|
ÖZET: Başvuran, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumunda (TKDK) hukuk uzmanı olarak çalışmakta ve Ankara 1 No’lu Barosu Levhasına kaydolma talebinde bulunmuştur. Başvurusunun, Baro Yönetim Kurulu tarafından reddedilmesi üzerine Türkiye Barolar Birliği’ne yaptığı itiraz da kabul edilmemiştir. Başvuran, hukuki yetkilerinin ve görev tanımının Avukatlık Kanunu’nun Ek 1. maddesi çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini savunmakta, ancak Baro ve Türkiye Barolar Birliği, mevcut mevzuat gereği hukuk uzmanlarının avukatlıkla birleşmeyen bir işte çalıştığını belirtmektedir.
Adalet Bakanlığı, başvuranın hukuk müşavirliği görevlerinin avukatlıkla örtüşmediğini ve bu nedenle baro levhasına kaydolma talebinin reddedilmesinin hukuka uygun olduğunu ifade etmiştir. Bakanlık, hukuk uzmanlarının yalnızca baro levhasına kayıtlı avukatlar tarafından temsil edilebileceğini vurgulamaktadır. Türkiye Barolar Birliği de, başvuranın mevcut pozisyonunun avukatlıkla birleşmediğini ve bu nedenle baro levhasına yazılma talebinin kabul edilemeyeceğini belirtmiştir. Sonuç olarak, başvuranın Ankara 1 No’lu Barosu Levhasına yazılma talebi, hukuka ve mevzuata uygun bir şekilde reddedilmiştir. Bu karar, başvuranın iddiaları ve ilgili mevzuat dikkate alınarak verilmiştir ve başvuranın yargı yoluna başvurma hakkı bulunmaktadır. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2024/13219-S.24.19904
BAŞVURU NO : 2024/10041
KARAR TARİHİ : 29.11.2024
RET KARARI ,TCKN:
Adres:
BAŞVURUYA KONU İDARE : ADALET BAKANLIĞI
TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ BAŞKANLIĞI
ANKARA 1 NOLU BAROSU BAŞKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumunda Hukuk
Müşavirliği bünyesinde hukuk uzmanı olarak çalışan başvuranın, Ankara 1 No’lu Barosu Levhasına yazılma talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 14.08.2024
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran; kamu tüzel kişiliğini haiz bir idare olan Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumunda (TKDK) Hukuk Müşavirliği bünyesinde “hukuk uzmanı” olarak çalıştığını, 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı
Kararnamesi’nin 496’ncı maddesi ile TKDK Hukuk Müşavirliğine “26/9/2011 tarihli ve 659 sayılı Kanun
Hükmünde Kararname hükümlerine göre hukuk birimlerine verilen görevleri yapmak” görevinin verildiğini, 659 sayılı KHK’nin “Hukuk Birimlerinin Görevleri” başlıklı 4’üncü maddesinde ise “İdarenin taraf olduğu adli ve idari davalarda, iç ve dış tahkim yargılamasında, icra işlemlerinde ve yargıya intikal eden diğer her türlü hukuki uyuşmazlıklarda idareyi temsil eder, dava ve icra işlemlerini vekil sıfatı ile takip eder.” şeklindeki görevin sayıldığını, bu görevlerin TKDK’de birinci hukuk müşaviri ve ona bağlı çalışan hukuk uzmanlarınca yerine getirildiğini, AB Tam Üyelik Müzakereleri gereğince kurulan TKDK’de avukat ve hukuk müşaviri (birinci hukuk müşaviri hariç) kadroları veya ünvanlarının bulunmadığını, hukuk uzmanı olarak kendisinin de ilgili mevzuat ile görevlendirilmiş olduğu dava takibi vb. avukatlık görevlerini yürütebilmek için stajını tamamlayıp, ruhsatını aldıktan sonra Ankara 1 No’lu Barosu Levhasına yazılmak üzere başvuruda bulunduğunu ancak başvurusunun, Ankara 1 No’lu Barosunun 31/01/2024 tarihli ve / sayılı kararı ile reddedildiğini, bu karara karşı Türkiye Barolar Birliğine yaptığı itirazın da reddedildiğini, Adalet Bakanlığına onay için gönderilen bu ret kararının Bakanlıkça yerinde bulunmadığını ve tekrar görüşülmek üzere Türkiye Barolar Birliğine iade edildiğini, bunun üzerine TBB Yönetim Kurulunun itirazın reddine ilişkin önceki kararda ısrar ederek 11/06/2024 tarihli ve / sayılı karar ile itirazını yargı yolu açık olmak üzere yine reddettiğini, Avukatlık Kanunu’nun Ek 1’inci maddesinde, “Kamu kurum
/
ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüslerinde asli ve sürekli olarak avukatlık görevinde çalışanların baro levhasına yazılmaları isteklerine bağlıdır…” düzenlemesine yer verildiğini, TKDK 5018 sayılı Kanun’a ekli cetvellerde yer almadığı için noterlerce tarafına Kurumu vekil sıfatı ile temsil etmek üzere vekâletname çıkarılamadığını, bu durumda stajını tamamlamış ve ruhsatını almış; kanun ve kararnameler ile avukatlık görevleri verilen bir görev ve ünvanda çalışan bir hukukçu kamu personeli olarak görevlerini yapabilmesi için Avukatlık Kanunu’nun Ek 1’inci maddesi kapsamında baro levhasına yazılmaktan başka olanağının kalmadığını, anılan maddede kanun koyucunun açıkça “avukatlık görevinde çalışan” ibaresini kullandığını, bunun maddenin diğer fıkralarında da tekrarlandığını, “avukat kadrosunda bulunan” veya “avukat ünvanıyla çalışan” ifadesinin kullanılmadığını, tüm başvurularında bu maddeyi öne çıkarmasına, Adalet
Bakanlığının lehine verdiği kararda da bu maddeye değinilmesine rağmen TBB’nin nihai kararında bu konuda hiçbir açıklama yapılmadığını, ayrıca sunmuş olduğu ek beyanlar ile Hukuk Müşavirliği
Yönergesi’nin de TBB tarafından dikkate alınmadığını, ilgili düzenlemeler dikkate alınmayarak hukuka aykırı karar verildiğini belirterek TBB Yönetim Kurulunun 11/06/2024 tarihli ve / sayılı kararının iptalini ve Ankara 1 No’lu Barosu Levhasına yazılma talebinin kabul edilmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğünün başvuru konusuna ilişkin 01/10/2024 tarihli ve E sayılı yazısında özetle; 2.1. Başvuran hakkında, Ankara 1 No’lu Barosu Yönetim Kurulunun 03/01/2024 tarihli ve / sayılı karar ile baro levhasına avukat olarak yeniden yazılmasına karar verildiği ve anılan kararın Türkiye Barolar
Birliği Yönetim Kurulunun 16/02/2024 tarihli ve sayılı kararıyla uygun bulunduğu belirtilerek
Bakanlığa gönderildiği, ancak daha sonra, Ankara 1 No’lu Barosu Yönetim Kurulunun 31/01/2024 tarih ve
/ sayılı kararı ile önceki Yönetim Kurulu kararının Türkiye Barolar Birliğinin geri gönderim işlemi sonucu kaldırılmasına ve adı geçenin baro levhasına yeniden yazılma isteminin reddine karar verildiğinin belirtildiği, bunun üzerine Ankara 1 No’lu Barosu Yönetim Kurulunun 03/01/2024 tarih ve / sayılı kararının hükümsüz kaldığı ve baro levhasına yazılma taleplerinin reddi yönündeki kararların 1136 sayılı
Avukatlık Kanunu’nun 8’inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince yalnızca itiraz edilmesi halinde Bakanlığa gelmesi gerektiği değerlendirildiğinden, Ankara 1 Nolu Barosunun 03/01/2024 tarih ve / sayılı
Yönetim Kurulu kararının işlemsiz olarak iade edildiği, 2.2. Daha sonra başvuran hakkında Ankara 1 No’lu Barosu Yönetim Kurulunca verilen baro levhasına yazılma talebinin reddine dair 31/01/2024 tarihli ve / sayılı karara adı geçen tarafından itiraz edilmesi üzerine Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunun 16/03/2024 tarihli ve / E., / K. sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildiği, söz konusu kararın, Bakanlığın 20/05/2024 tarihli ve sayılı
Oluru ile bir daha görüşülmek üzere Türkiye Barolar Birliği Başkanlığına geri gönderildiği, Türkiye Barolar
Birliği Yönetim Kurulu tarafından verilen 11/06/2024 tarihli ve / E., / K. sayılı kararla önceki kararlarda ısrar edildiği, ısrar kararı sonrasında ilgilinin kendisinin idari yargı yoluna başvurabileceği nazara alınarak Bakanlıkça idari yargı yoluna gidilmediği, 2.3. Bakanlık tarafından; hukuk uzmanlarının görev ve sorumluluklarının TKDK’nin Kuruluş
Kararnamesi’nde hukuk müşavirliğine verilen görevler kapsamında belirlendiği, bu kapsamda 4 sayılı
Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 496/5 maddesinde TKDK Hukuk Müşavirliğinin görevlerinin sayıldığı, maddede atıf yapılan 659 sayılı KHK kapsamında hukuk birimlerine verilen görevlerin ise
Kararname’nin 4’üncü maddesinde belirtildiği, anılan mevzuat hükümleri uyarınca, idarelerin, kendi iş ve işlemleriyle ilgili olarak açılacak adli ve idari davalar ile tahkim yargılaması ve icra işlemlerinde taraf sıfatını haiz olup, idareleri adli ve idari yargıda, icra mercileri ve hakemler nezdinde vekil sıfatıyla doğrudan temsil yetkisinin; hukuk birim amirleri, hukuk müşavirleri, muhakemat müdürleri ve avukatlara ait olduğu, bu itibarla mevzuatın, idarelerin taraf olduğu davalarda, onları vekil sıfatıyla temsil etme yetkisi açısından avukatlar ile hukuk müşavirleri arasında bir ayrım yapmadığı, hukuk müşavirlerine de idareleri temsil
yetkisi verdiği, TKDK’de de avukatlık görevlerinin baro levhasına kayıtlı olan birinci hukuk müşaviri ve ona bağlı olarak çalışan hukuk uzmanlarınca yerine getirildiği, yani adı geçen kurumda kurum avukatlığı görevinin açıkça hukuk uzmanlarına verildiği, ayrıca 1136 sayılı Kanun’un ek 1’inci maddesinde de
“avukatlık görevinde çalışanlar” ifadesi kullanılmak suretiyle avukatlık görevini yapan hukuk uzmanlarının da avukat olarak temsil yetkisinin bulunabileceği değerlendirilerek Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu kararının yerinde görülmediği, Açıklamalarına yer verilmiştir.
3. Türkiye Barolar Birliği Hukuk Müşavirliğinin başvuru konusuna ilişkin 03/10/2024 tarihli ve Esayılı yazısında özetle; 3.1. Başvuranın, Ankara İl Koordinatörlüğünde Proje Yönetim Koordinatörlüğü emrinde uzman olarak görev yapmakta iken 11/11/2022 tarihinde Kurumun Hukuk Müşavirliği emrinde görevlendirildiği, avukatlık stajını tamamladıktan sonra hâlen hukuk uzmanı olarak yaptığı görevin, Avukatlık Kanunu’nun 11’inci maddesine aykırılığı sebebiyle Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 30/01/2024 tarihli, / E. ve / K. sayılı kararı ile / E. ve / K. sayılı kararına dayanılarak baro levhasına kaydolmaksızın adına ruhsatname verildiği, 3.2. Başvuran tarafından baro levhasına yeniden yazılma talebinde bulunulması üzerine Ankara Barosu
Yönetim Kurulunun 31/01/2024 tarih ve / sayılı kararı ile başvuranın hukuk uzmanlığı görevinin avukatlıkla bağdaşmaması nedeniyle talebinin reddine karar verildiği, bu karara yapılan itiraz üzerine
Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunun 16/03/2024 tarihli ve / K. sayılı kararı ile başvuranın
Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumunda “hukuk uzmanı” kadrosunda çalıştığı, mevcut durumunun 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 11’inci maddesine göre avukatlıkla birleşmediği ve aynı
Kanun’un 12’nci maddesi uyarınca avukatlıkla birleşebilen işlerden sayılmadığı, Kanun’da hukuk uzmanlığı ünvanının bulunmadığı gerekçesiyle itirazın reddine karar verildiği, 3.3. Adalet Bakanlığına onay için gönderilen bu ret kararının Bakanlıkça yerinde bulunmadığı ve tekrar görüşülmek üzere geri gönderilmesi üzerine Türkiye Barolar Birliğine Yönetim Kurulunun itirazın reddine ilişkin önceki kararda ısrar ederek 11/06/2024 tarihli ve / sayılı karar ile itirazın yargı yolu açık olmak üzere reddedildiği, 3.4. Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunun 11/06/2024 tarihli ve / sayılı kararında; Tarım ve
Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu Personel Yönetmeliği’nin “tanımlar” başlıklı 3’üncü maddesinde
“1. hukuk müşaviri” ve “uzman” tanımının yer aldığı, “hukuk uzmanı” tanımının mevcut olmadığı, kadro ve pozisyon cetvellerinde de “hukuk uzmanı” ünvanının yer almadığı, başvuran tarafından sunulan Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu Hukuk Müşavirliği Yönergesi’nde hukuk uzmanının tanımına yer verildiği ve başvuranın 26/12/2023 tarihli Hizmet Belgesinde: “Kurumumuzda mevzuat gereği ‘avukat’ veya ‘hukuk müşaviri’ kadroları bulunmamakta olup hukuk ve avukatlık hizmetleri “1. Hukuk Müşaviri” ve ona bağlı “Hukuk Uzmanlarınca” yerine getirilmektedir.” ifadesinin yer aldığı görülmekle birlikte
Avukatlık Kanunu’nun 12’nci maddesi uyarınca başvuranın Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme
Kurumunda müşavir veya avukat olarak çalışmadığı, başvuranın uzmanlık görevinin avukatlıkla birleşebilen iş olarak değerlendirilemeyeceği hususlarına yer verildiği, 3.5. Bunların yanında, başvuranın başvurusunda Avukatlık Kanunu’nun Ek 1’inci maddesine atıf yapıldığı ve mevcut pozisyonu itibariyle noterliklerce kendisine vekaletname çıkarılmadığının belirtildiği, bu durumun da esasen başvuranın görevinin anılan madde kapsamında değerlendirilemeyeceğinin açık göstergesi olduğu, nitekim madde başlığının “Kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşessüslerinde görevli avukatlar” olduğu, başvuranın ise avukat olarak görev yapmadığı,
3.6. Avukatlık Kanunu hükümleri uyarınca, avukat ve avukatlık mesleğinin yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı serbestçe temsil ettiği, Türk Ceza Kanunu’nda ise avukatların yargı görevlisi olarak tanımlandığı, kanun koyucunun yargı görevlisi olan ve kamu görevi gören avukatlık mesleğini kabulü belli şartlara bağlamasının olağan olduğu, başvuranın ilgili şartları sağlayamamasının da avukatlık mesleğine kabul edilmemesi sebebi olduğu, İfade edilmiştir.
4. Ankara 1 No’lu Barosunun başvuru konusuna ilişkin 25/09/2024 tarihli ve Esayılı yazısında özetle; 4.1. Başvuranın, 04/09/2023 tarihli dilekçesi ile baro levhasına kaydedilmeksizin ruhsatnamesinin verilmesi talebi ile yaptığı başvuru neticesinde, Baro Yönetim Kurulunun 13/09/2023 tarih ve / sayılı kararı ile tarafına staj bitim belgesi verilerek baro levhasına yazılmaksızın sicil numarasına Avukat olarak kaydının yapılmasına ve dosyasının Türkiye Barolar Birliğine gönderilmesine karar verildiği, TBB
Yönetim Kurulunun 29/09/2023 tarih ve sayılı kararı ve Adalet Bakanlığının 31/10/2023 tarihli ve sayılı Oluru ile başvuran adına avukatlık ruhsatnamesi düzenlenmesine karar verildiği, 4.2. Başvuranın 22/12/2023 tarihli dilekçesi ile baro levhasına kaydının yapılmasını talep ederek Tarım ve
Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumunda hukuk uzmanı olarak çalıştığını beyan ettiği, Baro Yönetim
Kurulunun 03/01/2024 tarih ve / sayılı kararı ile başvuranın baro levhasına yazılmasına ve dosyasının
Türkiye Barolar Birliğine gönderilmesine karar verilmesinin ardından; yine Baro Yönetim Kurulunun 31/01/2024 tarih ve / sayılı kararı ile Türkiye Barolar Birliğinin dosyayı geri gönderme gerekçesi dikkate alınarak ilgilinin baro levhasına yazılma isteminin reddine karar verildiği, 4.3. Başvuranın 22/02/2024 tarihli itirazı üzerine Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunun 16/03/2024 tarihli ve / K. sayılı kararı ile başvuranın “hukuk uzmanı” kadrosunda çalıştığı mevcut durumunun,
1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 11’inci maddesine göre avukatlıkla birleşmediği ve aynı Kanun’un
12’nci maddesi uyarınca avukatlıkla birleşebilen işlerden sayılmadığı, Kanun’da hukuk uzmanlığı ünvanının bulunmadığı gerekçesiyle itirazın reddine karar verildiği, 4.4. Adalet Bakanlığına onay için gönderilen bu ret kararının Bakanlıkça yerinde bulunmadığı ve tekrar görüşülmek üzere Türkiye Barolar Birliğine iade edildiği, bunun üzerine TBB Yönetim Kurulunun 11/06/2024 tarihli ve / sayılı karar ile itirazın reddine ilişkin önceki kararda ısrar ettiği, Belirtilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
5. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinde: “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği
Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…” 6. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında: “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” 7. 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun; 7.1. “Avukatlığa kabul şartları” başlıklı 3’üncü maddesinde: “Avukatlık mesleğine kabul edilebilmek için: […] f) Bu Kanuna göre avukatlığa engel bir hali olmamak gerekir.”
7.2. “Avukatlığa kabulde engeller” başlıklı 5’inci maddesinde: “Aşağıda yazılı durumlardan birinin varlığı halinde, avukatlık mesleğine kabul istemi reddolunur: […] d) Avukatlık mesleği ile birleşemiyen bir işle uğraşmak, …” 7.3. “Avukatlıkla birleşemiyen işler” başlıklı 11’inci maddesinde: “Aylık, ücret, gündelik veya kesenek gibi ödemeler karşılığında görülen hiçbir hizmet ve görev, sigorta prodüktörlüğü, tacirlik ve esnaflık veya meslekin onuru ile bağdaşması mümkün olmıyan her türlü iş avukatlıkla birleşemez.” 7.4. “Avukatlıkla birleşebilen işler” başlıklı 12’nci maddesinde: “Aşağıda, sayılan işler 11 inci madde
hükmü dışındadır:
a) Milletvekilliği, il genel meclisi ve belediye meclisi üyeliği, b) Hukuk alanında profesör ve doçentlik, c) Özel hukuk tüzelkişilerinin hukuk müşavirliği ve sürekli avukatlığı ile bir avukat yazıhanesinde ücret karşılığında avukatlık, d) Hakemlik, arabuluculuk, tasfiye memurluğu, yargı mercilerinin veya adli bir dairenin verdiği herhangi bir görev veya hizmet, e) Kamu iktisadi Teşebbüsleri Hakkında 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede başka iş veya hizmetle uğraşmaları yasaklanmamış bulunmak şartıyla; bu Kanun Hükmünde Kararnamenin kapsamına giren
İktisadi Devlet Teşekkülleri, kamu iktisadi kuruluşları ve bunların müesseseleri, bağlı ortaklıkları ve iştirakleri ve iktisadi Devlet Teşekkülleri ile Kamu İktisadi kuruluşları dışında kalıp sermayesi Devlete ve diğer kamu tüzelkişilerine ait bulunan kuruluşların yönetim kurulu başkanlığı, üyeliği, denetçiliği, f) Anonim, limited, kooperatif şirketlerin ortaklığı, yönetim kurulu başkanlığı, üyeliği ve denetçiliği ve komandit şirketlerde komanditer ortaklık, g) Hayri, ilmi ve siyasi kuruluşların yönetim kurulu başkanlığı, üyeliği ve denetçiliği, h) Gazete ve dergi sahipliği veya bunların yayım müdürlüğü, Milletvekilleri hakkında, 3069 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Üyeliği ile Bağdaşmayan İşler Hakkında
Kanun hükümleri saklıdır.
(e) bendinde gösterilenlerin, Hazinenin, belediye ve özel idarelerin, il ve belediyelerin yönetimi ve denetimi altında bulunan daire ve kurumların, köy tüzel kişiliklerinin ve kamunun hissedar olduğu şirket ve kuruluşların aleyhinde; il genel meclisi ve belediye meclisi üyelerinin de bağlı bulundukları tüzel kişilerin ve yüksek öğretimde görevli profesör ve doçentlerin yüksek öğretim kurum ve kuruluşları aleyhindeki dava ve işleri takip etmeleri yasaktır.
Bu yasak, avukatların ortaklarını ve yanlarında çalıştırdıkları avukatları da kapsar.
Bir kadroya bağlı olarak aylık veya ücreti Devlet, il veya belediye bütçelerinden yahut Devlet, il veya belediyelerin yönetimi ve denetimi altındaki daire ve müessese yahut şirketlerden verilen müşavir ve avukatlar, yalnız bu daire, müessese ve şirketlere ait işlerde avukatlık yapabilirler.” 7.5. Kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşessüslerinde görevli avukatlar” başlıklı Ek 1’inci maddesinde: “Kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüslerinde asli ve sürekli olarak avukatlık görevinde çalışanların baro levhasına yazılmaları isteklerine bağlıdır. Ancak bunlar hakkında bu Kanunun avukatlık meslekine kabul ve ruhsatname verilmesine ilişkin hükümleri aynen uygulanır.
Bunlar, görevlerinin gereği olan işleri yaparken baro levhasına kayıtlı avukatların yetkileriyle haklarına sahip ve onların ödevleriyle yükümlüdürler. Baroya kaydını yaptırmayan avukat, çalıştığı yer barosuna veya o ilde birden fazla baronun bulunması hâlinde bu barolardan birine bilgi verir.
Yukarıdaki fıkra uyarınca baro levhasına yazılmak istemediklerini bildiren adayların, sadece avukatlık mesleğine kabullerine ve adlarına ruhsatname düzenlenmesine karar verilerek kanunda öngörülen diğer işlemler, aynen yerine getirilir.
Birinci fıkrada sözü edilen görevlerden ayrılma halinde, avukatlık mesleğinin yapılabilmesi, baro levhasına yazılmakla mümkündür.
Bu Kanunun avukatlar hakkında öngördüğü disiplin işlem ve cezaları, bu maddede sözü edilen avukatlar hakkında da avukatın sürekli görev yaptığı yer barosunca uygulanır.” 8. 15/7/2018 tarihli ve 4 sayılı Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin “Tarım ve Kırsal
Kalkınmayı Destekleme Kurumu” başlıklı Otuzbeşinci Bölümünde yer alan “Hizmet birimlerinin görevleri” başlıklı 496’ncı maddesinin beşinci fıkrasında: “(5) Hukuk Müşavirliğinin görevleri şunlardır: a) 26/9/2011 tarihli ve 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine göre hukuk birimlerine verilen görevleri yapmak, b) Başkan tarafından verilen diğer görevleri yapmak.” 9. 26/09/2011 tarihli ve 659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli
İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin “Takip ve temsil yetkileri ile bunların kapsamı, niteliği ve kullanılması” başlıklı 6’ncı maddesinde: “(1)
İdareler, kendi iş ve işlemleriyle ilgili olarak açılacak adli ve idari davalar ile tahkim yargılaması ve icra işlemlerinde taraf sıfatını haizdir.
(2) İdareleri adli ve idari yargıda, icra mercileri ve hakemler nezdinde vekil sıfatıyla doğrudan temsil yetkisi; hukuk birimi amirleri, hukuk müşavirleri, muhakemat müdürleri ve avukatlara aittir…” 10. 20/01/2021 tarihli ve 31370 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Tarım ve Kırsal Kalkınmayı
Destekleme Kurumu Personel Yönetmeliği’nin “Tanımlar” başlıklı 3’üncü maddesinde: “(1) Bu
Yönetmelikte geçen; […] g) I. Hukuk Müşaviri: Hukuk Müşavirliğinin yöneticisi olan personeli, n) Uzman:
Kurumda görev yapan uzmanları, ifade eder.” 11. 24/09/2012 tarihli Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu Hukuk Müşavirliği
Yönergesi’nin; 11.1. “Tanımlar” başlıklı 3’üncü maddesinde: “Bu yönergede geçen, … l. Hukuk Müşaviri: Tarım ve
Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu 1. Hukuk Müşavirini, Uzman: Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu Hukuk Müşavirliğinde görev yapan tüm uzmanları, Hukuk Uzmanı: Hukuki konular ve düzenlemeler hakkında görüş oluşturmak, Kurumun menfaatlerini koruyucu, anlaşmazlıkları önleyici hukuki tedbirleri zamanında almak, anlaşma ve sözleşmelerin bu esaslara uygun olarak yapılmasına yardımcı olmak, adli ve idari davalarda ve her türlü icra takiplerinde gerekli bilgi ve belgeleri hazırlamak, TKDK’nın dava ve icra takip işlerini yürütmek, ilgili birimlerin görüşlerini alarak ihbarname, ihtarname düzenlemek veya bunlara karşı cevap hazırlamak ve gerektiğinde
Usulsüzlük Yönetimi Uygulama Rehberinde yer alan görevleri yerine getirmekle görevli uzmanları, … ifade eder.” 11.2. “Hukuk Müşavirliğinin Yapısı ve Yeri” başlıklı 4’üncü maddesinde: “Hukuk Müşavirliği doğrudan başkana bağlı olup başkan dışındaki herhangi bir birim ile ilişkilendirilemez.
Hukuk Müşavirliği 1.Hukuk Müşaviri, hukuk uzmanları, usulsüzlük uzmanları ve destek personelinden teşekkül eder. Hukuk Müşavirliğinin sevk, idare ve koordinasyonu ile uzmanlar arasındaki görev dağılımı l. Hukuk Müşaviri tarafından sağlanır. 1. Hukuk Müşaviri adli ve idari davalarda ve her türlü icra takiplerinde, dava ve icra takip işlerini yürütmek için Hukuk Müşavirliğinde çalışmakta olan hukuk
/
uzmanlarını, usulsüzlük ve şüpheli dolandırıcılık bildirimlerinin incelemesini gerçekleştirmek için usulsüzlük uzmanlarını ve gerekli durumlarda hukuk uzmanlarım görevlendirir. l. Hukuk Müşavirinin izinli, görevli veya herhangi bir sebeple görevde bulunmaması halinde yerine vekalet edecek kişi bu işi yürütür.”
Düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
12. Yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın iddiaları, İdarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan Ret Karar Önerisi Kamu
Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme 13. Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumunda Hukuk Müşavirliği bünyesinde hukuk uzmanı olarak çalışan başvuran, Avukatlık Kanunu’nun Ek 1’inci maddesi kapsamında Ankara 1 No’lu Barosu
Levhasına yazılmayı talep etmektedir.
14. Başvuran, TKDK Ankara İl Koordinatörlüğünde Proje Yönetim Koordinatörlüğü emrinde uzman olarak görev yapmakta iken 11/11/2022 tarihinde Kurumun Hukuk Müşavirliği emrinde görevlendirilmiştir.
Başvuran adına 13/08/2024 tarihinde verilmiş olan hizmet belgesinde başvuranın Hukuk Müşavirliği biriminde Hukuk Uzmanı/Uzman olarak görev yaptığı belirtilmiştir.
15. Başvuran avukatlık stajını tamamladıktan sonra baro levhasına yazılmaksızın adına ruhsatname düzenlenmiştir. Daha sonra başvuran tarafından baro levhasına yazılma talebinde bulunulması üzerine
Ankara 1 No’lu Barosu Yönetim Kurulunun 31/01/2024 tarih ve / sayılı kararı ile başvuranın yaptığı görevin avukatlıkla bağdaşmaması nedeniyle talebinin reddine karar verilmiştir. Bu karara yapılan itiraz üzerine Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunun 16/03/2024 tarihli ve / K. sayılı kararı ile başvuranın TKDK’de “hukuk uzmanı” kadrosunda çalıştığı, mevcut durumunun 1136 sayılı Avukatlık
Kanunu’nun 11’inci maddesine göre avukatlıkla birleşmediği ve çalıştığı ünvanın aynı Kanun’un 12’nci maddesi uyarınca avukatlıkla birleşebilen işlerden sayılmadığı gerekçesiyle itirazın reddine karar verilmiştir.
16. Adalet Bakanlığına onay için gönderilen ret kararı, Bakanlık tarafından; TKDK’de avukatlık görevlerinin baro levhasına kayıtlı olan birinci hukuk müşaviri ve ona bağlı olarak çalışan hukuk uzmanlarınca yerine getirildiği, adı geçen Kurumda kurum avukatlığı görevinin açıkça hukuk uzmanlarına verildiği, ayrıca 1136 sayılı Kanun’un ek 1’inci maddesinde de “avukatlık görevinde çalışanlar” ifadesi kullanılmak suretiyle avukatlık görevini yapan hukuk uzmanlarının da avukat olarak temsil yetkisinin bulunabileceği gerekçesiyle yerinde bulunmamış ve tekrar görüşülmek üzere Türkiye Barolar Birliğine geri gönderilmiştir.
17. Adalet Bakanlığının kararı geri göndermesi üzerine ise Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunun 11/06/2024 tarihli ve / sayılı kararı ile Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu Personel
Yönetmeliği’nin “tanımlar” başlıklı 3’üncü maddesinde “1. hukuk müşaviri” ve “uzman” tanımının yer aldığı, “hukuk uzmanı” tanımının mevcut olmadığı, kadro ve pozisyon cetvellerinde de “hukuk uzmanı” ünvanının yer almadığı, Avukatlık Kanunu’nun 12’nci maddesi uyarınca başvuranın müşavir veya avukat olarak çalışmadığı ve başvuranın uzmanlık görevinin avukatlıkla birleşebilen iş olarak değerlendirilemeyeceği belirtilerek itirazın reddine ilişkin önceki kararda ısrar edilmiştir.
18. Avukatlığa kabul şartları Avukatlık Kanunu’nun 3’üncü maddesinde belirlenmiş olup “bu Kanun’a göre avukatlığa engel bir hali olmamak” avukatlık mesleğine kabul edilebilmek için aranan şartlar arasında
sayılmıştır. Kanun’un 5’inci maddesinde ise “avukatlık mesleği ile birleşemeyen bir işle uğraşmak” avukatlığa kabulde engel haller arasında düzenlenmiştir. Aynı Kanun’un 11’inci maddesinde, aylık, ücret, gündelik veya kesenek gibi ödemeler karşılığında görülen hiçbir hizmet ve görev, sigorta prodüktörlüğü, tacirlik ve esnaflık veya meslekin onuru ile bağdaşması mümkün olmayan her türlü işin avukatlıkla birleşemeyeceği belirtilmiştir. Avukatlıkla birleşebilen işler ise Kanun’un 12’nci maddesinde sınırlı bir şekilde sayılmış olup Kanun’da yer alanların dışındaki tüm işlerin avukatlıkla birleşmeyen iş olduğu kabul edilmiştir.
19. Avukatlık mesleğine kabul için Avukatlık Kanunu’nda belirtilen avukatlığa kabule engel bir halin bulunmaması ve avukatlık mesleği ile birleşmeyen bir işle uğraşılmaması gerektiği açıktır. Avukatlık mesleği ile birleşmeyen bir işle çalışmama şartının getirilmesiyle baroya kayıtlı olarak avukatlık mesleğini icra eden avukatların avukatlık mesleği dışında bir işte çalışması yasaklanmıştır. Avukatlıkla birleşmeyen işten kastedilen ise; Avukatlık Kanunu’nun 11’inci maddesinde sayılan işlerin, avukatlık mesleği ile birlikte fiilen sürdürülüyor olması halidir (Danıştay 8. Dairesinin 21/06/2017 tarihli ve 2013/5548 Esas, 2017/5750
Karar sayılı kararı).
20. Başvuranın TKDK bünyesinde hâlihazırda yürüttüğü görevin; Avukatlık Kanunu’nun 11’inci maddesi uyarınca avukatlıkla birleşmediğine ve aynı Kanun’un 12’nci maddesinde sayılan avukatlıkla birleşebilen işler arasında da yer almadığına dair bir tereddüt bulunmamaktadır. Ancak; gerek başvuranın hukuk müşavirliği bünyesinde avukatlık işi yaptığını belirtmesi ve gerekse Adalet Bakanlığınca 1136 sayılı kanunun ek 1’inci maddesinde “avukatlık görevinde çalışanlar” ifadesi kullanılmak suretiyle avukatlık görevini yapan hukuk uzmanlarının da avukat olarak temsil yetkisinin bulunabileceği gerekçesine dayanılmasından dolayı başvuranın baro levhasına yazılıp yazılamayacağı hususunun Avukatlık
Kanunu’nun ek 1’inci maddesi çerçevesinde ele alınması yerinde olacaktır.
21. Avukatlık Kanunu’nun “Kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşessüslerinde görevli avukatlar” başlıklı Ek 1’inci maddesinde, kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüslerinde asli ve sürekli olarak avukatlık görevinde çalışanların baro levhasına yazılmalarının isteklerine bağlı olduğu düzenlenmiştir. Madde başlığında ‘görevli avukatlar’ denmek suretiyle avukat ünvanının kastedildiği görülmektedir. Maddede ayrıca ‘asli ve sürekli olarak avukatlık görevinde çalışanlar’ denmek suretiyle de sadece yapılan görevin mahiyetine değil bir statüye işaret edildiği anlaşılmaktadır. İdare hukukunun bir statüler hukuku olduğu da dikkate alındığında asli ve sürekli olarak yapılan işten kastın, belli bir ünvanda yürütülen kamu görevine dair olduğu, dolayısıyla yapılan düzenlemenin de çalışılan statüye yönelik olduğu sonucu çıkarılmaktadır. Nitekim maddenin devamında da ‘baroya kaydını yaptırmayan avukat’ ile ‘bu maddede sözü edilen avukatlar’ ifadeleri kullanılarak doğrudan avukat ünvanına atıf yapıldığı anlaşılmaktadır.
22. Anılan maddenin gerekçesinde de: “Ek birinci madde, Anayasanın 135 inci maddesinin ikinci fıkrasıyla getirilen ve kamu kurum ve kuruluşlarında görevli avukatların baro levhasına yazılmalarını isteklerine bağlı kılan bir hükmü içermektedir. Avukatlık Kanunu, avukatlığa kabul, ruhsatname verilmesi ve baro levhasına yazılma işlemlerini birbiriyle bağlantılı olarak ve bir bütün halinde hükme bağlamış olduğundan baro levhasına yazılma zorunluğunu ortadan kaldıran hükümle doğabilecek boşluklar bu maddeyle ayrıca düzenlenmiştir. Buna göre Avukatlık Kanunu uyarınca avukatlığa ‘kabullerine kendilerine ruhsatname verilmesine, baro levhasına yazılmalarına karar verilmiş bulunan kamu sektöründeki avukatlardaki baro levhasına yazılma şartı artık aranmayacak ancak bunlar baro levhasına yazılı avukatlara verilen yetki ve halkları kullanabilecekler ve ödevleriyle yükümlü olacaklardır… Maddenin birinci fıkrasında sayılan görevlerde bulunmaları ya da bu görevlere atanacakları gerekçesiyle baro levhasına yazılma zorunluğundan vareste tutulan kişiler bu görevlerinden ayrıldıklarında avukatlık mesleğini serbest olarak icra etmek istedikleri takdirde baro levhasına yazılma zorunluğunda olacaklardır.” ifadeleriyle getirilen düzenlemenin kimlere yönelik olduğu ve düzenleme ile neyin amaçlandığı ortaya konmuştur.
23. Avukatlık Kanunu’nun ek 1’inci maddesi ve gerekçesi birlikte ele alındığında; yasal düzenlemenin, kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüslerinde çalışan avukatların baro levhasına yazılma zorunluluğunu ortadan kaldırdığı ve baro levhasına yazılma konusunu kendi isteklerine bıraktığı, yani zaten kamuda avukat ünvanı ve kadrosunda çalışan kişilerin baro levhasına yazılmaksızın avukatlık görevlerini yerine getirmelerine imkân sağladığı, dolayısıyla bu maddeden faydalanmak için öncelikle kamuda avukat olarak çalışmanın gerektiği, maddenin mefhumu muhalifinden de avukat ünvanı ve kadrosunda çalışmayan kişilerin sadece yaptıkları işin niteliği dikkate alınarak baro levhasına yazılabileceği gibi bir sonucun çıkarılamayacağı, bu nedenlerle başvuran avukatlık ruhsatına sahip olsa ve başvuranın hukuk uzmanı ünvanıyla yaptığı iş özü itibariyle hukuksal faaliyetlerle ilgili ve önemli ölçüde avukatlık ile örtüşse dahi çalıştığı kadronun avukatlıktan farklı bir statü olduğu, dolayısıyla da ancak bu statünün kendisine sağladığı haklara sahip olabileceği, kaldı ki TKDK Hukuk Müşavirliğinin görevlerinin sayıldığı 4 sayılı
Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 496’ncı maddesinde atıf yapılan 659 sayılı KHK kapsamında idareleri adli ve idari yargıda, icra mercileri ve hakemler nezdinde vekil sıfatıyla doğrudan temsil yetkisinin; hukuk birim amirleri, hukuk müşavirleri, muhakemat müdürleri ve avukatlara verildiği, başvuranın görev yaptığı hukuk uzmanı ünvanının bu kapsamda da sayılmadığı, dolayısıyla başvuranın görev yaptığı kadro ve ünvanın, avukatlık statüsü olarak kabul edilemeyeceğinden Avukatlık Kanunu’nun Ek 1’inci maddesinden yararlanamayacağı, değerlendirilmiştir.
24. Yukarıda yer verilen açıklamalar, başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; başvuranın Ankara 1 No’lu Barosu
Levhasına yazılma talebinin reddedilmesinde hukuka ve hakkaniyete aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 25. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup, söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde idare tarafından istenilen bilgi ve belgelerin Kurumumuza süresi içinde ve gerekçeli olarak gönderildiği anlaşılmıştır.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
26. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 21’inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca gerekçeli ret kararının başvurana tebliğinden itibaren varsa dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE; Kararın; BAŞVURANA, ADALET BAKANLIĞINA, TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ
BAŞKANLIĞINA ve ANKARA 1 NO’LU BAROSU BAŞKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi