinin yapıldığı, 2.3.5. Ayrıca gerçeğe aykırı olarak düzenlenen ilaç kullanım raporlarına istinaden düzenlenen reçetelerle ilgili oluşan Kurum zararından ilaç kullanım raporunu düzenleyen ilgili hekimlerin sorumlu tutulduğu ve reçete düzenleyen ilgili doktorların ise Kurum zararından sorumlu tutulmadığı, 2.3.6. Başmüfettiş tarafından yürütülen söz konusu soruşturmada birçok sağlık hizmet sunucusunda gerçeğe aykırı olarak çok sayıda ilaç kullanım raporu ve reçete düzenlendiği, söz konusu olayda birçok eczane çalışanının dahil olduğu ve bu kişilerin de başta çalıştıkları eczane olmak üzere çeşitli eczanelerden karşılanarak sahte reçetelerin SGK’ya fatura edildiği ve Kurum zararı oluştuğu, bu sebeple yapılan soruşturma kapsamında Kurum zararının oluşmasına sebebiyet veren kişilerin müfettişlikçe yapılan değerlendirmeler sonucu tespit edildiği, 2.4. Bu itibarla SGK Müfettişince yapılan tespit ve değerlendirmeler neticesinde; 2.4.1. SGK’nın yersiz ödendiği tespit edilen 4 (dört) adet reçete bedeli toplamı olan 22.804,98 TL’ nin, reçetelerin fatura edildiği eczanelerin sahip ve mesul müdürleri olan eczacılardan, eczane çalışanı olduğu tespit edilen . .’ den, ilaç kullanım raporunu düzenleyen ve onaylayan Dr.

‘ tan, Dr. ‘dan, Dr. ’dan ve ilaç kullanım raporlarının düzenlendiği Ankara Dr. Abdurrahman Yurtaslan Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesinden

müştereken müteselsilen olmak üzere tahsil edilmesinin uygun görüldüğü, 2.4.2. Kavaklıdere Sağlık ve Sosyal Güvenlik Merkezince ’a 06/08/2020 tarih ve sayılı yazıları ile bildirim yapıldığı, 2.4.3. Kurum zararı olarak tespit edilen 22.804,98 TL’ nin tahsil edilmesi için 3 (üç) adet borç kaydı oluşturulduğu ve buna göre MOSİP sistemi üzerinden yapılan incelemede;  6.227,92 TL bedelin ilgililerden tahsili için belge numaralı borç kaydı oluşturulduğu, borcun henüz tahsil edilmediği ve herhangi bir icra dosyası kaydı yapılmadığı,  10.349,14 TL bedelin ilgililerden tahsili için belge oluşturulduğu, borcun

Eczanesi sahibi ve mesul müdürü Ecz. . .’nin Kurum alacaklarından tahsil edildiği,  6.227,92 TL bedelin ilgililerden tahsili için belge numaralı borç kaydı oluşturulduğu, borcun henüz tahsil edilmediği ve herhangi bir icra dosyası kaydı yapılmadığı, 2.5. Dr. ’ın 17/02/2021 tarihli (18/02/2021 tarih ve evrak sayılı) ve 24/02/2021 tarihli (24/02/2021 tarih ve evrak sayılı) dilekçelerle Kavaklıdere Sağlık Sosyal Güvenlik

Merkezine başvurduğu ve özetle tarafına tahakkuk ettirilen belge numaralı ve belge numaralı borcun kaynağı, mahiyeti, içeriği, esası ve en nihayetinde tüm mündericatı ile tarafına bilgilendirme yapılmadığı, eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile tarafınıza yersiz borç tahakkuk ettirildiği ifade ederek bu tutarlara, faizine ve tüm ferilerine itiraz ettiği, 2.6. İtiraz dilekçelerine istinaden 31/03/2021 tarih sayılı yazı ile Kavaklıdere Sağlık Sosyal

Güvenlik Merkezince cevap verildiği ve cevabi yazılarında; dilekçelerinde bahsi geçen borçların daha önce 06/08/2020 tarihli sayılı yazı ile tarafına bildirilen, hak sahibi adına tarafınca düzenlenen ve Kurum Müfettişi tarafından yürütülen incelemeler neticesinde sahteliği tespit edilen 13/03/2017 tarihli numaralı “Akromegali ve Hipofizer Devlik” tanılı ilaç kullanım raporuna istinaden yine sahte olarak düzenlendiği tespit edilen reçeteler sebebiyle oluşan Kurum zararının tahsiline yönelik olarak oluşturulduğunun, dilekçelerine istinaden Merkezlerince yapılacak bir işlem bulunmadığının bildirildiği, adına düzenlenmiş 13/03/2017 tarihli numaralı elektronik raporun bir örneğinin ile ilgili yazı ekinde gönderildiği, 2.7. Ancak SGK tarafından düzenlenmiş olan “Sosyal Güvenlik Kurumu Verilerinin Kullanımına, Paylaşılmasına ve Korunmasına İlişkin Usul ve Esaslar” ile verilerin paylaşılması ve hangi taleplerin olumlu karşılanacağı konularına düzenleme getirildiği, bu usul ve esaslara göre soruşturma raporu ve buna ilişkin belgelerin paylaşılamaması nedeniyle gönderilemediği, 2.8. Ayrıca Kavaklıdere Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezinin kayıtlarına 10/03/2021 tarihinde evrak kayıt numarası ile ulaşan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 12/02/2021 tarih ve

CBS Soruşturma sayılı yazısı ve ekleri incelendiğinde; Başmüfettiş tarafından 31/01/2020 tarih sayılı Soruşturma Raporunda tespit edilen hususlara ilişkin SGK adına Av.

tarafından ilgililer hakkında Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğu, Ankara

Cumhuriyet Başsavcılığınca CBS sayılı soruşturma dosyası açıldığı, ancak suç duyurusu dilekçesinde Dr. ‘ ın adına rastlanmadığı, 2.9. SGK Rehberlik ve Teftiş Başkanlığının 16/07/2021 tarih ve sayılı yazısı ile, “Soruşturma raporuyla ilgili olarak yapılacak işlemlerde 5502 Sayılı Kanunun 35. Maddesinin 6. Fıkrası, 6698 sayılı Kanun hükümleri, 4982 sayılı Kanunun 4. bölümü ile 5726, 6284 ve 4959 sayılı kanunların ilgili hükümlerine uygun davranılması gerektiği”nin bildirildiği, Görülmüştür.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasasının; 3.1. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye

Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”; 3.2.“Sosyal güvenlik hakkı” başlıklı 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasında; “Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet bu güvenliği sağlayacak tedbirleri alır ve teşkilatı kurar”; 4. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı

5 inci maddesinin birinci fıkrasında;

“Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” , 5. 4982 sayılı Bilgi Edineme Hakkı Kanununun; “İdarî soruşturmaya ilişkin bilgi veya belgeler” başlıklı 19 uncu maddesinde; “Kurum ve kuruluşların yetkili birimlerince yürütülen idarî soruşturmalarla ilgili olup, açıklanması veya zamanından önce açıklanması hâlinde; a) Kişilerin özel hayatına açıkça haksız müdahale sonucunu doğuracak, b) Kişilerin veya soruşturmayı yürüten görevlilerin hayatını ya da güvenliğini tehlikeye sokacak, c) Soruşturmanın güvenliğini tehlikeye düşürecek, d) Gizli kalması gereken bilgi kaynağının açığa çıkmasına neden olacak veya soruşturma ile ilgili benzeri bilgi ve bilgi kaynaklarının temin edilmesini güçleştirecek, Bilgi veya belgeler, bu Kanun kapsamı dışındadır.” 6. 6098 sayılı Borçlar Kanununun ilgili maddelerinde; 6.1.“2. Müteselsil sorumluluk a. Dış ilişkide

MADDE 61- Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.

b. İç ilişkide

MADDE 62- Tazminatın aynı zarardan sorumlu müteselsil borçlular arasında paylaştırılmasında, bütün durum ve koşullar, özellikle onlardan her birine yüklenebilecek kusurun ağırlığı ve yarattıkları tehlikenin yoğunluğu göz önünde tutulur.

Tazminatın kendi payına düşeninden fazlasını ödeyen kişi, bu fazla ödemesi için, diğer müteselsil sorumlulara karşı rücu hakkına sahip ve zarar görenin haklarına halef olur.” 6.2. “A. Müteselsil borçluluk

I. Doğuşu

MADDE 162- Birden çok borçludan her biri, alacaklıya karşı borcun tamamından sorumlu olmayı kabul ettiğini bildirirse, müteselsil borçluluk doğar.

Böyle bir bildirim yoksa, müteselsil borçluluk ancak kanunda öngörülen hâllerde doğar.

II. Dış ilişki

1. Hükümleri a. Borçluların sorumluluğu

MADDE 163- Alacaklı, borcun tamamının veya bir kısmının ifasını, dilerse borçluların hepsinden, dilerse yalnız birinden isteyebilir. Borçluların sorumluluğu, borcun tamamı ödeninceye kadar devam eder.

b. Borçluların savunmaları

MADDE 164- Müteselsil borçlulardan biri, alacaklıya karşı, ancak onunla kendi arasındaki kişisel ilişkilerden veya müteselsil borcun sebep ya da konusundan doğan def’i ve itirazları ileri sürebilir.

Müteselsil borçlulardan biri ortak def’i ve itirazları ileri sürmezse, diğerlerine karşı sorumlu olur.

c. Borçluların bireysel davranışı

MADDE 165- Kanun veya sözleşme ile aksi belirlenmedikçe, borçlulardan biri kendi davranışıyla diğer borçluların durumunu ağırlaştıramaz.

2. Borcun sona ermesi

MADDE 166- Borçlulardan biri, ifa veya takasla borcun tamamını veya bir kısmını sona erdirmişse, bu oranda diğer borçluları da borçtan kurtarmış olur.

Borçlulardan biri, alacaklıya ifada bulunmaksızın borçtan kurtulmuşsa, diğer borçlular bundan, ancak durumun veya borcun niteliğinin elverdiği ölçüde yararlanabilirler.

Alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra sözleşmesi, diğer borçluları da ibra edilen borçlunun iç ilişkideki borca katılma payı oranında borçtan kurtarır.

III. İç ilişki

1. Paylaşım

MADDE 167- Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar.

Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır.

Bu durumda borçlu, her bir borçluya ancak payı oranında rücu edebilir. Borçlulardan birinden alınamayan miktarı, diğer borçlular eşit olarak üstlenmekle yükümlüdürler.

2. Alacaklıya halef olma

MADDE 168- Diğerlerine rücu hakkına sahip olan borçlulardan her biri, ifa ettiği miktar oranında alacaklının haklarına halef olur.

Alacaklı diğerlerinin zararına olarak borçlulardan birinin durumunu iyileştirirse, bunun sonuçlarına katlanır.” 7. 31/05/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun;

7.1. “Kurumun denetleme ve kontrol yetkisi” başlıklı 59 uncu maddesinde; “Bu Kanunun uygulanmasına ilişkin işlemlerin denetimi, Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları eliyle yürütülür. Askerî işyerlerine ait sigorta işlemlerinin denetim ve kontrolü, askerî iş müfettişleri tarafından da yapılabilir.

Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarının görevleri sırasında tespit ettikleri

Kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemler, yemin hariç her türlü delile dayandırılabilir.

Bunlar tarafından düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir. İşverenler ve sigortalılar ile işyeri sahipleri, tasfiye ve iflâs idaresinin memurları, işle ilgili gerçek ve tüzel kişiler, Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarına bilgi verilmek üzere çağrıldıkları zaman gelmek, gerekli olan defter, belge ve delilleri getirip göstermek ve vermek, görevlerini yapmak için her türlü kolaylığı sağlamak ve bu yoldaki isteklerini geciktirmeksizin yerine getirmekle yükümlüdürler.

Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları görevlerini yaparken, tüm kamu görevlileri gerekli kolaylığı gösterir ve yardımcı olurlar.

Bu Kanunun uygulanması bakımından, Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları,

4857 sayılı İş Kanununda belirtilen denetim, teftiş ve kontrol yetkisini de haizdir…

Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.” 7.2. “Sağlık hizmetlerinden yararlanma şartları” başlıklı 67 nci maddesinin üçüncü fıkrasında; “Ayrıca genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin sağlık hizmetlerinden ve diğer haklardan yararlanabilmeleri için sağlık hizmet sunucularına başvurduklarında acil haller hariç olmak üzere (acil hallerde ise acil halin sona ermesinden sonra); biyometrik yöntemlerle kimlik doğrulamasının yapılması ve/veya nüfus cüzdanı, sürücü belgesi, evlenme cüzdanı, pasaport veya

Kurum tarafından verilen resimli sağlık kartı belgelerinden birinin gösterilmesi zorunludur.” 7.3.“Kimlik tespiti ve acil haller” başlıklı 71 nci maddesinde; “Sağlık hizmeti sunucuları, genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilere sağlık hizmeti sunumu aşamasında (acil hallerde ise acil halin sona ermesinden sonra), 67 nci maddenin üçüncü fıkrasında sayılan belgeleri ve bu belgelerin başvuran kişiye ait olup olmadığını kontrol etmek zorundadır. (Mülga son cümle: 17/4/2008-5754/67 md.)(…)

Genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin kendi adına bir başkasının sağlık hizmeti almasını veya Kurumdan haksız bir menfaat temin etmesini sağlaması yasaktır. Bu fiilleri işleyenlerden

Kurumun uğradığı zararın iki katı kanunî faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsil edilir ve ilgililer hakkında 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu hükümleri uygulanır.

Bu Kanunun uygulamasında acil hallerin ve acil sağlık hizmetlerinin neler olduğuna, hangi yöntem ve ölçütlerle tespit edileceğine ilişkin hususlar, Sağlık Bakanlığının uygun görüşü üzerine Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.” 8. Sağlık Uygulama Tebliğinin ilgili maddelerinde; 8.1. “1.6 – Kimlik tespiti (1) Sağlık kurum ve kuruluşlarınca, kişilerin müracaatı aşamasında, acil hallerde ise acil halin sona ermesinden sonra, nüfus cüzdanı, sürücü belgesi, evlenme cüzdanı, pasaport veya verilmiş ise Kurum sağlık kartı belgelerinden biri ile kimlik tespiti ve biyometrik yöntemlerle kimlik doğrulaması yapılması zorunludur. Kimlik tespiti, biyometrik kayıt işlemi veya biyometrik kimlik doğrulama işlemini usulüne

uygun yapmayan ve bu nedenle bir başka kişiye sağlık hizmeti sunulması nedeniyle Kurumun zarara uğramasına sebebiyet veren sağlık hizmeti sunucularından ödenen tutar geri alınır.” 8.2.“4.2.37 – Akromegalide ilaç kullanım ilkeleri 4.2.37.A – Pegvisomant (1) Cerrahi ve/veya radyasyon terapisine rağmen veya genel durumu operasyon ve/veya radyasyon terapisine uygun olmayan aktif akromegalisi olan ve en az 12 aylık süre ile ve tam dozda uzun etkili somatostatin analogları ile tedaviye rağmen IGF-1 düzeyleri yaşa göre belirlenen normal değerlerin üstünde kalan hastalarda kullanılabilir. Bu hastalar için eğitim ve araştırma ile üniversite hastanelerinde içinde en az bir endokrinoloji ve metabolizma uzmanının yer aldığı sağlık kurulu raporu düzenlenecektir.

(2) Tedavinin başlangıcında; IGF-1 kontrolü yapılarak ve en düşük dozdan başlanarak iki ay süre ile geçerli sağlık kurulu raporu düzenlenecek, bu sürenin sonunda yine IGF-1 kontrolü yapılarak iki kez ikişer aylık iki rapor daha düzenlenebilecek ve bu şekilde başlangıç tedavi süresi toplam 6 ayı aşmayacaktır.

(3) Düzenlenen raporlarda; yaşa uygun IGF-1 referans aralığı ve hastanın sonuç değeri, varsa bir önceki raporun tarihi ve sayısı ile kaçıncı rapor olduğu belirtilecektir.

(4) İdame tedavisinde yine IGF-1 kontrolü yapılarak yaşa uygun IGF-1 referans aralığı ve hastanın sonuç değerinin belirtildiği en fazla 1 yıl süreli sağlık kurulu raporu düzenlenecektir. Tedavi sırasında

IGF-1 ölçümlerine göre dozun azaltılması gerektiğinde yeni bir rapor düzenlenmesine gerek bulunmamaktadır. İdame tedavisi için düzenlenen raporda; başlangıç tedavisi için düzenlenen raporların tarih ve sayısı da belirtilecektir.

(5) Reçeteler, endokrinoloji ve metabolizma uzmanları tarafından düzenlenecektir. İdame tedavisi sırasında en fazla ikişer aylık dozda reçetelenecek ve reçetelere IGF-1 ölçümleri yazılacaktır.

4.2.37.B – Oktreotid ve lanreotid (1) Akromegali tedavisinde endokrinoloji ve metabolizma uzman hekiminin yer aldığı sağlık kurulu raporuna dayanılarak endokrinoloji ve metabolizma veya beyin ve sinir cerrahisi uzman hekimlerince reçete edilir.”

Hükümleri amirdir.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ

9. Başvuranın iddiaları, idarelenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm bilgi ve belgeler birlikte değerlendirilerek hazırlanan “Ret Kararı Önerisi” Kamu Başdenetçisine sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 10. Bir numaralı paragrafta ayrıntılı olarak yer verildiği üzere Ankara Abdurrahman Yurtaslan Onkoloji

Eğitim ve Araştırma Hastanesinde görev yapmakta olan Dr. tarafından yapılan başvuruda özetle: SGK müfettişlerince yapılan soruşturma neticesinde sahte olduğu belirtilen -usulen imzalamak durumunda kaldığı- üç hekim imzalı rapora istinaden düzenlenmiş reçeteler nedeniyle borç tahakkuk ettirildiği; idari soruşturma aşamasında kendisiyle hiçbir bilgi ve belge paylaşılmadan genel geçer bir şekilde beyanının alındığı; borcun kaynağı, mahiyeti, içeriği, esası ve en nihayetinde tüm mündericatı ile tarafına bilgilendirme yapılmayarak savunma hakkının kısıtlandığı; eksik inceleme ve hatalı değerlendirme yapıldığı iddia edilerek, SGK Ankara Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Kavaklıdere

Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezince tarafına tahakkuk ettirilen borçların iptali/kaldırılması talep edilmiştir.

11. Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürlüğü ile yapılan yazışma

neticesinde elde edilen bilgi ve belgelerden özetle:

11.1. İzmir Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünce yapılan reçete incelemeleri esnasında bazı reçetelerdeki ilaç miktarlarının oldukça fazla ve kullanım sürelerinin alışılmış sürelerden oldukça uzun olduğunun, yüksek miktarda Tacrolin Pomad kullanan reçete sahiplerinin ilaç firması, eczane, sağlık çalışanı ve yakını olduğunun, ilaç kullanım raporu ve reçetelerin genellikle bir grup halinde düzenlendiğinin, yüksek miktarda fatura edilen ilaçların özellikle belirli aile hekimleri tarafından düzenlendiğinin ve yine yüksek miktarda reçete edilmiş ilaçlara ait raporların dermatoloji uzmanı tarafından değil de aile hekimleri tarafından düzenlendiğinin tespit edilmesi sonrasında Türkiye genelindeki benzer reçete bilgilerinin Hizmet Sunumu Genel Müdürlüğünden istenilmesi ve Tacrolin isimli ilacın ülke genelinde birçok ilde yüksek dozlarda reçete edildiğinin tespit edilmesi üzerine konunun müfettiş marifetiyle incelemesi/soruşturulması neticesinde Başmüfettiş tarafından 31/01/2020 tarih ve sayılı Soruşturma raporunun düzenlendiği, 11.2. Başvuruya konu adına Sağlık Bilimleri Üniversitesi Ankara Dr. Abdurrahman

Yurtaslan Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları

Uzmanı Dr. tarafından düzenlenmiş Dr. ve Dr. tarafından onaylanmış 13/03/2017 tarihli sayılı “Akromegali ve Hipofizer Devlik” tanılı ilaç kullanım raporunun gerçeğe aykırı düzenlenmiş olduğunun, bu ilaç kullanım raporuna istinaden 4 (dört) adet reçetenin çeşitli eczaneler tarafından SGK’ya fatura edildiği, 11.3. Dr. ’ın müfettiş tarafından 25/05/2019 tarihinde ifadesi alınırken kendisine adına düzenlenmiş 13/03/2017 tarihli ve sayılı kullanım raporunun, epikrizinin, hastane içinde ilaç muafiyet raporunun çıkarılmasına esas Dr. tarafından imzalanmış yardımcı dokümanın gösterildiği, 11.4. Söz konusu reçetelerle ilgili hak sahibi ’ın Müfettişliğe verdiği ifadesinde; akromegali-dev hastalığı ve akciğer kandidiyazı isimli hastalıkları ilk kez duyduğunu, böyle bir rahatsızlığının bulunmadığını, bu raporların sahte olarak düzenlenmiş olabileceğini, raporları düzenleyen doktorların isimlerini ve reçetelerde yazılı ilaçların isimlerini ilk kez duyduğunu, oğlunun eczanede çalıştığını ancak evleri ayrı olduğu için hangi eczanelerde çalıştığını bilmediğini ifade ettiği, 11.5. Bu itibarla SGK Müfettişince yapılan tespit ve değerlendirmeler neticesinde; SGK’nın yersiz ödendiği tespit edilen 4 (dört) adet reçete bedeli toplamı olan 22.804,98 TL’ nin, reçetelerin fatura edildiği eczanelerin sahip ve mesul müdürleri olan eczacılardan, eczane çalışanı olduğu tespit edilen .

.’ den, ilaç kullanım raporunu düzenleyen ve onaylayan Dr. ‘ tan, Dr. ‘dan, Dr. ‘ dan ve ilaç kullanım raporlarının düzenlendiği Ankara Dr. Abdurrahman Yurtaslan

Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesinden müştereken müteselsilen olmak üzere tahsil edilmesinin uygun görüldüğü, 11.6. Kurum zararı olarak tespit edilen 22.804,98 TL’ nin tahsil edilmesi için 3 (üç) adet borç kaydı oluşturulduğu, 10.349,14 TL borcun Eczanesi sahibi ve mesul müdürü Ecz. . .’nin Kurum alacaklarından tahsil edildiği, kalan bedelin henüz tahsil edilmediği, 11.7. Dr. ’ın tahakkuk ettirilen borca itiraz ettiği ve ret cevabı aldığı, ret cevap yazısı ekinde de adına düzenlenmiş 13/03/2017 tarihli numaralı elektronik raporun bir örneğinin gönderildiği, 11.8. Müfettiş Soruşturma Raporunda tespit edilen hususlara ilişkin SGK adına suç duyurusunda

bulunulduğu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca CBS sayılı soruşturma dosyası açıldığı, ancak suç duyurusu dilekçesinde Dr. ‘ın adına rastlanmadığı, Anlaşılmıştır.

12. Sonuç olarak dosya kapsamında, tüm bilgi ve belgeler ile ilgili mevzuat bir arada değerlendirildiğinde; 12.1. Başvuranın hastayı görmeden imzaladığı 13/03/2017 tarihli numaralı “Akromegali ve

Hipofizer Devlik” tanılı ilaç kullanım raporunun müfettiş marifetiyle yapılan inceleme/soruşturma sırasında sahteliğinin tespit edildiği ve bahse konu raporun hasta görülmeden imzalanmış olması nedeniyle 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Sağlık Uygulama

Tebliğinin Kimlik Tespitine ilişkin hükümlerinin ihlal edildiği, 12.2. Müfettiş tarafından başvuranın ifadesine başvurulurken, sadece sahteliği tespit edilen raporla ilgili evrakların gösterildiği, ancak 4982 sayılı Bilgi Edineme Hakkı Kanununun 19 uncu maddesi gereğince soruşturma dosyasındaki diğer evrakların soruşturmanın salahiyeti açısından başvuran ile paylaşılmamasının yerinde olduğu, 12.3. 5510 sayılı Kanununun 71 nci maddesine istinaden bu raporlara dayanılarak düzenlenmiş 4 (dört)

adet reçete bedelinin (22.804,98 TL’nin), SGK’yı zarara uğratanlardan müştereken müteselsilen olmak üzere tahsil edilmesine karar verilmesinin yerinde olduğu

Değerlendirildiğinden, başvurunun reddi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 13. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarenin, başvuru sahibinin borca itirazı üzerine verdiği cevapta hangi sürede hangi merciye başvurabileceğini göstermediği bu nedenle de karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi ilkesine uymadığı tespit edildiğinden, ilgili idareden bundan böyle bahse konu ilkeye uygun davranması beklenilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

14. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca gerekçeli ret kararının başvurana tebliğinden itibaren varsa dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup, Ankara Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE, Kararın BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi