|
ÖZET: Halk plajlarında can ve mal güvenliğinin sağlanması, herhangi bir kurum veya kişi tarafından işletilmeyen bu alanlarda önemli bir konu olarak öne çıkmaktadır. T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, bu plajlarda yaşanabilecek boğulma vakalarının önlenmesi için her yıl Valilik Koordinasyonu altında hangi kurumların görevlendirileceğini belirlemektedir. Ancak, bazı durumlarda büyükşehir ve ilçe belediyeleri arasında yetki karmaşası yaşanmakta ve bu durum, belediyelerin sorumluluk almaktan kaçınmasına yol açmaktadır.
5393 sayılı Belediye Kanunu, belediyelerin yerel ihtiyaçları karşılama konusunda her türlü faaliyette bulunabileceğini belirtirken, 5216 sayılı Kanun ise büyükşehir ve ilçe belediyeleri arasındaki görev paylaşımını düzenlemektedir. Bu çerçevede, büyükşehir belediyeleri, hizmetlerin yerine getirilmesi konusunda uyum ve koordinasyonu sağlamakla yükümlüdür. Ayrıca, 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu, valiye kamu düzeni ve güvenliğini sağlamak amacıyla gerekli tedbirleri alma yetkisi vermektedir. Sonuç olarak, halk plajlarında can ve mal güvenliğinin sağlanması, yerel yönetimlerin işbirliği ve koordinasyonu ile mümkün olmaktadır. Bu bağlamda, belediyelerin sorumlulukları ve valinin yetkileri, güvenliğin artırılması adına önemli bir rol oynamaktadır. |
Özet: Herhangi bir kurum ya da kişi tarafından işletilmeyen halk plajlarında can ve mal güvenliğinin sağlanması hakkında.
T.C.
ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI
Yerel Yönetimler Genel Müdürlüğü
Sayı :14399437/257469 04/11/2019
Konu :Plajlarda Can ve Mal Güvenliğinin
Sağlanması
…VALİLİĞİNE
(Tekirdağ Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü)
İlgi: . tarihli ve . sayılı yazınız.
İlgi yazınızda özetle; Plaj olarak vatandaşlarımızın kullandığı, resmi bilgi ve belge üzerinden incelendiğinde herhangi bir plaj işletmecisinin olmayan, Milli Emlak Müdürlüğü tarafından da herhangi bir belediyeye (Büyükşehir ya da ilgili ilçe belediyesine) işletmeciliği devredilmemiş plajlarda boğulma vakalarının önüne geçilmesi adına her yıl Valilik Koordinasyonunda hangi kurumun görevlendirileceğinin belirlendiği; öte yandan bazı durumlarda Büyükşehir ve İlçe Belediyeleri arasında bu anlamda yetki ve görev karmaşası yaşandığı ve belediye mevzuatına atfen bu hususta sorumluluk almaktan kaçındıklarının gözlemlendiği belirtilerek konuya ilişkin Bakanlığımız görüşü talep edilmiştir.
Bilindiği üzere 5393 sayılı Belediye Kanununun, Belediyenin yetki ve imtiyazlarını düzenleyen 15 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde; belediyelerce belde sakinlerinin mahallî müşterek nitelikteki ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla her türlü faaliyet ve girişimde bulunulabileceği düzenlenmiştir.
Diğer taraftan 5216 sayılı Kanunun 7 inci maddesi büyükşehir ve ilçe belediyelerinin görev ve sorumluluklarını düzenlemiş, büyükşehir belediyeleri ve büyükşehir ilçe belediyeleri arasındaki görev paylaşımı da aynı maddede belirlenmiş; ayrıca mezkur Kanunun 27 inci maddesi ile de Büyükşehir kapsamındaki belediyeler arasında hizmetlerin yerine getirilmesi bakımından uyum ve koordinasyonun büyükşehir belediyesi tarafından sağlanacağı, büyükşehir belediyesi ile ilçe belediyeleri veya ilçe belediyelerinin kendi aralarında hizmetlerin yürütülmesiyle ilgili ihtilaf çıkması durumunda, büyükşehir belediye meclisinin yönlendirici ve düzenleyici kararlar almaya yetkili olduğu belirtilmiştir.
Öte yandan 5442 sayılı İl İdaresi Kanununun 11 inci maddesinin (H) bendi “Vali, kamu düzenini ve güvenliğini veya kişilerin can ve mal emniyetini sağlamak amacıyla aldığı tedbir ve kararların uygulanması için adli kuruluşlar ile (D) fıkrası hükmü saklı kalmak kaydıyla askerî kuruluşlar dışında, mahallî idareler dâhil bütün kamu kurum ve kuruluşlarının itfaiye, ambulans, çekici, iş makinesi ve tedbirlerin zorunlu kıldığı diğer araç ve gereçlerinden yararlanabilir, personeline görev verebilir. Kamu kurum ve kuruluşları, valinin bu konudaki emir ve talimatlarını yerine getirmek zorundadır. Aksi takdirde vali, emir ve talimatlarını kolluk aracılığıyla uygular. Bu fıkradaki yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya geciktirilmesi sebebiyle oluşan kamu zararı ile gerçek ve tüzel kişilerin Devlet tarafından karşılanan zararları ilgili idarece genel hükümlere göre sorumlu kamu görevlilerinden tazmin edilir.” hükmünü amirdir.
İlgili mevzuat hükümlerinin incelenmesinden herhangi bir kurum ya da kişi tarafından işletilmeyen halk plajlarında can ve mal güvenliğinin sağlanması hususunda Belediyelerin görevli olmadığı değerlendirilmekle beraber halk plajlarında boğulma vakalarının önüne geçilmesi için tedbir alınması hususu mahalli ve müşterek bir ihtiyaç niteliğinde ise belediyelerin bu konuda her türlü faaliyet ve girişimde bulunabileceği, büyükşehir belediyesi ile ilçe belediyeleri veya ilçe belediyelerinin kendi aralarında hizmetlerin yürütülmesiyle ilgili ihtilaf çıkması durumunda, büyükşehir belediye meclisinin yönlendirici ve düzenleyici kararlar almaya yetkili olduğu açıktır. Öte yandan halkın can ve mal güvenliği söz konusu olduğunda 5442 sayılı Kanunun 11 inci maddesinin (H) bendi çerçevesinde Valinin Belediyelere doğrudan emir ve talimat verebileceği ve mezkur madde kapsamında işlem tesis edebileceği mütalaa edilmektedir.
Bilgi edinilmesini rica ederim.
Bakan a.
Genel Müdür