|
ÖZET: Başvuran, 672 Sayılı KHK ile kamu görevinden ihraç edilip cezaevinde tutuklu bulunduğunu, kapatılan Bank Asya’daki nakit parası ve altınının 47.000 TL olarak Vakıf Katılım Bankası’na aktarıldığını belirtmiştir. Ancak, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından hesaplarına bloke konulması nedeniyle bu meblağın kendisine ödenmediğini ifade ederek, blokenin kaldırılmasını talep etmiştir.
TMSF, Bank Asya’nın faaliyet izninin kaldırılmasının ardından, hesapların FETÖ/PDY ile bağlantılı olup olmadığını incelemek üzere bir komisyon kurmuş ve bu süreçte bazı hesaplara bloke tesis edilmiştir. Başvuranın hesapları da bu kapsamda değerlendirilmiş, yapılan incelemeler sonucunda bloke işleminin hukuka uygun olduğu tespit edilmiştir. TMSF, bloke işleminin devam etmesinin kamu yararına hizmet ettiğini ve bu durumun Anayasa’nın öngördüğü hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması şartlarına uygun olduğunu belirtmiştir. Sonuç olarak, başvuranın talebi, ilgili mevzuat ve incelemeler doğrultusunda reddedilmiş, blokenin kaldırılması için gerekli koşulların sağlanmadığı ifade edilmiştir. Başvuran, bu karara karşı idare mahkemesinde dava açma hakkına sahiptir. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2020/6871-S.20.10892
BAŞVURU NO : 2019/20131
KARAR TARİHİ : 04/05/2020
RET KARARI
TASARRUF MEVDUATI SİGORTA FONU
BAŞVURUYA KONU İDARE :
BAŞKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Şikâyetçinin, hesabındaki bloke kaydının kaldırılması talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 19/11/2019
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1) Başvuran başvurusunda özetle; 672 Sayılı KHK ile kamu görevinden ihraç edildiğini ve halen
cezaevinde tutuklu bulunduğunu belirterek kapatılan Bank Asya Katılım Bankasında bulunan nakit parası ve altınının TL cinsinden mevduata dönüştürülerek 47.000 TL olarak Vakıf Katılım
Bankasına aktarıldığını ancak TMSF tarafından hesaplarına bloke konulması nedeniyle hesabındaki altın ve TL’nin tarafına ödenmediğini, bu sebeple mağdur olduğunu ifade ederek mevduatının tarafına ödenmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2) Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Tasarruf Mevduatı Sigorta
Fonu Başkanlığından 16/1/2020 tarihli ve sayılı yazı ile bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Başkanlığının 20/2/2020 tarihli ve E.
sayılı cevabi yazısında özetle; Vedat Çakcı’nın da aralarında bulunduğu bazı şahıslar adına Bank Asya nezdinde açılmış hesaplarda bulunan katılım fonu tutarının 5411 sayılı
Bankacılık Kanununun 63 üncü maddesi ile Faaliyeti Kaldırılan Bankalardaki Sigortalı
Mevduat ve Sigortalı Katılım Fonunun Ödenmesi ile Bu Bankaların İflas ve Tasfiyesine İlişkin
Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 10 uncu maddesi hükümleri çerçevesinde ve Bank
Asya Teftiş Kurulu Başkanlığınca düzenlenen raporlar doğrultusunda Tasarruf Mevduatı
Sigorta Fonu (TMSF) Kurulu kararıyla bloke tesis edilerek blokeli halde Vakıf Katılıma aktarıldığı,
3) Söz konusu “TMSF Blokesi-Teftiş” başlıklı blokenin idari nitelikle olup yargı mercilerinin
verdiği kararlardan bağımsız olarak devam etmesinin mümkün olduğu, bununla birlikte, bloke konulduktan sonra tedbir amaçlı bloke tesis edilmesini gerektiren koşulların devam edip etmediğine yönelik güncelleme çalışmalarına belirli aralıklarla devam edildiği, inceleme ve değerlendirmeler sonucunda idari nitelikteki blokelerin kaldırıldığı, nitekim son olarak, TMSF
Kurulunun 14/11/2019 tarihli ve 2019/543 sayılı kararıyla “Takip eden dönemde karşılaşılması muhtemel benzer durumlara ilişkin olarak, haklarında FETÖ/PDY terör örgütü kapsamında devam eden başkaca bir ceza davası veya savcılık soruşturması olmaması kaydıyla, şahsıyla alakalı yürütülen FETÖ/PDY yargılamaları, -takipsizlik, beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, hüküm verilmesine yer olmadığı- kararlarından (kesinleşme aranmaksızın) herhangi biri ile neticelenen mudilere veya haklarındaki yargılama devam etse bile sigortalı katılım fonu tutarları üzerinde tesis edilmiş olan mahkeme/savcılık tedbirleri sonradan yine yargı mercilerince kaldırılan mudilere ait sigortalı katılım fonu tutarları üzerinde tesis edilen “TMSF
Blokesi-Teftiş” başlıklı blokelerin kaldırılmasına ” karar verildiği,
4) TMSF Kurulu kararı ile tesis edilen söz konusu blokelerden bugüne kadar önemli bir
bölümünün süreç içerisinde yapılan ilave incelemeler ve tespitler doğrultusunda kaldırıldığı, konuya ilişkin çalışmaların halihazırda 2019/543 sayılı TMSF Kurulu kararında belirtilen kriterler çerçevesinde yürütüldüğü, bu itibarla, bahsi geçen TMSF Kurulu kararına konu isimlerin belirlenmesinde, Adalet Bakanlığının ilgili birimi tarafından TMSF’ye gönderilen, ceza davalarına ve soruşturmalara ilişkin verilerin esas alındığı, söz konusu verilerden
’nın 2019/543 sayılı TMSF Kurulu kararı içeriğinde belirtilen kriterleri sağlamadığının tespit edildiği, diğer taraftan, anılan mudinin 2019/543 sayılı TMSF
Kurulu kararı içeriğinde belirtilen kriterleri sağlaması halinde, durumunun tekrar değerlendirilmesinin her zaman için mümkün bulunduğu;
5) Kurumumuzca 08/11/2019 tarihli ve 2019/18831 Başvuru No.lu dosya hakkında
verilen Gönderme Kararına TMSF tarafından verilen 20/11/2019 tarihli ve 24064 sayılı cevapta, Sigortaya Tabi Mevduat ve Katılım Fonları ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunca
Tahsil Olunacak Primlere Dair Yönetmeliğin 6’ncı maddesi hükmü gereği, Bank Asya nezdinde bulunan sigortalı kıymetli maden cinsinden hesapların Türk Lirası karşılıklarının anılan Bankanın faaliyet izninin kaldırıldığı 22/07/2016 tarihindeki Merkez Bankası döviz alış kurları ve İstanbul Altın Borsası seans kapanış fiyatı esas alınarak belirlendiği ve TMSF tarafından ödenmek üzere 02/12/2016 tarihinde Vakıf Katılım Bankası A.Ş.’ye (Vakıf
Katılım) aktarıldığı, söz konusu katılım fonu tutarı üzerinde dayanağını bankacılık mevzuatından alan ve TMSF Kurulu kararı ile tesis edilmiş bloke devam ettiğinden söz konusu katılım fonu ile ilgili olarak herhangi bir ödeme yapılmasının mümkün bulunmadığı açıklamalarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
6) 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasasının
6.1.) “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13 üncü maddesinde, “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”, 6.2.) “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35 inci maddesinde, “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”, 6.3.) “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde; “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…”,
7) 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun
Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,
8) 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununun,
8.1.) “Mevduatın ve katılım fonunun sigortalanması” başlıklı 63 üncü maddesinin son fıkrasında, “Faaliyet izni kaldırılan kredi kuruluşları nezdinde bulunan ve doğruluğu hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde kanıtlanan mevduat ve katılım fonunun sigorta kapsamındaki kısmı, Fon kaynaklarından ödenir.”, 8.2.) “Faaliyet izninin kaldırılması” başlıklı 106 ncı maddesinin birinci fıkrasında, “Bir bankanın bu Kanun hükümlerine göre faaliyet izninin kaldırılması hâlinde yönetim ve denetimi
Fona intikal eder.”; üçüncü fıkrasında, “Fon, yönetim ve denetimi kendisine intikal eden bankadaki sigortalı mevduatı ve sigortalı katılım fonunu doğrudan veya ilân edeceği başka bir banka aracılığı ile ödeyerek, mevduat ve katılım fonu sahipleri yerine bankanın doğrudan doğruya iflasını ister. Bu görev ve yetki münhasıran Fona aittir. Bu şekilde yapılacak iflas isteminde 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 178 inci maddesinin ikinci fıkrası ve 179 uncu maddesinin iflasın ertelenmesine ilişkin hükümleri uygulanmaz.”, 8.3.) “Fona devredilen bankalar ile ilgili hükümler” başlıklı 107 nci maddesinin son fıkrasında, “71 inci madde kapsamında temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi kendisine devredilen bankaların, malî bünyelerinin güçlendirilmesi, yeniden yapılandırılması, devri, birleştirilmesi ve satışı ile ilgili süreç devrin yapıldığı tarihten itibaren en geç dokuz aylık bir süre içerisinde tamamlanır. Fon Kurulu kararı ile bu süre üç ayı geçmemek üzere uzatılabilir. Bu süre içinde devir, birleşme veya satışın tamamlanamamış olması hâlinde
Fonun talebi üzerine Kurul bankanın faaliyet iznini kaldırır.”,
9) 23/02/2007 tarih ve 26443 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Faaliyet İzni Kaldırılan
Bankalardaki Sigortalı Mevduat ve Sigortalı Katılım Fonunun Ödenmesi ile Bu
Bankaların İflas ve Tasfiyesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin, 9.1.) “Amaç ve kapsam” başlıklı 1 inci maddesinde, “Bu Yönetmeliğin amacı, faaliyet izni kaldırılarak yönetim ve denetimi 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 106 ncı maddesine göre Fona intikal eden banka nezdinde bulunan sigortalı mevduat ve sigortalı katılım fonunun tespiti ve hak sahiplerine ödenmesi ile bu bankaların iflas ve tasfiyesine ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.”, 9.2.) “Sigortalı mevduat veya katılım fonunun ödenmesi” başlıklı 6 ıncı maddesinde, “Sigorta kapsamında ödemeler Türk Lirası olarak yapılır. Döviz cinsinden hesapların Türk
Lirası karşılıkları, kredi kuruluşunun faaliyet izninin kaldırıldığı tarihteki Merkez Bankası döviz alış kurları esas alınarak belirlenir. Kıymetli maden cinsinden hesapların Türk Lirası karşılıkları ise, kredi kuruluşunun faaliyet izninin kaldırıldığı tarihteki İstanbul Altın Borsası seans kapanış fiyatına ve Merkez Bankası döviz alış kurlarına göre belirlenir.” 9.3.) “Sigortalı mevduat ve katılım fonunun tespiti ve ödenme süresi” başlıklı 10 uncu maddesinin birinci fıkrasında, “Faaliyet izni kaldırılarak yönetim ve denetimi Fona intikal eden banka nezdinde bulunan ve 5411 sayılı Kanunun 63 üncü maddesi kapsamındaki sigortalı mevduat ve sigortalı katılım fonlarının doğruluğu, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme
Kurumu ile adli ve idari mercilerin tespitleri ve alınan kararları, hesap sahipleri tarafından ibraz edilen belgeler, Sigorta ve Risk İzleme Daire Başkanlığı nezdinde tutulan kayıtlar ile banka kayıtları ve ilgili diğer belgeler esas alınarak, Tasfiye Daire Başkanlığının koordinasyonunda Hukuk İşleri Daire Başkanlığı, Sigorta ve Risk İzleme Daire Başkanlığı ve
Denetim Daire Başkanlığı personelinden oluşacak bir komisyon tarafından incelenmek suretiyle tespit edilir.”; üçüncü fıkrasında, “Doğruluğu hiç bir şüpheye yer vermeyecek şekilde tespit edilen mevduat ve katılım fonunun sigorta kapsamındaki kısmının tespiti ve ödeme süresi, bankanın faaliyet izninin kaldırıldığı tarihten itibaren 3 aydır. Gerektiğinde bu süre üç ay uzatılabilir. Zorunlu nedenlerle üç aylık uzatma süresinin yetersiz kalması halinde bu süre Fon Kurulunca her biri üç ayı geçmemek üzere iki kez daha uzatılabilir. Ödemeler, Fon Kurulu kararı ile doğrudan veya Fon tarafından ilan edilecek bir banka aracılığıyla gerçekleştirilir.”; onuncu fıkrasında ise, “Ödeme talebinde bulunan hak sahibi ile ilgili olarak, Fona veya faaliyet izni kaldırılan bankaya, 13/11/1996 tarihli ve 4208 sayılı
Karaparanın Aklanmasının Önlenmesine Dair Kanun nedeni ile soruşturma başlatıldığının resmi merciler tarafından bildirilmesi halinde, yargılama sonuçlanıncaya kadar herhangi bir ödeme yapılmaz. Bu fıkra kapsamındaki tasarruf mevduatı ve katılım fonu yargılama sonuçlanıncaya kadar bloke hesapta tutulur.” düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ AV. HÜSEYİN YÜRÜK’ÜN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE
ÖNERİSİ
10) Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya
kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan “Ret Kararı Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME ve GEREKÇE:
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme
11) Başvuran, 672 Sayılı KHK ile kamu görevinden ihraç edilen ve halen cezaevinde tutuklu
bulunan başvuran, kapatılan Bank Asya Katılım Bankasında bulunan nakit parası ve altınının dönüştürülerek 47.000 TL olarak Vakıf Katılım Bankasına aktarıldığını ancak TMSF tarafından hesaplarına bloke konulması nedeniyle hesabındaki altın ve TL’nin tarafına ödenmediğini, bu sebeple mağdur olduğunu ifade ederek söz konusu blokenin kaldırılarak mevduatının tarafına ödenmesini talep etmektedir.
12) Müflis Asya Katılım Bankası A.Ş.’nin (Bank Asya) 29/05/2015 tarihinde Fona
devredildiği, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun 22/07/2016 tarihli ve 6947 sayılı kararıyla, 5411 sayılı Bankacılık Kanununun (Kanun) 107 nci maddesinin son fıkrası çerçevesinde, faaliyet izninin kaldırıldığı ve Kanun gereğince 106 ncı madde kapsamındaki işlemleri tesis etmeye TMSF’nin yetkili ve yükümlü kılındığı, bu kapsamda Bank Asya nezdinde bulunan katılım fonlarından sigorta kapsamında bulunan hesaplar üzerinde
FETÖ/PDY örgütüyle ilintili ya da örgütü desteklemek amacına yönelik olup olmadığı hususunda inceleme yapmak üzere bir komisyon kurulduğu, sigortalı mevduat ve katılım fonu tutarlarının tespitinde “doğruluğunun hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde kanıtlanması” ölçütünün esas alındığı, kurulan komisyon tarafından 2013 yılı sonundan itibaren bankadan yoğun bir para çıkışı yaşanmasına rağmen aynı dönemde hayatın olağan akışına aykırı ve ekonomik gerekçelerle açıklanamayacak şekilde, FETÖ/PDY’yi desteklemek amacına matuf olduğu intibaı uyandıracak mahiyette yeni hesaplar açan ya da mevcut hesapların bakiyelerini artıranlardan yaşı, mesleği, daha önceki dönemde Banka nezdinde gerçekleştirmiş olduğu işlemler ile belirtilen dönemde gerçekleştirilenlerin uyumu gibi kriterler dikkate alınarak bir kısım hesapların şüpheli olarak değerlendirildiği, 5411 sayılı Kanunun 63 üncü maddesi ile
Tasfiye Yönetmeliğinin 10 uncu maddesi uyarınca tedbiren bloke tesis edildiği tespit edilmiştir.
13) TMSF nezdinde kurulan komisyonun çalışmaları ve Bank Asya Teftiş Kurulu ve TMSF
tarafından yürütülen incelemeler neticesinde düzenlenen muhtelif raporlarda yer alan tespitler çerçevesinde, Bank Asya nezdinde bulunan sigortalı katılım fonu tutarlarının TMSF tarafından ödenmek üzere 02/12/2016 tarihinde Vakıf Katılım Bankası A.Ş.’ye aktarıldığı ve 05/12/2016 tarihinde fiilen ödemelere başlandığı, ancak TMSF Kurulu kararıyla duyulan şüpheye binaen bazı hesapların blokeli halde Vakıf Katılım Bankası A.Ş.’ye aktarıldığı anlaşılmıştır.
14) Somut olayda şikâyetçi adına Bank Asya nezdinde açılmış hesaplarda
bulunan ve sigortalı katılım fonu ödemesi kapsamında Vakıf Katılım Bankası A.Ş.’ye aktarılan katılım fonu tutarı üzerine, TMSF ve Bank Asya denetim birimlerince yürütülen FETÖ/PDY soruşturmaları ve bu kapsamda düzenlenen Teftiş Raporlarına istinaden TMSF Kurulu kararıyla bloke tesis edildiği anlaşılmıştır. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun 22/07/2016 tarihli kararıyla Bank Asya’nın faaliyet izninin kaldırılmasının ardından anılan banka nezdinde bulunan hesapların FETÖ/PDY örgütüyle ilintili ya da örgütü destekleme amacına hizmet edip etmediği yönünden incelemeye tabi tutulduğu ve denetim birimlerinde yürütülen FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında bloke tesis edildiği dikkate alındığında yapılan müdahalenin kamu yararı amacına hizmet ettiği; son olarak alınan tedbirin ‘elverişlilik, zorunluluk ve orantılılık’ alt ilkelerinden oluşan ölçülülük ilkesine aykırılık teşkil etmediği değerlendirilmiştir.
15) Şikâyet konusu açısından, tedbir mahiyetinde tesis edilen bloke işleminin hukuka uygun
olabilmesi için, Anayasada öngörülen temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması şartlarına uygun olması gerekmektedir. Anayasanın 13 üncü maddesinde belirtilen sınırlama şartları ise şunlardır; sınırlama kanuna dayanmalı, Anayasanın ilgili maddesinde belirtilen sebeplere dayanmalı, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmamalıdır. Bu kapsamda yapılan inceleme ve araştırma neticesinde, Bank Asya nezdindeki sigortalı katılım fonlarının ödenebilmesi için
5411 sayılı Bankacılık Kanununun 63 üncü maddesi uyarınca ‘doğruluğu hiçbir şüpheye yer
vermeyecek’ şekilde kanıtlanmış olması gerektiği, şüpheli olarak değerlendirilen hesaplara bloke tesis edilebileceği ve şüpheler giderilinceye kadar blokenin devam edebileceği, dolayısıyla bloke işleminin Bankacılık Kanunundan kaynaklandığı tespit edilmiştir. Ayrıca
Anayasanın 35 inci maddesine göre mülkiyet hakkı ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabilmektedir. Bilindiği üzere FETÖ/PDY’nin 15 Temmuz 2016 tarihindeki Darbe
Girişiminin ardından demokratik anayasal düzene, bireylerin temel hak ve hürriyetlerine, milli güvenliğe yönelik tehdit oluşturan tüm terör örgütlerine ve illegal yapılanmalara karşı tedbir alınması amacıyla 20/07/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde olağanüstü hal ilan edilmiştir. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun 22/07/2006 tarihli kararıyla Bank Asya’nın faaliyet izninin kaldırılmasının ardından anılan banka nezdinde bulunan hesapların FETÖ/PDY örgütüyle ilintili ya da örgütü destekleme amacına hizmet edip etmediği yönünden incelemeye tabi tutulduğu ve denetim birimlerinde yürütülen FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında bloke tesis edildiği dikkate alındığında yapılan müdahalenin kamu yararı amacına hizmet ettiği; son olarak alınan tedbirin
‘elverişlilik, zorunluluk ve orantılılık’ alt ilkelerinden oluşan ölçülülük ilkesine aykırılık teşkil etmediği değerlendirilmiştir.
16) Bununla birlikte tedbir niteliğinde tesis edilen bloke işleminin, TMSF tarafından süreç
içerisinde yapılan ilave incelemeler neticesinde, hesapların doğruluğu konusunda şüphelerin giderilmesi durumunda kaldırıldığı anlaşılmıştır. Diğer taraftan, konuya ilişkin idare mahkemeleri nezdinde açılan iptal davalarının, “incelemeler sonuçlandırılıncaya ve hesapların doğruluğu konusunda oluşan şüpheler giderilinceye kadar tesis edilen bloke işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı” sonucuna varılarak reddedildiği tespit edilmiştir. (Bknz. İstanbul 11.
İdare Mahkemesinin 21/09/2017 tarihli ve E.2017/772, K.2017/1567 sayılı kararı.)
Şikayetçinin kıymetli maden cinsinden hesaplarının Sigortaya Tabi Mevduat ve Katılım
Fonları ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunca Tahsil Olunacak Primlere Dair Yönetmeliğin 6’ncı maddesi hükmü gereği Türk Lirasına çevrilerek Vakıf Katılım Bankası A.Ş.’ye (Vakıf
Katılım) aktarıldığı; idare tarafından bloke konulmasını gerektiren koşulların varlığının belirli aralıklarla gözden geçirildiği ve TMSF Kurulunun 14/11/2019 tarihli ve 2019/543 sayılı kararıyla “Takip eden dönemde karşılaşılması muhtemel benzer durumlara ilişkin olarak, haklarında FETÖ/PDY terör örgütü kapsamında devam eden başkaca bir ceza davası veya savcılık soruşturması olmaması kaydıyla, şahsıyla alakalı yürütülen
FETÖ/PDY yargılamaları, -takipsizlik, beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, hüküm verilmesine yer olmadığı- kararlarından (kesinleşme aranmaksızın) herhangi biri ile neticelenen mudilere veya haklarındaki yargılama devam etse bile sigortalı katılım fonu tutarları üzerinde tesis edilmiş olan mahkeme/savcılık tedbirleri sonradan yine yargı mercilerince kaldırılan mudilere ait sigortalı katılım fonu tutarları üzerinde tesis edilen
“TMSF Blokesi-Teftiş” başlıklı blokelerin kaldırılmasına ” şeklindeki kararı üzerine bugüne kadar TMSF Kurulu kararı ile blokelerin önemli bir bölümünün ilave incelemeler ve tespitler doğrultusunda kaldırıldığı; konuya ilişkin olarak 2019/543 sayılı
TMSF Kurulu kararında belirtilen kriterler çerçevesinde Adalet Bakanlığının ilgili birimi tarafından TMSF’ye gönderilen, ceza davalarına ve soruşturmalara ilişkin verilerin esas alınarak belirlendiği, ancak şikayetçinin belirtilen kriterleri sağlamadığı, kriterleri sağlaması halinde durumunun tekrar değerlendirilmesinin her zaman için mümkün bulunduğu şeklindeki açıklamaları yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ile birlikte değerlendirildiğinde idarenin işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı tespit edilmiştir.
17) Başvuranın iddiaları, idarenin konuya ilişkin açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm
dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; başvuran adına Bank Asya nezdinde açılmış hesaplarda bulunan ve sigortalı katılım fonu ödemesi kapsamında Vakıf Katılım Bankası
A.Ş.’ye aktarılan katılım fonu tutarı üzerine, TMSF ve Bank Asya denetim birimlerince yürütülen FETÖ/PDY soruşturmaları ve bu kapsamda düzenlenen Teftiş Raporlarına istinaden
TMSF Kurulu kararıyla bloke tesis edildiği, sigortalı katılım fonunun TMSF tarafından ödenebilmesi için ‘doğruluğu hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde kanıtlanmış olması” gerektiği, bu kapsamda teftiş kurulu raporlarına dayanan incelemeler sonuçlandırılıncaya kadar bloke işleminin devam edebileceği anlaşıldığından söz konusu tedbirde hukuka ve hakkaniyete aykırılık bulunmadığı tespit edilmiştir.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
18) İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede
yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar
Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; Kurumumuzun bilgi ve belge talebine süresi içinde cevap verildiği, ancak İdarece başvurana verilen cevapta hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğinin gösterilmediği bu nedenle
“karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uyulmadığı tespit edildiğinden, İdarenin bahse konu ilkeye uygun davranması önerilmektedir. Ek olarak 23/02/2007 tarihli ve 26443 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanan Faaliyet İzni Kaldırılan Bankalardaki Sigortalı Mevduat ve Sigortalı Katılım Fonunun Ödenmesi ile Bu Bankaların İflas ve Tasfiyesine İlişkin Usul ve
Esaslar Hakkında Yönetmelik’in 10 uncu maddesinin üçüncü fıkrası, İdarenin dikkatlerine sunulmaktadır.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
19) 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci
maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup, Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre,
Başvuranın, hesaplarına bloke konulması nedeniyle hesabındaki blokenin kaldırılarak mevduatının tarafına ödenmesi talebinin REDDİNE,
Kararın BAŞVURANA ve TASARRUF MEVDUATI SİGORTA FONU
BAŞKANLIĞINA tebliğine,
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi