|
ÖZET: Başvuran, 15/02/2019 tarihinde vefat eden eşinin emeklilik işlemlerinin başlatılması için gerekli şartları sağladığını, ancak eşinin 4/b Bağ-kur kaydı nedeniyle talebinin reddedildiğini belirtmiştir. Başvuran, bu durumda hizmet birleştirilmesi yapılmadan emeklilik işlemlerinin gerçekleştirilmesini talep etmektedir. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ise, başvuranın eşinin 4/b kapsamındaki hizmetlerinin 1800 gün prim şartını sağlamadığını ve bu nedenle ölüm aylığı bağlanamayacağını ifade etmiştir.
SGK’nın açıklamalarında, 5510 sayılı Kanun ve ilgili yönetmelikler çerçevesinde, başvuranın 4/a kapsamında 1266 gün prim ödemesi bulunduğu, ancak 4/b kapsamındaki hizmetleri nedeniyle borç ödenmeden aylık bağlanamayacağı belirtilmiştir. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın yalnızca 4/a kapsamındaki hizmetleri dikkate alınarak aylık bağlanabileceği sonucuna varmış ve bu doğrultuda SGK’ya tavsiyede bulunmuştur. Sonuç olarak, başvurunun kabul edilerek, başvuranın hizmet birleştirilmesi olmaksızın ölüm aylığı alabilmesi için gerekli işlemlerin yapılması gerektiği ifade edilmiştir. Kamu Denetçiliği Kurumu, SGK’nın bu karara uygun hareket etmesini talep etmiştir. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2020/69042-S.20.75183
BAŞVURU NO : 2020/3689
KARAR TARİHİ : 21/08/2020
TAVSİYE KARARI ,TCKN:
Adres:
BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI
Hizmet birleştirilmesi yapılmadan aylık bağlanması talebi
BAŞVURUNUN KONUSU :
hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 24/02/2020
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran, eşinin 15/02/2019 tarihinde öldüğünü, eşinin 4/a olarak 1266 gün çalışmasının olduğu ve ölüm tarihi itibariyle 5 yıllık sigorta ve 900 gün prim şartını sağladıklarından dolayı emeklilik işlemlerinin başlatılması için dilekçe verdiğini, ancak eşinin 4/b Bağ-kur kaydının çıkması nedeniyle dilekçesinin Gebze Sosyal Güvenlik Merkezine gönderildiğini, burada yapılan inceleme neticesinde; 4/b den ölüm aylığı bağlama şartı olan
1800 prim günü olmadığından dolayı talebinin reddedildiğini ve tarafına 7.000 TL tutarında
borç çıkarıldığını, bu borcu ödemeden emeklilik işleminin sonuçlandırılmayacağının ifade edildiğini, kendisinin hizmet birleştirilmesine yönelik bir talebinin olmadığını belirterek, hizmet birleştirilmesi yapılmadan emeklilik işlemlerinin yapılmasını talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuzun 16/03/2020 tarihli ve S. sayılı bilgi-belge isteme yazısına cevaben Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı (SGK) Emeklilik Hizmetleri Genel
Müdürlüğü tarafından gönderilen 30/04/2020 tarihli ve E. sayılı yazıda:
2.1. Başvuranın 21/02/2019 tarihli dilekçesine İzmit Sosyal Güvenlik Merkezi tarafından 18/04/2019 tarihli yazı ile cevap verildiği, ayrıca 12/06/2019 tarihli başvurusuna ise Pendik
Sosyal Güvenlik Merkezi tarafından 16/08/2019 tarihli yazı ile cevap verildiği, 2.2. 5510 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesi gereğince 2008/Ekim ay başından önce sigortalı veya iştirakçi olup, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra aylık talebinde bulunanlardan, farklı sosyal güvenlik kurumlarına ya da bu Kanunda belirtilen sigortalılık hallerinden birden fazlasına tabi olanlara aylık bağlanmasına esas alınacak kanunun, bu
Kanunla mülga 2829 sayılı Kanun hükümlerine göre tespit olunacağı ve bunlar hakkında, Kanunun geçici maddelerindeki hükümlerinin uygulanacağı, 2.3. 2829 sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle ise sosyal güvenlik kurumlarına tabi çalışmış olanların hizmet sürelerinin aynı tarihte rastlamamak kaydıyla aylık bağlanmasına hak kazanıldığında birleştirileceği, 2.4. Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 60 ıncı maddesinin üçüncü fıkrasına göre, Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinden birden fazlasına tabi olarak çalışmış olan sigortalıların hak sahiplerinin aylıkları, sigortalının en son tabi olduğu sigortalılık hali esas alınarak bağlanmakta, son sigortalılık haline göre ölüm aylığı bağlanamaması durumunda diğer sigortalılık hallerindeki hizmetlerine göre ayrı ayrı değerlendirme yapılarak, aylığa hak kazanacağı sigortalılık hali esas alınmakta ve tüm hizmetleri dikkate alınarak aylığa bağlandığı, 2.5. 2008/Ekim sonrası ölen sigortalıların hak sahiplerine 5510 sayılı Kanun hükümlerine göre ölüm aylığı bağlandığı, Kanunun 32 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre Kanunun yürürlük tarihinden sonra ölen sigortalıların hak sahiplerine ölüm aylığı bağlanabilmesi için, en az 1800 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş veya 4/1-(a) sigortalıları için, her türlü borçlanma süreleri hariç en az 5 yıldan beri sigortalı bulunup, toplam 900 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş olması gerektiği, 2.6. Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 62 nci maddesine göre ise Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında veya bu kapsamda geçen hizmetlerle birlikte Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentleri kapsamındaki sigortalıların hak sahiplerine aylık bağlanacağı durumlarda Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında geçen hizmetlere ait prim ve prime ilişkin her türlü borçların ödenmesinin zorunlu olduğu, hak sahiplerine bağlanacak ölüm aylıklarının prim ve prime ilişkin her türlü borçlarının ödenmesini takiben, sigortalının ölüm tarihini veya hak sahibi olma niteliğinin ölüm tarihinden sonra kazanılması halinde bu niteliği kazanıldığı tarihi takip eden aybaşından itibaren başlatılacağı, 2.7. Başvuranın vefat eden eşinin son statüsü olan 4/1-(b) kapsamında aylık bağlanabilmesi için 1800 gün prim ödeme gün sayısı koşulu yerine gelmediğinden, bu kapsamda hak sahiplerine aylık bağlanamadığı, 2.8. Hizmetler ayrı ayrı değerlendirildiğinde 4/1-(a) kapsamında aylık bağlanabilmesi için 5 yıllık sigortalılık süresi ve 900 gün prim ödeme gün sayısı koşullarının yerine geldiği, bu sefer de Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 60 ıncı maddesi gereği 4/1-(b) kapsamındaki hizmetleri de dikkate alınarak 4/1-(a) kapsamında aylık bağlanabilmesi için 4/1-(b)
kapsamındaki hizmetlere ilişkin borçların ödenmesi gerektiğinden başvuranın talebinin reddedildiği, 2.9. Öte yandan hak sahiplerine 4/1-(b) kapsamındaki hizmetlere ilişkin borç tutarının ödenmesi halinde ölüm tarihini veya hak sahibi olma niteliğinin kazanıldığı tarihi takip eden ay başından itibaren ölüm aylığı bağlanabileceği, belirtilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesi; “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikayetleri inceler…”, 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrası; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 5. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun; 5.1. “Bu Kanundan önce yürürlükte bulunan sosyal güvenlik kanunlarına tâbi geçen çalışmalar için bağlanacak aylıkların hesabı” başlıklı Geçici 2 nci maddesinin son fıkrası; “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce sigortalı veya iştirakçi olup, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra aylık talebinde bulunanlardan, farklı sosyal güvenlik kurumlarına ya da bu Kanunda belirtilen sigortalılık hallerinden birden fazlasına tabi olanlara aylık bağlanmasına esas alınacak kanun, bu Kanunla mülga 2829 sayılı Kanun hükümlerine göre tespit olunur ve bunlar hakkında, bu Kanunun geçici maddelerindeki hükümler uygulanır…” 5.2. Ölüm sigortasından sağlanan haklar ve yararlanma şartları başlıklı 32 nci maddenin ikinci fıkrası; “En az 1800 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş veya 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılanlar için, her türlü borçlanma süreleri hariç en az 5 yıldan beri sigortalı bulunup, toplam 900 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmi” 6. Mülga 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin
Birleştirilmesi Hakkında Kanun’un; 6.1. “Amaç” başlıklı 1 inci maddesi;” “Bu Kanunun amacı; çeşitli sosyal güvenlik kurumlarına tabi olarak geçen hizmet sürelerinin birleştirilmesi suretiyle ilgililerin sosyal güvenliklerinin sağlanması usul ve esaslarının düzenlenmesidir.”
6.2. “Hizmetlerin Hizmet sürelerinin birleştirilmesi” başlıklı 4 üncü maddesi;”
“Kurumlara tabi çeşitli işlerde çalışmış olanların hizmet süreleri, aynı tarihlere rastlamamak kaydıyla bu Kanuna göre aylık bağlanmasına hak kazanıldığında birleştirilir.
Ancak, hizmet süreleri toplamının aylık bağlanmasına yeterli olmaması halinde, bu Kanun hükümleri uygulanmaz.” 6.3. “Aylığı bağlayacak kurum” başlıklı 8 inci maddesi; “Birleştirilmiş hizmet süreleri toplamı üzerinden, ilgililere; son yedi yıllık fiili hizmet süresi içinde fiili hizmet süresi fazla olan kurumca, hizmet sürelerinin eşit olması halinde ise eşit hizmet sürelerinden sonuncusunun tabi olduğu kurumca, kendi mevzuatına göre aylık bağlanır ve ödenir.
Ancak, malullük, ölüm, 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununa göre yaş haddinden re’sen emekli olma (Ek ibare: 27/1/2000 – 4505/1 md.) süresi kanunla belirlenen vazifelere atanma veya seçilme ve bağlı oldukları kurumun kanunla değiştirilmesi hallerinde ilgililere hizmet sürelerinden sonuncusunun tabi olduğu kurumca, kendi mevzuatına göre aylık bağlanır.” 7. 12/05/2010 tarihli ve 27579 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren
Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin “Hak sahiplerini ölüm aylığından yararlanma şartları” başlıklı 60 ıncı maddesinin üçüncü fıkrası; “Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinden birden fazlasına tabi olarak çalışmış olan sigortalıların hak sahiplerinin aylıkları, sigortalının en son tabi olduğu sigortalılık hâli esas alınarak bağlanır. Son sigortalılık hâline göre ölüm aylığı bağlanamaması durumunda diğer sigortalılık hâllerindeki hizmetlerine göre ayrı ayrı değerlendirme yapılarak, aylığa hak kazanacağı sigortalılık hâli esas alınarak aylık bağlanır.” 7.1. “Ölüm aylığının başlangıcı ve kesilmesi” başlıklı 62 nci maddesi;
(1) Ölüm sigortasından sigortalının hak sahiplerine bağlanacak aylıklar;
a) Sigortalının ölüm tarihini, b) Hak sahibi olma niteliğinin ölüm tarihinden sonra kazanılması hâlinde, bu niteliğin kazanıldığı tarihi, c) Ölüm aylığının kesilmesine yol açan sebebin ortadan kalkması hâlinde, talep tarihini,
takip eden ay başından itibaren başlatılır. (Değişik cümle:RG-5/12/2017-30261) Ancak
Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında veya bu kapsamda geçen hizmetlerle birlikte Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentleri kapsamındaki sigortalıların hak sahiplerine aylık bağlanacağı durumlarda, Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında geçen hizmetlere ait prim ve prime ilişkin her türlü borçların ödenmesi zorunludur. (Ek cümle:RG-5/12/2017-30261) Hak sahiplerine bağlanacak aylığın başlangıç tarihi, bu fıkra hükümlerine göre tespit olunur.
(2) Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine göre sigortalı sayılanlardan kendi sigortalılığı nedeniyle genel sağlık sigortası primi dâhil, prim ve prime ilişkin her türlü borcu olanlardan ölüm tarihindeki borçları, Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu ile belirlenen, muhasebe kayıtlarından çıkarılacak tutarlar ve tahsil edilmeyecek alacaklara ilişkin miktar ve bu miktarın altında olanların aylıkları talep tarihini takip eden aybaşından başlar ve borçları ilk aylıklarından kesilerek tahsil edilir.
(3) Hak sahiplerine bağlanan aylıklar bu Yönetmeliğin 60 ıncı maddesinde belirtilen şartların ortadan kalktığı tarihi takip eden ödeme dönemi başından itibaren kesilir.
hükmünü amirdir.
IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE
ÖNERİSİ
8. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 9. Başvuran özetle, eşinin 15/02/2019 tarihinde öldüğünü, eşinin 4/a olarak 1266 gün çalışmasının olduğu ve ölüm tarihi itibariyle 5 yıllık sigorta ve 900 gün prim şartını sağladıklarından dolayı emeklilik işlemlerinin başlatılması için dilekçe verdiğini, ancak eşinin 4/b Bağ-kur kaydının çıkması ve 4/b den ölüm aylığı bağlama şartı olan 1800 prim günü olmadığından dolayı talebinin reddedildiğini ve tarafına 7.000 TL tutarında borç çıkarıldığını, bu borcu ödemeden emeklilik işleminin sonuçlandırılmayacağının ifade edildiğini belirterek, hizmet birleştirilmesi yapılmadan emeklilik işlemlerinin yapılmasını talep etmektedir.
10. Söz konusu uyuşmazlığın, hizmet birleştirmesi yapılmaksızın ölüm aylığı bağlanabilecek durumda olan başvurana 4/1-(b) kapsamındaki hizmetlere ilişkin prim borcu dikkate alınmaksızın hizmet birleştirilmeden ölüm aylığı bağlanıp bağlanmayacağı noktasında düğümlendiği görülmektedir.
11. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden; 15/02/2019 tarihinde vefat eden eşten dolayı atlık bağlanma talebinde bulunulduğu, yapılan inceleme neticesinde başvuranın eşinin 4/1-(a) kapsamında 1266 prim ödeme gün sayısının bulunduğu ancak son statüsünün 4/1-(b)
kapsamında olduğu, 26/12/2016-28/02/2018 tarihleri arasında 4/1-(b) kapsamındaki sigortalılığına ilişkin prim borcunun bulunması sebebiyle, söz konusu hizmetlerin geçici 76 ncı madde kapsamına alınmayan hizmetlerinin olduğu ve bu hizmetlere ilişkin prim borcu bulunması sebebiyle aylık bağlanamadığı, ancak 4/1-(a) kapsamında aylık bağlanabilmesi için 4/1-(b) kapsamındaki hizmetler ilişkin borçların ödenmesi halinde başvuranın eşinin ölüm tarihini veya hak sahibi olma niteliğinin ölüm tarihinden sonra kazanılması halinde bu niteliğinin kazanıldığı tarihi takip eden aybaşından itibaren ölüm aylığı bağlanabileceğinin bildirildiği anlaşılmaktadır.
12. 2829 sayılı Kanunun 1 inci maddesinde (§ 6.1) Kanunun amacı olarak; çeşitli sosyal güvenlik kurumlarına tabi olarak geçen hizmet sürelerinin birleştirilmesi suretiyle ilgililerin sosyal güvenliklerinin sağlanmasının usul ve esaslarının düzenlenmesi belirlenmiştir. Bu çerçevede, Kanunun 4 üncü maddesinde (§ 6.2); kurumlara tabi çeşitli işlerde çalışmış olanların hizmet sürelerinin, aynı tarihlere rastlamamak kaydıyla bu kanuna göre aylık bağlanmasına hak kazanıldığında birleştirileceği, ancak, hizmet süreleri toplamının aylık bağlanmasına yeterli olmaması halinde, bu kanun hükümlerinin uygulanmayacağı, 8 inci maddesinde (§ 6.3); birleştirilmiş hizmet süreleri üzerinden aylık bağlanırken son yedi yıllık fiili hizmet süresi içinde fiili hizmet süresi fazla olan kurumca, ancak, kanunda sayılı istisna hallerinde (malullük, ölüm, yaş haddinden re’sen emekli olma, süresi kanunla belirlenen vazifelere atanma veya seçilme ve bağlı oldukları kurumun kanunla değiştirilmesi) tabi oldukları son kurumca, kendi mevzuatına göre aylık bağlanacağı düzenlenmiştir.
13. Kanunun 4 üncü maddesinde, hizmet sürelerinin Kanuna göre aylık bağlanmasına hak kazanıldığında birleştirileceği ve hizmet süreleri toplamının aylık bağlanmasına yeterli olmaması halinde, kanun hükümlerinin uygulanmayacağı açıkça düzenlenmiş olmakla beraber, bir kurumda geçen hizmet sürelerinin aylık bağlanmasına yeterli olması halinde diğer kurumlarda geçen hizmet sürelerinin de birleştirileceği yönünde açık bir hükme ise yer verilmemiştir. Mevcut SGK uygulamalarında birden fazla statüde hizmeti bulunan sigortalılar için hizmet birleştirmenin zorunlu olarak uygulandığı, 2829 sayılı Kanunda tek başına herhangi bir statüden aylık bağlanabilmesi halinde diğer statülerdeki hizmetler için ne yapılacağı hususunda bir esas belirlenmediği, bu nedenle diğer statülere tabi olarak geçen hizmet süreleri hakkında ne yapılacağı hususunda bir belirsizliğin ortaya çıkabileceği görülmektedir.
14. Diğer taraftan, birden fazla statüde hizmeti olup tek bir statüdeki hizmetinden dolayı aylık bağlanabilecek durumdaki sigortalıların, haklarında zorunlu olarak hizmet birleştirmesi uygulanmamasına ilişkin talepleri geçmiş dönemde gerek yargı organlarına gerekse
Kurumumuza intikal etmiştir. Yargı organlarınca konuya ilişkin verilmiş içtihat niteliğinde kararlar (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 06/02/2002 tarihli ve 2002/21-132 E., 2002/139
K.; 10/03/2010 tarihli ve 2010/10-126 E., 2010/133 K.; 15/1/2014 tarihli ve 2013/235 E., 2014/9 K.; 12/02/2014 tarihli ve 2013/486 E., 2014/89 K.; Danıştay Onbirinci Dairesinin 17/01/2017 tarihli ve 2013/389 E., 2017/17 K.) bulunduğu gibi konu hakkında Kurumumuzca verilmiş 21/10/2013 tarihli ve 2013/53, 21/11/2016 tarihli ve 2016/2644 Karar No’lu Tavsiye
Kararları bulunmaktadır.
14.1. Anılan karalarda özetle; yasanın (2829 sayılı Kanun) amacı lafzıyla çelişiyorsa, lafza değil öze önem verilmesi gerektiği, yorumda asıl olanın adalete uygun sonuca kavuşmak olduğu, bir kanun hükmünün, yasaya konuluş amacına aykırı sonuç doğuracak şekilde yorumlanmasının hukuk ilkelerine ve yasanın hem sözü hem de özü ile uygulanmasını öngören
Medeni Kanuna uygun olmayacağı, aynı külfete katlanan insanların aynı haklara sahip olmasının sağlanmasının geçerli bir çözüm yolu olduğu, sosyal güvenlik kurumlarının görevinin, kapsama aldıkları kişilere koruma garantisi sağlamak olduğu, sosyal sigortaların nimet-külfet dengesi üzerine kurulan kurumlar olduğu, külfetin yani çalışıp prim ödemenin karşılığının alınmamasının sosyal güvenlik sitemiyle bağdaşmadığı, böyle bir uygulamanın kabul edilemeyeceği, aksi bir düşüncenin sisteme olan güveni ortadan kaldıracağı, daha da önemlisi yükümlülüklerini zamanında yerine getirenlerin bir anlamda cezalandırılmış olacağı, bunun sosyal adalet duygusunu aşındıracağı, fazla prim ödeyen sigortalının az, az prim ödeyen sigortalının fazla aylık alabilmesinin üstün görülemeyeceği, 2829 sayılı Kanunun amacının tek sosyal güvenlik kurumundaki hizmeti aylık bağlanmasına yeten değil yetmeyen sigortalı ve hak sahiplerine aylık bağlanmasının sağlanması olduğu, farklı sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi hizmetleri bulunan ilgililerin, ancak bu hizmetlerin birleştirilmesi halinde aylık bağlanmasına hak kazanmaları durumunda hizmet birleştirmesinin zorunlu olduğu ve bu uygulamaya göre tabi oldukları sosyal güvenlik kurumunun belirleneceği, tek başına bir çalışmanın aylık bağlanmasına yeterli olması halinde, kişinin, tüm sosyal güvenlik kurumlarına tabi hizmet sürelerini birleştirmeye zorlanamayacağı, kural olarak şartları oluşuyorsa, 2829 sayılı Kanuna göre hizmet birleştirmesi yapılmadan yaşlılık aylığı bağlanabileceği açıklanarak 2829 sayılı yasaya göre kişilerin hizmet birleştirmeye zorlanamayacağı belirtilmiştir.
14.2. Yine, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 10/03/2010 tarihli ve 2010/10-126 E., 2010/133 K. sayılı kararında 2829 sayılı Kanunun Genel Gerekçesine ilişkin yapılan değerlendirmede; “Bu kanunun çeşitli sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi işlerde çalışanları, bu işlerde geçen sürelerinin ziyan olmadan birleştirilmesi ve bir düzene bağlanması amacı ile sigortalılar lehine getirildiği, bununla birlikte sigortalının kendisine daha avantajlı bir kuruma geçerek kötü niyetli bir şekilde buradan daha iyi şartlarla emekli olma şeklindeki işlemleri ise bir kural altına alma ve kurumlar arasındaki kaymaları önleyerek, belirli kurallara bağlama amacıyla çıkarıldığı açıklanmaktadır. Ayrıca kanunla getirilen sistemde, kişinin kendi elinde olmayan sebeplerle görevden ayrılmasını gerektiren malullük ölüm ve 5434 sayılı TC Emekli
Sandığına göre yaş haddinden emekli olma hallerinin her kurumun kendi mevzuatı içerisinde bırakıldığı ve bu suretle hak kayıplarına sebebiyet verilmemesinin sağlandığı belirtilmiştir.
Yine bu anılan kanunun uyuşmazlıkla ilgili madde gerekçesinde ise; Bu madde ile; hizmet sürelerinin birleştirilmesi suretiyle yapılacak aylık bağlanma işlemlerinde, son sosyal güvenlik kuruluşu mevzuatının uygulanmasından kaynaklanan kolaylık ve istismarların önlenmesi amacı ile yeni bir düzenleme yapıldığı ifade edildikten sonra, kişilerin ellerinde olmayan nedenlerle görevlerinden ayrılmalarını gerektiren malullük, ölüm, 5434 Sayılı Kanun uyarınca yaş haddinden resen emekliye sevk edilme halleri için istisna getirildiği, maddenin son fıkrasında birleşik hizmet süresi üzerinden bu madde ile getirilen şartları haiz olmadıklarından aylık bağlanamayacaklar hakkında uygulanacak işlemin belirtildiği açıklanmıştır. O halde bu yasa ile, bir kurumdaki sigortalılık süresinin emeklilik için yeterli olmaması durumunda farklı sosyal güvenlik kurumlarına tâbi olarak geçen hizmet sürelerinin birleştirilmesinin bir sisteme bağlanması; sigortalıların hak kayıplarının yaşanmamasının yanı sıra, son olarak avantajlı şartlar sunan bir kuruma geçip, buradaki kısa süreli bir çalışma sonucunda son tâbi olduğu kurumdan emekli olma şeklinde gerçekleşen kurumlar arasındaki kaymaları önlemek amacı ile çıkarıldığı anlaşılmaktadır.” denildiği görülmektedir.
14.3. Bu çerçevede, tek bir statüden aylık bağlanabilmesi durumunda hizmetlerin birleştirilmesinin zorunlu olduğuna dair mevzuatta açık bir hüküm bulunmadığı ile 2829 sayılı
Kanunun amacının özetle bir kurumdaki sigortalılık süresinin emeklilik için yeterli olmaması durumunda farklı sosyal güvenlik kurumlarına tâbi olarak geçen hizmet sürelerinin ziyan olmadan birleştirilmesi ve kurumlar arasındaki kaymaları önlemek olduğu göz önüne alındığında, bir statüdeki hizmetlerin tek başına aylık bağlanmasına yeterli olması halinde, kişinin, tüm sosyal güvenlik kurumlarına tabi hizmet sürelerini birleştirmeye zorlanamayacağı ve hizmet birleştirmesi yapılmadan yaşlılık aylığının bağlanabileceği anlaşılmaktadır. Bu durumda, somut olayda sadece 4/1-(a) kapsamındaki hizmetler esas alınmak suretiyle aylık bağlanabilecek durumda olan başvurana bu yöndeki talebi esas alınarak hizmetleri birleştirilmeksizin sadece 4/1-(a) kapsamındaki hizmetler esas alınarak aylık bağlanması gerektiği değerlendirilmektedir.
15. Diğer taraftan, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 62 nci maddesinde (§ 7.1), Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında veya bu kapsamda geçen hizmetlerle birlikte birinci fıkranın (a) ve (c) bentleri kapsamındaki sigortalıların hak sahiplerine aylık bağlanabilmesi için, Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında geçen hizmetlere ait prim ve prime ilişkin her türlü borçların ödenmesi zorunlu olduğu, ayrıca hak sahiplerine bağlanacak aylığın başlangıç tarihi bu fıkra hükümlerine göre tespit olunur şeklinde düzenlenmiş ise de, ancak hizmetlerin birleştirilmediği durumlar için herhangi bir hüküm içermediği anlaşılmaktadır. Bu durumda, somut olayda tek bir statüdeki hizmeti aylık bağlanması için yeterli olan ve hizmetleri birleştirilmeksizin aylık bağlanması gerektiği değerlendirilen başvuran hakkında anılan hükmün uygulanmasına yer olmadığı değerlendirilmektedir.
16. Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde, sadece 4/1-(a) kapsamındaki hizmetler esas alınarak aylık bağlanabilecek koşulları taşıyan başvuranın, 2829 sayılı yasaya göre hizmetleri birleştirmeye zorlanmasının yasanın amacıyla örtüşmeyeceği ve prim borcu bulunmasının aylığının bağlanmasına engel bir durum olmadığı değerlendirildiğinden, başvurana sadece 4/1-(a) kapsamındaki hizmetleri esas alınarak aylık bağlanmamasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 17. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında
Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarenin
Kurumumuz tarafından istenen bilgi ve belgeleri süresinde gönderdiği ve “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, yine idare tarafından şikâyetçiye makul sürede cevapların verildiği ancak şikâyetçiye verilen cevaplarda işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmemiş olması sebebiyle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uygun davranılmadığı görülmüş olup, idarenin bahse konu ilkelere de uygun davranması önerilmektedir.
18. Diğer taraftan, başvuruya ilişkin yapılan inceleme sırasında, Sosyal Güvenlik
Kurumunca, hizmet birleştirilmesinin zorunlu olduğu ve bunun tek istisnasının tüm hizmetler toplamının aylık bağlamaya yeterli olmaması olduğu gerekçesiyle, tek başına bir çalışmadan dolayı aylık bağlanabilecek durumda olan sigortalıların taleplerinin reddedildiği görülmektedir. Buna karşın, 2829 sayılı yasanın amir hükmünün, yargı organları ve
Kurumumuz nezdinde istikrarlı bir şekilde, tek başına bir çalışmanın aylık bağlanmasına yeterli olması halinde, kişinin, tüm sosyal güvenlik kurumlarına tabi hizmet sürelerini birleştirmeye zorlanamayacağı, kural olarak şartları oluşuyorsa, 2829 sayılı Kanuna göre hizmet birleştirmesi yapılmadan yaşlılık aylığı bağlanabileceği şeklinde yorumlandığı ve bu yönde kararlar verildiği, bunun neticesinde Sosyal Güvenlik Kurumunca ilk başvuruda reddedilen taleplerin bu kez mahkeme kararları gereği yerine getirildiği anlaşılmaktadır. Bu çerçevede, idarenin, işlemlerinde ve diğer faaliyetlerinde, benzer nitelikte ve istikrar kazanmış emsal yargı kararlarını ve gerekçelerini dikkate alması beklenmektedir. Bu yolla idarenin gereksiz yargılama masraflarının azaltacağı, uygulamalarını hukuka uygunluğu önceden belirlenmiş bir standarda ulaştıracağı ve yargı mercilerinin iş yükünde hafifleme olacağı değerlendirilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT
19. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup, İstanbul
İş Mahkemesine yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle başvurunun KABULÜNE, Başvuranın, hizmetlerinin birleştirilmemesi talebi kabul edilerek, ölüm aylığı bağlanması yönünde işlem tesis edilmesi hususunda SOSYAL GÜVENLİK KURUMU
BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca,
Sosyal Güvenlik Kurumunca bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde
Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMUNA TEBLİĞİNE;
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi