|
ÖZET: Başvuran, Çorum L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda tutuklu olduğu dönemde, Müflis Asya Katılım Bankası A.Ş. nezdindeki hesabında bulunan 4452 dolar ve 2 gram altının Vakıf Katılım Bankası’na aktarılmasının ardından, bu hesaba Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından bloke konulduğunu belirtmiştir. Şikâyetçi, blokenin kaldırılmasını ve hesapta bulunan varlıkların Müflis Asya Katılım Bankası’na olan borcuna mahsup edilmesini talep etmiştir.
TMSF, başvuruya ilişkin olarak, Bank Asya’nın faaliyet izninin kaldırıldığı ve hesapların incelendiği yönünde bilgi vermiştir. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun kararları doğrultusunda, hesapların doğruluğunun kanıtlanması gerektiği belirtilmiştir. Ayrıca, TMSF tarafından yapılan incelemeler sonucunda, bazı hesapların şüpheli bulunarak bloke edildiği ve bu işlemin hukuka uygun olduğu ifade edilmiştir. İlgili mahkemelerde yapılan itirazların da TMSF lehine sonuçlandığı kaydedilmiştir. Sonuç olarak, Kamu Denetçiliği Kurumu, başvurunun reddedilmesine yönelik önerisini Kamu Başdenetçisi’ne sunmuş ve yapılan bloke işleminin hukuka aykırı olmadığına karar vermiştir. Başvuranın, bu karara itiraz etme hakkı bulunmaktadır. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2019/10582-S.16290
BAŞVURU NO : 2019/8486
KARAR TARİHİ : 22/10/2019
RET KARARI
TASARRUF MEVDUATI SİGORTA FONU
BAŞVURUYA KONU İDARE :
BAŞKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Şikâyetçinin, hesabındaki bloke kaydının kaldırılması talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 22/04/2019
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1) Kurumumuza tarihli başvuruda şikayetçi … özetle; “Çorum L Tipi Kapalı
Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu olduğunu, Müflis Asya Katılım Bankası A.Ş…. nolu hesabında bulunan
4452 dolar ve 2 gram altının Tl.’ye çevrilerek Vakıf Katılım Bankasına aktarıldığını, ancak söz konusu
hesaptaki varlıklarına Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından bloke konulduğunu, aynı zamanda
Müflis Asya Katılım Bankasına konut kredisi borcunun bulunduğunu iddia ederek bu hesaptaki blokenin kaldırılarak Müflis Asya Katılım Bankasına olan borcuna karşılık mahsup edilmesini” talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2) Kurumumuzca Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Tasarruf Mevduatı
Sigorta Fonu Başkanlığından bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur. Tasarruf Mevduatı
Sigorta Fonu Varlık Yönetim Daire Başkanlığı’nın 19/07/2019 tarihli ve … sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle;
2.1) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun 22/07/2016 tarihli ve 6947 sayılı
kararıyla, 5411 sayılı Bankacılık Kanununun (Kanun) 107 nci maddesinin son fıkrası çerçevesinde, Bank Asya’nın faaliyet izninin kaldırıldığı ve Kanun gereğince 106 ncı madde kapsamındaki işlemleri tesis etmeye TMSF’nin yetkili ve yükümlü kılındığı,
2.2) Bu kapsamda, TMSF’nin en temel görevlerinden birisinin de faaliyet izni kaldırılarak
yönetim ve denetimi TMSF’ye intikal eden Türkiye’de faaliyet gösteren bir kredi kuruluşunda bulunan sigortalı mevduat ve katılım fonu tutarının tespit edilerek hak sahiplerine ödemelerin gerçekleştirilmesi olduğu,
2.3) Kanunun 63 üncü maddesi ile 23/02/2007 tarih ve 26443 sayılı Resmi Gazetede
yayımlanan Faaliyet İzni Kaldırılan Bankalardaki Sigortalı Mevduat ve Sigortalı Katılım
Fonunun Ödenmesi ile Bu Bankaların İflas ve Tasfiyesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında
Yönetmelik’te (Tasfiye Yönetmeliği) yer alan 10 uncu madde gereğinde, sigortalı mevduat ve katılım fonu tutarının tespitinde “doğruluğun hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde kanıtlanması” amir ölçütü kapsamında hareket etmek gerektiği,
2.4) Bu doğrultuda, Bank Asya nezdindeki sigortalı katılım fonu tutarlarının tespiti için TMSF
nezdinde bir Komisyon kurulduğu ve gerek söz konusu Komisyonun çalışmaları gerekse de
Bank Asya Teftiş Kurulu ve TMSF tarafından yürütülen incelemeler neticesinde düzenlenen muhtelif raporlarda yer alan tespitler çerçevesinde, Bank Asya nezdinde bulunan sigortalı katılım fonu tutarlarının TMSF tarafından ödenmek üzere 02/12/2016 tarihinde Vakıf Katılım’a aktarıldığı ve 05/12/2016 tarihinde fiilen ödemelere başlandığı,
2.5) Ancak ….’nin da aralarında bulunduğu bazı şahıslar adına Bank Asya nezdinde
açılmış hesaplarda bulunan katılım fonu tutarının, Kanunun 63 üncü maddesi ile Tasfiye
Yönetmeliğinin 10 uncu maddesi hükümleri çerçevesinde ve Bank Asya Teftiş Kurulu
Başkanlığınca düzenlenen raporlar doğrultusunda, TMSF Kurulu kararıyla bloke tesis edilerek blokeli halde Vakıf Katılım’a aktarıldığı, söz konusu blokenin, yargı mercileri tarafından yürütülmekte olan soruşturma ve kovuşturmalardan bağımsız olarak, bankacılık mevzuatı ve anılan mevzuatın konu hakkında yetkili kıldığı TMSF Kurulu kararı gereğince tesis edildiği,
2.6) Nitekim Bank Asya mudileri tarafından blokenin kaldırılması talebinin reddi üzerine
muhtelif idare mahkemeleri nezdinde açılan iptal davalarının, bugüne kadar istisna olmaksızın
Fon lehine neticelendiği, davacılar tarafından yapılan istinaf başvurularının da reddedilerek kararların Fon lehine kesinleştiği,
2.7) Diğer taraftan, TMSF Kurulu kararı ile tesis edilen söz konusu blokelerden bugüne kadar
önemli bir bölümünün, süreç içerisinde yapılan ilave incelemeler ve tespitler doğrultusunda
TMSF tarafından kaldırıldığı, konuya ilişkin çalışmaların hali hazırda sürdürüldüğü,
2.8) Buna ilaveten, söz konusu katılım fonu tutarı üzerinde Bank Asya blokesi de bulunduğu,
blokenin kaldırıldığına dair Bank Asya’dan alınmış yazının Vakıf Katılım’a ibrazını müteakip bu bloke ile ilgili olarak banka tarafından gerekli işlemlerin tesis edilebileceği açıklamalarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3) 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasasının “Temel hak ve hürriyetlerin
sınırlanması” başlıklı 13 üncü maddesinde, “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”,
3.1) “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35 inci maddesinde, “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına
sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”,
3.2) “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü
maddesinde; “… Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler. … ” ,
4) 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun
Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,
5) 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununun “Mevduatın ve katılım
fonunun sigortalanması” başlıklı 63 üncü maddesinin son fıkrasında, “Faaliyet izni kaldırılan kredi kuruluşları nezdinde bulunan ve doğruluğu hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde kanıtlanan mevduat ve katılım fonunun sigorta kapsamındaki kısmı, Fon kaynaklarından ödenir.”,
5.1) “Faaliyet izninin kaldırılması” başlıklı 106 ncı maddesinin birinci fıkrasında, “Bir
bankanın bu Kanun hükümlerine göre faaliyet izninin kaldırılması hâlinde yönetim ve denetimi
Fona intikal eder.”; üçüncü fıkrasında, “Fon, yönetim ve denetimi kendisine intikal eden bankadaki sigortalı mevduatı ve sigortalı katılım fonunu doğrudan veya ilân edeceği başka bir banka aracılığı ile ödeyerek, mevduat ve katılım fonu sahipleri yerine bankanın doğrudan doğruya iflasını ister. Bu görev ve yetki münhasıran Fona aittir. Bu şekilde yapılacak iflas isteminde 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 178 inci maddesinin ikinci fıkrası ve 179 uncu maddesinin iflasın ertelenmesine ilişkin hükümleri uygulanmaz.”,
5.2) “Fona devredilen bankalar ile ilgili hükümler” başlıklı 107 nci maddesinin son
fıkrasında, “71 inci madde kapsamında temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi kendisine devredilen bankaların, malî bünyelerinin güçlendirilmesi, yeniden yapılandırılması, devri, birleştirilmesi ve satışı ile ilgili süreç devrin yapıldığı tarihten itibaren en geç dokuz aylık bir süre içerisinde tamamlanır. Fon Kurulu kararı ile bu süre üç ayı geçmemek üzere uzatılabilir. Bu süre içinde devir, birleşme veya satışın tamamlanamamış olması hâlinde Fonun talebi üzerine Kurul bankanın faaliyet iznini kaldırır.”,
6) 23/02/2007 tarih ve 26443 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Faaliyet İzni Kaldırılan
Bankalardaki Sigortalı Mevduat ve Sigortalı Katılım Fonunun Ödenmesi ile Bu
Bankaların İflas ve Tasfiyesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “Amaç ve kapsam” başlıklı 1 inci maddesinde, “Bu Yönetmeliğin amacı, faaliyet izni kaldırılarak yönetim ve denetimi 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 106 ncı maddesine göre Fona intikal eden banka nezdinde bulunan sigortalı mevduat ve sigortalı katılım fonunun tespiti ve hak sahiplerine ödenmesi ile bu bankaların iflas ve tasfiyesine ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.”,
6.1) “Sigortalı mevduat ve katılım fonunun tespiti ve ödenme süresi” başlıklı 10 uncu
maddesinin birinci fıkrasında, “Faaliyet izni kaldırılarak yönetim ve denetimi Fona intikal eden banka nezdinde bulunan ve 5411 sayılı Kanunun 63 üncü maddesi kapsamındaki sigortalı mevduat ve sigortalı katılım fonlarının doğruluğu, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme
Kurumu ile adli ve idari mercilerin tespitleri ve alınan kararları, hesap sahipleri tarafından ibraz edilen belgeler, Sigorta ve Risk İzleme Daire Başkanlığı nezdinde tutulan kayıtlar ile banka kayıtları ve ilgili diğer belgeler esas alınarak, Tasfiye Daire Başkanlığının koordinasyonunda Hukuk İşleri Daire Başkanlığı, Sigorta ve Risk İzleme Daire Başkanlığı ve
Denetim Daire Başkanlığı personelinden oluşacak bir komisyon tarafından incelenmek suretiyle tespit edilir.”; üçüncü fıkrasında, “Doğruluğu hiç bir şüpheye yer vermeyecek şekilde tespit edilen mevduat ve katılım fonunun sigorta kapsamındaki kısmının tespiti ve ödeme süresi, bankanın faaliyet izninin kaldırıldığı tarihten itibaren 3 aydır. Gerektiğinde bu süre üç ay uzatılabilir. Zorunlu nedenlerle üç aylık uzatma süresinin yetersiz kalması halinde bu süre Fon Kurulunca her biri üç ayı geçmemek üzere iki kez daha uzatılabilir. Ödemeler, Fon
Kurulu kararı ile doğrudan veya Fon tarafından ilan edilecek bir banka aracılığıyla gerçekleştirilir.”; onuncu fıkrasında ise, “Ödeme talebinde bulunan hak sahibi ile ilgili olarak, Fona veya faaliyet izni kaldırılan bankaya, 13/11/1996 tarihli ve 4208 sayılı
Karaparanın Aklanmasının Önlenmesine Dair Kanun nedeni ile soruşturma başlatıldığının resmi merciler tarafından bildirilmesi halinde, yargılama sonuçlanıncaya kadar herhangi bir ödeme yapılmaz. Bu fıkra kapsamındaki tasarruf mevduatı ve katılım fonu yargılama sonuçlanıncaya kadar bloke hesapta tutulur.” düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ AV. HÜSEYİN YÜRÜK’ÜN KAMU BAŞDENETÇİSİNE
ÖNERİSİ
7)Kamu Denetçisi tarafından, teftiş kurulu raporlarına dayanan incelemeler sonuçlandırılıncaya kadar bloke işleminin devam edebileceği değerlendirilerek, söz konusu tedbirin hukuka aykırı olmadığı tespit edildiğinden, başvurunun reddi yönünde hazırlanan öneri Kamu
Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme
8) Başvuran 1 numaralı paragrafta açıklandığı üzere, müflis Asya Katılım Bankası A.Ş. nezdinde
açılan …nolu hesabında bulunan 4452 dolar ve 2 gram altının Tl.’ye çevrilerek Vakıf Katılım
Bankasına aktarıldığını belirterek hesapları üzerinde bulunan blokenin kaldırılmasını ve mevduatlarının Müflis Asya Katılım Bankasına olan borcuna karşılık mahsup edilmesini talep etmektedir.
9) Müflis Asya Katılım Bankası A.Ş. (Bank Asya)’nin 29/05/2015 tarihinde Fona devredildiği,
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun 22/07/2016 tarihli ve 6947 sayılı kararıyla,
5477 sayılı Bankacılık Kanununun (Kanun) 107 nci maddesinin son fıkrası çerçevesinde,
faaliyet izninin kaldırıldığı ve Kanun gereğince 106 ncı madde kapsamındaki işlemleri tesis etmeye TMSF’nin yetkili ve yükümlü kılındığı, bu kapsamda Bank Asya nezdinde bulunan katılım fonlarından sigorta kapsamında bulunan hesaplar üzerinde FETÖ/PDY örgütüyle ilintili ya da örgütü desteklemek amacına yönelik olup olmadığı hususunda inceleme yapmak üzere bir komisyon kurulduğu, sigortalı mevduat ve katılım fonu tutarlarının tespitinde
“doğruluğunun hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde kanıtlanması” ölçütünün esas alındığı, kurulan komisyon tarafından 2013 yılı sonundan itibaren bankadan yoğun bir para çıkışı yaşanmasına rağmen aynı dönemde hayatın olağan akışına aykırı ve ekonomik gerekçelerle açıklanamayacak şekilde, FETÖ/PDY’yi desteklemek amacına matuf olduğu intibaı uyandıracak mahiyette yeni hesaplar açan ya da mevcut hesapların bakiyelerini artıranlardan yaşı, mesleği, daha önceki dönemde Banka nezdinde gerçekleştirmiş olduğu işlemler ile belirtilen dönemde gerçekleştirilenlerin uyumu gibi kriterler dikkate alınarak bir kısım hesapların şüpheli olarak değerlendirildiği, 5411 sayılı Kanunun 63 üncü maddesi ile Tasfiye
Yönetmeliğinin 10 uncu maddesi uyarınca tedbiren bloke tesis edildiği tespit edilmiştir.
10) TMSF nezdinde kurulan komisyonun çalışmaları ve Bank Asya Teftiş Kurulu ve TMSF
tarafından yürütülen incelemeler neticesinde düzenlenen muhtelif raporlarda yer alan tespitler çerçevesinde, Bank Asya nezdinde bulunan sigortalı katılım fonu tutarlarının TMSF tarafından ödenmek üzere 02/12/2016 tarihinde Vakıf Katılım Bankası A.Ş.’ye aktarıldığı ve 05/12/2016 tarihinde fiilen ödemelere başlandığı, ancak TMSF Kurulu kararıyla duyulan şüpheye binaen bazı hesapların blokeli halde Vakıf Katılım Bankası A.Ş.’ye aktarıldığı anlaşılmıştır.
11) Somut olayda şikâyetçi … adına Bank Asya nezdinde açılmış hesaplarda bulunan ve
sigortalı katılım fonu ödemesi kapsamında Vakıf Katılım Bankası A.Ş.’ye aktarılan katılım fonu tutarı üzerine, TMSF ve Bank Asya denetim birimlerince yürütülen FETÖ/PDY soruşturmaları ve bu kapsamda düzenlenen Teftiş Raporlarına istinaden TMSF Kurulu kararıyla bloke tesis edildiği anlaşılmış olup, anılan tedbire ilişkin mülkiyet hakkı kapsamında bir değerlendirme yapılması gerekmektedir.
12) Anayasa Mahkemesinin 15/02/2017 tarihli ve 2017/3994 sayılı bireysel başvuru
kararında, Anayasanın 35 inci maddesinin birinci fıkrasında “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.” denilmek suretiyle mülkiyet hakkının güvenceye bağlandığı, Anayasanın anılan maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkının, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsadığı, bu bağlamda, mülk olarak değerlendirilmesi gerektiğinde kuşku bulunmayan banka hesaplarında bulunan değerler de dahil olmak üzere menkul ve gayrimenkul mallar ile bunların üzerinde tesis edilen sınırlı ayni haklar ve fikri hakların yanı sıra, icrası kabil olan her türlü alacak da mülkiyet hakkın kapsamında değerlendirilmiştir. (prg. 49-50)
13) Şikâyet konusu açısından, tedbir mahiyetinde tesis edilen bloke işleminin hukuka uygun
olabilmesi için, Anayasada öngörülen temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması şartlarına uygun olması gerekmektedir. Anayasanın 13 üncü maddesinde belirtilen sınırlama şartları ise şunlardır; sınırlama kanuna dayanmalı, Anayasanın ilgili maddesinde belirtilen sebeplere dayanmalı, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmamalıdır. Bu kapsamda yapılan inceleme ve araştırma neticesinde, Bank Asya nezdindeki sigortalı katılım fonlarının ödenebilmesi için
5411 sayılı Bankacılık Kanununun 63 üncü maddesi uyarınca ‘doğruluğu hiçbir şüpheye yer
vermeyecek’ şekilde kanıtlanmış olması gerektiği, şüpheli olarak değerlendirilen hesaplara bloke tesis edilebileceği ve şüpheler giderilinceye kadar blokenin devam edebileceği, dolayısıyla bloke işleminin Bankacılık Kanunundan kaynaklandığı tespit edilmiştir. Ayrıca
Anayasanın 35 inci maddesine göre mülkiyet hakkı ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabilmektedir. Bilindiği üzere FETÖ/PDY’nin 15 Temmuz 2016 tarihindeki Darbe
Girişiminin ardından demokratik anayasal düzene, bireylerin temel hak ve hürriyetlerine, milli güvenliğe yönelik tehdit oluşturan tüm terör örgütlerine ve illegal yapılanmalara karşı tedbir alınması amacıyla 20/07/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde olağanüstü hal ilan edilmiştir. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun 22/07/2006 tarihli kararıyla Bank Asya’nın faaliyet izninin kaldırılmasının ardından anılan banka nezdinde bulunan hesapların FETÖ/PDY örgütüyle ilintili ya da örgütü destekleme amacına hizmet edip etmediği yönünden incelemeye tabi tutulduğu ve denetim birimlerinde yürütülen FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında bloke tesis edildiği dikkate alındığında yapılan müdahalenin kamu yararı amacına hizmet ettiği; son olarak alınan tedbirin
‘elverişlilik, zorunluluk ve orantılılık’ alt ilkelerinden oluşan ölçülülük ilkesine aykırılık teşkil etmediği değerlendirilmiştir.
14) Bununla birlikte tedbir niteliğinde tesis edilen bloke işleminin, TMSF tarafından süreç
içerisinde yapılan ilave incelemeler neticesinde, hesapların doğruluğu konusunda şüphelerin giderilmesi durumunda kaldırıldığı anlaşılmıştır. Diğer taraftan, konuya ilişkin idare mahkemeleri nezdinde açılan iptal davalarının, “incelemeler sonuçlandırılıncaya ve hesapların doğruluğu konusunda oluşan şüpheler giderilinceye kadar tesis edilen bloke işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı” sonucuna varılarak reddedildiği tespit edilmiştir. (Bknz. İstanbul 11. İdare
Mahkemesinin 21/09/2017 tarihli ve E.2017/772, K.2017/1567 sayılı kararı.)
15) Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde, başvuran adına Bank Asya nezdinde
açılmış hesaplarda bulunan ve sigortalı katılım fonu ödemesi kapsamında Vakıf Katılım
Bankası A.Ş.’ye aktarılan katılım fonu tutarı üzerine, TMSF ve Bank Asya denetim birimlerince yürütülen FETÖ/PDY soruşturmaları ve bu kapsamda düzenlenen Teftiş
Raporlarına istinaden TMSF Kurulu kararıyla bloke tesis edildiği, sigortalı katılım fonunun
TMSF tarafından ödenebilmesi için ‘doğruluğu hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde kanıtlanmış olması” gerektiği, bu kapsamda teftiş kurulu raporlarına dayanan incelemeler sonuçlandırılıncaya kadar bloke işleminin devam edebileceği anlaşıldığından söz konusu tedbirin hukuka aykırı olmadığı tespit edilmiştir.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
16) İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede
yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar
Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup;
Kurumumuzun bilgi ve belge talebine süresi içinde cevap verildiği, ancak İdarenin başvuranla ilgili işlemlerinde ‘kanunlara uygunluk’, ‘makul sürede karar verme’, ‘hesap verilebilirlik’, ‘şeffaflık’, ‘kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi’ ilkelerine uygun davrandığı, ancak idarelerin, şikâyetçiye verdiği cevapta hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği bu nedenle ‘karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi’ ilkesine uymadığı tespit edildiğinden, İdarelerin bahse konu ilkelere uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
17) 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin
birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup Ankara İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN REDDİNE; Kararın BAŞVURANA ve TASARRUF MEVDUATI SİGORTA FONU
BAŞKANLIĞINA tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi