ÖZET: Bu karar, hükümlülerin aile hayatına saygı hakkı ve ceza infaz kurumlarındaki nakil talepleri üzerine odaklanmaktadır. Başvuran, eşiyle aynı ceza infaz kurumuna nakil talep etmekte ve bu talebin gerekçeleri arasında çocuklarının sağlık sorunları ve ziyaret mesafesinin zorluğu bulunmaktadır. Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 54. maddesi, hükümlülerin kendi istekleri ile nakil olabilmesi için belirli şartlar öngörmektedir. Ancak, başvuranın bulunduğu kurumun kapasite ve güvenlik koşulları nedeniyle nakil talebinin her zaman karşılanamayacağı belirtilmiştir.

Kararda, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8. maddesi uyarınca, aile hayatına saygı hakkının korunması gerektiği vurgulanmaktadır. Hükümlülerin aileleriyle iletişimlerinin sağlanması, infazın rehabilite edici rolü açısından önemlidir. Sonuç olarak, Covid-19 tedbirlerinin kaldırılmasının ardından başvuranın nakil talebinin öncelikli olarak değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Bu durum, hükümlülerin aile hayatına saygı gösterilmesi ve sosyal rehabilitasyon süreçlerinin desteklenmesi açısından kritik bir adım olarak değerlendirilmektedir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2021/15111-S.21.24187

BAŞVURU NO : 2021/12856

KARAR TARİHİ : 20/10/2021

TAVSİYE KARARI

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : ADALET BAKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın, eşi ile aynı ceza infaz kurumuna nakil talebi hakkındadır

BAŞVURU TARİHİ : 28/07/2021

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza şikayet başvurusunda bulunan , eşi ’ın

Bolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümözlü olarak bulunduğunu, şahsının da Bandırma M Tipi

Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümözlü olarak bulunduğunu, çocuklarının Bolu’da ikamet ettiğini, anne ve babasının çocuklarına baktığını, mesafeden dolayı çocuklarının ziyaretine gelemediğini, hem anne ve babasının hem de çocuklarının sağlık problemleri olduğunu belirterek Bolu iline nakledilmeyi talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuz 05/08/2021 tarihli ve sayılı yazısı ile şikayet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünden bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur. Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen 27/08/2021 tarihli ve sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle; 2.1. Başvuranın ve eşinin başka bir ceza infaz kurumuna nakledilmesine ilişkin Genel Müdürlüğe ulaşan herhangi bir talebinin bulunmadığı, 2.2. Başvuranın ve eşinin “silahlı terör örgütüne üye olma (FETÖ/PDY)” suçundan ceza infaz kurumunda barındırıldıkları, 2.3. Başvuranın ve eşinin bilgi formlarının incelenmesi sonucunda, mevcut durum itibarıyla infaz edilmemiş veya kaldırılmamış disiplin cezalarının bulunmadığının tespit edildiği, 2.4. Hükümlülerin kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 54 üncü maddesinin birinci

fıkrasının (e) bendinde, “İstekte bulunulan kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi olmaması” ifadelerine yer verildiği, bu nedenle birçok ceza infaz kurumunda kapasitesinin üstünde hükümlü ve tutuklu barındırıldığından, nakil taleplerinin incelenmesinde; kurumun kapasitesi ve

/

güvenliği, suç türü ve kişilerin can güvenliği gibi hususlar göz önünde bulundurulduğundan, her talebin uygun değerlendirilemediği, 2.5. Tutuklu ’ın 08/07/2021 tarihinden itibaren Bandırma M Tipi Kapalı Ceza

İnfaz Kurumunda barındırılmakta olduğu, eşi ’ın ise 17/08/2016 tarihinden itibaren

Bolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda barındırıldığı, 2.6. Ülke genelinde, ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutukluların; hastalık, disiplin, güvenlik, özellikle toplu nakiller ve tutukluların mahkeme nedeniyle yapılan sevkleri sonucunda, ceza infaz kurumlarının mevcutlarının günaşırı değiştiği, ayrıca, 5275 sayılı Kanun’un 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca (Eylem ve tutumları nedeniyle tehlikeli hâlde bulunan ve özel gözetim ve denetim altında bulundurulmaları gerekli olduğu saptananlar ile bulundukları kurumlarda düzen ve disiplini bozanlar veya iyileştirme tedbir, araç ve usûllerine ısrarla karşı koyanlar) barındırılan kişilerin, yüksek güvenlikli veya bir bölümü yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılmak zorunda olduğu, 2.7. Ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerin nakil talepleri Genel Müdürlüğe ulaştığı anda, talep edilen kurumların kapasitelerinin o günkü veriler göz önüne alınarak değerlendirildiği, bunun yanı sıra, Genel Müdürlüğün 05/03/2021 tarihli ve E-35211520-249.01-890/20512 sayılı genel yazısı ile hükümlü ve tutukluların 01/03/2021-19/03/2021 tarihleri arasında bir defaya mahsus isteğe bağlı nakil taleplerinin alındığı ve 19/03/2021 tarihi itibarıyla sistemin taleplere kapatıldığı ancak Covid-19 pandemi seyrine göre ileriki aylarda nakillerin açılması durumunda adı geçenin tekrardan isteğe bağlı nakil talebinde bulunması halinde talebinin değerlendirileceği ifadelerine yer verilmiştir.

3. Başvuranın eşi ’ın, Bolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda barıldığını süre boyunca, 17/08/2016-16/08/2021 tarihleri arasında ziyaret edildiği ve telefon görüşmeleri yaptığı, başvuran ’ın ise Bandırma M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunduğu süre boyunca 08/07/2021-20/08/2021 tarihleri arasında ziyaret edildiği ve telefon görüşmeleri yaptığı görülmüştür.

III. İLGİLİ MEVZUAT

4. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının, 4.1. “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13 üncü maddesinde; “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”, 4.2. “Özel hayatın gizliliği” başlıklı 20 nci maddesinin birinci fıkrasında; “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir.”, 4.3. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(3) Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. (4) Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”, 5. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin, 5.1. “Özel ve aile hayatına saygı hakkı” başlıklı 8 inci maddesinde; “Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, /

sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.”, 6. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 9 Aralık 1988 tarihli ve 43/173 sayılı kararıyla kabul edilen

“Herhangi Bir Şekilde Tutulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunmasına İlişkin Prensipler

Bütünü”nün, 6.1. “Aile mensupları ve dış dünya ile iletişim kurma hakkı” başlıklı 19 uncu maddesinde; “Tutulan veya hapsedilen bir kimseye kanunda veya kanuna dayanan bir düzenlemede belirtilen makul şartlara ve sınırlamalara tabi olarak, özellikle aile üyeleri tarafından ziyaret edilebilme ve onlarla haberleşme gibi, dış dünya ile iletişim kurabilmesi için kendisine yeterli imkan verilir.”, 6.2. “İkametgahına yakın bir yerde tutulma hakkı” başlıklı 20 nci maddesinde; “Tutulan veya hapsedilen kişi talep ettiği takdirde, mümkün olduğu ölçüde ikamet ettiği yere makul uzaklıktaki bir tutukevinde veya hapishanede tutulmalıdır.”, 7. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun, 7.1. “İnfazda temel amaç” başlıklı 3 üncü maddesinde; “Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temel amaç, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmaktır. …”, 7.2. “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının ilgili bentlerinde; “Hapis cezalarının infaz rejimi, aşağıda gösterilen temel ilkelere dayalı olarak

düzenlenir:

…

c) Cezanın infazında hükümlünün iyileştirilmesi hususunda mümkün olan araç ve olanaklar kullanılır.

Hükümlünün kanun, tüzük ve yönetmeliklerle tanınmış haklarının dokunulmazlığını sağlamak üzere cezanın infazında ve iyileştirme çabalarında kanunîlik ve hukuka uygunluk ilkeleri esas alınır.

…

f) Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin yaşam hakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucu tedbirin alınması zorunludur.”, 7.3. “Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları” başlıklı 9 uncu maddesinde; “Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları, iç ve dış güvenlik görevlilerine sahip, firara karşı teknik, mekanik, elektronik ve fizikî engellerle donatılmış, oda ve koridor kapıları sürekli kapalı tutulan, ancak mevzuatın belirttiği hâllerde aynı oda dışındaki hükümlüler arasında ve dış çevre ile temasların geçerli olduğu sıkı güvenlik rejimine tâbi hükümlülerin bir veya üç kişilik odalarda barındırıldıkları tesislerdir. Bu kurumlarda bireysel veya grup hâlinde iyileştirme yöntemleri uygulanır.

Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olanlar ile süresine bakılmaksızın, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, yönetmek veya bu örgütün faaliyeti çerçevesinde, Türk Ceza Kanununda yer alan; a) İnsanlığa karşı suçlardan (madde 77, 78), b) Kasten öldürme suçlarından (madde 81, 82), c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan (madde 188), d) Devletin güvenliğine karşı suçlardan (madde 302, 303, 304, 307, 308), e) Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlardan (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315),

Mahkûm olanların cezaları, bu kurumlarda infaz edilir.

…

Birinci fıkrada tanımı yapılan kurumların ihtiyacı karşılama bakımından yetersiz olması hâlinde, diğer kapalı ceza infaz kurumlarının yüksek güvenlikli bölümleri kullanılır. …, 7.4. “Hükümlülerin nakilleri” başlıklı 53 üncü maddesinde; “Hükümlüler, kendi istekleri veya toplu sevk, disiplin, asayiş ve güvenlik, hastalık, eğitim, öğretim, suç ve yargılama yeri nedenleriyle başka bir kuruma nakledilebilirler.”, 7.5. “Kendi istekleri ile nakil” başlıklı 54 üncü maddesinde; “Hükümlülerin kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için; a) Gitmek istedikleri kurumlardan durumlarına uygun en az üç yeri belirten bir dilekçe vermeleri, b) Nakil giderlerini peşin olarak ödemeyi kabul etmeleri, c) Koşullu salıverilmelerine beş aydan az süre kalmamış olması, d) İyi hâl göstermeleri, disiplin cezası almamış veya kaldırılmış olması, e) İstekte bulunulan kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi olmaması, f) Mahkûmiyet sürelerine uygun hükümlülerin barındırıldığı bir kurum olması, g) Daha önce disiplin nedeniyle ayrılmak zorunda kaldıkları kurum olmaması, Gerekir. …”, 8. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 9. 29/3/2020 tarihli ve 31083 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi

İle Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmelik’in “Hükümlülerin Nakillerinde

Dikkat Edilecek Hususlar” başlıklı 127 nci maddesinin ilk fıkrasında; “Hükümlülerin nakillerinin

5275 sayılı Kanunun 53 ila 58 inci maddeleri hükümlerine göre gerçekleştirilir.”,

10. Adalet Bakanlığının 05/06/2015 tarihinde kabul edilerek yürürlüğe konulan 167 sayılı Ceza

İnfaz Kurumlarının Tahsisi, Nakil İşlemleri ve Diğer Hükümler konulu Genelgenin “Hükümlülerin

Kendi İstekleri İle Nakilleri” başlıklı 15 inci maddesinde, Kanunun ve Yönetmelik’in “Kendi istekleri ile nakil” maddelerinde aranan şartlara ek olarak;

“h) Talep ettikleri ceza infaz kurumunda kendileri, diğer hükümlüler ve kurum açısından güvenlik riski oluşturmaması, ı) Disiplin nedeniyle ayrıldıkları kurumlar hariç, talep ettikleri kurumlarda daha önce kalmış iseler, Bakanlıkça değerlendirilmek üzere; kendileri, diğer hükümlüler veya kurum açısından somut gerekçelerle güvenlik riski oluşturup oluşturmayacakları hususunda bu yer idare ve gözlem kurulunun taleple ilgili görüşünün alınmış olması, j) Bakanlık tarafından dönem itibariyle isteğe bağlı nakle kapatılmış olmaması, gerekir” , 11. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Üye Devletlere Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında

REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararına Ek’in;

/

11.1. “Temel ilkeler” başlıklı 3 üncü maddesinde; “Özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilere getirilen kısıtlamalar, asgari gereklilikte ve haklarında hükmedilen kararın meşru amacıyla orantılı olmalıdır.”, 11.2. “Yerleştirme ve barındırma” başlıklı 17.1 inci, 17.2 nci ve 17.3 üncü maddelerinde;

“Mahpuslar, mümkün olabildiğince evlerine veya sosyal rehabilitasyon ortamlarına yakın cezaevlerine yerleştirilmelidirler.”,“Cezaevlerine yerleştirmede, suçun devamlı takibi, güvenlik ve emniyet gerekleri ve tüm mahpuslara uygun rejimlerin sağlanması ihtiyacı hesaba katılmalıdır.”,“İlk yerleştirme ve sonradan yapılacak bir cezaevinden diğerine nakil konusunda, mümkün olabildiğince mahpusa danışılmalıdır.”, 11.3. “Dış dünya ile ilişki” başlıklı 24.1 inci, 24.4 üncü ve 24.5 inci maddelerinde; “Mahpusların mümkün olabilen sıklıkta mektup, telefon veya diğer iletişim vasıtalarıyla aileleriyle, başka kişilerle ve dışarıdaki kuruluşların temsilcileriyle haberleşmelerine ve bu kişilerin mahpusları ziyaret etmelerine izin verilmelidir.”, “Ziyaretler için yapılan düzenlemeler, mahpuslara aile ilişkilerini mümkün olduğunca normal bir düzeyde sürdürmelerine ve geliştirmelerine izin verecek bir tarzda olmalıdır.”,“Cezaevi yetkilileri, dış dünyayla yeterli bir iletişim sürdürmelerinde mahpuslara yardım etmelidirler ve bunun için onlara uygun destek ve yardım sağlamalıdırlar.”düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

12. İlgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, başvuru konusuna ilişkin hazırlanan “Kısmen Tavsiye Kısmen Ret Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme 13. Kurumumuza şikayet başvurusunda bulunan başvuran, 1 no.lu paragrafta açıklandığı üzere, eşi

’ın Bolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümözlü olarak bulunduğunu, şahsının da

Bandırma M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümözlü olarak bulunduğunu, çocuklarının Bolu’da ikamet ettiğini, anne ve babasının çocuklarına baktığını, mesafeden dolayı çocuklarının ziyaretine gelemediğini, hem anne ve babasının hem de çocuklarının sağlık problemleri olduğunu belirterek Bolu iline nakledilmeyi talep etmektedir.

14. Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazıyla ulaşılmak istenen temel amaç, Kanunun 3. maddesinde, “…öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmak…” olarak ifade edilmiştir. Bu düzenleme doğrultusunda Kanun koyucu, bir taraftan suçun karşılığı olan cezanın uygulanmasıyla benzer fiilleri engellemeyi hedeflemekte; diğer taraftan ise, hükümlüyü topluma kazandırarak sosyal barışı tesis etmeye çabalamaktadır. Dolayısıyla infazın özellikle hapis cezasının infazının amacı, sadece belli bir yerde çekilmesi gereken cezanın sürekliliği için hükümlünün infaz kurumunda muhafaza edilmesi değildir.

Hükümlü, cezanın infazından sonra yeniden topluma döneceğinden, infaz sırasında hükümlünün yeniden toplumun bir üyesi olmasını sağlamak ve suç işlenmesini önlemek amacıyla iyileştirilmesi gerekliliği ön plana çıkmıştır. Bu bakımdan, hükümlülerin yakınlarıyla olan ilişkilerinin devamının sağlanması, infaz rejiminin ıslah edici rolünün bir parçasıdır.

15. 5275 sayılı Kanunun 53-58. maddelerinde “Hükümlülerin nakilleri” başlığı altında, nakile ilişkin hükümler düzenlenmiş, 54. maddede “Kendi istekleri ile nakil”, 55. maddede “Disiplin nedeniyle nakil”, 56. maddede “Zorunlu nedenlerle nakil”, 57. maddede “Hastalık nedeniyle nakil” şartları düzenlenmiştir.

16. 5275 sayılı Kanun, ilgili Yönetmelik ve 167 sayılı Genelge hükümlülerin, ailelerinin ikamet yerlerine yakın ceza infaz kurumlarına yerleştirilmelerine yönelik emredici bir hüküm içermemektedir. Buna karşılık 5275 sayılı Kanun, ilgili Yönetmelik, ve 167 sayılı Genelge’de, hükümlülerle ilgili düzenlenen

/

‘Kendi istekleri ile nakil’ hükmü ile, disiplin cezası, zorunlu hal, hastalık hali olmasa dahi, maddede düzenlenen şartlar oluştuğu takdirde naklin mümkün olduğunun düzenlenmiş olması, bu maddedeki nakil sebebinin hükümlüler tarafından genel olarak ‘ailelerinin ikamet ettiği yer veya ailelerine yakın yerlere nakil’ hükmü olarak değerlendirilip, nakil gerekçesinde bu hükme dayanmışlardır.

17. Anayasamızın 20. maddesi, AİHS’nin 8. maddesi uyarınca, herkesin ‘özel ve aile hayatına saygı hakkına’ sahip olduğu düzenlenmiştir. Hapis cezasına mahkumiyet, doğası gereği, hükümlünün özel ve aile hayatının kısıtlanması sonucunu doğuracaktır. Ancak mahkûmun yakınları ile bağlantıda kalmasının, özel ve aile hayatına saygı hakkının esaslı unsurlarından olduğu ve cezaevi idaresinin bu konuda gerekli yardımı sağlaması gerektiği Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından vurgulanan bir husustur.

(Messina v. Italy, 25498/94; Epners-Gefners v. Latvia, 37862/02)

18. AİHM, Vintman davasına ilişkin olarak vermiş olduğu 23/01/2015 tarihli Daire kararında (Vintman v.

Ukrayna, 28403/05); AİHS’nin, mahkûmlara cezalarının nerede infaz edileceği konusunda bir seçim hakkı tanımadığını, mahkûmların ailelerinden ayrı olduklarını ve ailelerinden uzak olmalarının hapis cezasının bir sonucu olduğunu, ancak, mahkûmun, ailesinin ziyaretlerini zorlaştıracak ya da imkânsız hale getirebilecek denli uzak bir bölgede barındırılmasının, aile hayatına müdahale teşkil edebileceğini belirtmiştir. Mahkeme orantılılık yönünden yaptığı incelemesinde ise; mahkûmun, ailesine yakın bir kuruma transfer talebinin reddi için, cezaevlerindeki aşırı yoğunluğun meşru bir gerekçe olarak öne sürülebileceğini, ancak bu durumda dahi mahkûmun görece daha yakın cezaevlerine nakli hususunun değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Aksi halde, yani kişinin nispeten daha yakın bir bölgeye nakli önünde meşru bir engel yokken uzakta bulunan bir kurumda barındırılması halinde, AİHS’nin 8.

maddesinin ihlali sonucu doğabileceğini vurgulamıştır.

19. Tutuklu olarak farklı ceza infaz kurumlarında bulunan eşlerin birbirleriyle yeterli şekilde iletişim kuramamaları nedeniyle aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkin başvurularda (AYM, Başvuru No : 2021/12856 2016/58533, 03/07/2019 tarihli karar; AYM, Başvuru No : 2021/12856 2016/38867, 03/07/2019 tarihli

karar) Anayasa Mahkemesi:

19.1. “Anayasa’nın 19. maddesi gereğince hükümlü ve tutukluların özel ve aile hayatının sınırlanması hukuka uygun olarak ceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz ve doğal bir sonucudur. Öte yandan hükümlü ve tutukluların özel ve aile hayatına saygı gösterilmesi hakkı, ceza infaz kurumu idaresinin hükümlü ve tutukluların ailesi ve yakınlarıyla temasını devam ettirecek önlemleri almasını zorunlu kılmaktadır. Bununla beraber bu yükümlülük yerine getirilirken ceza infaz kurumunda tutulmanın doğal sonuçlarının gözetilmesi gerekmektedir. (§53; §55); 19.2. Devletin hükümlü ve tutukluların ailesi ve yakınlarıyla iletişimini devam ettirecek önlemleri alması pozitif yükümlülüklerinin bir gereği olsa da -belirtildiği üzere- hukuka uygun bir tutulmadan kaynaklanan kaçınılmaz sonuçlar nedeniyle aile hayatı kapsamındaki temasın sınırlandırılması doğaldır. Kamu düzeninin ve kurum güvenliğinin sağlanması yönündeki meşru amaç doğrultusunda ve makul bir gerekliliğin olması durumunda gerekçeleri ilgili ve yeterli şekilde açıklanarak belirli bir süre boyunca söz konusu pozitif yükümlülüğün karşılanmaması da olağan kabul edilebilir. Ancak aile hayatına saygı hakkının gereklerinin mümkün olan ilk fırsatta yerine getirilmesi ve mahpusların ailesiyle olan temasının hızlı şekilde yeniden sağlanması bir gerekliliktir. (§54; §56); 19.3. Bu bağlamda tutuklu ya da hükümlünün aile hayatını sürdürmesini sağlamaya yeterli olacak şekilde yakın derecedeki aile bireyleriyle asgari düzeyde bir iletişim ve temas kurması her durumda sağlanmalıdır. Böylesi bir yükümlülüğün yerine getirilmesi ve tedbirler alınması, aile hayatına saygı hakkı kapsamında devletten beklenen asgari bir gerekliliktir. (§55; §57)” ; Tespitlerine yer vermekle, Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

/

20. Kurumumuz tarafından aynı anda ve farklı illerde bulunan ceza infaz kurumlarında kalan eşlerin nakil taleplerinde de, “aynı anda ve farklı illerde bulunan ceza infaz kurumlarında kalan eşlerin hem birbirleri ile iletişim yönünden hem de aileleri ile iletişim yönünden, diğer mahpuslara oranla son derece dezavantajlı olduğu, bu nedenle aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği, Devletin, hükümlü ve tutukluların özellikle yakın derecedeki aile bireyleriyle temasını devam ettirecek önlemleri alması yönünde pozitif yükümlülüğü bulunduğu” hususları vurgulanarak, eşlerin dezavantajlı durumlarının giderilmesi amacıyla nakil taleplerinin öncelikli olarak değerlendirilmesi gerektiği yönünde Adalet

Bakanlığı’na tavsiyede bulunulmuştur (Başvuru No : 2021/12856 2019/21724; 2019/19085; 2020/1618; 2020/616, 2020/88814, 2020/93019, 2021/398).

21. Bilindiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8. maddesinde, herkesin özel ve aile hayatına saygı gösterilmesi hakkına sahip olduğu belirtildikten sonra bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesinin, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda, Devletin mahpusların ailesi ve yakınlarıyla iletişimini devam ettirecek önlemleri alması pozitif yükümlülüklerinin bir gereği olsa da, sağlığın korunması gibi meşru bir nedenle, belirli bir süre boyunca söz konusu pozitif yükümlülüğün karşılanmaması olağan kabul edilebilir. Nitekim içinde bulunduğumuz salgın süreci nedeniyle, Ceza ve

Tevkifevleri Genel Müdürlüğü tarafından Bilim Kurulu’nun tavsiyeleri doğrultusunda önlemler alınması da son derece doğal ve gereklidir.

22. Dosyasına idaresince sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden ise, başvuranın suç türü nedeniyle,

5275 sayılı Kanun’un 9 uncu maddesi uyarınca yüksek güvenlikli veya bir bölümü yüksek güvenlikli

kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılması gerektiği anlaşılmakta olup bu doğrultuda başvuranın talep ettiği/edebileceği ceza infaz kurumlarının kanunen kısıtlı olduğu aşikârdır.

23. Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı çerçevesinde, hükümlülerin ailelerine yakın ceza infaz kurumunda barındırılmalarının, ceza infaz kurumlarının kapasitesi ve hükümlülerin yerleştirilmelerinde dikkat edilmesi gereken diğer hususlar nedeniyle maddi olarak her zaman uygun olmadığı; başvuranın suç türü nedeniyle, 5275 sayılı Kanun’un 9 uncu maddesi uyarınca yüksek güvenlikli veya bir bölümü yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılması gerektiği; başvuranın naklini talep ettiği kapalı ceza infaz kurumu tamamı yüksek güvenlikli bir ceza infaz kurumu olmayıp Kurumun sadece bir bölümü yüksek güvenlikli olduğundan, barındırılabileceği oda sayısının kısıtlı ve kapasitelerinin ise dolu olduğu ve Covid-19 salgını nedeniyle alınan tedbirler kapsamında hükümlü ve tutukluların nakillerinin geçici olarak durdurulduğu; buna karşın farklı illerde bulunan ceza infaz kurumlarında kalan eşlerin, hem birbirleri ile iletişim yönünden hem de aileleri ile iletişim yönünden, diğer mahpuslara oranla son derece dezavantajlı oldukları; Devletin, hükümlü ve tutukluların özellikle yakın derecedeki aile bireyleriyle temasını devam ettirecek önlemleri alması yönünde pozitif yükümlülüğünün olduğu, bu bağlamda aile hayatına saygı hakkının gereklerinin mümkün olan ilk fırsatta yerine getirilmesi ve mahpusların ailesiyle olan temasının hızlı şekilde yeniden sağlanması gereklilikleri karşısında başvuranın, nakil koşullarını taşıması kaydıyla Covid-19 salgını kapsamında alınan tedbirlerin kaldırılmasını takiben, eşi ile aynı ceza infaz kurumuna nakli yönündeki talebinin idarece öncelikle değerlendirilmesi gerektiği kanaati ve sonucuna varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 24. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 sayılı mükerrer Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6. maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; şikâyet başvurusunun inceleme ve araştırması kapsamında Kurumumuzca

/

istenilen bilgi ve belgeler bakımından idare tarafından süresi içerisinde işlem tesis edildiği; böylece

“makul sürede karar verme ve kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davranıldığı anlaşılmıştır.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

25. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurumumuz tarafından reddedilmesi hâlinde, durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. 21 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. Buna göre; ilgili idarenin eylem ve işlemlerine karşı (varsa)

dava açma süresinden arta kalan sürede Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçelerle, BAŞVURUNUN KABULÜNE;

Aynı anda ceza infaz kurumlarında bulunan eşlerin dezavantajlı durumlarının giderilmesi amacıyla

Covid19 salgını kapsamında alınan tedbirlerin kaldırılmasını takiben başvuranın, nakil koşullarını taşıması kaydıyla, eşi ile aynı ceza infaz kurumuna nakli yönündeki talebinin idarece öncelikle değerlendirilerek mağduriyetinin giderilmesi hususunda ADALET BAKANLIĞINA TAVSİYEDE

BULUNULMASINA;

6328 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, bu karar üzerine tesis edilecek

işlemin veya eylemin 30 (otuz) gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna; Kararın, başvurana ve Adalet Bakanlığına tebliğine;

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi

/