ÖZET: Bu Danıştay kararı, hükümlülerin aileleriyle iletişim kurma hakları ve nakil taleplerinin değerlendirilmesi üzerine odaklanmaktadır. Başvuran, babasının cezasının infaz edildiği Diyarbakır’daki ceza infaz kurumuna ya da ailesinin yaşadığı Batman iline nakil talep etmiştir. İnfazın amacı, hükümlünün topluma yeniden uyum sağlaması ve rehabilitasyonudur. Hükümlülerin sosyal hayata dahil olabilmesi için aileleriyle iletişimlerinin sağlanması önemlidir. Ancak, mevcut ceza infaz kurumlarının doluluk oranları ve güvenlik gerekçeleri nedeniyle nakil talepleri sıklıkla reddedilmektedir.

Kararda, hükümlülerin aile hayatına saygı hakkının ihlal edilmemesi gerektiği vurgulanmış, başvuranın nakil talebinin reddedilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla, COVID-19 tedbirlerinin kaldırılmasının ardından, başvuranın nakil şartlarını taşıması halinde talebinin öncelikli olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu durum, hem hükümlü hem de aile bireyleri açısından mağduriyetin giderilmesi açısından önem taşımaktadır.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2022/1249-S.22.1930

BAŞVURU NO : 2021/13957

KARAR TARİHİ : 28/01/2022

TAVSİYE KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : ADALET BAKANLIĞI

Başvuranın, babasının cezasının infaz edildiği ya da ailesinin yaşadığı

BAŞVURUNUN KONUSU :

yer yakınında bulunan ceza infaz kurumlarından birisine nakil istemine ilişkindir.

BAŞVURU TARİHİ : 18/08/2021

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran özetle; Tarsus 1 No’lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak barındırıldığını, ailesinin Batman ilinde ikamet ettiğini, babasının da Diyarbakır Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak barındırılmakta olduğunu, çok sayıda başvuruda bulunmasına karşın nakil istemlerinin reddedildiğini ifade ederek babasının cezasının infaz edildiği Diyarbakır Kapalı Ceza İnfaz Kurumu

Kampüsünde bulunan bir ceza infaz kurumuna ya da ailesinin ikamet ettiği Batman ilinde bulunan bir ceza infaz kuruma naklini talep etmiştir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Ceza ve Tevkifevleri Genel

Müdürlüğünden 15/09/2021 tarih, sayılı yazımız ile bilgi ve belge talep edilmiş olup adı geçen Genel Müdürlüğün30/12/2021 tarihli ve – – – sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle; 2.1. Adı geçenin, başka bir ceza infaz kurumuna nakledilmesine ilişkin talep dilekçesine istinaden talep ettiği ceza infaz kurumlarının kapasitelerinin dolu olması nedeniyle talebinin 27.09.2021 tarihli ve E– – sayılı yazıyla uygun görülmediği, 2.2. Adı geçenin, bilgi formunun incelenmesi sonucunda, toplamda 9 defa disiplin cezası aldığı ve

23.01.2021 tarihi itibarıyla iyi halliliğini kazandığı ve şu anda infaz edilmemiş veya kaldırılmamış herhangi

bir disiplin cezasının bulunmadığı,

2.3. UYAP kayıtlarında yapılan incelemede; adı geçen hükümlünün babası . ‘ın Diyarbakır 2 No.lu T

Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda ‘Çocuğun cinsel istismarı suçundan’ 22 yıl 17 ay 7 gün hapis cezasından hükümlü olarak cezasını infaz ettiği, 2.4.Hükümlülerin kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 54 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e)

bendinde, ”İstekte bulunulan kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi olmaması” ifadelerine yer verildiği, 2.5. Bu nedenle, birçok ceza infaz kurumunda kapasitelerinin üstünde hükümlü ve tutuklu barındırıldığından, nakil taleplerinin incelenmesinde; kurumun kapasitesi, güvenliği ve hangi suç türüne ait odaların bulunduğu, kişilerin can güvenliğine ilişkin olarak, talepte bulunanın hasım olarak bildirdiği bir kişinin talep ettiği kurumda bulunup bulunmadığı gibi hususlar göz önünde bulundurulduğundan, her talebin uygun değerlendirilemediği, 2.6. Adı geçen hükümözlünün naklini talep ettiği; Batman T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 1000, mevcudunun 1019, doluluk oranının %102, Diyarbakır 1 No.lu T Tipi Kapalı Ceza

İnfaz Kurumunun kapasitesinin 1000, mevcudunun 1045, doluluk oranının %105, Diyarbakır 2 No.lu T

Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 1000, mevcudunun 930, doluluk oranının %93, Diyarbakır 3 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 1000, mevcudunun 1119, doluluk oranının %112, Diyarbakır 4 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 1000, mevcudunun 1089, doluluk oranının %109, Ahlat T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 1000, mevcudunun 535, doluluk oranının %54 olduğu, Adı geçen hükümlünün, barındırıldığı Tarsus 1 No.lu T Tipi Kapalı

Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 1000, mevcudunun 1203, doluluk oranının %120 olduğu, 2.7. 5275 sayılı Kanun’un 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca (Eylem ve tutumları nedeniyle tehlikeli hâlde bulunan ve özel gözetim ve denetim altında bulundurulmaları gerekli olduğu saptananlar ile bulundukları kurumlarda düzen ve disiplini bozanlar veya iyileştirme tedbir, araç ve usûllerine ısrarla karşı koyanlar) barındırılan kişiler, yüksek güvenlikli veya bir bölümü yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılmasının zorunlu olduğu, dolayısıyla hükümlü ve tutukluların nakil talepleri ceza miktarları ve örgütteki konumları dikkate alınarak değerlendirildiği, 2.8. Yukarıda belirtilen kapalı ceza infaz kurumlarının, tamamı yüksek güvenlikli bir ceza infaz kurumu olmayıp, bir bölümünün yüksek güvenlikli ceza infaz kurumu olması nedeniyle, hükümözlünün barındırılabileceği oda sayısının kısıtlı ve odaların kapasitelerinin de dolu olduğu, 2.9. Diğer yandan, aynı suç türünden çok fazla tutuklu ve hükümlünün aynı kurumda barındırılması durumunda bu tutuklu ve hükümlülerin fikir ve eylem birliği içinde hareket etmeleri nedeniyle kurum güvenliğini zafiyete uğratabileceğinin değerlendirildiği, bu kapsamda adı geçenin de kendi suç türünden tutuklu ve hükümlülerin yoğun olduğu kurumları talep etmesi nedeniyle nakil taleplerinin uygun değerlendirilemediği, 2.10. Ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutukluların; hastalık, disiplin, güvenlik, özellikle toplu nakiller ve tutukluların mahkeme nedeniyle yapılan sevkleri sonucu, ceza infaz kurumlarının mevcutlarının günaşırı değiştiği, bu nedenle, ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerin nakil talepleri Genel

Müdürlüğe ulaştığı anda, talep edilen kurumların kapasitelerinin o günkü veriler göz önüne alınarak değerlendirildiği,

2.11. Covid-19 pandemisi nedeniyle virüsün kurumlarda yayılmaması için alınan önlemler kapsamında; başka bir hastalık nedeniyle hastanelere sevk edilen, kuruma ilk defa kabul edilen, güvenlik ve duruşma gibi zorunlu nedenlerle nakil edilen hükümlü tutukluların kurumlara girişlerinde 14 gün boyunca izolasyona tabi tutulmaları gerektiği için kurum kapasitelerinde artış görüldüğü, 2.12. Ayrıca, 2021 yılı Eylül ayı içerisinde bir defaya mahsus isteğe bağlı nakillerin açıldığı, 20.08.2021 tarihli ve E-35211520-249.01-3495/79791 sayılı genel yazıyla 01.09.2021-10.09.2021 tarihleri arasında nakil taleplerinin alındığı ve 10.09.2021 tarihi itibarıyla sistemin taleplere kapatıldığı, adı geçenin de söz konusu tarihlerde nakil talebinde bulunduğu, talep etmiş olduğu kurumların kapasitelerinin dolu olması nedeniyle 27.09.2021 tarihli ve – – sayılı yazımız ile naklinin uygun değerlendirilemediği, bu konuda, Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulunun tavsiyeleri doğrultusunda ileriki aylarda nakillerin tekrar açılması durumunda, adı geçenin de isteğe bağlı nakil talebinde bulunması halinde talebinin değerlendirilebileceği, 2.13. Başvuranın kurumda barındırıldığı son 6 aylık süre içerisinde ziyaret edilmediği, haftalık telefon görüşmesini düzenli olarak gerçekleştirdiği, bilgilerine yer verilmiştir

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının; 3.1. “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13. maddesinde; “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”; 3.2. “Özel hayatın gizliliği” başlıklı 20. Maddesinde; “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.”, 3.3. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin 3. ve 4.

fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet

Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler”, 4. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Özel ve aile hayatına saygı hakkı” başlıklı 8. maddesinde; “1. Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.

2. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.”; 5. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 9 Aralık 1988 tarihli ve 43/173 sayılı kararıyla kabul edilen, “Herhangi Bir Şekilde Tutulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunmasına İlişkin Prensipler

Bütünü”nün “Aile mensupları ve dış dünya ile iletişim kurma hakkı” başlıklı 19. maddesinde “Tutulan veya hapsedilen bir kimseye kanunda veya kanuna dayanan bir düzenlemede belirtilen makul şartlara ve sınırlamalara tabi olarak, özellikle aile üyeleri tarafından ziyaret edilebilme ve onlarla haberleşme gibi, dış dünya ile iletişim kurabilmesi için kendisine yeterli imkan verilir.’’ hükmü, ‘‘İkametgahına yakın bir yerde tutulma hakkı’’ başlıklı 20. maddesinde; “Tutulan veya hapsedilen kişi talep ettiği takdirde,

mümkün olduğu ölçüde ikamet ettiği yere makul uzaklıktaki bir tutukevinde veya hapishanede tutulmalıdır.”, 6. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun; 6.1. “İnfazda temel amaç” başlıklı 3. maddesinin birinci fıkrasında; “Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temel amaç, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmaktır.”; 6.2. “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6. maddesinin birinci fıkrasının ilgili

bentlerinde; “Hapis cezalarının infaz rejimi, aşağıda gösterilen temel ilkelere dayalı olarak düzenlenir:

c) Cezanın infazında hükümlünün iyileştirilmesi hususunda mümkün olan araç ve olanaklar kullanılır.

Hükümlünün kanun, tüzük ve yönetmeliklerle tanınmış haklarının dokunulmazlığını sağlamak üzere cezanın infazında ve iyileştirme çabalarında kanunîlik ve hukuka uygunluk ilkeleri esas alınır.

…

f) Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin yaşam hakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucu tedbirin alınması zorunludur.”; 6.3. “Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları” başlıklı 9. Maddesinde; “(1) Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları, iç ve dış güvenlik görevlilerine sahip, firara karşı teknik, mekanik, elektronik ve fizikî engellerle donatılmış, oda ve koridor kapıları sürekli kapalı tutulan, ancak mevzuatın belirttiği hâllerde aynı oda dışındaki hükümlüler arasında ve dış çevre ile temasların geçerli olduğu sıkı güvenlik rejimine tâbi hükümlülerin bir veya üç kişilik odalarda barındırıldıkları tesislerdir. Bu kurumlarda bireysel veya grup hâlinde iyileştirme yöntemleri uygulanır.

(2) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olanlar ile süresine bakılmaksızın, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, yönetmek veya bu örgütün faaliyeti çerçevesinde, Türk Ceza Kanununda yer alan; a) İnsanlığa karşı suçlardan (madde 77, 78), b) Kasten öldürme suçlarından (madde 81, 82), c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan (madde 188), d) Devletin güvenliğine karşı suçlardan (madde 302, 303, 304, 307, 308), e) Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlardan (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315), Mahkûm olanların cezaları, bu kurumlarda infaz edilir.

…

(4) Birinci fıkrada tanımı yapılan kurumların ihtiyacı karşılama bakımından yetersiz olması hâlinde, diğer kapalı ceza infaz kurumlarının yüksek güvenlikli bölümleri kullanılır.” 6.4. ‘‘Hükümlülerin nakilleri” başlıklı 53. maddesinde “Hükümlüler, kendi istekleri veya toplu sevk, disiplin, asayiş ve güvenlik, hastalık, eğitim, öğretim, suç ve yargılama yeri nedenleriyle başka bir kuruma nakledilebilirler.”;

6.5. “Kendi istekleri ile nakil” başlıklı 54. maddesinde, “(1) Hükümlülerin kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için; a) Gitmek istedikleri kurumlardan durumlarına uygun en az üç yeri belirten bir dilekçe vermeleri, b) Nakil giderlerini peşin olarak ödemeyi kabul etmeleri, c) (Değişik:14/4/2020-7242/30 md.) Ceza infaz kurumlarında bulunulması gereken sürenin üç aydan fazla olması, d) İyi hâl göstermeleri, disiplin cezası almamış veya kaldırılmış olması, e) İstekte bulunulan kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi olmaması, f) Mahkûmiyet sürelerine uygun hükümlülerin barındırıldığı bir kurum olması, g) Daha önce disiplin nedeniyle ayrılmak zorunda kaldıkları kurum olmaması, Gerekir. …”; 7. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” 8. Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi İle Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında

Yönetmeliğinin “Hükümlülerin nakillerinde dikkat edilecek hususlar” başlıklı 127. maddesinde

“Hükümlülerin nakilleri 5275 sayılı Kanunun 53 ilâ 58 inci maddeleri hükümlerine göre gerçekleştirilir” 9. Adalet Bakanlığının 05/06/2015 tarihinde kabul edilerek yürürlüğe konulan 167 sayılı Ceza İnfaz

Kurumlarının Tahsisi, Nakil İşlemleri ve Diğer Hükümler konulu Genelgenin “Hükümlülerin Kendi

İstekleri İle Nakilleri” başlıklı 15. maddesinde, Kanunun ve Yönetmeliğin “Kendi istekleri ile nakil” maddelerinde aranan şartlara ek olarak; ‘‘h) Talep ettikleri ceza infaz kurumunda kendileri, diğer hükümlüler ve kurum açısından güvenlik riski oluşturmaması, ı) Disiplin nedeniyle ayrıldıkları kurumlar hariç, talep ettikleri kurumlarda daha önce kalmış iseler, Bakanlıkça değerlendirilmek üzere; kendileri, diğer hükümlüler veya kurum açısından somut gerekçelerle güvenlik riski oluşturup oluşturmayacakları hususunda bu yer idare ve gözlem kurulunun taleple ilgili görüşünün alınmış olması, j) Bakanlık tarafından dönem itibariyle isteğe bağlı nakle kapatılmış olmaması, gerekir”; 10. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Üye Devletlere Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında

REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararına Ek “Temel İlkeler” başlıklı 3. maddesi ‘‘Özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilere getirilen kısıtlamalar, asgari gereklilikte ve haklarında hükmedilen kararın meşru amacıyla orantılı olmalıdır.’’; 10.1. “Yerleştirme ve Barındırma” başlıklı 17.1. , 17.2. ve 17.3. maddelerinde, “Mahpuslar, mümkün olabildiğince evlerine veya sosyal rehabilitasyon ortamlarına yakın cezaevlerine yerleştirilmelidirler.”, “Cezaevlerine yerleştirmede, suçun devamlı takibi, güvenlik ve emniyet gerekleri ve tüm mahpuslara uygun

rejimlerin sağlanması ihtiyacı hesaba katılmalıdır.”, “ İlk yerleştirme ve sonradan yapılacak bir cezaevinden diğerine nakil konusunda, mümkün olabildiğince mahpusa danışılmalıdır.’’; 10.2. “Dış Dünya ile İlişki” başlıklı 24.4. ve 24.5. maddelerinde, “Ziyaretler için yapılan düzenlemeler, mahpuslara aile ilişkilerini mümkün olduğunca normal bir düzeyde sürdürmelerine ve geliştirmelerine izin verecek bir tarzda olmalıdır.”, “Cezaevi yetkilileri, dış dünyayla yeterli bir iletişim sürdürmelerinde mahpuslara yardım etmelidirler ve bunun için onlara “uygun destek ve yardım sağlamalıdırlar.” , 11. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 9 Aralık 1988 tarihli ve 43/173 sayılı kararıyla kabul edilen, “Herhangi Bir Şekilde Tutulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunmasına İlişkin Prensipler Bütünü” nün, 11.1. ‘‘Aile mensupları ve dış dünya ile iletişim kurma hakkı’’ başlıklı 19’uncu maddesinde: “Tutulan veya hapsedilen bir kimseye kanunda veya kanuna dayanan bir düzenlemede belirtilen makul şartlara ve sınırlamalara tabi olarak, özellikle aile üyeleri tarafından ziyaret edilebilme ve onlarla haberleşme gibi, dış dünya ile iletişim kurabilmesi için kendisine yeterli imkan verilir.” 11.2. ‘‘İkametgahına yakın bir yerde tutulma hakkı’’ başlıklı 20’nci maddesinde: “Tutulan veya hapsedilen kişi talep ettiği takdirde, mümkün olduğu ölçüde ikamet ettiği yere makul uzaklıktaki bir tutukevinde veya hapishanede tutulmalıdır.”

Düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

12. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden 13. Başvuran 1 numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen başvurusunda; babasının cezasının infaz edildiği Diyarbakır Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Kampüsü ya da ailesinin ikamet ettiği Batman ilinde bulunan bir ceza infaz kurumuna naklini talep etmektedir.

14. İnfazın, özellikle hapis cezasının infazının amacı, sadece belli bir yerde çekilmesi gereken cezanın sürekliliği için hükümlünün infaz kurumunda muhafaza edilmesi değildir. Hükümlü, büyük olasılıkla, cezanın infazından sonra yeniden topluma döneceğinden, infaz sırasında hükümlünün yeniden toplumun bir üyesi olmasını sağlamak ve suç işlenmesini önlemek amacıyla iyileştirilmesi gerekliliği ön plana çıkmıştır. Bu nedenle ideal bir infaz sisteminde ceza yaptırımlarının gerek ceza infaz kurumunda gerekse toplum içinde infaz edilmeleri süreci mutlak surette failin topluma yeniden uyum sağlanmasına yönelik rehabilitasyon çalışmaları içermelidir (Hakan A. YAVUZ, Ceza infaz sistemi ve denetimli serbestlik, Seçkin yayınevi, Temmuz 2018 s. 307)

15. Toplumdan soyutlanan mahkumu, sosyal hayatın uyumlu bir parçası haline getirmek için, cezanın eğitici bir içeriğe sahip olması gerekir. İnfaz hukukunun bugün ulaştığı aşamada infazın gevşemesi hedeflenmektedir. Bu, açık infaz kurumları, serbest mektup trafiği, sık ziyaretler ve hükümlü izinleri gibi vasıtalarla teşvik edilmektedir. Bu sayede, infazın daha geniş boyutlarda insanileştirilmesi ve yenilenmesi amaçlanmaktadır (Timur DEMİRBAŞ, Tretman, s. 394).

16. Hükümlülerin sosyal hayata dahil olabilmesi, öncelikle onun ailesi ve yakınlarıyla iletişiminin sağlanmasıyla söz konusu olacaktır. Bu iletişim, telefon, mektup yoluyla olabileceği gibi, özellikle araya

araç girmeksizin, yüz yüze olan ziyaret yoluyla da mümkündür. Ancak hükümlüler her hal ve şartta ailelerinin (yakınlarının) ikamet ettiği illerde bulunan ceza infaz kurumunda bulunma imkanına sahip olmadığından, başta 5275 sayılı İnfaz Kanunu olmak üzere, İnfaz Yönetmeliği ve 167 sayılı Genelge’de

‘kendi istekleri ile nakil’ hükmüne yer verilmiştir. Söz konusu hüküm, çoğu zaman hükümlüler tarafından

‘ailelerinin ikamet ettiği yer veya ailelerine yakın yerlere nakil’ olarak değerlendirilmektedir.

17. Ailesinin ikamet ettiği yerden uzak yerlerde cezasını infaz etmekte olan hükümlülerin nakil talepleri, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önüne de birçok kez gitmiş olup, Mahkeme bu talepleri, ‘özel ve aile hayatına saygı hakkı’ kapsamında değerlendirmektedir. Nitekim Mahkeme birçok kararında şu hususları vurgulamıştır: “Mahkeme, Sözleşme’nin 5. maddesi bakımından, her türlü yasal tutukluluğun, nitelik olarak ilgilinin özel ve aile hayatının kısıtlanmasına neden olduğunu hatırlatmaktadır. Öte yandan, Sözleşme, tutuklulara tutukluluk yerlerini seçme hakkı tanımamakta ve tutuklunun ailesinden ayrılmasının ve uzaklaştırılmasının, tutukluluğun kaçınılmaz sonuçlarını oluşturmaktadır. Bununla birlikte, bir kişinin ailesinden uzak bir cezaevinde tutuklu bulunmasının – öyle ki her türlü ziyaret çok güç dahası imkânsız görünmekte – bazı koşullarda aile hayatına bir müdahale teşkil edebilmekte zira aile üyeleri için, aile hayatının korunması için, tutukluyu ziyaret etme imkânı temel bir faktördür (Khodorkovskiy ve Lebedev

/Rusya, Başvuru No : 2021/13957 11082/06 ve 13772/05, 25/072013, § 835; Vintman/Ukrayna, Başvuru No : 2021/13957 28403/05, 23/10/2014, § 78 ve Bellomonte/İtalya, 01/04/2014, § 70, No. 28298/10)

18. Farklı ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü eşlerin birbirleriyle yeterli şekilde iletişim kuramamaları nedeniyle aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkin başvurularda, Anayasa

Mahkemesi “tutuklu ya da hükümlünün aile hayatını sürdürmesini sağlamaya yeterli olacak şekilde yakın derecedeki aile bireyleriyle asgari düzeyde bir iletişim ve temas kurması her durumda sağlanmalıdır.

Böylesi bir yükümlülüğün yerine getirilmesi ve tedbirler alınması, aile hayatına saygı hakkı kapsamında devletten beklenen asgari bir gereklilik” olduğu hususunu vurgulamıştır (AYM, Başvuru No : 2021/13957 2016/58533, 03/07/2019 tarihli karar, §55 ; AYM, Başvuru No : 2021/13957 2016/38867, 03/07/2019 tarihli karar, §57).

19. Mahpusların ailelerine yakın ceza infaz kurumlarına nakil talebine ilişkin başvurularda Kurumumuz tarafından birçok kez, “hükümlülerin nakil taleplerine ilişkin değerlendirmelerin, genel olarak ‘cezaevi kapasitesi’ bakımından değerlendirilmesi, ‘kendi istekleri ile nakil’ düzenlemeleri kapsamında yeterli olmamaktadır. Yalnızca hükümlü açısından değil, hükümlüyü ziyaret etmek isteyen aile açısından da değerlendirme yapılmalı, ailelerin yakınını (hükümlüyü) görmek, daha rahat şartlarda ziyaret edebilmek hakkının, hükümlünün bulunduğu kurum ile ailesinin ikamet ettiği yer arasındaki mesafenin, ulaşım olanaklarının, ailenin maddi durumunun, sağlık sorunlarının, ailenin hükümlüyü ziyarete gelme sıklığı bilgilerinin birlikte ele alınıp, nakil taleplerinin daha geniş çaplı ele alınması gerekmekte” olduğu hususları vurgulanmıştır (Kısmen Tavsiye Kısmen Ret Kararları için bkz., Başvuru No : 2021/13957 2021/3619; 2020/101301; 2020/1243; 2020/1217; 2019/22252; 2018/15013 ).

20. Aynı anda farklı ceza infaz kurumunda bulunan yakın aile bireylerinin nakil talep ettiği bir başvuruda

Kurumumuz tarafından “Başvurucu ve oğlunun ayrı illerde bulunan kurumlarda barındırılıyor oluşu, bu kurumların birbirilerine ve tarafların yakınının ikametine olan coğrafi mesafesi dikkate alındığında, aile yakınlarının başvurucu ve oğlunu ziyaret edebilmesinin güçleştiği göz önüne alınmıştır. Cezaevi sisteminin düzenlenmesine bağlı güçlükler ile idarenin bu alanda takdir yetkisine sahip olduğu izahtan varestedir. Ne var ki somut olayın özellikleri dikkate alındığında; başvuruya konu tarafların yakın derecedeki aile bireyleri olduğu, başvurucu tarafından nakil talep edilen, oğlunun barındırılmakta olduğu kurum ile aile bireylerinin ikameti arasındaki coğrafi mesafesinin başvurucunun hali hazırda barındırıldığı kuruma kıyasen daha az

olduğu, aynı yerleşkede tutulan aile bireylerini ziyaret edebilmenin aileye kolaylık sağlayacağı ve aynı yerleşke içerisinde tutulan yakın aile bireylerinin yüz yüze görüştürülmelerinin güvenlik kriterleri dahilinde yasal olarak mümkün olabileceği kriterleri dikkate alındığında başvurucunun nakil isteminin kabulünün aile bireylerinin birbirleriyle temas etmesine ve aile ilişkilerinin sürdürülmesini katkı sağlayacağı” değerlendirilmesinde bulunulmuştur. (Başvuru No : 2021/13957 2020/3652; Aynı şekilde baba ve oğulun farklı ceza infaz kurumlarında bulunmasından dolayı verilen diğer Tavsiye Kararlarımız, 2019/22869; 2017/12517)

21.Tüm dosya kapsamında yapılan incelemede; 21.1. Hükümlülerin nakil taleplerinin değerlendirilmesinde çok sayıda kriterin göz önünde bulundurulduğu, nitekim hükümlü sayısı, kurum sayısı, suç ve suçlu türü bütün halde ele alındığında, ceza infaz kurumlarında disiplin ve düzenin sağlanması açısından birtakım kriterler öngörülmesinin makul olduğu, 21.2. Bu kapsamda talep edilen ceza infaz kurumunun ‘doluluk oranı’; yüksek güvenlikli ceza infaz kurum kapasitesinin özellikle kısıtlı olması ve tabii son bir yılı aşkın süredir yaşanan COVİD-19 pandemisi nedeniyle nakillerinin durdurulması/dönem dönem açılması hususlarının, nakil taleplerinin reddedilmesinde meşru neden teşkil ettiği, 21.3. Diğer yandan somut olay kapsamında başvuranın 5 yılı aşkın süredir, toplamda 40 kere nakil isteminde bulunduğu, isteminin halen olumlu değerlendirilmediği, ailesinin Batman ilinde yaşadığı, babasının cezasının Diyarbakır ilinde infaz edildiği, 21.4. İdareden gelen cevabi yazıdan başvuranın, başvuru tarihi itibariyle son altı ay içerisinde ziyaretine gelen herhangi bir ziyaretçisinin bulunmadığı bilgisinin edinildiği, aile bireyleri tarafından hükümlüyü ziyaretin, hükümlülerin rehabilitasyonunda arz ettiği önem dikkate alındığında, başvuranın babasının da başka bir kurumda hükümlü olduğu, yakın aile bireylerinin farklı ceza infaz kurumlarında bulunmasının, hem hükümlüler hem de özgürlüğünden yoksun bulunmayan aile bireyleri açısından mağduriyet teşkil edeceği kanaatiyle, başvuranın nakil talebinin reddedilmesinin aile hayatına saygı hakkı kapsamında hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu değerlendirilmiştir.

22. İdarenin cevabi yazı içeriğinden, Covid-19 tedbirleri kapsamında, hükümlü ve tutukluların nakillerinin geçici olarak durdurulmuş olduğu, Mart ve Eylül ayları ile sınırlı ve birer defaya mahsus olmak üzere nakil taleplerinin alındığı ve sistemin tekrar taleplere kapatıldığı, bu aşamadan sonra nakil taleplerinin değerlendirilmeye alınıp alınmayacağına Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulunun hükümlü ve tutukluların nakillerine ilişkin tavsiyeleri doğrultusunda karar verilecek olduğu bilgisi edinildiğinden, COVİD-19 salgını kapsamında alınan tedbirlerin kaldırılmasını takiben, aynı anda farklı ildeki ceza infaz kurumlarında bulunan baba ve oğulun dezavantajlı durumlarının giderilmesi amacıyla başvuranın nakil koşullarını taşıması koşuluyla nakil talebinin öncelikli olarak değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 23. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 sayılı mükerrer Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6. maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; hem başvuranın dilekçesi hem de şikâyet başvurusunun inceleme ve araştırması kapsamında Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgeler bakımından idareler tarafından süresi içerisinde işlem tesis edildiği; böylece “makul sürede karar verme ve kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davranıldığı anlaşılmıştır.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT

24. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 17’nci maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu

Denetçiliği Kurumuna dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup, ilgi Kanunu’nun 21’inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup ilgili idarenin işlemine karşı Ankara

İdare Mahkemeleri nezdinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda yapılan açıklamalar, anılan mevzuat hükümleri ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiği takdirde, BAŞVURUNUN KABULÜNE; COVİD-19 salgını kapsamında alınan tedbirlerin kaldırılmasını takiben, aynı anda farklı illerdeki ceza infaz kurumlarında bulunan baba ve oğulun dezavantajlı durumlarının giderilmesi amacıyla başvuranın nakil şartlarını taşıması koşuluyla nakil talebinin öncelikli olarak değerlendirilmesi ve başvuranın babasının cezasının infaz edilmekte olduğu ya da ailesinin yaşadığı yer yakınında bulunan durumuna uygun ve kapasitesi müsait ceza infaz kurumlarından birine nakledilerek mağduriyetinin giderilmesi hususunda

ADALET BAKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kanunun 20 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Adalet Bakanlığı tarafından bu karar

üzerine tesis edilecek işlemin, otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın BAŞVURANA VE ADALET BAKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi