ÖZET: Başvuran, 24 Ekim 1985 tarihinde topluluk sigorta sistemine kaydolduğunu ve 7881 gün prim ödeyerek emeklilik şartlarını yerine getirdiğini iddia etmektedir. Ancak, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından hizmet birleştirmesi yapıldığı gerekçesiyle emeklilik işlemleri başlatılmamış ve başvuranın emekli aylığı bağlanmamıştır. Başvuran, 4/B kapsamındaki sigortalılık kaydının silinerek, 4/A üzerinden emeklilik işlemlerinin tamamlanmasını ve birikmiş emekli aylıklarının faiziyle birlikte ödenmesini talep etmektedir.

SGK’nın verdiği yanıtta, başvuranın 1 Ekim 2008 itibarıyla 506 sayılı Kanun kapsamında 7766 prim günü bulunduğu, ancak 5510 sayılı Kanun gereğince emeklilik için gerekli şartları sağlamadığı belirtilmiştir. Başvuranın 4/1-b kapsamına alınmasıyla birlikte, emeklilik koşullarının 25 yıl, 50 yaş ve 9000 gün olarak belirlendiği ifade edilmiştir. Ayrıca, başvuranın prim borcu bulunduğu ve bu nedenle aylık bağlanmasının mümkün olmadığı vurgulanmıştır.

Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın 4/1-a kapsamındaki hizmetlerinin esas alınarak emekli aylığı bağlanması gerektiğine karar vermiştir. Bu doğrultuda, SGK’ya başvuranın talebinin kabul edilmesi ve emekli aylığının bağlanması yönünde işlem yapılması tavsiye edilmiştir. Ayrıca, SGK’nın bu karar üzerine 30 gün içinde işlem tesis etmesi gerektiği belirtilmiştir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2021/479-S.21.744

BAŞVURU NO : 2020/88998

KARAR TARİHİ : 11/01/2021

TAVSİYE KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

Hizmet birleştirmesi yapılmaksızın 4/1-a kapsamında

BAŞVURUNUN KONUSU :

emekli edilme talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 15/07/2020

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran, topluluk sigorta sistemine 24/10/1985 tarihinde sigorta sicil numarası ile kaydolduğunu, kayıt tarihinden şuana kadar geçen süre içerisinde sigortalılığının 7881 gün sayısına ulaştığını, SSK’dan emeklilik şartları olan 24/05/198523/11/1986 tarihleri arasında kaydolanlar için gerekli olan 25 yıl, 49 yaş ve 5300 gün sayısını doldurduğunu, Sosyal Güvenlik Kurumunun 4/1-a kapsamında emeklilik hakkını elde etmesine rağmen hukuka aykırı olarak zorla hizmet birleştirmesi yaptığını,10 yıl önce

SSK’dan emekli olmuş olması gerekirken hala emeklilik işlemlerinin başlatılmadığını ve emekli aylığının bağlanmadığını belirterek 4/B kapsamındaki sigortalılık kaydının silinerek, 4/A üzerinden emeklilik işlemlerinin tamamlanmasını ve birikmiş emekli aylıklarının faiziyle birlikte tarafına ödenmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzun 30/07/2020 tarihli ve sayılı bilgi-belge isteme yazısına cevaben Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı (SGK) Emeklilik Hizmetleri Genel

Müdürlüğü tarafından gönderilen 25/09/2020 tarihli ve sayılı yazıda; 2.1. Başvuranın 01/10/2008 tarihi itibariyle 506 sayılı Kanunun kapsamında 7766 prim ödeme gün sayının bulunduğu, 01/10/2008 tarihinden sonra 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında hizmeti ve askerlik borçlanması başvurusu bulunmadığı, başvuranın sigorta yaşlılık aylığına hak kazanma açısından 2829 sayılı Kanun gereğince hali hazırda 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin düzenlemesinin dikkate alınmaması ve yine sigortalının prim borcunun bulunmaması varsayımıyla 506 sayılı

Kanunun Geçici 81 inci maddesi kapsamında aylığa hak kazanma koşullarının, 25 yıllık sigortalılık süresi, 49 yaş ve 5300 prim ödeme gün sayısı olduğu, 2.2. Başvuranın 12/05/2010 tarih ve 27579 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Sosyal

Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin “506 sayılı Kanuna ilişkin geçiş hükümleri” başlıklı geçici 5 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü gereğince 01/10/2008 tarihi itibari ile 5510 sayılı

Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamından (b) bendi kapsamına alındığı, 2.3. 2829 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde, sigortalıların farklı statülerde hizmetlerinin bulunması halinde hizmetlerin ayrıştırılarak hak kazandığı statüye göre aylık bağlanmasına imkan bulunmadığı, 2.4. Başvuranın 01/10/2008 tarihi itibariyle 4/1-b kapsamına alınmasından sonra, 2829 sayılı Kanunun 8 inci maddesi gereğince yaşlılık aylığına hak kazanma koşullarının 4/1-b kapsamında tespit edilmesi halinde aylığa hak kazanma koşulları 1479 sayılı Kanunun Geçici

10 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince 25 tam yıl(9000 gün) hizmet süresi ve 50 yaş

olarak belirlendiği, 2.5. 5510 sayılı Kanunun yürürlük tarihinden önce sigortalı olanların yaşlılık aylığına hak kazanma koşulları mülga 506, 1479, 2925 ve mülga 2926 sayılı Kanun hükümlerine göre belirlendiği, sigortalıların söz konusu Kanunlara göre aylığa hak kazanıp kazanmadıklarının tespitinde, belli bir yaşa ulaşma, belli bir süre prim ödeme gibi koşulların yanında, sigortalı olarak çalışılan işten ayrılarak Kurumdan yazılı istekte bulunma ile prim ve prime ilişkin her türlü borcun ödenmesi koşullarının yerine getirilmesi aranmakta olduğu, bu koşullardan herhangi birinin eksik olması halinde sigortalıya aylık bağlanmasına imkan bulunmadığı, 2.6. Sigortalıların prim borcu yapılandırma taleplerinin kendi başına aynı zamanda aylık bağlama talebi olarak değerlendirilemeyeceği, başvuranın 6111 sayılı Kanun kapsamındaki yapılandırma talebinin Kurumlarınca resen yaşlılık aylığı tahsis talebi olarak değerlendirilerek başvurana aylık bağlanmasına imkan bulunmadığı, 2.7. 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde belirtilen sigortalılara yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için ayrıca, yazılı talepte bulunduğu tarih itibariyle genel sağlık sigortası primi dahil kendi sigortalılığı nedeniyle prim ve prime ilişkin her türlü borcun olmamasının zorunlu olduğu, başvuranın tahsis talep tarihleri itibariyle prim borcu bulunduğundan tarafına aylık bağlanamadığı, 2.8. Kurum kayıtlarının tetkikinde, başvuranın 12/04/2011 tarihinde 6111 sayılı Kanunun kapsamında yapılandırma başvuru bulunmakla birlikte yapılandırmaya ait herhangi bir ödemesinin bulunmadığı, ayrıca başvuranın 5458 sayılı Kanun kapsamında ve 6552 sayılı

Kanunu kapsamında yapılandırma başvurusu ve ödemeleri bulunduğu, ancak ödemeleri tamamlamadığından yapılan ödemelerin Avukat Topluluk Sigortası borcuna kısmi ödeme olarak mahsup edildiğinin tespit edildiği, 2.9. Başvuranın sigortalılığı devam eden 4/1-b sigortalılığı nedeniyle 2020/Eylül dönemi itibariyle 25.771,67 TL prim borcu bulunmakta olduğu, 2.10. Sigortalıların talepleri doğrultusundan herhangi bir statüdeki herhangi bir hizmetin silinmesine imkan bulunmadığı, başvuranın talebi doğrultusunda 4/1-b kapsamındaki hizmetlerinin silinmesinin mümkün bulunmadığı, 2.11. Farklı tarihlerde yapılan yasal düzenlemeler ile 4/1-b kapsamındaki sigortalıların

Kanunun yürürlük tarihi itibariyle devam eden prim borçları ile borca esas hizmetlerin terkini sağlanmış olmakla birlikte, söz konusu düzenlemeler ilgili düzenlemenin yapıldığı tarihe kadar olan prim borçları ile hizmetleri kapsamakta olduğu, 2.12. Bu çerçevede, 04/04/2015 tarihli ve 6645 sayılı Kanunla 5510 sayılı Kanuna eklenen

Geçici 63 üncü madde ile 12 ay ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu bulunanların borçlarını üç ay içinde ödememeleri veya yapılandırmamaları halinde, borcun ait olduğu döneme ait sigortalılıklarının durdurulacağı, 11/05/2018 tarihli ve 7143 sayılı Kanunla 5510 sayılı Kanuna eklenen geçici 76 ncı madde ile 31/05/2018 tarihi itibariyle prim borcu olanların borçlarını iki ay içinde ödememeleri halinde sigortalılıklarının durdurulacağı, ancak 4/1-b kapsamında çalışmaya devam eden sigortalıların sigortalılıklarının yeniden 10/06/2018 tarihi itibariyle başlatılacağının düzenlendiği, 2.13. Başvuranın, Eylül/2020 dönemi itibariyle 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalı olduğu, aynı tarih itibariyle Kurumlarınca kendisine bağlanmış herhangi bir gelir/aylık bulunmadığı, belirtilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesi;

“…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük

Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikayetleri inceler…”, 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrası; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 5. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun; 5.1. “Bu Kanundan önce yürürlükte bulunan sosyal güvenlik kanunlarına tâbi geçen çalışmalar için bağlanacak aylıkların hesabı”başlıklı Geçici 2 nci maddesinin son fıkrası;“Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce sigortalı veya iştirakçi olup, bu

Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra aylık talebinde bulunanlardan, farklı sosyal güvenlik kurumlarına ya da bu Kanunda belirtilen sigortalılık hallerinden birden fazlasına tabi olanlara aylık bağlanmasına esas alınacak kanun, bu Kanunla mülga 2829 sayılı Kanun hükümlerine göre tespit olunur ve bunlar hakkında, bu Kanunun geçici maddelerindeki hükümler uygulanır…” 5.2. “506 sayılı Kanuna ilişkin geçiş hükümleri” başlıklı Geçici 6ıncı maddesinin dördüncü ve beşinci fıkraları;“506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunun 86 ncı maddesi hükmüne göre topluluk sigortasına tabi olanların ödedikleri iş kazası, meslek hastalığı, hastalık, analık, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primleri genel sağlık sigortası dahil bu

Kanuna göre ödenmiş sayılır. Bu süreler yatırıldıkları sigorta kolları bakımından başlangıç süresi ve prim ödeme gün sayısı olarak kabul edilir…

Bu Kanunun yürürlük tarihi itibariyle 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun mülga 86 ncı maddesine göre malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları bakımından topluluk sigortasına devam edenler, bu kanunun 4 üncü maddesi kapsamında durumları değerlendirilerek, durumlarına uyan bent kapsamında sigortalı sayılırlar. Bunların kendileri veya işverenleri tarafından verilmesi gereken belgeler en geç üç ay içerisinde Kuruma verilmek zorundadır…” 6. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun Geçici 81 inci maddesinin (B)

bendinde;”…f) Sigortalılık süresi 13 (dahil) yıldan fazla, 14 yıldan az olan kadınlar 20 yıllık sigortalılık süresini ve 45 yaşını doldurmaları, sigortalılık süresi 15 yıl 6 ay (dahil) dan fazla,

17 yıldan az olan erkekler 25 yıllık sigortalılık süresini ve 49 yaşını doldurmaları ve en az

5300 gün…”

7. Mülga 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin

Birleştirilmesi Hakkında Kanun’un; 7.1. “Amaç” başlıklı 1 inci maddesi; “Bu Kanunun amacı; çeşitli sosyal güvenlik kurumlarına tabi olarak geçen hizmet sürelerinin birleştirilmesi suretiyle ilgililerin sosyal güvenliklerinin sağlanması usul ve esaslarının düzenlenmesidir.” 7.2. “Hizmetlerin Hizmet sürelerinin birleştirilmesi” başlıklı 4 üncü maddesi;“Kurumlara tabi çeşitli işlerde çalışmış olanların hizmet süreleri, aynı tarihlere rastlamamak kaydıyla bu Kanuna göre aylık bağlanmasına hak kazanıldığında birleştirilir.

Ancak, hizmet süreleri toplamının aylık bağlanmasına yeterli olmaması halinde, bu Kanun hükümleri uygulanmaz.” 7.3. “Aylığı bağlayacak kurum” başlıklı 8 inci maddesi; “Birleştirilmiş hizmet süreleri toplamı üzerinden, ilgililere; son yedi yıllık fiili hizmet süresi içinde fiili hizmet süresi fazla olan kurumca, hizmet sürelerinin eşit olması halinde ise eşit hizmet sürelerinden sonuncusunun tabi olduğu kurumca, kendi mevzuatına göre aylık bağlanır ve ödenir.

Ancak, malullük, ölüm, 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununa göre yaş haddinden re’sen emekli olma (Ek ibare: 27/1/2000 – 4505/1 md.) süresi kanunla belirlenen vazifelere atanma veya seçilme ve bağlı oldukları kurumun kanunla değiştirilmesi hallerinde ilgililere hizmet sürelerinden sonuncusunun tabi olduğu kurumca, kendi mevzuatına göre aylık bağlanır.” 8. 12/05/2010 tarihli ve 27579 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren

Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin

8.1 “Yaşlılık aylığının başlangıcı, kesilmesi ve yeniden bağlanması” başlıklı 57 nci

maddesinin ikinci fıkrasında; “Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında geçen hizmetlerle birlikte Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentleri kapsamında aylık bağlanacağı durumlarda, Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında geçen hizmetler, prim ve prime ilişkin her türlü borçların ödendiği tarih itibarıyla geçerli sayılır ve aylık bu tarihi takip eden ay başından itibaren başlar.”

8.2 “506 sayılı Kanuna ilişkin geçiş hükümleri” başlıklı Geçici 5 inci maddesinin

ikinci fıkrasında, “Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte mülga 506 sayılı Kanunun 86 ncı maddesine göre malullük, yaşlılık ve ölüm toplulukları sigortasına tabi olanlardan, a) Avukat ve noterler, Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi,…kapsamında sigortalı sayılırlar.” 9. 28/09/2008 tarih ve 27011 sayılı 5510 sayılı Kanunun Gereğince Sigortalı

Sayılanlar, Sayılmayanlar, Sigortalılığın Başlangıcı, Kuruma Bildirilmesi ve Sona

Ermesi Hakkında Tebliğin altıncı bölümünde yer alan “506 sayılı Kanuna Tabi

Olanların Sigortalılığı” başlıklı alt bölümde,“5510 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte

506 sayılı Kanunun mülga 86 ncı maddesine göre malullük, yaşlılık ve ölüm topluluk

sigortasına tabi olanlardan; 1) Kurumca yapılan araştırma sonucunda ticari kazanç veya

Gönderme Kararı verildiği, bu karara istinaden Sosyal Güvenlik Kurumunca başvurana 06/07/2020 tarihli bir yazıyla cevap verildiği, anılan cevabi yazıda, başvuranın, 5510 sayılı

Kanunun yürürlük tarihi olan 01/10/2008 tarihinden önce 506 sayılı Kanun kapsamında

Topluluk sigortasına (506/Tpl.Myo Avukat) tabi olduğunu ve bu kapsamda prim borcunu en son 14/02/2020 tarihinde ödediği, İstanbul Barosuna kaydının devam etmesinden dolayı 5510 sayılı Kanunun ilgili hükümleri gereği 01/10/2008 tarihinden itibaren 4/1-(b) (Bağ-kur)

kapsamına alındığı ve primlerinin bu kapsamda tahsil edildiği, 5510 sayılı Kanunun yürürlük tarihinden sonra yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için sigortalıların yazılı istekte bulunduğu tarih itibariyle genel sağlık sigortası primleri dahil, kendi sigortalılığı nedeniyle prim ve prime ilişkin her türlü borçlarının ödenmiş olması gerekmekte olduğu,tahsis talep tarihi itibariyle 4/1-(b) kapsamındaki hizmetlerinden dolayı prim borcu bulunanların aylıkları prim borçlarını ödedikleri tarihi takip eden ay başından itibaren başlatıldığı, 2829 sayılı Kanunun 8 inci maddesi hükmü gereğince 4/1-(b) kapsamındaki mevcut borcunu ödeyerek tahsis talebinde bulunması ve son yedi yıllık fiili hizmet süreniz içinde 4/1-(a) kapsamındaki fiili hizmet sürenin en fazla olması halinde hizmetlerinin birleştirilerek tarafınıza 4/1-(a) kapsamında yaşlılık aylığı bağlanabileceğinin bildirildiği, öte yandan başvuranın Eylül/2020 dönemi itibariyle 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalı olduğu, aynı tarih itibariyle Sosyal Güvenlik Kurumunca kendisine bağlanmış herhangi bir gelir/aylık bulunmadığı görülmüştür.

15. Bilindiği üzere, 2829 sayılı Kanunun 1 inci maddesinde Kanunun amacı olarak; çeşitli sosyal güvenlik kurumlarına tabi olarak geçen hizmet sürelerinin birleştirilmesi suretiyle ilgililerin sosyal güvenliklerinin sağlanmasının usul ve esaslarının düzenlenmesi belirlenmiştir. Bu çerçevede, Kanunun 4 üncü maddesinde; kurumlara tabi çeşitli işlerde çalışmış olanların hizmet sürelerinin, aynı tarihlere rastlamamak kaydıyla bu kanuna göre aylık bağlanmasına hak kazanıldığında birleştirileceği, ancak, hizmet süreleri toplamının aylık bağlanmasına yeterli olmaması halinde, bu kanun hükümlerinin uygulanmayacağı, 8 inci maddesinde; birleştirilmiş hizmet süreleri üzerinden aylık bağlanırken son yedi yıllık fiili hizmet süresi içinde fiili hizmet süresi fazla olan kurumca, ancak, kanunda sayılı istisna hallerinde (malullük, ölüm, yaş haddinden re’sen emekli olma, süresi kanunla belirlenen vazifelere atanma veya seçilme ve bağlı oldukları kurumun kanunla değiştirilmesi) tabi oldukları son kurumca,kendi mevzuatına göre aylık bağlanacağı düzenlenmiştir.

16. Bahsi geçen Kanunun 4 üncü maddesinde, hizmet sürelerinin Kanuna göre aylık bağlanmasına hak kazanıldığında birleştirileceği ve hizmet süreleri toplamının aylık bağlanmasına yeterli olmaması halinde, kanun hükümlerinin uygulanmayacağı açıkça düzenlenmiş olmakla beraber, bir kurumda geçen hizmet sürelerinin aylık bağlanmasına yeterli olması halinde diğer kurumlarda geçen hizmet sürelerinin de birleştirileceği yönünde açık bir hükme iseyer verilmemiştir. Mevcut SGK uygulamalarında ise birden fazla statüde hizmeti bulunan sigortalılar için hizmet birleştirmenin zorunlu olarak uygulandığı görülmüştür.

17. Diğer taraftan, birden fazla statüde hizmeti olup tek bir statüdeki hizmetinden dolayı aylık bağlanabilecek durumdaki sigortalıların, haklarında zorunlu olarak hizmet birleştirmesi uygulanmamasına ilişkin talepleri geçmiş dönemde gerek yargı organlarına gerekse

Kurumumuza intikal etmiştir. Yargı organlarınca konuya ilişkin verilmiş içtihat niteliğinde kararlar (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 06/02/2002 tarihli ve 2002/21-132 E., 2002/139

K.; 10/03/2010 tarihli ve 2010/10-126 E., 2010/133 K.; 15/1/2014 tarihli ve 2013/235 E., 2014/9 K.; 12/02/2014 tarihli ve 2013/486 E., 2014/89 K.; Danıştay Onbirinci Dairesinin 17/01/2017 tarihli ve 2013/389 E., 2017/17 K.) bulunduğu gibi konu hakkında Kurumumuzca verilmiş 2018/9732 ve 2020/3689 Karar No’lu Tavsiye Kararları bulunmaktadır.

17.1. Anılan karalarda özetle; yasanın (2829 sayılı Kanun) amacı lafzıyla çelişiyorsa, lafza değil öze önem verilmesi gerektiği, yorumda asıl olanın adalete uygun sonuca kavuşmak olduğu, bir kanun hükmünün, yasaya konuluş amacına aykırı sonuç doğuracak şekilde yorumlanmasının hukuk ilkelerine ve yasanın hem sözü hem de özü ile uygulanmasını öngören Medeni Kanuna uygun olmayacağı, aynı külfete katlanan insanların aynı haklara sahip olmasının sağlanmasının geçerli bir çözüm yolu olduğu, sosyal güvenlik kurumlarının görevinin, kapsama aldıkları kişilere koruma garantisi sağlamak olduğu, sosyal sigortaların nimet-külfet dengesi üzerine kurulan kurumlar olduğu, külfetin yani çalışıp prim ödemenin karşılığının alınmamasının sosyal güvenlik sitemiyle bağdaşmadığı, böyle bir uygulamanın kabul edilemeyeceği, aksi bir düşüncenin sisteme olan güveni ortadan kaldıracağı, daha da önemlisi yükümlülüklerini zamanında yerine getirenlerin bir anlamda cezalandırılmış olacağı, bunun sosyal adalet duygusunu aşındıracağı, fazla prim ödeyen sigortalının az, az prim ödeyen sigortalının fazla aylık alabilmesinin üstün görülemeyeceği,

2829 sayılı Kanunun amacının tek sosyal güvenlik kurumundaki hizmeti aylık

bağlanmasına yeten değil yetmeyen sigortalı ve hak sahiplerine aylık bağlanmasının sağlanması olduğu, farklı sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi hizmetleri bulunan ilgililerin, ancak bu hizmetlerin birleştirilmesi halinde aylık bağlanmasına hak kazanmaları durumunda hizmet birleştirmesinin zorunlu olduğu ve bu uygulamaya göre tabi oldukları sosyal güvenlik kurumunun belirleneceği, tek başına bir çalışmanın aylık bağlanmasına yeterli olması halinde, kişinin, tüm sosyal güvenlik kurumlarına tabi hizmet sürelerini birleştirmeye zorlanamayacağı, kural olarak şartları oluşuyorsa,

2829 sayılı Kanuna göre hizmet birleştirmesi yapılmadan yaşlılık aylığı bağlanabileceği

açıklanarak 2829 sayılı yasaya göre kişilerin hizmet birleştirmeye zorlanamayacağı belirtilmiştir.

17.2. Yine, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 10/03/2010 tarihli ve 2010/10-126 E., 2010/133 K. sayılı kararında 2829 sayılı Kanunun Genel Gerekçesine ilişkin yapılan değerlendirmede;“Bu kanunun çeşitli sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi işlerde çalışanları, bu işlerde geçen sürelerinin ziyan olmadan birleştirilmesi ve bir düzene bağlanması amacı ile sigortalılar lehine getirildiği, bununla birlikte sigortalının kendisine daha avantajlı bir kuruma geçerek kötü niyetli bir şekilde buradan daha iyi şartlarla emekli olma şeklindeki işlemleri ise bir kural altına alma ve kurumlar arasındaki kaymaları önleyerek, belirli kurallara bağlama amacıyla çıkarıldığı açıklanmaktadır. Ayrıca kanunla getirilen sistemde, kişinin kendi elinde olmayan sebeplerle görevden ayrılmasını gerektiren malullük ölüm ve

5434 sayılı TC Emekli Sandığına göre yaş haddinden emekli olma hallerinin her kurumun

kendi mevzuatı içerisinde bırakıldığı ve bu suretle hak kayıplarına sebebiyet verilmemesinin sağlandığı belirtilmiştir. Yine bu anılan kanunun uyuşmazlıkla ilgili madde gerekçesinde ise;

Bu madde ile; hizmet sürelerinin birleştirilmesi suretiyle yapılacak aylık bağlanma işlemlerinde, son sosyal güvenlik kuruluşu mevzuatının uygulanmasından kaynaklanan kolaylık ve istismarların önlenmesi amacı ile yeni bir düzenleme yapıldığı ifade edildikten sonra, kişilerin ellerinde olmayan nedenlerle görevlerinden ayrılmalarını gerektiren malullük, ölüm, 5434 Sayılı Kanun uyarınca yaş haddinden resen emekliye sevk edilme halleri için istisna getirildiği, maddenin son fıkrasında birleşik hizmet süresi üzerinden bu madde ile getirilen şartları haiz olmadıklarından aylık bağlanamayacaklar hakkında uygulanacak işlemin belirtildiği açıklanmıştır. O halde bu yasa ile, bir kurumdaki sigortalılık süresinin emeklilik için yeterli olmaması durumunda farklı sosyal güvenlik kurumlarına tâbi olarak geçen hizmet sürelerinin birleştirilmesinin bir sisteme bağlanması; sigortalıların hak kayıplarının yaşanmamasının yanı sıra, son olarak avantajlı şartlar sunan bir kuruma geçip, buradaki kısa süreli bir çalışma sonucunda son tâbi olduğu kurumdan emekli olma şeklinde gerçekleşen kurumlar arasındaki kaymaları önlemek amacı ile çıkarıldığı anlaşılmaktadır.” denildiği görülmektedir.

18. Bu çerçevede, tek bir statüden aylık bağlanabilmesi durumunda hizmetlerin birleştirilmesinin zorunlu olduğuna dair mevzuatta açık bir hüküm bulunmadığı ile 2829 sayılı Kanunun amacının özetle bir kurumdaki sigortalılık süresinin emeklilik için yeterli olmaması durumunda farklı sosyal güvenlik kurumlarına tâbi olarak geçen hizmet sürelerinin ziyan olmadan birleştirilmesi ve kurumlar arasındaki kaymaları önlemek olduğu göz önüne alındığında, bir statüdeki hizmetlerin tek başına aylık bağlanmasına yeterli olması halinde, kişinin, tüm sosyal güvenlik kurumlarına tabi hizmet sürelerini birleştirmeye zorlanamayacağı ve hizmet birleştirmesi yapılmadan yaşlılık aylığının bağlanabileceği anlaşılmaktadır. Bu durumda, somut olayda sadece 4/1-a kapsamındaki hizmetleri esas alınmak suretiyle aylık bağlanabilecek durumda olan başvurana sadece 4/1-a kapsamındaki hizmetleri esas alınarak ve hizmetleri birleştirilmeksizin aylık bağlanması gerektiği değerlendirilmektedir.

19. Diğer taraftan, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 57 nci maddesinin, sigortalılara birleştirilmiş hizmet süreleri üzerinden aylık bağlandığı durumlarda, 4/1-(b)

kapsamındaki hizmet sürelerinin ancak söz konusu sürelere ilişkin her türlü prim ve prime ilişkin borcun ödenmiş olması kaydıyla geçerli sayılacağını ve aylığın borcun ödendiği tarihi takip eden aybaşından başlayacağını düzenlediği, ancak hizmetlerin birleştirilmediği durumlar için herhangi bir hüküm içermediği görülmektedir. Bu durumda, somut olayda tek bir statüdeki hizmeti aylık bağlanması için yeterli olan ve hizmetleri birleştirilmeksizin aylık bağlanması gerektiği değerlendirilen başvuran hakkında anılan hükmün uygulanmasına yer olmadığı değerlendirilmektedir.

20. Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde, sadece 4/1-a kapsamında geçen hizmetleri esas alınarak aylık bağlanabilecek koşulları taşıyan başvuranın, 2829 sayılı yasaya göre hizmetlerini birleştirmeye zorlanmasının yasanın amacıyla örtüşmeyeceği ve prim borcu bulunmasının aylığının bağlanmasına engel bir durum olmadığı değerlendirildiğinden, başvurana sadece 4/1-a kapsamındaki hizmetleri esas alınarak aylık bağlanmamasının ve buna bağlı olarak aylık başlangıç tarihinin 4/1-(b) kapsamındaki borcunun ödenmesi koşuluna bağlanmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 21. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında

Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarenin

Kurumumuz tarafından istenen bilgi ve belgeleri süresinde gönderdiği ve “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, yine idare tarafından şikâyetçiye makul sürede cevapların verildiği ancak şikâyetçiye verilen cevaplarda işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmemiş olması sebebiyle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uygun davranılmadığı görülmüş olup, idarenin bahse konu ilkelere de uygun davranması önerilmektedir.

22. Diğer taraftan, başvuruya ilişkin yapılan inceleme sırasında, Sosyal Güvenlik

Kurumunca, hizmet birleştirilmesinin zorunlu olduğu ve bunun tek istisnasının tüm hizmetler toplamının aylık bağlamaya yeterli olmaması olduğu gerekçesiyle, tek başına bir çalışmadan dolayı aylık bağlanabilecek durumda olan sigortalıların taleplerinin reddedildiği görülmektedir.Buna karşın, 2829 sayılı yasanın amir hükmünün,yargı organları ve

Kurumumuz nezdinde istikrarlı bir şekilde, tek başına bir çalışmanın aylık bağlanmasına yeterli olması halinde, kişinin, tüm sosyal güvenlik kurumlarına tabi hizmet sürelerini birleştirmeye zorlanamayacağı, kural olarak şartları oluşuyorsa, 2829 sayılı Kanuna göre hizmet birleştirmesi yapılmadan yaşlılık aylığı bağlanabileceği şeklinde yorumlandığı ve bu yönde kararlar verildiği, bunun neticesinde Sosyal Güvenlik Kurumunca ilk başvuruda reddedilen taleplerin bu kez mahkeme kararları gereği yerine getirildiği anlaşılmaktadır.Bu çerçevede,idarenin, işlemlerinde ve diğer faaliyetlerinde, benzer nitelikte ve istikrar kazanmış emsal yargı kararlarını ve gerekçelerini dikkate alması beklenmektedir. Bu yolla idarenin gereksiz yargılama masraflarının azaltacağı, uygulamalarını hukuka uygunluğu önceden belirlenmiş bir standarda ulaştıracağı ve yargı mercilerinin iş yükünde hafifleme olacağı değerlendirilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT

23. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup, İstanbul İş Mahkemelerine yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle; Başvurunun KABULÜNE, Başvurana, hizmetlerinin birleştirilmemesi talebi kabul edilerek emekli aylığı bağlanması yönünde işlem tesis edilmesi hususunda SOSYAL GÜVENLİK KURUMU

BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası

uyarınca, Sosyal Güvenlik Kurumunca bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde

Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Bu kararın BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi