ÖZET: Bu Danıştay kararı, Bolu F Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda hükümlü olan bir başvuranın, dilekçelerinin gereği yerine getirilmediği ve psikolojik baskıya maruz kaldığı iddialarını içermektedir. Başvuran, bu sebeplerle “ölüm orucu” eylemine başladığını belirtmiştir. Anayasa ve ilgili mevzuat uyarınca, hükümlülerin resmi mercilere gönderdikleri dilekçelerin denetime tabi olmaksızın iletilmesi gerektiği, bu durumun “Dilekçe Hakkının Kullanılmasının Engellenmesi” suçu olarak tanımlandığı vurgulanmıştır.

İdarenin savunmasında, başvuranın dilekçelerinin gerekli kontrollerin ardından ilgili mercilere iletildiği, ayrıca başvuranın Kurum Müdürü ile birçok kez görüşme yaptığı belirtilmiştir. Başvuranın iddialarının somut delillerle desteklenmediği ve genel nitelikte olduğu ifade edilmiştir. Sonuç olarak, idarenin işlemlerinde hukuka ve hakkaniyete aykırılık bulunmadığına karar verilmiştir. Bu bağlamda, başvurunun reddine hükmedilmiştir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2021/10943-S.21.17600

BAŞVURU NO : 2021/2530

KARAR TARİHİ : 27/07/2021

RET KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : ADALET BAKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın, barındırılmakta olduğu Bolu F Tipi Kapalı Ceza İnfaz

Kurumu İdaresince bir kısım dilekçelerinin merciine iletilmediği, bir kısım dilekçelerinin gereğinin yerine getirilmediği, psikolojik baskıya maruz kaldığı, tüm bu nedenler ile “ölüm orucu” eylemine başladığı şikayetlerine ilişkindir.

BAŞVURU TARİHİ : 03/02/2021

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Bolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda hükümlü olarak barındırılmakta olan başvuran, 26/08/2020 tarih ve 2020/94725 no’lu başvurusunda barındırıldığı Kurum Müdürü, Bolu

Cumhuriyet Başsavcısı ve Kurum Cumhuriyet Savcısı ile görüşme talepli dilekçelerinin gereğinin yerine getirilmediği ve adı geçen yetkililerle görüşmesine imkan sağlanmadığını, bir kısım dilekçelerinin ise ilgili merciine iletilmediğini, kurum idaresince kendisine psikolojik baskı yapıldığını, can güvenliğinden endişe ettiğini, tüm bu nedenler ile 09/07/2020 tarihi itibariyle “ölüm orucu” eylemine başladığını beyan ederek

Kurumumuza başvuruda bulunmuş, başvuru hakkında Kurumumuz sayı ile

“gönderme kararı” verilmiş, karar üzerine Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünce tesis edilen 15/12/2020 tarih ve sayılı cevabi yazının Kurumumuz ve

Başvuran tarafından tebellüğ edildiği anlaşılmış ise de başvuran aynı konulu şikayetlerinin devam ettiğinden bahisle Kurumumuza tekrar başvuruda bulunarak şikayet konularının çözümü talebinde bulunmaktadır.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri

Genel Müdürlüğü’ne, 11/03/2021 tarih, sayılı yazımız ile bilgi ve belge talep edilmiş olup, Genel Müdürlüğün 15/04/2021 tarihli cevabi yazısında; 2.1. Adı geçenin anılan Kuruma 11.08.2018 tarihinde alındığı, kurumda barındırıldığı süre zarfında Bolu

Cumhuriyet Başsavcılığına ve anılan Kurumdan sorumlu Cumhuriyet savcısına hitaben yazmış olduğu 7 adet görüşme talepli dilekçelerinin gerekli kontrollerinin yapılmasının ardından kurum aracılığı ile ilgili mercilere gönderildiği, 2.2. Hükümlü ve tutukluların resmî mercilere denetime tabi olmaksızın ileti gönderebildiği, bahse konu ceza infaz kurumunda bulunan tüm hükümlü ve tutukluların yazmış olduğu dilekçelerin göndermek istedikleri yere gerekli kontrollerin yapılmasının ardından ivedilikle gönderildiği, talepte bulunmaları halinde dilekçelerinin gönderildiğine dair dilekçe çıkış numaralarının verildiği, 2.3. Bu kapsamda, adı geçenin ilgili mercilere iletilmek üzere yazmış olduğu dilekçelerinin gerekli kontrollerinin yapılmasının ardından, 10.02.2020 tarihli ve sayılı, 12.02.2020 tarihli ve sayılı, 03.03.2020 tarihli ve sayılı, 21.04.2020 tarihli ve sayılı, 20.05.2020 tarihli ve 2020/3484 sayılı, 15.06.2020 tarihli ve 2020/3984 sayılı, 13.07.2020 tarihli ve 2020/4756 sayılı,

13.07.2020 tarihli ve 2 sayılı, 13.07.2020 tarihli ve sayılı, 13.07.2020 tarihli ve

sayılı, 14.07.2020 tarihli ve sayılı, 17.07.2020 tarihli ve sayılı, 21.07.2020 tarihli ve sayılı, 21.07.2020 tarihli ve sayılı, 22.07.2020 tarihli ve

22.07.2020 tarihli ve 2020/4989 sayılı, 28.07.2020 tarihli ve 2020/5118 sayılı, 28.07.2020 tarihli ve

sayılı, 29.07.2020 tarihli ve sayılı, 05.08.2020 tarihli ve sayılı, 07.08.2020 tarihli ve 2020/5419 sayılı, 07.08.2020 tarihli ve 2020/5438 sayılı, 19.08.2020 tarihli ve 2020/5784 sayılı,

19.08.2020 tarihli ve sayılı, 18.08.2020 tarihli ve sayılı, 19.08.2020 tarihli ve

sayılı, 20.08.2020 tarihli ve sayılı, 21.08.2020 tarihli ve sayılı, 21.08.2020 tarihli ve sayılı, 25.08.2020 tarihli ve sayılı, 26.08.2020 tarihli ve sayılı,

25.08.2020 tarihli ve sayılı, 27.08.2020 tarihli ve sayılı, 27.08.2020 tarihli ve

sayılı, 27.08.2020 tarihli ve sayılı yazılar ile gönderildiği 2.4. Ceza infaz kurumunda kurum müdürünün çeşitli tarihlerde hükümlü/tutuklulardan gelen görüşme talepli dilekçelere istinaden görüşme sağladığı veya dilekçeler hakkında görevlendirdiği kurum ikinci müdürü, idare memuru ya da kurum psiko-sosyal servis uzmanları tarafından görüşmelerin yapıldığı, görüşme sonrasında ise hükümlü ve tutukluların sorunlarına ve taleplerine ilişkin olarak kurum birinci müdürüne bilgi verildiği, hükümlü/tutuklulardan iletilen her talebin dikkate alındığı ve gerekli değerlendirmenin yapılarak kendilerine bilgi verildiği 2.5. Bu kapsamda, adı geçenin kurum müdürü ile görüşme talepli dilekçelerine istinaden, 2018 yılı içerisinde 17 defa, 2019 yılı içerisinde 34 defa, 2020 yılı içerisinde 9 defa, 2021 yılı içerisinde 5 defa olmak üzere toplam da 65 defa kurum müdürü tarafından görüşme yapıldığı, görüşme sonucunda sorun ve talebine ilişkin gerekli değerlendirmelerin yapılarak kendisine bilgi verildiği

2.6. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 2 ve 3 üncü maddelerinde yer alan amir hükümler uyarınca, ceza infaz kurumlarında hiçbir hükümlüye ayrımcılık, kötü muamele ve keyfi uygulama yapılmasının söz konusu olmadığı, 2.7. Görevli personel ile hükümlü ve tutuklu arasındaki ilişkinin ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde gerçekleştiği, bu hususta şikâyeti olan hükümlü ve tutuklu şikâyetlerinin derhal ilgili mercilere iletilerek gerekli görülmesi halinde ilgili personel hakkında adlî ve idarî soruşturma başlatıldığı, 2.8. Bu kapsamda, anılan Kurumda görevli personel tarafından adı geçene karşı herhangi bir kötü muamelenin yapılması gibi bir durumun söz konusu olmadığı, ayrıca adı geçenin kurum uygulamaları ve görevlileri hakkında farklı tarihlerde Bandırma Cumhuriyet Başsavcılığına yapmış olduğu şikâyet başvurularına istinaden, anılan Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatıldığı, yapılan soruşturma sonucunda, Bandırma Cumhuriyet Başsavcılığının 26.08.2020 tarihli ve , 15.09.2020 tarihli ve

, 24.09.2020 tarihli ve , 30.09.2020 tarihli ve , 30.09.2020 tarihli ve ve 22.01.2021 tarihli ve sayılı kararları ile “Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair” karar verildiği, 2.9. Ülkemiz ceza infaz kurumlarında bulunan tutuklu veya hükümlülerin açlık grevi yapması halinde, sağlık tedbirleri alınarak düzenli kontrollerinin yapıldığı, gerekli tetkik sonucuna göre doktor kontrolünde başta “B kompleks vitaminleri” olmak üzere ihtiyaç duyulan vitaminlerinin verilmesi hususunun titizlikle takip edildiği, ayrıca açlık grevi eylemine giren hükümlü veya tutukluların kilo ölçümlerinin de takip edildiği ve sağlık durumu ciddiyet arzeden kişilerle ilgili derhal gerekli işlemlerin yapıldığı, 2.10. Bu kapsamda da, adı geçenin 09.07.2020 ilâ 02.09.2020 tarihleri arasında yapmış olduğu ölüm orucu eyleminin Genel Müdürlüğümüzce takip edildiği, bu süre içinde sağlık durumu hakkında herhangi bir olumsuzluk yaşanmadığı, Bilgilerinin verildiği görülmüştür.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13. maddesi; “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca

Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”, 3.1. “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17. Maddesi; “Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir. Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.”

3.2. “Kişi hürriyeti ve güvenliği” başlıklı 19. Maddesi; “Şekil ve şartları kanunda gösterilen:

Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi… halleri dışında kimse hürriyetinden yoksun bırakılamaz.”

3.3. “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. Maddesi; “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.” 3.4. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. Maddesi; “Vatandaşlar ve karşılıklılık esası gözetilmek kaydıyla Türkiye’de ikamet eden yabancılar kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikayetleri hakkında, yetkili makamlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir.

2)Kendileriyle ilgili başvurmaların sonucu gecikmeksizin, dilekçe sahiplerine yazılı olarak bildirilir.”

3) Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.

(4) Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.” Hükmüne amirdir.

4. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Yaşam hakkı” başlıklı 1. Maddesi; “Herkesin yaşam hakkı yasayla korunur. Yasanın ölüm cezası ile cezalandırdığı bir suçtan dolayı hakkında mahkemece hükmedilen bu cezanın infaz edilmesi dışında, hiç kimsenin yaşamına kasten son verilemez.” hükmüne amirdir.

5. Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi’nin 6. Maddesi; “Her insanın doğuştan gelen yaşama hakkı vardır. Bu hak yasalarla korunacaktır. Hiç kimsenin yaşamı keyfi olarak elinden alınamaz” 6. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5. maddesi; “(1)

Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir. (2) Ancak; a) Cumhurbaşkanının tek başına yaptığı işlemler ile resen imzaladığı kararlar ve emirler, b) Yasama yetkisinin kullanılmasına ilişkin işlemler, c) Yargı yetkisinin kullanılmasına ilişkin kararlar, ç) Türk Silahlı Kuvvetlerinin sırf askerî nitelikteki faaliyetleri, Kurumun görev alanı dışındadır.” hükmüne amirdir.

7. 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun “Hükümlünün mektup, faks ve telgrafları alma ve gönderme hakkı” başlıklı 68. Maddesi; “ (4) Hükümlü tarafından resmî makamlara veya savunması için avukatına gönderilen mektup, faks ve telgraflar denetime tâbi değildir. (Ek cümle:17/6/2021-7328/7 md.) Bu iletiler, alıcısı dışındaki kişilerin erişimini engelleyici tüm tedbirler alınarak hükümlünün talebine göre posta yoluyla veya elektronik ortamda alıcısına ulaştırılabilir.” 7.1.“Hükümlünün kendisine verilen yiyecek ve içecekleri reddetmesi” başlıklı 82. Maddesi; “(1)

Hükümlüler, hangi nedenle olursa olsun, kendilerine verilen yiyecek ve içecekleri sürekli olarak reddettikleri takdirde; bu hareketlerinin kötü sonuçları ile bırakacağı bedensel ve ruhsal hasarlar konusunda ceza infaz kurumu hekimince bilgilendirilirler. Psikososyal hizmet birimince de bu hareketlerinden vazgeçmeleri yolunda çalışmalar yapılır ve sonuç alınamaması hâlinde, beslenmelerine kurum hekimince belirlenen rejime göre uygun ortamda başlanır.

/

(2) Beslenmeyi reddederek açlık grevi veya ölüm orucunda bulunan hükümlülerden, birinci fıkra gereğince alınan tedbirlere ve yapılan çalışmalara rağmen hayatî tehlikeye girdiği veya bilincinin bozulduğu hekim tarafından belirlenenler hakkında, isteklerine bakılmaksızın kurumda, olanak bulunmadığı takdirde derhâl hastaneye kaldırılmak suretiyle muayene ve teşhise yönelik tıbbî araştırma, tedavi ve beslenme gibi tedbirler, sağlık ve hayatları için tehlike oluşturmamak şartıyla uygulanır.

(3) Yukarıda belirtilen hâller dışında, bir sağlık sorunu olup da muayene ve tedaviyi reddeden hükümlülerin sağlık veya hayatlarının ciddî tehlike içinde olması veya ceza infaz kurumunda bulunanların sağlık veya hayatları için tehlike oluşturan bir durumun varlığı hâlinde de ikinci fıkra hükümleri uygulanır.

(4) Bu maddede öngörülen tedbirler, kurum hekiminin tavsiye ve yönetimi altında uygulanır. Ancak, kurum hekiminin zamanında müdahale edememesi veya gecikmesi hükümlü için hayatî tehlike doğurabilecek ise, bu tedbirlere ikinci fıkrada belirtilen şartlar aranmaksızın başvurulur.

(5) Bu madde uyarınca hükümlülerin sağlıklarının korunması ve tedavilerine yönelik zorlayıcı tedbirler, onur kırıcı nitelikte olmamak şartıyla uygulanır.” Hükmüne amirdir.

8. 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu “Hak kullanımını ve beslenmeyi engelleme” başlıklı 298. Maddesi;

“(1) Ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde bulunan hükümlü ve tutukluların haberleşmelerini, ziyaretçileriyle görüşmelerini, iyileştirme ve eğitim programları çerçevesinde eğitim ve spor, meslek kazandırma ve işyurdu çalışmaları ile diğer sosyal ve kültürel faaliyetlere katılmalarını, kurum tabibince muayene ve tedavi edilmelerini, müdafi veya avukat tayin etmelerini, bunlarla görüşmelerini, mahkemelere veya Cumhuriyet başsavcılıklarına gitmelerini, kurum görevlileri ile görüşmelerini, salıverilenlerin kurum dışına çıkmalarını her ne suretle olursa olsun engelleyenler, hükümlü ve tutukluları bu fiillere teşvik edenler, bu yolda talimat verenler, mevzuatın hükümlü ve tutuklulara tanıdığı sair her türlü görüşme ve temas olanağını engelleyenler, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılırlar.

(2) Hükümlü ve tutukluların beslenmesini engelleyenler hakkında iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası verilir. Hükümlü ve tutukluların açlık grevine veya ölüm orucuna teşvik veya ikna edilmeleri ya da bu yolda kendilerine talimat verilmesi de beslenmenin engellenmesi sayılır.

(3) Beslenmenin engellenmesi nedeniyle kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinden biri veya ölüm meydana gelmiş ise, ayrıca kasten yaralama veya kasten öldürme suçlarına ilişkin hükümlere göre cezaya hükmolunur.” hükmüne amirdir.

9. 3071 Sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanun “Dilekçe hakkı” başlıklı 3. Maddesi; “Türk vatandaşları kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikayetleri hakkında, Türkiye Büyük Millet

Meclisine ve yetkili makamlara yazı ile başvurma hakkına sahiptirler.” Hükmüne amirdir.

10. Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi İle Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında

Yönetmelik “Müdürün görevleri” başlıklı 7. Maddesi; “ (1) Müdür, kurumun en üst amiri olup, aynı zamanda işyurdunun da müdürüdür. Görevlerinden dolayı sıralı amirlerine karşı sorumludur. Müdürün görevleri şunlardır: ç) Hükümlülerin iyileştirilmesi, bilgilerinin artırılması, atölye çalışmaları, kişisel

uğraşlarının düzenlenmesi ve geliştirilmesinin sağlanması bakımından mevzuat hükümlerini uygulamak ve sağlık durumlarıyla yakından ilgilenmek” 10.1. Hükümlünün kendisine verilen yiyecek ve içecekleri reddetmesi” başlıklı 101. Maddesi; “(1)

Hükümlüler, hangi nedenle olursa olsun, kendilerine verilen yiyecek ve içecekleri sürekli olarak reddettikleri takdirde; bu hareketlerinin kötü sonuçları ile bırakacağı bedensel ve ruhsal hasarlar konusunda cezaevi tabibince bilgilendirilirler. Psiko-sosyal hizmet birimince de bu hareketlerinden vazgeçmeleri yolunda çalışmalar yapılır ve sonuç alınamaması hâlinde, beslenmelerine cezaevi tabibince belirlenen rejime göre uygun ortamda başlanır.

(2) Beslenmeyi reddederek açlık grevi veya ölüm orucunda bulunan hükümlülerden, birinci fıkra gereğince alınan tedbirlere ve yapılan çalışmalara rağmen hayati tehlikeye girdiği veya bilincinin bozulduğu cezaevi tabibi tarafından belirlenenler hakkında, isteklerine bakılmaksızın kurumda, olanak bulunmadığı takdirde derhal hastaneye kaldırılmak suretiyle muayene ve teşhise yönelik tıbbi araştırma, tedavi ve beslenme gibi tedbirler, sağlık ve hayatları için tehlike oluşturmamak şartıyla uygulanır.

(3) Yukarıda belirtilen hâller dışında, bir sağlık sorunu olup da muayene ve tedaviyi reddeden hükümlülerin sağlık veya hayatlarının ciddi tehlike içinde olması veya kurumda bulunanların sağlık veya hayatları için tehlike oluşturan bir durumun varlığı hâlinde de ikinci fıkra hükümleri uygulanır.

(4) Bu maddede öngörülen tedbirler, cezaevi tabibinin tavsiye ve yönetimi altında uygulanır. Ancak cezaevi tabibinin zamanında müdahale edememesi veya gecikmesi hükümlü için hayati tehlike doğurabilecek ise bu tedbirlere ikinci fıkrada belirtilen şartlar aranmaksızın başvurulur.

(5) Bu madde uyarınca hükümlülerin sağlıklarının korunması ve tedavilerine yönelik zorlayıcı tedbirler, onur kırıcı nitelikte olmamak şartıyla uygulanır.” 10.2. “Hükümlünün mektup, faks ve telgrafları alma ve gönderme hakkı” başlıklı 76. Maddesi;

“(1)Hükümlü, kendisine gönderilen mektup, faks ve telgrafları alma ve ücretleri kendisince karşılanmak koşuluyla, gönderme hakkına sahiptir. (2) Hükümlü tarafından gönderilen ve kendisine gelen mektup, faks ve telgraflar; mektup okuma komisyonu bulunan kurumlarda bu komisyon, olmayanlarda kurumun en üst amirince denetlenir. (3) Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye düşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütleri mensuplarının örgütsel amaçlı olarak haberleşmelerine neden olan, kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakareti içeren mektup, faks ve telgraflar hükümlüye verilmez. Hükümlü tarafından yazılmış ise gönderilmez. (4) Hükümlü tarafından resmi makamlara veya savunması için avukatına gönderilen mektup, faks ve telgraflar denetime tâbi değildir. Ancak hükümlünün savunması için avukatına gönderilen mektup, faks veya telgraflar 72 nci maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen hâllerin gerçekleşmesi hâlinde, bu gönderiler hakkında da 72 nci maddenin üç ilâ dokuzuncu fıkralarında belirtilen esas ve usuller uygulanır.” Hükümlerini içermektedir.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

11. İlgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, başvuru konusuna ilişkin “Ret Karar

Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

/

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 12. Başvuran, hükümlü olarak bulunduğu Bolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda bir kısım dilekçelerinin gereği yerine getirilmezken, bir kısım dilekçelerinin ise ilgili merciine iletilmediğini, idare tarafından psikolojik baskıya maruz kaldığını, tüm bu nedenler ile “ölüm orucuna” başladığını beyan ederek Kurumumuza başvuruda bulunmaktadır.

13. Anayasa’ da herkesin, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkı ile kişisel veya kamusal konularla ilgili dilek ve şikayetlerini yalnız veya başkaları ile birlikte yargı organı dışındaki resmi kuruluşlara sunabilme hakkına da sahip olduğu düzenlenmiş, 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 68’inci maddesi gereğince, hükümlü ve tutukluların resmi mercilere gönderdikleri mektupların denetime tabi tutulmayacağına yer verilerek, TCK 121. Maddesinde kişinin belli bir hakkı kullanmak için yetkili kamu makamlarına verdiği dilekçenin hukuki bir neden olmaksızın kabul edilmemesi “Dilekçe Hakkının

Kullanılmasının Engellenmesi” suçu olarak tanımlanarak, hak arama özgürlüğünün kullanılması güvence altına alınmıştır.

14. Açıklananlar ışığında, Ceza İnfaz Kurum İdarelerince tutuklu/hükümlüler tarafından verilen dilekçelerin akıbetleri hakkında bilgi verilmesi, gönderilen kayıtların evrak kayıt numarası veya barkod numaraların ilgilileri ile paylaşılması ve anayasal hakların önüne geçecek hak ihlallerine sebebiyet verecek uygulamalara mahal verilmemesi ile Anayasal haklardan olan dilekçe ve yasal yollara başvurma hakkının korunmasının sağlanması ve esas olmalıdır.

15. Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi İle Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmelik ile

“Hükümlülerin iyileştirilmesi, bilgilerinin artırılması, atölye çalışmaları, kişisel uğraşlarının düzenlenmesi ve geliştirilmesinin sağlanması bakımından mevzuat hükümlerini uygulamak ve sağlık durumlarıyla yakından ilgilenmek” müdürün görevleri arasında düzenlenmiştir.

16. Somut olaya bakıldığında; başvuran dilekçelerin ilgili merciine gönderilmediği, yetkililer ile görüşme istemli dilekçelerinin gereğinin yerine getirilmediği ve bu suretle psikolojik baskı altına alındığını ileri sürmüştür. İlgili idarenin cevabi yazısında hükümlü ve tutukluların resmi mercilere denetime tabi olmaksızın ileti gönderebildiği, bahse konu ceza infaz kurumunda bulunan tüm hükümlü ve tutukluların yazmış olduğu dilekçelerin göndermek istedikleri yere gerekli kontrollerin yapılmasının ardından ivedilikle gönderildiği, talepte bulunmaları halinde dilekçelerinin gönderildiğine dair dilekçe çıkış numaralarının verildiğinin belirtildiği, aksini kanıtlar somut bir veri de bulunmadığı, başvuranın yazmış olduğu 36 ( otuz altı ) adet dilekçesinin, gerekli kontrollerinin yapılmasının ardından ilgili mercilere gönderildiği, başvuranın Ceza İnfaz Kurum Müdürü ile görüşme talepli dilekçeleri doğrultusunda 2018 yılı içerisinde 17 defa, 2019 yılı içerisinde 34 defa, 2020 yılı içerisinde 9 defa ve 2021 yılı içerisinde 5 defa olmak üzere toplam da 65 kez kendisi ile görüşme yapılarak sorun ve talebine ilişkin değerlendirmeler konusunda kendisine bilgi verildiği görülmüştür. Bu hususlar gözetilerek başvuranın psikolojik baskıya maruz kaldığı iddiaları değerlendirildiğinde, kötü muamele konusundaki iddiaların, uygun delillerle ile desteklenmesi ve

iddia edilen olayların gerçekliğini tespit etmek için, makul şüphenin kalmaması yönünde kanıtların varlığı gerekmekte olduğu ( AYM, B.No: 2013/293, 17/7/2014; 2013/293, 17/7/2014, AİHM, Klaas/Almanya, B.No: 15473/89, 22/9/1993 ), diğer yandan başvuranın genel ve soyut iddialarda bulunduğu, somut hiçbir olaydan bahsetmediği gibi iddia ettiği olaylara ilişkin herhangi bir somut bilgi de vermediği, yukarıda yer verilen veriler ışığında başvuranın iddialarının dayanaktan yoksun olduğu, idarenin üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiği, iş ve işlemlerinde hukuka ve hakkaniyete aykırılık bulunmadığı değerlendirilmiştir.

17. Başvuran yukarıda yer verilen şikayetleri dahilinde “ölüm orucu” eylemine başladığını belirtmiş olduğundan bu hususta yapılan incelemede; ilgili idare tarafından, başvuranın 09.07.2020 tarihinde “ölüm orucu” eylemine başladığı, başlangıç tarihi itibariyle rutin takiplerinin başlatıldığı ve ölüm orucu eylemini bitirdiği tarihe kadar kontrollerinin yapıldığı, bu süreçte başvuranın sağlık durumunda herhangi bir olumsuzluk yaşanmadığı ve başvuranın eylemini 02.09.2020 tarihinde bitirmiş olduğu bildirilmiş olduğu, başvuran tarafından da aksi yönde herhangi bir iddiada bulunulmadığı görülmekle, idarenin iş ve işlemlerinde hukuka ve hakkaniyete aykırılık tespit edilmemiştir.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 18. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup, idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak

Kurumumuza gönderildiği anlaşılmıştır.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT

19. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21. maddesinin 1.fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre, kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup Bolu İnfaz Hakimliği nezdinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle, BAŞVURUNUN REDDİNE

Kararın Başvurana ve Adalet Bakanlığına tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi

/