ÖZET: Başvuran, Asya Katılım Bankası’nın faaliyet izni kaldırılmadan önce hesabında bulunan yaklaşık 7.000 TL’nin Vakıf Katılım Bankası’na aktarıldığını ve bu süreçte hesabına bloke konulduğunu belirtmiştir. Şikâyetçi, Gelir İdaresi Başkanlığı ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Başkanlığı tarafından konulan blokelerin kaldırılmasını talep etmiştir. Ancak, Gelir İdaresi Başkanlığı, başvuranın hesaplarına yönelik herhangi bir haciz işlemi bulunmadığını ve bu nedenle işlem yapma yetkilerinin olmadığını açıklamıştır. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu ise, Bank Asya’nın faaliyet izninin kaldırılması sonrası, hesapların FETÖ/PDY ile bağlantılı olup olmadığını incelemek üzere bir komisyon kurulduğunu ve bu kapsamda bazı hesaplara bloke tesis edildiğini belirtmiştir.

Yapılan değerlendirmeler sonucunda, başvuranın hesaplarındaki blokelerin hukuka uygun olduğu sonucuna varılmıştır. TMSF, blokelerin kaldırılması için gerekli şartların sağlanmadığını ve bu nedenle tedbirin devam etmesi gerektiğini ifade etmiştir. Anayasa ve ilgili mevzuat çerçevesinde, mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla sınırlanabileceği, dolayısıyla yapılan müdahalenin hukuka uygun olduğu vurgulanmıştır. Sonuç olarak, başvurunun reddine karar verilmiştir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2020/74925-S.20.81466

BAŞVURU NO : 2020/5211

KARAR TARİHİ : 11/09/2020

RET KARARI ,TCKN:

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : TASARRUF MEVDUATI SİGORTA FONU

BAŞKANLIĞI

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Şikâyetçinin, hesabındaki bloke kaydının kaldırılması talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 17/03/2020

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1) Şikâyetçi, Asya Katılım Bankasının faaliyet izninin kaldırılmadan önce hesabında yaklaşık

olarak 7.000 TL’nin olduğunu ancak daha sonra söz konusu paranın Vakıf Katılım Bankasına aktarıldığını, Vakıf Katılım Bankasının Manisa Şubesine başvurduğunda hesabına bloke konulduğunu öğrendiğini, hesabındaki söz konusu blokenin TMSF teftiş blokesi ile GİB borç blokesi olduğu yönünde bilgi verildiğini,

1.1) Vergi Dairesinden alınan “Borç yoktur” yazısı ile müracaat etmesine ve farklı tarihlerde

TMSF’ye başvurmasına rağmen söz konusu blokenin kaldırılmadığını,

1.2) TMSF’nin 21/01/2020 tarihli yazısında “TMSF Kurul kararıyla tesis edilmiş blokenin

devam ettiği ve Gelir İdaresi Başkanlığının Vergi Dairesi ile ilişkili borç bildirimi nedeniyle başvuranın hesabı hakkında bloke tesis ettiği” hususlarının yer aldığını ancak Vergi Dairesi ile ilişkili herhangi bir borcunun bulunmadığını ve söz konusu paraya ihtiyacının olduğunu belirterek;

1.3) Hesabı üzerindeki Gelir İdaresi Başkanlığı ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Başkanlığı

blokesinin kaldırılması yönünde gereğinin yapılmasını talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2) Başvuruya konu iddialar hakkında Gelir İdaresi Başkanlığının 05/05/2020 tarihli ve E.

sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle;

2.1) Adı geçenin Şehitkerim Vergi Dairesi Müdürlüğü nezdinde sürekli mükellefiyet kaydının

bulunmadığı, motorlu taşıtlar vergisi yönünden mükellefiyetinin bulunduğu ve Şehitkerim

Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından adı geçenin banka hesaplarına tatbik edilmiş elektronik haciz işleminin bulunmadığı anlaşılmış olup, bu kapsamda Başkanlıklarınca tesis edilecek bir işlem bulunmadığı,

2.2) Konu ile ilgili olarak mükellefe de bilgi verilmesini teminen Mersin Vergi Dairesi

Başkanlığına bilgi verildiği açıklamalarına yer verilmiştir.

3) Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun 20/05/2020 tarihli ve E. sayılı cevabi yazı ve

eklerinde ise özetle;

3.1) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun 22/07/2016 tarihli ve 6947 sayılı kararıyla

5411 sayılı Bankacılık Kanunun 107 nci maddesinin son fıkrası çerçevesinde Bank Asya’nın

faaliyet izninin kaldırıldığı ve Kanun gereğince 106 ncı madde kapsamındaki işlemleri tesis etmeye Kurumlarının yetkili ve yükümlü kılındığı,

3.2) Bu kapsamda kurumlarının en temel görevlerinden birisinin de faaliyet izni kaldırılarak

yönetim ve denetimi kurumlarına intikal eden Türkiye’de faaliyet gösteren bir kredi kuruluşunda bulunan sigortalı mevduat ve katılım fonu tutarının tespit edilerek hak sahiplerine ödemelerin gerçekleştirilmesi olduğu,

3.3) Kanunun 63 üncü maddesi ile 23/02/2007 tarih ve 26443 sayılı Resmi Gazetede

yayımlanan “Faaliyet İzni Kaldırılan Bankalardaki Sigortalı Mevduat ve Sigortalı Katılım

Fonunun Ödenmesi ile Bu Bankaların İflas ve Tasfiyesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında

Yönetmelik’te” (Tasfiye Yönetmeliği) yer alan 10’ uncu madde gereğinde, sigortalı mevduat ve katılım fonu tutarının tespitinde “doğruluğun hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde kanıtlanması” amir ölçütü kapsamında hareket etmek gerektiği,

3.4) Bu doğrultuda, Bank Asya nezdindeki sigortalı katılım fonu tutarlarının tespiti için TMSF

nezdinde bir Komisyon kurulduğu ve gerek söz konusu Komisyonun çalışmaları gerekse de

Bank Asya Teftiş Kurulu ve TMSF tarafından yürütülen incelemeler neticesinde düzenlenen muhtelif raporlarda yer alan tespitler çerçevesinde, Bank Asya nezdinde bulunan sigortalı katılım fonu tutarlarının TMSF tarafından ödenmek üzere 02/12/2016 tarihinde Vakıf Katılım’a aktarıldığı ve 05/12/2016 tarihinde fiilen ödemelere başlandığı,

3.5) Ancak da aralarında bulunduğu bazı şahıslar adına Bank Asya

nezdinde açılmış hesaplarda bulunan katılım fonu tutarının, Kanunun 63 üncü maddesi ile

Tasfiye Yönetmeliğinin 10 uncu maddesi hükümleri çerçevesinde ve Bank Asya Teftiş Kurulu

Başkanlığınca düzenlenen raporlar doğrultusunda, üzerine TMSF Kurulu kararıyla bloke tesis edilerek blokeli halde Vakıf Katılım’a aktarıldığı ve söz konusu “TMSF Blokesi-Teftiş” başlıklı blokenin idari nitelikte olup yargı mercilerinin verdiği kararlardan bağımsız olarak devam etmesinin mümkün olduğu,

3.6) Bununla birlikte, bloke konulduktan sonra, TEDBİR AMAÇLI BLOKE TESİS

EDİLMESİNİ GEREKTİREN KOŞULLARIN DEVAM EDİP ETMEDİĞİNE

YÖNELİK GÜNCELLEME ÇALIŞMALARINA KURUMLARI TARAFINDAN

BELİRLİ ARALIKLARLA DEVAM EDİLDİĞİ VE İLAVE İNCELEME VE

DEĞERLENDİRMELER SONUCUNDA İDARİ NİTELİKTEKİ BLOKELERİN

TARAFLARINCA KALDIRILDIĞI,

3.7) TMSF Kurulunun 14/11/2019 tarihli ve 2019/543 sayılı kararıyla “Takip eden dönemde

karşılaşılması muhtemel benzer durumlara ilişkin olarak, haklarında FETÖ/PDY terör örgütü kapsamında devam eden başkaca bir ceza davası veya savcılık soruşturması olmaması kaydıyla, şahsıyla alakalı yürütülen FETÖ/PDY yargılamaları, -takipsizlik, beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, hüküm verilmesine yer olmadığı- kararlarından (kesinleşme aranmaksızın) herhangi bir ile neticelenen mudilere veya haklarındaki yargılama devam etse bile sigortalı katılım fonu tutarları üzerinde tesis edilmiş olan mahkeme/savcılık tedbirleri sonradan yine yargı mercilerince kaldırılan mudilere ait sigortalı katılım fonu tutarları üzerinde tesis edilen “TMSF Blokesi-Teftiş” başlıklı blokelerin kaldırılmasına” karar verildiği,

3.8) TMSF Kurulu kararı ile tesis edilen söz konusu blokelerden bugüne kadar önemli bir

bölümünün, süreç içerisinde yapılan ilave incelemeler ve tespitler doğrultusunda Kurumları tarafından kaldırıldığı, konuya ilişkin çalışmaların halihazırda 2019/543 sayılı TMSF Kurulu kararında belirtilen kriterler çerçevesinde yürütüldüğü, bu itibarla bahsi geçen TMSF Kurulu kararına konu isimlerin belirlenmesinde, ADALET BAKANLIĞININ İLGİLİ BİRİMİ

TARAFINDAN KURUMLARINA GÖNDERİLEN CEZA DAVALARINA VE

SORUŞTURMALARINA İLİŞKİN VERİLERİN ESAS ALINDIĞI, SÖZ KONUSU

VERİLERDEN 2019/543 SAYILI TMSF KURULU KARARI

İÇERİĞİNDE BELİRTİLEN KRİTERLERİ SAĞLAMADIĞININ TESPİT EDİLDİĞİ,

diğer taraftan anılan mudinin 2019/543 sayılı TMSF Kurulu kararı içeriğinde belirtilen kriterleri sağlaması halinde durumunun tekrar değerlendirilmesinin her zaman için mümkün bulunduğu açıklamalarına yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

4) 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasasının “Temel hak ve hürriyetlerin

sınırlanması” başlıklı 13 üncü maddesinde, “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”,

4.1) “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü

maddesinde; “… Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye

Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler. … ” ,

5) 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun

Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,

6) 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununun “Mevduatın ve katılım

fonunun sigortalanması” başlıklı 63 üncü maddesinin son fıkrasında, “Faaliyet izni kaldırılan kredi kuruluşları nezdinde bulunan ve doğruluğu hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde kanıtlanan mevduat ve katılım fonunun sigorta kapsamındaki kısmı, Fon kaynaklarından ödenir.”,

6.1) “Faaliyet izninin kaldırılması” başlıklı 106 ncı maddesinin birinci fıkrasında, “Bir

bankanın bu Kanun hükümlerine göre faaliyet izninin kaldırılması hâlinde yönetim ve denetimi

Fona intikal eder.”; üçüncü fıkrasında, “Fon, yönetim ve denetimi kendisine intikal eden bankadaki sigortalı mevduatı ve sigortalı katılım fonunu doğrudan veya ilân edeceği başka bir banka aracılığı ile ödeyerek, mevduat ve katılım fonu sahipleri yerine bankanın doğrudan doğruya iflasını ister. Bu görev ve yetki münhasıran Fona aittir. Bu şekilde yapılacak iflas isteminde 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 178 inci maddesinin ikinci fıkrası ve 179 uncu maddesinin iflasın ertelenmesine ilişkin hükümleri uygulanmaz.”,

6.2) “Fona devredilen bankalar ile ilgili hükümler” başlıklı 107 nci maddesinin son

fıkrasında, “71 inci madde kapsamında temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi kendisine devredilen bankaların, malî bünyelerinin güçlendirilmesi, yeniden yapılandırılması, devri, birleştirilmesi ve satışı ile ilgili süreç devrin yapıldığı tarihten itibaren en geç dokuz aylık bir süre içerisinde tamamlanır. Fon Kurulu kararı ile bu süre üç ayı geçmemek üzere uzatılabilir. Bu süre içinde devir, birleşme veya satışın tamamlanamamış olması hâlinde Fonun talebi üzerine Kurul bankanın faaliyet iznini kaldırır.”,

7) 23/02/2007 tarih ve 26443 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Faaliyet İzni Kaldırılan

Bankalardaki Sigortalı Mevduat ve Sigortalı Katılım Fonunun Ödenmesi ile Bu

Bankaların İflas ve Tasfiyesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “Amaç ve kapsam” başlıklı 1 inci maddesinde, “Bu Yönetmeliğin amacı, faaliyet izni kaldırılarak yönetim ve denetimi 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 106 ncı maddesine göre Fona intikal eden banka nezdinde bulunan sigortalı mevduat ve sigortalı katılım fonunun tespiti ve hak sahiplerine ödenmesi ile bu bankaların iflas ve tasfiyesine ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.”,

7.1) “Sigortalı mevduat ve katılım fonunun tespiti ve ödenme süresi” başlıklı 10 uncu

maddesinin birinci fıkrasında, “Faaliyet izni kaldırılarak yönetim ve denetimi Fona intikal eden banka nezdinde bulunan ve 5411 sayılı Kanunun 63 üncü maddesi kapsamındaki sigortalı mevduat ve sigortalı katılım fonlarının doğruluğu, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme

Kurumu ile adli ve idari mercilerin tespitleri ve alınan kararları, hesap sahipleri tarafından ibraz edilen belgeler, Sigorta ve Risk İzleme Daire Başkanlığı nezdinde tutulan kayıtlar ile banka kayıtları ve ilgili diğer belgeler esas alınarak, Tasfiye Daire Başkanlığının koordinasyonunda Hukuk İşleri Daire Başkanlığı, Sigorta ve Risk İzleme Daire Başkanlığı ve

Denetim Daire Başkanlığı personelinden oluşacak bir komisyon tarafından incelenmek suretiyle tespit edilir.”; üçüncü fıkrasında, “Doğruluğu hiç bir şüpheye yer vermeyecek şekilde tespit edilen mevduat ve katılım fonunun sigorta kapsamındaki kısmının tespiti ve ödeme süresi, bankanın faaliyet izninin kaldırıldığı tarihten itibaren 3 aydır. Gerektiğinde bu süre üç ay uzatılabilir. Zorunlu nedenlerle üç aylık uzatma süresinin yetersiz kalması halinde bu süre Fon

Kurulunca her biri üç ayı geçmemek üzere iki kez daha uzatılabilir. Ödemeler, Fon Kurulu kararı ile doğrudan veya Fon tarafından ilan edilecek bir banka aracılığıyla gerçekleştirilir.”; onuncu fıkrasında ise, “Ödeme talebinde bulunan hak sahibi ile ilgili olarak, Fona veya faaliyet izni kaldırılan bankaya, 13/11/1996 tarihli ve 4208 sayılı Karaparanın Aklanmasının

Önlenmesine Dair Kanun nedeni ile soruşturma başlatıldığının resmi merciler tarafından bildirilmesi halinde, yargılama sonuçlanıncaya kadar herhangi bir ödeme yapılmaz. Bu fıkra kapsamındaki tasarruf mevduatı ve katılım fonu yargılama sonuçlanıncaya kadar bloke hesapta tutulur.” düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ AV. HÜSEYİN YÜRÜK’ÜN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE

ÖNERİSİ

8) Yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın iddiaları, İdarelerin konu ile ilgili

açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek; hazırlanan Ret

Karar Önerisi Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme

9) Başvuran 1 numaralı paragrafta açıklandığı üzere, Asya Katılım Bankasının faaliyet

izninin kaldırılmasıdan önce hesabında yaklaşık olarak 7.000 TL’nin olduğunu ancak daha sonra söz konusu paranın Vakıf Katılım Bankasına aktarıldığını, Vakıf Katılım Bankasının

Manisa Şubesine başvurduğunda hesabına bloke konulduğunu öğrendiğini, hesabındaki söz konusu blokenin TMSF teftiş blokesi ile GİB borç blokesi olduğu yönünde bilgi verildiğini belirterek hesabı üzerindeki Gelir İdaresi Başkanlığı ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu

Başkanlığı blokesinin kaldırılması yönünde gereğinin yapılmasını talep etmektedir.

10) Gelir İdaresi Başkanlığınca gönderilen belgelerde; başvuranın banka hesaplarına tatbik

edilmiş elektronik haciz işleminin bulunmadığı, bu kapsamda konu ile ilgili olarak mükellefe de bilgi verilmesini teminen Mersin Vergi Dairesi Başkanlığına bilgi verildiği hususlarının yer aldığı anlaşılmıştır.

11) Diğer taraftan müflis Asya Katılım Bankası A.Ş. (Bank Asya)’nin 29/05/2015 tarihinde

Fona devredildiği, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun 22/07/2016 tarihli ve 6947 sayılı kararıyla, 5411 sayılı Bankacılık Kanununun (Kanun) 107 nci maddesinin son fıkrası çerçevesinde, faaliyet izninin kaldırıldığı ve Kanun gereğince 106 ncı madde kapsamındaki işlemleri tesis etmeye TMSF’nin yetkili ve yükümlü kılındığı, bu kapsamda Bank Asya nezdinde bulunan katılım fonlarından sigorta kapsamında bulunan hesaplar üzerinde

FETÖ/PDY örgütüyle ilintili ya da örgütü desteklemek amacına yönelik olup olmadığı hususunda inceleme yapmak üzere bir komisyon kurulduğu, sigortalı mevduat ve katılım fonu tutarlarının tespitinde “doğruluğunun hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde kanıtlanması” ölçütünün esas alındığı, kurulan komisyon tarafından 2013 yılı sonundan itibaren bankadan yoğun bir para çıkışı yaşanmasına rağmen aynı dönemde hayatın olağan akışına aykırı ve ekonomik gerekçelerle açıklanamayacak şekilde, FETÖ/PDY’yi desteklemek amacına matuf olduğu intibaı uyandıracak mahiyette yeni hesaplar açan ya da mevcut hesapların bakiyelerini artıranlardan yaşı, mesleği, daha önceki dönemde Banka nezdinde gerçekleştirmiş olduğu işlemler ile belirtilen dönemde gerçekleştirilenlerin uyumu gibi kriterler dikkate alınarak bir kısım hesapların şüpheli olarak değerlendirildiği, 5411 sayılı Kanunun 63 üncü maddesi ile

Tasfiye Yönetmeliğinin 10 uncu maddesi uyarınca tedbiren bloke tesis edildiği tespit edilmiştir.

12) TMSF nezdinde kurulan komisyonun çalışmaları ve Bank Asya Teftiş Kurulu ve TMSF

tarafından yürütülen incelemeler neticesinde düzenlenen muhtelif raporlarda yer alan tespitler çerçevesinde, Bank Asya nezdinde bulunan sigortalı katılım fonu tutarlarının TMSF tarafından ödenmek üzere 02/12/2016 tarihinde Vakıf Katılım Bankası A.Ş.’ye aktarıldığı ve 05/12/2016 tarihinde fiilen ödemelere başlandığı, ancak TMSF Kurulu kararıyla duyulan şüpheye binaen bazı hesapların blokeli halde Vakıf Katılım Bankası A.Ş.’ye aktarıldığı anlaşılmıştır.

13) Somut olayda şikâyetçi adına Bank Asya nezdinde açılmış hesaplarda

bulunan katılım fonu tutarının, Kanunun 63 üncü maddesi ile Tasfiye Yönetmeliğinin 10 uncu maddesi hükümleri çerçevesinde ve Bank Asya Teftiş Kurulu Başkanlığınca düzenlenen raporlar doğrultusunda, üzerine TMSF Kurulu kararıyla bloke tesis edilerek blokeli halde Vakıf

Katılım’a aktarıldığı anlaşılmış olup, anılan tedbire ilişkin mülkiyet hakkı kapsamında bir değerlendirme yapılması gerekmektedir.

14) Anayasa Mahkemesinin 15/02/2017 tarihli ve 2017/3994 sayılı bireysel başvuru

kararında, Anayasanın 35 inci maddesinin birinci fıkrasında “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.” denilmek suretiyle mülkiyet hakkının güvenceye bağlandığı, Anayasanın anılan maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkının, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsadığı, bu bağlamda, mülk olarak değerlendirilmesi gerektiğinde kuşku bulunmayan banka hesaplarında bulunan değerler de dâhil olmak üzere menkul ve gayrimenkul mallar ile bunların üzerinde tesis edilen sınırlı ayni haklar ve fikri hakların yanı sıra, icrası kabil olan her türlü alacak da mülkiyet hakkın kapsamında değerlendirilmiştir. (prg. 49-50)

15) Şikâyet konusu açısından, yapılan inceleme ve araştırma neticesinde, Bank Asya

nezdindeki sigortalı katılım fonlarının ödenebilmesi için 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 63 üncü maddesi uyarınca ‘doğruluğu hiçbir şüpheye yer vermeyecek’ şekilde kanıtlanmış olması gerektiği, şüpheli olarak değerlendirilen hesaplara bloke tesis edilebileceği ve şüpheler giderilinceye kadar blokenin devam edebileceği, dolayısıyla bloke işleminin Bankacılık

Kanunundan kaynaklandığı tespit edilmiştir. Ayrıca Anayasanın 35 inci maddesine göre mülkiyet hakkı ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabilmektedir. Bilindiği üzere

FETÖ/PDY’nin 15 Temmuz 2016 tarihindeki Darbe Girişiminin ardından demokratik anayasal düzene, bireylerin temel hak ve hürriyetlerine, milli güvenliğe yönelik tehdit oluşturan tüm terör örgütlerine ve illegal yapılanmalara karşı tedbir alınması amacıyla 20/07/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde olağanüstü hal ilan edilmiştir.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun 22/07/2016 tarihli kararıyla Bank Asya’nın faaliyet izninin kaldırılmasının ardından anılan banka nezdinde bulunan hesapların FETÖ/PDY örgütüyle ilintili ya da örgütü destekleme amacına hizmet edip etmediği yönünden incelemeye tabi tutulduğu ve denetim birimlerinde yürütülen FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında bloke tesis edildiği dikkate alındığında yapılan müdahalenin kamu yararı amacına hizmet ettiği; son olarak alınan tedbirin ‘elverişlilik, zorunluluk ve orantılılık’ alt ilkelerinden oluşan ölçülülük ilkesine aykırılık teşkil etmediği değerlendirilmiştir.

16) Bununla birlikte bloke konulduktan sonra, tedbir amaçlı bloke tesis edilmesini gerektiren

koşulların devam edip etmediğine yönelik güncelleme çalışmalarına Kurum tarafından belirli aralıklarla devam edildiği ve ilave inceleme ve değerlendirmeler sonucunda hesapların doğruluğu konusunda şüphelerin giderilmesi durumunda idari nitelikteki blokelerin kaldırıldığı anlaşılmıştır. Ayrıca konuya ilişkin idare mahkemeleri nezdinde açılan iptal davalarının, “incelemeler sonuçlandırılıncaya ve hesapların doğruluğu konusunda oluşan şüpheler giderilinceye kadar tesis edilen bloke işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı” sonucuna varılarak reddedildiği tespit edilmiştir. (İstanbul 11. İdare Mahkemesinin 21/09/2017 tarihli ve

E.2017/772, K.2017/1567 sayılı kararı.)

17) İdare tarafından gönderilen belgelerde de; TMSF Kurulunun 2019/543 sayılı kararıyla

“haklarında FETÖ/PDY terör örgütü kapsamında devam eden başkaca bir ceza davası veya savcılık soruşturması olmaması kaydıyla, şahsıyla alakalı yürütülen FETÖ/PDY yargılamaları, -takipsizlik, beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, hüküm verilmesine yer olmadığıkararlarından (kesinleşme aranmaksızın) herhangi bir ile neticelenen mudilere veya haklarındaki yargılama devam etse bile sigortalı katılım fonu tutarları üzerinde tesis edilmiş olan mahkeme/savcılık tedbirleri sonradan yine yargı mercilerince kaldırılan mudilere ait sigortalı katılım fonu tutarları üzerinde tesis edilen “TMSF Blokesi-Teftiş” başlıklı blokelerin kaldırılmasına” karar verildiği, BU KAPSAMDA 2019/543

SAYILI TMSF KURULU KARARI İÇERİĞİNDE BELİRTİLEN KRİTERLERİ

SAĞLAMADIĞININ TESPİT EDİLDİĞİ, diğer taraftan anılan mudinin 2019/543 sayılı

TMSF Kurulu kararı içeriğinde belirtilen kriterleri sağlaması halinde durumunun tekrar değerlendirilmesinin her zaman için mümkün bulunduğu açıklamalarına yer verildiği anlaşılmıştır.

18) Başvuranın iddiaları, idarelerin açıklamaları, ilgili mevzuat hükümlerinin

incelenmesi ve Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; Gelir İdaresi

Başkanlığınca başvuranın banka hesaplarına tatbik edilmiş elektronik haciz işleminin bulunmadığı anlaşılmıştır.

18.1) Diğer taraftan, TMSF tarafından başvuran adına Bank Asya nezdinde açılmış hesaplarda

bulunan katılım fonu tutarının, 5411 sayılı Kanunun ile Tasfiye Yönetmeliği hükümleri çerçevesinde ve Bank Asya Teftiş Kurulu Başkanlığınca düzenlenen raporlar doğrultusunda, üzerine TMSF Kurulu kararıyla bloke tesis edilerek blokeli halde Vakıf Katılım’a aktarıldığı, TMSF Kurulu kararı ile tesis edilen söz konusu blokelerin kaldırılmasına yönelik çalışmalar için süreç içerisinde ilave incelemeler yapıldığı, konuyla ilgili 2019/543 sayılı TMSF Kurulu kararıyla da bir takım kriterler belirlendiği, bununla birlikte sigortalı katılım fonunun TMSF tarafından ödenebilmesi için “doğruluğu hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde kanıtlanmış olması” gerektiği, BU KAPSAMDA İNCELEMELER SONUÇLANDIRILINCAYA

KADAR BLOKE İŞLEMİNİN DEVAM EDEBİLECEĞİ ANLAŞILDIĞINDAN SÖZ

KONUSU TEDBİRİN UYGULANMASINDA HUKUKA AYKIRILIK OLMADIĞI

SONUCUNA VARILMIŞTIR.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

19) İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede

yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar

Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup;

Kurumumuzun bilgi ve belge talebine ilgili idareler tarafından süresi içinde cevap verildiği anlaşılmıştır.

19.1) Diğer taraftan 23/02/2007 tarihli ve 26443 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanan

Faaliyet İzni Kaldırılan Bankalardaki Sigortalı Mevduat ve Sigortalı Katılım Fonunun

Ödenmesi ile Bu Bankaların İflas ve Tasfiyesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında

Yönetmelik’in 10 uncu maddesinin üçüncü fıkrası, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun dikkatlerine sunulmaktadır.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

20) 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin

birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçeler ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN REDDİNE; Kararın Başvurana, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Başkanlığına ve Gelir İdaresi

Başkanlığı’na tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi