onecikan-yargitay

ÖZET: Uyuşmazlık, hizmet tespiti davasında, davanın takipsiz bırakılması durumunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 150. maddesi uyarınca açılmamış sayılma kararının verilmesi gerekip gerekmediği üzerinedir. İlk Derece Mahkemesi, davanın ikinci kez takipsiz bırakılması nedeniyle açılmamış sayılmasına karar vermiştir. Bölge Adliye Mahkemesi ise, temyiz başvurusunu esastan reddederek, ilk mahkeme kararını onamıştır.

Hukuki değerlendirmede, hizmet tespit davalarının kamu düzenine ilişkin olduğu ve sosyal güvenlik hakkının vazgeçilemez bir hak olduğu vurgulanmıştır. Bu nedenle, feri müdahil Kurumun davayı takip etmesi ve delilleri resen toplaması gerektiği belirtilmiştir. Mahkeme, sosyal güvenlik hakkının korunması amacıyla, davanın sonuçlandırılması gerektiğine dikkat çekmiştir.

Sonuç olarak, hizmet tespiti davasında feragat olanağı bulunmadığı ve davanın geri alınması veya takipsiz bırakılması durumunda sosyal güvenlik hakkının ihlal edileceği ifade edilmiştir. Bu nedenle, davanın sonuçlandırılması gerektiği ve feri müdahil Kurumun temyiz başvurusunun dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir.

10. Hukuk Dairesi         2024/12521 E.  ,  2024/13773 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2023/1403 E., 2023/1657 K.
    İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 2. İş Mahkemesi
    SAYISI : 2023/79 E., 2023/219 K.

    Bölge Adliye Mahkemesi kararı feri müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
    I. DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde; davacıların murisinin, 01.03.2000-31.05.2007 tarihleri arasında ve ayrıca 01.03.2008-16.05.2010 tarihleri arasındaki dönemde davalıların işyerinde çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
    II. CEVAP
    Davalılar vekili, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile HMK’nın 150/5. maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
    IV. İSTİNAF
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde feri müdahil Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Sebepleri
    1. Fer’i müdahil Kurum vekili temyiz dilekçesinde:
    a.Eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiğini,
    b. Davanın reddinin ve davalı Kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin gerektiğini, beyan etmektedir.
    B. Değerlendirme ve Gerekçe
    Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir.
    Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
    Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup feri müdahil Kurum vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler ve özellikle dava tarihinde Kurumun feri müdahil olmasına göre kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
    Üye …’ın muhalefetine karşı, Başkan … ile Üyeler …, … ve …’ün oyları ve oy çokluğuyla,
    25.12.2024 tarihinde karar verildi.

    KARŞI OY

    I. TEMEL UYUŞMAZLIK
    1. Çoğunluk ile aradaki temel uyuşmazlık, hizmet tespiti olarak açılan davada, davanın takip edilmemesi halinde aynı kanunun 150. Maddesi uyarınca açılmamış sayılma kararı verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
    2. Yerel mahkemece “davanın ikinci kez takipsiz bırakıldığı gerekçesi ile …nun 150/5 maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına dair verilen kararın temyizi üzerine çoğunluk görüşü ile kararın onanmasına karar verilmiştir.
    II. KARŞI OY GEREKÇELERİ
    3. Anayasasının 12. maddesine göre; herkes kişiliğine bağlı, dokunulmaz devredilmez, vazgeçilmez, temel hak ve hürriyetlere sahiptir” 60. maddede ise, “Herkes sosyal güvenlik hakkına sahiptir” hükmüne yer verilmiştir. Bu iki hüküm birlikte değerlendirilecek olursa, sosyal güvenlik hakkının kişiye sıkı sıkıya bağlı dokunulmaz ve feragat edilemez bir hak olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.
    4. Diğer taraftan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 92. maddesinde de bu ilke aynen benimsenerek, çalışanların işe alınmalarıyla kendiliğinden sigortalı olduğu, bu suretle sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamayacağı ve vazgeçilemeyeceği, sözleşmelere sosyal sigorta yardım ve yükümlerini azaltmak veya başkasına devretmek yolunda hükümler konulamayacağı belirtilmiştir. Bu nedenle, sigortalılık hakkından feragat edilemez. Sigortalılık hakkı zorunlu olduğundan bu hak üzerinde kişi tasarrufta bulunamaz.
    5. Kamu düzenini ilgilendiren sigortalılık hakkını içeren tespit davalarında hâkimin feragat nedeniyle davayı reddetmeyip delilleri kendiliğinden toplaması ve sonucuna göre karar vermesi gerekir. Zira hizmet tespiti davalarının amacı hizmetlerin karşılığı olan sosyal güvenlik haklarının korunmasıdır.
    6. Anayasanın 60/2 maddesi uyarınca da “Devlet, sosyal güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri almak ve teşkilatı kurmak zorundadır”. O halde devlet sigortalıların sosyal güvenlik haklarını korumak için önlemler almak zorundadır.
    7. Sosyal güvenliğin finansmanı genel olarak dünyada işçi, işveren ve devletten tahsil edilen prim veya katkı payları ile sağlanmaktadır. Sosyal güvenlikte prim, işçi ve işverenden tahsil edilen ve genelde hak edilen ücretin belli bir oranı üzerinde alınan bir finansman kaynağıdır. Sosyal sigorta primi, kanunun kendilerine karşı güvence sağladığı sosyal risklerden birinin gerçekleşmesi halinde yapılacak sigorta yardımları ile kurum giderlerinin karşılığı olarak kanuna göre belirlenen oranlar üzerinden sigortalının kazancından bir meblağ üzerinden alınan parayı ifade eder. 5510 sayılı Kanunun 79. Maddesi uyarınca prim gelirleri iki alanda kullanılmalıdır. Bu düzenleme emredici bir kuraldır. Buna göre prim gelirleri;
    a) Sigorta kollarının gerektirdiği yardım ve ödemeler ile
    b) Kurumun yönetim giderlerinde kullanılmalıdır (Güzel/Okur/Caniklioğlu. Sosyal Güvenlik Hukuku. Yenilenmiş 17. Bası. s: 226). Bu nedenle prim alacağı kamu alacağıdır.
    Sigortalı hizmet tespiti davasının açılması ile Sosyal Sigortalar Kurumu bir çalışma ilişkisinden haberdar olacak, gerektiğinde müfettiş incelemesi yaparak resen prim tahakkuk ettirip, tahsil edecektir. Görüldüğü gibi hizmet tespiti davaları kurumun hak alanını da doğrudan ilgilendirmektedir.
    8. Her ne kadar gerek 6552 ve gerekse 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nda “Hizmet akdine tabi çalışmaları nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talebi ile işveren aleyhine açılan davalarda, dava Kuruma resen ihbar edilir. İhbar üzerine davaya davalı yanında ferî müdahil olarak katılan Kurum, yanında katıldığı taraf başvurmasa dahi kanun yoluna başvurabilir. Kurum, yargılama sonucu verilecek kararı kesinleştikten sonra uygulamakla yükümlüdür(Madde 4/2)” hükmüne yer vermiş ise de aslında olması gereken hak alanını da ilgilendirip sigortalının sosyal güvenlik hakkını korumak olduğundan ve resen de 5510 sayılı Kanun kapsamında hizmet tespiti yapabileceğinden, burada asli müdahil sıfatı ile sigortalı yanında yer alması gerekir. Zira sonuçta hizmet tespiti ile birlikte alınacak prim alacağı kurum alacağı olacaktır.

    III. SONUÇ:
    9. Sonuç olarak hizmet tespiti davasında, vazgeçilmez sosyal güvenlik hakkı nedeni ile 6100 sayılı HMK.’un 307. maddesi uyarınca davadan feragat olanaklı olmadığı gibi açılan davayı geri alma (HMK. 123) veya davanın takip edilmeyerek açılmamış sayılma (…150) olanağı da bulunmamaktadır. Zira hizmet tespit davası açıldıktan sonra bu dava üzerinde tasarruf edilemez. Kamu düzeni ve resen araştırma davası kapsamında olan bu tür dava artık sonuçlandırılması gereken bir davadır. Burada feri müdahil kurumun takip etmesi zorunluluk olduğu gibi delileri resen toplamak zorunda olan hakim de davayı sonuçlandırmalıdır. Aksi takdirde sosyal güvenlik hakkı üzerinde tasarruf yetkisi olmayan sigortalıya, davayı geri alma veya takipsiz bırakarak açılmamış sayılma yolu ile tasarruf da bulunma olanağı verilmiş olunacaktır ki bu sosyal güvenlik hakkını ortadan kaldıracaktır. Feragat olanağı olmayan bir dava geri bırakılamayacağı gibi açıldığı anda da sigortalı gelsin veya gelmesin sonuçlandırılmalıdır. Kaldı ki kararı Kurum temyiz etmektedir. Kararın bu gerekçe ile bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan, onama görüşüne katılınmamıştır.