ÖZET: Bu Danıştay kararında, başvuranın babası ve amcasının farklı ceza infaz kurumlarında bulunması nedeniyle yaşadığı zorluklar ele alınmıştır. Başvuran, babasının bulunduğu cezaevine nakil talep etmiş, ancak idare bu talebi reddetmiştir. İdarenin bu ret kararı, aile hayatına saygı hakkı açısından hukuka ve hakkaniyete aykırı bulunmuştur. Hükümlülerin rehabilitasyon sürecinde aile bireyleriyle iletişimin sağlanmasının önemi vurgulanmış, farklı cezaevlerinde bulunan aile üyelerinin birbirleriyle iletişim kurma imkanlarının kısıtlanmasının mağduriyet oluşturduğu ifade edilmiştir.

Kararda, hükümlülerin nakil taleplerinin değerlendirilmesinde sadece cezaevi kapasitesinin değil, aynı zamanda ailelerin ziyaret etme imkanlarının da dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Bu bağlamda, başvuranın nakil talebinin, aile hayatına saygı hakkı çerçevesinde öncelikli olarak değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla, başvuranın nakil şartlarını taşıması durumunda, Adalet Bakanlığı’na tavsiyede bulunulmuştur.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2022/10108-S.22.15599

BAŞVURU NO : 2022/4512

KARAR TARİHİ : 10/08/2022

TAVSİYE KARARI

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : CEZA VE TEVKİFEVLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

Babasının cezasının infaz edildiği ceza infaz kurumuna nakledilme

BAŞVURUNUN KONUSU :

talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 23/03/2022

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza başvuruda bulunan (TC Kimlik No: başvurusunda özetle; Menemen T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda 3 aydır bulunduğunu, babası ve amcası ’ın İzmir Aliağa Şakran 1 No.lu T Tipi Cezaevinde bulunduğunu, annesinin yaşlı olduğunu, hem babasının hem de kendisinin ziyaretine gelmekte zorluk çektiğini, dilekçesinin defalarca reddedildiğini belirtmektedir. Başvuran İzmir Aliağa Şakran 1 No.lu T Tipi Cezaevine sevkinin yapılmasını talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzun 31/03/2022 tarih ve sayılı yazısı ile şikayet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünden bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur. Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen 25.07.2022 tarih ve sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle; 2.1. Adı geçenin, İzmir 1 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna nakil talebinin değerlendirilmesinin

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının yetkisi ve takdirinde olduğu, iç hizmetlerde çalışmak üzere nakil talebi dışında başka ceza infaz kurumuna nakli için Genel Müdürlüğümüze ulaşan bir başvurusu olmadığı, 2.2. Adı geçenin, bilgi formunun incelenmesi sonucunda infaz edilmemiş ve kaldırılmamış herhangi bir disiplin cezasının bulunmadığının tespit edildiği, 2.3. Adı geçenin barındırıldığı İzmir 2 No.lu F Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 367, mevcudunun 367, doluluk oranının %100 olduğu,

2.4. Naklini talep ettiği İzmir 1 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 1000, mevcudunun 1948, doluluk oranının %195 olduğu, 2.5. 167 No.lu Genelgenin 22 nci maddesinin beşinci fıkrasında, “Ağır Ceza Cumhuriyet Başsavcılıkları, merkez ve bağlı ceza infaz kurumlarının birinden diğerine nakil olmak isteyen hükümlü ve hüküm özlülerin taleplerini, kapasite, sınıfına uygun bulunması, mevcudu, asayiş durumu, güvenlik, aileye olan yakınlığı ve sosyal çevre gibi hususları göz önüne alarak, bu Genelge de belirtilen esaslar dahilinde, takdir ederek sonuçlandırılacak, bu tür talepleri Bakanlığa göndermeyecektir.” hükümlerine yer verildiği hususunda, 2.6. Adı geçenin, son altı ay içinde bir kez annesi ve bir kez de kardeşinin ziyarete geldiği, 2.7. Adı geçenin, annesi ve babası ile düzenli olarak telefon görüşmesini gerçekleştirdiği, Belirtilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının; 3.1. “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13. maddesinde; “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”; 3.2. “Özel hayatın gizliliği” başlıklı 20. maddesinde; “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.”, 3.3. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin 3. ve 4.

fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet

Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler”, 4. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Özel ve aile hayatına saygı hakkı” başlıklı 8. maddesinde;

“Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir…”, 5. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 9 Aralık 1988 tarihli ve 43/173 sayılı kararıyla kabul edilen, “Herhangi Bir Şekilde Tutulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunmasına İlişkin Prensipler Bütünü” nün “Aile mensupları ve dış dünya ile iletişim kurma hakkı” başlıklı 19. Maddesinde; “Tutulan veya hapsedilen bir kimseye kanunda veya kanuna dayanan bir düzenlemede belirtilen makul şartlara ve sınırlamalara tabi olarak, özellikle aile üyeleri tarafından ziyaret edilebilme ve onlarla haberleşme gibi, dış dünya ile iletişim kurabilmesi için kendisine yeterli imkan verilir.’’ hükmü, ‘‘İkametgahına yakın bir yerde tutulma hakkı’’ başlıklı 20. maddesinde; “Tutulan veya hapsedilen kişi talep ettiği takdirde, mümkün olduğu ölçüde ikamet ettiği yere makul uzaklıktaki bir tutukevinde veya hapishanede tutulmalıdır.”, 6. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun; 6.1. “İnfazda temel amaç” başlıklı 3. maddesinin birinci fıkrasında; “Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temel amaç, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmaktır.”,

6.2. “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6. maddesinin birinci fıkrasının ilgili bentlerinde; “Hapis cezalarının infaz rejimi, aşağıda gösterilen temel ilkelere dayalı olarak düzenlenir:.. c)

Cezanın infazında hükümlünün iyileştirilmesi hususunda mümkün olan araç ve olanaklar kullanılır.

Hükümlünün kanun, tüzük ve yönetmeliklerle tanınmış haklarının dokunulmazlığını sağlamak üzere cezanın infazında ve iyileştirme çabalarında kanunîlik ve hukuka uygunluk ilkeleri esas alınır…”, 6.3. “Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları” başlıklı 9. maddesinde;“ Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları, iç ve dış güvenlik görevlilerine sahip, firara karşı teknik, mekanik, elektronik ve fizikî engellerle donatılmış, oda ve koridor kapıları sürekli kapalı tutulan, ancak mevzuatın belirttiği hâllerde aynı oda dışındaki hükümlüler arasında ve dış çevre ile temasların geçerli olduğu sıkı güvenlik rejimine tâbi hükümlülerin bir veya üç kişilik odalarda barındırıldıkları tesislerdir. Bu kurumlarda bireysel veya grup hâlinde iyileştirme yöntemleri uygulanır. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olanlar ile süresine bakılmaksızın, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, yönetmek veya bu örgütün faaliyeti çerçevesinde, Türk Ceza Kanununda yer alan; a) İnsanlığa karşı suçlardan (madde 77, 78), b) Kasten öldürme suçlarından (madde 81, 82), c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan (madde 188), d) Devletin güvenliğine karşı suçlardan (madde 302, 303, 304, 307, 308), e) Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlardan (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315), Mahkûm olanların cezaları, bu kurumlarda infaz edilir…” 6.4. “Nakiller” başlıklı 53. maddesinde “Hükümlüler, kendi istekleri veya toplu sevk, disiplin, asayiş ve güvenlik, hastalık, eğitim, öğretim, suç ve yargılama yeri nedenleriyle başka bir kuruma nakledilebilirler.”, 6.5. “Kendi istekleri ile nakil” başlıklı 54. maddesinde, “(1) Hükümlülerin kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için; a) Gitmek istedikleri kurumlardan durumlarına uygun en az üç yeri belirten bir dilekçe vermeleri, b) Nakil giderlerini peşin olarak ödemeyi kabul etmeleri, c) Koşullu salıverilmelerine beş aydan az süre kalmamış olması, d) İyi hâl göstermeleri, disiplin cezası almamış veya kaldırılmış olması, e) İstekte bulunulan kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi olmaması, f) Mahkûmiyet sürelerine uygun hükümlülerin barındırıldığı bir kurum olması, g) Daha önce disiplin nedeniyle ayrılmak zorunda kaldıkları kurum olmaması, Gerekir…”, 7. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 8. Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi İle Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında

Yönetmelik’in “Kendi istekleri ile nakil” başlıklı 165. maddesinde; 5275 sayılı Kanununun 54.

maddesinde hükümlülerin kendi istekleri ile nakilleri için aranan şartlar söz konusu Tüzük ile tekrar vurgulanmıştır.

9. Adalet Bakanlığının 05/06/2015 tarihinde kabul edilerek yürürlüğe konulan 167 sayılı Ceza İnfaz

Kurumlarının Tahsisi, Nakil İşlemleri ve Diğer Hükümler konulu Genelgenin “Hükümlülerin Kendi

İstekleri İle Nakilleri” başlıklı 15. maddesinde, Kanunun ve Yönetmelik’in “Kendi istekleri ile nakil” maddelerinde aranan şartlara ek olarak; ‘‘…h) Talep ettikleri ceza infaz kurumunda kendileri, diğer hükümlüler ve kurum açısından güvenlik riski oluşturmaması, ı) Disiplin nedeniyle ayrıldıkları kurumlar hariç, talep ettikleri kurumlarda daha önce kalmış iseler, Bakanlıkça değerlendirilmek üzere; kendileri, diğer hükümlüler veya kurum açısından somut gerekçelerle güvenlik riski oluşturup oluşturmayacakları hususunda bu yer idare ve gözlem kurulunun taleple ilgili görüşünün alınmış olması, j) Bakanlık tarafından dönem itibariyle isteğe bağlı nakle kapatılmış olmaması, gerekir”, 10. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Üye Devletlere Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında

REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararına Ek “Temel İlkeler” başlıklı 3. maddesinde; ‘‘Özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilere getirilen kısıtlamalar, asgari gereklilikte ve haklarında hükmedilen kararın meşru amacıyla orantılı olmalıdır.’’, 10.1. “Yerleştirme ve Barındırma” başlıklı 17.1. , 17.2. ve 17.3. maddelerinde; “Mahpuslar, mümkün olabildiğince evlerine veya sosyal rehabilitasyon ortamlarına yakın cezaevlerine yerleştirilmelidirler.”, “Cezaevlerine yerleştirmede, suçun devamlı takibi, güvenlik ve emniyet gerekleri ve tüm mahpuslara uygun rejimlerin sağlanması ihtiyacı hesaba katılmalıdır.”, “ İlk yerleştirme ve sonradan yapılacak bir cezaevinden diğerine nakil konusunda, mümkün olabildiğince mahpusa danışılmalıdır.’’, 10.2. “Dış Dünya ile İlişki” başlıklı 24.4. ve 24.5. maddelerinde; “Ziyaretler için yapılan düzenlemeler, mahpuslara aile ilişkilerini mümkün olduğunca normal bir düzeyde sürdürmelerine ve geliştirmelerine izin verecek bir tarzda olmalıdır.”, “Cezaevi yetkilileri, dış dünyayla yeterli bir iletişim sürdürmelerinde mahpuslara yardım etmelidirler ve bunun için onlara “uygun destek ve yardım sağlamalıdırlar.” , 11. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 9 Aralık 1988 tarihli ve 43/173 sayılı kararıyla kabul edilen, “Herhangi Bir Şekilde Tutulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunmasına İlişkin Prensipler Bütünü” nün, 11.1. ‘‘Aile mensupları ve dış dünya ile iletişim kurma hakkı’’ başlıklı 19’uncu maddesinde; “Tutulan veya hapsedilen bir kimseye kanunda veya kanuna dayanan bir düzenlemede belirtilen makul şartlara ve sınırlamalara tabi olarak, özellikle aile üyeleri tarafından ziyaret edilebilme ve onlarla haberleşme gibi, dış dünya ile iletişim kurabilmesi için kendisine yeterli imkan verilir.” 11.2. ‘‘İkametgahına yakın bir yerde tutulma hakkı’’ başlıklı 20’nci maddesinde; “Tutulan veya hapsedilen kişi talep ettiği takdirde, mümkün olduğu ölçüde ikamet ettiği yere makul uzaklıktaki bir tutukevinde veya hapishanede tutulmalıdır.” Düzenlemelerine yer verilmiştir.

Düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

12. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden 13. Başvuran, 1 numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen başvurusunda; babasının ve amcasının cezasının infaz edildiği İzmir Aliağa Şakran 1 No.lu T Tipi Ceza İnfaz Kurumuna, naklini talep etmektedir.

14. İnfazın, özellikle hapis cezasının infazının amacı, sadece belli bir yerde çekilmesi gereken cezanın sürekliliği için hükümlünün infaz kurumunda muhafaza edilmesi değildir. Hükümlü, büyük olasılıkla, cezanın infazından sonra yeniden topluma döneceğinden, infaz sırasında hükümlünün yeniden toplumun

bir üyesi olmasını sağlamak ve suç işlenmesini önlemek amacıyla iyileştirilmesi gerekliliği ön plana çıkmıştır. Bu nedenle ideal bir infaz sisteminde ceza yaptırımlarının gerek ceza infaz kurumunda gerekse toplum içinde infaz edilmeleri süreci mutlak surette failin topluma yeniden uyum sağlanmasına yönelik rehabilitasyon çalışmaları içermelidir (Hakan A. YAVUZ, Ceza infaz sistemi ve denetimli serbestlik, Seçkin yayınevi, Temmuz 2018 s. 307).

15. Toplumdan soyutlanan mahkumu, sosyal hayatın uyumlu bir parçası haline getirmek için, cezanın eğitici bir içeriğe sahip olması gerekir. İnfaz hukukunun bugün ulaştığı aşamada infazın gevşemesi hedeflenmektedir. Bu, açık infaz kurumları, serbest mektup trafiği, sık ziyaretler ve hükümlü izinleri gibi vasıtalarla teşvik edilmektedir. Bu sayede, infazın daha geniş boyutlarda insanileştirilmesi ve yenilenmesi amaçlanmaktadır (Timur DEMİRBAŞ, Tretman, s. 394).

16. Hükümlülerin sosyal hayata dahil olabilmesi, öncelikle onun ailesi ve yakınlarıyla iletişiminin sağlanmasıyla söz konusu olacaktır. Bu iletişim, telefon, mektup yoluyla olabileceği gibi, özellikle araya araç girmeksizin, yüz yüze olan ziyaret yoluyla da mümkündür. Ancak hükümlüler her hal ve şartta ailelerinin (yakınlarının) ikamet ettiği illerde bulunan ceza infaz kurumunda bulunma imkanına sahip olmadığından, başta 5275 sayılı İnfaz Kanunu olmak üzere, İnfaz Yönetmeliği ve 167 sayılı Genelge’de

‘kendi istekleri ile nakil’ hükmüne yer verilmiştir. Söz konusu hüküm, çoğu zaman hükümlüler tarafından

‘ailelerinin ikamet ettiği yer veya ailelerine yakın yerlere nakil’ olarak değerlendirilmektedir.

17. Ailesinin ikamet ettiği yerden uzak yerlerde cezasını infaz etmekte olan hükümlülerin nakil talepleri, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önüne de birçok kez gitmiş olup, Mahkeme bu talepleri, ‘özel ve aile hayatına saygı hakkı’ kapsamında değerlendirmektedir. Nitekim Mahkeme birçok kararında şu hususları vurgulamıştır: “Mahkeme, Sözleşme’nin 5. maddesi bakımından, her türlü yasal tutukluluğun, nitelik olarak ilgilinin özel ve aile hayatının kısıtlanmasına neden olduğunu hatırlatmaktadır. Öte yandan, Sözleşme, tutuklulara tutukluluk yerlerini seçme hakkı tanımamakta ve tutuklunun ailesinden ayrılmasının ve uzaklaştırılmasının, tutukluluğun kaçınılmaz sonuçlarını oluşturmaktadır. Bununla birlikte, bir kişinin ailesinden uzak bir cezaevinde tutuklu bulunmasının – öyle ki her türlü ziyaret çok güç dahası imkânsız görünmekte – bazı koşullarda aile hayatına bir müdahale teşkil edebilmekte zira aile üyeleri için, aile hayatının korunması için, tutukluyu ziyaret etme imkânı temel bir faktördür” (Khodorkovskiy ve Lebedev

/Rusya, Başvuru No : 2022/4512 11082/06 ve 13772/05, 25/072013, § 835; Vintman/Ukrayna, Başvuru No : 2022/4512 28403/05, 23/10/2014, § 78 ve Bellomonte/İtalya, 01/04/2014, § 70, No. 28298/10).

18. Farklı ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü eşlerin ve aile bireylerinin birbirleriyle yeterli şekilde iletişim kuramamaları nedeniyle aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkin başvurularda, Anayasa Mahkemesi “tutuklu ya da hükümlünün aile hayatını sürdürmesini sağlamaya yeterli olacak şekilde yakın derecedeki aile bireyleriyle asgari düzeyde bir iletişim ve temas kurması her durumda sağlanmalıdır. Böylesi bir yükümlülüğün yerine getirilmesi ve tedbirler alınması, aile hayatına saygı hakkı kapsamında devletten beklenen asgari bir gereklilik” olduğu hususunu vurgulamıştır (AYM, Başvuru No : 2022/4512 2016/58533, 03/07/2019 tarihli karar, §55 ; AYM, Başvuru No : 2022/4512 2016/38867, 03/07/2019 tarihli karar, §57).

19. Mahpusların ailelerine yakın ceza infaz kurumlarına nakil talebine ilişkin başvurularda Kurumumuz tarafından birçok kez, “hükümlülerin nakil taleplerine ilişkin değerlendirmelerin, genel olarak ‘cezaevi kapasitesi’ bakımından değerlendirilmesi, ‘kendi istekleri ile nakil’ düzenlemeleri kapsamında yeterli olmamaktadır. Yalnızca hükümlü açısından değil, hükümlüyü ziyaret etmek isteyen aile açısından da değerlendirme yapılmalı, ailelerin yakınını (hükümlüyü) görmek, daha rahat şartlarda ziyaret edebilmek hakkının, hükümlünün bulunduğu kurum ile ailesinin ikamet ettiği yer arasındaki mesafenin, ulaşım olanaklarının, ailenin maddi durumunun, sağlık sorunlarının, ailenin hükümlüyü ziyarete gelme sıklığı

bilgilerinin birlikte ele alınıp, nakil taleplerinin daha geniş çaplı ele alınması gerekmekte” olduğu hususları vurgulanmıştır (Kısmen Tavsiye Kısmen Ret Kararları için bkz., Başvuru No : 2022/4512 2021/3619; 2020/101301; 2020/1243; 2020/1217; 2019/22252; 2018/15013 ).

20. Aynı anda farklı ceza infaz kurumunda bulunan yakın aile bireylerinin nakil talep ettiği bir başvuruda

Kurumumuz tarafından; “Başvurucu ve oğlunun ayrı illerde bulunan kurumlarda barındırılıyor oluşu, bu kurumların birbirilerine ve tarafların yakınının ikametine olan coğrafi mesafesi dikkate alındığında, aile yakınlarının başvurucu ve oğlunu ziyaret edebilmesinin güçleştiği göz önüne alınmıştır. Cezaevi sisteminin düzenlenmesine bağlı güçlükler ile idarenin bu alanda takdir yetkisine sahip olduğu izahtan varestedir. Ne var ki somut olayın özellikleri dikkate alındığında; başvuruya konu tarafların yakın derecedeki aile bireyleri olduğu, başvurucu tarafından nakil talep edilen, oğulun barındırılmakta olduğu kurum ile aile bireylerinin ikameti arasındaki coğrafi mesafesinin başvurucunun hali hazırda barındırıldığı kuruma kıyasen daha az olduğu, aynı yerleşkede tutulan aile bireylerini ziyaret edebilmenin aileye kolaylık sağlayacağı ve aynı yerleşke içerisinde tutulan yakın aile bireylerinin yüz yüze görüştürülmelerinin güvenlik kriterleri dahilinde yasal olarak mümkün olabileceği kriterleri dikkate alındığında başvurucunun nakil isteminin kabulünün aile bireylerinin birbirleriyle temas etmesine ve aile ilişkilerinin sürdürülmesini katkı sağlayacağı” değerlendirilmesinde bulunulmuştur. (Başvuru No : 2022/4512 2020/3652; Aynı şekilde baba ve oğulun farklı ceza infaz kurumlarında bulunmasından dolayı verilen diğer Tavsiye Kararlarımız, 2019/22869; 2017/12517).

21. Tüm dosya kapsamında yapılan incelemede; 21.1. Hükümlülerin nakil taleplerinin değerlendirilmesinde çok sayıda kriterin göz önünde bulundurulduğu, nitekim hükümlü sayısı, kurum sayısı, suç ve suçlu türü bütün halde ele alındığında, ceza infaz kurumlarında disiplin ve düzenin sağlanması açısından birtakım kriterler öngörülmesinin makul olduğu, 21.2. Bu kapsamda talep edilen ceza infaz kurumunun ‘doluluk oranı’; yüksek güvenlikli ceza infaz kurum kapasitesinin özellikle kısıtlı olması nakil taleplerinin reddedilmesinde meşru neden teşkil ettiği, 21.3. Diğer yandan somut olay kapsamında başvuranın nakil talebinin olumlu değerlendirilmediği, ailesinin

İzmir ilinde yaşadığı, babasının ve amcasının cezasının İzmir ilinde infaz edildiği, 21.4. Aile bireyleri tarafından hükümlüyü ziyaretin, hükümlülerin rehabilitasyonunda arz ettiği önem dikkate alındığında, başvuranın babasının da başka bir kurumda hükümlü olduğu, yakın aile bireylerinin farklı ceza infaz kurumlarında bulunmasının, hem hükümlüler hem de özgürlüğünden yoksun bulunmayan aile bireyleri açısından mağduriyet teşkil edeceği kanaatiyle, başvuranın nakil talebinin reddedilmesinin aile hayatına saygı hakkı kapsamında hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu değerlendirilmiştir.

22. Şikayet başvuru belgesi ve ekleri, İdarenin konu hakkındaki cevabi yazıları, ilgili mevzuat ve dosya üzerinde yapılan incelemeler neticesinde; Aynı anda farklı ceza infaz kurumlarında bulunan baba ve oğulun dezavantajlı durumlarının giderilmesi amacıyla başvuranın nakil koşullarını taşıması koşuluyla nakil talebinin öncelikli olarak değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 23. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 sayılı mükerrer Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6. maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; hem başvuranın dilekçesi hem de şikâyet başvurusunun inceleme ve araştırması kapsamında Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgeler bakımından idareler tarafından süresi içerisinde işlem tesis edilmediği; böylece “makul sürede karar verme ve kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davranılmadığı anlaşılmış olup, idareden bundan böyle bu ilkeye de uyması beklenmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT

24. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 17’nci maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu

Denetçiliği Kurumuna dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup, ilgi Kanunu’nun 21’inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup ilgili idarenin işlemine karşı Ankara

İdare Mahkemeleri nezdinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda yapılan açıklamalar, anılan mevzuat hükümleri ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, Başvurunun KABULÜNE, Aynı anda farklı ceza infaz kurumlarında bulunan baba ve oğulun dezavantajlı durumlarının giderilmesi amacıyla başvuranın nakil şartlarını taşıması koşuluyla nakil talebinin öncelikli olarak değerlendirilmesi ve başvuranın babasının cezasının infaz edilmekte olduğu ya da ailesinin yaşadığı yer yakınında bulunan durumuna uygun ve kapasitesi müsait ceza infaz kurumlarından birine nakledilerek mağduriyetinin giderilmesi hususunda ADALET BAKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA, Kararın BAŞVURANA VE ADALET BAKANLIĞI’NA tebliğine,

6328 sayılı Kanunun 20 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca İdare tarafından bu karar üzerine tesis

edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi