ÖZET: Başvuran, ailesinin ikamet ettiği Ankara iline yakın bir cezaevine nakil talep etmektedir. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 3. maddesi, infazın amacını, hükümlünün yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek ve topluma kazandırmak olarak belirlemektedir. Bu bağlamda, hükümlülerin aileleriyle ilişkilerinin sürdürülmesi, infaz rejiminin ıslah edici rolü açısından önem taşımaktadır. Ancak, başvuranın nakil talebi, mevcut cezaevlerinin doluluk oranları ve nakil koşullarının sağlanmaması nedeniyle reddedilmiştir.

Hukuki değerlendirmede, hükümlülerin kendi istekleriyle nakil taleplerinin kabulü için belirli şartların yerine getirilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Bu şartlar arasında, nakil istenen kurumda yer bulunması ve başvuranın durumunun o kuruma uygun olması yer almaktadır. Dolayısıyla, başvuranın talebinin reddedilmesi, hukuka uygun bir karar olarak değerlendirilmiştir. Ancak, ileride uygun koşullar oluşursa, başvuranın nakil talebinin yeniden değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmiştir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2019/5055-S.7557

BAŞVURU NO : 2019/339

KARAR TARİHİ : 03/07/2019

KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI

CEZA VE TEVKİFEVLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

BAŞVURUYA KONU İDARE :

BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın nakil talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 10/01/2019

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza başvuru yapan … … başvuru dilekçesi ve eklerinde özetle; Bafra … Tipi

Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu olduğunu, aynı zamanda Ankara Üniversitesi … Fakültesi öğrencisi olduğunu, Ohal sebebiyle sınavlara 2 yıl katılamadığını, bu sene 3. ve son kez okul kaydını yenilediğini, yönetmeliğe göre en fazla 3 yıl kalmanın telefi edilebileceğini, Ohal’in kalkması sebebiyle sınavlara girme hakkının doğduğunu, ayrıca ailesinin de Ankara İlinde ikamet ettiğini, eşinin de tutuklanması sonrasında çocuklarını ziyaretine getirecek kimsenin olmadığını bu nedenle çocuklarını da göremediğini belirterek; Ankara İlinde bulunan bir ceza infaz kurumuna naklini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzun 31/01/2019 tarih ve E… sayılı yazısı ile şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünden bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur. Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen 28/02/2019 tarih ve E. …/… sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle;

2.1 Adı geçenin, naklini engelleyecek infaz edilmemiş ve kaldırılmamış herhangi bir disiplin

cezasının bulunmadığı,

2.2 Bulundukları ceza infaz kurumundan başka ceza infaz kurumlarına nakil isteyen hükümlü

ve tutukluların: 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 54 üncü maddesi ile 05 06/2015 tarihli ve 167 Nolu Genelgenin 15 ncı maddesinin ilgili fıkraları gereğince, gitmek istedikleri kurumlardan durumlarına uygun en az üç yeri ve nakil giderlerini peşin olarak ödemeyi kabul ettiklerini belirtir şekilde yazmış oldukları dilekçelerini, ceza infaz kurumu idaresi aracılığı ile Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğüne göndermeleri gerektiği,

2.3 Hükümlülerin kendi istedikleri kurumlara nakledilebilmeleri için istekte bulunulan

kurumda yer bulunması, kurumun kapasitesi ve sınıfının uygun olması gerektiği,

2.4 Başvuranın nakil talep ettiği Sincan …No’lu … Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun

kapasitesinin 1764, mevcudunun 1862 doluluk oranının %106, Sincan … Nolu … Tipi

Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 1724, mevcudunun 2708, doluluk oranının

%157, Sincan … Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 1100, mevcudunun 1434, doluluk oranının%130, Sincan … Nolu … Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz

Kurumunun kapasitesinin 368, mevcudunun 333, doluluk oranının %90, Sincan … Nolu …

Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 368, mevcudunun 337, doluluk oranının %92 olduğu.

2.5 Başvuranın talep ettiği ceza infaz kurumlarının kapasitelerinin dolu olması nedeniyle nakil

talebinin uygun görülmediği

2.6 Kapalı kurumda bulunan ilgilinin yürürlükte bulunan mevzuat hükümleri gereğince örgün

eğitimden faydalanamayacağı, okulun kabul etmesi halinde masrafı kendisince karşılanarak ara, yılsonu, bütünleme ve mazeret sınavlarına katılabileceği, ancak bu durumun ceza infaz kurumu düzeni ile toplum güvenliğini tehlikeye düşürebileceği, terör örgütü veya diğer suç örgütü üyelerinin örgütsel amaçlı faaliyet ve haberleşmelerine imkân sağlayabileceği, yol, kalınacak ceza infaz kurumu ya da sınav merkezi ya da okulda güvenlik açısından sakınca bulunabileceği değerlendirildiği takdirde Cumhuriyet Başsavcılığınca sınırlama getirilebileceği hususları birlikte değerlendirildiğinde ilgilinin eğitim nedeniyle kalıcı sevki için zorunlu bir durumun bulunmadığı belirtilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13. maddesinde; “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

3.1 “Özel hayatın gizliliği” başlıklı 20. maddesinin 1. fıkrasında; “Herkes, özel hayatına ve

aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir.”

3.2 “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin

3. ve 4. fıkralarında; “(3) Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. (4) Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği

Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.” Hükümlerine amirdir.

4. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Özel ve aile hayatına saygı hakkı” başlıklı 8.

maddesinde; “Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.” kuralına yer verilmiştir.

5. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 9 Aralık 1988 tarihli ve 43/173 sayılı kararıyla kabul edilen “Herhangi Bir Şekilde Tutulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunmasına İlişkin

Prensipler Bütünü” nün, ‘‘Aile mensupları ve dış dünya ile iletişim kurma hakkı’’ başlıklı 19. maddesinde ‘‘Tutulan veya hapsedilen bir kimseye kanunda veya kanuna dayanan bir düzenlemede belirtilen makul şartlara ve sınırlamalara tabi olarak, özellikle aile üyeleri tarafından ziyaret edilebilme ve onlarla haberleşme gibi, dış dünya ile iletişim kurabilmesi için kendisine yeterli imkan verilir.’’

5.1 “İkametgahına yakın bir yerde tutulma hakkı” başlıklı 20. maddesinde; “Tutulan veya

hapsedilen kişi talep ettiği takdirde, mümkün olduğu ölçüde ikamet ettiği yere makul uzaklıktaki bir tutukevinde veya hapishanede tutulmalıdır.” hükmü yer almaktadır.

6. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Üye Devletlere Avrupa Cezaevi Kuralları

Hakkında REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararına Ek ‘Temel İlkeler’ başlıklı 3. maddesi

‘‘Özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilere getirilen kısıtlamalar, asgari gereklilikte ve haklarında hükmedilen kararın meşru amacıyla orantılı olmalıdır.’’,

6.1. ‘‘Yerleştirme ve Barındırma’’ başlıklı 17.1. , 17.2. ve 17.3. maddelerinde, ‘‘ Mahpuslar, mümkün olabildiğince evlerine veya sosyal rehabilitasyon ortamlarına yakın cezaevlerine yerleştirilmelidirler.’’, ‘‘Cezaevlerine yerleştirmede, suçun devamlı takibi, güvenlik ve emniyet gerekleri ve tüm mahpuslara uygun rejimlerin sağlanması ihtiyacı hesaba katılmalıdır.’’, ‘‘ İlk yerleştirme ve sonradan yapılacak bir cezaevinden diğerine nakil konusunda, mümkün olabildiğince mahpusa danışılmalıdır.’’;

6.2. ‘‘Dış Dünya ile İlişki’’ başlıklı 24.1., 24.4. ve 24.5. maddelerinde, ‘‘Mahpusların mümkün olabilen sıklıkta mektup, telefon veya diğer iletişim vasıtalarıyla aileleriyle, başka kişilerle ve dışarıdaki kuruluşların temsilcileriyle haberleşmelerine ve bu kişilerin mahpusları ziyaret etmelerine izin verilmelidir.’’, ‘‘ Ziyaretler için yapılan düzenlemeler, mahpuslara aile ilişkilerini mümkün olduğunca normal bir düzeyde sürdürmelerine ve geliştirmelerine izin verecek bir tarzda olmalıdır.’’, ‘‘Cezaevi yetkilileri, dış dünyayla yeterli bir iletişim sürdürmelerinde mahpuslara yardım etmelidirler ve bunun için onlara “uygun destek ve yardım sağlamalıdırlar.’’;

7. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un,

7.1 “İnfazda Temel Amaç” başlıklı 3. maddesinde; “Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile

ulaşılmak istenilen temel amaç, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmaktır…”

7.2 “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasının

ilgili bentlerinde; ‘‘Hapis cezalarının infaz rejimi, aşağıda gösterilen temel ilkelere dayalı

olarak düzenlenir:

c) Cezanın infazında hükümlünün iyileştirilmesi hususunda mümkün olan araç ve olanaklar kullanılır. Hükümlünün kanun, tüzük ve yönetmeliklerle tanınmış haklarının dokunulmazlığını sağlamak üzere cezanın infazında ve iyileştirme çabalarında kanunîlik ve hukuka uygunluk ilkeleri esas alınır.

d) İyileştirmeye gereksinimleri olmadığı saptanan hükümlülere ilişkin infaz rejiminde, bu hükümlülerin kişilikleriyle orantılı bireyselleştirilmiş programlara yer verilmesine özen gösterilir ve bu hususlar yönetmeliklerde düzenlenir.

e) Cezanın infazında adalet esaslarına uygun hareket edilir. Bu maksatla ceza infaz kurumları kanun, tüzük ve yönetmeliklerin verdiği yetkilere dayanarak nitelikli elemanlarca denetlenir.

f) Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin yaşam hakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucu tedbirin alınması zorunludur.”,

7.3 “Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları” başlıklı 9.maddesinde;”…

Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olanlar ile süresine bakılmaksızın, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, yönetmek veya bu örgütün faaliyeti çerçevesinde, Türk Ceza

Kanununda yer alan; a) İnsanlığa karşı suçlardan (madde 77, 78), b) Kasten öldürme suçlarından (madde 81, 82), c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan (madde 188), d) Devletin güvenliğine karşı suçlardan (madde 302, 303, 304, 307, 308), e) Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlardan (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315), Mahkûm olanların cezaları, bu kurumlarda infaz edilir…”

7.4 “Hükümlülerin gözlem ve sınıflandırılması” başlıklı 23. maddesinde; “Hükümlülerin

gözlem ve sınıflandırılması aşağıdaki esaslara göre yapılır:

a) Hükümlülerin kişisel özellikleri, bedensel, aklî ve sağlık durumları, suç işlemeden önceki yaşamları, sosyal çevre ve ilişkileri, sanat ve meslek faaliyetleri, ahlâkî eğilimleri, suça bakış açıları, hükümlülük süreleri ve suç türleri belirlenerek, durumlarına uygun infaz kurumlarına ayrılmaları ve bunlara göre saptanacak infaz ve iyileştirme rejimi; gözlem, inceleme ve değerlendirme yöntemiyle çalışan gözlem ve sınıflandırma merkezlerinde veya kapalı ceza infaz kurumlarının bu hizmete ayrılan bölümlerinde yapılır. Hükümlüler, işledikleri suç tiplerine, gösterdikleri eğilimlere, tutum ve davranışları nedeniyle sıkı gözetim ve denetim altında bulundurulmaları gerekip gerekmediğine göre yüksek güvenlikli ceza infaz kurumlarına veya normal güvenlikli ceza infaz kurumlarına veya açık ceza infaz kurumlarına gönderilirler…”,

7.5 “Hükümlülerin gruplandırılması” başlıklı 24. Maddesinde ; “Hükümlüler;

a) İlk defa suç işleyenler, mükerrirler, itiyadî suçlular veya suç işlemeyi meslek edinenler, b) Aklî ve bedensel durumları nedeniyle veya yaşları itibarıyla özel bir infaz rejimine tâbi tutulması gerekenler, c) Tehlike hâli taşıyanlar, d) Terör suçluları, e) Suç örgütlerine veya çıkar amaçlı suç örgütlerine mensup olan suçlular, Gibi gruplara ayrılırlar.

(2) Hükümlüler ayrıca yaşları, hükümlülük süreleri ve suç türleri itibarıyla da gruplandırılırlar.”

7.6 “Hükümlülerin nakilleri” başlıklı 53. maddesinde; “Hükümlüler, kendi istekleri veya

toplu sevk, disiplin, asayiş ve güvenlik, hastalık, eğitim, öğretim, suç ve yargılama yeri nedenleriyle başka bir kuruma nakledilebilirler.”,

7.7 “Kendi istekleri ile nakil” başlıklı 54. maddesinde; “Hükümlülerin kendi istekleri ile

bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için; a)Gitmek istedikleri kurumlardan durumlarına uygun en az üç yeri belirten bir dilekçe vermeleri, b)Nakil giderlerini peşin olarak ödemeyi kabul etmeleri, c)Koşullu salıverilmelerine beş aydan az süre kalmamış olması, d)İyi hâl göstermeleri, disiplin cezası almamış veya kaldırılmış olması, e) İstekte bulunulan kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi olmaması, f)Mahkûmiyet sürelerine uygun hükümlülerin barındırıldığı bir kurum olması, g)Daha önce disiplin nedeniyle ayrılmak zorunda kaldıkları kurum olmaması, Gerekir. Çocuk hükümlüler bakımından bu fıkranın (b)bendi uygulanmaz.

Bu hükümlüler nakledildikleri kurumlarda, eğitim öğretim veya hastalık nedeniyle nakil hariç, bir yıl kalmak zorundadırlar. Çocuklar bakımından bu süre altı ay olarak uygulanır.” ,

7.8 “Öğretimden yararlanma” başlıklı 76. maddesinde; “Açık ceza infaz kurumları ile

çocuk eğitim evlerinde bulunan hükümlülerin örgün ve yaygın, kapalı ceza infaz kurumunda bulunan hükümlülerin yaygın öğretimden yararlanmaları sağlanır.”

7.9 “Kapalı ceza infaz kurumu dışına çıkma hâlleri” başlıklı 92. maddesinde; “ Hükümlü;

izin, hastaneye, Cumhuriyet Başsavcılığına veya duruşmaya sevk, eğitim, öğretim, işyurdu, cezanın ertelenmesi, salıverilme, nakil, deprem, sel gibi doğal afet ve yangın hâlleri dışında ve yetkili makamca verilmiş yazılı bir emir olmadıkça kapalı kurumun dışına çıkarılamaz. 9 uncu maddenin ikinci fıkrasında yazılı suçlardan hükümlü ve tutuklu olanların, ceza infaz kurumu düzeni ile toplum güvenliğini tehlikeye düşürebileceği, terör örgütü veya diğer suç örgütü üyelerinin örgütsel amaçlı faaliyet ve haberleşmelerine imkân sağlayabileceği, yol, kalınacak ceza infaz kurumu ya da sınav merkezi veya okulda güvenlik açısından sakınca bulunabileceği değerlendirildiği takdirde kurum dışına çıkmaları Cumhuriyet başsavcılığı tarafından kısıtlanabilir…”

8. Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi İle Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı

Hakkında Tüzük’ün “Öğretimden yararlanma” başlıklı 106. maddesinde; “Açık kurumlar ile çocuk eğitim evlerinde bulunan hükümlülerin örgün ve yaygın, kapalı kurumlarda bulunan hükümlülerin yaygın öğretimden yararlanmaları sağlanır. Hükümlülere okuma-yazma öğretilmesi, örgün veya yaygın öğretim kurumları aracılığıyla, kuruma gelmeden önce eksik kalan eğitimlerinin tamamlattırılması ve öğrenimlerini devam ettirilmesi sağlanır. İlköğretim ara sınıflarından terk olanlardan, örgün eğitim çağını geçirmiş on beş ve daha üst yaşlarda bulunan her hükümlünün yaygın eğitime devam etmesi teşvik edilir.”

9. Adalet Bakanlığının 27/7/2007 tarihli ve 46/1 sayılı Genç ve Yetişkin Hükümlü ve

Tutukluların Eğitim ve İyileştirilme İşlemleri ve Diğer Hükümlere İlişkin Genelgesinin;

9.1 “Eğitim İlkeleri” başlıklı 2. bölümünde; “Hükümlü ve tutukluların maddî ve manevî

kalkınmaları için eğitim ve öğretim faaliyetlerinin gerekliliği ve yararı bütün dünyaca kabul edilmiştir. Bu faaliyetler, en etkili iyileştirme aracı olduğu kadar, kurum rejiminin gerektirdiği disiplin ve düzene en iyi uyan yaşayış sistemidir. Eğitime yönelik çalışmalardan beklenen; hükümlü ve tutukluların doğru davranış, tutum ve alışkanlıkları benimseyerek, yeniden suç işlemelerini önleyecek ahlâkî değerler kazanmalarını sağlamak, kurum hayatını normal hayata yakınlaştırarak, bu kişilerin salıverilmelerinden sonra topluma uyumlarını kolaylaştırmak ve dış olaylara, tahriklere karşı sabırlı, dayanıklı ve soğukkanlı hâle getirmektir. Avrupa Konseyi

Bakanlar Komitesinin R (89) 12 sayılı “Ceza İnfaz Kurumlarındaki Eğitim” konulu tavsiye kararı ile ceza infaz kurumlarındaki eğitim hakkında üye devletlerce benimsenmesi önerilen aşağıdaki temel ilkelere uyulur; … b) Hükümlü ve tutuklulara verilecek eğitimin, dış dünyada aynı yaş gruplarına sağlanan eğitimle aynı olması sağlanacak ve öğrenme fırsatlarının alanı olabildiğince geniş tutulacaktır…. ç) Ceza infaz kurumları sisteminin yönetimine katılanların ve ceza infaz kurumlarını yönetenlerin hepsi eğitimi mümkün olabildiğince daha fazla destekleyecek ve kolaylaştıracaktır…. d) Hükümlü ve tutukluların, eğitimin bütün yönlerine aktif olarak katılmasını teşvik etmek için her türlü çaba gösterilecektir… k)

Mümkün olan her durumda hükümlülerin ceza infaz kurumları dışında eğitime katılmasına izin verilmelidir…”

9.2 “Eğitim-Öğretim Çalışmaları, Sosyal-Kültürel ve Sportif Faaliyetler” başlıklı 3.

bölümünde; “…Eğitim-öğretim çalışmaları ile sosyal-kültürel ve sportif faaliyetlerin hükümlü, tutuklu ve personele duyurulması: Eğitim ve öğretim servisi tarafından “eğitim haritası” doğrultusunda hazırlanan her döneme ilişkin plânlamalar, bir önceki dönemin son haftasına kadar bitirilecektir. Eğitim kurulunda değerlendirilen plânın uygulamaya konulması kararlaştırıldığında; eğitim-öğretim çalışmaları ile sosyal-kültürel ve sportif faaliyetlere ilişkin programın bir sureti eğitim çizelgesi ekinde Genel Müdürlüğe, birer sureti de bilgi sahibi olunması, uygulama aşamasında aksaklıklar olmaması ve desteklenmesi için bir önceki dönemin son haftasında I. müdüre, II. müdürler ile güvenlik ve gözetim servisine gönderilecektir. Bir sureti de tüm infaz ve koruma memurları ile infaz ve koruma başmemurlarına duyurulması, personelin konuya duyarlı olması ve işleyişe katkıda bulunması amacıyla personel ilân panosuna asılacaktır. Tüm oda veya koğuşlara onaylanan programın birer sureti dağıtılarak hükümlü ve tutuklular plânlamalardan haberdar edilecektir.”

9.3 “Eğitim-Öğretim Çalışmaları” başlıklı 4. bölümün “Öğrenci Seçme ve Yerleştirme

Merkezi ve Millî Eğitim Bakanlığı Tarafından Yapılan Sınavlar” ana başlığı altında; “Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) ve Millî Eğitim Bakanlığı tarafından düzenlenen ÖSS, YDS, KPSS ve benzerî sınavlar, sınav merkezi olan ceza infaz kurumlarında yapılacaktır. Hükümlü ve tutukluların sınav başvuruları yakınları tarafından yapılabilir, yapılamaması hâlinde, başvuru ceza infaz kurumlarının bulunduğu mahalde yapılabiliyorsa kurum tarafından görevlendirilen bir personel tarafından gerçekleştirilir.

Sadece il merkezlerinde başvuru yapılıyorsa, öğrencinin bulunduğu kurum tarafından sınav merkezi olan kuruma bilgi verilerek, gerekli belgeleri gönderecek ve başvuru işlemi il merkezlerindeki sınav merkezi olan ceza infaz kurumlarından yapılacak müracaatlarla birlikte, sınav merkezi olan kurum idaresince görevlendirilecek bir personel tarafından gerçekleştirilecektir. Sınavların başvuru tarihi kurum öğretmeni, yokluğunda ise eğitimden sorumlu personel tarafından takip edilecektir. Sınavlar, belirlenen sınav merkezlerindeki ceza infaz kurumlarına gelen sınav komisyonları tarafından yapılmaktadır. Bu nedenle, sınavlara katılacaklara ilişkin T.C. kimlik numarası, adı soyadı, baba adı, doğum yeri ve tarihine ilişkin bilgileri içeren liste sınavdan en az 20 gün önce Genel Müdürlükte olacak şekilde gönderilecektir. Kuruma yeni gelen hükümlü ve tutuklu olduğu takdirde sınavdan önceki son iş gününe kadar bildirim yapılabilecektir. “Açık İlköğretim Okulu, Açık Öğretim Lisesi ve

Açık Öğretim Fakültesine İlişkin Ortak Hükümler” başlığı altındaki 2, 5 ve 6’ıncı maddeler bu sınavlar için de geçerli olacaktır.” hususlarına değinilmiştir.

10. Adalet Bakanlığının 167 sayılı Genelgesi, nakil işlemleriyle ilgili usul ve esasları göstermek, mevzuatın uygulanmasını kolaylaştırmak ve uygulamada ortaya çıkan sorunları gidermek amacıyla 05/06/2015 tarihinde kabul edilerek yürürlüğe konulmuştur. 5275 sayılı

Kanun’un 54. maddesi uyarınca hükümlülerin kendi istekleri ile nakilleri için aranan şartlar söz konusu Genelge ile tekrar vurgulanmıştır.

10.1 Genelgenin ‘‘Hükümlülerin Kendi İstekleri İle Nakilleri’’ başlıklı 15. maddesinde,

‘‘…e) istekte bulunulan kurumda yer bulunması, kapsama gücü ve sınıfının uygun olması ve sadece tutuklulara tahsis edilmiş (tutukevi) olmaması…gerekir…’’ düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ

11. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; hazırlanan “Kısmen Tavsiye Kısmen Ret Karar

Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme

12. Başvurucu 1 numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen başvurusunda; ailesinin ikamet ettiği Ankara İlindeki durumuna uygun bir cezaevine nakilinin yapılmasını talep etmektedir.

13. 5275 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinde “…öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmak…” ifadeleriyle ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazıyla ulaşılmak istenen temel amaca değinilmiş olup bu düzenleme doğrultusunda Kanun koyucu, bir yandan suçun karşılığı olan cezanın uygulanmasıyla benzer fiilleri engellemeyi hedeflerken; diğer yandan da, bireyi topluma kazandırarak sosyal barışın sağlanmasına çabalamaktadır.

Dolayısıyla infaz rejimini, sadece suç faillerini cezalandırma ve onları toplumdan tecrit etmeye dönük bir uygulama olarak görmek mümkün değildir. Aksine hükümlülerin, devam eden yaşantılarında kurallara riayet eden ve sosyal yaşama uyumlu bireyler haline gelmesi, infaz usullerinden beklenen en önemli faydadır. Bu bakımdan, hükümlülerin yakınlarıyla olan ilişkilerinin devamının sağlanması, infaz rejiminin ıslah edici rolünün bir parçasıdır.

14. Anayasamız ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin ilgili maddeleri uyarınca, herkes özel ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Hürriyeti bağlayıcı cezalar ile kişi hürriyeti başta olmak üzere, kişinin seyahat hürriyeti, haberleşme hürriyeti ve “aile hayatına saygı gösterilmesi hakkı” sınırlanmaktadır. Bir kişinin hukuka uygun olarak özgürlüğünden yoksun bırakılması, doğası gereği özel ve aile hayatına belirli düzeyde kısıtlamalar getirmektedir. Ancak bu kısıtlamalar infaz usulünden beklenen faydayla uyumlu olduğu sürece anlamlıdır. Bu kapsamda mahkûmun yakınları ile bağlantıda kalmasının, özel ve aile hayatına saygı hakkının esaslı unsurlarından olduğu ve cezaevi idaresinin bu konuda gerekli yardımı sağlaması gerektiği Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından da çok defa vurgulanan bir husustur. (Messina v. Italy, 25498/94; Epners-Gefners v. Latvia, 37862/02)

15. Bu kapsamda, 5275 sayılı Kanun, ilgili Tüzük ve 167 sayılı Genelge’de hükümlülerin, ailelerinin ikamet yerlerine yakın ceza infaz kurumlarına yerleştirilmelerine yönelik emredici bir hüküm içermemekle birlikte gerek 5275 sayılı Kanun, ilgili Tüzük ve 167 sayılı Genelge’ de “Kendi istekleri ile nakil” hükmü ile disiplin cezası, zorunlu hal, hastalık hali olmasa dahi, maddede düzenlenen şartlar oluştuğu takdirde naklin mümkün olduğunun düzenlenmiş olması, bu maddedeki nakil sebebinin hükümlüler tarafından genel olarak ‘ailelerinin ikamet ettiği yer veya ailelerine yakın yerlere nakil’ hükmü olarak değerlendirilip, nakil gerekçesinde bu hükme dayanmışlardır.

16. Gerek AİHM kararlarında, gerek Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından kabul edilen, “Herhangi Bir Şekilde Tutulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunmasına İlişkin Prensipler

Bütünü” nün ilgili maddesinde gerek Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Üye Devletlere

Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararına Ek 17.1.

maddesinde hükümlülerin ailelerine yakın ceza infaz kurumuna yerleştirilmelerinin uygun olduğuna dair ifadelere yer verilmiştir. Bunlara ek olarak Avrupa Konseyi Bakanlar

Komitesi’nin Üye Devletlere Ömür Boyu Hapis ve Diğer Uzun Süreli Cezalara Mahkum

Olanların Cezaevi İdaresince Yönetimi Hakkında R (2003) 23 Sayılı Tavsiye Kararı’nın, ‘‘Ömür Boyu Hapis ve Diğer Uzun Süreli Mahkûmiyetin Zarar Verici Etkileriyle Başa Çıkma’’ başlıklı 22. maddesinde de hükümlünün başarılı bir şekilde toplumla bütünleşmelerini sağlamak ve tahliyelerinden sonra yasalara uyarak yaşama olasılıklarının artırılması ve geliştirilmesi amacı kapsamında hükümlünün aile bağlarının kopmaması için özel çaba gösterilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

17. İngiltere ve Galler Bölgesi Ceza İnfaz Kurumları Denetçiliği, Yetişkin Mahkûmların

Rehabilitasyonu konulu Eylül 2014 tarihli raporda; Hükümlülerin dış dünyayla temaslarının makul düzeyde devam ettirilmesinin, özellikle aileleriyle etkin bir iletişim kurmalarına yardımcı olunmasının, bu kişilerin rehabilitasyonu ile de yakından ilgili olduğu, aile bağlarının korunup geliştirilmesinin hükümlülerin psikolojisi açısından olumlu sonuçlar doğurduğu, yeniden sosyalleşmeleri ve tekrar suç işlemelerinin önlenmesinde önemli bir unsur olduğu sıklıkla ifade edilmektedir.

18. 5275 sayılı Kanun’da, ailesi uzakta yaşadığı için ziyaret hakkını düzenli kullanamayan mahkûmların, bu dezavantajlı durumlarını telafi edici bir düzenleme yer almamaktadır.

Bununla birlikte her ne kadar ödüllendirme başlığı altında olsa da, ceza infaz kurumlarının iyi halli hükümlülere teşvik amaçlı ödüllerden yararlandırabileceği, bu kapsamda ‘kullanılmayan ziyaret süresinin birleştirilmesi ödülü’ verilebileceği görülmektedir. Buradan hareketle ailesi uzakta yaşadığı için ziyaret hakkını düzenli olarak kullanamayan hükümlülere, aile hayatına saygı hakkının korunması maksadıyla bu yönde bir esneklik sağlanması, bunun için de bu kişilerin ziyaret süresini biriktirerek kullanabilmesine veya benzeri tedbirlere cevaz veren münferit bir düzenleme getirilmesi önem arz etmektedir.

19. Somut olayda; İdare tarafından gönderilen bilgi ve belgelerin incelenmesinde;

19.1 Başvuranın, 18/12/2017 tarihinde Ağrı … Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan

Bafra ….Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna geldiği, nakline engel teşkil edecek herhangi bir disiplin cezası almadığı,

19.2 Başvuranın ailesinin ikamet ettiği Ankara İli ile başvuranın bulunduğu Samsun İli

Bafra İlçesinde bulunan ceza infaz kurumunun mesafesine bakıldığında yaklaşık 441 km olduğu

19.3 Bafra … Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünden istenilen 01/09/2018-

12/02/2019 tarih aralıklı ziyaret raporu incelendiğinde başvuranın çocukları ile en son 04/02/2018 tarihinde görüştüğü anlaşılmıştır.

20. 5275 sayılı Kanun hükümlülerin, ailelerinin ikamet yerlerine yakın ceza infaz kurumlarına yerleştirilmelerine yönelik emredici bir hüküm de içermemektedir. Aynı

Kanunun “Kendi istekleri ile nakil” başlıklı 54. maddesinde hükümlülerin kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için gereken şartlar belirtilmiş olup bu şartlardan biri de istekte bulunulan kurumda boş yerin olması, kapsama gücünün bulunması ve nakil isteminde bulunan kişinin durumunun talep edilen ceza infaz

Kurumunun sınıfına uygun bulunmasıdır. Ayrıca 167 sayılı ve ‘‘Ceza İnfaz Kurumlarının

Tahsisi, Nakil İşlemleri ve Diğer Hükümler’’ konulu Genelgesinin ‘‘Hükümlülerin Kendi

İstekleri İle Nakilleri’’ başlıklı 15. maddesinde de ‘‘…e) istekte bulunulan kurumda yer bulunması, kapsama gücü ve sınıfının uygun olması ve sadece tutuklulara tahsis edilmiş (tutukevi) olmaması…” şartı düzenlenmiştir. Yukarıda belirtildiği gibi hükümlülerin ailelerine yakın ceza infaz kurumlarında barınmalarının, rehabilitasyonları bakımından son derece önem arz ettiği bilinmekle birlikte, bu yakınlığın her hükümlü için her zaman evlerine en yakın ceza infaz kurumunda barındırılması olarak düzenlenmesi mümkün değildir.

Nitekim, son zamanlarda ülkemizde yaşanılan darbe girişimi sonrasında, ceza infaz kurumları mevcudundaki artış nedeniyle kurum kapasitelerinde sıkıntı yaşandığı, ayrıca aşırı kalabalıklaşmanın yanında hükümlü ve tutuklu profilinin çeşitliliği ve örgüt sayısındaki fazlalığın kapasite sıkıntısının daha fazla hissedilmesine neden olduğu düşünüldüğünde de başvuranın, ailesinin ikamet ettiği Ankara İline yakın ceza infaz kurumlarından birinde olduğu anlaşılmaktadır.

21. 5275 sayılı Kanunu’nun 51. maddesi ve Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi İle Ceza ve

Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük’ ün 159 ve devamı maddelerinde, hükümlülerin ödüllendirilebileceği düzenlenmiş olup Hükümlü ve Tutukluların

Ödüllendirilmesi Hakkındaki Yönetmeliğin 5. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde “Hükümlü ve tutukluların ödüllendirilmesi ile ulaşılmak istenen temel amaç; bu kişilerin yeniden sosyalleşmesini sağlamak suretiyle insan haklarına saygılı, hukukî ve toplumsal kurallara bağlı bireyler olmalarını teşvik etmektir.” hükmüyle ödüllendirmenin amacından bahsedilerek hükümlülerin dış dünya ile ilişkilerine ilişkin iyileştirmelerin, hükümlülerin yeniden sosyalleşmesi ve topluma kazandırılması bakımından önem taşıdığı belirtilmiştir.

Yine 5275 sayılı Kanunun “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6 ncı maddesinin (b) bendinde, hükümlülerin, insan onuruna yaraşan maddî ve manevî koşullar altında düzenli bir yaşam sürdürmelerinin sağlanacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda, idarenin söz konusu bendin gereği olarak, hükümlülerin iyi şartlar altında cezalarını çekmesini temin etme yükümlülüğü bulunmaktadır.

22. Hükümlülerin ailelerine en yakın ceza infaz kurumunda barındırılmaları, ülkemizin içinde bulunduğu şartlar ve hükümlülerin yerleştirilmelerinde dikkat edilmesi gereken hususlar nedeniyle maddi olarak her zaman uygun değilse de, aileleri tarafından ziyaret hususunda sıkıntı çeken hükümlüler bakımından birtakım kolaylıklar yapılması, hem hükümlünün rehabilitasyonu açısından önem taşımakta, hem de ailelerin yakınını (hükümlüyü) görmek, daha rahat şartlarda ziyaret edebilmek hakkının, AİHS 8. maddesi ile düzenlenen ‘‘Özel ve aile hayatına saygı hakkı’’ kapsamında kaldığı değerlendirildiğinde, söz konusu hakkın ihlal edilmemesi bakımından önem taşımaktadır. Başvuranın ailesinin ikamet ettiği Tokat İli

Erbaa İlçesi ile başvuranın hüküm özlü bulunduğu Kayseri İli Bünyan İlçesinde bulunan ceza infaz kurumunun mesafesine bakıldığında (yaklaşık 315 km ) başvuranın ailesinin, özel bir aracı bulunmadığı müddetçe, başvuranı ziyaretinin güç olduğu yine başvuranın tutuklandığı 24/07/2016 tarihinden bugüne kadar nakline engel teşkil edecek herhangi bir disiplin cezası da almadığı değerlendirildiğinde; bu kapsamda, ziyaret hususunda, bir esneklik ve kolaylık sağlanması hususunda, idarenin gereken özeni göstermesi ve gerekli hassasiyetin sağlanması gerektiği değerlendirilmiştir.( Bkz: Kamu Denetçiliği Kurumu’nun 11/04/2018 tarihli ve 2017/17189 Başvuru Numaralı Ret Kararı )

23. Başvuranın, “Ankara Üniversitesi … Fakültesi öğrencisi olduğu, Ohal sebebiyle sınavlara 2 yıl katılamadığı, bu sene 3. ve son kez okul kaydını yenilediği, yönetmeliğe göre en fazla 3 yıl kalmanın telefi edilebileceği, Ohal’in kalkması sebebiyle sınavlara girme hakkının doğduğu” iddiasına ilişkin olarak;

23.1 Anayasa’nın 42. maddesinin birinci fıkrası; kimsenin eğitim ve öğrenim hakkından

yoksun bırakılamayacağını düzenlemiştir. Öte yandan madde, devlete, ceza infaz kurumlarında bulunan tutuklu ve hükümlülere eğitim-öğrenim imkanı sağlanması yönünde pozitif bir yükümlülük yüklememiştir. Bu nedenle; tutuklu ve hükümlülerin eğitim hakkına yönelik değerlendirmelerde tutuklu ve hükümlüler açısından ceza infaz

kurumunda bulunmanın doğal ve kaçınılmaz sonuçları göz önünde tutulmalıdır. (Bkz:

Anayasa Mahkemesi Başvuru Numarası: 2017/32217, Karar Tarihi : 03/07/2019 24/5/2018)

23.2 Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne (Sözleşme) ek 1 No.lu Protokol’ün 2. maddesinin

birinci cümlesi hiç kimsenin eğitim hakkından yoksun bırakılamayacağını düzenleme altına almıştır.

23.3 Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) de yerleşik içtihatlarında ceza infaz

kurumunda bulunan kişilerin, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı dışında eğitim hakkı da dahil olmak üzere temel hak ve hürriyetlerin tamamına sahip olmaya devam edeceklerini ifade etmiştir.(Bkz: Hirst/Birleşik Krallık (No. 2), B. No; 74025/01,6/10/2005)

23.4 Bu nedenle, ceza infaz kurumunda bulunan kişilerin, 1 No’lu Protokol’ün 2.

maddesinde güvence altına alınan eğitim hakkına sahip olduklarını, ancak bu hakkın mutlak olmadığını ve doğası gereği Devlet tarafından düzenleme yapılmasını gerektirdiğini, zımnen kabul edilen bazı kısıtlamalara tabi olabileceğini, fakat hiçbir kısıtlamanın söz konusu hakkı, esasına halel getirecek ve etkililiğini ortadan kaldıracak ölçüde engelleyemeyeceğini, getirilen kısıtlamaların söz konusu hakkın, özünü zedeleyecek ve etkinliğinden yoksun bırakacak düzeyde sınırlamamasını temin etmek amacıyla, kişiler açısından öngörülebilir olması ve meşru bir amaç gütmesi gerektiğini, ayrıca başvurulan yollar ile güdülen amaç arasında makul bir orantısallık ilişkisi bulunması gerektiğini ifade etmiştir. ( Bkz: Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine Ek 1 No’lu

Protokol’ün 2. Maddesi Hakkında Rehber- Eğitim Hakkı)

23.5 Örneğin; AİHM, “hükümlüler”in bir mahkeme tarafından verilen mahkumiyetin

infazı için tutuldukları süreye karşılık gelen süre boyunca (Epistatu/Romanya, B. No:

29343/10, 24/9/2013, § 62); “tutuklular”ın ise devam etmekte olan bir yargılama esnasındaki yasal tutukluluk süresi zarfında (Baltan/Türkiye [k.k.], B. No: 32777 /09, 27/3/2012) tam zamanlı eğitime erişimlerinin engellenmesinin sözleşme kapsamında eğitimden yoksun bırakma olarak değerlendirilemeyeceğini ve hükümlü veya tutukluların, ceza infaz kurumunda bulundukları süre zarfında fiilen eğitimlerine devam edememelerinin eğitim

hakkını ihlal ettiğine ilişkin başvuruları açıkça dayanaktan yoksun bulmaktadır. ( Bkz:

Durmaz, Işık, Unutmaz ve Sezal/Türkiye [k.k.], B. No: 46506/99, 46569/99 46570/99, 46939/99, 4/9/2001)

23.6 Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin R (89) 12 sayılı “Ceza İnfaz Kurumlarındaki

Eğitim” konulu tavsiye kararı ile ceza infaz kurumlarındaki eğitimler hakkında üye devletlerce benimsenmesi önerilen bir takım ilkeler benimsenmiş olup Adalet Bakanlığının 27/7/2007 tarihli ve 46/1 sayılı Genç ve Yetişkin Hükümlü ve Tutukluların Eğitim ve İyileştirilme

İşlemleri ve Diğer Hükümlere ilişkin Genelgesi ile de bu ilkelere uyulacağı düzenleme altına alınmıştır. Söz konusu ilkelerden bazılarının ise; öğrenme fırsatlarının alanının olabildiğince geniş tutulması, ceza infaz kurumları sisteminin yönetimine katılanların ve ceza infaz kurumlarını yönetenlerin hepsinin eğitimi mümkün olabildiğince daha fazla desteklemesi ve kolaylaştırması, hükümlü ve tutukluların, eğitimin bütün yönlerine aktif olarak katılmasını teşvik etmek için her türlü çabanın gösterilmesine yönelik olduğu anlaşılmıştır.

23.7 Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin usul ve esasları düzenleyen 5275 sayılı Ceza

ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunda; infazda temel amacın hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirerek, toplumu suça karşı korumak ve hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmak olduğu ve bu kapsamda da iyileştirme amacıyla kapalı ceza infaz kurumunda bulunan hükümlülerin yaygın öğretimden yararlanmalarının sağlanacağı yasal güvenceye bağlanmıştır.

23.8 Elbette, söz konusu hak da mutlak bir hak olmayıp tutuklu ve hükümlüler açısından

ceza infaz kurumunda bulunmanın doğal ve kaçınılmaz sonuçları göz önünde bulundurulduğunda belli bazı kısıtlamalara tabi tutulması hayatın olağan akışına aykırı olmayacaktır. Nitekim yasa koyucu da hükümlülerin kapalı ceza infaz kurumu dışına çıkma hallerini ayrı bir madde ile ayrıntılı düzenlemiş olup, Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olanlar ile süresine bakılmaksızın, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, yönetmek veya bu örgütün faaliyeti çerçevesinde, Türk Ceza Kanununda yer alan; İnsanlığa karşı suçlardan (Türk Ceza Kanunu (TCK) madde 77, 78), Kasten öldürme suçlarından (TCK madde 81, 82), Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan (TCK madde 188), Devletin güvenliğine karşı suçlardan (TCK madde 302, 303, 304, 307, 308), Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlardan (TCK madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315), hükümlü ve tutuklu olanların, ceza infaz kurumu düzeni ile toplum güvenliğini tehlikeye düşürebileceği, terör örgütü veya diğer suç örgütü üyelerinin örgütsel amaçlı faaliyet ve haberleşmelerine imkân sağlayabileceği, yol, kalınacak ceza infaz kurumu ya da sınav merkezi veya okulda güvenlik açısından sakınca bulunabileceği değerlendirildiği takdirde kurum dışına çıkmaları Cumhuriyet başsavcılığı tarafından kısıtlanabileceğini belirtmiştir.

23.9 Bu kapsamda başvuranın hali hazırda Ankara İline nakli sağlanmış olsa dahi bu

durumun Başvuranın sınavlara kesin olarak katılabileceği anlamına da gelmediği değerlendirilmektedir.

24. Başvuranın iddiaları, idarenin konuyla ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat, Kurumumuz kararları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;

24.1 Son zamanlarda ülkemizde yaşanılan darbe girişimi sonrasında, ceza infaz

kurumları mevcudundaki artış nedeniyle kurum kapasitelerinde sıkıntı yaşandığı, ayrıca aşırı kalabalıklaşmanın yanında hükümlü ve tutuklu profilinin çeşitliliği ve örgüt sayısındaki fazlalığın kapasite sıkıntısının daha fazla hissedilmesine neden olduğu, başvuranın nakil talep ettiği Ankara İlinde bulunan ceza infaz Kurumundaki doluluk oranı ve başvuranın ailesinin ikamet ettiği Ankara İline, yakın ceza infaz kurumlarından birinde olduğu da dikkate alındığında; idarenin başvuranın nakil talebinin yerine getirilmemesi işleminde hukuka ve hakkaniyete aykırılık bulunmadığı,

24.2 Ancak başvuranın nakline engel teşkil edecek herhangi bir disiplin cezası da almadığı

değerlendirildiğinde; nakil talep edilen kurumlarda boşalma olması yahut ailesine daha yakın ceza infaz kurumlarında durumuna uygun ve kapasitesi müsait kurumların bulunması durumunda nakil talebinin idarece yeniden değerlendirilebileceği anlaşılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

25. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar

Hakkında Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup, söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü tarafından istenilen bilgi ve belgelerin Kurumumuza süresi içinde ve gerekçeli olarak gönderildiği anlaşılmıştır.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

26. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddenin birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurum tarafından reddedilmesi hâlinde, (varsa) durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlar, 21 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise (varsa) durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup ilgili İdarenin işlemine karşı

Samsun İnfaz Hakimliğine yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre, Başvuranın ailesinin ikamet ettiği Ankara İlindeki durumuna uygun bir cezaevine nakil talebinin REDDİNE, Başvuranın nakil koşullarını taşıması kaydıyla, talep ettiği kurumlarda boşalma olması yahut ailesine daha yakın durumuna uygun ve kapasitesi müsait infaz kurumlarının bulunması durumunda nakil talebinin yeniden değerlendirilmesi hususunda ADALET BAKANLIĞINA

TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası

uyarınca, Adalet Bakanlığı tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kısmen Tavsiye Kısmen Ret Kararının BAŞVURANA VE ADALET BAKANLIĞINA tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi