|
ÖZET: Başvuran, aile, sağlık ve eğitim nedenleriyle çeşitli ceza infaz kurumlarına nakil talep etmiştir. Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı, hem suçun önlenmesi hem de hükümlünün topluma kazandırılması amacı taşımaktadır. Bu bağlamda, hükümlülerin sağlık ve eğitim haklarının korunması önemlidir. Ancak, başvuranın talep ettiği ceza infaz kurumlarının doluluk oranları ve güvenlik gerekçeleri nedeniyle nakil talebi reddedilmiştir.
Hukuki değerlendirmede, 5275 sayılı Kanun ve ilgili yönetmelikler çerçevesinde, hükümlülerin nakil taleplerinin kabulü için belirli şartların sağlanması gerektiği vurgulanmıştır. Başvuranın sağlık durumu ve eğitim hakkı göz önünde bulundurularak, nakil koşullarını taşıması halinde, ileride uygun boşluklar oluşması durumunda talebinin yeniden değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu durum, hem hukukun üstünlüğü hem de insan hakları açısından önem arz etmektedir. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2023/5574-S.23.9178
BAŞVURU NO : 2022/17407
KARAR TARİHİ : 03/05/2023
KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI ,TCKN:
Adres:
BAŞVURUYA KONU İDARE : ADALET BAKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın aile, eğitim ve sağlık nedeniyle nakil istemi hakkındadır
BAŞVURU TARİHİ : 28/11/2022
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran özetle, 15 aydır aynı infaz kurumunda tutuklu olduğunu, zorunlu nedenle nakledildiğini, ailesinin İstanbul ilinde ikamet ettiğini, 17 aydır nakil talebinde bulunduğunu ancak taleplerinin kabul edilmediğini, iki çocuğu olduğunu, mesafenin uzak olması nedeniyle yolculuk yapmakta zorlandıklarını, ziyaretlerin maddi ve manevi külfet oluşturduğunu, göz hastalığı olduğunu, kornea hasarı nedeniyle görme kaybı yaşadığını, kornea nakli olması gerektiğini, daha önce tedavi olduğu Marmara Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde tedavi olmak istediğini, bu nedenle hastaneye gidip gelebileceği bir infaz kurumuna nakil olmak istediğini, Sakarya Üniversitesi Elektrik-Elektronik Bölümü aktif öğrencisi olduğunu, eğitim nedeniyle nakil talebinin de kabul edilmediğini, Sakarya L Tipi 2 ve 3 Nolu Ceza İnfaz
Kurumları yeni açılmasına ve bulunduğu ceza infaz kurumunda nakiller olmasına rağmen nakil talebinin reddedildiğini iddia ederek Sakarya L Tipi 1,2,3 Nolu, Kocaeli T Tipi 1,2 Nolu, Marmara L Tipi 2,3,7 Nolu, Maltepe L Tipi 1,2,3 Nolu, Kartal H Tipi ve Ümraniye T Tipi kapalı Ceza İnfaz Kurumlarından birine isteğe bağlı naklinin sağlanmasını talep etmektedir.
II. İDARENİN ŞİKÂYETE İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuz 19/12/2022 tarihli ve S. sayılı yazısı ile şikayet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünden bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur. Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen 26/01/2023 tarihli ve
/ sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle; “
2.1. Adı geçenin, naklini talep ettiği kurumların kapasitelerinin dolu olması nedeniyle Genel
Müdürlüğümüzün 22.12.2022 tarihli ve E- – – / sayılı yazısıyla naklinin uygun görülmediği,
2.2. Adı geçenin, bilgi formunun incelenmesi sonucunda infaz edilmemiş ve kaldırılmamış herhangi bir disiplin cezasının bulunmadığının tespit edildiği,
2.3. Hükümlü ve tutukluların kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 54 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde, ”İstekte bulunulan kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi olmaması” ifadelerine yer verildiği,
2.4. Bu nedenle, nakil taleplerinin incelenmesinde; kurumun kapasitesi, güvenliği ve hangi suç türüne ait odaların bulunduğu, kişilerin can güvenliğine ilişkin olarak da, talepte bulunanın hasım olarak bildirdiği bir kişinin talep ettiği kurumda bulunup bulunmadığı gibi hususlar göz önünde bulundurulduğundan her talebin uygun değerlendirilemediği,
2.5. 05.06.2015 tarihli ve 167 No.lu Ceza İnfaz Kurumlarının Tahsisi, Nakil İşlemleri ve Diğer Hükümler
Hakkında Genelgenin “Eğitim ve Öğretim Nedeniyle Nakil” başlıklı 19 uncu maddesinde; (1) Hükümlüler, eğitim ve öğretim nedeniyle; a) Nakil giderlerini peşin olarak ödemeyi kabul etmeleri, b) Eğitimini sürdürdüğüne dair eğitim kurumundan belge ibraz etmeleri, c) Talep edilen kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması, d) Tutuklulara tahsis edilmiş olmaması, e) Daha önce disiplin nedeniyle ayrılmak zorunda kaldıkları kurum olmaması, f) Almış oldukları disiplin cezaları, cezanın türü ve ceza almalarına neden olan eylemin niteliği, suç vasıfları itibarıyla, talep ettikleri ceza infaz kurumunda güvenlik riski oluşturmamaları koşuluyla, süreli veya daimi olarak Bakanlıkça başka bir ceza infaz kurumuna nakledilebilecektir.”
Ayrıca, 5275 sayılı Kanun’un “Öğretimden yararlanma” başlıklı 76 ncı maddesinin birinci fıkrasında “Açık ceza infaz kurumları ile çocuk eğitimevlerinde bulunan hükümlülerin örgün ve yaygın, kapalı ceza infaz kurumunda bulunan hükümlülerin yaygın öğretimden yararlanmaları sağlanır.” hükümlerinin yer aldığı,
2.6. Bu kapsamda, adı geçenin nakil talebinin yukarıda anılan mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, kapalı kurumda barındırılan tutuklunun yürürlükte bulunan mevzuat hükümleri gereğince örgün eğitimden faydalanamayacağı, ancak okulun kabul etmesi halinde ve nakil masraflarını ödemesi koşulu ile ara, yılsonu, bütünleme ve mazeret sınavlarına katılabileceği,
2.7. Adı geçenin, barındırıldığı Sungurlu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1200, mevcudunun 1218, doluluk oranının %102 olduğu,
2.8. 05.12.2022 tarihli dilekçesinde isteğe bağlı naklini talep ettiği; – Sakarya 2 No.lu L Tipi Kapalı Ceza
İnfaz Kurumu kapasitesinin 1322, mevcudunun 1258, doluluk oranının %95, – Sakarya 1 No.lu L Tipi
Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1670, mevcudunun 1438, doluluk oranının %86, – Kocaeli 1 No.lu
T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1000, mevcudunun 1551, doluluk oranının %155, – Kocaeli
2 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1000, mevcudunun 1380, doluluk oranının %138,
– Marmara 7 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1704, mevcudunun 2208, doluluk oranının %130, – Marmara 3 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1677, mevcudunun 2192, doluluk oranının %131, – Marmara 2 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1716, mevcudunun 2457, doluluk oranının %143, – Maltepe 3 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1756, mevcudunun 2765, doluluk oranının %157, – Maltepe 2 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz
/
Kurumu kapasitesinin 1756, mevcudunun 2246, doluluk oranının %128, – Maltepe 1 No.lu L Tipi Kapalı
Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1756, mevcudunun 2463, doluluk oranının %140 olduğu,
2.9. Sakarya 1 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinde artışa gidilmiş ise de, bu durumun adı geçenin de tabi olduğu 5275 sayılı Kanun’un 9 uncu maddesi kapsamında barındırılan hükümlü ve tutuklular bakımından herhangi bir değişikliğe neden olmadığı, Sakarya 2 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz
Kurumunun hizmete yeni açıldığı, personel entegrasyonun tamamlanmadığı, Sakarya 3 No.lu L Tipi Kapalı
Ceza İnfaz Kurumunun ise, hizmete açılmadığı ve mahkum kabulüne başlamaması nedeniyle anılan kurumlara nakil talebinin uygun görülmediği,
2.10. Adı geçenin, nakil talebinde bulunduğu Kartal H Tipi ve Ümraniye T Tipi Kapalı Ceza İnfaz
Kurumları ise, suç türü itibarıyla konumuna uygun olmadığı,
2.11. Ayrıca, bulundukları ceza infaz kurumundan başka ceza infaz kurumlarına nakil gitmek isteyen hükümlü ve tutukluların, 5275 sayılı Kanun’un 54 üncü maddesi ile 05.06.2015 tarihli ve 167 No.lu
Genelgenin 15 inci maddesinin ilgili fıkraları gereğince, gitmek istedikleri kurumlardan durumlarına uygun en az üç yeri ve nakil giderlerini peşin olarak ödemeyi kabul ettiklerini belirtir şekilde yazmış oldukları dilekçelerini, ceza infaz kurumu idaresi aracılığıyla Genel Müdürlüğümüze göndermeleri gerektiği, Genel
Müdürlüğümüzün isteğe bağlı nakillerde hükümlülerin nakil gitmek istedikleri yer dışında re’sen kurum belirleme yetkisinin bulunmadığı,
2.12. Adı geçenin, 5275 sayılı Kanun’un 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca yüksek güvenlikli veya bir bölümü yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılmak zorunda olduğu, naklini talep ettiği kurumlarda terör suçundan bulunan hükümlü/tutuklulara ayrılan odaların kapasitelerinin ise dolu olduğu,
2.14. Öte yandan, aynı suç türünden çok fazla tutuklu ve hükümlünün aynı kurumda barındırılması durumunda bu tutuklu ve hükümlülerin fikir ve eylem birliği içinde hareket etmeleri nedeniyle kurum güvenliğini zafiyete uğratabileceğinin değerlendirildiği, bu kapsamda adı geçenin de kendi suç türünden tutuklu ve hükümlülerin yoğun olduğu kurumları talep etmesi nedeniyle nakil taleplerinin uygun değerlendirilemediği,
2.15. 5275 sayılı Kanun’un 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca (Eylem ve tutumları nedeniyle tehlikeli hâlde bulunan ve özel gözetim ve denetim altında bulundurulmaları gerekli olduğu saptananlar ile bulundukları kurumlarda düzen ve disiplini bozanlar veya iyileştirme tedbir, araç ve usûllerine ısrarla karşı koyanlar) barındırılan kişilerin, yüksek güvenlikli veya bir bölümü yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılmak zorunda oldukları, dolayısıyla hükümlü ve tutukluların nakil taleplerinin ceza miktarları ve örgütteki konumlarının dikkate alınarak değerlendirildiği,
2.16. Hükümlü ve tutukluların nakil taleplerine karşın yapılan işlemlerin ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, doğum, felsefî inanç, millî veya sosyal köken, siyasî veya diğer fikir yahut düşünceleri ile ekonomik güçleri ve diğer toplumsal konumları yönünden ayırım yapılmaksızın ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınmaksızın uygulandığı,
2.17. Ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutukluların; hastalık, disiplin, güvenlik, özellikle toplu nakiller ve tutukluların mahkeme nedeniyle yapılan sevkleri sonucu, ceza infaz kurumları mevcutlarının günaşırı değişmesine yol açtığı,
2.18. Bu nedenle; ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerin nakil talepleri Genel Müdürlüğümüze ulaştığı anda, talep edilen kurumların kapasitelerinin o günkü veriler göz önüne alınarak değerlendirildiği,
2.19. Ayrıca, her ay nakillerin açıldığının tüm Cumhuriyet başsavcılıklarına bildirildiği, adı geçenin de ileriki aylarda konumuna uygun en az üç yeri belirtir dilekçesi ile nakil talebinde bulunması halinde talebinin mevzuat çerçevesinde değerlendirileceği,
2.20. Adı geçene ait ziyaret ve telefon görüşme raporlarının bir örneğinin ekte gönderildiği”,
İfade edilmiştir.
3. Kurumumuz 31/01/2023 tarihli ve -S. sayılı yazısı ile başvuranın “Hastalık nedeniyle nakil” talebinin değerlendirilmesi amacıyla Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünden bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur. Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen 17/04/2023 tarihli ve
/ sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle; “ 3.1. Adı geçenin, sağlık nedeniyle herhangi bir sevk talebinin olmadığı, 3.2. Adı geçenin, Sungurlu Devlet Hastanesinde tedavisinin yapılıp yapılmayacağına dair herhangi bir sağlık raporunun bulunmadığı, ancak ileri tetkik ve tedavisinin sağlanabilmesi için Hitit Üniversitesi Çorum
Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edildiği, burada tedavisi için Ankara Bilkent Şehir
Hastanesine sevkinin sağlandığı, 3.3. Adı geçenin, rahatsızlığından dolayı ceza tehirinin gerekip gerekmediğinin tespit edilmesi için
18.11.2022 tarihinde Hitit Üniversitesi Çorum Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi Sağlık Kurulu
tarafından başlatılan muayeneleri neticesinde 28.11.2022 tarihli ve protokol numaralı Sağlık
Kurulu raporunda “Ceza tehiri gerekmez. Ceza infazının ceza infaz kurumunda infazı halinde hayati tehlike arz etmez. Ağır hasta değildir. Bakıma muhtaç değildir. Rehabilitasyon merkezinde kalmasına gerek yoktur.” ifadelerine yer verildiği, 3.4. Adı geçenin, rahatsızlıklarından dolayı 24.05.2022 tarihinde Sungurlu Devlet Hastanesi Göz
Polikliniğine, 14.10.2022 Sungurlu Devlet Hastanesi Göz Polikliniğine ve 24.11.2022 tarihinde de
Sungurlu Devlet Hastanesi Dahiliye Polikliniğine sevk edildiği, Dahiliye Polikliniğinde yapılan muayenesi sonucu Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Göz Polikliniğine sevk edildiği, ayrıca adı geçenin tetkik ve tedavisinin Ankara Bilkent Şehir Hastanesinde devam ettiği, 3.5. Adı geçenin tedavisine ilişkin tetkik ve tedavi evrakının yazımız ekinde gönderildiği”
Bilgisi edinilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
4. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının; 4.1. “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17. Maddesinde; “Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.
Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamaz.
Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.
4.2. “Özel hayatın gizliliği” başlıklı 20. Maddesinde; “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.”,
4.3. “Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi” başlıklı 42. maddesinde; “Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz. Öğrenim hakkının kapsamı kanunla tespit edilir ve düzenlenir.” 4.4. Anayasanın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin 3. ve 4. fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler”
5. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin; 5.1. “Eğitim hakkı” başlıklı 2. maddesinde; “Hiç kimse eğitim hakkından yoksun bırakılamaz. Devlet, eğitim ve öğretim alanında yükleneceği görevlerin yerine getirilmesinde, ana ve babanın bu eğitim ve öğretimin kendi dini ve felsefi inançlarına göre yapılmasını sağlama haklarına saygı gösterir.” 5.2. “İşkence yasağı” başlıklı 3. maddesinde; “Hiç kimse işkenceye veya insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele veya cezaya tabi tutulamaz.”, 5.3. “Özel ve aile hayatına saygı hakkı” başlıklı 8. maddesinde; “1. Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.
2. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.”, 6. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 9 Aralık 1988 tarihli ve 43/173 sayılı kararıyla kabul edilen, “Herhangi Bir Şekilde Tutulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunmasına İlişkin Prensipler Bütünü” nün ‘‘Aile mensupları ve dış dünya ile iletişim kurma hakkı’’ başlıklı 19. maddesinde ‘‘Tutulan veya hapsedilen bir kimseye kanunda veya kanuna dayanan bir düzenlemede belirtilen makul şartlara ve sınırlamalara tabi olarak, özellikle aile üyeleri tarafından ziyaret edilebilme ve onlarla haberleşme gibi, dış dünya ile iletişim kurabilmesi için kendisine yeterli imkan verilir.’’ hükmü, ‘‘İkametgahına yakın bir yerde tutulma hakkı’’ başlıklı 20. maddesinde; “Tutulan veya hapsedilen kişi talep ettiği takdirde, mümkün olduğu ölçüde ikamet ettiği yere makul uzaklıktaki bir tutukevinde veya hapishanede tutulmalıdır.”, 7. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri
/
ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 8. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun; 8.1. “İnfazda temel ilke” başlıklı 2. maddesinde; “(1) Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin kurallar hükümlülerin ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, doğum, felsefî inanç, millî veya sosyal köken ve siyasî veya diğer fikir yahut düşünceleri ile ekonomik güçleri ve diğer toplumsal konumları yönünden ayırım yapılmaksızın ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınmaksızın uygulanır.
(2) Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazında zalimane, insanlık dışı, aşağılayıcı ve onur kırıcı davranışlarda bulunulamaz.
8.2. “İnfazda temel amaç” başlıklı 3. maddesinin birinci fıkrasında; “Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temel amaç, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmaktır.”, 8.3. “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6. maddesinin birinci fıkrasının ilgili
bentlerinde; “Hapis cezalarının infaz rejimi, aşağıda gösterilen temel ilkelere dayalı olarak düzenlenir:
b) Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin düzenli bir yaşam sürdürmeleri sağlanır. Hürriyeti bağlayıcı cezanın zorunlu kıldığı hürriyetten yoksunluk, insan onuruna saygının korunmasını sağlayan maddî ve manevî koşullar altında çektirilir. Hükümlülerin, Anayasada yer alan diğer hakları, infazın temel amaçları saklı kalmak üzere, bu Kanunda öngörülen kurallar uyarınca kısıtlanabilir c) Cezanın infazında hükümlünün iyileştirilmesi hususunda mümkün olan araç ve olanaklar kullanılır. Hükümlünün kanun, tüzük ve yönetmeliklerle tanınmış haklarının dokunulmazlığını sağlamak üzere cezanın infazında ve iyileştirme çabalarında kanunîlik ve hukuka uygunluk ilkeleri esas alınır.
f) Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin yaşam hakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucu tedbirin alınması zorunludur.”, 8.4. “Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları” başlıklı 9. Maddesinin Birinci ve Üçüncü
Fıkralarında; “(1) Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları, iç ve dış güvenlik görevlilerine sahip, firara karşı teknik, mekanik, elektronik ve fizikî engellerle donatılmış, oda ve koridor kapıları sürekli kapalı tutulan, ancak mevzuatın belirttiği hâllerde aynı oda dışındaki hükümlüler arasında ve dış çevre ile temasların geçerli olduğu sıkı güvenlik rejimine tâbi hükümlülerin bir veya üç kişilik odalarda barındırıldıkları tesislerdir. Bu kurumlarda bireysel veya grup hâlinde iyileştirme yöntemleri uygulanır.
(3) Eylem ve tutumları nedeniyle tehlikeli hâlde bulunan ve özel gözetim ve denetim altında bulundurulmaları gerekli olduğu saptananlar ile bulundukları kurumlarda düzen ve disiplini bozanlar veya iyileştirme tedbir, araç ve usûllerine ısrarla karşı koyanlar bu kurumlara gönderilirler.” 8.5. “Nakiller” başlıklı 53. maddesinde “Hükümlüler, kendi istekleri veya toplu sevk, disiplin, asayiş ve güvenlik, hastalık, eğitim, öğretim, suç ve yargılama yeri nedenleriyle başka bir kuruma nakledilebilirler.”,
8.6. “Kendi istekleri ile nakil” başlıklı 54. Maddesinin ikinci fıkrasında, “ (2) Bu hükümlüler nakledildikleri kurumlarda, eğitim öğretim veya hastalık nedeniyle nakil hariç, bir yıl kalmak zorundadırlar. Çocuklar bakımından bu süre altı ay olarak uygulanır”, 8.7. “Hastalık nedeniyle nakil” başlıklı 57. maddesinde, “ (1) Hastaneye sevki zorunlu görülen hükümlü, bulunduğu yere en yakın tam teşekküllü Devlet veya üniversite hastanesinin hükümlü koğuşuna yatırılır.
(2) Bu hastanelere gönderilen hükümlülerin başka yerlerdeki hastanelere sevki, sağlık kurulu raporuyla, acil ve yaşamsal tehlikesi bulunması hâlinde, varsa biri hastalığın uzmanı olmak üzere iki uzman hekim tarafından verilip, başhekim tarafından onaylanan ve hastalığın sebebi, tedavinin hangi sebeple bulunduğu hastanede gerçekleştirilemediği, hastaya nerede ve ne tür bir tedavi gerektiğini açıkça belirten bir raporla mümkündür. Bu durumda da en yakın ve hükümlü koğuşu bulunan Devlet veya üniversite hastaneleri tercih edilir.
(3) Hükümlünün bu hastanelerde kontrol ve tedavisinin devam edip etmeyeceğinin sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesi gerekir; aksi hâlde hükümlü ait olduğu kuruma iade edilir.
(4) Hükümlü, acil hâller dışında özel sağlık kuruluşlarında tedavi edilemez. Acil hâllerin varlığı hâlinde
Adalet Bakanlığına bilgi verilir.
(5) Hükümlü, sağlık nedenleriyle bulunduğu kurumda kalmasının uygun olmadığı, kurum hekiminin önerisi ve en üst amirinin isteği üzerine alınacak sağlık kurulu raporuyla belirlendiği takdirde, başka kurumlara nakledilebilir.”,
8.8. “Hükümlünün muayene ve tedavi istekleri” başlıklı 71. Maddesinde; “(1) Hükümlü, beden ve ruh sağlığının korunması, hastalıklarının tanısı için muayene ve tedavi olanaklarından, tıbbî araçlardan yararlanma hakkına sahiptir. Bunun için hükümlü öncelikle kurum revirinde, mümkün olmaması hâlinde
Devlet veya üniversite hastanelerinin mahkûm koğuşlarında tedavi ettirilir.
8.9. “Hastaneye sevk” başlıklı 80. Maddesinde; “(1) Hükümlünün sağlık nedeniyle hastaneye sevkine gerek duyulduğunda durum, kurum hekimi tarafından derhâl bir raporla ceza infaz kurumu yönetimine bildirilir.”, 8.10. “Öğretimden yararlanma” başlıklı 76. maddesinde; “(1) Açık ceza infaz kurumları ile çocuk eğitim evlerinde bulunan hükümlülerin örgün ve yaygın, kapalı ceza infaz kurumunda bulunan hükümlülerin yaygın öğretimden yararlanmaları sağlanır.” 9. Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetim, Dış Koruma, Hükümlü ve Tutukluların Sevk ve Nakilleri ile
Sağlık Hizmetlerinin Yürütülmesi Hakkında Protokol’ün; 9.1. “Acil sağlık sorunları hâlinde sevk” başlıklı 29. Maddesinde; “ (1) Hükümlü ve tutuklular, acil veya hayati bir sağlık sorunu nedeniyle muayene, teşhis ve tedavi amacıyla kurumun bulunduğu yerdeki sağlık kuruluşuna hekim raporu ile hekimin bulunmaması hâlinde ise kurum amiri veya nöbetçi amirinin yazılı izni ile sevk edilir.
(2) Ancak acil durumlarda acil çağrı merkezi vasıtasıyla 112 acil yardım aracıyla sevk istenir.”, 9.2. “Hastanelerdeki tedavilerin hükümlü koğuşlarında yapılması” başlıklı 33. Maddesinin birinci fıkrasında; “ (1) Hastaneye sevk edilen hükümlü ve tutuklular, yatarak tedavi edilmeleri gerektiği takdirde, o hastanede bunlara tahsis edilen hükümlü koğuşuna yatırılır ve tedavileri burada yapılır. Hastanede
hükümlü koğuşu olmadığı takdirde, jandarma tarafından gerekli güvenlik tedbirleri alınarak oluşturulacak geçici hükümlü koğuşlarında tedavileri tamamlanır.”, 9.3. “Hükümlü veya tutukluların muayene ve tedavilerinin yapılacağı hastaneler” başlıklı 34.
Maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; “ (1) Hastaneye sevki zorunlu görülen hükümlü veya tutukluların muayene ve tedavileri, bulunduğu yer ya da en yakın Devlet veya üniversite hastanesinin hükümlü koğuşlarında yapılır.
2) Bu hastanelere gönderilen hükümlü ve tutukluların başka yerlerdeki hastanelere sevki sağlık kurulu
raporuyla; acil ve hayati tehlikesi bulunması hâlinde ise varsa biri hastalığın uzmanı olmak üzere iki uzman hekim tarafından verilen ve başhekim tarafından onaylanan ve hastalığın sebebi, tedavinin hangi sebeple bulunduğu hastanede gerçekleşmediği, hastaya nerede ve ne tür tedavinin uygulanması gerektiğini açıkça belirten bir raporla olur. Bu durumda da en yakın ve hükümlü koğuşu bulunan Devlet veya üniversite hastaneleri tercih edilir.”, 10. 29/3/2020 tarih ve 31083 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi
İle Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmeliğin “Hükümlülerin Nakillerinde
Dikkat Edilecek Hususlar” başlıklı 127. maddesinin ilk fıkrasında;“ Hükümlülerin nakillerinin 5275 sayılı Kanunun 53 ila 58 inci maddeleri hükümlerine göre gerçekleştirilir.”, 11. Adalet Bakanlığının 06/01/2020 tarihinde kabul edilerek yürürlüğe konulan 172 sayılı Ceza İnfaz
Kurumlarında Barındırılanların Uluslararası Standartlarda İnsan Hakları Merkezli Sağlığa Erişimi ve Tedavileri, Tedavi Nedeniyle Nakilleri, Ceza Tehiri İşlemleri konulu Genelgenin 11.1. “Tedavi Nedeni İle Nakil” başlıklı 1,7 ve 8’inci maddelerinde, ‘‘ 1- Devlet hastaneleri ya da üniversite hastanelerine gönderilen hükümlü ve tutukluların, başka yerlerdeki hastanelere sevki, sağlık kurulu raporuyla, acil ve hayati tehlikesi bulunması hâlinde, mevcut ise biri hastalığın uzmanı olmak üzere, iki uzman hekim tarafından verilip, başhekim tarafından onaylanan ve hastalığın sebebi, tedavinin hangi sebeple bulunduğu hastanede gerçekleştirilemediği, hastaya nerede ve ne tür bir tedavinin uygulanması gerektiğini açıkça belirten bir raporla mümkün olacaktır. Bu durumda da öncelikle, en yakın ve mahkûm koğuşu bulunan Devlet veya üniversite hastaneleri tercih edilecektir.
7- Hükümlü ve tutukluların bulunduğu yerde tetkik, tedavi ve kontrolü yapılamaması nedeniyle yargı çevresi dışında veya acil olarak başka bir sağlık kuruluşuna kısa süreli (Anjiografı, VIR tetkiki, biyopsi vb.
nedenlerle) götürülüp getirilmesini gerektiren hâllerde sevk işlemleri için Genel Müdürlükten izin istenmeyerek, ilgili Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından gereği yapılacaktır.
8- İl veya ilçe dışındaki bir sağlık kuruluşuna sevk edilen hükümlü ve tutukluların, tetkik ve tedavilerinin aynı gün bitmesi veya ileri bir tarihe randevu verilmesi hâlinde, aynı güvenlik kuvvetleriyle geldikleri ceza infaz kurumuna iadeleri sağlanacaktır. Yatarak tedavilerine karar verilmesi hâlinde ise hükümlü ve tutukluların evrakı, o yer ceza infaz kurumu kayıtlarına geçirilmesi için ilgili Cumhuriyet başsavcılığına teslim edilecektir.”, 12. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Üye Devletlere Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında
REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararına Ek “Temel İlkeler” başlıklı 3. maddesi ‘‘Özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilere getirilen kısıtlamalar, asgari gereklilikte ve haklarında hükmedilen kararın meşru amacıyla orantılı olmalıdır.’’,
12.1. “Yerleştirme ve Barındırma” başlıklı 17.1. , 17.2. ve 17.3. maddelerinde, “Mahpuslar, mümkün olabildiğince evlerine veya sosyal rehabilitasyon ortamlarına yakın cezaevlerine yerleştirilmelidirler.”, “Cezaevlerine yerleştirmede, suçun devamlı takibi, güvenlik ve emniyet gerekleri ve tüm mahpuslara uygun rejimlerin sağlanması ihtiyacı hesaba katılmalıdır.”, “ İlk yerleştirme ve sonradan yapılacak bir cezaevinden diğerine nakil konusunda, mümkün olabildiğince mahpusa danışılmalıdır.’’, 12.2. “Dış Dünya ile İlişki” başlıklı 24.4. ve 24.5. maddelerinde, “Ziyaretler için yapılan düzenlemeler, mahpuslara aile ilişkilerini mümkün olduğunca normal bir düzeyde sürdürmelerine ve geliştirmelerine izin verecek bir tarzda olmalıdır.”, “Cezaevi yetkilileri, dış dünyayla yeterli bir iletişim sürdürmelerinde mahpuslara yardım etmelidirler ve bunun için onlara “uygun destek ve yardım sağlamalıdırlar.” , 13. Ceza İnfaz Kurumlarında Barındırılanların Uluslararası Standartlarda İnsan Hakları Merkezli
Sağlığa Erişimi ve Tedavileri, Tedavileri Nedeniyle Nakilleri, ceza Tehiri İşlemleri Konulu 06/01/2020 Tarihli ve 172 Nolu Genelgesinin; 13.1. Üçüncü Kısım Birinci Bölümünün “A-Tedavi Nedeniyle Hastaneye Sevk” başlığının birinci, ikinci ve üçüncü maddelerinde; “1-Ceza İnfaz Kurumlarında Bulunan Kurum hekimi, aile hekimi veya diş hekiminin uygun görmesi halinde; Hükümlü ve tutuklular ileri tetkik, tedavi ve rehabilitasyon için
Devlet veya üniversite hastanelerine sevk edileceklerdir.
2- Acil durumlarda, hükümlü ve tutuklular için 112 acil servis hizmeti ivedilikle sağlanarak, gerekli güvenlik önlemleri çerçevesinde tedavileri gerçekleştirilecektir.
3- Hükümlü ve tutukluların acil olarak, sağlık kuruluşuna sevki gerektiğinde, aile hekiminin veya kurum hekiminin kurumda olması halinde hekim raporuyla, bulunmaması durumunda, o an kurumda bulunan en üst yetkilinin yazılı izniyle, gerekli güvenlik tedbirleri alınarak, ivedilikle sevki sağlanacaktır.” 14. Adalet Bakanlığının 05/06/2015 tarihinde kabul edilerek yürürlüğe konulan 167 sayılı Ceza İnfaz
Kurumlarının Tahsisi, Nakil İşlemleri ve Diğer Hükümler konulu Genelgenin; 14.1. “Hükümlülerin Kendi İstekleri İle Nakilleri” başlıklı 15. maddesinde, Kanunun ve
Yönetmeliğin “Kendi istekleri ile nakil” maddelerinde aranan şartlara ek olarak; ‘‘…h) Talep ettikleri ceza infaz kurumunda kendileri, diğer hükümlüler ve kurum açısından güvenlik riski oluşturmaması, ı)
Disiplin nedeniyle ayrıldıkları kurumlar hariç, talep ettikleri kurumlarda daha önce kalmış iseler, Bakanlıkça değerlendirilmek üzere; kendileri, diğer hükümlüler veya kurum açısından somut gerekçelerle güvenlik riski oluşturup oluşturmayacakları hususunda bu yer idare ve gözlem kurulunun taleple ilgili görüşünün alınmış olması, j) Bakanlık tarafından dönem itibariyle isteğe bağlı nakle kapatılmış olmaması, gerekir”,
14.2. “Eğitim ve Öğretim Nedeniyle Nakil” başlıklı 19. maddesinde; “(1) Hükümlüler eğitim ve öğretim nedeniyle; a) Nakil giderlerini peşin olarak ödemeyi kabul etmeleri, b) Eğitimini sürdürdüğüne dair eğitim kurumundan belge ibraz etmeleri, c) Talep edilen kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması, d) Tutuklulara tahsis edilmiş olmaması, e) Daha önce disiplin nedeniyle ayrılmak zorunda kaldıkları kurum olmaması, f) Talep ettikleri ceza infaz kurumunda güvenlik riski oluşturmaması, koşuluyla, süreli veya daimi olarak Bakanlıkça başka bir ceza infaz kurumuna nakledilebilecektir. (2) Milli
Eğitim Bakanlığına veya Yüksek Öğretim Kurumuna bağlı okullara kayıtlı olan hükümlü ve tutukluların yılsonu, ara ve bütünleme gibi okullarında yapılan sınavlarına; kapalı ceza infaz kurumlarında kalanların dış koruma görevlileri, açık ceza infaz kurumu ve çocuk eğitimevi hükümlüleri ile bu kurumlarda
kalmaktayken sınava katılmak amacıyla kapalı ceza infaz kurumlarına nakledilenlerin iç güvenlik görevlileri nezaretinde katılmaları sağlanacaktır.”
15. Genç Yetişkin Hükümlü ve Tutukluların Eğitim ve İyileştirme İşlemleri ve Diğer Hükümler
Hakkında 46/1 No’lu Genelge’nin “Eğitim-Öğretim Çalışmaları” başlıklı 4. Bölümünün F Yüksek
Öğretim Çalışmaları başlığının;
15.1. Birinci fıkrasında; “Herhangi bir yükseköğretim kurumuna devam ederken tutuklanan veya hüküm giyen öğrencilerin ya da ceza infaz kurumundayken üniversite sınavını kazanan hükümlü ve tutukluların kapalı ceza infaz kurumlarından, okullarının kabul etmesi durumunda, dış güvenlik görevlisi muhafazasında, açık ceza infaz kurumlarından iç güvenlik görevlisi nezaretinde ara, yılsonu, bütünleme ve mazeret sınavlarına katılmaları sağlanacaktır. Talebi olması hâlinde okullarının kabul etmesi koşuluyla kayıt dondurma işlemi yapılması için girişimlerde de bulunulacaktır.”, Hükümleri yer almaktadır.
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ
16. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; hazırlanan “Kısmen Tavsiye Kısmen Ret Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden 17. Başvuran 1 numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen başvurusunda; aile, sağlık ve eğitim nedeniyle Sakarya L Tipi 1,2,3 Nolu, Kocaeli T Tipi 1,2 Nolu, Marmara L Tipi 2,3,7 Nolu, Maltepe L Tipi 1,2,3 Nolu, Kartal H Tipi ve Ümraniye T Tipi kapalı Ceza İnfaz Kurumlarından birine isteğe bağlı naklinin yapılmasını talep etmektedir.
18. Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazıyla ulaşılmak istenen temel amaç, Kanunun 3. maddesinde, “…öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmak…” olarak ifade edilmiştir. Bu düzenleme doğrultusunda Kanun koyucu, bir taraftan suçun karşılığı olan cezanın uygulanmasıyla benzer fiilleri engellemeyi hedeflemekte; diğer taraftan ise, hükümlüyü topluma kazandırarak sosyal barışı tesis etmeye çabalamaktadır. Dolayısıyla hapis cezasının infazının amacı, sadece belli bir yerde çekilmesi gereken cezanın sürekliliği için hükümlünün infaz kurumunda muhafaza edilmesi değildir. Hükümlü, cezanın infazından sonra yeniden topluma döneceğinden, infaz sırasında hükümlünün yeniden toplumun bir üyesi olmasını sağlamak ve suç işlenmesini önlemek amacıyla iyileştirilmesi gerekliliği ön plana çıkmıştır. Bu bakımdan, hükümlülerin maddi ve manevi yönden sağlıklı olmaları infaz rejiminin ıslah edici rolünün bir parçasıdır.
19. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 3’ün maddesi, Anayasamızın 17’nci maddesi ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 2’in ve 6’ncı maddelerinde kötü muamele yasaklanmıştır.
20. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 71’inci maddesinde; hükümlülerin sağlık hizmetlerinden yararlanma hakkının güvence altına alındığı, anılan kanunun 80’inci
maddesinde; hükümlülerin ihtiyaç duyulması halinde hastaneye sevkine kurum hekimi tarafından karar verileceği ve kurum hekimi tarafından kurum idaresine bildirim yapılacağı düzenlenmiştir. Ceza İnfaz
Kurumlarının Yönetim, Dış Koruma, Hükümlü ve Tutukluların Sevk ve Nakilleri ile Sağlık Hizmetlerinin
Yürütülmesi Hakkında Protokol’ün 29’uncu maddesinde; hükümlü ve tutukluların acil veya hayati bir sağlık sorunu nedeniyle muayene, teşhis ve tedavi amacıyla kurumun bulunduğu yerdeki sağlık kuruluşuna hekim raporu ile hekimin bulunmaması hâlinde ise kurum amiri veya nöbetçi amirinin yazılı izni ile sevk edileceği, acil durumlarda acil çağrı merkezi vasıtasıyla 112 acil yardım aracıyla sevk isteneceği düzenlenmiş, anılan Protokol’ün 33’üncü maddesinde hükümlülerin yatarak tedavi edilmeleri gerektiğinde öncelikle hükümlüler için ayrılmış koğuşlarda tedavilerinin yapılacağı, aynı Protokol’ün 34’üncü maddesinde hükümlü ve tutukluların öncelikle bulunduğu yer veya en yakın devlet ve üniversite hastanelerinin hükümlüler için ayrılmış koğuşlarında tedavi edileceği, buralarda tedavilerinin mümkün olmadığı sağlık kurulu raporuyla tespit edilmesi halinde en yakın ve hükümlü koğuşu bulunan devlet veya üniversite hastanelerine sevkinin yapılabileceği düzenlenmiştir. Hükümlülerin hastalık nedeniyle naklini düzenleyen 5275 sayılı Kanunun 57’inci maddesi ile Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel
Müdürlüğünün Ceza İnfaz Kurumlarında Barındırılanların Uluslararası Standartlarda İnsan Hakları
Merkezli Sağlığa Erişimi ve Tedavileri, Tedavileri Nedeniyle Nakilleri, ceza Tehiri İşlemleri Konulu 06/01/2020 Tarihli ve 172 Nolu Genelgesinin yukarıda yer verilen maddelerinde de hükümlülerin hastaneye sevkleri konusunda Protokol’le benzer düzenlemelerin yer aldığı görülmüştür.
21. 5275 sayılı Kanunun 53-58. maddelerinde ‘Hükümlülerin nakilleri’ başlığı altında, nakile ilişkin hükümler düzenlenmiş, 54. maddede ‘Kendi istekleri ile nakil’, 55. maddede ‘Disiplin nedeniyle nakil’, 56.
maddede ‘Zorunlu nedenlerle nakil’, 57. maddede ‘Hastalık nedeniyle nakil’ şartları düzenlenmiştir.
22. Anayasamızın 20. maddesi, AİHS’nin 8. maddesi uyarınca, herkesin ‘özel ve aile hayatına saygı hakkına’ sahip olduğu düzenlenmiştir. Hapis cezasına mahkumiyet, doğası gereği, hükümlünün özel ve aile hayatının kısıtlanması sonucunu doğuracaktır. Ancak mahkûmun yakınları ile bağlantıda kalmasının, özel ve aile hayatına saygı hakkının esaslı unsurlarından olduğu ve cezaevi idaresinin bu konuda gerekli yardımı sağlaması gerektiği Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından vurgulanan bir husustur. (Messina v. Italy, 25498/94; EpnersGefners v. Latvia, 37862/02)
23. AİHM, Vintman davasına ilişkin olarak vermiş olduğu 23/01/2015 tarihli Daire kararında (Vintman v.
Ukrayna, 28403/05); AİHS’nin, mahkûmlara cezalarının nerede infaz edileceği konusunda bir seçim hakkı tanımadığını, mahkûmların ailelerinden ayrı olduklarını ve ailelerinden uzak olmalarının hapis cezasının bir sonucu olduğunu, ancak, mahkûmun, ailesinin ziyaretlerini zorlaştıracak ya da imkânsız hale getirebilecek denli uzak bir bölgede barındırılmasının, aile hayatına müdahale teşkil edebileceğini belirtmiştir. Mahkeme orantılılık yönünden yaptığı incelemesinde ise; mahkûmun, ailesine yakın bir kuruma transfer talebinin reddi için, cezaevlerindeki aşırı yoğunluğun meşru bir gerekçe olarak öne sürülebileceğini, ancak bu durumda dahi mahkûmun görece daha yakın cezaevlerine nakli hususunun değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Aksi halde, yani kişinin nispeten daha yakın bir bölgeye nakli önünde meşru bir engel yokken uzakta bulunan bir kurumda barındırılması halinde, AİHS’nin 8.
maddesinin ihlali sonucu doğabileceğini vurgulamıştır.
24. Hem AİHM kararlarında, hem Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 9 Aralık 1988 tarihli ve 43/173 sayılı kararıyla kabul edilen, “Herhangi Bir Şekilde Tutulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunmasına İlişkin
Prensipler Bütünü” nün ilgili maddesinde, hem Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Üye Devletlere
Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararının 17.1. maddesinde, hükümlülerin evlerine (ailelerine) yakın ceza infaz kurumuna yerleştirilmelerinin uygun olduğu belirtilmiştir.
25. Hükümlülerin dış dünyayla temaslarının makul düzeyde devam ettirilmesi, bu bağlamda özellikle aileleriyle etkin bir iletişim kurmalarına yardımcı olunması, bu kişilerin rehabilitasyonu ile de yakından ilgilidir. Aile bağlarının korunup geliştirilmesinin hükümlülerin psikolojisi açısından olumlu sonuçlar doğurduğu, yeniden sosyalleşmeleri ve tekrar suç işlemelerinin önlenmesinde önemli bir unsur olduğu sıklıkla ifade edilmektedir (Bu konuda bakınız; İngiltere ve Galler Bölgesi Ceza İnfaz Kurumları
Denetçiliği, Yetişkin Mahkûmların Rehabilitasyonu konulu Rapor, Eylül 2014).
26. 5275 sayılı Kanunun “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6. maddesinin (b)
bendinde, hükümlülerin, insan onuruna yaraşan maddî ve manevî koşullar altında düzenli bir yaşam sürdürmelerinin sağlanacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda, idarenin söz konusu bendin gereği olarak, hükümlülerin iyi şartlar altında cezalarını çekmesini temin etme yükümlülüğü bulunmaktadır.
27. 5275 sayılı Kanunun 53-58. maddelerinde ‘Hükümlülerin nakilleri’ başlığı altında, nakile ilişkin hükümler düzenlenmiş, 54. maddede ‘Kendi istekleri ile nakil’ şartları düzenlenmiştir. 5275 sayılı Kanun, ilgili Yönetmelik ve 167 sayılı Genelge hükümlülerin, eğitim, öğretim nedeniyle başka ceza infaz kurumlarına yerleştirilmelerine yönelik emredici bir hüküm içermemektedir. Buna karşılık 5275 sayılı Kanun, ilgili Yönetmelik ve 167 sayılı Genelge’de, ‘Kendi istekleri ile nakil’ hükmü kapsamında, maddede düzenlenen şartlar mevcut olduğu takdirde naklin mümkün olduğu düzenlenmiştir.
28. Anayasa’nın 42. maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz. Öğrenim hakkının kapsamı kanunla tespit edilir ve düzenlenir.”
29. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne ek Türkiye’nin taraf olduğu 1 No.lu Protokol’ün 2. maddesi şöyledir: “Hiç kimse eğitim hakkından yoksun bırakılamaz.”
30. Mahkûmlar, Anayasa’nın 19. maddesi kapsamında hukuka uygun “bir mahkûmiyet kararına bağlı olarak tutma” şeklinde değerlendirilebilecek kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı dışında Anayasa’nın ve
Sözleşme’nin ortak alanı kapsamında kalan temel hak ve hürriyetlerin tamamına genel olarak sahiptirler (Hirst/Birleşik Krallık, B.No. 74025/01, 6/10/2005). Bununla birlikte mahkûmların temel hak ve hürriyetlere genel olarak sahip olmaları, bu hakların mahkûmlar için ceza infaz kurumu dışındaki bireyler kadar güvence altına alındığı anlamında değerlendirilmemelidir.
31. Eğitim hakkı için de aynı değerlendirme mümkündür. Tutuklu ve hükümlülerin eğitim hakkına yönelik değerlendirmelerde tutuklu ve hükümlüler açısından ceza infaz kurumunda bulunmanın doğal ve kaçınılmaz sonuçları göz önünde tutulmalıdır. Zira tutuklu ve hükümlülerin temel hak ve hürriyetlere genel olarak sahip olmaları, bu hakların tutuklu ve hükümlüler için ceza infaz kurumu dışındaki bireyler kadar güvence altına alındığı anlamında değerlendirilmemelidir. Ceza infaz kurumlarının işlevi ve amacı kapsamında tutuklu ve hükümlülerin hakları ceza infaz kurumuna girmekle zaten sınırlanmıştır. Temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılmasına ilişkin olarak Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen kanunla, meşru bir amaçla ve demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olarak ölçülü olma şartları gözetilerek mahkûmların haklarına yönelik sınırlandırma yapılması mümkündür.
32. AİHM de, “hükümlüler”in bir mahkeme tarafından verilen mahkumiyetin infazı için tutuldukları süreye karşılık gelen süre boyunca (Epistatu/Ramanya, B. No: 29343/10, 24/9/2013), “tutuklular”ın ise devam etmekte olan bir yargılama esnasındaki yasal tutukluluk süresi zarfında (Baltan/Türkiye, B. No: 32777/09, 27/3/2012) tam zamanlı eğitime erişimlerinin engellenmesinin ek 1 No.lu Protokol’ün 2. maddesinin birinci cümlesi kapsamında eğitimden yoksun bırakma olarak değerlendirilemeyeceği görüşündedir. Bu kapsamda
AİHM, Sözleşme’ye hükümlü veya tutukluların ceza infaz kurumunda bulundukları süre zarfında fiilen eğitimlerine devam edememelerinin eğitim hakkını ihlal ettiğine ilişkin başvuruları açıkça dayanaktan yoksun bulmaktadır (Durmaz, Işık, Unutmaz ve Sezal/Türkiye, B. No: 46506/99, 46569/99, 46570/99, 4/9/2001).
33. 27/07/2007 tarihli ve 46/1 Nolu Genelge’nin; 4/F-1’inci maddesi; “Herhangi bir yüksek öğretim kurumuna devam ederken tutuklanan veya hüküm giyen öğrencilerin ya da ceza infaz kurumundayken üniversite sınavını kazanan hükümlü ve tutukluların kapalı ceza infaz kurumlarından, okullarının kabul etmesi durumunda, dış güvenlik görevlisi muhafazasında ara, yıl sonu, bütünleme ve mazeret sınavlarına katılmaları sağlanacaktır.” hükmü yer almaktadır. Yer verilen mevzuat kapsamında devlete; tutuklanan veya hüküm giyen öğrencilerin derslere devam etmesini sağlamak adına pozitif bir yükümlülük yüklenmemiştir. Mevzuat kapsamında, devletin yükümlülüğü, okullarının kabul etmesi durumunda, tutuklu/hükümlülerin sınavlara katılmalarını sağlamak olarak belirlenmiştir.
34. İdarenin cevabi yazıları ve ekleri incelendiğinde; 34.1. Başvuranın naklini talep ettiği ceza infaz kurumların kapasitelerinin dolu olması nedeniyle naklinin uygun görülmediği, 34.2. Başvuranın bilgi formunun incelenmesi sonucunda infaz edilmemiş ve kaldırılmamış herhangi bir disiplin cezasının bulunmadığı, 34.3. Başvuranın barındırıldığı Sungurlu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1200, mevcudunun 1218, doluluk oranının %102 olduğu, 34.4. Başvuranın naklini talep ettiği; – Sakarya 2 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1322, mevcudunun 1258, doluluk oranının %95, – Sakarya 1 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1670, mevcudunun 1438, doluluk oranının %86, – Kocaeli 1 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1000, mevcudunun 1551, doluluk oranının %155, – Kocaeli 2 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1000, mevcudunun 1380, doluluk oranının %138, – Marmara 7 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1704, mevcudunun 2208, doluluk oranının %130,
– Marmara 3 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1677, mevcudunun 2192, doluluk oranının %131, – Marmara 2 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1716, mevcudunun 2457, doluluk oranının %143, – Maltepe 3 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1756, mevcudunun 2765, doluluk oranının %157, – Maltepe 2 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1756, mevcudunun 2246, doluluk oranının %128, – Maltepe 1 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1756, mevcudunun 2463, doluluk oranının %140 olduğu, 34.5. Sakarya 1 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinde artışa gidilmiş ise de, bu durumun adı geçenin de tabi olduğu 5275 sayılı Kanun’un 9 uncu maddesi kapsamında barındırılan hükümlü ve tutuklular bakımından herhangi bir değişikliğe neden olmadığı, Sakarya 2 No.lu L Tipi Kapalı
Ceza İnfaz Kurumunun hizmete yeni açıldığı, personel entegrasyonun tamamlanmadığı, Sakarya 3 No.lu L
Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun ise, hizmete açılmadığı ve mahkum kabulüne başlamaması nedeniyle anılan kurumlara nakil talebinin uygun görülmediği, 34.6. Başvuranın, nakil talebinde bulunduğu Kartal H Tipi ve Ümraniye T Tipi Kapalı Ceza İnfaz
Kurumları ise, suç türü itibarıyla konumuna uygun olmadığı, 34.7. Başvuranın 5275 sayılı Kanun’un 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca yüksek güvenlikli veya bir bölümü yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılmak zorunda olduğu, naklini talep ettiği kurumlarda terör suçundan bulunan hükümlü/tutuklulara ayrılan odaların kapasitelerinin ise dolu olduğu, 34.8. Sungurlu Devlet Hastanesinde tedavisinin yapılıp yapılmayacağına dair herhangi bir sağlık raporunun bulunmadığı, ancak ileri tetkik ve tedavisinin sağlanabilmesi için Hitit Üniversitesi Çorum Erol Olçok
Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edildiği, burada tedavisi için Ankara Bilkent Şehir Hastanesine sevkinin sağlandığı, 34.9. Başvuranın rahatsızlığından dolayı ceza tehirinin gerekip gerekmediğinin tespit edilmesi için
18.11.2022 tarihinde Hitit Üniversitesi Çorum Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi Sağlık Kurulu
tarafından başlatılan muayeneleri neticesinde 28.11.2022 tarihli ve protokol numaralı Sağlık
Kurulu raporunda “Ceza tehiri gerekmez. Ceza infazının ceza infaz kurumunda infazı halinde hayati tehlike arz etmez. Ağır hasta değildir. Bakıma muhtaç değildir. Rehabilitasyon merkezinde kalmasına gerek yoktur.” ifadelerine yer verildiği, 34.10. Başvuranın rahatsızlıklarından dolayı 24.05.2022 tarihinde Sungurlu Devlet Hastanesi Göz
Polikliniğine, 14.10.2022 Sungurlu Devlet Hastanesi Göz Polikliniğine ve 24.11.2022 tarihinde de
Sungurlu Devlet Hastanesi Dahiliye Polikliniğine sevk edildiği, Dahiliye Polikliniğinde yapılan muayenesi sonucu Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Göz Polikliniğine sevk edildiği, ayrıca adı geçenin tetkik ve tedavisinin Ankara Bilkent Şehir Hastanesinde devam ettiği, 34.11. Başvuranın son 6 ayda 8 kez kapalı/açık görüş gerçekleştirdiği ve düzenli telefon görüşü yaptığı, Anlaşılmıştır.
35. Hükümlülerin hastalık nedeniyle naklini düzenleyen 5275 sayılı Kanunun 57’inci maddesi ile Adalet
Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün Ceza İnfaz Kurumlarında Barındırılanların
Uluslararası Standartlarda İnsan Hakları Merkezli Sağlığa Erişimi ve Tedavileri, Tedavileri Nedeniyle
Nakilleri, ceza Tehiri İşlemleri Konulu 06/01/2020 Tarihli ve 172 Nolu Genelgesinin yukarıda yer verilen maddelerinde açıkça görüleceği ücere; hükümlülerin hastalık nedeniyle nakil olabilmelerinin “Sağlık kurulu raporuyla, acil ve hayati tehlikesi bulunması hâlinde, mevcut ise biri hastalığın uzmanı olmak üzere, iki uzman hekim tarafından verilip, başhekim tarafından onaylanan ve hastalığın sebebi, tedavinin hangi sebeple bulunduğu hastanede gerçekleştirilemediği, hastaya nerede ve ne tür bir tedavinin uygulanması gerektiğini açıkça belirten bir raporla” mümkündür. Tedavi için nakil halinde da öncelikle, en yakın ve mahkûm koğuşu bulunan Devlet veya üniversite hastaneleri tercih edilecektir. Başvuranın tedavi amacıyla mevzuata uygun olarak en yakın devlet hastanelerine sevkinin yapılarak tedavisine devam edildiği, başvuranın tedavi nedeniyle İstanbul iline sevk edilmesinin zorunlu olmadığı, bu nedenle başvuranın sağlık nedeniyle sevk talebinin reddedilmesinde hukuka aykırı bir yön tespit edilememiştir.
36. Somut olayda; başvuran ailesini bulunduğu ve eğitim gördüğü İstanbul ili veya Sakarya ilinde bulunan ceza infaz kurumlarından birine nakil talebinde bulunmuştur. Mevzuat kapsamında, devletin yükümlülüğü tutuklu/hükümlülerin okullarının kabul etmesi durumunda, dış güvenlik görevlisi muhafazasında ara, yılsonu, bütünleme ve mazeret sınavlarına katılmalarını sağlamak ile sınırlıdır.
37. Başvuranın isteğe bağlı nakil talebiyle ilgili olarak ise; hükümlülerin ailelerine yakın ceza infaz kurumunda barındırılmaları, ceza infaz kurumlarının kapasitesi ve hükümlülerin yerleştirilmelerinde dikkat edilmesi gereken diğer hususlar nedeniyle maddi olarak her zaman uygun olmadığı, başvuranın talep ettiği ailesine yakın ceza infaz kurumlarının ise kapasitesinin oldukça dolu olduğu, ayrıca başvuranın nakil talep ettiği ceza infaz kurumlarının yüksek güvenlikli kısmında kapasitenin uygun olması gerektiği hususları göz önünde bulundurulduğunda, başvuranın nakil talebinin reddedilmesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olduğu, bununla birlikte başvuranın nakil koşullarını taşıması kaydıyla (disiplin cezası almamış olması ya da kaldırılmış olması / nakil giderlerini peşin ödemeyi kabul etmeleri gibi) başvuranın nakil talep ettiği ceza infaz kurumlarının hâlihazırda kapasitelerinin oldukça dolu olması nedeni ile nakli sağlanamamış olsa da nakil talep edilen kurumlarda boşalma olması yahut ailesine daha yakın illerde durumuna uygun ve kapasitesi müsait kurumların bulunması durumunda nakil taleplerinin idarece yeniden değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 38. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup söz konusu ilkeler yönünden yapılan
değerlendirme neticesinde; başvurana itiraz ve şikayet mercii ve süresi bildirildiğinden “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkelerine uygun davranıldığı, başvuru kapsamında ilgili idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde Kurumumuza gönderilmediği, bu nedenle “makul sürede karar verme”, “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davranılmadığı görülmüş olup idarenin bu ilkelere de uygun davranması beklenmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
39. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 17 nci maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu Denetçiliği Kurumuna dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup, anılan Kanunun 21 inci maddenin birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurum tarafından reddedilmesi hâlinde, (varsa) durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlar, 21 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise (varsa) durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup ilgili
İdarenin işlemine karşı Ankara İdare Mahkemesi nezdinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçelerle, BAŞVURUNUN KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİNE, Başvuranın talep ettiği kurumlara nakledilmesi talebinin REDDİNE, Diğer yandan başvuranın nakil koşullarını taşıması kaydıyla, talep ettiği kurumlarda boşalma olması yahut ailesine daha yakın illerde durumuna uygun ve kapasitesi müsait infaz kurumlarının bulunması durumunda nakil talebinin yeniden değerlendirilmesi hususunda ADALET BAKANLIĞI’NA TAVSİYEDE
BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca,
Adalet Bakanlığı tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararının BAŞVURANA VE ADALET BAKANLIĞINA tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi
/