onecikan-yargitay

ÖZET: Uyuşmazlık, hizmet tespiti davasında davacının geri alma talebinin kabul edilip edilmeyeceği üzerinedir. İlk Derece Mahkemesi, davacının davasını geri alması ve davalının buna muvafakat etmesi nedeniyle davanın açılmamış sayılmasına karar vermiştir. Ancak, feri müdahil olan Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) vekili, davanın geri alınmasına muvafakat etmediğini belirtmiştir. Mahkeme, feri müdahilin muvafakatinin gerekliliği konusunda 6100 sayılı HMK’nın 123. maddesine atıfta bulunarak, davanın açılmamış sayılmasına hükmetmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi, ilk derece mahkemesinin kararını onayarak, feri müdahil Kurumun itirazlarını yerinde görmemiştir. Mahkeme, hizmet tespiti davalarının kamu düzenine ilişkin olduğunu ve bu tür davalarda feragat veya geri alma gibi tasarrufların mümkün olmadığını vurgulamıştır. Sonuç olarak, mahkeme, davanın geri alınmasının sosyal güvenlik haklarını zedeleyeceği gerekçesiyle, feri müdahilin itirazını reddetmiştir. Bu durum, sosyal güvenlik haklarının korunması açısından önemli bir içtihat oluşturmuştur.

10. Hukuk Dairesi         2024/8389 E.  ,  2024/11827 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2024/1353 E., 2024/1369 K.
    KARAR : Esastan Ret
    İLK DERECE MAHKEMESİ : Alaşehir 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
    SAYISI : 2023/486 E., 2024/105 K.

    Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.

    Kararın feri müdahil Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

    Bölge Adliye Mahkemesi kararı feri müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I. DAVA
    Davacı vekili, müvekkilinin 2008 yılı Ocak ayı ile 17.04.2020 tarihleri arasında davalı işveren nezdindeki çalışmalarının tespitine ve çalışma süreleri boyunca ödenmeyen SGK primlerinin ödenmesine karar verilmesini talep etmiş; 20.06.2023 tarihli dilekçeyle davayı geri alma yönünde beyanda bulunmuştur.
    II. CEVAP
    1.Fer’i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini talep etmiştir.
    2.Davalı tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır.

    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesi tarafından, “…Somut olayda dava hizmet süresinin tespiti istemine ilişkindir. Davacının mahkememizde açmış olduğu hizmet tespiti davasını 20.06.2023 tarihli dilekçesi ile geri aldığını beyan ettiği anlaşılmakla davacıya feragat beyanının 6100 sayılı HMK. 123 veya 150 nci maddelerinde düzenlenen haklardan birinin kullanımı niteliğinde olup olmadığı davacı tarafa sorulmak suretiyle HMK 123 üncü maddesi gereğince geri alma talebi olarak belirlendiğinden davalıya muvafakati sorulmuştur. Davalının 06.02.2024 tarihli duruşmada davacının davasını geri alma talebine muvafakat ettiği görüldüğünden HMK 123 üncü maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
    Her ne kadar feri müdahil SGK vekilinin davanın geri alınmasına açık muvafakatinin bulunmadığı görülmüşse de Kanun hükmünde davalının açık rızasının arandığı ifade edilmektedir. Ek olarak 7036 sayılı Kanun’un 4/2 hükmü gereğince Kurum feri müdahil olarak katıldığı davada davalı kanun yoluna başvurmasa da tek başına kanun yoluna başvurabilecek ve kesinleşen hüküm sonucunu uygulayacaktır. Bu iki ilke dışında 6100 sayılı Kanun hükümlerindeki feri müdahale kurallarının uygulanması zorunludur. Belirtilen Kanun’un 68/1-ikinci cümle hükmüne göre “Müdahil, yanında katıldığı tarafın yararına olan iddia veya savunma vasıtalarını ileri sürebilir; onun işlem ve açıklamalarına aykırı olmayan her türlü usul işlemlerini yapabilir.” denilmektedir. Feri müdahilin, yanında davaya dahil olduğu, davalının iradesi ile çelişir nitelikte irade ortaya koyması mümkün olmadığından davalının geri almaya açık … göstermesinin yeterli olduğu, Kurumun da kabulünün aranmayacağı anlaşıldığından (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin 14.12.2022 tarihli 2022/2611E ve 2022/2555K. sayılı ve 28.04.2023 tarihli 2023/950E. ve 2023/1119K. sayılı kararları) davanın açılmamış sayılmasına ve esasın bu şekilde kapatılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur…” gerekçesiyle “1-Davanın geri alınması nedeniyle 6100 sayılı HMK’nın 123 üncü maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına,” karar verilmiştir.

    IV. İSTİNAF
    A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde feri müdahil Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

    B. İstinaf Sebepleri
    Feri müdahil Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir.

    C. Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda, davacının hizmet tespitine dair davasını geri aldığı, davalının buna muvafakat ettiği açık olmakla feri müdahil Kurumun feragat nedeniyle ret kararı verilmesi gerektiğine dair istinafı yerinde görülmemiştir.
    İstinaf yoluna başvuran … vekilinin dilekçelerinde yer verdiği itirazların, sıralanan gerekçeler ışığında yerinde olmadığı, ayrıca kamu düzenine ilişkin konularda da bir aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından,…” gerekçesiyle istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.

    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde feri müdahil Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

    B. Temyiz Sebepleri
    Feri Müdahil Kurum vekili özetle; davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği ile davanın geri alınmasını kabul etmediklerini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir.

    2. İlgili Hukuk
    6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 123 ncü maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,

    3. Değerlendirme
    1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
    2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup feri müdahil Kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

    Üye …’ın muhalefetine karşı; Başkan vekili … ve üyeler …, …, …’ün oyları ve oyçokluğuyla,
    27.11.2024 tarihinde karar verildi.

    KARŞI OY

    I. TEMEL UYUŞMAZLIK
    1. Çoğunluk ile aradaki temel uyuşmazlık, hizmet tespiti olarak açılan davada, davadan vazgeçme üzerine, feragatın mümkün olmaması nedeni ile davanın geri alınması olarak 6100 sayılı HMK.’nın 123 üncü maddesi uyarınca açılmamış sayılma kararı verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
    2. İlk derece mahkemesince “davacının davadan vazgeçtiği, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesini talep ettiği, bunun davalı tarafından kabul edildiği, feri müdahil geri almamaya muvafakat etmemesinin sonuca etkili olmayacağı, davacının davadan vazgeçtiğine dair beyanı doğrultusunda vaki geri alma sebebiyle davanın HMK’nın 123 üncü maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına dair verilen kararın feri müdahil kurum tarafından temyizi üzerine çoğunluk görüşü ile kararın onanmasına karar verilmiştir.

    II. KARŞI OY GEREKÇELERİ
    3. Anayasasının 12 nci maddesine göre; “Herkes kişiliğine bağlı, dokunulmaz devredilmez, vazgeçilmez, temel hak ve hürriyetlere sahiptir” 60 ıncı maddede ise, “Herkes sosyal güvenlik hakkına sahiptir” hükmüne yer verilmiştir. Bu iki hüküm birlikte değerlendirilecek olursa, sosyal güvenlik hakkının kişiye sıkı sıkıya bağlı dokunulmaz ve feragat edilemez bir hak olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.
    4. Diğer taraftan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 92 nci maddesinde de bu ilke aynen benimsenerek, çalışanların işe alınmalarıyla kendiliğinden sigortalı olduğu, bu suretle sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamayacağı ve vazgeçilemeyeceği, sözleşmelere sosyal sigorta yardım ve yükümlerini azaltmak veya başkasına devretmek yolunda hükümler konulamayacağı belirtilmiştir. Bu nedenle, sigortalılık hakkından feragat edilemez. Sigortalılık … zorunlu olduğundan bu hak üzerinde kişi tasarrufta bulunamaz.
    5. Kamu düzenini ilgilendiren sigortalılık hakkını içeren tespit davalarında hâkimin feragat nedeniyle davayı reddetmeyip delilleri kendiliğinden toplaması ve sonucuna göre karar vermesi gerekir. Zira hizmet tespiti davalarının amacı hizmetlerin karşılığı olan sosyal güvenlik haklarının korunmasıdır.
    6. Anayasanın 60/2 maddesi uyarınca da “Devlet, sosyal güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri almak ve teşkilatı kurmak zorundadır”. O halde devlet sigortalıların sosyal güvenlik haklarını korumak için önlemler almak zorundadır.
    7. Sosyal güvenliğin finansmanı genel olarak dünyada işçi, işveren ve devletten tahsil edilen prim veya katkı payları ile sağlanmaktadır. Sosyal güvenlikte prim, işçi ve işverenden tahsil edilen ve genelde hak edilen ücretin belli bir oranı üzerinde alınan bir finansman kaynağıdır. Sosyal sigorta primi, kanunun kendilerine karşı güvence sağladığı sosyal risklerden birinin gerçekleşmesi halinde yapılacak sigorta yardımları ile kurum giderlerinin karşılığı olarak kanuna göre belirlenen oranlar üzerinden sigortalının kazancından bir meblağ üzerinden alınan parayı ifade eder. 5510 sayılı Kanun’un 79 uncu maddesi uyarınca prim gelirleri iki alanda kullanılmalıdır. Bu düzenleme emredici bir kuraldır. Buna göre prim gelirleri;
    A) Sigorta kollarının gerektirdiği yardım ve ödemeler ile
    B) Kurumun yönetim giderlerinde kullanılmalıdır. (Güzel/Okur/Caniklioğlu. Sosyal Güvenlik Hukuku. Yenilenmiş 17. Bası. s: 226). Bu nedenle prim alacağı kamu alacağıdır.
    Sigortalı hizmet tespiti davasının açılması ile Sosyal Sigortalar Kurumu bir çalışma ilişkisinden haberdar olacak, gerektiğinde müfettiş incelemesi yaparak resen prim tahakkuk ettirip, tahsil edecektir. Görüldüğü gibi hizmet tespiti davaları kurumun hak alanını da doğrudan ilgilendirmektedir.
    8. Her ne kadar gerek 6552 ve gerekse 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nda “Hizmet akdine tabi çalışmaları nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talebi ile işveren aleyhine açılan davalarda, dava Kuruma resen ihbar edilir. İhbar üzerine davaya davalı yanında ferî müdahil olarak katılan Kurum, yanında katıldığı taraf başvurmasa dahi kanun yoluna başvurabilir. Kurum, yargılama sonucu verilecek kararı kesinleştikten sonra uygulamakla yükümlüdür. (Madde 4/2)” hükmüne yer vermiş ise de aslında olması gereken hak alanını da ilgilendirip sigortalının sosyal güvenlik hakkını korumak olduğundan ve resen de 5510 sayılı Kanun kapsamında hizmet tespiti yapabileceğinden, burada asli müdahil sıfatı ile sigortalı yanında yer alması gerekir. Zira sonuçta hizmet tespiti ile birlikte alınacak prim alacağı Kurum alacağı olacaktır.

    III. SONUÇ:
    9. Sonuç olarak hizmet tespiti davasında, vazgeçilmez sosyal güvenlik … nedeni ile 6100 sayılı HMK.’nın 307 inci maddesi uyarınca davadan feragat olanaklı olmadığı gibi açılan davayı geri alma (HMK. 123) veya davanın takip edilmeyerek açılmamış sayılma (…150) olanağı da bulunmamaktadır. Zira hizmet tespit davası açıldıktan sonra bu dava üzerinde tasarruf edilemez. Kamu düzeni ve resen araştırma davası kapsamında olan bu tür dava artık sonuçlandırılması gereken bir davadır. Burada feri müdahil Kurumun takip etmesi zorunluluk olduğu gibi delileri resen toplamak zorunda olan hakim de davayı sonuçlandırmalıdır. Aksi takdirde sosyal güvenlik … üzerinde tasarruf yetkisi olmayan sigortalıya, davayı geri alma veya takipsiz bırakarak açılmamış sayılma yolu ile tasarruf da bulunma olanağı verilmiş olunacaktır ki bu sosyal güvenlik hakkını ortadan kaldıracaktır. Feragat olanağı olmayan bir dava geri bırakılamayacağı gibi açıldığı anda da sigortalı gelsin veya gelmesin sonuçlandırılmalıdır. Nitekim feri müdahil Kurum kararı temyiz etmektedir. Kararın bu gerekçe ile bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan, onama görüşüne katılınmamıştır.