onecikan-yargitay

ÖZET: Bu Yargıtay kararında, hizmet tespitine ilişkin bir davada Bölge Adliye Mahkemesi, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar vermiştir. İlk Derece Mahkemesi, davacının çalıştığı süreleri kabul etmiş ve davanın kabulüne karar vermişken, Bölge Adliye Mahkemesi, yapılan denetim raporuna dayanarak, davacının çalıştığı döneme ilişkin tescil ve bildirim eksikliklerini göz önünde bulundurarak bu kararı bozmuştur.

Mahkeme, davacının çalıştığı dönemlerde iş yeri tescilinin olmaması ve işe giriş bildirgesinin bulunmaması gibi hususları dikkate alarak, davanın hak düşürücü süreye uğradığı gerekçesiyle reddedilmesi gerektiğini belirtmiştir. Bu durum, sosyal güvenlik hakkının korunması açısından önem taşımakta olup, mahkemelerin bu tür davalarda daha dikkatli ve özenli davranmaları gerektiği vurgulanmıştır.

Sonuç olarak, Yargıtay, ilk derece mahkemesinin kararını bozarak, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararını onaylamıştır. Bu karar, sosyal güvenlik alanındaki hak kayıplarının önlenmesi açısından önemli bir içtihat oluşturmuştur.

10. Hukuk Dairesi         2024/8344 E.  ,  2024/9878 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2021/1005 E., 2024/255 K.
    KARAR : Ret
    İLK DERECE MAHKEMESİ : Kahramanmaraş 1. İş Mahkemesi
    SAYISI : 2019/65 E., 2021/337 K.

    Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

    Kararın davalı ve fer’i müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.

    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I. DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 4/a 4601201801792 sigorta sicil numarası ile 13.04.1994 yılı ile 24.10.2006 yılları arasında davalı Kurum Kahramanmaraş Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğünde hizmetli sıfatı ile çalıştığını, müvekkilinin emeklilik işlemleri ile ilgili Kuruma başvurusu sonrasında tarafına emeklilik süresinin dolmadığının bildirildiğini, müvekkilinin SGK’ya başvurusu sonucu 2015 yılında yapılan denetim ile ve 31.07.2017 tarihli denetim raporuna göre ilgili Kurumda çalıştığının tespit edildiğini, müvekkilinin 12 yıl aralıksız çalıştığını ve işine son verilirken hiçbir işçilik alacağının ödenmediğini beyan ederek belirtilen sigorta primlerinin yatırılmayan veya eksik yatırılan primlerinin davalı tarafça yatırılmasına karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.

    II. CEVAP
    Fer’i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; ilgili Kurumun davalı konumundan çıkartılarak feri müdahil konumuna alınması gerektiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, davacının işe giriş bildirgesi vermediğini ve hangi ücret ile ne iş yaptığının belirtilmediğini, iş yerinin kanun kapsamına alınıp alınmadığı hususunun ve davacı ile davalı arasında hizmet akdinin varlığının araştırılmasının gerektiğini beyan ederek feri müdahillik taleplerinin kabulüne, davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “… Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, tanık beyanları, bilirkişi raporu, gelen yazı cevapları ve davacının SGK hizmet döküm belgesinde 1994 yılında 107 gün, 1996 yılında 270 gün, 1997/1998/1999/2000/2001/2002/2003/2004 yıllarında 360’şar gün olmak üzere toplam 2976 gün sigortalı olduğunun tespit edildiği, huzurevi daimi giriş kartının 13.04.1994 tarihli olarak davacı adına düzenlenmiş olduğu, Huzurevi Müdürlüğünce resmi mühür ve imzalı olduğu görüldüğü için bu belgenin Kamu Kuruluşu tarafından verilmesi çalışmanın delili olarak kabulü ile davacının 13.04.1994-24.10.2006 tarihleri arasında asgari ücret ile eksik kalan 478 gün prim sayısının bulunduğu tespit edildiğinden, davanın kabulüne” karar verilmiştir.

    IV. İSTİNAF
    A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer’i müdahil Kurum vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

    B. İstinaf Sebepleri
    Davalı Bakanlık vekili istinaf dilekçesinde özetle; hak düşürücü sürenin geçtiğini, çalıştığı sürelere karşılık bildirimlerinin yapıldığını, eksik inceleme sonucu verilen Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu istinaf başvuru sebepleri olarak ileri sürmüştür.

    Feri müdahil Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; hak düşürücü sürenin geçtiğini, davanın reddi gerekmekteyken kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu istinaf başvuru sebepleri olarak ileri sürmüştür.

    C. Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “… Davalı Bakanlığa ait Huzurevi iş yerinde 31.07.2017 tarihinde Kurum tarafından denetim yapıldığı, denetim raporunda; denetim öncesi iş yeri tescil kaydı olmadığından, iş yeri tescil edilerek davacıya ücret ödenen aylarda davacının çalıştığı, bu aylara ilişkin ek bildirimlerinin yapılması gerektiği yönünde rapor düzelendiği, denetim öncesi iş yeri tescili olmadığı gibi davacı adına herhangi bir işe giriş bildirgesi ve bildirim olmadığına dair tespit yapıldığı, denetmen raporuna göre davacının ek bildirimlerinin yapıldığı ve hizmet döküm cetveline işlendiği anlaşılmaktadır.

    Denetmen raporuna göre ek bildirimlerin yapıldığı ve hizmet döküm cetveline işlendiği, öncesinde; davacı adına verilmiş işe giriş bildirgesi ve bildirim olmadığı gibi, ücret bodrolarında herhangi bir prim kesintisinin yapılmadığı da anlaşılmakla; bu durumda bildirim yapılan süreler dışındaki tespiti istenen dönemler yönünden davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken mevcut şekilde davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur.Bu sebeple davanın reddine karar vermek gerektiği” gerekçesiyle;
    “İlk Derece Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine” karar verilmiştir.

    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

    B. Temyiz Sebepleri
    Davacı vekili, davanın hak düşürücü süreye uğramadığını beyanla davanın kabulü ile kararın bozulmasını talep etmiştir.

    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir.

    2. İlgili Hukuk
    1.Hizmet tespitine ilişkin talebin yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun geçiş hükümlerini içeren Geçici 7 nci maddesi gereğince 506 sayılı Kanun’un 79/10 uncu ve 5510 sayılı Kanun’un 86/9 uncu maddeleri olup Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.

    Bu tür davalarda Mahkemece yapılacak iş, davacıyla ilgili varsa tüm belge ve kayıtlar işverenden istenilmeli, çalışmanın gerçekleştiği ileri sürülen iş yerinin Kurum nezdinde bulunan dosyası, işverence hazırlanması gerekli ücret ödeme bordroları, puantaj kayıtları ve diğer kayıtlar getirtilmeli, dönemsel sigorta primleri bordrosuyla veya aylık prim ve hizmet belgesiyle bildirimleri yapılan sigortalılar tanık sıfatıyla dinlenilmeli, Kurum müfettişlerince inceleme yapılıp yapılmadığı sorulmalı, inceleme yapılmışsa belgeler getirtilmeli, aynı çevrede faaliyet yürüten ve davacının çalışmasını bilebilecek durumda olan tarafsız nitelikte başka işverenler ve bordrolu çalışanlar yöntemince saptanarak tanık sıfatıyla dinlenilmeli, işçilik alacaklarına ilişkin dava dosyasının varlığı araştırılarak celbedilmeli ve işçilik hakları davasında dinlenen tanıkların anlatımları ile bu dosyada bilgi ve görgüsüne başvurulan tanıkların anlatımları karşılaştırılmalı, varsa çelişki giderilmeli, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalı, işin mevsimlik olduğu anlaşılırsa dönemleri belirlenmeli, bu dönemde davacı ile işveren arasındaki sözleşmenin askıda olduğu ve mevsimlik dönemlerde hak düşürücü sürenin işlemeyeceği gözönünde bulundurulmalı; böylelikle; çalışmanın varlığı, başlangıç ve bitiş tarihleri, mevsimlik mi, sürekli mi olduğu, yapılan işin kapsam ve niteliği de nazara alındığında kısmi çalışma mümkün olduğundan kısmi ve kesintili olup olmadığı yöntemince araştırılmalıdır.

    3. Değerlendirme
    Eldeki davada, Bölge Adliye Mahkemesince 13.04.1994-15.08.1994 ve 20.03.2004-24.10.2006 arasındaki dava konusu dönemlerin hak düşürücü süreye uğradığı gerekçesiyle red kararı verilmişse de verilen hükmün yanılgılı değerlendirmeye dayalı olduğu anlaşılmaktadır.

    Somut olayda, Kurum tarafından yapılan denetim sonrasında 15.08.1994-19.03.2004 tarihleri arasındaki dönemde yazılı belgeler bulunması kapsamında davacının çalışmaları resen tespit edilip Kurum kayıtlarına tescil edildiği anlaşıldığından, tescil sonrasındaki dönem yönünden hak düşürücü sürenin söz konusu olamayacağının düşünülmemesi hatalı olup bozmayı gerektirdiğinden Mahkemece bu dönem yönünden esasa girilmeli, tüm dosya kapsamındaki deliller değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.

    Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
    2.Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,

    3.Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
    10.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.