|
ÖZET: Başvuran, Elazığ 2 No.lu Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’nda diş tedavisi için uygun bir kuruma nakil talep etmiştir. Ancak, başvuranın nakil talebi, ceza infaz kurumlarının doluluk oranları ve başvuranın yüksek güvenlikli bir kurumda barındırılması gerekliliği gibi nedenlerle reddedilmiştir. Ceza infaz kurumlarının kapasitesi, hükümlülerin güvenliği ve sağlık durumları gibi unsurların dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir.
Hukuki değerlendirmede, 5275 sayılı Kanun’un 57. maddesi uyarınca hastalık nedeniyle nakil talebinin sağlık kurulu raporuyla mümkün olduğu, başvuranın bu raporu almadığı ve dolayısıyla nakil talebinin hukuka uygun bir şekilde reddedildiği ifade edilmiştir. Ayrıca, Covid-19 pandemisi nedeniyle nakil işlemlerinin geçici olarak durdurulması da bu kararda etkili olmuştur. Başvuranın nakil koşullarını taşıması durumunda, ilerideki boşalmalar ve kısıtlamaların kaldırılması halinde nakil taleplerinin yeniden değerlendirileceği vurgulanmıştır. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2022/4201-S.22.6365
BAŞVURU NO : 2021/17726
KARAR TARİHİ : 25/03/2022
KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : CEZA VE TEVKİFEVLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
Elazığ 2 No.lu Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda
BAŞVURUNUN KONUSU :
bulunan başvuranın, sağlık sebebiyle diş tedavisinin yapılabileceği uygun bir ildeki ceza infaz kurumuna ya da ailevi sebeplerle kardeşinin bulunduğu Silivri 5 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna nakledilmesi talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 18/10/2021
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Elazığ 2 No.lu Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda barındırılmakta olan
, Kurumumuza yaptığı başvurusunda özetle, 75 yaş üzerindeki anne ve babasının Hakkari ili
Şemdinli ilçesinde ikamet etiklerini, ayrıca hasta oldukları için babasının altı yıldır annesinin ise üç yıldır ziyaretine gelemediğini, kardeşinin dört yıldır Silivri 5 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunduğunu, kendisinin yaklaşık 23 yıldır ceza infaz kurumunda olduğunu, uzun yıllardır süregelen diş rahatsızlığının bulunduğunu, önceki yıllarda tedavi olduğunu, en son sabit protez yapıldığını, ancak onun da tutmadığını, son olarak ise implant yapılması gerektiğini, 27.07.2017 tarihinde Elazığ 1 No.lu Yüksek
Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumuna nakledildiğini, ancak Elazığ ilinde hükümlülere implant tedavisinin yapılmadığını, bu tedavinin yapılabileceği illere pek çok defa nakil talebinde bulunduğunu, ancak olumlu sonuç alamadığını, diş ağrılarının artık dayanılmaz hale geldiğini, son nakil talebinin de 27.09.2021 tarihinde kapasite doluluğu gerekçesi ile reddedildiğini iddia ederek, diş tedavisinin yapılabileceği Van F
Tipi Yüksek Güvenlikli, Diyarbakır T Tipi Yüksek Güvenlikli ya da kardeşinin hükümlü olarak bulunduğu
Silivri 5 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna naklinin yapılmasını talep etmiştir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri
Genel Müdürlüğü’nden, ilk olarak 05/11/2021 tarih ve sayılı yazımız ile bilgi ve belge talep edilmiş, Genel Müdürlüğün 30/11/2021 tarihli cevabi yazısında;
2.1.Adı geçenin, bilgi formunun incelenmesi sonucunda, ceza infaz kurumlarında barındırıldığı süre zarfında bugüne kadar toplamda 21 defa disiplin cezası aldığı, bunlardan 14’ü “Açlık grevi eylemi yapmak” suçu olduğu ve 14.06.2021 tarihi itibarıyla iyi halliliğini kazandığı ve şu anda infaz edilmemiş veya kaldırılmamış herhangi bir disiplin cezasının bulunmadığı, 2.2.Hükümlülerin kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 54 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e)
bendinde, ”İstekte bulunulan kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi olmaması” ifadelerine yer verildiği, 2.3. Bu nedenle, nakil taleplerinin incelenmesinde; kurumun kapasitesi, güvenliği ve hangi suç türüne ait odaların bulunduğu, kişilerin can güvenliğine ilişkin olarak, talepte bulunanın hasım olarak bildirdiği bir kişinin talep ettiği kurumda bulunup bulunmadığı gibi hususlar göz önünde bulundurulduğundan, her talebin uygun değerlendirilemediği, 2.4. Adı geçen hükümlünün naklini talep ettiği; Van F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz
Kurumunun kapasitesinin 368, mevcudunun 305, doluluk oranının %83, Van Yüksek Güvenlikli Kapalı
Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 492, mevcudunun 435, doluluk oranının %88, Silivri 5 No.lu L Tipi
Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 1677, mevcudunun 2236, doluluk oranının %133, Diyarbakır
D Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 688, mevcudunun 500, doluluk oranının %73, Diyarbakır 1 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 1000, mevcudunun 995, doluluk oranının %100, Diyarbakır 2 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 1000, mevcudunun 978, doluluk oranının %98 olduğu, 2.5. Adı geçen hükümlünün barındırıldığı Elazığ 2 No.lu Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz
Kurumunun kapasitesinin 492, mevcudunun 329, doluluk oranının %67 olduğu, ayrıca, adı geçenin talepleri arasında bulunan Ümraniye T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun suç türü itibarıyla konumuna uygun olmadığı, 2.6. Bunun yanı sıra, adı geçenin nakil talebinde bulunmuş olduğu ceza infaz kurumları incelendiğinde
İstanbul ili ve çevresine öncelikli nakil talebinde bulunduğu tespit edilmiş olup İstanbul ili suç ve yargılama yeri nedeniyle pek çok davanın merkezi olduğu, İstanbul ilinde bulunan ceza infaz kurumlarına duruşmalar nedeniyle haftalık olarak nakil yapıldığı, sirkülasyonun çok fazla olduğu, kurumların mevcutlarının haftadan haftaya yapılacak olan duruşma sayıları, görülen davalar ve dava dosyalarında bulunan sanıkların çokluğuna göre değiştiği, 2.7. 5275 sayılı Kanun’un 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, “Eylem ve tutumları nedeniyle tehlikeli hâlde bulunan ve özel gözetim ve denetim altında bulundurulmaları gerekli olduğu saptananlar ile bulundukları kurumlarda düzen ve disiplini bozanlar veya iyileştirme tedbir, araç ve usûllerine ısrarla karşı koyanlar”ın yüksek güvenlikli veya bir bölümü yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarında barındırıldığı, dolayısıyla hükümlü ve tutukluların nakil taleplerinde ceza miktarları ve örgütteki konumları dikkate alınarak değerlendirildiği, yukarıda belirtilen kapalı ceza infaz kurumlarının, tamamı yüksek güvenlikli bir ceza infaz kurumu olmayıp, bir bölümünün yüksek güvenlikli bir ceza infaz kurumu olması nedeniyle hükümlülerin barındırılabileceği oda sayısının kısıtlı ve odaların kapasitelerinin de dolu olduğu, 2.8. Hükümlü ve tutukluların nakil taleplerine karşın yapılan işlemlerin ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, doğum, felsefî inanç, millî veya sosyal köken, siyasî veya diğer fikir yahut düşünceleri ile ekonomik güçleri ve diğer toplumsal konumları yönünden ayırım yapılmaksızın ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınmaksızın uygulandığı, 2.9. Diğer yandan, aynı suç türünden çok fazla tutuklu ve hükümlünün aynı kurumda barındırılması durumunda bu tutuklu ve hükümlülerin fikir ve eylem birliği içinde hareket etmeleri nedeniyle kurum güvenliğini zafiyete uğratabileceğinin değerlendirildiği, bu kapsamda adı geçenin de kendi suç türünden
tutuklu ve hükümlülerin yoğun olduğu kurumları talep etmesi nedeniyle nakil taleplerinin uygun değerlendirilemediği, 2.10. Ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutukluların; hastalık, disiplin, güvenlik, özellikle toplu nakiller ve tutukluların mahkeme nedeniyle yapılan sevkleri sonucu, ceza infaz kurumlarının mevcutlarının günaşırı değişmekte olduğu, bu nedenle; ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerin nakil talepleri
Genel Müdürlüğe ulaştığı anda, talep edilen kurumların kapasitelerinin o günkü veriler göz önüne alınarak değerlendirildiği, 2.11. Ayrıca, adı geçenin “Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma (PKK)” suçundan hükümlü olması nedeniyle, 5275 sayılı Kanun’un 9 uncu maddesi uyarınca yüksek güvenlikli veya bir bölümü yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılması gerektiği ve talep ettiği kurumların bir bölümünün yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumu olduğu, bu nedenle hükümlü/tutukluların nakilleri yapılırken sadece doluluk oranları değil, terör ve örgütlü suçlardan barındırılan hükümlü ve tutuklu olanları da dikkate alınarak değerlendirme yapıldığı, 2.12. Covid-19 pandemisi nedeniyle virüsün kurumlarda yayılmaması için alınan önlemler kapsamında; başka bir hastalık nedeniyle hastanelere sevk edilen, kuruma ilk defa kabul edilen, güvenlik ve duruşma gibi zorunlu nedenlerle nakil edilen hükümlü tutukluların kurumlara girişlerinde 14 gün boyunca izolasyona tabi tutulmaları gerektiği için kurum kapasitelerinde artış görüldüğü, 2.13. Ayrıca, 2021 yılı Eylül ayı içerisinde bir defaya mahsus isteğe bağlı nakillerin açıldığı, 20.08.2021 tarihli ve E-35211520-249.01-3495/79791 sayılı genel yazı ile 01.09.2021-10.09.2021 tarihleri arasında nakil taleplerinin alındığı ve 10.09.2021 tarihi itibarıyla sistemin taleplere kapatıldığı, adı geçenin de söz konusu tarihlerde nakil talebinde bulunduğu, talep etmiş olduğu kurumların kapasitelerinin dolu olması nedeniyle 27.09.2021 tarihli ve – – sayılı yazı ile naklinin uygun değerlendirilemediği, bu konuda, Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulunun tavsiyeleri doğrultusunda ileriki aylarda nakillerin tekrar açılması ve adı geçenin de isteğe bağlı nakil talebinde bulunması halinde talebinin değerlendirilebileceği bilgilerinin verildiği, 3. Lüzumu üzerine 07/01/2022 tarih ve sayılı yazımız ile ikinci kez bilgi ve belge talep edilmiş, Genel Müdürlüğün 02/03/2022 tarihli cevabi yazısında ise; 3.1. Adı geçenin sırasıyla; 1- 12.10.2017 tarihinde Kurum revir biriminde diş tabibi tarafından yapılan muayene sonucunda ilaç reçete edildiği, 2- 26.10.2017 tarihinde diş tabibi tarafından muayeneye çağrıldığı, ancak adı geçen iyi olduğunu beyan ederek muayene olmayı kabul etmediği, 3- 14.01.2019 tarihinde Elazığ Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesinde yapılan muayenesinde, “Hastanemizde implant tedavisi yapılmamaktadır, hasta diş çekimini kabul etmedi” notunun yer aldığı, 4- 30.05.2019 tarihinde Fırat
Üniversitesi Hastanesi Ağız Diş ve Çene Cerrahisi Ana Bilim Dalında yapılan muayene sonucunda, ”Hasta muayene edildi, önerilerde bulunuldu” notunun yer aldığı, 5-11.06.2019 tarihinde Elazığ Ağız ve Diş
Sağlığı Hastanesinde yapılan muayenesinde, ”Hastanın muayenesi yapılmış olup daha önceki muayenelerinde gereken ilgili yerlerde muayenesi yapılmış ve implant tedavisinin yapılamayacağı bilgisi verilmiş olup herhangi bir işlemden ötürü sevkine gerek görülmemiştir.” notlarının düşüldüğü, 6- ayrıca adı geçenin işlem bekleyen ağız ve diş sağlığı ile ilgili muayene talep dilekçesinin bulunmadığı, 3.2. Ceza infaz kurumlarında barındırılan hükümlü ve tutukluların sağlıklarının korunmasının, teşhis ve tedavilerinin yapılmasının, sağlığa erişim hakkının kolaylaştırılması ve korunmasının çağdaş infaz anlayışının temel unsurlarından olduğu, bu konuda herhangi bir aksamanın ve hak kaybının olmaması için azami çabanın gösterildiği ve gereken her türlü tedbirlerin alındığı, 3.3. Anılan Kurumda da diş rahatsızlığı bulunan hükümlü ve tutukluların kurum aile hekimine çıkarıldıktan sonra ilk basamak olan Elazığ Kampüs Ceza İnfaz Kurumları Semt Polikliniğinde bulunan diş polikliniğine sevk edildiği, ileri tetkik ve tedavi gerektiren durumlarda diş tabibinin uygun gördüğü hastanelere sevk
işlemlerinin gerçekleştirildiği, hükümlü ve tutukluların ağız içi muayenesi ve radyolojik görüntülerinin diş tabibi tarafından incelenerek uygun olan işlemlere diş tabibinin karar verdiği, 3.4. Bunun yanı sıra, adı geçenin sağlık nedenli nakil talebi ile ilgili olarak sağlık kurulu raporu gerekli olması nedeniyle 02.02.2022 tarihinde sağlık kurulu raporu aldırılmak üzere Elazığ Fırat Üniversitesi
Hastanesinde işlemlerin başlatıldığı, Elazığ’da söz konusu tedavinin yapılamadığı yönünde rapor verilmesi halinde başka ceza infaz kurumuna naklinin Genel Müdürlüğümüzden talep edileceği, 3.5. Adı geçenin tedavisinin gerekli kıldığı tüm işlemlerin eksiksiz yerine getirilmesini, kontrollerinin düzenli olarak yaptırılması hususunda gerekli duyarlılığın ve özenin gösterilmesini, hükümlü ve tutukluların hastalık ve tedavi nedeniyle nakil taleplerinin değerlendirilmesine esas olmak üzere Genel
Müdürlüğün 14.01.2022 tarihli ve – – sayılı yazısın da geçen hususlar gereği işlem yapılmasını, implant tedavisi talebi hakkında, Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve
Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmelik’in 102 nci maddesinin ikinci fıkrasında, “Hükümlünün estetik amaçlı veya Sağlık Uygulama Tebliği kapsamında olmayan tedavi giderleri kendisi tarafından karşılanır.” ifadeleri doğrultusunda gereğini, 3.6. Söz konusu başvuruda belirtilen iddialar ve talep doğrultusunda, Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri
Genel Müdürlüğünün 03.01.2013 tarihli ve 64047795/23642684/010-06/165 sayılı 2013/2 No.lu
Genelgesinin Tutuklu ve Hükümlülerin Tedavi Giderleri başlıklı 3’üncü maddesinde belirtilen; “Ceza infaz kurumları ve tutukevlerince Bakanlığımıza bağlı hastanelere ve Bakanlığımız hastanelerince üniversite hastanelerine (vakıf üniversiteleri hariç) sevk edilen tutuklu ve hükümlülerin; a- Yatarak tedavisi esnasında gerekli görülen her türlü ilaç, muayene, tetkik, tahlil ve tıbbi malzemeleri sağlık hizmet sunucusu tarafından karşılanacaktır. b- Ayakta tedavide tıbbi muayene, kontrol, tetkik, diş protezi ve tedavilerine ait giderler sağlık hizmet sunucusu tarafından karşılanacak olup, hastane tarafından temini mümkün bulunmayan tıbbi malzemeler (ortez, protez, gözlük, işitme cihazı, şeker ölçüm çubuğu, hasta alt bezi vb.)
ile ilaç bedelleri Adalet Bakanlığı tarafından karşılanacaktır. c- Hükümlünün estetik amaçlı tedavi giderleri kendisi tarafından karşılanacaktır.” hükümlerine uygun hareket edilmesi hususlarının adı geçene tebliğ edilmek üzere Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, bilgilerine yer verildiği görülmüştür.
III. İLGİLİ MEVZUAT
4. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13. maddesi;
“Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”, 4.1. “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17. maddesi; “Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.
Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.” 4.2. “Kişi hürriyeti ve güvenliği” başlıklı 19. maddesi; “Şekil ve şartları kanunda gösterilen: Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi… halleri dışında kimse hürriyetinden yoksun bırakılamaz.” 4.3. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesi;
“Vatandaşlar ve karşılıklılık esası gözetilmek kaydıyla Türkiye’de ikamet eden yabancılar kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikayetleri hakkında, yetkili makamlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisine yazı
ile başvurma hakkına sahiptir.
2) Kendileriyle ilgili başvurmaların sonucu gecikmeksizin, dilekçe sahiplerine yazılı olarak bildirilir.”
3) Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.
(4) Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.” Hükmüne amirdir.
5. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Yaşam hakkı” başlıklı 1. maddesi; “Herkesin yaşam hakkı yasayla korunur. Yasanın ölüm cezası ile cezalandırdığı bir suçtan dolayı hakkında mahkemece hükmedilen bu cezanın infaz edilmesi dışında, hiç kimsenin yaşamına kasten son verilemez.” hükmüne amirdir.
6. Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi’nin 6. maddesi; “Her insanın doğuştan gelen yaşama hakkı vardır. Bu hak yasalarla korunacaktır. Hiç kimsenin yaşamı keyfi olarak elinden alınamaz” 7. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5. maddesi;
“(1) Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir. (2) Ancak; a) Cumhurbaşkanının tek başına yaptığı işlemler ile resen imzaladığı kararlar ve emirler, b) Yasama yetkisinin kullanılmasına ilişkin işlemler, c) Yargı yetkisinin kullanılmasına ilişkin kararlar, ç) Türk Silahlı Kuvvetlerinin sırf askerî nitelikteki faaliyetleri, Kurumun görev alanı dışındadır.” hükmüne amirdir.
8. 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un “Hükümlünün muayene ve tedavi istekleri” kenar başlıklı 71. maddesi; “Hükümlü, beden ve ruh sağlığının korunması, hastalıklarının tanısı için muayene ve tedavi olanaklarından, tıbbî araçlardan yararlanma hakkına sahiptir. Bunun için hükümlü öncelikle kurum revirinde, mümkün olmaması hâlinde Devlet veya üniversite hastanelerinin mahkûm koğuşlarında tedavi ettirilir.” 8.1.“Hükümlünün Muayene ve Tedavisi” başlıklı 78. maddesi; “(1) Kurumun sağlık koşullarının düzenlenmesi, hükümlünün acil veya olağan muayene ve tedavisi kurumun hekimi tarafından yapılır. Genel veya hastalık nedeniyle yapılan tüm muayene ve tedavi sonuçları, sağlık izleme kartına işlenir ve dosyasında saklanır.
(2) Sağlık Bakanlığı ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile üniversitelerin sağlık kuruluşları, hükümlülerin tedavileri bakımından gerekli yardımları yapmakla görevlidirler.
(3) Rızası olsa bile hiçbir hükümlü üzerinde tıbbî deney yapılamaz.” 8.2.” Sağlık denetimi” başlıklı 79. Maddesi; “(1) Kurum hekimi, kurumu ayda en az bir kez denetleyerek genel ve özel önlem alınması gereken hastalıklar ile kurumda sağlık koşulları yönünden alınması gereken önerileri içeren bir rapor düzenler ve kurum yönetimine verir.” 8.3. “Hastaneye sevk” başlıklı 80. Maddesi; “(1) Hükümlünün sağlık nedeniyle hastaneye sevkine gerek duyulduğunda durum, kurum hekimi tarafından derhâl bir raporla ceza infaz kurumu yönetimine bildirilir.” hükmüne amirdir.
9. Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi İle Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında
Yönetmeliğin “Hükümlülerin hastaneye sevki ile hastanelerde muayene ve tedavileri” başlıklı 99.
maddesi; “(1) Hükümlünün sağlık nedeniyle bir hastaneye sevkine gerek duyulduğunda durum, cezaevi tabibi tarafından bir raporla derhal kurum en üst amirine bildirilir.
(2) Kurumda tedavisi mümkün olmayan hastalığı bulunan hükümlülerin muayene ve tedavileri devlet ve üniversite hastanelerinde gerçekleştirilir. Hükümlülerin yatarak tedavileri bunlar için ayrılan hükümlü koğuşlarında yapılır. Hükümlü koğuşu yoksa tedavileri dış güvenlikten sorumlu güvenlik görevlileri tarafından gerekli önlemler alınarak hastanelerin diğer birimlerinde yapılır.
(3) Açık kurumlar ile çocuk eğitimevi hükümlülerinin kurum dışındaki yatarak tedavileri, tedavi eden kurumun bulunduğu yerdeki kurumun iç güvenlik görevlileri gözetiminde ve hükümlü odası dışındaki bir bölümde yapılır.
(4) Kurum dışında yatarak tedavileri yapılan hükümlülerin yanında, tedaviyi yapan hekimin raporuyla zorunlu olduğunun bildirilmesi hâlinde eşi, annesi, babası, kardeşi, çocuğu, bunların olmaması hâlinde
Cumhuriyet başsavcılığının uygun gördüğü bir aile yakını refakatçi olarak bulundurulabilir.” 10. Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetim, Dış Koruma, Hükümlü ve Tutukluların Sevk ve Nakilleri İle
Sağlık Hizmetlerinin Yürütülmesi Hakkında Protokolün; 10.1. “Sağlık kurum ve kuruluşlarından randevu alınması” başlıklı 28’inci maddesinde; “(1) Acil veya hayati bir sağlık sorunu dışında hükümlü ve tutukluların muayene, tetkik, tahlil ve tedavileri için sağlık kurum ve kuruluşlarına sevklerinde, mümkün olduğu ölçüde önceden randevu alınır ve sevkler jandarma tarafından randevu saatinde sağlık kuruluşunda hazır olunacak şekilde yapılır.”; 10.2. “Hükümlü veya tutukluların muayene ve tedavilerinin yapılacağı hastaneler” başlıklı 34’üncü maddesinde; “(1) Hastaneye sevki zorunlu görülen hükümlü veya tutukluların muayene ve tedavileri, bulunduğu yer ya da en yakın Devlet veya üniversite hastanesinin hükümlü koğuşlarında yapılır.
(2) Bu hastanelere gönderilen hükümlü ve tutukluların başka yerlerdeki hastanelere sevki sağlık kurulu raporuyla; acil ve hayati tehlikesi bulunması hâlinde ise varsa biri hastalığın uzmanı olmak üzere iki uzman hekim tarafından verilen ve başhekim tarafından onaylanan ve hastalığın sebebi, tedavinin hangi sebeple bulunduğu hastanede gerçekleşmediği, hastaya nerede ve ne tür tedavinin uygulanması gerektiğini açıkça belirten bir raporla olur. Bu durumda da en yakın ve hükümlü koğuşu bulunan Devlet veya üniversite hastaneleri tercih edilir.
(3) Hükümlü ve tutuklular acil haller dışında özel sağlık kuruluşlarına sevk edilmez.
(4) Kampüslerde kurulan semt polikliniklerinde, kampüste bulunan ceza infaz kurumu hasta hükümlü ve tutuklularının yanında, başka ceza infaz kurumlarından gelen hasta hükümlü ve tutukluların da muayene ve tedavisi yapılabilir.”, 11. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin Üye Devletlere Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararının; 11.1. “Temel İlkeler” başlıklı 3’üncü maddesinde; “Özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilere getirilen kısıtlamalar, asgari gereklilikte ve haklarında hükmedilen kararın meşru amacıyla orantılı olmalıdır.”, 11.2.“Tıbbi Bakım” başlıklı 39’uncu maddesinde; “Cezaevi yetkilileri tüm mahpusların sağlığını korumalıdır.”,
11.3.“Tıbbi Bakımın Temini” başlıklı 46’ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; “Özel tedaviye ihtiyacı olan hasta mahpuslar cezaevinde bu tedavinin gerçekleştirilemediği hallerde bu amaca özgülenmiş kurumlara ya da sivil hastanelere nakledilmelidir.
Cezaevinin kendi sağlık tesislerinin bulunduğu hallerde bu tesisler tedavi için gelen mahpuslara uygun bakım ve hizmeti sunmaya yeterli personel ve ekipmanla donatılmış olmalıdır.” 12. Tıbbi Deontoloji Nizamnamesinin 6’ncı maddesi; “Tabip ve diş tabibi, sanat ve mesleğini icra ederken, hiç bir tesir ve nüfuza kapılmaksızın, vicdanî ve meslekî kanaatına göre hareket eder. Tabip ve diş tabibi, tatbik edeceği tedaviyi tâyinde serbesttir. ”
Hükümleri yer almaktadır.
13. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun; 13.1. “İnfazda temel amaç” başlıklı 3. maddesi birinci fıkrası;
“Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temel amaç, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmaktır.”; 13.2. “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6. maddesinin birinci fıkrasının ilgili bentleri;
“Hapis cezalarının infaz rejimi, aşağıda gösterilen temel ilkelere dayalı olarak düzenlenir:
c) Cezanın infazında hükümlünün iyileştirilmesi hususunda mümkün olan araç ve olanaklar kullanılır.
Hükümlünün kanun, tüzük ve yönetmeliklerle tanınmış haklarının dokunulmazlığını sağlamak üzere cezanın infazında ve iyileştirme çabalarında kanunîlik ve hukuka uygunluk ilkeleri esas alınır.
f) Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin yaşam hakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucu tedbirin alınması zorunludur.”; 13.3. “Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları” başlıklı 9. maddesi;
“(1) Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları, iç ve dış güvenlik görevlilerine sahip, firara karşı teknik, mekanik, elektronik ve fizikî engellerle donatılmış, oda ve koridor kapıları sürekli kapalı tutulan, ancak mevzuatın belirttiği hâllerde aynı oda dışındaki hükümlüler arasında ve dış çevre ile temasların geçerli olduğu sıkı güvenlik rejimine tâbi hükümlülerin bir veya üç kişilik odalarda barındırıldıkları tesislerdir. Bu kurumlarda bireysel veya grup hâlinde iyileştirme yöntemleri uygulanır.
(2) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olanlar ile süresine bakılmaksızın, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, yönetmek veya bu örgütün faaliyeti çerçevesinde, Türk Ceza Kanununda yer alan; a) İnsanlığa karşı suçlardan (madde 77, 78), b) Kasten öldürme suçlarından (madde 81, 82), c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan (madde 188), d) Devletin güvenliğine karşı suçlardan (madde 302, 303, 304, 307, 308), e) Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlardan (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315), Mahkûm olanların cezaları, bu kurumlarda infaz edilir.
(4) Birinci fıkrada tanımı yapılan kurumların ihtiyacı karşılama bakımından yetersiz olması hâlinde, diğer kapalı ceza infaz kurumlarının yüksek güvenlikli bölümleri kullanılır.”,
13.3. “Nakiller” başlıklı 53. maddesi;
“Hükümlüler, kendi istekleri veya toplu sevk, disiplin, asayiş ve güvenlik, hastalık, eğitim, öğretim, suç ve yargılama yeri nedenleriyle başka bir kuruma nakledilebilirler.”; 13.4. “Kendi istekleri ile nakil” başlıklı 54. maddesi;
“(1) Hükümlülerin kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için; a) Gitmek istedikleri kurumlardan durumlarına uygun en az üç yeri belirten bir dilekçe vermeleri, b) Nakil giderlerini peşin olarak ödemeyi kabul etmeleri, c) Koşullu salıverilmelerine beş aydan az süre kalmamış olması, d) İyi hâl göstermeleri, disiplin cezası almamış veya kaldırılmış olması, e) İstekte bulunulan kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi olmaması, f) Mahkûmiyet sürelerine uygun hükümlülerin barındırıldığı bir kurum olması, g) Daha önce disiplin nedeniyle ayrılmak zorunda kaldıkları kurum olmaması, Gerekir.”, 13.5. “Hastalık nedeniyle nakil” başlıklı 57. maddesi;
“(1) Hastaneye sevki zorunlu görülen hükümlü, bulunduğu yere en yakın tam teşekküllü Devlet veya üniversite hastanesinin hükümlü koğuşuna yatırılır.
(2) Bu hastanelere gönderilen hükümlülerin başka yerlerdeki hastanelere sevki, sağlık kurulu raporuyla, acil ve yaşamsal tehlikesi bulunması hâlinde, varsa biri hastalığın uzmanı olmak üzere iki uzman hekim tarafından verilip, başhekim tarafından onaylanan ve hastalığın sebebi, tedavinin hangi sebeple bulunduğu hastanede gerçekleştirilemediği, hastaya nerede ve ne tür bir tedavi gerektiğini açıkça belirten bir raporla mümkündür. Bu durumda da en yakın ve hükümlü koğuşu bulunan Devlet veya üniversite hastaneleri tercih edilir.
(3) Hükümlünün bu hastanelerde kontrol ve tedavisinin devam edip etmeyeceğinin sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesi gerekir; aksi hâlde hükümlü ait olduğu kuruma iade edilir.
(4) Hükümlü, acil hâller dışında özel sağlık kuruluşlarında tedavi edilemez. Acil hâllerin varlığı hâlinde
Adalet Bakanlığına bilgi verilir.
(5) Hükümlü, sağlık nedenleriyle bulunduğu kurumda kalmasının uygun olmadığı, kurum hekiminin önerisi ve en üst amirinin isteği üzerine alınacak sağlık kurulu raporuyla belirlendiği takdirde, başka kurumlara nakledilebilir.”
Düzenlemelerine yer vermektedir.
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
14. İlgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, başvuru konusuna ilişkin “Ret
Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 15. Elazığ 2 No.lu Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda hükümlü olarak barındırılmakta olan başvuran, diş tedavisinin yapılabileceği aynı zamanda Hakkari ilinde ikamet eden ailesine de yakın olabileceği Van F Tipi Yüksek Güvenlikli, Diyarbakır T Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu ya da
kardeşinin hükümlü olarak bulunduğu Silivri 5 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna naklinin yapılmasını talep etmiştir.
16. Cezaevi sağlık hizmetleri, uluslararası standartlarla belirlenmiş olan temel bir hakkın muhafazasını sağlayarak, iyi bir sağlık, toplumdaki diğer bireylerle eşit ölçüde hizmetlere erişim ve bakım olanaklarının sağlanması ile cezaevi toplumunun rehabilite edilmesi ve topluma kazandırılması amacını taşımalıdır. Bu amaç doğrultusunda, Ülkemizde tutuklu ve hükümlülere verilecek sağlık hizmetlerinin sunumu;
30.04.2009 tarihli Sağlık Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı Arasında Ceza İnfaz Kurumlarındaki Sağlık
Hizmetlerinin Düzenlenmesi Hakkında Protokol (2’li protokol) ve 26.01.2017 tarihli Adalet Bakanlığı, İç
İşleri Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı, arasında imzalanan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetim, Dış Koruma, Hükümlü ve Tutukluların Sevk ve Nakilleri İle Sağlık Hizmetlerinin Yürütülmesi Hakkında Protokol (3’lü protokol) ile düzenlenerek yürütülmektedir.
17. Başvuranın sağlık sorunlarına ilişkin müracaatları ve yapılan işlemlere ilişkin belgeler Adalet
Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nden istenmiştir. Belgelerin incelenmesi sonucunda, başvuranın, 12.10.2017 tarihinde Kurum revir biriminde diş tabibi tarafından yapılan muayene sonucunda ilaç reçete edildiği, 26.10.2017 tarihinde diş tabibi tarafından muayeneye çağrıldığı, ancak adı geçen iyi olduğunu beyan ederek muayene olmayı kabul etmediği, 14.01.2019 tarihinde Elazığ Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesinde muayene edildiği, 30.05.2019 tarihinde Fırat Üniversitesi Hastanesi Ağız
Diş ve Çene Cerrahisi Ana Bilim Dalında muayene edildiği ve 11.06.2019 tarihinde ise Elazığ Ağız ve
Diş Sağlığı Hastanesinde tekrar muayene edildiği, netice olarak implant tedavisinin yapılamayacağı bilgisi verilmiş olup herhangi bir işlemden ötürü sevkine gerek görülmediğine dair not düşüldüğü, ayrıca adı geçenin işlem bekleyen ağız ve diş sağlığı ile ilgili muayene talep dilekçesinin bulunmadığı bilgilerine yer verildiği anlaşılmıştır.
18. 5275 sayılı Kanunun 57. maddesine istinaden başvuranın “Hastalık nedeniyle nakil” talebinin ancak sağlık kurulu raporuyla mümkün olması nedeniyle, 02.02.2022 tarihinde sağlık kurulu raporu aldırılmak üzere Elazığ Fırat Üniversitesi Hastanesinde işlemlerin başlatıldığı, ancak 02/02/2022 tarihinde Elazığ
Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesine randevu alınarak planlanan sevkine dilekçe vererek çıkmadığı anlaşılmıştır.
19. 5275 sayılı Kanunun “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6. maddesinin (b)
bendinde, hükümlülerin, insan onuruna yaraşan maddî ve manevî koşullar altında düzenli bir yaşam sürdürmelerinin sağlanacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda, idarenin söz konusu bendin gereği olarak, hükümlülerin iyi şartlar altında cezalarını çekmesini temin etme yükümlülüğü bulunmaktadır. Başvuruya konu nakil talebinde ise, ilgili infaz kurumunun kapasitesinin dolu olması gerekçesiyle ret işlemi tesis edilmiştir. İdarenin bu tavrı değerlendirildiğinde, meşru bir sebebin gözetildiği tespit edilebilmektedir.
Çünkü “kurum kapasitesi”nin üstünde bir doluluğun varlığı, hem nakil talep eden bakımından hem de nakil istenen infaz kurumunda mukim hükümlüler bakımından, cezanın çekilmesini zorlaştıracak ve gayri insani şartları doğuracak bir durumdur. Ancak, hükümlülerin nakil taleplerine ilişkin değerlendirmelerin, genel olarak ‘cezaevi kapasitesi’ bakımından değerlendirilmesi, ‘kendi istekleri ile nakil’ düzenlemeleri kapsamında yeterli olmamaktadır. Yalnızca hükümlü açısından değil, hükümlüyü ziyaret etmek isteyen aile açısından da değerlendirme yapılmalı, ailelerin yakınını (hükümlüyü) görmek, daha rahat şartlarda ziyaret edebilmek hakkının, hükümlünün bulunduğu kurum ile ailesinin ikamet ettiği yer arasındaki mesafenin, ulaşım olanaklarının, ailenin maddi durumunun, sağlık sorunlarının, ailenin hükümlüyü ziyarete gelme sıklığı bilgilerinin birlikte ele alınıp, nakil taleplerinin daha geniş çaplı ele alınması gerekmektedir.
20. İdare tarafından, başvuranın 5275 sayılı Kanun’un 9 uncu maddesi uyarınca yüksek güvenlikli veya bir bölümü yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılması gerektiği ve talep ettiği kurumların bir bölümünün yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumu olduğu, bu nedenle
hükümlü/tutukluların nakilleri yapılırken sadece doluluk oranları değil, terör ve örgütlü suçlardan barındırılan hükümlü ve tutuklu olanları da dikkate alınarak değerlendirme yapıldığı, aynı suç türünden çok fazla tutuklu ve hükümlünün aynı kurumda barındırılması durumunda bu tutuklu ve hükümlülerin fikir ve eylem birliği içinde hareket etmeleri nedeniyle kurum güvenliğini zafiyete uğratabileceğinin değerlendirildiği, Covid-19 pandemisi nedeniyle alınan önlemler sebebiyle kurum mevcutlarında artış görüldüğü, ceza infaz kurumlarının mevcutlarının günaşırı değiştiği, belirtilen nedenlerle başvuranın son nakil talebinin uygun değerlendirilmediği, nakil işlemleri yeniden başladığında taleplerin mevcut verilere göre yeniden değerlendirileceği bildirilmiştir.
21. Kurumumuza ulaşan benzer nitelikte, “ailesinin ikameti yakınında bir kuruma nakil” istemli 2020/844 ve 2020/1571 numaralı başvurular hakkında 22/05/2020 tarih, 2020/7740-S.20.12162 sayılı ve 17/04/2020 tarih, 2020/6272-S.20.9914 sayılı “Kısmen Tavsiye Kısmen Ret” kararları verilmiştir.
22. Dosya kapsamında ve ilgili mevzuat çerçevesinde sonuç olarak; 22.1. Başvuranın diş tedavisi için implant yaptırmak amacıyla nakil talebine ilişkin olarak, özgürlüğünden yoksun bırakılan bir kimsenin hastalık nedeniyle nakil edilebilmesi için bulunduğu kurumda kalmasının uygun olmadığının sağlık kurulu raporuyla belirlenmiş olmasının esas koşul olduğu; diğer yandan hükümlülerin ailelerine yakın ceza infaz kurumunda barındırılmalarının, ceza infaz kurumlarının kapasitesi ve hükümlülerin yerleştirilmelerinde dikkat edilmesi gereken diğer hususlar nedeniyle maddi olarak her zaman uygun olmadığı, başvuranın yüksek güvenlikli veya bir bölümü yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumunda barındırılması gerektiği, başvuranın talep ettiği ceza infaz kurumlarının kapasitelerinin yukarıda belirtilen gerekçelerle yeni nakillere uygun olmadığı, Covid-
19 pandemisi nedeniyle hükümlü ve tutukluların nakillerinin geçici olarak durdurulduğu, Sağlık
Bakanlığı Bilim Kurulu’nun tavsiyeleri doğrultusunda kısıtlamanın kaldırılması durumunda nakil taleplerinin güncel verilere göre yeniden değerlendirmeye alınacağı, bu bakımdan başvuranın nakil talebinin reddedilmesinin hukuka uygun olduğu; 22.2. Bununla birlikte başvuranın nakil koşullarını taşıması kaydıyla (disiplin cezası almamış olması ya da kaldırılmış olması / nakil giderlerini peşin ödemeyi kabul etmeleri gibi) başvuranın nakil talep ettiği ceza infaz kurumlarının halihazırda kapasitelerinin üzerinde dolu olması nedeni ile nakli sağlanamamış olsa da nakil talep edilen kurumlarda boşalma olması yahut ailesine daha yakın illerde durumuna uygun ve kapasitesi müsait kurumların bulunması durumunda, Covid-19 salgını kapsamında alınan tedbirlerin kaldırılmasını takiben, nakil taleplerinin idarece yeniden değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 23. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup, idarelerden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak
Kurumumuza gönderildiği, bu yönüyle “kanunlara uygunluk”, “makul sürede karar verme”, “hesap verilebilirlik”, “şeffaflık”, “kararların gerekçeli olması” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davranıldığı anlaşılmıştır.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT
24. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 17 nci maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu Denetçiliği Kurumuna dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup, anılan Kanunun 21 inci maddenin birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurum tarafından reddedilmesi hâlinde, (varsa) durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlar, 21 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde
bulunulmaz ise (varsa) durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup ilgili
İdarenin işlemine karşı Ankara İdare Mahkemesi nezdinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle; BAŞVURUNUN KISMEN KABULÜ İLE KISMEN REDDİNE; Başvuranın talep ettiği kurumlara nakledilmesi talebinin REDDİNE, Diğer yandan Covid-19 salgını kapsamında alınan tedbirlerin kaldırılmasını takiben, başvuranın nakil koşullarını taşıması kaydıyla, talep ettiği kurumlarda boşalma olması yahut ailesine daha yakın illerde durumuna uygun ve kapasitesi müsait infaz kurumlarının bulunması durumunda nakil talebinin yeniden değerlendirilmesi hususunda ADALET BAKANLIĞI’NA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, bu karar üzerine tesis edilecek işlemin
veya eylemin 30 (otuz) gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna; Kararın, Başvurana ve Adalet Bakanlığı’na tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi