ÖZET: Başvuran, Elazığ 2 Nolu Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunmakta olup, İstanbul Üniversitesi’nde doktora eğitimine devam edebilmek için İstanbul’daki ceza infaz kurumlarına nakil talep etmiştir. Ancak, Adalet Bakanlığı, başvuranın nakil talebini reddetmiştir. Reddin gerekçeleri arasında, başvuranın bulunduğu kurumun doluluk oranı, talep edilen kurumların yüksek güvenlikli olma zorunluluğu ve Covid-19 tedbirleri yer almaktadır. 5275 sayılı Kanun’un 53. maddesi, hükümlülerin eğitim ve öğretim nedenleriyle başka bir kuruma nakledilebileceğini belirtirken, bu talebin yerine getirilebilmesi için belirli şartların sağlanması gerektiği vurgulanmıştır.

AİHM kararları da, hükümlülerin aileleriyle iletişim kurma hakkının korunması gerektiğini belirtmektedir. Ancak, başvuranın talep ettiği kurumların mevcut durumları ve güvenlik gerekçeleri nedeniyle nakil talebinin reddedilmesi hukuka uygun bulunmuştur. Bununla birlikte, başvuranın durumu ve eğitim hakkı göz önünde bulundurularak, ilerideki boşalma durumlarında nakil talebinin yeniden değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Bu durum, hükümlülerin eğitim haklarının ve aile bağlarının korunması açısından önem taşımaktadır.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2021/14607-S.21.23393

BAŞVURU NO : 2021/9833

KARAR TARİHİ : 11/10/2021

KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : ADALET BAKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın, İstanbul ilinde bulunan ceza infaz kurumlarından birine nakil talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 24/05/2021

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran; Elazığ 2 Nolu Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunduğunu, İstanbul

Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu Hukuku Ana Bilim Dalında doktora öğrencisi olduğunu, İstanbul ili dışında bulunan ceza infaz kurumlarında barındırıldığı için sınavlara katılamadığını ve eğitime devam edemediğini, bu durumun eğitim hakkını ihlal ettiğini, bunun yanında ailesinin İstanbul ilinde ikamet ettiğini ve ziyaretine çok az gidebildiklerini, eğitime devam edebilmek için İstanbul ilinde bulunan ceza infaz kurumlarından birine nakledilmesi için talepte bulunduğunu ancak taleplerinin reddedildiğini, İstanbul iline naklinin yapılmaması durumunda 2021-2022 eğitim ve öğretim dönemi için kayıt yaptıramayacağını ve eğitimine devam edemeyeceğini belirterek doktora eğitimine devam edebilmesi ve ailesinin kendisini daha fazla ziyaret edebilmesi için İstanbul ilinde bulunan ceza infaz kurumlarından birine naklinin yapılmasını talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün başvuru konusuna ilişkin 02/08/2021 tarih ve sayılı yazısı ve eklerinde özetle; 2.1. Başvuranın bilgi formunun incelenmesi sonucunda, infaz edilmemiş ve kaldırılmamış herhangi bir disiplin cezasının bulunmadığı, adı geçenin şu an barındırıldığı Elazığ 2 No.lu Yüksek Güvenlikli Kapalı

Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 492, mevcudunun 386, doluluk oranının %78 olduğu, naklini talep ettiği; Silivri 3 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 1677, mevcudunun 2310, doluluk oranının %138, Kocaeli 2 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 368, mevcudunun 294, doluluk oranının %80, Tekirdağ 1 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza

İnfaz Kurumunun kapasitesinin 368, mevcudunun 318, doluluk oranının %86, Maltepe 1 No.lu L Tipi

Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 1756, mevcudunun 2616, doluluk oranının %149, Bolu F Tipi

Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 368 mevcudunun 329, doluluk oranının

%89, Silivri 8 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 1677, mevcudunun 2563, doluluk oranının %153, Maltepe 2 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 1756, mevcudunun 2621, doluluk oranının %149, Tekirdağ 2 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 550, mevcudunun 446, doluluk oranının %81, Kocaeli 1 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli

Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 368, mevcudunun 269, doluluk oranının %73, Silivri 5 No.lu

L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 1677, mevcudunun 2712, doluluk oranının %162 olduğu, 2.2. Ülke genelinde, ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutukluların; hastalık, disiplin, güvenlik, özellikle toplu nakiller ve tutukluların mahkeme nedeniyle yapılan sevkleri sonucu, ceza infaz kurumu mevcutlarının günaşırı değiştiği, ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerin nakil taleplerinin, talep edilen kurumların mevcudunun o günkü veriler göz önüne alınarak değerlendirildiği, nakil taleplerinin incelenmesinde; kurumun kapasitesi, güvenliği ve hangi suç türüne ait odaların bulunduğu, kişilerin can güvenliğine ilişkin olarak, talepte bulunanın hasım olarak bildirdiği bir kişinin talep ettiği kurumda bulunup bulunmadığı gibi hususlar göz önünde bulundurulduğundan, her talebin uygun değerlendirilemediği, 2.3. Ayrıca, 5275 sayılı Kanun’un 9’uncu maddesi kapsamındaki kişilerin yüksek güvenlikli veya bir bölümü yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılmak zorunda olduğu, başvuranın da suç türü itibariyle yüksek güvenlikli veya bir bölümü yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılmasının gerektiği, ülkemizde F tipi yüksek güvenlikli ve yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarının sayısının kısıtlı, kapasitelerinin de diğer kurumlara nazaran çok düşük ve kurumlarda bulunan odaların bir ve üç kişilik olduğu, ülke genelinde bulunan F tipi yüksek güvenlikli ve yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarının doluluk oranlarının titizlikle takip edildiği ve kapasitelerinin tam doluluk oranının üstüne çıkmamasının sağlanmaya çalışıldığı, doluluk oranları %100’ü aştığı anda bahse konu kurumlardan nakil talebinde bulunan kişilerden, hükümlü ve tutuklu bilgi formu ile ceza infaz kurumu dosyasında incelemeler yapıldıktan sonra, bir bölümü yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılmasında bir sakınca bulunmadığı tespit edilen kişiler belirlenerek diğer kurumlara kapasite nedeniyle nakillerin yapıldığı, yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarının mevcutlarının olağan dışı durumlar hariç hiçbir zaman kapasitenin üzerine çıkarılmamaya çalışıldığı, söz konusu uygulamanın, ülkemizde her an meydana gelmesi muhtemel olaylarla mücadele etme amacıyla tedbir amaçlı uygulandığı, F tipi yüksek güvenlikli ve yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarına nakil talep eden birçok hükümlü/tutuklu olduğu, bu taleplerin tamamının olumlu karşılanması halinde bu kurumların güvenli bir şekilde işleyişini sürdürmesinin neredeyse imkânsız bir hal alacağı, tüm bu nedenlerle başvuranın nakil talebinin uygun görülmediği, 2.4. Eğitim nedenli nakil taleplerine ilişkin olarak da “05/06/2015 tarihli ve 167 sayılı Genelge’nin ‘Eğitim ve Öğretim Nedeniyle Nakil’ başlıklı 19’uncu maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde, “talep edilen kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması” ifadelerinin yer aldığı ve ilgili Genelgeye göre işlem yapıldığı, adı geçenin nakil talebinde bulunmuş olduğu ceza infaz kurumları incelendiğinde, İstanbul ili ve çevresindeki kapalı ceza infaz kurumlarına öncelikli nakil talebinde bulunduğunun tespit edildiği, bu illerin suç ve yargılama yeri nedeniyle pek çok davanın merkezi olduğu, söz konusu ilde bulunan kapalı

ceza infaz kurumlarına duruşmalar nedeniyle haftalık olarak nakil yapıldığı, sirkülasyonun çok fazla olduğu, kurumların mevcutlarının haftadan haftaya yapılacak olan duruşma sayıları, görülen davalar ve dava dosyalarında bulunan sanıkların çokluğuna göre değiştiği, diğer yandan, İstanbul ilinde DHKP/C, FETÖ/PDY, DEAŞ ve buna benzer örgütlerden tutuklu olarak yargılanan kişilerin duruşma nedeniyle sevklerinin geçici olarak yine bu kampüsler içinde bulunan ceza infaz kurumlarına yapıldığı ve anılan kurumlarda sirkülasyonun fazla olduğu, 2.5. Bunun yanında, nakil taleplerinin değerlendirmeye alınıp alınmayacağına Sağlık Bakanlığı Bilim

Kurulunun hükümlü ve tutukluların nakillerine ilişkin tavsiyeleri doğrultusunda karar verildiği, 05/03/2021 tarihli ve E-35211520-249.01-890/20512 sayılı genel yazı ile 01/03/2021-19/03/2021 tarihleri arasında bir defaya mahsus isteğe bağlı nakil taleplerinin alındığı ve 19/03/2021 tarihi itibarıyla sistemin taleplere kapatıldığı ancak Covid-19 pandemi seyrine göre Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulunun tavsiyeleri doğrultusunda önümüzdeki aylarda nakillerin açılması durumunda başvuranın tekrardan isteğe bağlı nakil talebinde bulunması halinde talebinin değerlendirileceği, 2.6. Başvuranın, açık ve kapalı görüş hakkını kullandığı, telefon görüş hakkını da düzenli olarak annesi ile gerçekleştirdiği ve bunlara ilişkin olarak ziyaret raporları ile telefon görüşme tutanağının bir örneğinin ekte gönderildiği, Açıklamalarına yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın; 3.1. “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13’üncü maddesinde: “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” 3.2. “Özel hayatın gizliliği’’ başlıklı 20’nci maddesinde: “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.” 3.3. “Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi” başlıklı 42’nci maddesinde: “Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz. Öğrenim hakkının kapsamı kanunla tespit edilir ve düzenlenir.”

3.4. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinde:

“…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…”, 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun; “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında: “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 5. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunu’nun;

5.1. “İnfazda temel amaç” başlıklı 3’üncü maddesinin birinci fıkrasında: “Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temel amaç, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmaktır.” 5.2. “Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları” başlıklı 9’uncu maddesinde: “(1) Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları, iç ve dış güvenlik görevlilerine sahip, firara karşı teknik, mekanik, elektronik ve fizikî engellerle donatılmış, oda ve koridor kapıları sürekli kapalı tutulan, ancak mevzuatın belirttiği hâllerde aynı oda dışındaki hükümlüler arasında ve dış çevre ile temasların geçerli olduğu sıkı güvenlik rejimine tâbi hükümlülerin bir veya üç kişilik odalarda barındırıldıkları tesislerdir. Bu kurumlarda bireysel veya grup hâlinde iyileştirme yöntemleri uygulanır…” 5.3. ‘‘Hükümlülerin nakilleri” başlıklı 53’üncü maddesinin birinci fıkrasında: “Hükümlüler, kendi istekleri veya toplu sevk, disiplin, asayiş ve güvenlik, hastalık, eğitim, öğretim, suç ve yargılama yeri nedenleriyle başka bir kuruma nakledilebilirler.” 5.4. ‘‘Kendi istekleri ile nakil’’ başlıklı 54’üncü maddesinde: “(1) Hükümlülerin kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için; a) Gitmek istedikleri kurumlardan durumlarına uygun en az üç yeri belirten bir dilekçe vermeleri, b) Nakil giderlerini peşin olarak ödemeyi kabul etmeleri, c) Ceza infaz kurumlarında bulunulması gereken sürenin üç aydan fazla olması, d) İyi hâl göstermeleri, disiplin cezası almamış veya kaldırılmış olması, e) İstekte bulunulan kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi olmaması, f) Mahkûmiyet sürelerine uygun hükümlülerin barındırıldığı bir kurum olması, g) Daha önce disiplin nedeniyle ayrılmak zorunda kaldıkları kurum olmaması, gerekir…” 5.5. “Öğretimden yararlanma” başlıklı 76’ncı maddesinde: “(1) Açık ceza infaz kurumları ile çocuk eğitimevlerinde bulunan hükümlülerin örgün ve yaygın, kapalı ceza infaz kurumunda bulunan hükümlülerin yaygın öğretimden yararlanmaları sağlanır…” 5.6. “Kapalı ceza infaz kurumu dışına çıkma hâlleri” başlıklı 92’nci maddesinde: “(1) Hükümlü; izin, hastaneye, Cumhuriyet Başsavcılığına veya duruşmaya sevk, eğitim, öğretim, işyurdu, cezanın ertelenmesi, salıverilme, nakil, deprem, sel gibi doğal afet ve yangın hâlleri dışında ve yetkili makamca verilmiş yazılı bir emir olmadıkça kapalı kurumun dışına çıkarılamaz. 9 uncu maddenin ikinci fıkrasında yazılı suçlardan hükümlü ve tutuklu olanların, ceza infaz kurumu düzeni ile toplum güvenliğini tehlikeye düşürebileceği, terör örgütü veya diğer suç örgütü üyelerinin örgütsel amaçlı faaliyet ve haberleşmelerine imkân sağlayabileceği, yol, kalınacak ceza infaz kurumu ya da sınav merkezi veya okulda güvenlik açısından sakınca bulunabileceği değerlendirildiği takdirde kurum dışına çıkmaları Cumhuriyet başsavcılığı tarafından kısıtlanabilir…” 6. Adalet Bakanlığının 05/06/2015 tarihinde kabul edilerek yürürlüğe konulan 167 sayılı Ceza İnfaz

Kurumlarının Tahsisi, Nakil İşlemleri ve Diğer Hükümler konulu Genelgesi’nin; 6.1. ‘‘Hükümlülerin Kendi İstekleri İle Nakilleri’’ başlıklı 15’inci maddesinde: “(1) Hükümlülerin kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için;… h) Talep ettikleri ceza infaz kurumunda kendileri, diğer hükümlüler ve kurum açısından güvenlik riski oluşturmaması, ı)Disiplin

nedeniyle ayrıldıkları kurumlar hariç, talep ettikleri kurumlarda daha önce kalmış iseler, Bakanlıkça değerlendirilmek üzere; kendileri, diğer hükümlüler veya kurum açısından somut gerekçelerle güvenlik riski oluşturup oluşturmayacakları hususunda bu yer idare ve gözlem kurulunun taleple ilgili görüşünün alınmış olması, j) Bakanlık tarafından dönem itibariyle isteğe bağlı nakle kapatılmış olmaması, gerekir…” 6.2. “Eğitim ve Öğretim Nedeniyle Nakil” başlıklı 19’uncu maddesinde: “(1) Hükümlüler eğitim ve öğretim nedeniyle; a) Nakil giderlerini peşin olarak ödemeyi kabul etmeleri, b)Eğitimini sürdürdüğüne dair eğitim kurumundan belge ibraz etmeleri, c) Talep edilen kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması, d) Tutuklulara tahsisi edilmiş olmaması, e) Daha önce disiplin nedeniyle ayrılmak zorunda kaldıkları kurum olmaması, f) Almış oldukları disiplin cezaları, cezanın türü ve ceza almalarına neden olan eylemin niteliği, suç vasıfları itibariyle, talep ettikleri ceza infaz kurumunda güvenlik riski oluşturmamaları, koşuluyla, süreli veya daimi olarak Bakanlıkça başka bir ceza infaz kurumuna nakledilebileceklerdir…” 7. Genç Yetişkin Hükümlü ve Tutukluların Eğitim ve İyileştirme İşlemleri ve Diğer Hükümler

Hakkında 46/1No’lu Genelge’nin “Eğitim-Öğretim Çalışmaları” başlıklı 4’üncü Bölümünün F

Yüksek Öğretim Çalışmaları başlığının birinci fıkrasında: “Herhangi bir yükseköğretim kurumuna devam ederken tutuklanan veya hüküm giyen öğrencilerin ya da ceza infaz kurumundayken üniversite sınavını kazanan hükümlü ve tutukluların kapalı ceza infaz kurumlarından, okullarının kabul etmesi durumunda, dış güvenlik görevlisi muhafazasında, açık ceza infaz kurumlarından iç güvenlik görevlisi nezaretinde ara, yıl sonu, bütünleme ve mazeret sınavlarına katılmaları sağlanacaktır. Talebi olması hâlinde okullarının kabul etmesi koşuluyla kayıt dondurma işlemi yapılması için girişimlerde de bulunulacaktır.”, dördüncü fıkrasında; “Açık ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlüler, kurumla aynı

Büyükşehir belediyesi veya belediye sınırları içinde olan herhangi bir yükseköğretim kurumunda okuma hakkını kazandıklarında, okullarının kabul etmesi hâlinde, talepleri doğrultusunda, okullarına devam etmeleri ve örgün eğitimden yararlanmaları sağlanacaktır.” 8. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 9 Aralık 1988 tarihli ve 43/173 sayılı kararıyla kabul edilen, “Herhangi Bir Şekilde Tutulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunmasına İlişkin Prensipler Bütünü” nün, 8.1. ‘‘Aile mensupları ve dış dünya ile iletişim kurma hakkı’’ başlıklı 19’uncu maddesinde: “Tutulan veya hapsedilen bir kimseye kanunda veya kanuna dayanan bir düzenlemede belirtilen makul şartlara ve sınırlamalara tabi olarak, özellikle aile üyeleri tarafından ziyaret edilebilme ve onlarla haberleşme gibi, dış dünya ile iletişim kurabilmesi için kendisine yeterli imkan verilir.” 8.2. ‘‘İkametgahına yakın bir yerde tutulma hakkı’’ başlıklı 20’nci maddesinde: “Tutulan veya hapsedilen kişi talep ettiği takdirde, mümkün olduğu ölçüde ikamet ettiği yere makul uzaklıktaki bir tutukevinde veya hapishanede tutulmalıdır.” 9. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Üye Devletlere Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararına Ek, 9.1. “Temel İlkeler” başlıklı 3’üncü maddesinde: “Özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilere getirilen kısıtlamalar, asgari gereklilikte ve haklarında hükmedilen kararın meşru amacıyla orantılı olmalıdır.

9.2. “Yerleştirme ve Barındırma” başlıklı 17’nci maddesinde: “Mahpuslar, mümkün olabildiğince evlerine veya sosyal rehabilitasyon ortamlarına yakın cezaevlerine yerleştirilmelidirler.”, “Cezaevlerine

yerleştirmede, suçun devamlı takibi, güvenlik ve emniyet gerekleri ve tüm mahpuslara uygun rejimlerin sağlanması ihtiyacı hesaba katılmalıdır.’’, ‘‘ İlk yerleştirme ve sonradan yapılacak bir cezaevinden diğerine nakil konusunda, mümkün olabildiğince mahpusa danışılmalıdır.” 9.3. “Dış Dünya ile İlişki’’ başlıklı 24’üncü maddesinde: ‘‘Mahpusların mümkün olabilen sıklıkta mektup, telefon veya diğer iletişim vasıtalarıyla aileleriyle, başka kişilerle ve dışarıdaki kuruluşların temsilcileriyle haberleşmelerine ve bu kişilerin mahpusları ziyaret etmelerine izin verilmelidir.’’, ‘‘

Ziyaretler için yapılan düzenlemeler, mahpuslara aile ilişkilerini mümkün olduğunca normal bir düzeyde sürdürmelerine ve geliştirmelerine izin verecek bir tarzda olmalıdır.’’, ‘‘Cezaevi yetkilileri, dış dünyayla yeterli bir iletişim sürdürmelerinde mahpuslara yardım etmelidirler ve bunun için onlara “uygun destek ve yardım sağlamalıdırlar.’’

Düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

10. İlgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan “Kısmen Tavsiye Kısmen Ret

Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme

11. Elazığ 2 Nolu Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunan başvuran, doktora eğitimine devam edebilmesi ve ailesinin kendisini daha fazla ziyaret edebilmesi için İstanbul ilinde bulunan ceza infaz kurumlarından birine naklinin yapılmasını talep etmektedir.

12. Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazıyla ulaşılmak istenen temel amaç, 5275 sayılı Kanun’un 3’üncü maddesinde, “öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmak” olarak ifade edilmiştir. Bu düzenleme doğrultusunda kanun koyucu, bir taraftan suçun karşılığı olan cezanın uygulanmasıyla benzer fiilleri engellemeyi hedeflemekte; diğer taraftan ise, hükümlüyü topluma kazandırarak sosyal barışı tesis etmeye çabalamaktadır. Dolayısıyla infazın özellikle hapis cezasının infazının amacı, sadece belli bir yerde çekilmesi gereken cezanın sürekliliği için hükümlünün infaz kurumunda muhafaza edilmesi değildir. Hükümlü, cezanın infazından sonra yeniden topluma döneceğinden, infaz sırasında hükümlünün yeniden toplumun bir üyesi olmasını sağlamak ve suç işlenmesini önlemek amacıyla iyileştirilmesi gerekliliği ön plana çıkmıştır. Bu bakımdan, hükümlülerin yakınlarıyla olan ilişkilerinin devamının sağlanması, infaz rejiminin ıslah edici rolünün bir parçasıdır.

13. 5275 sayılı Kanun, ilgili Yönetmelik ve 167 sayılı Genelge’de hükümlülerin kendi istekleri ile nakli düzenleme altına alınmış ve nakil şartları belirtilmiştir. İlgili mevzuatta hükümlülerin, ailelerinin ikamet yerlerine yakın ceza infaz kurumlarına yerleştirilmelerine yönelik bir hüküm bulunmamakla birlikte 5275 sayılı Kanun’un 53’üncü maddesinde, hükümlülerin, kendi istekleri veya toplu sevk, disiplin, asayiş ve

güvenlik, hastalık, eğitim, öğretim, suç ve yargılama yeri nedenleriyle başka bir kuruma nakledilebilecekleri düzenlenmiştir. İlgili mevzuatta öngörülmüş olan, kendi istekleri ile nakil hükmü ile disiplin cezası, zorunlu hal, hastalık hali olmasa dahi, maddede düzenlenen şartlar oluştuğu takdirde naklin mümkün olduğu düzenlenmiştir. Dolayısıyla, bu düzenlemeler kapsamında hükümlülerin ailelerinin ikamet ettiği yer ya da eğitim, öğretim gibi nedenlerle nakledilmeleri mümkündür.

14. Anayasanın 20’nci ve AİHS’nin 8’inci maddelerinde, herkesin ‘özel ve aile hayatına saygı hakkına’ sahip olduğu düzenlenmiştir. Hapis cezasına mahkûmiyet, doğası gereği, hükümlünün özel ve aile hayatının kısıtlanması sonucunu doğuracaktır. Ancak mahkûmun yakınları ile bağlantıda kalmasının, özel ve aile hayatına saygı hakkının esaslı unsurlarından olduğu ve cezaevi idaresinin bu konuda gerekli yardımı sağlaması gerektiği Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından vurgulanan bir husustur. (Messina v. Italy, 25498/94; Epners-Gefners v. Latvia, 37862/02)

15. AİHM’in, Vintman davasına ilişkin olarak vermiş olduğu 23/01/2015 tarihli Daire kararında (Vintman v. Ukrayna, 28403/05); AİHS’nin, mahkûmlara cezalarının nerede infaz edileceği konusunda bir seçim hakkı tanımadığını, mahkûmların ailelerinden ayrı olduklarını ve ailelerinden uzak olmalarının hapis cezasının bir sonucu olduğunu, ancak, mahkûmun, ailesinin ziyaretlerini zorlaştıracak ya da imkânsız hale getirebilecek denli uzak bir bölgede barındırılmasının, aile hayatına müdahale teşkil edebileceğini belirtmiştir. Mahkeme orantılılık yönünden yaptığı incelemesinde ise; mahkûmun, ailesine yakın bir kuruma transfer talebinin reddi için, cezaevlerindeki aşırı yoğunluğun meşru bir gerekçe olarak öne sürülebileceğini, ancak bu durumda dahi mahkûmun görece daha yakın cezaevlerine nakli hususunun değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Aksi halde, yani kişinin nispeten daha yakın bir bölgeye nakli önünde meşru bir engel yokken uzakta bulunan bir kurumda barındırılması halinde, AİHS’nin 8.

maddesinin ihlali sonucu doğabileceğini vurgulamıştır.

16. Hem AİHM kararlarında, hem Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 9 Aralık 1988 tarihli ve 43/173 sayılı kararıyla kabul edilen, “Herhangi Bir Şekilde Tutulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunmasına İlişkin

Prensipler Bütünü” nün ilgili maddesinde ve hem de Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Üye

Devletlere Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararının 17.1. maddesinde, hükümlülerin evlerine (ailelerine) yakın ceza infaz kurumuna yerleştirilmelerinin uygun olduğu belirtilmiştir.

17. Hükümlülerin dış dünyayla temaslarının makul düzeyde devam ettirilmesi, bu bağlamda özellikle aileleriyle etkin bir iletişim kurmalarına yardımcı olunması, bu kişilerin rehabilitasyonu ile de yakından ilgilidir. Aile bağlarının korunup geliştirilmesinin hükümlülerin psikolojisi açısından olumlu sonuçlar doğurduğu, yeniden sosyalleşmeleri ve tekrar suç işlemelerinin önlenmesinde önemli bir unsur olduğu sıklıkla ifade edilmektedir (Bu konuda bakınız; İngiltere ve Galler Bölgesi Ceza İnfaz Kurumları

Denetçiliği, Yetişkin Mahkûmların Rehabilitasyonu konulu Rapor, Eylül 2014).

18. Eğitim hakkı konusunda ise, Anayasa’nın 42’nci maddesinde, “Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz.” düzenlemesine yer verilmiş aynı husus Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde de belirtilmiştir. Ancak; tutuklu ve hükümlülerin eğitim hakkına yönelik değerlendirmelerde tutuklu ve hükümlüler açısından ceza infaz kurumunda bulunmanın doğal ve kaçınılmaz sonuçları göz önünde tutulmalıdır. Zira tutuklu ve hükümlülerin temel hak ve hürriyetlere genel olarak sahip olmaları, bu hakların tutuklu ve hükümlüler için ceza infaz kurumu dışındaki bireyler kadar güvence altına alındığı anlamında

değerlendirilmemelidir. Ceza infaz kurumlarının işlevi ve amacı kapsamında tutuklu ve hükümlülerin hakları ceza infaz kurumuna girmekle zaten sınırlanmıştır.

19. Temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılmasına ilişkin olarak Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen kanunla, meşru bir amaçla ve demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olarak ölçülü olma şartları gözetilerek mahkûmların haklarına yönelik sınırlandırma yapılması mümkündür. AİHM de, “hükümlüler”in bir mahkeme tarafından verilen mahkumiyetin infazı için tutuldukları süreye karşılık gelen süre boyunca (Epistatu/Ramanya, B. No: 29343/10, 24/9/2013), “tutuklular”ın ise devam etmekte olan bir yargılama esnasındaki yasal tutukluluk süresi zarfında (Baltan/Türkiye, B. No: 32777/09, 27/3/2012) tam zamanlı eğitime erişimlerinin engellenmesinin ek 1 No.lu Protokol’ün 2. maddesinin birinci cümlesi kapsamında eğitimden yoksun bırakma olarak değerlendirilemeyeceği görüşündedir. Bu kapsamda AİHM, Sözleşme’ye hükümlü veya tutukluların ceza infaz kurumunda bulundukları süre zarfında fiilen eğitimlerine devam edememelerinin eğitim hakkını ihlal ettiğine ilişkin başvuruları açıkça dayanaktan yoksun bulmaktadır (Durmaz, Işık, Unutmaz ve Sezal/Türkiye, B. No: 46506/99, 46569/99, 46570/99, 4/9/2001).

20. Bunların yanında, 27/07/2007 tarihli ve 46/1 Nolu Genelge’nin; 4/F-1’inci maddesi; “Herhangi bir yüksek öğretim kurumuna devam ederken tutuklanan veya hüküm giyen öğrencilerin ya da ceza infaz kurumundayken üniversite sınavını kazanan hükümlü ve tutukluların kapalı ceza infaz kurumlarından, okullarının kabul etmesi durumunda, dış güvenlik görevlisi muhafazasında ara, yıl sonu, bütünleme ve mazeret sınavlarına katılmaları sağlanacaktır.” hükmü yer almaktadır. Bahse konu hüküm kapsamında

Devlete; tutuklanan veya hüküm giyen öğrencilerin derslere devam etmesini sağlamak adına pozitif bir yükümlülük yüklenmemiştir. Devletin yükümlülüğü, okullarının kabul etmesi durumunda, tutuklu/hükümlülerin sınavlara katılmalarını sağlamak olarak belirlenmiştir. Dolayısıyla; başvuranın mahkeme kararına bağlı olarak kapalı ceza infaz kurumunda hükümlü statüsünde bulunması nedeniyle tam zamanlı olarak doktora eğitimine katılabilmesinin mümkün olmadığı görülmektedir.

21. Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamında somut olay değerlendirildiğinde; başvuranın, 5275 sayılı Kanun’un 53’üncü maddesi kapsamında eğitim, öğretim nedeniyle başka bir kuruma nakledilmeyi talep hakkının bulunduğu ancak; talebinin yerine getirilebilmesi için aynı Kanun’un 54’üncü maddesinde yer alan ve 167 sayılı Genelge ile bu maddeye ek olarak aranan şartların da mevcudiyetinin arandığı, bu kapsamda, başvuranın nakil isteminde bulunduğu kurumların bir kısmının kapasitesinin dolu olduğu, bazı kurumların ise kapasitelerinin %100 dolu olmadığı görülmekte ise de başvuranın hükümlü olduğu suç grubundan dolayı yüksek güvenlikli veya bir bölümü yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumunda barındırılması gerektiği, başvuranın nakil isteminde bulunduğu kurumların tamamının yüksek güvenlikli olmaması, barındırılabileceği oda sayı ve konumunun kısıtlı oluşu ve nakil talep edilen kurumlarda aynı suç grubundan tutuklu/hükümlülerin yoğunlukta olması dolayısıyla kurum güvenliğini zafiyete uğratabileceği, bunun yanı sıra, başvuranın nakil talebinde bulunmuş olduğu İstanbul ilinin suç ve yargılama yeri nedeniyle pek çok davanın merkezi olduğu, İstanbul ilinde bulunan ceza infaz kurumlarına duruşmalar nedeniyle haftalık olarak nakil yapıldığı ve sirkülasyonun çok fazla olduğu, kurumların mevcutlarının haftadan haftaya yapılacak olan duruşma sayıları, görülen davalar ve dava dosyalarında bulunan sanıkların çokluğuna göre değiştiği, bu itibarla ve talep edilen bu kurum kapasitelerinin de oldukça dolu olması nedeniyle idarece başvuranın talebinin yerine getirilmesinin mümkün olmadığı, bunun yanı sıra Covid-19 salgını nedeniyle alınan tedbirler kapsamında ve Sağlık

Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu’nun hükümlü ve tutukluların nakillerine ilişkin tavsiyeleri

doğrultusunda hükümlü ve tutukluların nakillerinin geçici olarak durdurulduğu ve ikinci bir talimata kadar kapalı ceza infaz kurumlarında kalan hükümlü, hükümözlü ve tutukluların isteğe bağlı nakil taleplerinin alınmaması, Bakanlığa gönderilmemesi ve mahallinde reddedilmesinin uygun görüldüğü, nakil taleplerinin değerlendirilmeye alınıp alınmayacağına ise yine Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu’nun tavsiyeleri doğrultusunda karar verilecek olduğu görülmekle, ilgili mevzuat kapsamında başvuranın nakil talebinin reddedilmesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olduğu, bununla birlikte başvuranın; infaz edilmemiş ve kaldırılmamış herhangi bir disiplin cezasının bulunmadığı, ailesinin İstanbul ilinde ikamet ettiği ve İstanbul Üniversitesi doktora öğrencisi olduğu hususları göz önünde bulundurularak Sağlık

Bakanlığı Koranavirüs Bilim Kurulunun hükümlü ve tutukluların nakillerine ilişkin tavsiyeleri doğrultusunda nakil taleplerinin değerlendirilmeye başlanması, başvuranın halen İstanbul Üniversitesi öğrencisi olması ve diğer nakil koşullarını taşıması, nakil talep edilen kurumlarda boşalma olması yahut nakil talep ettiği İstanbul iline daha yakın illerde durumuna uygun ve kapasitesi müsait kurumların bulunması durumunda nakil talebinin yeniden değerlendirilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 22. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup, idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak

Kurumumuza gönderildiği ayrıca idarenin başvuranla ilgili işlemlerinde “kanunlara uygunluk”, “makul sürede karar verme”, “hesap verilebilirlik”, “şeffaflık”, ve “kararların gerekçeli olması” ilkelerine uygun davrandığı, ancak idari işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceği bildirilmediğinden

“karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uygun davranmadığı anlaşılmış olup idarenin bundan böyle bu ilkeye de uyması beklenmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

23. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 17’nci maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu Denetçiliği Kurumuna dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup, anılan Kanunun 21’inci maddenin birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurum tarafından reddedilmesi hâlinde, (varsa) durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlar, 21’inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise (varsa) durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup ilgili

İdarenin işlemine karşı Ankara İdare Mahkemesi nezdinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİNE; Başvuranın talep ettiği kurumlara nakledilmesi talebinin REDDİNE, Covid-19 kapsamında alınan tedbirlerin kaldırılmasını takiben, başvuranın halen İstanbul Üniversitesinde doktora öğrencisi olması ve diğer nakil koşullarını taşıması kaydıyla, talep ettiği kurumlarda boşalma olması yahut nakil isteminde bulunduğu İstanbul iline daha yakın illerde durumuna uygun ve kapasitesi müsait infaz kurumlarının bulunması durumunda nakil talebinin yeniden değerlendirilmesi hususunda

ADALET BAKANLIĞI’NA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kanunun 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, bu karar üzerine tesis edilecek

işlemin 30 gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın, Başvurana ve Adalet Bakanlığına tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi