ÖZET: Başvuran, kardeşine hastane tarafından zamanında Çölyak teşhisi konulmaması nedeniyle mağduriyet yaşadığını ve hastane tarafından alınan paranın iadesini talep etmiştir. Danıştay, başvuranın iddialarını değerlendirirken, hastanın 01/01/2018 tarihinde hastaneye başvurduğunu ve gerekli tıbbi müdahalelerin yapıldığını belirtmiştir. Hastane, hastanın acil durumu nedeniyle polislerin gelmesi üzerine, hastayı ameliyata almış ve sonrasında gastroenteroloji bölümü olan başka bir hastaneye sevk etmiştir.

Yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda, hastanın hayati tehlikesinin bulunmadığı, tedavi sürecinin tıbba uygun olduğu ve hastane ile hekimlerin gerekli özeni gösterdiği sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla, hastane ve hekimlerin eylem ve işlemlerinde hukuka ve hakkaniyete aykırılık tespit edilmemiştir. Bu nedenle başvurunun reddine karar verilmiştir.

TÜRKİYE BÜY ÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

: 94019529-101.07.05.99-E.

SAYI

BAŞVURU NO : 2018/6676

KARAR TARİHİ

RET KARARI

BAŞVURAN

BAŞVURAN VEKİLİ/ TEMSİLCİSİ

BAŞVURUYA KONU İDARE Sağlık ve Eğitim Hizmetleri AŞ

BAŞVURUNUN KONUSU Başvuran; kardeşine hastane tarafından zamanında Çölyak teşhisi konulmamasının yol açtığı mağduriyet nedeniyle hastane tarafından alınan paranın iade edilmesini talep etmektedir.

BAŞVURU TARİHİ 18.5.2018

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza başvuru yapan başvuru dilekçesi ve eklerinde özetle; Kardeşinin TC No: ) rahatsızlığı nedeniyle 01/01/2018 tarihinde

İstanbul Yenibosna da bulunan – Hastanesine ishal ve mide bulantısı şikayeti ile gittiklerini ve hastane tarafından yatış işleminin gerçekleştirildiğini, kardeşinin hastanede tedavisi devam ederken, mahkum olduğu bir ceza nedeniyle hastane yönetimine polislerin baskı yapması ve Polislerin hastaneye gelmesinden rahatsız olan hastane yönetiminin de, kardeşinin hayati tehlikesi devam ederken önce gastroentoloji bölümüne sevk edip sonra hastanede söz konusu bölümün olmadığı şeklinde rapor verilerek kardeşini hayati tehlikesi devam ederken 05.01.2018 tarihinde polislere teslim ettiklerini, kardeşinin 5 aydır ceza evinde bu rahatsızlık nedeniyle yaklaşık 15 kilo verdiğini, yemek yiyemediğini ve sürekli kustuğunu, ishalinin hala devam ettiğini, kollarında kasılmaların olduğunu, daha sonra Trakya Araştınna Hastanesi tarafından midesinde mikrop bulunduğunu ve

Çölyak teşhisi konulduğunu belirterek; söz konusu hastane tarafından zamanında bu teşhisin

1 / 10 gastroenteroloji bölümü olan başka bir hastaneye sevk edilerek yönlendirilerek ve tıbbi durumu

hakkında gelen emniyet güçlerine bilgi verilerek taburcu edildiği,

2.7 Hasta ’ın hastaneye başvurduğu andan itibaren gerek operasyon öncesi

operasyonu ve gerekse operasyon sonrası tüm tetkik ve kontrollerinin yerinde, zamanında ve eksiksiz yapıldığı, Başvuranın, kardeşinin hayati tehlikesi devam ederken polislerin baskısı nedeniyle taburcu edildiğine yönelik iddialarının gerçek dışı olduğu,

2.8 Mevzuat uyarınca, hastane muayene ve tedavi için gelen hastalara ilişkin kimlik bilgilerinin,

gerekli birimlere sistem üzerinden anlık olarak bildirme zorunluluğunun gereği olarak yapılan işlemin de suç değil kanuni bir zaruret olduğunu, akabinde polis ekipleri tarafından hastaneye gelindiği ve hasta hakkında tutuklama kararı olduğu belirtildiği, hastanın durumunun acil olduğunun emniyet yetkililerine bildirilerek hastanın ameliyata alındığı, bu kapsamda tıbbi müdahaleyi ve tedaviyi gerçekleştiren doktorlara ve hastaneye atfedilebilecek bir kusur ya da özen eksikliğinden; yine hastane açısından organizasyon eksikliği ya da hizmet kusurundan bahsedebilmenin mümkün olmadığı,

2.9 Başvuran tarafından daha önce Sağlık Bakanlığı’na da şikayette bulunulduğu ancak

şikayetin henüz sonuçlanmadığı ve hastane aleyhine açılmış herhangi bir davanın bulunmadığı belirtilmiş olup;

2.10 Başvuranın kardeşi ’ a ait hasta dosyası ve tedaviyi gerçekleştiren uzman

doktorun verdiği ifade Kurumumuza iletilmiştir .

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “ Cumhuriyetin nitelikleri ” başlıklı 2.maddesinde; “ Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir ”,

3.1 “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13. maddesinde; “ Temel hak ve

hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir . Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz .” ,

3.2 “Hak arama hürriyeti ” başlıklı 36. maddesinde; “ Herkes, meşrû vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir .

Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz ”,

3.3 “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin 3. ve

4. fıkralarında; “( 3) Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir . ( 4)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler .” ,

3 / 104. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci

maddesine göre; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir . Ancak; a) Cumhurbaşkanının tek başına yaptığı işlemler ile resen imzaladığı kararlar ve emirler, b) Yasama yetkisinin kullanılmasına ilişkin işlemler, c) Yargı yetkisinin kullanılmasına ilişkin kararlar, ç) Türk Silahlı Kuvvetlerinin sırf askerî nitelikteki faaliyetleri, Kurumun görev alanı dışındadır .” 5. 1774 sayılı Kimlik Bildirme Kanunu’nun 2. maddesinde; “ Otel, motel, han, pansiyon, bekar odaları, günübirlik kiralanan evler, kamp, kamping, tatil köyü ve benzeri her türlü, özel veya resmi konaklama yerleri ile özel sağlık müesseseleri, dinlenme ve huzur evleri, dini ve hayır kurumlarının sosyal tesislerinin sorumlu işleticileri, bu yerlerde ücretli veya ücretsiz, gündüz veya gece, yatacak yer gösterdikleri yerli veya yabancı herkesin kimlik ve geliş- ayrılış kayıtlarını, örneğine ve usulüne uygun şekilde günü gününe tutmak, genel kolluk örgütlerinin her an incelemelerine hazır bulundurmak, Devlet İstatistik Enstitüsüne, talebi halinde vermek zorundadırlar .”,

5.1 Ek 1. maddesinde; “Bu Kanunun uygulanması sırasında genel kolluk kuvvetlerine ait

karakollara, il merkezlerinden de sorgulanabilen bilgisayar terminalleri konulur . Bunun için gerekli giderler İçişleri Bakanlığı bütçesine konulacak ödenekten karşılanır . Bu Kanunun 2 nci maddesinde sayılan özel veya resmi her türlü konaklama tesisleri tüm kayıtlarını bilgisayarda günü gününe tutmak, genel kolluk kuvvetlerinin bilgisayar terminallerine bağlanarak mevcut bilgi, belge ve kayıtları genel kolluk kuvvetlerine anlık olarak bildirmek zorundadırlar . İkinci fıkrada belirtilen genel kolluk kuvvetlerinin terminallerine bağlanmayanlara on bin Türk Lirası, anlık veri göndermeyen veya gerçeğe aykırı kayıt tutanlara beş bin Türk Lirası idari para cezası, mülki idare amirlerince verilir . Bu fiillerin tekrarı halinde işletme ruhsatları iptal edilir…” 6. 01/ 02/ 1999 tarihinde yayınlanan Hekimlik Meslek Etiği Kuralları’nın “Hekimin Görevi ve

Ödevleri ” başlıklı 5. maddesinde; “Hekimin öncelikli görevi, hastalıkları önlemeye ve bilimsel gerekleri yerine getirerek hastaları iyileştirmeye çalışarak insanın yaşamını ve sağlığını korumaktır .

Meslek uygulaması sırasında insan onurunu gözetmesi de, hekimin öncelikli ödevidir . Hekim, bu yükümlülüklerini yerine getirebilmek için, gelişmeleri yakından izler .”

6.1 “Hekimin Yansızlığı” başlıklı 7. maddesinde; “ Hekim görevlerini her durumda hastaları

arasındaki siyasal görüş, sosyal durum, dini inanç, milliyet, etnik köken, ırk, cinsiyet, (Ek ibare :4.7.2015 ) “cinsiyet kimliği ve cinsel yönelim” , yaş, toplumsal ve ekonomik durum ve benzeri farklılıkları gözetmeksizin yerine getirmekle yükümlüdür .”

6.2 “Vicdani ve Mesleki Kanı” başlıklı 8. maddesinde; “Hekim, mesleğini uygularken vicdani ve

mesleki bilimsel kanaatine göre hareket eder .”

6.3 “Acil Yardım” başlıklı 10. maddesinde; “Hekim, görevi ve uzmanlığı ne olursa olsun, gerekli

tıbbi girişimlerin yapılamadığı acil durumlarda, ilk yardımda bulunur .”

6.4 “Hekimliğin Kötü Uygulanması (Malpractice)” başlıklı 13. maddesinde; “Bilgisizlik,

4 / 10deneyimsizlik ya da ilgisizlik nedeniyle bir hastanın zarar görmesi “hekimliğin kötü uygulaması”

anlamına gelir .”

6.5 “Danışım(Konsültasyon) ve Ekip Çalışması” başlıklı 19. Maddesinde; “Danışım ve ekip

çalışması sürecinin düzenli işleyebilmesi ve bir hekim hakkı olarak yaşama geçirilebilmesi için; a)Hasta izlemi sırasında, değişik uzmanlık alanlarının görüş ve uygulamalarına gereksinim doğduğunda, tedaviyi yürüten hekim durumu hasta ve/veya yakınlarına bildirmelidir . Konsültasyonu hastanın tedaviyi yürüten hekimi yazılı olarak ister . Yazılı istemde hastanın özellikleri, konsültasyon isteğinin nedenleri açık ve anlaşılır biçimde belirtilir .

b)Konsültasyon sürecinde konsültan hekim de, hastanın sürekli hekimi gibi hastadan sorumludur .

c)Konsültan hekim, alanında bilimsel ve teknik bilgiye sahip olmalıdır .

d)Konsültasyon sonucunda, konsültasyonun gerekçesi ve sonuçları, açık ve anlaşılır biçimde bir tutanak ile belgelenir .

e)Konsültasyonun sonuçlarından hastalar da yeterli ölçüde bilgilendirilir .

f)Konsültasyonun sonucunda hastanın tedaviyi yürüten hekimi ile konsültan hekimin görüş ve kanaatleri arasında fark olur ve hasta konsültan hekimin önerilerini kabul ederse, hastanın tedaviyi yürüten hekimi tedaviyi bırakabilir .

g)Konsültasyon istenen hekim davete uymak zorundadır .”,

6.6 “Hasta Haklarına Saygı” başlıklı 21. maddesinde; “Hekim hastasının sağlığı ile ilgili kararlar

alırken; bilgilenme hakkı, aydınlatılmış onam hakkı, tedaviyi kabul ya da red hakkı vb. hasta haklarına saygı göstermek zorundadır .” düzenlemeleri mevcuttur .

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ

7. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; tesis edilen işlemde hukuka ve hakkaniyete aykırılık tespit edilemediğinden, başvurunun reddi yönünde hazırlanan “Ret Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur .

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden 8. Başvuran, 1 numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen başvurusunda; kardeşine hastane tarafından zamanında Çölyak teşhisi konulmamasının yol açtığı mağduriyet nedeniyle hastane tarafından alınan paranın iade edilmesini talep etmektedir .

9. 2219 sayılı Hususi Hastaneler Kanunu’nun 1. maddesinde hususi hastaneler; Devletin resmi hastanelerinden ve hususi idarelerle belediye hastanelerinden başka yatırılarak hasta tedavi etmek veya yeni hastalık geçirmişlerin zayıfları yeniden eski kuvvetlerini buluncaya kadar sıhhi şartlar içinde beslenmek ve doğum yardımlarında bulunmak için açılan ve açılacak olan sağlık yurtları

5 / 10olarak tanımlanmış olup; hastanın özel hastaneye başvurması durumunda standart hekimlik

sözleşmesi dışında bir hukuki ilişki kurulmuş olur . Hasta ile özel hastane arasında kurulan sözleşmeye “hasta kabul sözleşmesi” denmektedir . Hekim, sözleşmenin tarafı olmamakla birlikte hastaneye tedavi hizmetini sunan “ifa yardımcısı ” durumundadır . Özel hastane ve özel hastanede çalışan hekimin sorumluluğuna ilişkin çerçeve Yargıtay kararlarında sıkça belirtilmiştir .

10. Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2012/ 24680 Esas, 2013/ 3351 Karar sayılı ve 14/ 02/ 2013 tarihli kararında da; “…Dava, teşhis ve tedavi hizmetini üstlenen doktor ve özel teşhis merkezinin sorumluluğuna ilişkin olup, her ne kadar hasta, doktorunun önerisi ile de olsa bir özel teşhis merkezine teşhis ve tedavi için başvurmuş ve kabul edilmiş ise, taraflar arasında tam bir tedavi sözleşmesinin kurulduğu KABUL EDİLMELİDİR . Hasta, özel teşhis merkezini tercih ederken o merkezde verilen hizmetin niteliğine ve kalitesine GÜVENEREK GELMEKTEDİR . Teşhis merkezi de, teşhis ve tedaviyle ilgili hizmetin verilmesinde üst derecede özen ve sadakatle

GÖREVİNİ YAPMALIDIR . Bu özen, başta doktor ve diğer yardımcı personeli seçme ve denetleme açısından yüksek oranda gösterilmeli, diğer şartların hazırlanmasında da aynı İLKE

UNUTULMAMALIDIR … davacıyla teşhis ve tedavisini üstlenen doktor arasında vekalet, davalı şirket arasında da sağlık yardımı yönünden akdi ilişki KURULDUĞU TARTIŞMASIZDIR . Davalı şirket, öncelikle tacir sıfatıyla basiretli bir tacir gibi davranması gereği yanında, yaptığı hizmetin yaşama hakkını ilgilendiren kamusal nitelik taşıyan sağlık hizmeti olması nedeniyle de hastanın ve özel durumlarda da yakınlarının zarar görmemesi için gerekli olan sadakat ve özeni

GÖSTERMEK DURUMUNDADIR…Vekil, vekalet görevine konu işi görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden sorumlu değil ise de, bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın, yaptığı iş ve işlemlerin, davranışların özenli olmayışından doğan zararlardan DOLAYI SORUMLUDUR .

Vekilin sorumluluğu genel olarak işçinin sorumluluğuna ilişkin KURALLARA BAĞLIDIR . Vekil işçi gibi özenle davranma zorunda olup, en hafif kusurundan bile sorumludur . O nedenle doktor ve hastanenin meslek alanı içinde olan bütün kusurları, hafifte olsa sorumluluğun unsuru olarak

KABUL EDİLMELİDİR . Vekil, hastanın zarar görememesi için, mesleki tüm şartları yerine getirmek, hastanın durumunu tıbbi açıdan zamanında ve gecikmeksizin saptayıp, somut durumunu gerektirdiği önlemleri eksiksiz bir şekilde almak, uygun tedaviyi de yine gecikmeden belirleyip UYGULAMAK ZORUNDADIR . Asgari düzeyde dahi olsa bir tereddüt doğuran durumlarda, bu tereddüdünü ortadan kaldıracak araştırmaları yapmak ve bu arada da koruyucu tedbirleri ALMAKLA YÜKÜMLÜDÜR . Çeşitli tedavi yöntemleri arasında bir seçim yapılırken, hastanın ve hastalığın özellikleri göz önünde tutulmak, onu risk altına sokacak tutum ve davranışlardan kaçınmak ve en emin yol SEÇİLMEK GEREKİR. Gerçekten de müvekkil (hasta)

mesleki bir iş gören vekilden, tedavinin bütün aşamalarında titiz bir ihtimam ve dikkat beklemek

HAKKINA SAHİPTİR . Gereken özen görevini göstermeyen vekil…vekaleti gereği gibi ifa

ETMEMİŞ SAYILMALIDIR .” Hususlarına değinilerek sorumluluğa ilişkin hususlar yinelenmiştir .

11. Özel veya resmi, her türlü konaklama, dinlenme bakım ve tedavi tesisleri ve işyerleri ile konutlarda geçici veya sürekli olarak kalanlar, oturanlar, çalışanlar ve ayrılanlar ile araç kiralayan gerçek ve tüzel kişilerin kimliklerinin tespiti ve bildirilmesine ilişkin kuralları düzenleyen Kimlik

Bildirme Kanunu oluşturulmuştur . Kanunda; özel sağlık müesseselerinin bu yerlerde ücretli veya ücretsiz, gündüz veya gece, yatacak yer gösterdikleri yerli veya yabancı herkesin kimlik ve geliş-

6 / 10ayrılış kayıtlarını, örneğine ve usulüne uygun şekilde günü gününe tutmak, genel kolluk örgütlerinin

her an incelemelerine hazır bulundurmak ve mevcut bilgi, belge ve kayıtları genel kolluk kuvvetlerine anlık olarak bildirmek zorunda oldukları belirtilmiştir .

12. Somut olayda; başvuranın kardeşinin, 01/ 01/ 2018 tarihinde “15 gündür devam eden ishal, 6.5 kg kadar zayıflama ve bulantı” şikayetiyle Özel Hastanesine başvurduğu, Hasta ile ilgili 01/ 01/ 2018 tarihi itibariyle kayıt açıldığı hastaya ait tüm kimlik bilgilerinin, 1774 Sayılı Kimlik

Bildirme Kanunu hükümleri uyarınca yetkili Emniyet birimleri ile online sistem üzerinden paylaşıldığı ve hastanenin işleminin hukuka uygun olduğu değerlendirilmiştir .

13. Başvuranın; “kardeşinin hastanede tedavisi devam ederken, mahkum olduğu bir ceza nedeniyle hastane yönetimine polislerin baskı yapması ve polislerin hastaneye gelmesinden rahatsız olan hastane yönetiminin de önce gastroentoloji bölümüne sevk edip sonra hastanede söz konusu bölümün olmadığı şeklinde rapor vererek, kardeşini hayati tehlikesi devam ederken polislere teslim ettiği” iddiasına ilişkin olarak;

13.1 Tıbbi müdahale; sağlığa yönelik herhangi bir noksanlık veya hastalığı teşhis, tedavi etmek;

tedavinin mümkün olmadığı hallerde hastalığı hafifletmek, ilerlemesini ve kötüye gitmesini önlemek, acıları dindirmek amacıyla Kanunda yetkilendirilmiş, ehil kişiler tarafından gerçekleştirilen fiiller olup, amaçlarına göre de; 6 sınıfa ayrılmaktadır . Bunlar; eğitim amaçlı tıbbi araştırma ve denemeler, önleme amaçlı tıbbi müdahaleler, teşhis etme amaçlı tıbbi müdahaleler , estetik amaçlı tıbbi müdahaleler, iyilik halinin devam ettirilmesine yönelik tıbbi müdahalelerdir .

Teşhis etme amaçlı tıbbi müdahaleler ise röntgen ve laboratuvar tetkikleri, vücuttan doku alıp incelenmesi, biyopsi uygulaması vb.dir . (Halide Savaş, “Yargıya Yansıyan Tıbbi Müdahale

Hataları Tıbbi Malpraktis-Tıbbi Davaların Seyri Ve Sonuçları”, Seçkin Yayıncılık, 2013, s 27- 28)

13.2 Hekim, tedavi sözleşmesi dolayısı ile hastaya gerekli tedavi yöntemini belirleyebilmek için

öncelikle teşhis koymak zorundadır . Teşhis, bir hastalığın tanınması, tıbbi bir görüş ve değerlendirme demektir . İyi bir teşhis içinde hastalığın tam bir geçmişinin elde edilmesi, öykünün alınması gerekmektedir . Hastalık öyküsünün alınması etkili teşhisin vazgeçilmez bir unsurudur .

Hasta öyküsünün alınmaması veya eksik alınması ya da etkili olmayan bir öykü tekniğinin kullanılması tıbbi uygulama hatası olacaktır . Hekim doğru teşhis koyabilmek için hastayı modern teşhis araçları ve imkanlarıyla muayene etmek zorundadır . Birçok teşhis imkanının bulunması halinde, hekim hasta için en iyi sonuç verebilecek ve hastaya en az zararı verebilecek bir yöntemi seçmek zorundadır . Teşhis bakımından hekimden mutlaka başarı beklenmemekte, hekimin uzmanlığının gerektirdiği şekilde hareket etmesi yeterli kabul edilmektedir . Teşhis için gerekli tetkikleri yaptıran, muayeneyi yapan ve elde edilen bulguları özenle takdir eden hekim bakımından teşhisin yanlış çıkması doğrudan sorumluluğu gerektirmez . Bir teşhis hastası, teşhisin tamamıyla savunulamayacak bir hatalı edim olması veya esaslı tetkiklerin değerlendirilmemesinin bir sonucu olması veya ilk teşhisin tedavi sürecinde kusurlu olarak ihmal edilmesi şeklinde olması halinde hekimin sorumluluğuna gidilebilecektir . (Hakan Hakeri, Tıp Hukuku, Seçkin Yayıncılık, Ankara, 2007, s.202- 210)

13.3 Hekimin teşhis yükümlülüğünü nasıl yerine getirmesi gerektiğine ilişkin herhangi bir hukuksal

7 / 10düzenleme bulunmamakla birlikte, hekim teşhis için gerekli bütün tıbbi müdahaleleri, tetkikleri

yapmalı ve elde ettiği sonuçları da tıp biliminin gereklerine göre doğru yorumlamalıdır . Bu yöndeki hatalar teşhis hatası olarak adlandırılmaktadır . Hekimin teşhiste başarılı olma yükümlülüğü bulunmamaktadır . Hekimin yükümlü olduğu husus, uzmanlığın, hastalığın gerektirdiği şekilde hareket etme yükümlülüğüdür . Teşhis bakımından hekimin hatalı davranışı bütün teşhise yönelik olanakları kullanmasına rağmen, bulguları yanlış değerlendirmesi noktasında olabileceği gibi yetersiz ve geç teşhisin hiç yapılmaması şeklinde de olabilir . Hekim çok açık bir hastalığı, dikkatsizliği veya tecrübesizliği nedeniyle tanıyamamakta veya savunulmayacak bir şekilde, tıp biliminin verilerine aykırı olarak yorumlamakta veya geçici teşhis sonrası, teşhisin doğrulunu kontrol etmek için yapılması gereken müdahale veya tedavileri ihmal etmekte ise; bu durum açık hatalı davranış olarak kabul edilmektedir .(Hakan Hakeri, Tıp Hukuku, Seçkin Yayıncılık, Ankara, 2007, s. 343- 348)

13.4 Türkiye’de hekimlik yapma hakkını kazanmış olup mesleğini uygulayan tüm hekimlerin

mesleklerinin gereklerini yerine getirirken uymaları zorunlu olan ve 01/ 02/ 1999 tarihinde yayınlanan Hekimlik Meslek Etiği Kurallarında ; Hekim görevlerini her durumda hastaları arasındaki siyasal görüş, sosyal durum, dini inanç, milliyet, etnik köken, ırk, cinsiyet kimliği ve cinsel yönelim , yaş, toplumsal ve ekonomik durum ve benzeri farklılıkları gözetmeksizin hekimin öncelikli görevinin, hastalıkları önlemeye ve bilimsel gerekleri yerine getirerek hastaları iyileştirmeye çalışarak insanın yaşamını, sağlığını korumak olduğu ve meslek uygulaması sırasında insan onurunu gözetmesi gerektiği, hasta izlemi sırasında, değişik uzmanlık alanlarının görüş ve uygulamalarına gereksinim doğduğunda, tedaviyi yürüten hekim durumu hasta ve/veya yakınlarına bildirerek konsültasyon isteyebileceği ve söz konusu konsültasyon isteminin istemde hastanın özellikleri, konsültasyon isteğinin nedenleri açık ve anlaşılır belirtilecek şekilde yazılı olarak bildirilmesi gerektiği belirtilmiştir .

13.5 Hasta Hakları Yönetmeliğinde de sağlık hizmetlerinin sunulmasında uyulması gereken

ilkelerde bedeni, ruhi ve sosyal yönden tam bir iyilik hali içinde yaşama hakkının, en temel insan hakkı olduğunun, hizmetin her safhasında daima göz önünde bulundurulması gerektiği belirtilmiştir .

13.6 Somut olayda; 01/ 01/ 2018 tarihinde hastanın muayenesi yapıldıktan sonra tanı amaçlı

operasyon için yatışının yapıldığı ve medikal tedavisine başlandığı, Doktor tarafından yapılan preop tetkiklerde INR sinin 3,1 olduğu görülünce anestezi uzmanı ile görüşülerek, anestezi uzmanının önerileri doğrultusunda, K vitamini enjeksiyonundan sonra ameliyata alınmasına karar verildiği, ertesi gün, hastanın INR’ sinin 1,49 çıkması üzerine, ameliyat hazırlıklarına başlandığı, operasyon öncesi hastaneye polis ekiplerinin geldiği ve hasta hakkında tutuklama kararı olduğunun bildirildiği, hastane tarafından güvenlik güçlerine, hastanın durumunun acil olduğu ve bu durumdayken teslim edilemeyeceği bilgisi verilerek hastanın ameliyata alındığı, ameliyat sonrası hastanın ileus olmadığı anlaşılınca odasına alınarak tedavisinin devam ettirildiği, 03/ 01/ 2018 tarihinde hastada gaz gaita çıkışı olduğu, bu nedenle oral beslenmeye geçildiği, ancak sıvı kaybı olduğu düşüncesi ile kan kalsiyumunun düşük gelmesi üzerine paranteral sıvı tedavisine devam edildiği, 04/ 01/ 2018 tarihinde yapılan vizitte kalsiyumunun düşük seyretmeye devam etmesi, D vitamini ve parat hormonunda düşük gelmesi üzerine bir yandan hastanın tedavisine devam

8 / 10edilirken aynı zamanda dahiliye konsültasyonu istendiği, dahiliye konsültasyonu sonucu

hastanın gastroenteroloji uzmanın değerlendirilmesinin uygun olacağının önerildiği, şikayete konu hastanede gastroenteroloji uzmanı bulunmadığından, 05/ 01/ 2018 tarihi itibariyle, hastanın, oral beslenen ve diaresi ilaç tedavisi ile düzeltilmiş bir durumda acil sorunu ortadan kaldırılarak gastroenteroloji bölümü olan başka bir hastaneye sevk edilip , tıbbi durumu hakkında gelen emniyet güçlerine bilgi verilerek taburcu edildiği anlaşılmıştır .

13.7 Dosya kapsamında hekim kanaatinin hekimlik biliminin verilerine, somut vakıaya uygun

olup olmadığının tespiti, teknik bilgiyi gerektirdiğinden bilirkişi incelemesine başvurulmuş olup 04/ 12/ 2018 tarihli ve 12911 sayılı bilirkişi raporunda; 05/ 01/ 2018 tarihinde polislere teslim edildiğinde hastanın hayati tehlikesinin bulunmadığı, şahsın tektik ve tedavi olduğu hastanede

Gastroenteroloji uzmanı olmadığı için çölyak hastalığı teşhisi konulamaya bileceği, hastanın hastaneye başvuru anında çekilen tomografisinde saptanan jejuno-jejunal invajinasyon ve subileus nedeniyle gerekli acil tıbbi müdahale ve operasyonun yapıldığı ve hasta stabil hale geldikten sonra polislere teslim edildiği, yapılan tetkik ve tedavilerin tıbba uygun olduğu belirtilmiştir .

13.8 Doktor ve hastanenin hastanın zarar görememesi için, mesleki tüm şartları yerine getirdiği,

somut durumun gerektirdiği önlemleri eksiksiz bir şekilde aldığı, uygun tedaviyi de yine gecikmeden belirleyip uygulamaya başladığı, asgari düzeyde dahi olsa tereddüt doğuran duruma ilişkin tereddüdünü ortadan kaldıracak araştırmaları yaptığı ve yanı sıra koruyucu tedbirleri de aldığı, tedavinin bütün aşamalarında titiz bir ihtimam ve dikkat gözetildiği, her ne kadar şikayete konu hastane ve tıbbi müdahaleyi gerçekleştiren hekim tarafından çölyak hastalığı teşhisi konulamasa da teşhis bakımından hekimden mutlaka başarı beklenmediği, hekimin uzmanlığının gerektirdiği şekilde hareket etmesinin yeterli kabul edildiği, teşhis için gerekli tetkikleri yaptıran, muayeneyi yapan ve elde edilen bulguları özenle takdir eden hekim bakımından teşhisin yanlış çıkmasının doğrudan sorumluluğu gerektirmeyeceği, somut olayda da yine hastanın tedavisine devam edilirken aynı zamanda dahiliye konsültasyonu istendiği, dahiliye konsültasyonu sonucu hastanın gastroenteroloji uzmanın değerlendirilmesinin uygun olacağının önerilmesi ve hastanede gastroenteroloji uzmanı bulunmaması nedeniyle hastanın acil sorunu ortadan kaldırılarak gastroenteroloji bölümü olan başka bir hastaneye sevkinin sağlandığı dolayısı ile sonuca ulaşmak için gösterilen çaba, yapılan iş ve işlemlerin, özenli olduğu değerlendirilmiştir .

14. Başvuranın iddiaları, idarenin konuyla ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; hastanın bilgilerinin 1774 Sayılı Kimlik

Bildirme Kanunu hükümleri uyarınca yetkili Emniyet birimleri ile online sistem üzerinden hukuka uygun bir şekilde paylaşıldığı, operasyon öncesi hastaneye polis ekiplerinin geldiği ve hasta hakkında tutuklama kararı olduğunun bildirildiği, hastane tarafından güvenlik güçlerine, hastanın durumunun acil olduğu ve bu durumdayken teslim edilemeyeceği bilgisi verilerek hastanın ameliyata alındığı, gerekli acil tıbbi müdahale ve operasyonun yapıldığı ve hasta stabil hale geldikten sonra gastroenteroloji bölümü olan başka bir hastaneye sevk edilerek, polislere teslim edildiği, polislere teslim edildiğinde hastanın hayati tehlikesinin bulunmadığı, yapılan tetkik ve tedavilerin tıbba ve hekimlik meslek etiği kurallarına uygun olduğu, hastane ve tıbbi müdahaleyi gerçekleştiren hekimin eylem ve işlemlerinde herhangi bir hukuka ve hakkaniyete aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır .

9 / 10B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

15. İyi yönetim ilkelerine 28/ 03/ 2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan

Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında

Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup, söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde Özel Hastanesi tarafından istenilen bilgi ve belgelerin

Kurumumuza süresi içinde ve gerekçeli olarak gönderildiği anlaşılmıştır .

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

16. 14/ 06/ 2012 tarih ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 17 inci maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu Denetçiliği Kurumuna, dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup, anılan Kanunun “Dava açma süresinin yeniden işlemeye başlaması” başlıklı 21 inci maddesinde, Kamu Denetçiliği Kurumunun inceleme ve araştırmasını, başvuru tarihinden itibaren altı ay içinde sonuçlandıramaması hâlinde durmuş olan dava açma süresinin kaldığı yerden işlemeye başlayacağı belirtilmiş; Kamu Denetçiliği Kurumu

Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 38 inci maddesinin dördüncü fıkrasında da Kurumun inceleme ve araştırmasını, şikâyet başvuru tarihinden itibaren, altı ay içinde sonuçlandıramaması halinde durumun gerekçesiyle birlikte şikâyetçiye tebliğ edileceği ve durmuş olan dava açma süresinin tebliğden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlayacağı belirtilmiştir . Bu kapsamda incelemenin altı ayda bitirilememe gerekçesi ve dava açma süresinin kaldığı yerden yeniden işlemeye başlayacağı hususu şikayetçiye 13/ 11/ 2018 tarihli ve sayılı yazı ile bildirilmiştir .

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE;

Kararın BAŞVURANA ve HASTANESİ VEKİLİNE tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi .

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi