|
ÖZET: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, sanığın tarihi eser bulundurma suçlamasıyla yargılandığı davada, ilk derece mahkemesinin beraat kararını onaylamıştır. Mahkeme, yapılan arama işleminin hukuka aykırı olduğunu ve arama tutanağında muhtar dışında başka bir şahsın bulunmadığını tespit etmiştir. Bu nedenle, arama sonucunda elde edilen delillerin geçersiz olduğuna ve sanığın suçun işlendiğine dair yeterli delil bulunmadığına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi, sanığın eşyaları bulduğunu ve müze müdürlüğüne teslim etmeyi düşündüğünü beyan etmesine rağmen, bu savunmanın hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirtmiştir. Ancak, sanığın suç işleme kastının varlığına dair kesin ve inandırıcı delil olmaması nedeniyle, sanığın beraatine hükmedilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç olarak, Yargıtay, hukuka aykırı elde edilen delillerin dikkate alınamayacağını ve sanığın üzerine atılı suçun sabit olmadığına hükmederek, Bölge Adliye Mahkemesi kararını bozmuştur. Bu durum, hukukun üstünlüğü ilkesinin ve adil yargılanma hakkının önemini vurgulamaktadır. |
12. Ceza Dairesi 2022/2977 E. , 2024/7549 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/2980- 2021/909
SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi
İlk derece mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın, sanık tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde, 5271 sayılı CMK’nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanık hakkında, İzmir 48. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.09.2020 tarihli ve 2020/111Esas ve 2020/313 Karar sayılı ilamıylayüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle sanığın üzerine atılı suçtan 5271 sayılı CMK’nın 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar verilmiş, kararın katılan vekili ve o yer cumhuriyet savcısı tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılarak yapılan yargılama neticesinde ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılarak sanığın üzerine atılı suçu işlediği sabit görülerek 2863 sayılı Kanunun 70/1, 5237 sayılı TCK’nun 62, 52/1,2,4 53/1,2, 51 inci maddeleri uyarınca neticeten 1 yıl 8 ay hapis ve 3.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hapis cezasının ertelenmesine karar verilmiş, kararın sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan temyiz isteminin esastan reddi görüşlü Tebliğname ile dava dosyası Dairemize tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; arama işleminin usulsüz olduğuna, kendisinin arama işleminden bir gün önce bulduğuna, müze müdürlüğüne teslim edeceğine, suç işleme kastı olmadığına, ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Olay günü İzmir İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılıkla Mücadele Şube Müdürlüğüne yapılan ihbar ile sanığın ikametinde tarihi eser bulunduğu, bu eserlerin satışını yapmak için müşteri aradığı, daha önce de tarihi eser ararken kazı yaparken yakalandığı yönünde ihbarda bulunulduğu ve ihbar üzerine Kaçakçılıkla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından sanığın ikametinde İzmir 7.Sulh Ceza Hakimliğinden alınan arama kararı doğrultusunda arama yapıldığı, aramada 228 adet sikke, 6 adet yüzük ve 4 adet çana el koyma işlemi yapıldığı, ele geçen kültür varlıklarına ilişkin düzenlenen Müze Müdürlüğü raporuna göre 228 adet bronz sikkenin muhtelif dönemlere ait olduğu, üç adet metal yüzüğün Roma dönemine ait olup kültür varlığı niteliğinde olduğu, kalan diğer 3 adet metal yüzük ile 4 adet çanın ise günümüz malzemesi olup 2863 sayılı yasa kapsamında bulunmadığının tespit edildiği anlaşılmıştır.
Sanığın ilk derece mahkemesindeki savunmasında; evinde yapılan arama sırasında ele geçen eşyaları Homeros vadisi civarında gezerken bir çeşmenin yanında poşet içinde bulduğunu, ne olduklarını tam anlayamadığını, eşi de hasta olduğu için aynı gün müze müdürlüğüne götüremediğini beyanla suçlamayı kabul etmediği,
Bölge Adliye Mahkemesince yürütülen yargılama kapsamında alınan savunmasında; evinde arama yapılan tarihten bir gün önce Bornova Homeros Vadisinde gezerken subaşında bir poşet içerisinde suça konu kültür varlıklarını bulduğunu, Müze müdürlüğüne teslim etmek amacıyla aldığını, yapılan ihbar üzerine polisin evde yapılan aramada eşyaları bulduğunu Müze müdürlüğüne teslim etmek amacıyla aldığını, hakkında yapılan ihbar üzerine polis evde yapılan aramada eşyaları gördüğünü, çıkarıp kendilerine teslim ettiğini beyan ettiği, anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesince yürütülen yargılama neticesinde; dosya arasında yer alan arama tutanağı incelendiğinde, muhtar dışında hazırun sıfatıyla başka bir kimse bulunmaksızın arama işlemi yapıldığı ve iddia konusu eşyaların bu suretle ele geçirildiği anlaşılmakla sanığın da savunmasında dışarıda poşet içinde bularak iddia konusu eşyaları evine getirdiğini beyan etmesi karşısında usul ve yaraya aykırı surette yapılan arama neticesinde ele geçen iddia konusu eşyaların delil olarak değerlendirilemeyeceği gibi, delil olarak kabul edilmesine elverişli dosya arasında sanığın üzerine atılı suçu kasıtla işlediğine dair başkaca nitelikte her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle sanığın üzerine atılı suçtan 5271 Sayılı CMK’nın 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar verildiği anlaşılmıştır.
Bölge Adliye Mahkemesince, duruşma açılarak yürütülen yargılama neticesinde; arama tutanağı hariç kaldığında sanığın tevilli ikrarı, ele geçen kültür varlıklarının çeşitli dönemlere ait olması ve bunların poşet içerisinde su başında unutulduğunun kabulünün hayatın olağan akışına aykırı bulunduğu ancak söz konusu kültür varlıklarının sanığın ticaretini yaptığına ilişkin de soyut ihbar dışında delil elde edilemediği, sanığın kültür varlıklarını müze müdürlüğüne teslim etme düşüncesinin de olmadığı, bu nedenle gerçekleşen eylemin kültür varlığını bulundurma suçunu düzenleyen 2863 sayılı yasanın 70/1 maddesinde açıklanan suçu gerçekleştirdiği kanaatiyle ilk derece mahkemesinin hükmü kaldırılarak sanığın 2863 sayılı Kanunun 70/1 maddesine temas eden izinsiz kültür varlığı bulundurma suçundan mahkumiyetine dair hüküm tesis edilmiştir.
IV. GEREKÇE VE KARAR
5271 sayılı CMK’nın 119/4. maddesinin “Cumhuriyet savcısı hazır olmaksızın konut, işyeri veya diğer kapalı yerlerde arama yapabilmek için o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi bulundurulur” açık, amir hükmüne aykırı olarak aramanın, o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi hazır bulundurulmaksızın yapılması nedeniyle icrası bakımından hukuka aykırı olduğu ve hukuka uygun elde edilmeyen delillerin ispat aracı olarak kabul edilmeyeceği sabit olmakla birlikte, sanığın aşamalarda değişmeyen savunmasında davaya konu kültür varlıklarını Bornova Homeros Vadisinde gezerken subaşında bir poşet içerisinde bulduğunu beyanı karşısında eylemin 2863 sayılı Kanunun 70/1. maddesinde düzenlenen “kültür varlıklarını bulundurma” suçunun oluşturmayacağı , 2863 sayılı Kanunun 67/1. maddesinde düzenlenen “bildirim yükümlülüğüne uymama” suçunu oluşturabileceği ancak bu suçun oluşabilmesi için ise, 2863 sayılı Kanunun 4. maddesinde belirtildiği üzere, bulunan veya yeri bilinen kültür varlığının, 3 gün içerisinde ilgili birimlere bildirilmemesinin gerekli olduğu, olayda ise sanığın davaya konu eserleri arama işleminden 1 gün önce bulduğuna ilişkin savunmasının aksine delil mevcut olmadığından, 2863 sayılı Kanun’un 4. maddesinde belirtilen üç günlük bildirim süresi içerisinde eserin ele geçirilmesi nedeniyle 67/1. maddede düzenlenen “bildirim yükümlülüğüne aykırılık” suçunun kanuni unsurlarının oluşmadığı dikkate alındığında beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin astsubaylıktan emekli olan sanığın söz konusu 2863 sayılı yasa hükümlerini bildiği ve buna göre eyleminin suç vasfını değiştirecek nitelikte beyanlarda bulunduğu gerekçe gösterilerek, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek, mahkumiyetine ilişkin yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Dava konusu eserler üzerinde üniversitelerin arkeoloji ve sanat tarihi kürsülerine mensup öğretim üyelerinden oluşan bilirkişi kuruluna inceleme yaptırılarak, mevcut durumları itibariyle bilim, kültür, din veya güzel sanatlarla ilgileri, tasnif ve tescile tabi, bildirim zorunluluğu olan eserlerden olup olmadıkları, 2863 sayılı Kanun kapsamında korunması gerekli taşınır kültür varlığı niteliğinde olup olmadıkları tespit edilerek, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeyerek, davanın tarafı konumundaki Müze Müdürlüğü uzmanları tarafından düzenlenen rapor hükme esas alınmak suretiyle hüküm tesisi,
Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin kararının açıklanan nedenlerle 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304/2 maddesi uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.12.2024 tarihinde karar verildi.