ÖZET: Başvuru, Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Rektörlüğü tarafından idare edilen bir borcun ödenmemesi üzerine yapılmıştır. Başvuran vekili, müvekkilinin alacaklarının idare tarafından kabul edilmesine rağmen ödenmediğini, icra takibinin kesinleştiğini ve daha önce yapılan yazışmalarda borcun ödeneceğine dair bilgi verildiğini belirtmiştir. Ancak, idare herhangi bir ödeme gerçekleştirmemiştir.

İdare, Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Rektörlüğü Döner Sermaye İşletme Müdürlüğü’nden alınan yazıda, 2015 ve 2016 yıllarına ait toplamda 90.000.000 TL civarında borç bulunduğunu ve 2017-2018 yıllarındaki borçların ödenemediğini ifade etmiştir. Ayrıca, Suriyeli mültecilerin tedavisi nedeniyle nakit akışında sıkıntılar yaşandığı ve bu durumun ödemeleri olumsuz etkilediği belirtilmiştir. İdare, geçmiş borçların ödenmesi için Maliye Bakanlığı’ndan kaynak aktarımının beklenmesi gerektiğini vurgulamıştır.

Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın talebini değerlendirerek, alacağın en kısa sürede ödenmesi ve mağduriyetin giderilmesi yönünde Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Rektörlüğü’ne tavsiyede bulunmuştur. İlgili idarenin, bu karar üzerine 30 gün içinde işlem yapması gerektiği belirtilmiştir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2020/62551-S.20.67653

BAŞVURU NO : 2020/759

KARAR TARİHİ : 25/06/2020

TAVSİYE KARARI

BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ :

BAŞVURUYA KONU İDARE : Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Rektörlüğü

Başvuran vekilinin, alacağının idare tarafından

BAŞVURUNUN KONUSU :

ödenmesi talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 13/01/2020

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran vekili Avukat (Gerek önceki gerekse de bu başvurusunda), idarenin vekili olduğu şirkete borcu olduğunu, ancak bu borcunu ödemediğini, idarenin borcun varlığının kabul ettiğini, başlatılan icra takibinin kesinleştiğini, daha önce Kurumumuza başvuru yaptığını, Kurumumuzun idare ile yazışması sonucu idarenin; “Borcun ödeneceğine” dair bilgi verildiğini, ancak vekili olduğu şirkete hiçbir ödeme yapmadığını iddia edip borcun ödenmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuz tarafından bilgi-belge isteme yazısına istinaden Hatay Mustafa Kemal

Üniversitesi Rektörlüğü Döner Sermaye İşletme Müdürlüğü’nden alınan cevabi yazıda;

“ İlgi : 07/04/2020 tarihli, sayılı ve Bilgi ve Belge Talepleri konulu yazı.

İlgi sayılı yazınıza konu

) firması T.C. Bakırköy 45. Noterliğinin 13/10/2016 tarihli ve yevmiye nolu

Temlikname ile 142.090,12 TL alacağını devretmiştir. firmasının . sayılı İcra ile Hatay İcra

Dairesi hesabına alınmıştır. İşletme Müdürlüğümüz kayıtları incelendiğinde 07/05/2020 tarihi itibarı ile 142.090,12 TL alacağı Hatay İcra Dairesi hesabında beklemektedir.

Bilindiği üzere 7104 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu ve Bazı Kanunlar ile 178 Sayılı Kanun

Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 22 nci maddesi ile 2547 sayılı

Yükseköğretim Kanununa eklenen geçici 75 inci maddesi;

‘Devlete ait üniversitelerin tıp fakültelerine bağlı sağlık uygulama ve araştırma merkezi birimleri ile rektörlüklerine bağlı sağlık hizmeti sunan enstitüleri döner sermaye işletmelerinin 31/12/2017 tarihi itibarıyla muhasebe kayıtlarında yer alan ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla ödenmemiş ilaç ve tıbbi malzeme alanlarına ilişkin borçları, ikinci fıkrada belirtilen şartların birlikte gerçekleşmesi halinde, Maliye Bakanlığı bütçesinden işletmeye verilen borç karşılığında ilgili döner sermaye muhasebe birimi tarafından defaten ödenir.

Ayrıca Muhasebat Genel Müdürlüğünün 19/04/2018 tarih ve 6939 sayılı Genel yazısında belirtildiği şekilde kurumların ödemeleri plana bağlanmıştır.

Bu kapsamda yapılan ödemeler sonrasında, üniversitelerin tıp fakültelerine bağlı sağlık uygulama ve araştırma merkezleri ile sağlık hizmeti sunan enstitü döner sermaye birimleri; öncelikle 1/1/2018 tarihinden sonraki mal ve hizmet alımları ile ilgili ödemelerini yapacaklardır. Üçer aylık dönemler itibarıyla nakit akışlarının uygun olması halinde, 31/12/2017 öncesi dönemlere ait ve vadesi geçmiş borçlar, muhasebe kayıtlarına alınma sırasına göre ödenmeye devam edilecektir.’ denilmektedir.

Bu bağlamda 2015 yılına ait 1.340.234,32 TL ve 2016 yılına ait 8.288.040,57 TL borcumuz bulunmaktadır. Toplamda firma borçlarımız 90.000.000 TL civarındadır. Muhasebat Genel

Müdürlüğünün yukarıda belirtilen yazısına istinaden 2017 ve 2018 yılı borçları ödenemediğinden, geçmiş yılların ödemeleri yapılamamıştır. Nakit akışına göre 2015 yılı borçları ödenmiş. Ancak 2016 yılına işlem yapılamamıştır. Alacaklı firmalardan bazılarının talepleri için Maliye Bakanlığının yazısı Ekte sunulmuştur.

Kurumumuz sınır bölgesinde olması nedeni ile Suriyeli Mültecilerin tedavilerini üstlenmektedir. Ancak Göç İdaresi Başkanlığı’na fatura edilen Suriyeli hasta faturalarının tahsili yapılamamaktadır. Kurumumuzun hasta potansiyelinin %25-30 luk kısmını Suriyeli hastalar oluşturmaktadır. Tedavi bedellerinin alınamaması nakit akışında sıkıntıya yol açmıştır.

Kamu yararı öngörülerek firmaya faiz ve mahkeme masraflarından vazgeçmesi halinde öncelik sağlanacağı İdaremizce önerilmiş fakat firma ile mutabakat sağlanamamıştır. Bu nedenle

Saymanlık Müdürlüğünün nakit durumu yeterli oldukça 2016 yılı faturalarından ödenmeye devam edilecektir.

Bilgilerinize arz ederim.”, şeklinde ifade edilmiştir.

3. Kurumumuz tarafından bilgi-belge isteme yazısına istinaden Hatay Mustafa Kemal

Üniversitesi Rektörlüğü Döner Sermaye İşletme Müdürlüğü’nden alınan elektronik posta yazısında;

“İlgi sayılı yazınıza konu ) firmasının sayılı İcra ile Hatay İcra Dairesi hesabına alınmıştır.

İşletme Müdürlüğümüz kayıtları incelendiğinde 07/05/2020 tarihi itibarı ile 142.090,12 TL alacağı Hatay İcra Dairesi hesabında beklemektedir.

İlgili firma ile anlaşma sağlanamamış olup, yazımız ekte sunulmuştur.

Arz ederim.” şeklinde ifade edilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

4. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının,

4.1. “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35 nci maddesinde;

“Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”,

4.2. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde;

“Vatandaşlar… kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikâyetleri hakkında, yetkili makamlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir… Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.”,

5. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine Ek (1) No.lu Protokol’ün “Mülkiyetin korunması” başlıklı 1 nci maddesinde;

“Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez.”,

6. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun, “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinde;

“Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir”,

7. 04/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun Geçici 75 inci maddesinde,

“Devlete ait üniversitelerin tıp fakültelerine bağlı sağlık uygulama ve araştırma merkezi birimleri ile rektörlüklerine bağlı sağlık hizmeti sunan enstitüleri döner sermaye işletmelerinin 31/12/2017 tarihi itibarıyla muhasebe kayıtlarında yer alan ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla ödenmemiş ilaç ve tıbbi malzeme alımlarına ilişkin borçları, ikinci fıkrada belirtilen şartların birlikte gerçekleşmesi halinde, Maliye Bakanlığı bütçesinden işletmeye verilen borç karşılığında ilgili döner sermaye muhasebe birimi tarafından defaten ödenir.

Gerçek veya tüzel kişi alacaklıların bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren kırk beş gün içerisinde;

a) Kapsama dâhil alacak tutarı yerine, vade tarihi ve alacağın türüne (ilaç, tıbbi malzeme türleri itibarıyla) göre Bakanlar Kurulunca belirlenecek olan iskonto oranlarının uygulanması sonucu hesaplanacak tutarın ödenmesini kabul ettiğine ve iskonto oranına tekabül eden tutardan feragat ettiğine,

b) Kapsama giren alacakları için açmış oldukları davalar ile icra takiplerinden feragat ettiğine,

c) Kapsama dâhil alacaklardan bu madde uyarınca ödeme yapılanlarla ilgili hak ve alacakların hiçbir şekilde ihtilaf konusu yapılmayacağına,

Dair yazılı olarak ilgili işletmeye başvurması gerekmektedir. Alacaklılar ilgili işletmedeki kapsama dâhil tüm alacakları için başvuruda bulunmak zorundadır. Başvuru sırasında alacaklılar, bu fıkranın (b) bendi kapsamındaki feragat beyanını mahkemelere veya icra müdürlüklerine sunduklarına ilişkin tevsik edici belgeleri de ibraz etmek zorundadır.

İşletmeler, başvuru süresinin sona ermesini müteakip bu madde kapsamında başvuruda bulunan gerçek ve tüzel kişi alacaklıların ve bu maddenin ikinci fıkrasının (a) bendi kapsamında hesaplanan alacak tutarlarına ilişkin bilgilerin yer aldığı listeyi on beş gün içinde

Maliye Bakanlığına bildirir. Maliye Bakanlığı, listelerde yer alan tutarları esas alarak, döner sermaye işletmesi itibarıyla gerekli kaynağı işletmeye bir ay içerisinde aktarır. İşletme tarafından hak sahibi gerçek ve tüzel kişilere, yasal olarak yapılması gereken tüm kesintiler düşüldükten sonra kalan tutar, aktarım tarihini takip eden beş işgünü içinde ödenir. Ödenecek borçlar ile ilgili olarak ayrıca temerrüt faizi, vade farkı benzeri herhangi bir ödeme yapılmaz.

Feragat suretiyle kayıtlardan çıkarılacak borç tutarları, üniversite döner sermaye işletmeleri tarafından sonuç hesaplarına aktarılır ve bu tutar üzerinden Hazine hissesi ve bilimsel araştırma projesi payı ayrıca hesaplanmaz.

İlgili döner sermaye işletmesi tarafından Maliye Bakanlığına borçlanılan tutarlar, Sosyal

Güvenlik Kurumu tarafından 2020 yılı Ocak ayından itibaren ilgili işletmeye yapılacak ödeme tutarlarından 60 ayda eşit taksitlerle faiz uygulanmaksızın kesinti yapılması suretiyle tahsil edilir. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılacak kesintiler, kesintinin yapıldığı tarihten itibaren beş işgünü içerisinde Maliye Bakanlığı Merkez Muhasebe Birimi hesaplarına aktarılır.

Bu maddenin birinci fıkrası kapsamında yapılan ödemeler sonrasında, Devlete ait üniversitelerin tıp fakültelerine bağlı sağlık uygulama ve araştırma merkezi birimlerinin ve rektörlüklerine bağlı sağlık hizmeti sunan enstitülerin döner sermaye işletmeleri öncelikle 1/1/2018 tarihinden sonraki mal ve hizmet alımları ile ilgili ödemelerini yaparlar. Üçer aylık dönemler itibarıyla nakit akışlarının uygun olması halinde 31/12/2017 öncesi dönemlere ait vadesi geçmiş borçlar, muhasebe kayıtlarına alınma sırasına göre ödenir.

Mahkemelerce, feragat nedeniyle vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin tarafların üzerinde bırakılmasına karar verilir.

Başvurulara ve ödemelere ilişkin doğacak tereddütleri gidermeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.”, hükümlerine amirdir.

IV. KAMU DENETÇİSİ AV. HÜSEYİN YÜRÜK’ÜN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE

ÖNERİSİ

8. İlgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, başvuru konusuna ilişkin

“Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme

9. Başvuran vekili, (Gerek bu başvurusunda gerekse de önceki başvurularında) idarenin vekili olduğu şirkete borcu olduğunu, ancak bu borcunu ödemediğini, idarenin borcun varlığının kabul ettiğini, başlatılan icra takibinin kesinleştiğini, daha önce Kurumumuza başvuru yaptığını, Kurumumuzun idare ile yazışması sonucu idarenin; “Borcun ödeneceğine” dair bilgi verildiğini, ancak vekili olduğu şirkete hiçbir ödeme yapmadığını iddia edip borcun ödenmesini talep ettiği tespit edilmiştir.

10. Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Rektörlüğü Döner Sermaye İşletme

Müdürlüğü’nün Kurumumuza verdiği cevap ve ekleri tetkik edildiğinde, 2015 yılına ait 1.340.234,32 TL ve 2016 yılına ait 8.288.040,57 TL borçlarının bulunduğunu, toplamda firma borçlarının 90.000.000 TL civarında olduğunu, Muhasebat Genel Müdürlüğünün yazısına istinaden 2017 ve 2018 yılı borçları ödenemediğinden, geçmiş yılların ödemeleri yapılamadığı, nakit akışına göre 2015 yılı borçları ödenmediği, 2016 yılına işlem yapılamadığı, firmaya faiz ve mahkeme masraflarından vazgeçmesi halinde öncelik sağlanacağı idarece önerildiği, firma ile mutabakat sağlanamadığı, bu nedenle Saymanlık Müdürlüğünün nakit durumu yeterli oldukça 2016 yılı faturalarından ödenmeye devam edileceği, ifade edilmiştir.

11. Başvuran vekilinin daha önceki başvurusuna binaen vekili olduğu şirketin alacağının tahsili talebi hakkında, karşılıklı mutabakat kapsamında, 2019 yılı Temmuz ayı içinde sorunun çözülmesi planlandığı, idarenin yazısında belirtildiği, ifade edilmiştir.

12. 7104 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu ve Bazı Kanunlar ile 178 sayılı Kanun Hükmünde

Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 22 nci maddesi ile 2547 sayılı

Yükseköğretim Kanununa eklenen geçici 75 inci maddede; devlete ait üniversitelerin tıp fakültelerine bağlı sağlık uygulama ve araştırma merkezi birimleri ile rektörlüklerine bağlı sağlık hizmeti sunan enstitüleri döner sermaye işletmelerinin 31/12/2017 tarihi itibariyle muhasebe kayıtlarında yer alan ve düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarih itibariyle (06/04/2018)

ödenmemiş ilaç ve tıbbi malzeme alımlarına ilişkin borçlarının belirli şartlarla Maliye

Bakanlığı bütçesinden aktarılacak kaynak ile ödenebilmesi öngörülmüştür. Söz konusu ödemeden yararlanmak isteyen alacaklıların, ilgili işletmedeki kapsama dahil tüm alacaklarına ilişkin olarak, maddenin yürürlüğe girdiği tarihten (06/04/2018) itibaren 45 gün içerisinde, kapsama dâhil alacak tutarı yerine, vade tarihi ve alacağın türüne (ilaç, tıbbi malzeme türleri itibarıyla) göre Bakanlar Kurulunca belirlenecek olan iskonto oranlarının uygulanması sonucu hesaplanacak tutarın ödenmesini kabul ettiğine ve iskonto oranına tekabül eden tutardan feragat ettiğine, kapsama giren alacakları için açmış oldukları davalar ile icra takiplerinden feragat ettiğine, kapsama dâhil alacaklardan bu madde uyarınca ödeme yapılanlarla ilgili hak ve alacakların hiçbir şekilde ihtilaf konusu yapılmayacağına dair yazılı olarak ilgili işletmeye başvuru yapması gerekmektedir. Alacaklara uygulanacak iskonto oranı ise, 19/04/2018 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 2018/11611 sayılı Bakanlar Kurumu Kararı ile belirlenmiştir. Buna göre tıbbi malzemelere uygulanacak iskonto oranları, vade tarihi Aralık

2014 ve öncesi olan borçlar için %0 iken, ay bazlı artış ile vade tarihi Aralık 2017 olan borçlar

için %27 oranında indirim öngörülmüştür.

13. Anılan düzenleme ilaç ve tıbbi malzeme satışı yapan işletmelere alacaklarını tahsil etme imkanı sağlamakla birlikte, işletmelerin alacak miktarlarında uygulanacak iskonto oranını kabul etmeleri gerekmektedir. Dolayısıyla madde kapsamında yapılacak başvurular ihtiyaridir.

14. Söz konusu düzenleme incelendiğinde, 2547 sayılı Kanunun geçici 75 inci maddesi kapsamında başvuru yapmayan işletmeler açısından mağduriyete yol açabileceği, öncelikle 01/01/2018 tarihinden sonraki mal ve hizmet alımları ile ilgili ödemelerin yapılmasının, mevcut durumda vadesi geçmiş borçların ödeme sürelerinin daha da uzamasına neden olacağı değerlendirilmiştir. İlgili idare tarafından söz konusu alacakların nakit durumuna ve yapılan planlamalara göre mümkün olan en kısa vadelerde alacakların ödeneceği belirtilmesine karşın ödemelere ilişkin belirli bir takvim sunulmamaktadır.

15. Anayasa’nın 2 nci maddesinde yer alan hukuk devletinin temel ilkelerinden konuyla ilgili iki tanesi “hukuki güvenlik” ve “belirlilik” ilkeleri olup, bireyin devlete güven duyması, ancak hukuki güvenliğin sağlandığı bir hukuk devleti düzeninde mümkün olabilecektir.

Anayasada öngörülen temel ve hürriyetlerin kullanılması ve insan haklarının insan hayatına egemen kılması için Devlet, bireylerin hukuka olan inançlarını ve güvenlerini korumakla

yükümlüdür. Doktrinde hukuki güvenlik ilkesinin gerekleri de şu şekilde sıralanmıştır:

1- Devlet faaliyetleri, önceden öngörülebilir, tahmin edilebilir olmalıdır.

2- Devlet faaliyeti, önceden hukuk kurallarıyla düzenlenmiştir.

3- Hukuk düzeninde mümkün olduğunca hukuki istikrar sağlanmalıdır.

4- İdarenin tek yanlı işlem yapma üstünlüğüne karşı, güvece niteliğindeki kurallarla (bireylere katılma, dinleme ve savunma hakkı gibi haklar tanınarak) birey ile idare arasında denge sağlanmalıdır.

5- İdare, bireyin haklı beklentilerine uygun davranmalıdır.

6- Yasal düzenlemelerde hukuka ve devlete olan güveni zedeleyici hususlardan kaçınılmalıdır.

7- Devlet kişinin maddi ve manevi varlığını geliştirilebilmesi için hukuk güvenliğinin sağlandığı bir hukuk devleti yaratmalıdır. (Prof. Dr. Bahtiyar Akyılmaz, Prof. Dr. Murat

Sezginer, Doç. Dr. Cemil Kaya, Türk İdare Hukuku, Ankara 2009, s.130-131)

16. Bununla birlikte, İdareden alacağını tahsis edemeyen başvuran tarafından, Ek 1 No’lu

Protokol’ün 1. maddesi ile öngörüldüğü şekli ile mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddia edilerek AİHM nezdinde açılan e davasında verilen 06/10/2009 tarihli kararda;

“…AİHM, içtihadından doğan ilke uyarınca, ileri sürülebilirliği yeterince ortaya konulduğunda bir alacağın, Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesi uyarınca “mülk” olarak değerlendirilebileceğini hatırlatmaktadır (bkz, Stran ve Stratis Andreadis Yunan Rafineleri — Yunanistan, 9 Aralık 1994 ve Bourdov — Rusya, başvuru no: 59498/00).

İşbu davada bu durum söz konusudur.

Bilahare AİHM, özellikle bazı devletlerde paranın değer kaybetmesi göz önüne alındığında, Yüksek Sözleşmeci tarafın borcunu çok uzun sürede gecikmeli olarak ödemesinin, ileri sürülebilir bir alacağı bulunan kişinin maddi kaybının artmasına neden olduğunu ve söz konusu kişiyi belirsiz bir durumda bıraktığını belirtmektedir (bkz Akkuş – Türkiye, 9 Temmuz 1997).

AİHM, mevcut davada, Körfez İcra Müdürlüğü’nün başvuranın alacağı olduğunu kabul ettiğini ve Belediye hakkında 18.985.000.000 TL tutarında ödeme emri çıkardığını gözlemlemektedir. Cebri icra işlemi başlatılmasına rağmen, ilgili ulusal düzenleme dikkate alındığında, başvuran, söz konusu alacağını elde edememiştir. Bununla birlikte, sunulan bilgiler göz önüne alındığında, söz konusu ödeme halen yapılmamıştır. Bu itibarla, Ek 1

No’lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiği hükmüne varmak uygun olacaktır (benzer dava bkz, Kanioğlu ve diğerleri-Türkiye, başvuru numaraları: 44766/98, 44771/98 ve 44772/98, 11 Ekim 2005).” şeklinde hüküm kurulmuştur.

17. Anayasa Mahkemesi içtihatlarında; Anayasa’nın 35 nci maddesine göre kişilerin mülkiyet haklarının ancak kanunun öngördüğü usullerle ve kamu yararı gereği sınırlandırılabileceği, Anayasa’nın 13 üncü maddesinde yer alan ölçülülük ilkesi gereği kişilerin mülkiyet haklarının sınırlandırılması hâlinde elde edilmek istenen kamu yararı ile bireyin hakları arasında adil bir denge kurulması gerektiği vurgulanmaktadır. AİHM kararlarında da benzer şekilde, mülkiyet hakkına yapılan bir müdahalenin Sözleşme’ye uygunluğu denetlenirken yapılan müdahalenin kamu yararı ya da genel yararı amaçlamasının yanı sıra toplumun genel yararı ile birey haklarının korunması arasında adil bir dengenin de gözetilmesi gerektiği vurgulanmaktadır.

18. Bu kapsamda başvurusuda bulunan şirketin alacağının ilgili idare tarafından ödenmediği, 2547 sayılı Kanunun geçici 75 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamında başvuru yapmadığından idarenin nakit durumuna ve “öncelikle 01/01/2018 tarihinden sonraki mal ve hizmet alımları ile ilgili ödemelerin yapılacağı, üçer aylık dönemler itibarıyla nakit akışlarının uygun olması halinde 31/12/2017 öncesi dönemlere ait vadesi geçmiş borçların, muhasebe kayıtlarına alınma sırasına göre ödeneceği” düzenlemesine göre ödeme yapılacağı, ancak söz konusu düzenlemenin 31/12/2017 tarihinden önce idareye ilaç ve tıbbi cihaz satışı yapan firmaların alacaklarının idare tarafından ödenme süresinin uzamasına neden olacağı değerlendirildiğinden, İdarenin vadesi gelmiş olan borcunu ödememesinin hukuk devletinin en önemli unsurlarından olan ‘belirlilik’ ve ‘hukuki güvenlik’ ilkelerine ve mülkiyet hakkına aykırılık teşkil ettiği tespit edilmiştir. Bununla birlikte İdarenin bir kötü yönetim örneği olan ‘2015 yılı borçlarını ödemesi’, günü gelmiş ödemelerini yapmamasına bir gerekçe olarak gösterilemez.

19. Kurumumuza benzer nitelikte “Başvuranın, tıbbi malzeme satışından doğan alacağının idare tarafından ödenmesi talebi” ile ilgili 2019/3829 numaralı başvuru hakkında 05/08/2019 tarihinde Tavsiye Kararı verilmiştir.

20. Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde, İdarenin vadesi gelmiş olan borcunu ödememesinin hukuk devletinin en önemli unsurlarından olan ‘belirlilik’ ve

‘hukuki güvenlik’ ilkelerine ve mülkiyet hakkına aykırılık teşkil ettiği anlaşıldığından

İdarenin başvuruya konu işleminin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu tespit edilmiştir.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

21. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar

Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiştir.

Başvuranın, dilekçesine idare tarafından verilen cevapta, hangi sürede hangi mercilere başvurabileceği bilgisinin verilmediği görülmüş olup, ilgili idarenin “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı tespit edilmiştir. Adı geçen idarenin bundan sonra bahse konu ilkelere uygun davranması önerilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

22. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu kararın başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemlerine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup Hatay İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçeler ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN KABULÜNE;

Başvuran vekilinin talebi doğrultusunda, vekili olduğu şirketin alacağının en kısa sürede ödenmesi ve mağduriyetin giderilmesi hususunda HATAY MUSTAFA KEMAL

ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜNE TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kanunun 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, ilgili idare tarafından

bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,

Kararın BAŞVURANA ve HATAY MUSTAFA KEMAL ÜNİVERSİTESİ

REKTÖRLÜĞÜNE tebliğine,

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi