ÖZET: Bu karar, Bandırma 2 Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunan bir hükümlünün, eşi ve çocuklarının yaşadığı Ankara iline yakın bir ceza infaz kurumuna nakil talebinin incelenmesine ilişkindir. Hükümlü, aile bütünlüğü ve eğitim hakkı gerekçeleriyle nakil talep etmiştir. Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde yer alan özel ve aile hayatına saygı hakkı, hükümlülerin yakınlarıyla bağlantıda kalmalarının önemini vurgulamaktadır. Ancak, ceza infaz kurumlarının doluluk oranları ve güvenlik gerekçeleri, nakil taleplerinin reddedilmesinde etkili olmuştur.

Kararda, hükümlünün nakil talebinin reddedilmesinin hukuka uygun olduğu, ancak Covid-19 pandemisi sonrası nakil koşullarını taşıması durumunda talebinin yeniden değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Hükümlülerin ailelerine yakın ceza infaz kurumlarında barındırılmalarının her zaman mümkün olmadığı, dolayısıyla nakil taleplerinin daha geniş bir perspektiften ele alınması gerektiği ifade edilmiştir. Bu bağlamda, hükümlünün eğitim hakkının kısıtlanmaması için gerekli önlemlerin alınması gerektiği vurgulanmıştır.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2022/5037-S.22.7695

BAŞVURU NO : 2021/18119

KARAR TARİHİ : 12/04/2022

KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI ,TCKN:

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : CEZA VE TEVKİFEVLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

Başvuranın, aile bütünlüğü ve eğitim hakkı gerekçeleriyle Ankara

BAŞVURUNUN KONUSU :

ilindeki yada yakın çevresindeki ceza infaz kurumlarından birine nakli talebi

BAŞVURU TARİHİ : 25/10/2021

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Bandırma 2 Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda barındırılan hükümlü başvurusunda özetle; 12 yıl ceza aldığını ve cezasının onandığını, Haziran 2017’den itibaren her ay eşinin ve çocuklarının yaşadığı Ankara İli ile çevre illerdeki infaz kurumlarından birine nakil talep etiğini, ancak “kapasite dolu” denilerek şablon metinlerle talebinin reddedildiğini, eşinin ve çocuklarının görüşlere çoğunlukla gelmediklerini, kızının Tip 1 Diyabet hastası olduğunu ve yolculukta takibinin zor olduğunu, ayrıca Ankara Hukuk Fakültesini dikey geçiş sınavıyla kazandığını ve kaydını yaptırdığını, ancak barındırıldığı ceza infaz kurumunda online eğitime uygun alt yapı olmadığı için derslere katılamadığını belirterek, aile bütünlüğü ve eğitim hakkı gerekçeleriyle dilekçesinde saydığı (Ankara veya yakın çevrede bulunan) ceza infaz kurumlarından birine nakli talep etmiştir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri

Genel Müdürlüğü’nden 15/11/2021 tarih ve S. sayılı yazımız ile bilgi ve belge talep edilmiş olup, ilgili idarenin 30/12/2021 tarihli ve sayılı cevabi yazısı ve eklerinde

özetle:

2.1. Adı geçenin başka bir ceza infaz kurumuna nakledilmesi ile ilgili olarak 01/09/2021 tarihli dilekçesiyle talepte bulunduğu, ancak talep ettiği kurumların kapasitesinin dolu olması nedeniyle naklinin Genel

Müdürlüğün 27/09/2021 tarihli ve E- sayılı yazısıyla uygun olarak değerlendirilemediği,

2.2. Adı geçenin, bilgi formunun incelenmesi sonucunda infaz edilmemiş ve kaldırılmamış herhangi bir disiplin cezasının bulunmadığının tespit edildiği, 2.3. Adı geçenin 01.09.2021 tarihli dilekçesiyle isteğe bağlı naklini talep ettiği; 2.3.1. Sincan 1 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 1764, mevcudunun 2101, doluluk oranının %119, 2.3.2. Sincan 2 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 1724, mevcudunun 1888, doluluk oranının %110, 2.3.3. Sincan T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 1100, mevcudunun 900, doluluk oranının

%82, 2.3.4. Sincan 1 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 368, mevcudunun 323, doluluk oranının %88, 2.3.5. Sincan 2 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 368 mevcudunun 330, doluluk oranının %90, 2.3.6. Kırıkkale F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 368, mevcudunun 313, doluluk oranının %85, 2.3.7. Keskin T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 1200, mevcudunun 1172, doluluk oranının %98 olduğu, 2.4. Hükümlülerin kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 54 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde, ”İstekte bulunulan kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi olmaması” ifadelerine yer verildiği, 2.5. Bu nedenle birçok ceza infaz kurumunda kapasitelerinin üstünde hükümlü ve tutuklu barındırılması nedeniyle, nakil taleplerinin incelenmesinde; kurumun kapasitesi, güvenliği ve hangi suç türüne ait odaların bulunduğu, kişilerin can güvenliğine ilişkin olarak da, talepte bulunanın hasım olarak bildirdiği bir kişinin talep ettiği kurumda bulunup bulunmadığı gibi hususlar göz önünde bulundurulduğundan, her talebin uygun değerlendirilemediği, 2.6. Ülke genelinde, ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutukluların; hastalık, disiplin, güvenlik, özellikle toplu nakiller ve tutukluların mahkeme nedeniyle yapılan sevkleri sonucu, ceza infaz kurumlarının mevcutlarının günaşırı değişmekte olduğu, 2.7. Bu nedenle, ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü/tutukluların nakil talepleri Genel Müdürlüğe ulaştığı anda, talep edilen kurumların kapasitelerinin o günkü veriler göz önüne alınarak değerlendirildiği, 2.8. Covid-19 pandemisi nedeniyle virüsün kurumlarda yayılmaması için alınan önlemler kapsamında, başka bir hastalık nedeniyle hastanelere sevk edilen, kuruma ilk defa kabul edilen, güvenlik ve duruşma gibi zorunlu nedenlerle nakledilen hükümlü/tutukluların kurumlara girişlerinde 14 gün boyunca izolasyona tabi tutulmalarının gerektiği, söz konusu uygulama nedeniyle kurum mevcutlarında artış görüldüğü, 2.9. 5275 sayılı Kanun’un 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca (Eylem ve tutumları nedeniyle tehlikeli hâlde bulunan ve özel gözetim ve denetim altında bulundurulmaları gerekli olduğu saptananlar ile bulundukları kurumlarda düzen ve disiplini bozanlar veya iyileştirme tedbir, araç ve usûllerine ısrarla karşı koyanlar) barındırılan kişilerin, yüksek güvenlikli veya bir bölümü yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılmak zorunda olduğu, dolayısıyla hükümlü ve tutukluların

bahse konu kurumları talep etmesi halinde, talep eden kişilerin ceza miktarlarının ve örgütteki konumlarının dikkate alınarak ve incelenerek taleplerin değerlendirildiği, 2.10. Adı geçenin, suç türü itibarıyla yüksek güvenlikli veya bir bölümü yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılmak zorunda olduğu, talep ettiği ceza infaz kurumlarında terör suçu nedeniyle barındırılan hükümlü/tutuklulara ayrılan odaların kapasitelerinin dolu olduğu, 2.11. Diğer yandan, aynı suç türünden çok fazla tutuklu ve hükümlünün aynı kurumda barındırılması durumunda bu tutuklu ve hükümlülerin fikir ve eylem birliği içinde hareket etmeleri nedeniyle kurum güvenliğini zafiyete uğratabileceğinin değerlendirildiği, bu kapsamda adı geçenin de kendi suç türünden tutuklu ve hükümlülerin yoğun olduğu kurumları talep etmesi nedeniyle nakil taleplerinin uygun değerlendirilemediği, 2.12. Ayrıca, Ülke genelinde bulunan F tipi yüksek güvenlikli ve yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarının doluluk oranlarının Genel Müdürlüklerince titizlikle takip edildiği, doluluk oranları

%100’ü aştığı anda bahse konu kurumlardan nakil talebinde bulunan kişilerden, hükümlü ve tutuklu bilgi formu ile ceza infaz kurumu dosyasında incelemeler yapıldıktan sonra, bir bölümü yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılmasında bir sakınca bulunmadığı tespit edilen kişiler belirlenerek diğer kurumlara kapasite nedeniyle nakillerin yapıldığı, F tipi yüksek güvenlikli ve yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarının mevcutlarının olağan dışı durumlar hariç hiçbir zaman kapasitenin üzerine çıkarılmamaya çalışıldığı, ülkemizde bulunan F tipi yüksek güvenlikli ve yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarının sayısının kısıtlı, kapasitelerinin ise diğer kurumlara nazaran çok düşük olduğu ve bu kurumlarda bulunan odaların 1 ve 3 kişilik olduğu, hükümlü ve tutuklular tarafından Genel Müdürlüğe gönderilen isteğe bağlı nakil talepleri incelendiğinde F tipi yüksek güvenlikli ve yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarını talep eden birçok hükümlü/tutuklu olduğu ve bu taleplerin olumlu karşılandığı düşünüldüğünde bu kurumların güvenli bir şekilde işleyişini sürdürmesinin neredeyse imkansız bir hal alacağı, 2.13. Ayrıca, adı geçenin Ankara ili ve çevresine öncelikli nakil talebinde bulunduğunun tespit edildiği, Ankara ili ve çevresinin suç ve yargılama yeri nedeniyle pek çok davanın merkezi olduğu, Ankara ili ve çevresinde bulunan ceza infaz kurumlarına duruşmalar nedeniyle haftalık olarak nakil yapıldığı, sirkülasyonun çok fazla olduğu, kurumların mevcutlarının haftadan haftaya yapılacak olan duruşma sayıları, görülen davalar ve dava dosyalarında bulunan sanıkların çokluğuna göre değiştiği, 2.14. Bunun yanı sıra, Genel Müdürlüğün 20/08/2021 tarihli ve E sayılı genel yazısıyla hükümlü/tutukluların 01/09/2021-10/09/2021 tarihleri arasında TENSİS üzerinden bir defaya mahsus isteğe bağlı nakil taleplerinin alınacağının tüm Cumhuriyet başsavcılıklarına bildirildiği, 10/09/2021 tarihinde sistemin otomatik olarak nakillere kapatıldığı, adı geçenin de söz konusu tarihler arasında nakil talebinde bulunduğu, ancak talep ettiği kurumların kapasitesinin dolu olması nedeniyle naklinin Genel Müdürlüğün 27/09/2021 tarihli ve Esayılı yazısıyla uygun olarak değerlendirilemediği, bu konuda Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulunun tavsiyeleri doğrultusunda ileriki aylarda nakillerin tekrar açılması ve adı geçenin de isteğe bağlı nakil talebinde bulunması halinde talebinin değerlendirilebileceği

Hususları bildirilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının, 3.1. “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13. maddesinde; “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve

ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”, 3.2. “Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi” başlıklı 42. maddesinde; “Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz. Öğrenim hakkının kapsamı kanunla tespit edilir ve düzenlenir.” 3.3. “Özel hayatın gizliliği” başlıklı 20. maddesinde; “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.”, 3.4. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler”, 4. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 4.1. “Eğitim hakkı” başlıklı 2. maddesinde; “Hiç kimse eğitim hakkından yoksun bırakılamaz. Devlet, eğitim ve öğretim alanında yükleneceği görevlerin yerine getirilmesinde, ana ve babanın bu eğitim ve öğretimin kendi dini ve felsefi inançlarına göre yapılmasını sağlama haklarına saygı gösterir.” 4.2. “Özel ve aile hayatına saygı hakkı” başlıklı 8. maddesinde;“1. Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir. 2. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.”, 5. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 9 Aralık 1988 tarihli ve 43/173 sayılı kararıyla kabul edilen, “Herhangi Bir Şekilde Tutulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunmasına İlişkin Prensipler

Bütününün, 5.1. “Aile mensupları ve dış dünya ile iletişim kurma hakkı” başlıklı 19. maddesinde; “Tutulan veya hapsedilen bir kimseye kanunda veya kanuna dayanan bir düzenlemede belirtilen makul şartlara ve sınırlamalara tabi olarak, özellikle aile üyeleri tarafından ziyaret edilebilme ve onlarla haberleşme gibi, dış dünya ile iletişim kurabilmesi için kendisine yeterli imkân verilir.”, 5.2. “İkametgâhına yakın bir yerde tutulma hakkı” başlıklı 20. maddesinde; “Tutulan veya hapsedilen kişi talep ettiği takdirde, mümkün olduğu ölçüde ikamet ettiği yere makul uzaklıktaki bir tutukevinde veya hapishanede tutulmalıdır.”, 6. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 7. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanununun, 7.1. “İnfazda temel amaç” başlıklı 3. maddesinin birinci fıkrasında; “Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temel amaç, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmaktır.”,

7.2. “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6. maddesinin birinci fıkrasının ilgili bentlerinde; “Hapis cezalarının infaz rejimi, aşağıda gösterilen temel ilkelere dayalı olarak düzenlenir:… c) Cezanın infazında hükümlünün iyileştirilmesi hususunda mümkün olan araç ve olanaklar kullanılır. Hükümlünün kanun, tüzük ve yönetmeliklerle tanınmış haklarının dokunulmazlığını sağlamak üzere cezanın infazında ve iyileştirme çabalarında kanunîlik ve hukuka uygunluk ilkeleri esas alınır… f) Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin yaşam hakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucu tedbirin alınması zorunludur.”, 7.3. “Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları” başlıklı 9. maddesinde; “(1) Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları, iç ve dış güvenlik görevlilerine sahip, firara karşı teknik, mekanik, elektronik ve fizikî engellerle donatılmış, oda ve koridor kapıları sürekli kapalı tutulan, ancak mevzuatın belirttiği hâllerde aynı oda dışındaki hükümlüler arasında ve dış çevre ile temasların geçerli olduğu sıkı güvenlik rejimine tâbi hükümlülerin bir veya üç kişilik odalarda barındırıldıkları tesislerdir. Bu kurumlarda bireysel veya grup hâlinde iyileştirme yöntemleri uygulanır. (2)

Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olanlar ile süresine bakılmaksızın, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, yönetmek veya bu örgütün faaliyeti çerçevesinde, Türk Ceza Kanununda yer alan; a) İnsanlığa karşı suçlardan (madde 77, 78), b) Kasten öldürme suçlarından (madde 81, 82), c)

Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan (madde 188), d) Devletin güvenliğine karşı suçlardan (madde 302, 303, 304, 307, 308), e) Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlardan (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315), Mahkûm olanların cezaları, bu kurumlarda infaz edilir. (4) Birinci fıkrada tanımı yapılan kurumların ihtiyacı karşılama bakımından yetersiz olması hâlinde, diğer kapalı ceza infaz kurumlarının yüksek güvenlikli bölümleri kullanılır.”, 7.4. “Nakiller” başlıklı 53. maddesinde; “Hükümlüler, kendi istekleri veya toplu sevk, disiplin, asayiş ve güvenlik, hastalık, eğitim, öğretim, suç ve yargılama yeri nedenleriyle başka bir kuruma nakledilebilirler.”, 7.5. “Kendi istekleri ile nakil” başlıklı 54. maddesinde; “(1) Hükümlülerin kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için; a) Gitmek istedikleri kurumlardan durumlarına uygun en az üç yeri belirten bir dilekçe vermeleri, b) Nakil giderlerini peşin olarak ödemeyi kabul etmeleri, c) (Değişik:14/4/2020-7242/30 md.) Ceza infaz kurumlarında bulunulması gereken sürenin üç aydan fazla olması, d) İyi hâl göstermeleri, disiplin cezası almamış veya kaldırılmış olması, e)

İstekte bulunulan kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi olmaması, f)

Mahkûmiyet sürelerine uygun hükümlülerin barındırıldığı bir kurum olması, g) Daha önce disiplin nedeniyle ayrılmak zorunda kaldıkları kurum olmaması, Gerekir. (Ek cümle : 24/1/2013-6411/7 md.)

Çocuk hükümlüler ile maddi durumunun yetersiz olduğunu belgelendiren hükümlüler bakımından bu fıkranın (b) bendi uygulanmaz. ”, 7.6. “Eğitim programları” başlıklı 75. maddesinde; “ (1) Ceza infaz kurumlarında bulunduğu süre içinde hükümlüye, kişiliğini geliştirecek, eğitimini güçlendirecek, yeni beceriler elde etmesini, suç işleme eğilimini yok etmeyi sağlayacak ve salıverilme sonrasına hazırlayacak programlar uygulanır. (2)

Hükümlünün yaş, ceza süresi ve yeteneklerine öncelik verilerek ekonomik ve kültür durumuna uygun biçimde düzenlenen eğitim programları; temel eğitim, orta ve yüksek öğretim, meslek eğitimi, din eğitimi, beden eğitimi, kütüphane ve psiko-sosyal hizmet konularını kapsar.” 7.7. “Öğretimden yararlanma” başlıklı 76. maddesinde; “(1) Açık ceza infaz kurumları ile çocuk eğitim evlerinde bulunan hükümlülerin örgün ve yaygın, kapalı ceza infaz kurumunda bulunan hükümlülerin yaygın öğretimden yararlanmaları sağlanır.” 7.8. “Kapalı ceza infaz kurumu dışına çıkma hâlleri” başlıklı 92. maddesinde; “(1) Hükümlü; izin, hastaneye, Cumhuriyet Başsavcılığına veya duruşmaya sevk, eğitim, öğretim, işyurdu, cezanın

ertelenmesi, salıverilme, nakil, deprem, sel gibi doğal afet ve yangın hâlleri dışında ve yetkili makamca verilmiş yazılı bir emir olmadıkça kapalı kurumun dışına çıkarılamaz. (Ek cümle: 15/8/2016-KHK674/16 md.; Aynen kabul: 10/11/2016-6758/16 md.) 9 uncu maddenin ikinci fıkrasında yazılı suçlardan hükümlü ve tutuklu olanların, ceza infaz kurumu düzeni ile toplum güvenliğini tehlikeye düşürebileceği, terör örgütü veya diğer suç örgütü üyelerinin örgütsel amaçlı faaliyet ve haberleşmelerine imkân sağlayabileceği, yol, kalınacak ceza infaz kurumu ya da sınav merkezi veya okulda güvenlik açısından sakınca bulunabileceği değerlendirildiği takdirde kurum dışına çıkmaları Cumhuriyet başsavcılığı tarafından kısıtlanabilir.” 8. 29/3/2020 tarih ve 31083 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi

İle Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmeliğin; 8.1. “Eğitim ve öğretim ile eğitim programları” başlıklı 88. maddesinde; “(1) Kurumlarda eğitim ve öğretim; hükümlüye yeni ve olumlu davranışlar kazandırmayı hedefleyen ve bu amacı gerçekleştirmek üzere beden, zihin, ahlâk ve duygu bakımından dengeli ve sağlıklı bir biçimde gelişmiş bir yapıya, özgür ve bilimsel düşünceye, geniş bir dünya görüşüne sahip, insan hakları ve onuruna saygılı, yapıcı, yaratıcı ve verimli kişiler olarak yetiştirmek, bilgi, yetenek, beceri ve davranışlarını geliştirmek, birlikte çalışma ve iş görme alışkanlığı kazandırarak yaşama hazırlamak, kendilerinin geçim ve mutluluklarını sağlayacak faaliyetleri içeren hizmetlerin bütünüdür. (2) Hükümlüye, kurumda bulunduğu süre içinde, kişiliğini geliştirecek, eğitimini güçlendirecek, yeni beceriler elde etmesini, suç işleme eğilimini yok etmeyi sağlayacak ve salıverilme sonrasına hazırlayacak eğitim programları uygulanır. (3) Eğitim programları; temel eğitim, orta ve yüksek öğretim, meslek eğitimi, din eğitimi, beden eğitimi, kütüphane ve psiko-sosyal hizmet konularını kapsar. (4) Eğitim programları, hükümlünün, yaş, cinsiyet, öğrenim durumu, ceza süresi, yetenekleri ve kültür durumuna uygun olarak hazırlanır.” 8.2. “Öğretimden yararlanma” başlıklı 89. maddesinde; “ (1) Açık kurumlar ile çocuk eğitimevlerinde bulunan hükümlülerin örgün ve yaygın, kapalı kurumlarda bulunan hükümlülerin yaygın öğretimden yararlanmaları sağlanır.”, 8.3. “Kurum dışına çıkma hâlleri” başlıklı 163. maddesinde; “ (1) Hükümlü; izin, hastaneye, Cumhuriyet başsavcılığına veya duruşmaya sevk, eğitim, öğretim, işyurdu, cezanın ertelenmesi, salıverilme, nakil, deprem, sel gibi doğal afet ve yangın hâlleri dışında ve yetkili makamca verilmiş yazılı bir emir olmadıkça kapalı kurumun dışına çıkarılamaz” 8.4. “Hükümlülerin Nakillerinde Dikkat Edilecek Hususlar” başlıklı 127. maddesinin ilk fıkrasında; “Hükümlülerin nakillerinin 5275 sayılı Kanunun 53 ila 58 inci maddeleri hükümlerine göre gerçekleştirilir.”, 9. Adalet Bakanlığı’nın 05/06/2015 tarihinde kabul edilerek yürürlüğe konulan 167 sayılı Ceza İnfaz

Kurumlarının Tahsisi, Nakil İşlemleri ve Diğer Hükümler konulu Genelgenin; 9.1. “Hükümlülerin Kendi İstekleri ile Nakilleri” başlıklı 15. maddesinde; Kanunun ve Tüzük’ün “Kendi istekleri ile nakil” maddelerinde aranan şartlara ek olarak; “…h) Talep ettikleri ceza infaz kurumunda kendileri, diğer hükümlüler ve kurum açısından güvenlik riski oluşturmaması, ı) Disiplin nedeniyle ayrıldıkları kurumlar hariç, talep ettikleri kurumlarda daha önce kalmış iseler, Bakanlıkça değerlendirilmek üzere; kendileri, diğer hükümlüler veya kurum açısından somut gerekçelerle güvenlik riski oluşturup oluşturmayacakları hususunda bu yer idare ve gözlem kurulunun taleple ilgili görüşünün alınmış olması,… j) Bakanlık tarafından dönem itibariyle isteğe bağlı nakle kapatılmış olmaması, gerekir”, 9.2. “Eğitim ve Öğretim Nedeniyle Nakil” başlıklı 19. maddesinde; “(1) Hükümlüler eğitim ve öğretim nedeniyle; a) Nakil giderlerini peşin olarak ödemeyi kabul etmeleri, b) Eğitimini sürdürdüğüne dair

eğitim kurumundan belge ibraz etmeleri, c) Talep edilen kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması, d) Tutuklulara tahsis edilmiş olmaması, e) Daha önce disiplin nedeniyle ayrılmak zorunda kaldıkları kurum olmaması, f) Talep ettikleri ceza infaz kurumunda güvenlik riski oluşturmaması, koşuluyla, süreli veya daimi olarak Bakanlıkça başka bir ceza infaz kurumuna nakledilebilecektir. (2)

Milli Eğitim Bakanlığına veya Yüksek Öğretim Kurumuna bağlı okullara kayıtlı olan hükümlü ve tutukluların yıl sonu, ara ve bütünleme gibi okullarında yapılan sınavlarına; kapalı ceza infaz kurumlarında kalanların dış koruma görevlileri, açık ceza infaz kurumu ve çocuk eğitimevi hükümlüleri ile bu kurumlarda kalmaktayken sınava katılmak amacıyla kapalı ceza infaz kurumlarına nakledilenlerin iç güvenlik görevlileri nezaretinde katılmaları sağlanacaktır.” 10. Genç Yetişkin Hükümlü ve Tutukluların Eğitim ve İyileştirme İşlemleri ve Diğer Hükümler

Hakkında 46/1No’lu Genelge’nin “Eğitim-Öğretim Çalışmaları” başlıklı 4. Bölümünün F Yüksek

Öğretim Çalışmaları başlığının; 10.1. Birinci fıkrasında “Herhangi bir yüksek öğretim kurumuna devam ederken tutuklanan veya hüküm giyen öğrencilerin ya da ceza infaz kurumundayken üniversite sınavını kazanan hükümlü ve tutukluların kapalı ceza infaz kurumlarından, okullarının kabul etmesi durumunda, dış güvenlik görevlisi muhafazasında, açık ceza infaz kurumlarından iç güvenlik görevlisi nezaretinde ara, yıl sonu, bütünleme ve mazeret sınavlarına katılmaları sağlanacaktır. Talebi olması hâlinde okullarının kabul etmesi koşuluyla kayıt dondurma işlemi yapılması için girişimlerde de bulunulacaktır.”, 10.2. Dördüncü fıkrasında; “Açık ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlüler, kurumla aynı Büyükşehir belediyesi veya belediye sınırları içinde olan herhangi bir yüksek öğretim kurumunda okuma hakkını kazandıklarında, okullarının kabul etmesi hâlinde, talepleri doğrultusunda, okullarına devam etmeleri ve örgün eğitimden yararlanmaları sağlanacaktır.” 11. 22/1/2007 tarihli ve 45/1 No.lu Ceza İnfaz Kurumlarının Tahsisi, Nakil İşlemleri ve Diğer

Hükümler konulu Genelge’nin “Hükümlü ve Tutukluların Nakil İşlemleri” başlıklı İkinci

Bölümünün ilgili kısımlarında; “Hükümlü ve tutukluların, kendi istekleri veya toplu sevk, disiplin, asayiş ve güvenlik, hastalık, eğitim, öğretim, suç ve yargılama yeri nedenleriyle başka bir kuruma nakilleri yapılabilecektir.” 12. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Üye Devletlere Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında

REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararına Ek; 12.1. “Temel İlkeler” başlıklı 3. maddesinde; “Özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilere getirilen kısıtlamalar, asgari gereklilikte ve haklarında hükmedilen kararın meşru amacıyla orantılı olmalıdır.”, 12.2. “Yerleştirme ve Barındırma” başlıklı 17.1. maddesinde; “Mahpuslar, mümkün olabildiğince evlerine veya sosyal rehabilitasyon ortamlarına yakın cezaevlerine yerleştirilmelidirler.”, 17.2.

maddesinde; “Cezaevlerine yerleştirmede, suçun devamlı takibi, güvenlik ve emniyet gerekleri ve tüm mahpuslara uygun rejimlerin sağlanması ihtiyacı hesaba katılmalıdır.” ve 17.3. maddesinde; “İlk yerleştirme ve sonradan yapılacak bir cezaevinden diğerine nakil konusunda, mümkün olabildiğince mahpusa danışılmalıdır.”, 12.3. “Dış Dünya ile İlişki” başlıklı 24.4. maddesinde; “Ziyaretler için yapılan düzenlemeler, mahpuslara aile ilişkilerini mümkün olduğunca normal bir düzeyde sürdürmelerine ve geliştirmelerine izin verecek bir tarzda olmalıdır.” ve 24.5. maddesinde; “Cezaevi yetkilileri, dış dünyayla yeterli bir iletişim sürdürmelerinde mahpuslara yardım etmelidirler ve bunun için onlara uygun destek ve yardım sağlamalıdırlar.” , Düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ

13. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm bilgi ve belgeler birlikte değerlendirilerek hazırlanan “Kısmen Tavsiye Kısmen Ret Kararı Önerisi” Kamu Başdenetçisine sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 14. Bandırma 2 Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda barındırılan başvuran özetle; Eşi ve çocuklarının yaşadığı ve öğrenci kaydını yaptırdığı Ankara Hukuk

Fakültesinin bulunduğu Ankara ili veya yakın çevresinde bulunan bir ceza infaz kurumuna naklinin gerçekleştirilmesini talep etmektedir.

15. Anayasamızın 20. maddesi, AİHS’nin 8. maddesi uyarınca, herkesin ‘özel ve aile hayatına saygı hakkına’ sahip olduğu düzenlenmiştir. Hapis cezasına mahkumiyet, doğası gereği, hükümlünün özel ve aile hayatının kısıtlanması sonucunu doğuracaktır. Ancak mahkûmun yakınları ile bağlantıda kalmasının, özel ve aile hayatına saygı hakkının esaslı unsurlarından olduğu ve cezaevi idaresinin bu konuda gerekli yardımı sağlaması gerektiği Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından vurgulanan bir husustur. (Messina v. Italy, 25498/94; EpnersGefners v. Latvia, 37862/02).

16. Hem AİHM kararlarında, hem Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 9 Aralık 1988 tarihli ve 43/173 sayılı kararıyla kabul edilen, “Herhangi Bir Şekilde Tutulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunmasına

İlişkin Prensipler Bütünü” nün ilgili maddesinde, hem Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Üye

Devletlere Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararının 17.1 inci maddesinde, hükümlülerin evlerine (ailelerine) yakın ceza infaz kurumuna yerleştirilmelerinin uygun olduğu belirtilmiştir.

17. 5275 sayılı Kanunun üçüncü maddesinde de, ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazıyla ulaşılmak istenen temel amaç, , “…öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmak…” olarak ifade edilmiştir. Bu düzenleme doğrultusunda Kanun koyucu, bir taraftan suçun karşılığı olan cezanın uygulanmasıyla benzer fiilleri engellemeyi hedeflemekte; diğer taraftan ise, hükümlüyü topluma kazandırarak sosyal barışı tesis etmeye çabalamaktadır. Dolayısıyla infazın özellikle hapis cezasının infazının amacı, sadece belli bir yerde çekilmesi gereken cezanın sürekliliği için hükümlünün infaz kurumunda muhafaza edilmesi değildir. Hükümlü, cezanın infazından sonra yeniden topluma döneceğinden, infaz sırasında hükümlünün yeniden toplumun bir üyesi olmasını sağlamak ve suç işlenmesini önlemek amacıyla iyileştirilmesi gerekliliği ön plana çıkmıştır. Bu bakımdan, hükümlülerin yakınlarıyla olan ilişkilerinin devamının sağlanması, infaz rejiminin ıslah edici rolünün bir parçasıdır.

18. Hükümlülerin dış dünyayla temaslarının makul düzeyde devam ettirilmesi, bu bağlamda özellikle aileleriyle etkin bir iletişim kurmalarına yardımcı olunması, bu kişilerin rehabilitasyonu ile de yakından ilgilidir. Aile bağlarının korunup geliştirilmesinin hükümlülerin psikolojisi açısından olumlu sonuçlar doğurduğu, yeniden sosyalleşmeleri ve tekrar suç işlemelerinin önlenmesinde önemli bir unsur olduğu sıklıkla ifade edilmektedir (Bu konuda bakınız; İngiltere ve Galler Bölgesi Ceza İnfaz Kurumları

Denetçiliği, Yetişkin Mahkûmların Rehabilitasyonu konulu Rapor, Eylül 2014).

19. Yine 5275 sayılı Kanununda ‘Hükümlülerin nakilleri’ başlığı altında, 54. maddede ‘Kendi istekleri ile nakil’, 55. maddede ‘Disiplin nedeniyle nakil’, 56. maddede ‘Zorunlu nedenlerle nakil’, 57. maddede

‘Hastalık nedeniyle nakil’ şeklinde düzenlenmiştir.

20. 5275 sayılı Kanun, ilgili Yönetmelik ve 167 sayılı Genelgede; hükümlülerin, ailelerinin ikamet yerlerine yakın ceza infaz kurumlarına yerleştirilmelerine yönelik emredici bir hüküm bulunmamaktadır. Buna karşılık ilgili mevzuatta ‘Kendi istekleri ile nakil’ başlığı altında düzenleme yapılmış olması ve maddede düzenlenen şartlar oluştuğu takdirde naklin mümkün olduğunun belirtilmiş olması nedeniyle, hükümlüler tarafından bu hüküm ‘ailelerinin ikamet ettiği yer veya ailelerine yakın yerlere nakil’ hükmü gibi değerlendirilerek, nakil talep edildiği görülmektedir.

21. 5275 sayılı Kanunun “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6. maddesinin (b)

bendinde, hükümlülerin, insan onuruna yaraşan maddî ve manevî koşullar altında düzenli bir yaşam sürdürmelerinin sağlanacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda, idarenin söz konusu bendin gereği olarak, hükümlülerin iyi şartlar altında cezalarını çekmesini temin etme yükümlülüğü bulunmaktadır.

Başvuruya konu nakil talebinde ise, ilgili infaz kurumunun kapasitesinin dolu olması gerekçesiyle ret işlemi tesis edilmiştir. İdarenin bu tavrı değerlendirildiğinde, meşru bir sebebin gözetildiği tespit edilebilmektedir. Çünkü “kurum kapasitesi”nin üstünde bir doluluğun varlığı, hem nakil talep eden bakımından hem de nakil istenen infaz kurumunda mukim hükümlüler bakımından, cezanın çekilmesini zorlaştıracak ve gayri insani şartları doğuracak bir durumdur. Ancak, hükümlülerin nakil taleplerine ilişkin değerlendirmelerin, genel olarak ‘cezaevi kapasitesi’ bakımından değerlendirilmesi, ‘kendi istekleri ile nakil’ düzenlemeleri kapsamında yeterli olmamaktadır. Yalnızca hükümlü açısından değil, hükümlüyü ziyaret etmek isteyen aile açısından da değerlendirme yapılmalı, ailelerin yakınını (hükümlüyü) görmek, daha rahat şartlarda ziyaret edebilmek hakkının, hükümlünün bulunduğu kurum ile ailesinin ikamet ettiği yer arasındaki mesafenin, ulaşım olanaklarının, ailenin maddi durumunun, sağlık sorunlarının, ailenin hükümlüyü ziyarete gelme sıklığı bilgilerinin birlikte ele alınıp, nakil taleplerinin daha geniş çaplı ele alınması gerekmektedir.

22. Bununla birlikte, adı geçenin nakil talebini ilettiği dönemde, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de yayılan Covid-19 salgınına karşı 5275 Kanun’un 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca, ceza infaz kurumlarında alınan tedbirler ile Sağlık Bakanlığı ve Bilim Kurulu’nun tavsiyeleri doğrultusunda hükümlü ve tutukluların nakillerinin geçici olarak durdurulmuştur. Ocak ayı ile sınırlı ve bir defaya mahsus olmak üzere nakil taleplerinin alındığı ve sistemin tekrar taleplere kapatıldığı, bu aşamadan sonra nakil taleplerinin değerlendirilmeye alınıp alınmayacağına Sağlık Bakanlığı Bilim

Kurulunun hükümlü ve tutukluların nakillerine ilişkin tavsiyeleri doğrultusunda karar verilecektir.

23. Diğer taraftan, Anayasa’nın 42. maddesinin birinci fıkrasında “Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz. Öğrenim hakkının kapsamı kanunla tespit edilir ve düzenlenir.” hükmü yer almaktadır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine ek Türkiye’nin taraf olduğu 1 No.lu Protokol’ün 2.

maddesinde ise “Hiç kimse eğitim hakkından yoksun bırakılamaz.” denilmektedir.

24. Mahkûmlar, Anayasa’nın 19. maddesi kapsamında hukuka uygun “bir mahkûmiyet kararına bağlı olarak tutma” şeklinde değerlendirilebilecek kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı dışında Anayasa’nın ve

Sözleşme’nin ortak alanı kapsamında kalan temel hak ve hürriyetlerin tamamına genel olarak sahiptirler (Hirst/Birleşik Krallık, B.No. 74025/01, 6/10/2005).

25. Ancak bilindiği üzere, Anayasa’nın 13. maddesi uyarınca, temel hak ve hürriyetlerin kanunla, meşru bir amaçla ve demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olarak ölçülü olma şartları gözetilerek sınırlandırılabileceği hüküm altına alınmıştır. Suçun önlenmesi ve disiplinin sağlanması gibi güvenliğe yönelik makul gereklilikler karşısında, tutuklu ve hükümlülerin sahip oldukları temel hak ve hürriyetler, mevzuatla çizilen sınırlar içerisinde ve ölçülü olmak kaydıyla sınırlandırılabilecektir. Bu itibarla,

tutuklu ve hükümlüler eğitim haklarını ceza infaz kurumunda bulunmalarının getirdiği doğal sınırlamalar içinde ve mevzuata uygun olarak kullanılabileceklerdir.

26. AİHM “hükümlüler”in bir mahkeme tarafından verilen mahkumiyetin infazı için tutuldukları süreye karşılık gelen süre boyunca (Epistatu/Ramanya, B. No: 29343/10, 24/9/2013), “tutuklular”ın ise devam

etmekte olan bir yargılama esnasındaki yasal tutukluluk süresi zarfında (Baltan/Türkiye, B. No:

32777/09, 27/3/2012) tam zamanlı eğitime erişimlerinin engellenmesinin ek 1 No.lu Protokol’ün 2.

maddesinin birinci cümlesi kapsamında eğitimden yoksun bırakma olarak değerlendirilemeyeceği görüşündedir. Bu kapsamda AİHM, hükümlü veya tutukluların ceza infaz kurumunda bulundukları süre zarfında fiilen eğitimlerine devam edememelerinin eğitim hakkını ihlal ettiğine ilişkin başvuruları açıkça dayanaktan yoksun bulmaktadır (Durmaz, Işık, Unutmaz ve Sezal/Türkiye, B. No: 46506/99, 46569/99, 46570/99, 4/9/2001).

27. 27/07/2007 tarihli ve 46/1 Nolu Genelge’nin 4/F-1’inci maddesinde “Herhangi bir yüksek öğretim kurumuna devam ederken tutuklanan veya hüküm giyen öğrencilerin ya da ceza infaz kurumundayken üniversite sınavını kazanan hükümlü ve tutukluların kapalı ceza infaz kurumlarından, okullarının kabul etmesi durumunda, dış güvenlik görevlisi muhafazasında ara, yıl sonu, bütünleme ve mazeret sınavlarına katılmaları sağlanacaktır.” hükmü yer almaktadır.

28. 167 sayılı Ceza İnfaz Kurumlarının Tahsisi, Nakil İşlemleri ve Diğer Hükümler konulu Genelgenin 19.

maddesinde ise hükümlü ve tutukluların, eğitim ve öğretim nedeniyle nakil talep edebilecekleri, ancak bunun için bir takım şartların sağlanması gerektiği belirtilmiş, (b) bendi ile hükümlü ve tutukluların eğitimini sürdürdüğüne dair eğitim kurumundan belge ibraz etmeleri, (f) bendinde de talep edilen kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfın uygun bulunması koşulu getirilmiştir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise 46/1 Nolu Genelgedekine benzer şekilde, Milli Eğitim Bakanlığına veya Yüksek Öğretim

Kurumuna bağlı okullara kayıtlı olan hükümlü ve tutukluların yılsonu, ara ve bütünleme gibi okullarında yapılan sınavlarına; kapalı ceza infaz kurumlarında kalanların dış koruma görevlileri nezaretinde katılacağı düzenlenmiştir.

29. Yer verilen mevzuat ve içtihat kapsamında Devlet’e, tutuklanan veya hüküm giyen öğrencilerin derslere devam etmesini sağlamak adına pozitif bir yükümlülük yüklenmediği görülmektedir. İlgili mevzuat kapsamında, devletin yükümlülüğü, okullarının kabul etmesi durumunda, dış güvenlik görevlisi muhafazasında tutuklu ve hükümlülerin sınavlarına katılmalarını sağlamak olarak belirlenmiştir.

30. Sonuç olarak, yukarıdan bu yana yapılan açıklamalar doğrultusunda somut olayın tüm koşulları birlikte değerlendirildiğinde; hükümlülerin ailelerine yakın ceza infaz kurumunda barındırılmalarının ceza infaz kurumlarının kapasitesi ve hükümlülerin yerleştirilmelerinde dikkat edilmesi gereken diğer hususlar nedeniyle maddi olarak her zaman uygun olmadığı, adı geçenin ailesine yakın ceza infaz kurumlarının ise kapasitesinin oldukça dolu olduğu, ayrıca bahse konu ceza infaz kurumlarına hükümlü/tutukluların nakilleri yapılırken sadece doluluk oranlarının değil, kurumun kapasitesi, güvenliği ve hangi suç türüne ait odaların bulunduğu, kişilerin can güvenliğine ilişkin olarak, talepte bulunanın hasım olarak bildirdiği bir kişinin talep ettiği kurumda bulunup bulunmadığı gibi hususların da dikkate alınarak değerlendirme yapıldığı, ayrıca Covid-19 pandemisi sebebiyle nakil işlemlerinin durdurulmuş olduğu hususları göz önünde bulundurulduğunda; ilgili mevzuat kapsamında adı geçen hükümlünün nakil talebinin reddedilmesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olduğu, bununla birlikte; adı geçenin barındırıldığı ceza infaz kurumu ile ailesinin ikamet ettiği ve kayıtlı olduğu okulun bulunduğu Ankara ili arasındaki mesafe dikkate alındığında, adı geçenin halen öğrencisi olması ve nakil koşullarını taşıması kaydıyla (disiplin cezası almamış olması ya da kaldırılmış olması / nakil giderlerini peşin ödemeyi kabul etmeleri gibi) nakil talep edilen kurumlarda boşalma olması ve yahut ailesinin ikamet ettiği Ankara iline daha yakın illerde durumuna uygun ve kapasitesi müsait kurumların bulunması durumunda nakil talebinin idarece yeniden değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 31. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 sayılı mükerrer Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6. maddesinde yer verilmiş olup, dosya kapsamında söz konusu ilkelere uygun davranılmadığı yönünde herhangi bir tespit yapılmamıştır.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT

32. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 17 nci maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu Denetçiliği Kurumuna dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup, anılan Kanunun 21 inci maddenin birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurum tarafından reddedilmesi hâlinde, (varsa) durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlar, 21 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise (varsa) durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup ilgili

İdarenin işlemine karşı Ankara İdare Mahkemesi nezdinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçelerle, BAŞVURUNUN KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİNE; Başvuranın, talep ettiği kurumlara nakledilmesi talebinin REDDİNE; Covid-19 salgını kapsamında alınan tedbirlerin kaldırılmasını takiben, başvuranın nakil koşullarını taşıması kaydıyla, talep ettiği kurumlarda boşalma olması durumunda nakil talebinin yeniden değerlendirilmesi hususunda ADALET BAKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA;

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20’inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, idare

tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın Başvurana ve Adalet Bakanlığına tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi