|
ÖZET: Başvuru, Müflis Asya Katılım Bankası A.Ş. tarafından aktarılan bir hesap üzerindeki blokenin kaldırılması talebine ilişkindir. Şikayetçi, Vakıf Katılım Bankası’na aktarılan hesabında bloke olduğunu ve bu durumun düzeltilmesi için Cimer ve TMSF’ye başvurduğunu belirtmiştir. Ancak, TMSF’den alınan yanıtta blokenin kaldırılmasının mümkün olmadığı ifade edilmiştir.
TASARRUF MEVDUATI SİGORTA FONU Başkanlığı, başvuruya ilişkin gerekli bilgileri sağlayarak, Bank Asya’nın faaliyet izninin kaldırılması ve mevduatların tespitine yönelik süreçleri açıklamıştır. Banka nezdindeki hesapların FETÖ/PDY ile bağlantılı olabileceği gerekçesiyle bazı hesaplara bloke konulmuştur. Yapılan incelemeler sonucunda, başvuranın hesabındaki tutarın sigorta kapsamı dışında kalabileceği ve bu nedenle blokenin kaldırılmasının mümkün olmadığı belirtilmiştir. Sonuç olarak, başvurunun reddedilmesine karar verilmiştir. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın iddialarını ve idarenin açıklamalarını değerlendirerek, hukuka ve hakkaniyete aykırılık tespit edilmediğini belirtmiştir. Başvuru sahibinin, bu karara karşı yargı yoluna başvurma hakkı bulunmaktadır. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2021/12894-S.21.20723
BAŞVURU NO : 2021/5892
KARAR TARİHİ : 09/09/2021
RET KARARI
Adres:
BAŞVURUYA KONU İDARE : TASARRUF MEVDUATI SİGORTA FONU BAŞKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Hesap üzerindeki blokenin kaldırılması talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 11/03/2021
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Şikayetçi Kurumumuza yaptığı başvuruda, Müflis Asya Katılım Bankası
A.Ş.’den aktarılan hesabı üzerinde bloke bulunduğunu, kapatılan bankadaki hesabının Vakıf Katılım
Bankası nezdinde bir hesaba aktarıldığını, bankadaki para üzerindeki blokenin kaldırılması talebiyle
Cimer’e ve TMSF’ye başvuruda bulunduğunu, verilen cevapta blokenin kaldırılmasının mümkün olmadığının söylendiğini, ifade ederek banka hesabı üzerindeki blokenin kaldırılmasını talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2) Kurumumuzca Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu
Başkanlığından bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur. Şikayet konusu hakkında, Kurumumuzca gerçekleştirilen dostane çözüm girişimleri kapsamında Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Başkanlığı’ndan
alınan 12.07.2021 tarihli ve sayılı cevabi yazıda özetle:
2.1. “Bilindiği üzere; Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun (BDDK) 22.07.2016 tarihli ve 6947 sayılı kararıyla, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun (Kanun) 107’nci maddesinin son fıkrası çerçevesinde, Bank Asya’nın faaliyet İzninin kaldırıldığı ve Kanun gereğince 106’ncı madde kapsamındaki İşlemleri tesis etmeye Kurumlarının yetkili ve yükümlü kılındığı, bu kapsamda, Kurumun en temel görevlerinden birisinin de faaliyet izni kaldırılarak yönetim ve denetimi Kuruma İntikal eden Türkiye’de faaliyet gösteren bir kredi
/
kuruluşunda bulunan sigortalı mevduat ve katılım fonu tutarının tespit edilerek hak sahiplerine ödemelerin gerçekleştirilmesidir. Bu İtibarla, Kanunun 63 üncü maddesi İle 23/02/2007 tarih ve 26443 sayılı Resmi
Gazete’ de yayımlanan, “Faaliyet İzni Kaldırılan Bankalardaki Sigortalı Mevduat v Sigortalı Katılım
Fonunun Ödenmesi İle Bu Bankaların İflas ve Tasfiyesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelikte (Taşfiye Yönetmeliği) yer alan 10’uncu madde gereğince, sigortalı mevduat ve katılım fonu tutarı tespitinde
“doğruluğunun hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde kanıtlanmasının” amir ölçütü kapsamında hareket etmek gerekmiştir.
2.2. Bu doğrultuda, Bank Asya nezdindeki sigortalı katılım fonu tutarlarının tespiti için Kurum nezdinde bir Komisyon kurulduğu ve gerek söz konusu Komisyonun çalışmaları gerekse de Bank Asya Teftiş Kurulu ve TMSF tarafından yürütülen İncelemeler neticesinde düzenlenen muhtelif raporlarda yer alan tespitler çerçevesinde, Bank Asya nezdinde bulunan sigortalı katılım fonu tutarları Kurum tarafından ödenmek üzere 02.12.2016 tarihinde Vakıf Katılıma aktarıldığı ve 05.12.2016 tarihinde fiilen ödemelere başlandığı, ancak, Hüseyin Kılıçarslan’ın da aralarında bulunduğu bazı şahıslar adına Bank Asya nezdinde açılmış hesaplarda bulunan katılım fonu tutarı, Kanunun 63 ‘üncü maddesi İle Tasfiye Yönetmeliğinin 10’uncu maddesi hükümleri çerçevesinde ve Bank Asya Teftiş Kurulu Başkanlığı’nca düzenlenen raporlar doğrultusunda, üzerine TMSF Kurulu kararıyla bloke tesis edilerek blokeli halde Vakıf Katılıma aktarılmıştır.
2.3. Kurum nezdindeki kayıtların ve verilerin incelenmesi neticesinde Hüseyin Kılıçarslan’ın 2019/543 sayılı TMSF Kurulu kararı içeriğinde belirtilen kriterleri sağladığının tespit edilmesini müteakip, Ali
İnce’nin söz konusu katılım fonu tutarı üzerinde yukarıda belirtildiği şekilde tesis edilen “TMSF BlokesiTeftiş” başlıklı blokenin kaldırılması uygun bulunmuş ve bu blokenin terkinine yönelik gerekli işlemlerin tesis edilmesi yönündeki talimatımız 13.05.2021 tarih ve sayılı yazımızla ödemeleri aracılık eden
Vakıf Katılıma gönderilmiştir.
2.4. Ancak Hüseyin Kılıçarslan’ın sözkonusu katılım fonu tutarı üzerinde Kanun’un 64üncü maddesinin (c)
bendinde yer alan; “Aşağıda sayılan tasarruf mevduatı ve katılım fonu hesapları sigortaya tabi değildir:
….c) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 282 nci maddesindeki suçtan kaynaklanan malvarlığı değerleri kapsamına giren mevduat ve katılım fonu ile diğer hesaplar” hükmü ile belirtilen
Kanun çerçevesinde çıkartılıp 23.02.2007 tarih ve 26443 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Tasfiye
Yönetmeliğinin 10’uncu maddesinin 10’uncu fıkrasında yer alan “Ödeme talebinde bulunan hak sahibi ile ilgili olarak, Fona veya faaliyet izni kaldırılan bankaya, 13.11.1996 tarihli ve 4208 sayılı Karaparanın
Aklanmasının Önlenmesine Dair Kanun nedeni ile soruşturma başlatıldığının resmi merciler tarafından bildirilmesi halinde, yargılama sonuçlanıncaya kadar herhangi bir ödeme yapılmaz. Bu fikra kapsamındaki tasarruf mevduatı ve katılım fonu yargılama sonuçlanıncaya kadar bloke hesapta tutulur” hükmü çerçevesinde ve MASAK inceleme ve bildirimlerine istinaden, Fon Kurulu karan ile MASAK blokesi başlıklı bloke tesis edilmiştir (Belirtilen Yönetmelik maddesinde geçen karapara ifadesi, 5549 sayılı Suç
Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanunun 26’nci maddesinin 3’üncü fıkrasında yer alan
“Diğer mevzuatla yer alan “karapara” ibaresinden “suçtan kaynaklanan malvarlığı değeri”, “karapara aklama suçu” ibaresinden “aklama suçu” anlaşılır.” hükmü çerçevesinde suçtan kaynaklanan malvarlığı değeri olarak anlaşılmalıdır).
/
2.5. “Yukarıda izah edilen bilgiler çerçevesinde; söz konusu tutarın sigorta kapsamı dışında kalma olasılığı ortadan kalkmadığından, Hüseyin Kılıçaslan’a ait hesap tutarı üzerine Fon Kurulu kararı ile tesis edilmiş olan idari nitelikteki bu blokenin kaldırılması bu aşamada mümkün bulunmamakta olup Hüseyin
Kılıçaslan ile ilgili FETÖ/PDY kapsamında sürdürülen ceza davasının Türk Ceza Kanunu’nun 282’nci maddesi çerçevesinde aleyhe bir hüküm içermeyen kesinleşme şerhini de havi mahkeme kararının ilgili
Makam tarafından Kurumumuza ibrazını müteakip MASAK blokesinin kaldırılmasına yönelik işlemler tesis edilebilecektir”.
açıklamalarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasasının “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13 üncü maddesinde, “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”, 3.1. “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35 inci maddesinde, “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”, 3.2. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde; “…
Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.
… ” , 4. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 5. 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununun “Mevduatın ve katılım fonunun sigortalanması” başlıklı 63 üncü maddesinin son fıkrasında, “Faaliyet izni kaldırılan kredi kuruluşları nezdinde bulunan ve doğruluğu hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde kanıtlanan mevduat ve katılım fonunun sigorta kapsamındaki kısmı, Fon kaynaklarından ödenir.”, 5.1. “Faaliyet izninin kaldırılması” başlıklı 106 ncı maddesinin birinci fıkrasında, “Bir bankanın bu
Kanun hükümlerine göre faaliyet izninin kaldırılması hâlinde yönetim ve denetimi Fona intikal eder.”; üçüncü fıkrasında, “Fon, yönetim ve denetimi kendisine intikal eden bankadaki sigortalı mevduatı ve sigortalı katılım fonunu doğrudan veya ilân edeceği başka bir banka aracılığı ile ödeyerek, mevduat ve
katılım fonu sahipleri yerine bankanın doğrudan doğruya iflasını ister. Bu görev ve yetki münhasıran Fona aittir. Bu şekilde yapılacak iflas isteminde 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 178 inci maddesinin ikinci fıkrası ve 179 uncu maddesinin iflasın ertelenmesine ilişkin hükümleri uygulanmaz.”, 5.2. “Fona devredilen bankalar ile ilgili hükümler” başlıklı 107 nci maddesinin son fıkrasında, “71 inci madde kapsamında temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi kendisine devredilen bankaların, malî bünyelerinin güçlendirilmesi, yeniden yapılandırılması, devri, birleştirilmesi ve satışı ile ilgili süreç devrin yapıldığı tarihten itibaren en geç dokuz aylık bir süre içerisinde tamamlanır. Fon Kurulu kararı ile bu süre üç ayı geçmemek üzere uzatılabilir. Bu süre içinde devir, birleşme veya satışın tamamlanamamış olması hâlinde Fonun talebi üzerine Kurul bankanın faaliyet iznini kaldırır.”, 6. 23/02/2007 tarih ve 26443 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Faaliyet İzni Kaldırılan Bankalardaki
Sigortalı Mevduat ve Sigortalı Katılım Fonunun Ödenmesi ile Bu Bankaların İflas ve Tasfiyesine
İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “Amaç ve kapsam” başlıklı 1 inci maddesinde, “Bu
Yönetmeliğin amacı, faaliyet izni kaldırılarak yönetim ve denetimi 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı
Bankacılık Kanununun 106 ncı maddesine göre Fona intikal eden banka nezdinde bulunan sigortalı mevduat ve sigortalı katılım fonunun tespiti ve hak sahiplerine ödenmesi ile bu bankaların iflas ve tasfiyesine ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.”, 6.1. “Sigortalı mevduat ve katılım fonunun tespiti ve ödenme süresi” başlıklı 10 uncu maddesinin birinci fıkrasında, “Faaliyet izni kaldırılarak yönetim ve denetimi Fona intikal eden banka nezdinde bulunan ve 5411 sayılı Kanunun 63 üncü maddesi kapsamındaki sigortalı mevduat ve sigortalı katılım fonlarının doğruluğu, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu ile adli ve idari mercilerin tespitleri ve alınan kararları, hesap sahipleri tarafından ibraz edilen belgeler, Sigorta ve Risk İzleme Daire Başkanlığı nezdinde tutulan kayıtlar ile banka kayıtları ve ilgili diğer belgeler esas alınarak, Tasfiye Daire
Başkanlığının koordinasyonunda Hukuk İşleri Daire Başkanlığı, Sigorta ve Risk İzleme Daire Başkanlığı ve Denetim Daire Başkanlığı personelinden oluşacak bir komisyon tarafından incelenmek suretiyle tespit edilir.”; üçüncü fıkrasında, “Doğruluğu hiç bir şüpheye yer vermeyecek şekilde tespit edilen mevduat ve katılım fonunun sigorta kapsamındaki kısmının tespiti ve ödeme süresi, bankanın faaliyet izninin kaldırıldığı tarihten itibaren 3 aydır. Gerektiğinde bu süre üç ay uzatılabilir. Zorunlu nedenlerle üç aylık uzatma süresinin yetersiz kalması halinde bu süre Fon Kurulunca her biri üç ayı geçmemek üzere iki kez daha uzatılabilir. Ödemeler, Fon Kurulu kararı ile doğrudan veya Fon tarafından ilan edilecek bir banka aracılığıyla gerçekleştirilir.”; onuncu fıkrasında ise, “Ödeme talebinde bulunan hak sahibi ile ilgili olarak, Fona veya faaliyet izni kaldırılan bankaya, 13/11/1996 tarihli ve 4208 sayılı Karaparanın
Aklanmasının Önlenmesine Dair Kanun nedeni ile soruşturma başlatıldığının resmi merciler tarafından bildirilmesi halinde, yargılama sonuçlanıncaya kadar herhangi bir ödeme yapılmaz. Bu fıkra kapsamındaki tasarruf mevduatı ve katılım fonu yargılama sonuçlanıncaya kadar bloke hesapta tutulur.” 7. Faaliyet İzni Kaldırılan Bankalardaki Sigortalı Mevduat Ve Sigortalı Katılım Fonunun Ödenmesi İle
Bu Bankaların İflas Ve Tasfiyesine İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 10’uncu maddesinde; …
(10) Ödeme talebinde bulunan hak sahibi ile ilgili olarak, Fona veya faaliyet izni kaldırılan bankaya, 13/11/1996 tarihli ve 4208 sayılı Karaparanın Aklanmasının Önlenmesine Dair Kanun nedeni ile soruşturma başlatıldığının resmi merciler tarafından bildirilmesi halinde, yargılama sonuçlanıncaya kadar herhangi bir ödeme yapılmaz. Bu fıkra kapsamındaki tasarruf mevduatı ve katılım fonu yargılama sonuçlanıncaya kadar bloke hesapta tutulur”.
düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ ARİF DÜLGER’İN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
8. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; ilgili idare tarafından başvurana yönelik uygulanan idari işlemde hukuka ve hakkaniyete aykırılık bulunmadığı tespit edildiğinden, başvurunun reddi yönünde hazırlanan “Ret Kararı
Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme 9. Başvuran 1 numaralı paragrafta açıklandığı üzere, Müflis Asya Katılım Bankası A.Ş.’den aktarılan hesabı üzerinde bloke bulunduğunu, kapatılan bankadaki hesabının Vakıf Katılım Bankası nezdinde bir hesaba aktarıldığını, söz konusu blokenin kaldırılarak hesabındaki tutarların iade edilmesini talep etmiştir.
10. Müflis Asya Katılım Bankası A.Ş. (Bank Asya)’nin 29/05/2015 tarihinde Fona devredildiği, Bankacılık
Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun 22/07/2016 tarihli ve 6947 sayılı kararıyla, 5411 sayılı Bankacılık
Kanununun (Kanun) 107 nci maddesinin son fıkrası çerçevesinde, faaliyet izninin kaldırıldığı ve Kanun gereğince 106 ncı madde kapsamındaki işlemleri tesis etmeye TMSF’nin yetkili ve yükümlü kılındığı, bu kapsamda Bank Asya nezdinde bulunan katılım fonlarından sigorta kapsamında bulunan hesaplar üzerinde
FETÖ/PDY örgütüyle ilintili ya da örgütü desteklemek amacına yönelik olup olmadığı hususunda inceleme yapmak üzere bir komisyon kurulduğu, sigortalı mevduat ve katılım fonu tutarlarının tespitinde
“doğruluğunun hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde kanıtlanması” ölçütünün esas alındığı, kurulan komisyon tarafından 2013 yılı sonundan itibaren bankadan yoğun bir para çıkışı yaşanmasına rağmen aynı dönemde hayatın olağan akışına aykırı ve ekonomik gerekçelerle açıklanamayacak şekilde, FETÖ/PDY’yi desteklemek amacına matuf olduğu intibaı uyandıracak mahiyette yeni hesaplar açan ya da mevcut hesapların bakiyelerini artıranlardan yaşı, mesleği, daha önceki dönemde Banka nezdinde gerçekleştirmiş olduğu işlemler ile belirtilen dönemde gerçekleştirilenlerin uyumu gibi kriterler dikkate alınarak bir kısım hesapların şüpheli olarak değerlendirildiği, 5411 sayılı Kanunun 63 üncü maddesi ile Tasfiye
Yönetmeliğinin 10 uncu maddesi uyarınca tedbiren bloke tesis edildiği tespit edilmiştir.
11. TMSF nezdinde kurulan komisyonun çalışmaları ve Bank Asya Teftiş Kurulu ve TMSF tarafından yürütülen incelemeler neticesinde düzenlenen muhtelif raporlarda yer alan tespitler çerçevesinde, Bank
Asya nezdinde bulunan sigortalı katılım fonu tutarlarının TMSF tarafından ödenmek üzere 02/12/2016 tarihinde Vakıf Katılım Bankası A.Ş.’ye aktarıldığı ve 05/12/2016 tarihinde fiilen ödemelere başlandığı, /
ancak TMSF Kurulu kararıyla duyulan şüpheye binaen bazı hesapların blokeli halde Vakıf Katılım Bankası
A.Ş.’ye aktarıldığı anlaşılmıştır.
12. Somut olayda şikâyetçi Hüseyin Kılıçaslan adına Bank Asya nezdinde açılmış hesaplarda bulunan ve sigortalı katılım fonu ödemesi kapsamında Vakıf Katılım Bankası A.Ş.’ye aktarılan katılım fonu tutarı üzerine, 23.02.2007 tarih ve 26443 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Tasfiye Yönetmeliğinin 10’uncu maddesinin 10’uncu fıkrasında yer alan “Ödeme talebinde bulunan hak sahibi ile ilgili olarak, Fona veya faaliyet izni kaldırılan bankaya, 13.11.1996 tarihli ve 4208 sayılı Karaparanın Aklanmasının Önlenmesine
Dair Kanun nedeni ile soruşturma başlatıldığının resmi merciler tarafından bildirilmesi halinde, yargılama sonuçlanıncaya kadar herhangi bir ödeme yapılmaz. Bu fikra kapsamındaki tasarruf mevduatı ve katılım fonu yargılama sonuçlanıncaya kadar bloke hesapta tutulur” hükmü çerçevesinde ve MASAK inceleme ve bildirimlerine istinaden, Fon Kurulu karan ile MASAK blokesi başlıklı bloke tesis edildiği dikkate alındığında yapılan müdahalenin kamu yararı amacına hizmet ettiği; son olarak alınan tedbirin ‘elverişlilik, zorunluluk ve orantılılık’ alt ilkelerinden oluşan ölçülülük ilkesine aykırılık teşkil etmediği değerlendirilmiştir.
13. Şikâyet konusu açısından, tedbir mahiyetinde tesis edilen bloke işleminin hukuka uygun olabilmesi için, Anayasada öngörülen temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması şartlarına uygun olması gerekmektedir. Anayasanın 13 üncü maddesinde belirtilen sınırlama şartları ise şunlardır; sınırlama kanuna dayanmalı, Anayasanın ilgili maddesinde belirtilen sebeplere dayanmalı, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmamalıdır.
Bu kapsamda yapılan inceleme ve araştırma neticesinde, Bank Asya nezdindeki sigortalı katılım fonlarının ödenebilmesi için 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 63 üncü maddesi uyarınca ‘doğruluğu hiçbir şüpheye yer vermeyecek’ şekilde kanıtlanmış olması gerektiği, şüpheli olarak değerlendirilen hesaplara bloke tesis edilebileceği ve şüpheler giderilinceye kadar blokenin devam edebileceği, dolayısıyla bloke işleminin
Bankacılık Kanunundan kaynaklandığı tespit edilmiştir. Ayrıca Anayasanın 35 inci maddesine göre mülkiyet hakkı ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabilmektedir. Bilindiği üzere FETÖ/PDY’nin
15 Temmuz 2016 tarihindeki Darbe Girişiminin ardından demokratik anayasal düzene, bireylerin temel
hak ve hürriyetlerine, milli güvenliğe yönelik tehdit oluşturan tüm terör örgütlerine ve illegal yapılanmalara karşı tedbir alınması amacıyla 20/07/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde olağanüstü hal ilan edilmiştir. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun 22/07/2006 tarihli kararıyla Bank Asya’nın faaliyet izninin kaldırılmasının ardından anılan banka nezdinde bulunan hesapların FETÖ/PDY örgütüyle ilintili ya da örgütü destekleme amacına hizmet edip etmediği yönünden incelemeye tabi tutulduğu ve denetim birimlerinde yürütülen FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında bloke tesis edildiği dikkate alındığında yapılan müdahalenin kamu yararı amacına hizmet ettiği; son olarak alınan tedbirin ‘elverişlilik, zorunluluk ve orantılılık’ alt ilkelerinden oluşan ölçülülük ilkesine aykırılık teşkil etmediği değerlendirilmiştir.
14. Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde, “başvuran adına Bank Asya nezdinde açılmış hesaplarda bulunan ve sigortalı katılım fonu ödemesi kapsamında Vakıf Katılım Bankası A.Ş.’ye aktarılan katılım fonu tutarı üzerine, 23.02.2007 tarih ve 26443 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Tasfiye
Yönetmeliğinin 10’uncu maddesinin 10’uncu fıkrasında yer alan hüküm çerçevesinde ve MASAK inceleme ve bildirimlerine istinaden, Fon Kurulu karan ile MASAK blokesi başlıklı bloke tesis edilmiştir” şerhi
yer aldığından, bu kapsamda incelemeler sonuçlandırılıncaya kadar bloke işleminin devam edebileceği anlaşıldığından söz konusu tedbirin hukuka aykırı olmadığı tespit edilmiştir.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 15. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; Kurumumuzun bilgi ve belge talebine süresi içinde cevap verildiği, ancak İdarece başvurana verilen cevapta hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğinin gösterilmediği bu nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uyulmadığı tespit edildiğinden, İdarenin bahse konu ilkeye uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
16. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21’ inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa)
dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup Ankara İdare Mahkemesi’nde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle; başvurunun REDDİNE,
Kararın başvuran ile TASARRUF MEVDUATI SİGORTA FONU BAŞKANLIĞINA tebliğine,
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi