ÖZET: Başvuran, annesinin bel ağrısı şikayetiyle başvurduğu hastanede yapılan MR tetkikinde kanser bulguları tespit edilmesine rağmen, doktorun yanlış tanı koyarak ileri tetkik için yönlendirmediğini ve bu nedenle hastalığın ilerlediğini iddia etmiştir. Danıştay, hekimin hastayı bilgilendirme ve yönlendirme görevini yerine getirmediğine dair kanaate varmış, ancak hastanın durumunun ilerlemesinde hekimin kusurunun bulunup bulunmadığına dair kesin bir tespit yapılamadığını belirtmiştir.

Hekimin, hastanın MR sonuçlarındaki kanser bulgularını değerlendirerek gerekli yönlendirmeleri yapmaması, özen yükümlülüğünü ihlal ettiği sonucuna ulaşılmıştır. Ancak, hastanın geçmişteki sağlık durumu ve tedavi süreçleri de dikkate alındığında, hekimin kusurunun doğrudan hastalığın ilerlemesine neden olup olmadığının belirlenemediği sonucuna varılmıştır. Sonuç olarak, başvurunun kısmen kabulü ve kısmen reddi yönünde karar verilmiştir. Sağlık Bakanlığına, hekimin özen yükümlülüğünü yerine getirmediği yönünde yeniden inceleme yapılması tavsiye edilmiştir.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2022/10597-S.22.16345

BAŞVURU NO : 2022/4007

KARAR TARİHİ : 19/08/2022

KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : SAĞLIK BAKANLIĞI

NİĞDE İL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ

Başvuranın annesinin MR raporu sonucunda kanser bulguları yer

BAŞVURUNUN KONUSU :

almasına rağmen hekim tarafından ileri tetkik için yönlendirilmeyerek kanser teşhisinin geç konulmasından kaynaklı zarara uğratıldığı iddiası ile, bu konuda hekimin kusurunun bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi ve hekimin kusuru var ise gerekli idari yaptırımların uygulanması talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 13/03/2022

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza başvuru yapan 09/07/2021 tarihli başvurusunda özetle; annesi

‘ün (TC: ) 01/02/2021 tarihinde bel ağrısı şikayetiyle Niğde Ömer Halisdemir

Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde Dr. ’e başvurduğunu, adı geçen hekim tarafından muayene edilerek ilaç tedavisi verildiğini ve MR tetkiki istendiğini, 08/02/2021 tarihli MR raporunda ‘T11 vertebralitik metastaz’ açık açık raporlanmasına rağmen Dr. ’in annesinin fıtık olduğunu belirtip fizik tedavi ve ilaç tedavisi önererek eve gönderdiğini, annesinin şikayetlerinin artması üzerine Kayseri İlinde farklı bir hastanedeki muayenesi sonrasında ileri evre meme kanseri olduğunu öğrendiklerini, Dr. ‘in annesine yanlış tanı koyduğunu, söz konusu rapora göre annesine ileri tetkikler yapılarak tedaviye hemen başlamasının sağlanamadığını belirterek, adı geçen hekimin kusurunun olup olmadığını, kusuru var ise gerekli idari yaptırımların uygulanmasını talep etmiştir. Başvurusu ekinde yer alan belgelerde; 1.1. Erciyes Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezinde 22/03/2021 tarihinde biyopsi alındığı, uzman onay tarihi 05/04/2021 olan Patoloji Raporunun tanı kısmında “INVAZİV

KARSİNOM, SAĞ MEME SAAT 1 HİZASI, TRUCUT BİYOPSİ METARYALİ” yazdığı,

1.2. Kayseri Acıbadem Hastanesinden onay tarihi 14/04/2021 olan 18F-FDG PET/CT (Pozitron

Emisyon Tomografi taraması ve Bilgisayarlı Tomografi) tetkikini sonuç kısmında “- Sağ meme dokusu üstorta kadranda düzensiz sınırlı maling natürde kitle lezyonu, – Sağ meme dokusu üst-iç kadranda düzensiz sınırlı iki adet nodüler-yumuşak doku lezyonu (maling), – İskelet sisteminde torakal 11 vertabra korpusta metastatik litik lezyon ile uyumlu tüm vücut 18F-FDG PET /CT bulguları.” Yazdığı, Görülmüştür.

2. 09/07/2021 tarihli ilk başvuru 10/08/2021 tarih ve S.21/18705 sayılı Gönderme Kararı ekinde Sağlık

Bakanlığına iletilmiş olup, başvurunun Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından gerekli inceleme yaptırılmak üzere Niğde İl Sağlık Müdürlüğüne gönderildiği anlaşılmıştır. Daha sonra da, Dr.

Öğr. Üyesi . . tarafından düzenlenen inceleme raporu adı geçen Müdürlük tarafından Kurumumuza iletilmiştir.

3. Başvuranın aynı konuda tarihinde Kurumumuza tekrar başvuru yaptığı görülmüş olup, başvuran ikinci başvurusunda ise özetle; şikâyetine istinaden 22/03/2021 tarihinde Niğde İl Sağlık

Müdürlüğünün gerekçeli cevabının tarafına ulaştığını, verilen cevabın talebini karşılamadığını, şikayetinin devam ettiğini, 08/02/2021 tarihinde bel ağrısı şikayeti nedeniyle annesine çekilen MR sonucunda kanser bulguları raporlanmasına rağmen Dr. tarafından ağrı kesici vererek eve gönderilmiş olması ve ileri tetkik için yönlendirilmemesi nedeniyle Mayıs 2021 de annesinde bel kemiği kırığı oluştuğunu, açık cerrahi ile müdahale edildiğini, bel kemiğine platinler takıldığını, 08/02/2021 tarihteki

MR tetkiki yapıldığı zaman vertabrada kırığı olmadığı için hem bir saatlik kısa bir operasyon ile kanserli hücrelerin yakılarak temizlenebileceğini hem de zarar görmüş kemiğin vertabroplasti tekniği ile basit bir şeklide ameliyat edilebileceğini iddia ederek, annesini ileri tetkik için yönlendirmeyen adı geçen Dr.

hakkında gerekenin yapılmasını talep etmiştir.

II. İDARENİN ŞİKÂYETE İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

4. Kurumumuzun 10/08/2021 tarih ve S.21/18705 sayılı Gönderme Kararı üzerine Sağlık Bakanlığı

Teftiş Kurulu Başkanlığının 12/08/2021 tarih ve – – sayılı yazısıyla konu ve ilgililer hakkında gerekli inceleme yaptırılmak üzere başvurunun Niğde İl Sağlık Müdürlüğüne gönderildiği ve adı geçen Müdürlüğün 17/03/2022 ve – – sayılı yazısı ekinde Dr. Öğr. Üyesi . .

tarafından düzenlenen 03/03/2022 tarihli İnceleme Raporunun Kurumumuza iletildiği görülmüş olup, İnceleme Raporunda özetle; 4.1. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Dr. ’in konuyla ilgili olarak; adı geçen hastanın 2 Şubat 2021 tarihinde baş ağrısı, bel ve bacak ağrısı şikayeti ile başvurduğunu, nörolojik muayenesinde kuvvet kaybı saptanmayan hastanın alt lomber bölgede ağrısı olduğunu, palpasyon ile artmadığını, radiküler denilen bacaklara yansıyan ağrılarının saptanmadığını, bel bölgesinden bacaklara yürümek ile artan ağrısı olduğunun öğrenildiğini, hastanın baş ağrısı şikayeti için beyin BT ve bel bacak ağrısı için lomber MR tetkiklerinin istendiğini, hastanın görüntüleme sürecinde ağrı şikayetlerinin azaltılması amacı ile reçete verildiğini, kontrole geldiğinde beyin BT tetkikinin yorumlanmış olduğunu, lomber MR tetkiki görüntülerinin değerlendirildiğini, görüntüleme alanına giren kesitlerde -lomber bölgede lomber 4-5 anulus fıbrosis yırtığı ve protrüzyon, lomber 5-S1 mesafesinde sol santrolateral disk kompleksi ve lateral reses basısı- olduğunun görüldüğünü, hastanın medikal tedaviden fayda gördüğünü öğrendiğini, hastaya ağrıların tekrarı veya farklı ağrı gelişmesi durumunda kontrol başvurusu önerildiğini, MR görüntülerinde esas inceleme alanı değerlendirildiğinde hastaya yanlış tanı konulmadığını, bel bacak ağrısına neden olacak lomber disk patolojilerinin ve dejenerasyonun olduğunun açık olduğunu, hastanın görüntü kesitleri değerlendirilerek lomber bölge tedavisinin düzenlendiğini, görüntüleme alanı dışında kalan torakal bölge için tedavi düzenlenmesinin mümkün olmadığını, meme kanseri tanı ve taramasının erken dönem mamografı ile tarama ve risk var ise meme ve aksilla USG ile ileri

tetkik yapılması şeklinde olduğunu, hastanın tanı sürecinin pandemi şartlarından dolayı hastaların rutin tarama tetkiklerine katılamaması hastaneye başvurularını ertelemeleri olduğunu, hastanın daha erken dönemde yıllık mamografı ve USG tetkikleri ile değerlendirilmesinin erken evrede tanı alıp tedavi başlanmasını sağlamakta öncelikli yöntem olduğunu, onkolojik hastalık risk grubundaki hastaların rutin taramalarını, en az gündelik poliklinik başvuruları kadar önemli olduğunu, hastanın medikal tedavisinin lumbaljiye uygun düzenlendiğini ve medikal tedavi bitiminde kontrol önerildiğini, hastanın geçmeyen ağrı ve şikayetleri için ileri tetkiklerin planlanmasının tarafınca kontrol önerisine uygun medikal ağrı tedavisi bitiminde poliklinik başvurusu yapması halinde sağlanabildiğini, mevcut MR görüntü alanı dışı torakal bölgedeki metastaz uyumlu lezyon için ek görüntülemeler planlanarak daha hızlı tanı almasına göre öncelikli sürecin yüksek risk grubundaki hastalarda rutin tarama yöntemleri ile erken evre tanı şansını koruduğunu belirttiği, 4.2. isimli hastanın 01.02.2021 tarihinde baş ağrısı, bel ve bacak ağrısı şikayetleri ile

Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Dr. ’e başvurduğu, yapılan muayenesi sonucunda

BT, beyin ve MR vertebra, lomber tetkiklerinin istendiği ve “vitamin eksikliği, tanımlanmamış, boyun ağrısı” tanıları ile reçetesinin düzenlendiği, ilgili hekim tarafından hastanın şikayetlerine yönelik tetkik incelemesinin yapıldığı ve tanısına uygun tedavisinin düzenlendiğinin anlaşıldığı, bahse konu MR raporunun 08/02/2021 tarihinde raporlandığı ve hastanın 10/02/2021 tarihinde Op. Dr.

’e kontrol muayenesi için başvurduğu, hastaya ait yapılan değerlendirmenin şikayeti doğrultusunda yapılarak uygun reçetesinin düzenlenmiş olması nedeniyle ek bir tedavi düzenlenmediği anlaşılmış olup, her ne kadar bahse konu şikayette Tll vertebra litik metastaz olarak belirtilmesine rağmen hastanın 30/05/2019 ve 31/05/2019 tarihlerinde Genel Cerrahi polikliniğinde “memenin diffüz kisti” tanısı ile meme doppler US ve mamagorafı çekimi yapıldığı ve rutin yıllık MG ve USG takibi önerilmesine rağmen hastanın 2020 yılı içerisinde herhangi bir başvurusunun bulunmadığının sistem kayıtlarından görüldüğü, 4.3. 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarmm Tarzı İcrasına Dair Kanun ve Tıbbi Deontoloji

Nizamnamesinin ilgili hükümleri ile doktorların hastaların teşhisinin konulması ve uygulanacak tedavi yönteminin belirlenmesi ile ilgili olarak yetkilendirildikleri, Tıbbi Deontolojinin genel olarak, hekimin mesleki etkinlikleri sırasında hastasına, hasta sahibine, meslektaşlarına ve topluma karşı uymak ve uygulamak zorunda olduğu kurallar, tutum ve davranışların normatif bilgisi olarak tanımlandığını, ayrıca

Hasta Hakları Yönetmeliğinin “Hastanın Uyması Gereken Kurallar” başlıklı Madde 42/A maddesinde hastanın sağlık hizmeti alırken uyacağı kuralların “a) Başvurduğu sağlık kurum ve kuruluşunun kural ve uygulamalarına uygun davranır ve katılımcı bir yaklaşımla teşhis ve tedavi ekibinin bir parçası olduğu bilinciyle hareket eder, b) Yakınmalarını, daha önce geçirdiği hastalıkları, gördüğü tedavileri ve tıbbi müdahaleleri, eğer varsa halen kullandığı ilaçları ve sağlığıyla ilgili bilgileri mümkün olduğunca eksiksiz ve doğru olarak verir, c) Hekim tarafından belirlenen sürelerde kontrole gelmeli ve tedavisinin gidişatı hakkında geri bildirimlerde bulunur, ç) Randevu tarih ve saatine uyar ve değişiklikleri ilgili yere bildirir, d) ilgili mevzuata göre öncelik tanınan hastalar ile diğer hastaların ve personelin haklarına saygı gösterir, e) Personele sözlü ve fiziki saldırıya yönelik davranışlarda bulunmaz, f) Haklarının ihlal edildiğini düşündüğünde veya sorun yaşadığında hasta hakları birimine başvurur” olarak belirtildiği 4.4. Anılan mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, hekimin, hastaya uygulayacağı tedaviyi belirlerken mesleki bilgisi ve vicdanı ile hareket edeceği, hastalıklara tanı koyma hakkına sahip olan hekimin, bunun için gerekli yolları kullanabileceği sonucuna ulaşılmakta olduğundan isimli hastaya uygulanan tedavinin tıbbi teamüllere uygun olmadığına dair herhangi bir durum tarif edilmediği, Değerlendirilerek, Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Dr. hakkında herhangi bir disiplin işlemi yapılmasına gerek olmadığı yönünde kanaat bildirildiği anlaşılmıştır.

5. Ayrıca, Kurumumuzun 04/04/2022 tarih ve sayılı yazısı ile Niğde İl Sağlık

Müdürlüğünden bilgi ve belge talep edilmiş olup, adı geçen Müdürlüğün 22/04/2022 tarih ve – sayılı cevabi yazısı ekindeki M.R. Sonuç Raporunda; “Lomber lordoz korunmuştur.

Vertabra korpus yükseklikleri ve dizilimleri doğaldır.

İntervertebral disklerde dejenerasyon ile uyumlu T2 imajlarda sinyal kaybı ve vertabra korpus köşelerinde osteofitil değişiklikler mevcuttur. T11 vertabra sağ posterolateralinde 20×24 mm ebadında

T1A sekanslarda hipointens, T2A sekanslarda hiperintens litik alan metastaz açısından anlamlı bulunmuştur. Klinik bulgular ile birlikte değerlendirilmesi önerilir. Litik alanın hafif vertabra korpusunda balonlaşmaya yol açtığı gözlenmiştir. Disk yükseklikleri normaldir.

L4-5 diskinde posterosantral anulus fibrosus yırtığı ve protrüzyon izlenmiş olup epidural yağlı alan basılıdır.

L5-S1 diskinde sol santrolateral disk osteofit kompleksi, lateral reses hafif basılıdır.

İnceleme alanına giden spinal kord ve konuş medullaris intensitesi homojendir.

Spinal kord L1 düzeyinde sonlanmaktadır.

Paraspinal yumuşak dokular doğaldır.

* Değerlendirme mevcut teknik olanaklar ve güncel tıbbi bilgiler doğrultusunda yapılmıştır. İncelemenin hastanın klinik, muayene, laboratuar ve varsa patoloji bulguları ile birlikte değerlendirilmesi önerilir.”

Yazdığı görülmüştür.

III. İLGİLİ MEVZUAT

6. Anayasamızın 6.1. “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17’inci maddesi; “Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir. …” 6.2. “Sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması” başlıklı 56 ncı maddesi; “ Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir. Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler. Devlet, bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getirir. Sağlık hizmetlerinin yaygın bir şekilde yerine getirilmesi için kanunla genel sağlık sigortası kurulabilir” 6.3. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesi; “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…” 7. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrası; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” 8. 6098 sayılı Borçlar Kanununun 506’ncı maddesi; “Vekil, vekâlet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlüdür. Ancak vekile yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hâllerde vekil, işi başkasına yaptırabilir. Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini

gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür. Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır.” 9. 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunun 69’uncu maddesi; “Tabipler, diş tabipleri, dişçiler ve ebeler bu kanunda tasrih edilmiyen ve sair kavanin ve nizamat ile kendilerine tevdi edilmiş olan bilcümle vezaifin ifasiyle mükelleftirler.

10. Tıbbi Deontoloji Nizamnamesinin:

10.1. 2’nci maddesi; “Tabip ve diş tabibinin başta gelen vazifesi, insan sağlığına, hayatına ve şahsiyetine ihtimam ve hürmet göstermektir. Tabip ve diş tabibi; hastanın cinsiyeti, ırkı, milliyeti, dini ve mezhebi, ahlâki düşünceleri, karakter ve şahsiyeti, içtimai seviyesi, mevkii ve siyasi kanaatı ne olursa olsun, muayene ve tedavi hususunda âzami dikkat ve ihtimamı göstermekle mükelleftir. ” 10.2. 6’ncı maddesi; “Tabip ve diş tabibi, sanat ve mesleğini icra ederken, hiç bir tesir ve nüfuza kapılmaksızın, vicdanî ve meslekî kanaatına göre hareket eder. Tabip ve diş tabibi, tatbik edeceği tedaviyi tâyinde serbesttir. ” 10.3. 13’üncü maddesi; “Tabip ve diş tabibi, ilmî icaplara uygun olarak teşhis koyar ve gereken tedaviyi tatbik eder. Bu faaliyetlerinin mutlak surette şifa ile neticelenmemesinden dolayı, deontoloji bakımından muaheze edilemez. ”

11. Hasta Hakları Yönetmeliğinin:

11.1. “Tıbbi Gereklere Uygun Teşhis, Tedavi ve Bakım” başlıklı 11’inci maddesi; “Hasta, modern tıbbi bilgi ve teknolojinin gereklerine uygun olarak teşhisinin konulmasını, tedavisinin yapılmasını ve bakımını istemek hakkına sahiptir. Tababetin ilkelerine ve tababet ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı veya aldatıcı mahiyette teşhis ve tedavi yapılamaz.” 11.2. “Kayıtları İnceleme” başlıklı 16’ncı maddesi; “Hasta, sağlık durumu ile ilgili bilgiler bulunan dosyayı ve kayıtları, doğrudan veya vekili veya kanuni temsilcisi vasıtası ile inceleyebilir ve bir suretini alabilir. Bu kayıtlar, sadece hastanın tedavisi ile doğrudan ilgili olanlar tarafından görülebilir.” 11.3. “Müracaat, Şikayet ve Dava Hakkı” başlıklı 42’nci maddesi; “ Hastanın ve hasta ile ilgili bulunanların, hasta haklarının ihlali halinde, mevzuat çerçevesinde her türlü müracaat, şikayet ve dava hakları vardır.”, 11.4. “Hastanın Uyması Gereken Kurallar” başlıklı 42/A maddesi; “(Ek:RG-8/5/2014-28994) Hasta sağlık hizmeti alırken aşağıdaki kurallara uyar: a) Başvurduğu sağlık kurum ve kuruluşunun kural ve uygulamalarına uygun davranır ve katılımcı bir yaklaşımla teşhis ve tedavi ekibinin bir parçası olduğu bilinciyle hareket eder. b) Yakınmalarını, daha önce geçirdiği hastalıkları, gördüğü tedavileri ve tıbbi müdahaleleri, eğer varsa halen kullandığı ilaçları ve sağlığıyla ilgili bilgileri mümkün olduğunca eksiksiz ve doğru olarak verir. c) Hekim tarafından belirlenen sürelerde kontrole gelmeli ve tedavisinin gidişatı hakkında geri bildirimlerde bulunur. ç) Randevu tarih ve saatine uyar ve değişiklikleri ilgili yere bildirir.

d) İlgili mevzuata göre öncelik tanınan hastalar ile diğer hastaların ve personelin haklarına saygı gösterir.

e) Personele sözlü ve fiziki saldırıya yönelik davranışlarda bulunmaz. f) Haklarının ihlal edildiğini düşündüğünde veya sorun yaşadığında (Değişik İbare:RG-23/12/2016-29927) hasta hakları birimine başvurur.” 12. 6023 sayılı Türk Tabipler Birliği Kanununa dayanılarak çıkarılan ve Türk Tabipler Birliği Büyük

Kongresinde kabul edilen Hekimlik Meslek Etiği Kurallarının:

12.1. 8’inci maddesi: “Hekim, mesleğini uygularken vicdani ve mesleki bilimsel kanaatine göre hareket eder. ”

12.2. 13’üncü maddesi: “Bilgisizlik, deneyimsizlik ya da ilgisizlik nedeniyle bir hastanın zarar görmesi

“hekimliğin kötü uygulaması” anlamına gelir. ”

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ

13. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; hazırlanan “Tavsiye Önerisi” Kamu Başdenetçisi ’ne sunulmuştur

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 14. Başvuran özetle: annesinin bel ağrısı şikayetiyle başvurduğu Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Tıp

Fakültesi Hastanesinde Dr. tarafından muayene edilerek ilaç tedavisi verildiğini ve

MR tetkiki istendiğini, 08/02/2021 tarihli MR raporunda ‘T11 vertebralitik metastaz’ açık açık raporlanmasına rağmen adı geçen doktorun annesini fıtık teşhisiyle fizik tedavi ve ilaç tedavisi önererek eve gönderdiğini, daha sonra şikayetlerinin artması üzerine Kayseri İlinde farklı bir hastanedeki muayenesi sonrasında ileri evre meme kanseri teşhisi konulduğunu, Mayıs 2021 tarihinde annesinde bel kemiği kırığı oluştuğunu, açık cerrahi ile müdahale edildiğini, bel kemiğine platinler takıldığını, 08/02/2021 tarihteki

MR tetkiki yapıldığı zaman -vertabrada kırığı olmadığı için bir saatlik kısa bir operasyon ile hem kanserli hücrelerin yakılarak temizlenebilmesinin hem de zarar görmüş kemiğin vertabroplasti tekniği ile basit bir şeklide hayatına devam edebilmesinin- adı geçen hekimin ileri tetkik için yönlendirmemesi nedeniyle engellenmiş olduğunu iddia ederek, bu konuda hekimin kusurunun bulunup bulunmadığının değerlendirilmesini ve hekimin kusuru var ise gerekli idari yaptırımların uygulanmasını talep etmiştir.

15. Başvuru konusuyla ilgili olarak, Niğde İl Sağlık Müdürlüğü tarafından konuyla ilgili incelemeci görevlendirdiği ve inceleme raporunda özetle; adı geçen hastanın 01/02/2021 tarihinde baş ağrısı, bel ve bacak ağrısı şikayetleri ile Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Dr. ’e başvurduğu, yapılan muayenesi sonucunda BT, beyin ve MR vertebra, lomber tetkiklerinin istendiği ve “vitamin eksikliği, tanımlanmamış, boyun ağrısı” tanıları ile reçetesinin düzenlendiği, ilgili hekim tarafından hastanın şikayetlerine yönelik tetkik incelemesinin yapıldığı ve tanısına uygun tedavisinin düzenlendiği, bahse konu MR raporunun 08/02/2021 tarihinde raporlandığı ve hastanın 10/02/2021 tarihinde Op. Dr.

’e kontrol muayenesi için başvurduğu, hastaya ait yapılan değerlendirmenin şikayeti doğrultusunda yapılarak uygun reçetesinin düzenlenmiş olması nedeniyle ek bir tedavi düzenlenmediği, her ne kadar bahse konu şikayette “T11 vertebra litik metastaz” olarak belirtilmesine rağmen hastanın 30/05/2019 ve 31/05/2019 tarihlerinde Genel Cerrahi polikliniğinde “memenin diffüz kisti” tanısı ile meme doppler US ve mamagorafı çekimi yapıldığı ve rutin yıllık MG ve USG takibi önerilmesine rağmen hastanın

2020 yılı içerisinde herhangi bir başvurusunun bulunmadığı, hekim tarafından hastaya uygulanan tedavinin

tıbbi teamüllere uygun olmadığına dair herhangi bir durumun tarif edilmediği değerlendirmesi yapılarak

Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Dr. hakkında herhangi bir disiplin işlemi yapılmasına gerek olmadığı yönünde kanaat bildirildiği anlaşılmıştır.

16. 1219 sayılı Kanunda “tıbbi kötü uygulama”, Hekimlik Mesleği Etik Kurallarında ise “hekimliğin kötü uygulaması” olarak ifadesini bulan malpraktis; 1992 yılında yapılan 44. Dünya Tabipler Birliğinin Genel

Kurulunda kabul edilen, Tıpta Yanlış Uygulama (Malpraktis) Konulu Marbella Bildirgesinin 2’nci maddesinin (a) fıkrasında; hekimin tedavi sırasında standart uygulamayı yapmaması, beceri eksikliği veya hastaya tedavi vermemesi ile oluşan “zarardır” şeklinde tanımlanmıştır. Geniş anlamda ele alındığında; ihmal, dikkatsizlik, bilgisizlik, beceri eksikliği ve hasta bakımında yetersizlik neticesinde malpraktis ortaya çıkmakta ve hekimin sorumluluğuna gidilebilmektedir. Ayrıca hekimin sorumluluğundan bahsedebilmemiz için hekimin kusurunun bulunması, bir zararın doğması ve kusur ile zarar arasında neden sonuç ilişkisi (uygun illiyet bağı) bulunması gerekmektedir.

17. Hekimin sorumluluktan kurtulabilmesi mesleki bilgisinin gerektirdiği tıbbi standartları sağlaması ve genel hayat tecrübesine göre herkese yüklenebilecek dikkat ve özeni göstererek tedaviyi uygulaması zorunludur. Hekimin özen borcu açısından görev yaptığı sağlık kuruluşunun özel ya da kamu hastanesi olması sonucu değiştirmez. Hekim, somut olayın özelliklerine uygulaması gereken tıbbi standartların altında bir uygulama yapmış ise sorumluluğuna gidilir.

18. Genel olarak, hekim ve hastasından beklenilen davranışalar şunlardır:

18.1. Hekim, hastasının hastalık öyküsünü dinler (anamnezini alır); muayenesini yapar; tanı metotlarını kullanarak teşhisini koyar; hastasını bilgilendirerek mesleki bilgisi çerçevesinde tedaviyi uygular ve takibini yapar.

18.2. Hasta da, teşhis ve tedavi ekibinin bir parçası olduğu bilinciyle hareket eder; yakınmalarını, daha önce geçirdiği hastalıkları, gördüğü tedavileri ve tıbbi müdahaleleri, eğer varsa halen kullandığı ilaçları ve sağlığıyla ilgili bilgileri mümkün olduğunca eksiksiz ve doğru olarak verir; hekim tarafından belirlenen sürelerde kontrole çağrılmış ise gelir; tedavisinin gidişatı hakkında geri bildirimlerde bulunur.

19. Hekimin özen borcu ile ilgili olarak Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 202/4577 E. ve 202/6301 K. Sayılı kararında; “Vekil, vekalet görevine konu işi görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden sorumlu değil ise de, bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın, yaptığı iş ve işlemlerin, davranışların özenli olmayışından doğan zararlardan dolayı sorumludur. Mesleki iş gören vekil özenle davranmak zorunda olup, en hafif kusurundan bile sorumludur (BK 321/1 md)(TBK 400). O nedenle doktor ve hastanenin meslek alanı içinde olan bütün kusurları hafif de olsa sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir. Vekil, hastanın zarar görmemesi için, mesleki tüm şartları yerine getirmek, hastanın durumunu tıbbi açıdan zamanında ve gecikmeksizin saptayıp, somut durumunun gerektirdiği önlemleri eksiksiz bir şekilde almak, uygun tedaviyi de yine gecikmeden belirleyip uygulamak zorundadır. Asgari düzeyde dahi olsa bir tereddüt doğuran durumlarda, bu tereddütü ortadan kaldıracak araştırmaları yapmak ve bu arada da koruyucu tedbirleri almakla yükümlüdür. Çeşitli tedavi yöntemleri arasında bir seçim yapılırken, hastanın ve hastalığın özellikleri göz önünde tutulmak, onu risk altına sokacak tutum ve davranışlardan kaçınmak ve en emin yol seçilmek gerekir. Gerçekten de müvekkil (hasta) mesleki bir iş gören vekilden, tedavinin bütün aşamalarında titiz bir ihtimam ve dikkat beklemek hakkına sahiptir. Gereken özen görevini göstermeyen vekil, BK 394/1(TBK 510) maddesi hükmü uyarınca, vekaleti gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır.” denilmektedir. (kaynak: corpus.com.tr., erişim tarihi:16/08/2022)

20. Somut olayda; Dr. ’in 01/02/2021 tarihinde “baş ağrısı, bel ve bacak ağrısı” şikayetleri ile başvuran hastaya 08/02/2021 tarihli MR tanı metodu neticesinde “vitamin eksikliği, tanımlanmamış, boyun ağrısı” tanıları ile reçete düzenlendiği, söz konusu MR sonuç raporunda

“…metastaz açısından anlamlı bulunmuştur…” yazmasına rağmen bu değerlendirmeye yönelik herhangi bir açıklama yapılmadığı ve hastanın ileri tetkik için hastayı yönlendirmediği, daha sonra şikayetlerinin artması üzerine Kayseri İlinde farklı bir hastanedeki muayenesi sonrasında ileri evre meme kanseri teşhisi konulduğunu, Kayseri Acıbadem Hastanesinden alınan onay tarihi 14/04/2021 olan 18F-FDG PET/CT (Pozitron Emisyon Tomografi taraması ve Bilgisayarlı Tomografi) tetkikini sonuç kısmında kanser hastalığına ilişkin ifadeler yer aldığı, dolayısıyla tanıda gecikme nedeniyle hastanın daha ağır bir ameliyat geçirmesine sebebiyet verdiği iddia edilmiştir.

21. Konuyu incelemekle görevlendirilen Dr. Öğr. Üyesi . . tarafından; Dr. K’in hastanın şikayetlerine yönelik tetkik incelemesini yaptığı ve tanısına uygun tedavisini düzenlendiği, 30/05/2019 ve 31/05/2019 tarihlerinde Genel Cerrahi Polikliniğince “memenin diffüz kisti” tanısı konulan hastanın rutin yıllık MG ve USG takibi önerilmesine rağmen 2020 yılı içerisinde herhangi bir başvurusunun bulunmadığı, mevcut MR görüntü alanı dışı torakal bölgedeki metastaz uyumlu lezyon için ek görüntülemeler planlanarak daha hızlı tanı almasına göre öncelikli sürecin yüksek risk grubundaki

hastalarda rutin tarama yöntemleri ile erken evre tanı şansını koruduğu belirtilerek Dr.

tarafından hastaya uygulanan tedavinin tıbbi teamüllere uygun olmadığına dair herhangi bir durumun tarif edilmediği değerlendirmesiyle adı geçen hekime disiplin yönünden işlem yapılmasına gerek olmadığı yönünde kanaat bildirildiği görülmüştür.

22. Dr. ’nin, özen borcunun gereği olarak, hastanın 08/02/2021 tarihli lomber MR sonuç raporunda yer alan kanser bulgularını da değerlendirerek hastayı bilgilendirmesi gerekirken bilgilendirmediği ve ileri tetkik için yönlendirmesi gerekirken yönlendirmediği kanaati oluşmuştur. Her ne kadar 03/03/2022 tarihli İnceleme Raporunda (4.1 nolu prg) “hastanın görüntü kesitleri değerlendirilerek lomber bölge tedavisinin düzenlendiğini, görüntüleme alanı dışında kalan torakal bölge için tedavi düzenlenmesinin mümkün olmadığı” belirtilmekte ise de, adı geçen hekimden, kendi uzmanlık alanı dışında bir tedavi planlaması yapması beklenilmemekte olup, teşhis için kullanmış olduğu lomber MR raporunda yer alan kanser bulguları hakkında hastasını bilgilendirerek ileri tetkik için yönlendirmesi beklenilmektedir. Diğer yandan 30/05/2019 ve 31/05/2019 tarihlerinde Genel Cerrahi Polikliniğince

“memenin diffüz kisti” tanısı konulan hastanın rutin yıllık MG ve USG takibi önerilmesine rağmen 2020 yılı içerisinde herhangi bir başvurusunun bulunmadığı hususuna ilişkin olarak ise; 6098 sayılı Türk Borçlar

Kanununun 52 nci maddesi gereğince zarar görenin zararın doğmasında ya da artmasında etkisi var ise bu durumun tazminatın belirlenmesi aşamasında değerlendirilmesi gerekeceği değerlendirilmektedir.

23. Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden, 23.1. Dr. ’nin, özen borcunun gereği olarak, hastanın 08/02/2021 tarihli lomber MR sonuç raporunda yer alan kanser bulgularını değerlendirerek hastayı bilgilendirmesi gerekirken bilgilendirmediği ve ileri tetkik için yönlendirmesi gerekirken yönlendirmediği, dolayısıyla somut olayda hekimin MR sonuç raporunda yer alan kanser bulgularını değerlendirerek hastayı bilgilendirme ve ileri tetkik için yönlendirme hususlarında kusurlu davrandığı; 23.2. Diğer yandan adı geçen hekimin hastayı bilgilendirme ve yönlendirme görevini yerine getirmediği açık olduğundan, hastanın (başvuranın annesi) hastalığın tedavisine geç başladığı, bu nedenle hastayı yönlendirme görevinin yapılmamasının hastalığın yayılmasına da etki edebileceği düşünülmekle birlikte, somut olayda bu hususun belirlenmesinin uzmanlık gerektirdiği, dolayısıyla 08/02/2021 tarihi (lomber MR sonuç raporunun tarihi) ile başvuranın hastalığını öğrendiği 14/04/2021 (Kayseri Acıbadem Hastanesinden onay tarihi 14/04/2021 olan 18F-FDG PET/CT Pozitron Emisyon Tomografi taraması ve Bilgisayarlı

Tomografi tetkikinin tarihi) tarihleri arasında hastalığın ilerleyip ilerlemediği veya ne kadar ilerlediği hususlarında adı geçen hekimin kusurunun bulunup bulunmadığının tespit edilemediği, sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 24. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiştir. .Dosya kapsamında ilgili idarece bahse konu ilkelere aykırı davranıldığına dair herhangi bir tespit yapılmamıştır.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

25. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse varsa dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Niğde İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçeler ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN KISMEN KABULÜ KISMEN

REDDİNE;

Somut olayda başvuranın annesinin hastalığının ilerlemesinde adı geçen doktorun kusurunun bulunup bulunmadığına ilişkin tespit yapılamadığından başvuranın bu husustaki talebinin REDDİNE, 08/02/2021 tarihli MR yer alan kanser bulgularıyla ilgili herhangi bir bilgilendirme ve yönlendirme yapılmaması sebebiyle adı geçen hekimin özen yükümlülüğünü yerine getirmediği değerlendirildiğinden, bu yönden konuyla ilgili yeniden inceleme yapılması hususunda SAĞLIK BAKANLIĞINA

TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, SAĞLIK

BAKANLIĞI tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın Başvurana, Sağlık Bakanlığına ve Niğde İl Sağlık Müdürlüğü tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi