|
ÖZET: Bu Yargıtay kararı, hizmet tespitine ilişkin bir uyuşmazlığı ele almaktadır. Davacı, belirli tarihler arasında davalı işveren nezdinde çalıştığını ve bu sürelerin Kuruma bildirildiğini iddia etmiştir. İlk Derece Mahkemesi, davanın kabulüne karar vermiş, ancak Bölge Adliye Mahkemesi, yapılan incelemenin eksik olduğunu belirterek istinaf başvurularını reddetmiştir.
Mahkeme, davacının çalıştığı dönemlerin tespitinde, Kuruma bildirilmeyen sürelerin dikkate alınmadığını ve tanık beyanlarının yeterince değerlendirilmediğini vurgulamıştır. Özellikle, 01.10.2005 tarihi öncesindeki aralıklı çalışmanın hak düşürücü süre açısından göz önünde bulundurulması gerektiği ifade edilmiştir. Ayrıca, tanıkların beyanlarının güvenilirliğinin sorgulanması gerektiği ve bu beyanların işverene karşı açılan davalarla bağlantılı olduğu belirtilmiştir. Sonuç olarak, Yargıtay, İlk Derece Mahkemesi kararını bozmuş ve eksik inceleme yapılması gerektiğini vurgulamıştır. Mahkeme, davacının çalışma sürelerinin ve niteliğinin belirlenmesi için daha kapsamlı bir araştırma yapılmasını istemiştir. Bu durum, sosyal güvenlik haklarının korunması açısından önem taşımaktadır. |
10. Hukuk Dairesi 2024/7180 E. , 2024/10810 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2436 E., 2024/592 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 25. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/138 E., 2022/516 K.
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili ve fer’i müdahil SGK Başkanlığı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili ve fer’i müdahil SGK Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, davalı şirkette üç farklı dönemde çalıştığını, ilk olarak 07.05.2005 – 05.12.2007 tarihleri arasında çalıştığını, bu çalışma döneminde 07.05.2005 – 01.10.2005 tarihleri arasındaki sigortalı bildirimlerinin yapılmadığını, ikinci olarak 28.05.2008 – 31.01.2009 tarihleri arasında olduğunu, son olarak aynı işyerinde 20.12.2010 – 07.08.2019 tarihleri arasında çalıştığını, 07.08.2019 tarihinde iş akdinin hiçbir gerekçe gösterilmeksizin haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek, davacının 07.05.2005 – 01.10.2005 ve 20.12.2010 – 07.08.2019 tarihleri arasında davalı işveren nezdinde kesintisiz ve sürekli olarak Kuruma bildirilmeyen sürelerde çalıştığının tespitini istemiştir.
II.CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; hak düşürücü süre itirazında ve zamanaşımı def’inde bulunduklarını, davacının tüm hizmetlerinin Kuruma bildirildiğini, eksik günü olmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
Fer’i müdahil SGK Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle; yetki, derdestlik, husumet, hak düşürücü süre itirazında bulunduklarını, davacının kesintili şekilde hizmetlerinin bildirilmesinin çalışmalarının kesintili olduğuna karine teşkil ettiğini, tespiti istenen dönemde çalışma olgusunun yöntemince ispatlanması gerektiğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
Yapılan yargılama, toplanan deliller, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davanın kabulü ile davacının, davalıya ait işyerinde Kuruma bildirilen süre dışında 07.05.2005-01.10.2005 ile 20.12.2010-07.08.2019 tarihleri arasında asgari prime esas kazanç üzerinden hizmet akdine dayalı olarak çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
A.İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve fer’i müdahil SGK Başkanlığı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
B.İstinaf Sebepleri:
1.Davalı Vekilinin İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; hak düşürücü ve zamanaşımı itirazlarının dikkate alınmadığını, davacının çalışmalarının Kurum kayıtlarında görüldüğü kadar ve kesintili olduğunu, Kuruma bildirilmeyen çalışmasının bulunmadığını, dosya kapsamında dinlenen tanık beyanlarına hukuken itibar edilemeyeceğini, zira dinlenen tanıkların davalı işverene karşı davaları olduğunu, husumetli olduklarını belirterek, eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile verilen kararın kaldırılmasını istemiştir.
2.Fer’i Müdahil SGK Başkanlığı Vekilinin İstinaf Sebepleri
Fer’i müdahil SGK Başkanlığı vekili istinaf dilekçesinde; davanın hak düşürücü süreden reddinin gerektiğini, Kurumca yapılan işlemlerde herhangi bir hata bulunmadığını, davacının çalışmalarının işe giriş bildirgesine, aylık ve üç aylık bordrolara dayanılarak Kurumlarınca kısmi olarak bildirilmiş olmasının, çalışmalarının işyerinde kesintili geçtiğinin karinesi olduğunu, çalıştırılan işçilerin sigorta primleri hesabına esas tutulan kazançlar toplamı ve prim ödeme gün sayıları ile sigorta primlerini gösteren kayıt ve belgelerin Kuruma bildirilmesi mecburiyetinin işverene ait bir yükümlülük olduğunu, bildirilmeyen, eksik veya yanlış bildirilen bu kayıtlar için Kurumun sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
C.Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda, Mahkemece çalışmayı doğrulayan bordro tanıklarının beyanları dikkate alınarak verilen kararın yerinde olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve fer’i müdahil SGK Başkanlığı vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı Vekilinin Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; istinaf sebepleri doğrultusunda hükmün temyiz incelemesi sonucu bozulmasını istemiştir.
2.Fer’i Müdahil SGK Başkanlığı Vekilinin Temyiz Sebepleri
Fer’i müdahil SGK Başkanlığı vekili; istinaf sebepleri doğrultusunda hükmün temyizen bozulmasını istemiştir.
C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369. maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371. maddeleri,
2.Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 79/10. ve 5510 sayılı Kanun’un 86/9. maddeleri olup anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.
3.Hizmet tespiti davalarının amacı hizmetlerin karşılığı olan sosyal güvenlik haklarının korunmasıdır. Hizmet akdine dayalı çalışma olgusunun ispatında delil sınırlandırması yoksa da davacının Kurum sicil dosyası, işyeri özlük dosyası temin edilip işyerinin Kanun’un kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlendikten sonra iddia edilen çalışmanın başlangıç ve bitiş tarihleri, hangi işyerinde ne iş yapıldığı, işyerinin kapsam, kapasite ve niteliği, prime esas kazanca tabi ücretin ne olduğu, çalışmanın sürekli, kesintili, mevsimlik olup olmadığı eksiksiz bir şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır.
Taraf tanıklarının sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre dinlenilmeli, re’sen araştırma kapsamında sadece taraf tanıkları ile yetinilmeyip mümkün oldukça işyerinin müdür, amir, şef, ustabaşı ve postabaşı gibi görevlileri ve o işyerinde çalışan öteki kişiler ile o işyerine komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar dahi dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenmelidir.
4.506 sayılı Kanunu’nun 79/10. maddesi hükmüne göre; Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Ne var ki; sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihi de kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır.
Öte yandan, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2003/21-43 Esas, 2003/97 Karar ve 26.02.2003 tarihli kararında ayrıntıları açıklandığı üzere; kural olarak işe giriş bildirgeleri ve ücret ödeme bordroları sigortalının imzasını içermelidir. Sigortalı, anılan belgeleri hile, hata veya manevi baskı altında imzaladığını ileri sürmemiş veya imzanın kendisine ait olmadığını ya da kesintisiz çalıştığını söylememiş ise, birden fazla işe giriş bildirgesinin varlığı ve işyerinden yapılan kısmi bildirimler, sigortalının o işyerinde kesintili çalıştığına karine oluşturur. Bu karinenin, aksinin, ancak, eş değer de delillerle kanıtlanması gerekmekte olup tanık sözlerine değer verilemez. Bu halde ise hak düşürücü sürenin kesinti tarihleri dikkate alınarak her bir dönem bakımından ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekecektir.
3.Değerlendirme
1.İnceleme konusu eldeki davada, davacı, davalı işveren nezdinde 07.05.2005 – 01.10.2005 ve 20.12.2010 – 07.08.2019 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tespitini istemiş, Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş ise de bu sonuca eksik inceleme ve araştırmayla gidilmiştir.
2.Somut olayda, davacının iki dönem halinde davalı işyerinde Kuruma bildirilmeyen sürelerde çalıştığının tespitini talep ettiği, incelenen hizmet döküm cetvelinde tespiti istenen dönemler arasında dava dışı işyerlerinden bildirimlerinin bulunduğu, şu halde birinci dönem çalışma yönünden 01.10.2005 tarihi öncesinin aralıklı çalışma nedeniyle dava tarihi itibariyle hak düşürücü süreye uğradığının düşünülmemesinin hatalı olduğu, ikinci dönem çalışma yönünden ise dinlenen bordro tanıklarının talep edilen dönemde bildirimlerinin kısmi süreli olduğu ve işverene karşı açtıkları hizmet tespiti davalarının devam ettiği anlaşıldığından beyanlarının hükme esas alınması da isabetli görülmemiştir.
3.Mahkemece yapılacak iş; 01.10.2005 tarihi öncesinin aralıklı çalışma nedeniyle dava tarihi göz önünde bulundurularak hak düşürücü süre yönünden irdelenmeli, ikinci dönem çalışma yönünden ise talep edilen dönemin tamamında kayıtlı bordro tanıkları re’sen tespit edilerek davacının çalışması, niteliği ve süresine ilişkin beyanları alınmalı, dava açan diğer işçilerin kesinleşen hizmet tespiti dosyaları getirtilerek incelenmeli, davacının çalışması bu kapsamda tereddütsüz belirlenmeli, toplanan deliller bir arada değerlendirilip takdir edilerek, oluşacak sonuca göre karar verilmelidir.
VI. KARAR
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.