|
ÖZET: Bu Yargıtay kararında, davacı Hazine’nin, 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazın tapu kaydının iptali talebi ele alınmıştır. İlk Derece Mahkemesi, Hazine’nin talebini reddetmiş, ancak Yargıtay, 6292 sayılı Kanun’un 7. maddesi gereğince Hazine’nin davadan vazgeçmiş sayılması gerektiğine karar vermiştir. Bu durum, davanın konusuz kalması anlamına gelmektedir; yani taraflar arasındaki uyuşmazlık ortadan kalkmıştır.
Yargıtay, davanın konusuz kalmasının, her iki taraf için de olumlu bir sonuç doğuracağını belirtmiştir. 6292 sayılı Kanun’un emredici hükümleri doğrultusunda, Hazine’nin orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazlar hakkında dava açamayacağı, açılan davalardan vazgeçileceği ifade edilmiştir. İlk Derece Mahkemesi’nin, Hazine’nin talebini reddetmesi usul ve yasaya uygun bulunmamış, ancak bu yanlışlığın düzeltilmesi için yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığına karar verilmiştir. Sonuç olarak, Yargıtay, İlk Derece Mahkemesi kararını, “davadan 6292 sayılı Kanun’un 7/1-a maddesi uyarınca vazgeçmiş sayılmasına” şeklinde düzelterek onamıştır. Bu karar, orman alanlarının değerlendirilmesi ve Hazine’nin hakları açısından önemli bir içtihat oluşturmuştur. |
8. Hukuk Dairesi 2022/4735 E. , 2024/7858 K.
“İçtihat Metni”
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/464 E., 2017/501 K.
DAVA TARİHİ : 25.03.2005
KARAR : Davanın reddine
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine vekili, Bursa ili Osmangazi ilçesi Esentepe Mahallesi çalışma alanında bulunan 3306 ada 8 (yeni 4171 ada 11) parsel sayılı 913,00 metrekare yüzölçümlü ve tapuda davalılar adına kayıtlı taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu’nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığını, tapulu olması nedeniyle davalılar adına tescil edilmişse de orman tahdidi içinde kalan taşınmazlarda tapu kaydının değerini yitirdiğini beyanla tapu kaydının iptalini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen, 04.12.2013 havale tarihli bilirkişi raporunda yeşil taralı olarak (A) harfi ile gösterilen 307,26 m2’lik kısmın orman vasfıyla Hazine adına tesciline, geri kalan kısmın tapu kaydının davalılar üzerinde bırakılmasına ilişkin verilen önceki kararın, davalı … ve davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 17.05.2017 tarihli ve 2015/16551 Esas, 2017/4502 sayılı ilamıyla; “6831 sayılı Orman Kanunu’nun 1744 sayılı Kanun ile değişik 2, 2896 ve 3302 sayılı Kanun’lar ile değişik 2/B maddesi gereğince, nitelik kaybı nedeniyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin değerlendirilmesi, yeni orman alanlarının oluşturulması, nakline karar verilen Devlet ormanları içinde veya bitişiğinde bulunan köyler halkının yerleştirilmesi ve orman köylülerinin kalkındırılmasının desteklenmesi ile Hazineye ait tarım arazilerinin satışına ilişkin usûl ve esasların belirlenmesi amacıyla çıkartılan, 19.4.2012 tarihli ve 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun’un, 26.04.2012 tarihli ve 28275 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak, aynı tarihte yürürlüğe girdiği ve aynı Kanunla 17.10.1983 tarihli ve 2924 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkında Kanun ile 16.02.1995 tarihli ve 4070 sayılı Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun’un yürürlükten kaldırıldığı, 6831 sayılı Kanun’un bazı maddelerinde de değişiklikler yapıldığı, bu cümleden olarak, diğer bir çok hükmün yanı sıra, 6831 sayılı Kanun’un 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan alanlara ilişkin tapu kaydına konulan şerhlerin silinmesi, bu alanlar için Hazine tarafından dava açılmaması, açılan davlardan vazgeçilmesi ya da davaların durdurulması, tapusunun iptaline karar verilen taşınmazların tekrar tapu sahibine iadesi gibi konuların düzenlendiği, bu düzenlemelerin, dava konusu taşınmazın niteliğine ve durumuna göre, görülmekte olan davaya etkisinin değerlendirilmesi gerektiği” gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; 6292 sayılı Kanun’un 7 nci maddesinin a bendinde yer alan düzenleme nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçelerindeki açıklamalara göre dava, orman iddiasına dayalı tapu iptali ve tescili istemlerine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1965 yılında kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1977 yılında 1744 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanun’un 2 nci madde uygulaması, 1986 yılında 2896, 1992 yılında 3302 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanun’un 2/B uygulaması vardır. Genel arazi kadastrosu 1983 yılında yapılmıştır.
1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılıp mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun’un (6292 sayılı Kanun) 7 nci maddesinin (a) bendi “Tapu ve kadastro veya imar mevzuatına göre ilgilileri adına oluşturulan ve tapuda halen kişiler adına kayıtlı olan taşınmazlardan Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığı gerekçesiyle tapu kütüklerine 2/A veya 2/B belirtmesi bulunan veya konulan taşınmazların tapu kayıtları bedel alınmaksızın geçerli kabul edilir ve tapu kütüklerindeki 2/A veya 2/B belirtmeleri terkin edilerek tescilleri aynen devam eder, aynı gerekçeyle bu nitelikteki taşınmazlar hakkında dava açılmaz, açılan davalardan vazgeçilir, açılan davalar sonucunda tapularının iptaliyle Hazine adına tesciline karar verilen, kesinleşen ve tapuda henüz infaz edilmeyen taşınmazlar hakkında da aynı şekilde işlem yapılır. Ancak bu kararlardan infaz edilerek tapuda Hazine adına tescil edilen taşınmazlar ise, ilgilileri tarafından bu Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl içinde idareye başvurulması hâlinde, bedelsiz olarak önceki kayıt maliklerine veya kanuni mirasçılarına iade edilir” hükmünü içermektedir.
Somut olaya gelince; dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Kanun’un 2/B maddesi uygulaması kapsamında kaldığı belirlenerek, 6292 sayılı Kanun hükümleri dikkate alınmak suretiyle hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ancak; Hazine, tapuda davalılar adına kayıtlı bulunan taşınmazın 6831 sayılı Kanun’un 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışarısına çıkarılan kısımlarının tapu kaydının iptali talebiyle dava açmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.05.2015 tarihli ve 2013/1860 Esas, 2015/1451 Karar sayılı ilâmında da benimsendiği üzere; ilke olarak her dava, açıldığı tarihteki fiilî ve hukukî sebeplere göre 6100 sayılı HMK’nin 297 nci maddesi çerçevesinde hükme bağlanır. Dava açıldıktan sonra ortaya çıkan bir durum nedeniyle artık dava konusu edilen talep hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesine gerek ya da neden kalmıyorsa, burada davanın konusuz kalmasından sözedilebilir. Davanın konusuz kalması, bir davada tüm uyuşmazlığın ortadan kalkması durumudur. Dava konusuz kaldığında dava da sona ermiş olur. Davalar birçok nedenle konusuz kalabilmektedir. Davaların konusuz kalması, her iki tarafın da lehine sonuçlanan bir durumdur. Davaların konusuz kalmasında davayı açan kişinin sorunu mahkeme kararından önce çözümlendiği için mahkemeler hüküm verilmesine yer olmadığını belirterek hükümsüzlük kararı verirler. Buna göre, bir davada, karar verilmesine yer olmadığı yönünde hükümü tesisi ancak taraflar arasındaki uyuşmazlığın giderilmiş olması halinde söz konusu olabilecektir.
Bununla birlikte; yukarıda yapılan açıklamalar ışığında, dava tarihinden sonra yürürlüğe giren 6292 sayılı Kanun’un anılan ve somut davada uygulanması gereken emredici hükmü uyarınca “davacı Hazinenin 6292 sayılı Kanun gereğince davadan vazgeçmiş sayılması” gerekmekte olup, Kanundan kaynaklanan söz konusu vazgeçme ile dava edilen şeyin ortadan kalkması veya taraflar arasındaki uyuşmazlığın giderilmiş olması söz konusu değildir.
Bu itibarla; İlk Derece Mahkemesince, 6292 sayılı Kanun’un anılan emredici hükmü gereğince “davacı Hazinenin 6292 sayılı Kanun gereğince davadan vazgeçmiş sayılmasına” karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmamakta ise de, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca, İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
S O N U Ç : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan sebeplerle; davacı Hazine vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
Davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının, yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının 1 numaralı bendinde yer alan “davanın reddine” ifadesinin hüküm yerinden çıkarılarak yerine, ” davadan 6292 sayılı Kanun’un 7/1-a maddesi uyarınca vazgeçmiş sayılmasına” ibaresinin yazılmasına ve hükmün, bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 23.12.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.