onecikan-yargitay

ÖZET: Bu Yargıtay kararı, bir rücuen tazminat davasında, hastane çalışanlarının hizmet kusuru iddiaları üzerine şekillenmiştir. Davacı, hastane çalışanlarının hatalı tedavi uygulamaları sonucu hastanın sol kolunun ampüte edilmesi nedeniyle ödenen tazminatın rücuen tahsilini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi, yapılan bilirkişi incelemeleri sonucunda, davalıların kusursuz olduğunu, sorumluluğun hastane idaresine ait olduğunu belirterek davayı reddetmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi, ilk mahkeme kararını kısmen kabul ederek vekalet ücreti yönünden yeniden hüküm kurmuş, ancak davalıların kusursuzluğunu onaylamıştır. Yargıtay, Bölge Adliye Mahkemesi kararını, 7406 sayılı Kanun’un 15. maddesi gereğince Mesleki Sorumluluk Kuruluna başvuru süresi verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozmuştur. Bu durum, davacı tarafından başvuru yapılmaması halinde davanın usulden reddedilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.

Sonuç olarak, Yargıtay, davacı aleyhine hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu belirterek, davanın usulden reddine yönelik yeni bir karar verilmesi gerektiğine hükmetmiştir. Bu karar, sağlık hizmetleri alanında hizmet kusuru ve rücu davalarının nasıl değerlendirilmesi gerektiğine dair önemli bir içtihat oluşturmuştur.

4. Hukuk Dairesi         2021/21259 E.  ,  2024/2121 K.

    “İçtihat Metni”


    MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2020/934 E., 2021/946 K.
    Avukat …
    DAVALILAR : 1. … vekili Avukat …
    2. …
    3. … vekili Avukat …
    4. …
    5. … vekili Avukat …
    BİRLEŞEN… 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNİN 2016/323 ESAS SAYILI DAVADA
    Avukat …
    DAVALILAR : 1. …
    2. … vekili Avukat …
    3. …
    4. … vekili Avukat …
    DAVA TARİHİ : 09.08.2011 (Asıl dava) – 15.03.2016 (Birleşen dava)
    HÜKÜM/KARAR : Red/ Yeniden Hüküm Kurma
    İLK DERECE MAHKEMESİ :… 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
    SAYISI : 2019/12 E., 2020/24 K.

    Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

    Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun vekalet ücreti yönünden kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ile davalı … ve … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I. DAVA
    Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; davalıların olay tarihinde… Devlet Hastanesi’nde görevli doktorlar ve sağlık çalışanı olduğunu, davalılardan … ve …’ın acil serviste görevli pratisyen hekim, davalı …’ın ortopedi ve travmatoloji uzmanı, davalı …’in acil serviste görevli hekim ve davalı …’ın ise sağlık çalışanı olduğunu, 02.07.2002 tarihinde dava dışı kişi …’in sol kolunun kırılması nedeniyle… Devlet Hastanesi acil servisine başvurduğunu, yapılan işlemler sonucu şikayetlerinin geçmemesi nedeniyle 04.07.2002 tarihinde gazlı kangren teşhisiyle Adana Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesine, buradan da Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi …Hastanesine sevk edildiğini ve burada dava dışı hastaya sol kol ampütasyonu yapıldığını, bu olay nedeniyle dava dışı hasta ve yakını tarafından idare mahkemesinde açılan maddi ve manevi tazminat davasının kısmen kabul edildiğini, dava dışı hastaya davacı idare tarafından ödeme yapıldığını, davalıların görevini yerine getirirken kusurlu davranarak idareyi tazminat ödemek zorunda bıraktığını belirterek asıl davada fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla ödenen bedel olan 121.009,23 TL’nin davalılardan müştereken ve müteselsilen ve ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizle birlikte, ek ödeme nedeniyle açılan birleşen davada ise, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla ödenen bedel olan 246.258,75 TL’nin davalılardan ve ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizle birlikte rücuen tahsilini istemiştir.

    II. CEVAP
    Davalılar cevap dilekçelerinde; açılan davayı kabul etmediklerini, meydana gelen olayda kusurlarının bulunmadığını, olayda hizmet kusuru olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.

    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ATK İhtisas Daireleri ve ATK Genel Kurul raporu arasındaki çelişkiyi giderici nitelikte yeni bir heyet raporu alındığı, 03.07.2019 tarihli bilirkişi raporuna göre; bu tür acil ortopedik uygulamalarda tedavinin devamlılığını sağlayacak uygun rutin prosedür ve alt yapıyı oluşturmamış olan hastahane idaresinin sorumluluğunun olduğuna kanaat getirildiği, olayda davalıların değil, davacı idarenin hizmet kusuru olduğunun belirlendiği, raporun hüküm kurmaya elverişli ve çelişkiyi giderici nitelikte olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

    IV. İSTİNAF
    A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

    B. İstinaf Sebepleri
    Davacı vekili istinaf dilekçesinde; kararın hatalı olduğunu, hükme esas alınan raporun yeterli olmadığını, çelişkiyi giderici nitelikte bir rapor olmadığını, raporun çelişkilerle dolu olduğunu, idareye kusur atfedilmesinin hatalı olduğunu, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin hatalı olduğunu belirterek kaldırılmasını talep etmiştir.

    C. Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi tarafından son alınan 03.07.2019 tarihli heyet raporunun dosya arasında bulunan Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulunun 08.01.2014 ve 01.06.2015 tarihli heyet raporları ile uyumlu olduğu, dava dışı küçüğün sol kolunun kesilmesine sebebiyet verecek nitelikteki süreçte davalıların kusurunun bulunmadığı, bu durumunun tamamen idarenin işleyişinden kaynaklı hizmet kusurundan meydana geldiği, zira olay tarihi itibarı ile dava dışı küçüğün hastaneye başvurduğuna ilişkin kayıtların dahi düzenli olarak tutulamadığı, küçüğün ortopedi polikliniğine sevk edilmesine rağmen burada muayene olup olmadığının belirlenemediği anlaşılmakla tüm bu sürecin idarenin işleyişinden kaynaklı hizmet kusuru nedeni ile meydana geldiği, bu nedenle ilk derece mahkemesince davanın tümden reddine karar verilmiş olmasında herhangi bir yanlışlığın bulunmadığı, ancak davacı aleyhine hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğu, tümden reddedilen eldeki dava bakımından davacı aleyhine ancak maktu vekalet ücreti hükmedilebileceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353 üncü maddesinin 1 inci fıkrası (b) bendinin 2 nci maddesi uyarınca yeniden esas hakkında karar verilmek suretiyle asıl ve birleşen davanın reddine, asıl ve birleşen dava yönünden davacı aleyhine maktu vekaletine hükmedilmesine karar verilmiştir.

    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı … ve … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

    B. Temyiz Sebepleri
    Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kararın hatalı olduğunu, hükme esas alınan raporun yeterli olmadığını, çelişkiyi giderici nitelikte bir rapor olmadığını, raporun çelişkilerle dolu olduğunu, idareye kusur atfedilmesinin hatalı olduğunu, eksik inceleme ile karar verildiğini, alınan heyet raporunun resmi bilirkişilik kurallarına aykırı olduğunu, idarenin malzeme ya da ekipman eksiğinin olmadığının raporlarla saptandığını, davalıların kusurlu olduğunun sabit olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

    Davalı … ve … vekili temyiz dilekçesinde; davalılar lehine hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu, maktu değil nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, davanın maddi tazminat olarak nitelendirilmesinin hatalı olduğunu belirterek vekalet ücreti yönünden kararın bozulmasını talep etmiştir.

    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Uyuşmazlık; asıl ve birleşen dava yönünden, davacı idare tarafından… Devlet Hastanesi’nde görevli davalı doktorlar ve sağlık çalışanı tarafından kolu kırılan dava dışı hastaya uygulanan hatalı uygulamalar nedeniyle hastada meydana gelen sol kol ampütasyonu nedeniyle ödenen tazminatın davalı doktorlardan ve sağlık çalışanından rücuen tahsili istemine ilişkindir.

    2. İlgili Hukuk
    6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 7406 sayılı Türk Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (7406 sayılı Kanun) 15 inci maddesi ile 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’na (3359 sayılı Kanun) eklenen geçici 13 üncü maddesi, 7406 sayılı Kanun’un 14 üncü maddesi ile 3359 sayılı Kanun’a eklenen Ek Madde 18, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 73 üncü maddesi.

    3. Değerlendirme
    1. Resmi Gazetede 27.05.2022 tarihinde yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7406 sayılı Kanun’un 15 inci maddesi ile 3359 sayılı Kanun’a eklenen geçici 13 üncü madde “Ek 18 inci maddenin birinci fıkrası hükümleri, 4483 sayılı Kanun hükümleri uyarınca haklarında kesinleşmiş bir soruşturma izni verilenler bakımından uygulanmaz ve soruşturma veya kovuşturmalara devam olunur. Kamu kurum ve kuruluşları ve Devlet üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlık meslek mensuplarının sağlık mesleğinin icrası kapsamında yapmış oldukları muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle idare tarafından ödenen tazminattan dolayı açılan rücu davalarından, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla yargılaması devam edenler bakımından ek 18 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca karar verilmek üzere Mesleki Sorumluluk Kuruluna başvurması için davacıya iki aylık süre verilir. Başvuru yapılmaması hâlinde dava usulden reddedilir. Bu durumda yargılama gideri taraflar üzerinde bırakılır ve davacı aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmez.” hükmünü haizdir.
    Dosya kapsamından, olay tarihinde davalıların… Devlet Hastanesi’nde görevli oldukları, davalılardan … ve …’ın acil serviste görevli pratisyen hekim, davalı …’ın ortopedi ve travmatoloji uzmanı, davalı …’in acil serviste görevli hekim ve davalı …’ın ise sağlık çalışanı olduğu, dava dışı hasta …’e hatalı uygulanan tedavi nedeniyle dava dışı hastanın sol kolunun ampüte edilmesi nedeniyle malul kaldığı iddiasına dayalı … aleyhine Adana 2. İdare Mahkemesinde 2007/1432 esas 2009/1636 karar sayılı dosyası ile açılan tazminat davasının yapılan yargılaması sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verildiği, bu karar sonrasında ödenen bedelin eldeki dava ile davalılardan rücuen tahsilinin talep edildiği anlaşılmaktadır.
    Şu durumda Bölge Adliye Mahkemesince; yukarıda gösterilen mevzuat hükmü gereğince Mesleki Sorumluluk Kuruluna başvurması için davacıya süre verilmesi; davacı tarafından başvuru yapılmaması halinde ise davanın usulden reddine karar verilmesi gerekmekte olup Bölge Adliye Mahkemesi kararının bu nedenle bozulması gerekmiştir.

    2. Bozma neden ve şekline göre davacı vekili ile davalılardan … ve … vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.

    VI. KARAR
    1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle temyiz edilen Bölge Adliye Mahkemesi kararının re’sen BOZULMASINA,

    2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeple, davacı vekili ile davalılardan … ve … vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,

    Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya ve davalılar … ile …’a iadesine,

    Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

    27.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.